78. An-Naba سُورَةُ النَّبَإِ 📕 Mushaf görünümünde aç
▶ Sureyi dinle Okuyan: Mişarî Râşid el-Afâsî Mahmûd Halîl el-Hüsarî Muhammed Siddîk el-Minşâvî Ebû Bekr eş-Şâtırî Mâhir el-Muaykılî Alî el-Huzeyfî Her ayeti bir kez 2 kez 3 kez 5 kez 10 kez oku
● Med ● Kalkale ● Ğunne ● İhfâ ● İdğâm (ğunneli) ● İdğâm (ğunnesiz) ● İklâb ● Okunmayan harf
78:1 ▶ ⧉ ☆
عَمّ َ يَتَسَا ٓءَلُو نَ
يَتَسَآءَلُونَ
birbirlerine soruyorlar
Süleyman Ateş Birbirlerine hangi şeyden soruyorlar
عَنِ ٱ ل نّ َبَإِ ٱ لْعَظِي مِ
Süleyman Ateş O büyük haberden mi
ٱلَّذِى هُمْ فِيهِ مُخْتَلِفُو نَ
مُخْتَلِفُونَ
ayrılığa düşmektedirler
Süleyman Ateş Ki onlar onda ayrılığa düşmektedirler
78:4 ▶ ⧉ ☆
كَلَّا سَيَعْلَمُو نَ
سَيَعْلَمُونَ
yakında bilecekler
Süleyman Ateş Hayır (dedikleri gibi değil), yakında bilecekler
ثُمّ َ كَلَّا سَيَعْلَمُو نَ
سَيَعْلَمُونَ
yakında bilecekler
Süleyman Ateş Sonra hayır (dedikleri gibi değil), yakında bilecekler
78:6 ▶ ⧉ ☆
أَلَمْ نَجْ عَلِ ٱ لْأَرْضَ مِهَـٰ دًا
Süleyman Ateş Yapmadık mı biz, Arzı bir beşik
78:7 ▶ ⧉ ☆
وَٱ لْجِبَالَ أَوْتَادًا
Süleyman Ateş Dağları birer kazık
78:8 ▶ ⧉ ☆
وَخَلَقْ نَـٰ كُمْ أَزْوَٲ جًا
وَخَلَقْنَـٰكُمْ
ve sizi yarattık
Süleyman Ateş Ve sizi çift çift yarattık
78:9 ▶ ⧉ ☆
وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتًا
Süleyman Ateş Uykunuzu dinlenme yaptık
78:10 ▶ ⧉ ☆
وَجَعَلْنَا ٱ لَّيْلَ لِبَاسًا
Süleyman Ateş Geceyi (sizi sarıp örten) bir giysi yaptık
78:11 ▶ ⧉ ☆
وَجَعَلْنَا ٱ ل نّ َهَارَ مَعَاشًا
Süleyman Ateş Gündüzü de geçim zamanı yaptık
78:12 ▶ ⧉ ☆
وَبَنَيْنَا فَوْقَكُمْ سَبْ عًا ش ِدَادًا
Süleyman Ateş Üstünüzde yedi sağlam (gök) bina ettik
78:13 ▶ ⧉ ☆
وَجَعَلْنَا سِرَاجًا و َهَّاجًا
وَهَّاجًۭا
parıl parıl parlayan
Süleyman Ateş Ve (orada) parıl parıl parlayan bir lamba yarattık
78:14 ▶ ⧉ ☆
وَأَنز َلْنَا مِنَ ٱ لْمُعْصِرَٲ تِ مَا ٓءً ث َجَّاجًا
ٱلْمُعْصِرَٰتِ
the rain clouds
Süleyman Ateş Sıkışan(bulut)lardan şarıl şarıl su indirdik
78:15 ▶ ⧉ ☆
لِّنُخْرِجَ بِهِۦ حَبًّا و َنَبَاتًا
لِّنُخْرِجَ
çıkaralım diye
Süleyman Ateş Ki onunla çıkaralım: Dane(ler), bitki(ler)
78:16 ▶ ⧉ ☆
وَجَنّ َـٰ تٍ أَلْفَافًا
أَلْفَافًا
birbirine sarmaş dolaş
Süleyman Ateş Ve (ağaçları) birbirine sarmaş dolaş bahçeler
78:17 ▶ ⧉ ☆
إِنّ َ يَوْمَ ٱ لْفَصْلِ كَانَ مِيقَـٰ تًا
كَانَ
belirlenmiş bir vakittir
مِيقَـٰتًۭا
an appointed time
Süleyman Ateş Muhakkak ki (haklının, haksızın ayırdedileceği) hüküm günü, belirlenmiş bir vakittir
78:18 ▶ ⧉ ☆
يَوْمَ يُنف َخُ فِى ٱ ل صُّورِ فَتَأْتُونَ أَفْوَاجًا
Süleyman Ateş O gün Sur'a üflenir, bölük bölük gelirsiniz
78:19 ▶ ⧉ ☆
وَفُتِحَتِ ٱ ل سَّمَا ٓءُ فَكَانَتْ أَبْ وَٲ بًا
Süleyman Ateş Gök açılmış, kapı kapı olmuştur
78:20 ▶ ⧉ ☆
وَسُيِّرَتِ ٱ لْجِبَالُ فَكَانَتْ سَرَابًا
وَسُيِّرَتِ
ve yürütülmüştür
Süleyman Ateş Dağlar yürütülmüş, bir serab olmuştur
78:21 ▶ ⧉ ☆
إِنّ َ جَهَنّ َمَ كَانَتْ مِرْصَادًا
مِرْصَادًۭا
gözetleme yeri
Süleyman Ateş Cehennem de gözetleme yeri olmuş(suçluları gözetleyip durmakta)dır
78:22 ▶ ⧉ ☆
لِّلطَّـٰ غِينَ مَـَٔـابًا
مَـَٔابًۭا
varacağı yerdir
Süleyman Ateş Azgınların varacağı yerdir
78:23 ▶ ⧉ ☆
لَّـٰ بِثِينَ فِيهَآ أَحْقَابًا
لَّـٰبِثِينَ
kalacaklardır
Süleyman Ateş Orada çağlar boyu kalacalardır
78:24 ▶ ⧉ ☆
لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًا و َلَا شَرَابًا
يَذُوقُونَ
they will taste
Süleyman Ateş Orada ne bir serinlik, ne de içilecek bir şey tadarlar
78:25 ▶ ⧉ ☆
إِلَّا حَمِيمًا و َغَسَّاقًا
Süleyman Ateş Yalnız kaynar su ve irin (içerler)
78:26 ▶ ⧉ ☆
جَزَا ٓءً و ِفَاقًا
Süleyman Ateş Yaptıklarına uygun bir ceza olarak
78:27 ▶ ⧉ ☆
إِنّ َهُمْ كَانُواْ لَا يَرْجُونَ حِسَابًا
Süleyman Ateş Çünkü onlar bir hesap (görüleceğini) ummuyorlardı
78:28 ▶ ⧉ ☆
وَكَذَّبُواْ بِـَٔـايَـٰ تِنَا كِذَّابًا
وَكَذَّبُوا۟
ve yalanlamışlardı
بِـَٔايَـٰتِنَا
ayetlerimizi
Süleyman Ateş Ayetlerimizi de tamamen yalanlamışlardı
78:29 ▶ ⧉ ☆
وَكُلَّ شَىْءٍ أَحْصَيْنَـٰ هُ كِتَـٰ بًا
Süleyman Ateş Biz de her şeyi sayıp yazmıştık
فَذُوقُواْ فَلَن ن َّزِيدَكُمْ إِلَّا عَذَابًا
نَّزِيدَكُمْ
size artırmayacağız
Süleyman Ateş Şimdi tadın (yaptıklarınızın tadını), artık size azabdan başka bir şey artırmayacağız! So taste (of that which ye have earned). No increase do We give you save of torment
78:31 ▶ ⧉ ☆
إِنّ َ لِلْمُتَّقِينَ مَفَازًا
لِلْمُتَّقِينَ
muttakiler için vardır
Süleyman Ateş Korunanlar için de başarı ödülü vardır
78:32 ▶ ⧉ ☆
حَدَا ٓئِقَ وَأَعْنَـٰ بًا
Süleyman Ateş Bahçeler, bağlar
78:33 ▶ ⧉ ☆
وَكَوَاعِبَ أَتْرَابًا
وَكَوَاعِبَ
ve göğüsleri tomurcuklanmış
Süleyman Ateş Göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar
78:34 ▶ ⧉ ☆
وَكَأْسًا د ِهَاقًا
Süleyman Ateş Ve dolu kadeh(ler)
78:35 ▶ ⧉ ☆
لَّا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا و َلَا كِذَّٲ بًا
يَسْمَعُونَ
they will hear
Süleyman Ateş Orada ne boş söz ne de yalan işitirler
78:36 ▶ ⧉ ☆
جَزَا ٓءً م ِّن ر َّبِّكَ عَطَا ٓءً حِسَابًا
Süleyman Ateş Rabbinden bir karşılık, yeterli bir bağış olarak
78:37 ▶ ⧉ ☆
رَّبِّ ٱ ل سَّمَـٰ وَٲ تِ وَٱ لْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ٱ ل رَّحْمَـٰ نِۖ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًا
بَيْنَهُمَا
ikisi arasında
ٱلرَّحْمَـٰنِ ۖ
çok merhametli
يَمْلِكُونَ
they have power
Süleyman Ateş Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi, çok merhametli (Rab). O'nun (izni olmadan) huzurunda konuşamazlar
يَوْمَ يَقُومُ ٱ ل رُّوحُ وَٱ لْمَلَـٰٓ ئِكَةُ صَفًّاۖ ل َّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ ٱ ل رَّحْمَـٰ نُ وَقَالَ صَوَابًا
وَٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ
ve melekler
يَتَكَلَّمُونَ
they will speak
Süleyman Ateş O gün Ruh ve melekler , sıra sıra dururlar. Ancak Rahman'ın izin verdiği konuşabilir, o da doğruyu söyler
78:39 ▶ ⧉ ☆
ذَٲ لِكَ ٱ لْيَوْمُ ٱ لْحَقُّۖ فَمَن ش َا ٓءَ ٱ تَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَـَٔـابًا
Süleyman Ateş İşte bu, hak günüdür. Artık dileyen, Rabbine varan bir yol tutar
78:40 ▶ ⧉ ☆
إِنّ َآ أَنذ َرْنَـٰ كُمْ عَذَابًا ق َرِيبًا ي َوْمَ يَنظ ُرُ ٱ لْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ ٱ لْكَافِرُ يَـٰ لَيْتَنِى كُنت ُ تُرَٲ بَۢا
أَنذَرْنَـٰكُمْ
siz uyardık
Süleyman Ateş Biz sizi yakın bir azab ile uyardık. O gün kişi, ellerinin (yapıp) öne sürdüğü işlere bakar ve kafir: "Keşke ben, toprak olsaydım!" der
← Önceki Sonraki →