78. An-Naba سُورَةُ النَّبَإِ
Süleyman AteşBirbirlerine hangi şeyden soruyorlar
Yusuf AliConcerning what are they disputing
«عمَّ» عن أي شيء «يتساءلون» يسال بعض قريش بعضا.
Süleyman AteşO büyük haberden mi
Yusuf AliConcerning the Great News
«عن النبأ العظيم» بيان لذلك الشيء والاستفهام لتفخيمه وهو ما جاء به النبي صلى الله عليه وسلم من القرآن المشتمل على البعث وغيره.
Süleyman AteşKi onlar onda ayrılığa düşmektedirler
Yusuf AliAbout which they cannot agree
«الذي هم فيه مختلفون» فالمؤمنون يثبتونه والكافرون ينكرونه.
Süleyman AteşHayır (dedikleri gibi değil), yakında bilecekler
Yusuf AliVerily, they shall soon (come to) know
«كلا» ردع «سيعلمون» ما يحل بهم على إنكارهم له.
Süleyman AteşSonra hayır (dedikleri gibi değil), yakında bilecekler
Yusuf AliVerily, verily they shall soon (come to) know
«ثم كلا سيعلمون» تأكيد وجيء فيه بثم للإيذان بأن الوعيد الثاني أشد من الأول، ثم أومأ تعالى إلى القدرة على البعث فقال:
Süleyman AteşYapmadık mı biz, Arzı bir beşik
Yusuf AliHave We not made the earth as a wide expanse
«ألم نجعل الأرض مهادا» فراشا كالمهد.
Süleyman AteşDağları birer kazık
Yusuf AliAnd the mountains as pegs
«والجبال أوتادا» تثبت بها الأرض كما تثبت الخيام بالأوتاد، والاستفهام للتقرير.
Süleyman AteşVe sizi çift çift yarattık
Yusuf AliAnd (have We not) created you in pairs
«وخلقناكم أزواجا» ذكورا وإناثا.
Süleyman AteşUykunuzu dinlenme yaptık
Yusuf AliAnd made your sleep for rest
«وجعلنا نومكم سباتا» راحة لأبدانكم.
Süleyman AteşGeceyi (sizi sarıp örten) bir giysi yaptık
Yusuf AliAnd made the night as a covering
«وجعلنا الليل لباسا» ساترا بسواده.
Süleyman AteşGündüzü de geçim zamanı yaptık
Yusuf AliAnd made the day as a means of subsistence
«وجعلنا النهار معاشا» وقتا للمعايش.
Süleyman AteşÜstünüzde yedi sağlam (gök) bina ettik
Yusuf AliAnd (have We not) built over you the seven firmaments
«وبنينا فوقكم سبعا» سبع سماوات «شدادا» جمع شديدة، أي قوية محكمة لا يؤثر فيها مرور الزمان.
Süleyman AteşVe (orada) parıl parıl parlayan bir lamba yarattık
Yusuf AliAnd placed (therein) a Light of Splendour
«وجعلنا سراجا» منيرا «وهاجا» وقادا: يعني الشمس.
Süleyman AteşSıkışan(bulut)lardan şarıl şarıl su indirdik
Yusuf AliAnd do We not send down from the clouds water in abundance
«وأنزلنا من المعصرات» السحابات التي حان لها أن تمطر، كالمعصر الجارية التي دنت من الحيض «ماءً ثجاجا» صبابا.
Süleyman AteşKi onunla çıkaralım: Dane(ler), bitki(ler)
Yusuf AliThat We may produce therewith corn and vegetables
«لنخرج به حبا» كالحنطة «ونباتا» كالتين.
Süleyman AteşVe (ağaçları) birbirine sarmaş dolaş bahçeler
Yusuf AliAnd gardens of luxurious growth
«وجنات» بساتين «ألفافا» ملتفة، جمع لفيف كشريف وأشراف.
Süleyman AteşMuhakkak ki (haklının, haksızın ayırdedileceği) hüküm günü, belirlenmiş bir vakittir
Yusuf AliVerily the Day of Sorting out is a thing appointed
«إن يوم الفصل» بين الخلائق «كان ميقاتا» وقتا للثواب والعقاب.
Süleyman AteşO gün Sur'a üflenir, bölük bölük gelirsiniz
Yusuf AliThe Day that the Trumpet shall be sounded, and ye shall come forth in crowds
«يوم ينفخ في الصور» القرن بدل من يوم الفصل أو بيان له والنافخ إسرافيل «فتأتون» من قبوركم إلى الموقف «أفواجا» جماعات مختلفة.
Süleyman AteşGök açılmış, kapı kapı olmuştur
Yusuf AliAnd the heavens shall be opened as if there were doors
«وفُتِّحت السماء» بالتشديد والتخفيف شققت لنزول الملائكة «فكانت أبوابا» ذات أبواب.
Süleyman AteşDağlar yürütülmüş, bir serab olmuştur
Yusuf AliAnd the mountains shall vanish, as if they were a mirage
«وسيِّرت الجبال» ذهب بها عن أماكنها «فكانت سرابا» هباء، أي مثله في خفة سيرها.
Süleyman AteşCehennem de gözetleme yeri olmuş(suçluları gözetleyip durmakta)dır
Yusuf AliTruly Hell is as a place of ambush
«إن جهنم كانت مرصادا» راصدة أو مرصدة.
Süleyman AteşAzgınların varacağı yerdir
Yusuf AliFor the transgressors a place of destination
«للطاغين» الكافرين فلا يتجاوزونها «مآبا» مرجعا لهم فيدخلونها.
Süleyman AteşOrada çağlar boyu kalacalardır
Yusuf AliThey will dwell therein for ages
«لابثين» حال مقدرة، أي مقدَّرا لبثهم «فيها أحقابا» دهورا لا نهاية لها جمع حقب بضم أوله.
Süleyman AteşOrada ne bir serinlik, ne de içilecek bir şey tadarlar
Yusuf AliNothing cool shall they taste therein, nor any drink
«لا يذوقون فيها بردا» نوما فإنهم لا يذوقونه «ولا شرابا» ما يشرب تلذذا.
Süleyman AteşYalnız kaynar su ve irin (içerler)
Yusuf AliSave a boiling fluid and a fluid, dark, murky, intensely cold
«إلا» لكن «حميما» ماءً حارا غاية الحرارة «وغسَّاقا» بالتخفيف والتشديد ما يسيل من صديد أهل النار فإنهم يذوقونه جوزوا بذلك.
Süleyman AteşYaptıklarına uygun bir ceza olarak
Yusuf AliA fitting recompense (for them)
«جزاءً وفاقا» موافقا لعملهم فلا ذنب أعظم من الكفر ولا عذاب أعظم من النار.
Süleyman AteşÇünkü onlar bir hesap (görüleceğini) ummuyorlardı
Yusuf AliFor that they used not to fear any account (for their deeds)
«إنهم كانوا لا يرجون» يخافون «حسابا» لإنكارهم البعث.
Süleyman AteşAyetlerimizi de tamamen yalanlamışlardı
Yusuf AliBut they (impudently) treated Our Signs as false
«وكذبوا بآياتنا» القرآن «كِذَّابا» تكذيبا.
Süleyman AteşBiz de her şeyi sayıp yazmıştık
Yusuf AliAnd all things have We preserved on record
«وكل شيءٍ» من الأعمال «أحصيناه» ضبطناه «كتابا» كتبا في اللوح المحفوظ لنجازي عليه ومن ذلك تكذيبهم بالقرآن.
Süleyman AteşŞimdi tadın (yaptıklarınızın tadını), artık size azabdan başka bir şey artırmayacağız! So taste (of that which ye have earned). No increase do We give you save of torment
Yusuf AliSo taste ye (the fruits of your deeds); for no increase shall We grant you, except in Punishment
«فذوقوا» أي فيقال لهم في الآخرة عند وقوع العذاب ذوقوا جزاءكم «فلن نزيدكم إلا عذابا» فوق عذابكم.
Süleyman AteşKorunanlar için de başarı ödülü vardır
Yusuf AliVerily for the Righteous there will be a fulfilment of (the heart's) desires
«إن للمتقين مفازا» مكان فوز في الجنة.
Süleyman AteşBahçeler, bağlar
Yusuf AliGardens enclosed, and grapevines
«حدائق» بساتين بدل من مفازا أو بيان له «وأعنابا» عطف على مفازا.
Süleyman AteşGöğüsleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar
Yusuf AliCompanions of equal age
«وكواعب» جواري تكعبت ثديهن جمع كاعب «أترابا» على سن واحد، جمع تِرب بكسر التاء وسكون الراء.
Süleyman AteşVe dolu kadeh(ler)
Yusuf AliAnd a cup full (to the brim)
(وكأسا دهاقا) خمرا مالئة محالها، وفي سورة القتال: "" وأنهار من خمر "".
Süleyman AteşOrada ne boş söz ne de yalan işitirler
Yusuf AliNo vanity shall they hear therein, nor Untruth
«لا يسمعون فيها» أي الجنة عند شرب الخمر وغيرها من الأحوال «لغوا» باطلا من القول «ولا كذَابا» بالتخفيف، أي: كذبا، وبالتشديد أي تكذيبا من واحد لغيره بخلاف ما يقع في الدنيا عند شرب الخمر.
Süleyman AteşRabbinden bir karşılık, yeterli bir bağış olarak
Yusuf AliRecompense from thy Lord, a gift, (amply) sufficient
«جزاءً من ربك» أي جزاهم الله بذلك جزاء «عطاءً» بدل من جزاء «حسابا» أي كثيرا، من قولهم: أعطاني فأحسبني، أي أكثر علي حتى قلت حسبي.
Süleyman AteşGöklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi, çok merhametli (Rab). O'nun (izni olmadan) huzurunda konuşamazlar
Yusuf Ali(From) the Lord of the heavens and the earth, and all between, (God) Most Gracious: None shall have power to argue with Him
«ربِّ السماوات والأرض» بالجر والرفع «وما بينهما الرحمنِ» كذلك وبرفعه مع جر رب «لا يملكون» أي الخلق «منه» تعالى «خطابا» أي لا يقدر أحد أن يخاطبه خوفا منه.
Süleyman AteşO gün Ruh ve melekler, sıra sıra dururlar. Ancak Rahman'ın izin verdiği konuşabilir, o da doğruyu söyler
Yusuf AliThe Day that the Spirit and the angels will stand forth in ranks, none shall speak except any who is permitted by (God) Most Gracious, and He will say what is right
«يوم» ظرف لـ لا يملكون «يقوم الروح» جبريل أو جند الله «والملائكة صفا» حال، أي مصطفين «لا يتكلمون» أي الخلق «إلا من أذن له الرحمن» في الكلام «وقال» قولا «صوابا» من المؤمنين والملائكة كأن يشفعوا لمن ارتضى.
Süleyman Ateşİşte bu, hak günüdür. Artık dileyen, Rabbine varan bir yol tutar
Yusuf AliThat Day will be the sure Reality: Therefore, whoso will, let him take a (straight) return to his Lord
«ذلك اليوم الحق» الثابت وقوعه وهو يوم القيامة «فمن شاء اتخذ إلى ربه مآبا» مرجعا، أي رجع إلى الله بطاعته ليسلم من العذاب فيه.
Süleyman AteşBiz sizi yakın bir azab ile uyardık. O gün kişi, ellerinin (yapıp) öne sürdüğü işlere bakar ve kafir: "Keşke ben, toprak olsaydım!" der
Yusuf AliVerily, We have warned you of a Penalty near, the Day when man will see (the deeds) which his hands have sent forth, and the Unbeliever will say, "Woe unto me! Would that I were (metre) dust
«إنا أنذرناكم» يا كفار مكة «عذابا قريبا» عذاب يوم القيامة الآتي، وكل آت قريب «يوم» ظرف لعذابا بصفته «ينظر المرء» كل امرئ «ما قدمت يداه» من خير وشر «ويقول الكافر يا» حرف تنبيه «ليتني كنت ترابا» يعني فلا أعذب يقول ذلك عندما يقول الله تعالى للبهائم بعد الاقتصاص من بعضها لبعض: كوني ترابا.