80. Abasa سُورَةُ عَبَسَ
Süleyman AteşSurat astı ve döndü
Ali BulaçSurat astı ve yüz çevirdi
Süleyman AteşNe bilirsin belki o arınacak
Ali BulaçNerden biliyorsun; belki o, temizlenip-arınacak
Süleyman AteşYahut öğüt dinleyecek de öğüt, kendisine yarayacak
Ali BulaçVeya öğüt alacak; böylelikle bu öğüt kendisine yarar sağlayacak
Süleyman AteşKendisini zengin görüp tenezzül etmeyene gelince
Ali BulaçFakat kendini müstağni gören (hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını sanan) ise
Süleyman AteşSen ona yöneliyorsun
Ali Bulaçİşte sen, onda 'yankı uyandırmaya’ çalışıyorsun
Süleyman AteşOnun arınmamasından sana ne
Ali BulaçOysa, onun temizlenip-arınmasından sana ne
Süleyman AteşFakat koşarak sana gelen
Ali BulaçAma koşarak sana gelen ise
Süleyman AteşSaygılı olarak gelmişken
Ali BulaçKi o, 'içi titreyerek korkar' bir durumdadır
Süleyman AteşSen onunla ilgilenmiyorsun
Ali BulaçSen ona aldırış etmeden oyalanıyorsun
Süleyman AteşHayır (olmaz böyle şey); o (ayetler), bir hatırlatmadır
Ali BulaçHayır; çünkü o (Kur'an), bir öğüttür
Süleyman AteşDileyen onu düşünüp öğüt alır
Ali BulaçArtık dileyen, onu 'düşünüp-öğüt alsın
Süleyman Ateş(O öğüt) Sahifeler içindedir: Değer verilen
Ali BulaçO (Kur'an), 'şerefli-üstün' sahifelerdedir
Süleyman AteşSaygı ile yükseltilen, tertemiz (sayfalar)
Ali BulaçYüceltilmiş, tertemiz (mutahhar) kılınmış
Süleyman AteşYazıcıların ellerinde
Ali BulaçKatiplerin ellerinde
Süleyman AteşDeğerli, iyi (yazıcıların)
Ali Bulaç(Ki onlar,) Üstün değerli, 'iyilik ve dürüstlük sembolü
Süleyman AteşKahrolası insan, ne kadar da nankördür
Ali BulaçKahrolası insan, ne kadar nankördür
Süleyman Ateş(Allah) Onu hangi şeyden yarattı
Ali Bulaç(Allah) Onu hangi şeyden yarattı
Süleyman AteşNutfe (sperm)den. Onu yarattı, ona biçim verdi
Ali BulaçBir damla sudan yarattı da onu 'bir ölçüyle biçime soktu
Süleyman AteşSonra ona yolu kolaylaştırdı
Ali BulaçSonra ona yolu kolaylaştırdı
Süleyman AteşSonra onu öldürdü, kabre koydurdu
Ali BulaçSonra onu öldürdü, böylece kabre gömdürdü
Süleyman AteşSonra dilediği zaman onu diriltip kaldırdı
Ali BulaçSonra dilediği zaman onu diriltir
Süleyman AteşHayır, insan, O'nun kendisine emrettiğini yapmadı
Ali BulaçHayır; ona (Allah'ın) emrettiğini yerine getirmedi
Süleyman Ateşİnsan şu yiyeceğine baksın
Ali BulaçBir de insan, yediğine bir bakıversin
Süleyman AteşBiz suyu iyice döktük
Ali BulaçBiz şüphesiz, suyu akıttıkça akıttık
Süleyman AteşSonra toprağı güzelce yardık da
Ali BulaçSonra yeri yardıkça yardık
Süleyman AteşOrada bitirdik: Dane
Ali BulaçBöylece onda taneler bitirdik
Süleyman AteşÜzüm, yonca
Ali BulaçÜzümler, yoncalar
Süleyman AteşZeytin, hurma
Ali BulaçZeytinler, hurmalar
Süleyman Ateşİri ve gür bahçeler
Ali BulaçBoyları birbiriyle yarışan ve içiçe girmiş ağaçlı bahçeler
Süleyman AteşMeyva ve çayır
Ali BulaçMeyveler ve otlaklıklar
Süleyman AteşSizin ve hayvanlarınızın geçimi için
Ali BulaçSize ve hayvanlarınıza bir yarar (meta) olmak üzere
Süleyman AteşÇarpınca kulakları sağır eden o gürültü geldiği zaman
Ali BulaçFakat 'kulakları patlatırcasına olan o gürleme' geldiği zaman
Süleyman Ateşİşte o gün kişi kaçar: kardeşinden
Ali BulaçKişi o gün, kendi kardeşinden kaçar
Süleyman AteşAnasından, babasından
Ali BulaçAnnesinden ve babasından
Süleyman AteşEşinden ve oğullarından
Ali BulaçEşinden ve çocuklarından
Süleyman AteşO gün, onlardan her kişinin, kendisine yeter derecede işi vardır
Ali BulaçO gün, onlardan her birisinin kendine yetecek bir işi vardır
Süleyman AteşYüzler var ki o gün parıl parıl
Ali BulaçO gün, öyle yüzler vardır ki apaydınlıktır
Süleyman AteşGüleç, sevinçli
Ali BulaçGüler ve sevinç içindedir
Süleyman AteşYüzler de var ki o gün tozlanmış
Ali BulaçVe o gün, öyle yüzler de vardır ki üzerini toz bürümüştür
Süleyman AteşOnları karanlık bürümüş (öylesine üzgün, öylesine dertli)
Ali BulaçBir karartı sarıp-kaplamıştır
Süleyman Ateşİşte onlar kafirler, Hak'tan sapanlardır
Ali Bulaçİşte onlar da, kafir, facir olanlardır