80. Abasa سُورَةُ عَبَسَ
Süleyman AteşSurat astı ve döndü
Ali BulaçSurat astı ve yüz çevirdi
Yusuf Ali(The Prophet) frowned and turned away
Süleyman AteşKör geldi diye
Ali BulaçKendisine o kör geldi diye
Yusuf AliBecause there came to him the blind man (interrupting)
Süleyman AteşNe bilirsin belki o arınacak
Ali BulaçNerden biliyorsun; belki o, temizlenip-arınacak
Yusuf AliBut what could tell thee but that perchance he might grow (in spiritual understanding)
Süleyman AteşYahut öğüt dinleyecek de öğüt, kendisine yarayacak
Ali BulaçVeya öğüt alacak; böylelikle bu öğüt kendisine yarar sağlayacak
Yusuf AliOr that he might receive admonition, and the teaching might profit him
Süleyman AteşKendisini zengin görüp tenezzül etmeyene gelince
Ali BulaçFakat kendini müstağni gören (hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını sanan) ise
Yusuf AliAs to one who regards Himself as self-sufficient
Süleyman AteşSen ona yöneliyorsun
Ali Bulaçİşte sen, onda 'yankı uyandırmaya’ çalışıyorsun
Yusuf AliTo him dost thou attend
Süleyman AteşOnun arınmamasından sana ne
Ali BulaçOysa, onun temizlenip-arınmasından sana ne
Yusuf AliThough it is no blame to thee if he grow not (in spiritual understanding)
Süleyman AteşFakat koşarak sana gelen
Ali BulaçAma koşarak sana gelen ise
Yusuf AliBut as to him who came to thee striving earnestly
Süleyman AteşSaygılı olarak gelmişken
Ali BulaçKi o, 'içi titreyerek korkar' bir durumdadır
Yusuf AliAnd with fear (in his heart)
Süleyman AteşSen onunla ilgilenmiyorsun
Ali BulaçSen ona aldırış etmeden oyalanıyorsun
Yusuf AliOf him wast thou unmindful
Süleyman AteşHayır (olmaz böyle şey); o (ayetler), bir hatırlatmadır
Ali BulaçHayır; çünkü o (Kur'an), bir öğüttür
Yusuf AliBy no means (should it be so)! For it is indeed a Message of instruction
Süleyman AteşDileyen onu düşünüp öğüt alır
Ali BulaçArtık dileyen, onu 'düşünüp-öğüt alsın
Yusuf AliTherefore let whoso will, keep it in remembrance
Süleyman Ateş(O öğüt) Sahifeler içindedir: Değer verilen
Ali BulaçO (Kur'an), 'şerefli-üstün' sahifelerdedir
Yusuf Ali(It is) in Books held (greatly) in honour
Süleyman AteşSaygı ile yükseltilen, tertemiz (sayfalar)
Ali BulaçYüceltilmiş, tertemiz (mutahhar) kılınmış
Yusuf AliExalted (in dignity), kept pure and holy
Süleyman AteşYazıcıların ellerinde
Ali BulaçKatiplerin ellerinde
Yusuf Ali(Written) by the hands of scribes
Süleyman AteşDeğerli, iyi (yazıcıların)
Ali Bulaç(Ki onlar,) Üstün değerli, 'iyilik ve dürüstlük sembolü
Yusuf AliHonourable and Pious and Just
Süleyman AteşKahrolası insan, ne kadar da nankördür
Ali BulaçKahrolası insan, ne kadar nankördür
Yusuf AliWoe to man! What hath made him reject God
Süleyman Ateş(Allah) Onu hangi şeyden yarattı
Ali Bulaç(Allah) Onu hangi şeyden yarattı
Yusuf AliFrom what stuff hath He created him
Süleyman AteşNutfe (sperm)den. Onu yarattı, ona biçim verdi
Ali BulaçBir damla sudan yarattı da onu 'bir ölçüyle biçime soktu
Yusuf AliFrom a sperm-drop: He hath created him, and then mouldeth him in due proportions
Süleyman AteşSonra ona yolu kolaylaştırdı
Ali BulaçSonra ona yolu kolaylaştırdı
Yusuf AliThen doth He make His path smooth for him
Süleyman AteşSonra onu öldürdü, kabre koydurdu
Ali BulaçSonra onu öldürdü, böylece kabre gömdürdü
Yusuf AliThen He causeth him to die, and putteth him in his grave
Süleyman AteşSonra dilediği zaman onu diriltip kaldırdı
Ali BulaçSonra dilediği zaman onu diriltir
Yusuf AliThen, when it is His Will, He will raise him up (again)
Süleyman AteşHayır, insan, O'nun kendisine emrettiğini yapmadı
Ali BulaçHayır; ona (Allah'ın) emrettiğini yerine getirmedi
Yusuf AliBy no means hath he fulfilled what God hath commanded him
Süleyman Ateşİnsan şu yiyeceğine baksın
Ali BulaçBir de insan, yediğine bir bakıversin
Yusuf AliThen let man look at his food, (and how We provide it)
Süleyman AteşBiz suyu iyice döktük
Ali BulaçBiz şüphesiz, suyu akıttıkça akıttık
Yusuf AliFor that We pour forth water in abundance
Süleyman AteşSonra toprağı güzelce yardık da
Ali BulaçSonra yeri yardıkça yardık
Yusuf AliAnd We split the earth in fragments
Süleyman AteşOrada bitirdik: Dane
Ali BulaçBöylece onda taneler bitirdik
Yusuf AliAnd produce therein corn
Süleyman AteşÜzüm, yonca
Ali BulaçÜzümler, yoncalar
Yusuf AliAnd Grapes and nutritious plants
Süleyman AteşZeytin, hurma
Ali BulaçZeytinler, hurmalar
Yusuf AliAnd Olives and Dates
Süleyman Ateşİri ve gür bahçeler
Ali BulaçBoyları birbiriyle yarışan ve içiçe girmiş ağaçlı bahçeler
Yusuf AliAnd enclosed Gardens, dense with lofty trees
Süleyman AteşMeyva ve çayır
Ali BulaçMeyveler ve otlaklıklar
Yusuf AliAnd fruits and fodder
Süleyman AteşSizin ve hayvanlarınızın geçimi için
Ali BulaçSize ve hayvanlarınıza bir yarar (meta) olmak üzere
Yusuf AliFor use and convenience to you and your cattle
Süleyman AteşÇarpınca kulakları sağır eden o gürültü geldiği zaman
Ali BulaçFakat 'kulakları patlatırcasına olan o gürleme' geldiği zaman
Yusuf AliAt length, when there comes the Deafening Noise
Süleyman Ateşİşte o gün kişi kaçar: kardeşinden
Ali BulaçKişi o gün, kendi kardeşinden kaçar
Yusuf AliThat Day shall a man flee from his own brother
Süleyman AteşAnasından, babasından
Ali BulaçAnnesinden ve babasından
Yusuf AliAnd from his mother and his father
Süleyman AteşEşinden ve oğullarından
Ali BulaçEşinden ve çocuklarından
Yusuf AliAnd from his wife and his children
Süleyman AteşO gün, onlardan her kişinin, kendisine yeter derecede işi vardır
Ali BulaçO gün, onlardan her birisinin kendine yetecek bir işi vardır
Yusuf AliEach one of them, that Day, will have enough concern (of his own) to make him indifferent to the others
Süleyman AteşYüzler var ki o gün parıl parıl
Ali BulaçO gün, öyle yüzler vardır ki apaydınlıktır
Yusuf AliSome faces that Day will be beaming
Süleyman AteşGüleç, sevinçli
Ali BulaçGüler ve sevinç içindedir
Yusuf AliLaughing, rejoicing
Süleyman AteşYüzler de var ki o gün tozlanmış
Ali BulaçVe o gün, öyle yüzler de vardır ki üzerini toz bürümüştür
Yusuf AliAnd other faces that Day will be dust-stained
Süleyman AteşOnları karanlık bürümüş (öylesine üzgün, öylesine dertli)
Ali BulaçBir karartı sarıp-kaplamıştır
Yusuf AliBlackness will cover them
Süleyman Ateşİşte onlar kafirler, Hak'tan sapanlardır
Ali Bulaçİşte onlar da, kafir, facir olanlardır
Yusuf AliSuch will be the Rejecters of God, the doers of iniquity