80. Abasa سُورَةُ عَبَسَ
📕 Mushaf görünümünde aç
● Med● Kalkale● Ğunne● İhfâ● İdğâm (ğunneli)● İdğâm (ğunnesiz)● İklâb● Okunmayan harf
80:1
عَبَسَ وَتَوَلَّىٰٓ
Süleyman AteşSurat astı ve döndü
أَن جَآءَهُ ٱلْأَعْمَىٰ
Süleyman AteşKör geldi diye
وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّهُۥ يَزَّكَّىٰٓ
Süleyman AteşNe bilirsin belki o arınacak
أَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ ٱلذِّكْرَىٰٓ
Süleyman AteşYahut öğüt dinleyecek de öğüt, kendisine yarayacak
أَمَّا مَنِ ٱسْتَغْنَىٰ
Süleyman AteşKendisini zengin görüp tenezzül etmeyene gelince
فَأَنتَ لَهُۥ تَصَدَّىٰ
Süleyman AteşSen ona yöneliyorsun
وَمَا عَلَيْكَ أَلَّا يَزَّكَّىٰ
Süleyman AteşOnun arınmamasından sana ne
وَأَمَّا مَن جَآءَكَ يَسْعَىٰ
Süleyman AteşFakat koşarak sana gelen
80:9
وَهُوَ يَخْشَىٰ
Süleyman AteşSaygılı olarak gelmişken
فَأَنتَ عَنْهُ تَلَهَّىٰ
Süleyman AteşSen onunla ilgilenmiyorsun
80:11
كَلَّآ إِنَّهَا تَذْكِرَةٌ
Süleyman AteşHayır (olmaz böyle şey); o (ayetler), bir hatırlatmadır
فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ
Süleyman AteşDileyen onu düşünüp öğüt alır
فِى صُحُفٍ مُّكَرَّمَةٍ
Süleyman Ateş(O öğüt) Sahifeler içindedir: Değer verilen
80:14
مَّرْفُوعَةٍ مُّطَهَّرَةِۭ
Süleyman AteşSaygı ile yükseltilen, tertemiz (sayfalar)
80:15
بِأَيْدِى سَفَرَةٍ
Süleyman AteşYazıcıların ellerinde
80:16
كِرَامِۭ بَرَرَةٍ
Süleyman AteşDeğerli, iyi (yazıcıların)
80:17
قُتِلَ ٱلْإِنسَـٰنُ مَآ أَكْفَرَهُۥ
Süleyman AteşKahrolası insan, ne kadar da nankördür
مِنْ أَىِّ شَىْءٍ خَلَقَهُۥ
Süleyman Ateş(Allah) Onu hangi şeyden yarattı
مِن نُّطْفَةٍ خَلَقَهُۥ فَقَدَّرَهُۥ
Süleyman AteşNutfe (sperm)den. Onu yarattı, ona biçim verdi
ثُمَّ ٱلسَّبِيلَ يَسَّرَهُۥ
Süleyman AteşSonra ona yolu kolaylaştırdı
ثُمَّ أَمَاتَهُۥ فَأَقْبَرَهُۥ
Süleyman AteşSonra onu öldürdü, kabre koydurdu
ثُمَّ إِذَا شَآءَ أَنشَرَهُۥ
Süleyman AteşSonra dilediği zaman onu diriltip kaldırdı
كَلَّا لَمَّا يَقْضِ مَآ أَمَرَهُۥ
Süleyman AteşHayır, insan, O'nun kendisine emrettiğini yapmadı
80:24
فَلْيَنظُرِ ٱلْإِنسَـٰنُ إِلَىٰ طَعَامِهِۦٓ
Süleyman Ateşİnsan şu yiyeceğine baksın
80:25
أَنَّا صَبَبْنَا ٱلْمَآءَ صَبًّا
Süleyman AteşBiz suyu iyice döktük
80:26
ثُمَّ شَقَقْنَا ٱلْأَرْضَ شَقًّا
Süleyman AteşSonra toprağı güzelce yardık da
80:27
فَأَنۢبَتْنَا فِيهَا حَبًّا
Süleyman AteşOrada bitirdik: Dane
80:28
وَعِنَبًا وَقَضْبًا
Süleyman AteşÜzüm, yonca
80:29
وَزَيْتُونًا وَنَخْلاً
Süleyman AteşZeytin, hurma
80:30
وَحَدَآئِقَ غُلْبًا
Süleyman Ateşİri ve gür bahçeler
80:31
وَفَـٰكِهَةً وَأَبًّا
Süleyman AteşMeyva ve çayır
80:32
مَّتَـٰعًا لَّكُمْ وَلِأَنْعَـٰمِكُمْ
Süleyman AteşSizin ve hayvanlarınızın geçimi için
80:33
فَإِذَا جَآءَتِ ٱلصَّآخَّةُ
Süleyman AteşÇarpınca kulakları sağır eden o gürültü geldiği zaman
يَوْمَ يَفِرُّ ٱلْمَرْءُ مِنْ أَخِيهِ
Süleyman Ateşİşte o gün kişi kaçar: kardeşinden
80:35
وَأُمِّهِۦ وَأَبِيهِ
Süleyman AteşAnasından, babasından
80:36
وَصَـٰحِبَتِهِۦ وَبَنِيهِ
Süleyman AteşEşinden ve oğullarından
80:37
لِكُلِّ ٱمْرِىٍٕ مِّنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَأْنٌ يُغْنِيهِ
Süleyman AteşO gün, onlardan her kişinin, kendisine yeter derecede işi vardır
80:38
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ مُّسْفِرَةٌ
Süleyman AteşYüzler var ki o gün parıl parıl
80:39
ضَاحِكَةٌ مُّسْتَبْشِرَةٌ
Süleyman AteşGüleç, sevinçli
80:40
وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌ
Süleyman AteşYüzler de var ki o gün tozlanmış
80:41
تَرْهَقُهَا قَتَرَةٌ
Süleyman AteşOnları karanlık bürümüş (öylesine üzgün, öylesine dertli)
80:42
أُوْلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلْكَفَرَةُ ٱلْفَجَرَةُ
Süleyman Ateşİşte onlar kafirler, Hak'tan sapanlardır
← Önceki Sonraki →