82. Al-Infitaar سُورَةُ الانفِطَارِ
Ali BulaçGök, çatlayıp-yarıldığı zaman
Elmalılı Hamdi YazırGök çatladığı vakit
Yusuf AliWhen the Sky is cleft asunder
Ali BulaçYıldızlar, dağılıp-yayıldığı zaman
Elmalılı Hamdi YazırYıldızlar döküldüğü vakit
Yusuf AliWhen the Stars are scattered
Ali BulaçDenizler, fışkırtılıp-taşırıldığı zaman
Elmalılı Hamdi YazırDenizler yarılıp akıtıldığı vakit
Yusuf AliWhen the Oceans are suffered to burst forth
Ali BulaçVe kabirlerin içi 'deşilip dışa atıldığı' zaman
Elmalılı Hamdi YazırKabirlerin içi dışına getirildiği vakit
Yusuf AliAnd when the Graves are turned upside down
Ali Bulaç(Artık her) Nefis önceden takdim ettiklerini ve ertelediklerini bilip-öğrenmiştir
Elmalılı Hamdi YazırHerkes neyi önünden gönderdiğini ve neyi geri bıraktığını bilir
Yusuf Ali(Then) shall each soul know what it hath sent forward and (what it hath) kept back
Ali BulaçEy insan, 'üstün kerem sahibi' olan Rabbine karşı seni aldatıp-yanıltan nedir
Elmalılı Hamdi YazırEy insan! İhsanı bol Rabb'ine karşı seni aldatan nedir
Yusuf AliO man! What has seduced thee from thy Lord Most Beneficent
Ali BulaçKi O, seni yarattı, 'sana bir düzen içinde biçim verdi' ve seni bir itidal üzere kıldı
Elmalılı Hamdi YazırO Allah ki seni yarattı, seni düzgün yapılı kılıp ölçülü bir biçim verdi
Yusuf AliHim Who created thee. Fashioned thee in due proportion, and gave thee a just bias
Ali BulaçDilediği bir surette seni tertib etti
Elmalılı Hamdi YazırSeni dilediği her hangi bir şekilde parçalardan oluşturdu
Yusuf AliIn whatever Form He wills, does He put thee together
Ali BulaçAsla, hayır; siz dini yalanlıyorsunuz
Elmalılı Hamdi YazırHayır hayır, siz cezayı yalanlıyorsunuz
Yusuf AliDay! nit ye do reject Right and Judgment
Ali BulaçOysa gerçekten sizin üzerinizde koruyucular var
Elmalılı Hamdi YazırOysa üzerinizde koruyucular var
Yusuf AliBut verily over you (are appointed angels) to protect you
Ali BulaçŞerefli-üstün' yazıcılar
Elmalılı Hamdi YazırDeğerli yazıcılar
Yusuf AliKind and honourable,- Writing down (your deeds)
Ali BulaçHer yapmakta olduğunuzu bilirler
Elmalılı Hamdi YazırOnlar, siz her ne yaparsanız bilirler
Yusuf AliThey know (and understand) all that ye do
Ali BulaçŞüphesiz ebrar olanlar, elbette nimetler(le donatılmış cennetler) içindedirler
Elmalılı Hamdi YazırKuşkusuz iyiler nimet içindedirler
Yusuf AliAs for the Righteous, they will be in bliss
Ali BulaçVe şüphesiz facir (kötü) olanlar da, elbette çılgınca yanan ateşin içindedirler
Elmalılı Hamdi YazırKötüler de cehennemdedirler
Yusuf AliAnd the Wicked - they will be in the Fire
Ali BulaçOnlar, din günü oraya yollanırlar
Elmalılı Hamdi YazırCeza günü ona girecekler
Yusuf AliWhich they will enter on the Day of Judgment
Ali BulaçVe ondan ayrılıp-kaybolacak değildirler
Elmalılı Hamdi YazırOnlar o cehennemin gözünden kaçamazlar
Yusuf AliAnd they will not be able to keep away therefrom
Ali BulaçDin gününü sana bildiren şey nedir
Elmalılı Hamdi YazırCeza gününün ne olduğunu sen bilir misin
Yusuf AliAnd what will explain to thee what the Day of Judgment is
Ali BulaçVe yine din gününü sana bildiren şey nedir
Elmalılı Hamdi YazırEvet, bilir misin nedir acaba o ceza günü
Yusuf AliAgain, what will explain to thee what the Day of Judgment is
Ali BulaçHiçbir nefsin bir başka nefse herhangi bir şeye güç yetiremeyeceği gündür; o gün emir yalnızca Allah'ındır
Elmalılı Hamdi YazırO gün, hiç kimsenin başkası için hiçbir şeye sahip olamadığı gündür. O gün buyruk yalnız Allah'ındır
Yusuf Ali(It will be) the Day when no soul shall have power (to do) aught for another: For the command, that Day, will be (wholly) with God