82. Al-Infitaar سُورَةُ الانفِطَارِ
Diyanet İşleri MealiGök yarıldığı zaman
Saheeh InternationalWhen the sky breaks apart
Süleyman AteşGök yarıldığı zaman
مكية"إذا السماء انفطرت"، انشقت.
Diyanet İşleri MealiYıldızlar dağılıp döküldüğü zaman
Saheeh InternationalAnd when the stars fall, scattering
Süleyman AteşYıldızlar saçıldığı zaman
"وإذا الكواكب انتثرت"، تساقطت.
Diyanet İşleri MealiDenizler kaynaştığı zaman
Saheeh InternationalAnd when the seas are erupted
Süleyman AteşDenizler fışkırtıldığı zaman
"وإذا البحار فجرت"، فجر بعضها في بعض، واختلط العذب بالملح، فصارت بحراً واحداً. وقال الربيع: "فجرت": فاضت.
Diyanet İşleri MealiKabirlerin içi dışa çıktığı zaman
Saheeh InternationalAnd when the [contents of] graves are scattered
Süleyman AteşKabirlerin içi dışına getirildiği zaman
"وإذا القبور بعثرت"، بحثت وقلب ترابها وبعث ما فيها من الموتى أحياءً، يقال: بعثرت الحوض وبحثرته، إذا قلبته فجعلت أسفله أعلاه.
Diyanet İşleri Mealiİnsanoğlu, ne yaptığını ve ne yapmadığını görür
Saheeh InternationalA soul will [then] know what it has put forth and kept back
Süleyman AteşHer can, ne (yapıp) öne sürdüğünü ve ne (yapmayıp) geride bıraktığını bilir
( علمت نفس ما قدمت وأخرت ) قيل : " ما قدمت " من عمل صالح أو سيئ و " أخرت " من سنة حسنة أو سيئة . وقيل : " ما قدمت " من الصدقات و " أخرت " من التركات على ما ذكرنا في قوله : " ينبأ الإنسان يومئذ بما قدم وأخر " ( القيامة - 13 ) .
Diyanet İşleri MealiEy insanoğlu! Seni yaratıp sonra şekil veren, düzenleyen, mütenasip kılan, istediği şekilde seni terkip eden, çok cömert olan Rabbine karşı seni aldatan nedir
Saheeh InternationalO mankind, what has deceived you concerning your Lord, the Generous
Süleyman AteşEy insan, seni engin kerem sahibi Rabbine karşı ne aldatıp isyana sürükledi
( يا أيها الإنسان ما غرك بربك الكريم ) ما خدعك وسول لك الباطل حتى أضعت ما وجب عليك . والمعنى : ماذا أمنك من [ عذابه ] قال عطاء : نزلت في الوليد بن المغيرة .وقال الكلبي ومقاتل : نزلت في الأسود بن شريق ضرب النبي فلم يعاقبه الله - عز وجل - فأنزل الله هذه الآية يقول : ما الذي غرك بربك الكريم المتجاوز عنك إذ لم يعاقبك عاجلا بكفرك ؟ قال قتادة : غره عدوه المسلط عليه يعني الشيطان قال مقاتل : غره عفو الله حين لم يعاقبه في أول [ مرة ] . وقال السدي : غره رفق الله به .وقال ابن مسعود : ما منكم من أحد إلا سيخلو الله به يوم القيامة . فيقول : يا ابن آدم ما غرك بي ؟ يا ابن آدم ماذا عملت فيما [ علمت ] ؟ يا ابن آدم ماذا أجبت المرسلين ؟ .وقيل للفضيل بن عياض : لو أقامك الله يوم القيامة فقال : ما غرك بربك الكريم ماذا كنت تقول ؟ قال : أقول غرني ستورك المرخاة .وقال يحيى بن معاذ : لو أقامني بين يديه فقال ما غرك بي ؟ [ فأقول ] غرني بك برك بي سالفا وآنفا .وقال أبو بكر الوراق : لو قال لي : ما غرك بربك الكريم لقلت : غرني كرم الكريم .قال بعض أهل الإشارة : إنما قال بربك الكريم دون سائر أسمائه وصفاته كأنه لقنه الإجابة حتى يقول : غرني كرم الكريم .
Diyanet İşleri MealiEy insanoğlu! Seni yaratıp sonra şekil veren, düzenleyen, mütenasip kılan, istediği şekilde seni terkip eden, çok cömert olan Rabbine karşı seni aldatan nedir
Saheeh InternationalWho created you, proportioned you, and balanced you
Süleyman AteşO (Rab) ki seni yarattı, seni düzenledi, sana ölçülü bir biçim verdi
"الذي خلقك فسواك فعدلك"، قرأ أهل الكوفة وأبو جعفر "فعدلك" بالتخفيف أي صرفك وأمالك إلى أي صورة شاء حسناً وقبيحاً وطويلاً وقصيراً. وقرأ الآخرون بالتشديد أي قومك وجعلك معتدل الخلق والأعضاء.
Diyanet İşleri MealiEy insanoğlu! Seni yaratıp sonra şekil veren, düzenleyen, mütenasip kılan, istediği şekilde seni terkip eden, çok cömert olan Rabbine karşı seni aldatan nedir
Saheeh InternationalIn whatever form He willed has He assembled you
Süleyman AteşSeni(n organlarını) dilediği şekilde birbirine ekledi
( في أي صورة ما شاء ركبك ) قال مجاهد والكلبي ومقاتل : في أي شبه من أب أو أم أو خال أو عم .وجاء في الحديث : أن النطفة إذا استقرت في الرحم أحضر كل عرق بينه وبين آدم ثم قرأ " في أي صورة ما شاء ركبك " . وذكر الفراء قولا آخر : " في أي صورة ما شاء ركبك " إن شاء في صورة إنسان وإن شاء في صورة دابة أو حيوان آخر .
Diyanet İşleri MealiHayır, hayır; doğrusu siz dini yalanlıyorsunuz
Saheeh InternationalNo! But you deny the Recompense
Süleyman AteşHayır, (bu gururunuzun sebebi şudur) siz ceza (görme)yi yalanlıyorsunuz
"كلا بل تكذبون"، قرأ أبو جعفر بالياء، وقرأ الآخرون بالتاء لقوله: "وإن عليكم لحافظين" "بالدين"، بالجزاء والحساب.
Diyanet İşleri MealiOysa, yaptıklarınızı bilen değerli yazıcılar sizi gözetlemektedirler
Saheeh InternationalAnd indeed, [appointed] over you are keepers
Süleyman AteşOysa üzerinizde koruyucu(yaptıklarınızı zabtedici melek)ler vardır
"وإن عليكم لحافظين"، رقباء من الملائكة يحفظون عليكم أعمالكم.
Diyanet İşleri MealiOysa, yaptıklarınızı bilen değerli yazıcılar sizi gözetlemektedirler
Saheeh InternationalNoble and recording
Süleyman AteşDeğerli yazıcılar
"كراماً" على الله، "كاتبين"، يكتبون أقوالكم وأعمالكم.
Diyanet İşleri MealiOysa, yaptıklarınızı bilen değerli yazıcılar sizi gözetlemektedirler
Saheeh InternationalThey know whatever you do
Süleyman AteşYaptığınız herşeyi bilirler
"يعلمون ما تفعلون"، من خير أو شر.
Diyanet İşleri Mealiİyiler şüphesiz nimet içindedirler
Saheeh InternationalIndeed, the righteous will be in pleasure
Süleyman Ateşİyiler ni'met içindedirler
قوله عز وجل: "إن الأبرار لفي نعيم"، الأبرار الذين بروا وصدقوا في إيمانهم بأداء فرائض الله عز وجل واجتناب معاصيه.
Diyanet İşleri MealiAllah'ın buyruğundan çıkanlar cehennemdedirler
Saheeh InternationalAnd indeed, the wicked will be in Hellfire
Süleyman AteşKötüler de yakıcı ateş içindedirler
( وإن الفجار لفي جحيم ) روي أن سليمان بن عبد الملك قال لأبي حازم المدني : ليت شعري ما لنا عند الله ؟ قال : اعرض عملك على كتاب الله فإنك تعلم ما لك عند الله . قال : فأين أجد في كتاب الله ؟ قال عند قوله : " إن الأبرار لفي نعيم وإن الفجار لفي جحيم " قال سليمان : فأين رحمة الله ؟ قال : " قريب من المحسنين " ( الأعراف - 56 ) .
Diyanet İşleri MealiDin Günü oraya girerler
Saheeh InternationalThey will [enter to] burn therein on the Day of Recompense
Süleyman AteşCeza günü oraya girerler
قوله عز وجل: "يصلونها يوم الدين"، يدخلونها يوم القيامة.
Diyanet İşleri MealiOradan bir daha ayrılamazlar
Saheeh InternationalAnd never therefrom will they be absent
Süleyman AteşOnlar ondan (hiçbir yere kaçıp) kaybolacak değillerdir
"وما هم عنها بغائبين".
Diyanet İşleri MealiDin gününün ne olduğunu sen nereden bilirsin
Saheeh InternationalAnd what can make you know what is the Day of Recompense
Süleyman AteşCeza gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin
ثم عظم ذلك اليوم، فقال: "وما أدراك ما يوم الدين".
Diyanet İşleri MealiEvet, din gününün ne olduğunu nereden bileceksin
Saheeh InternationalThen, what can make you know what is the Day of Recompense
Süleyman AteşVe yine ceza gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin
ثم كرر تعجباً لشأنه فقال: "ثم ما أدراك ما يوم الدين".
Diyanet İşleri MealiO gün, kimsenin kimseye hiçbir fayda sağlamayacağı bir gündür. O gün buyruk, yalnız Allah'ındır
Saheeh InternationalIt is the Day when a soul will not possess for another soul [power to do] a thing; and the command, that Day, is [entirely] with Allah
Süleyman AteşO, kimsenin kimseye yardım edemeyeceği bir gündür! O gün buyruk, yalnız Allah'ındır
( يوم لا تملك ) قرأ أهل الكوفة والبصرة : " يوم " برفع الميم ردا على اليوم الأول وقرأ الآخرون بنصبها أي : في يوم يعني : هذه الأشياء في يوم لا تملك ( نفس لنفس شيئا ) قال مقاتل : يعني لنفس كافرة شيئا من المنفعة ( والأمر يومئذ لله ) أي لم يملك الله في ذلك اليوم أحدا شيئا كما ملكهم في الدنيا .