☪ Anlam Arayışı

82. Al-Infitaar سُورَةُ الانفِطَارِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
82:1 📚 5
إِذَا ٱلسَّمَآءُ ٱنفَطَرَتۡ

Elmalılı Hamdi YazırGök çatladığı vakit

Süleyman AteşGök yarıldığı zaman

Ali BulaçGök, çatlayıp-yarıldığı zaman

Tefsîru'l-Begavî
مكية"إذا السماء انفطرت"، انشقت.

82:2
وَإِذَا ٱلۡكَوَاكِبُ ٱنتَثَرَتۡ

Elmalılı Hamdi YazırYıldızlar döküldüğü vakit

Süleyman AteşYıldızlar saçıldığı zaman

Ali BulaçYıldızlar, dağılıp-yayıldığı zaman

Tefsîru'l-Begavî
"وإذا الكواكب انتثرت"، تساقطت.

82:3
وَإِذَا ٱلۡبِحَارُ فُجِّرَتۡ

Elmalılı Hamdi YazırDenizler yarılıp akıtıldığı vakit

Süleyman AteşDenizler fışkırtıldığı zaman

Ali BulaçDenizler, fışkırtılıp-taşırıldığı zaman

Tefsîru'l-Begavî
"وإذا البحار فجرت"، فجر بعضها في بعض، واختلط العذب بالملح، فصارت بحراً واحداً. وقال الربيع: "فجرت": فاضت.

82:4
وَإِذَا ٱلۡقُبُورُ بُعۡثِرَتۡ

Elmalılı Hamdi YazırKabirlerin içi dışına getirildiği vakit

Süleyman AteşKabirlerin içi dışına getirildiği zaman

Ali BulaçVe kabirlerin içi 'deşilip dışa atıldığı' zaman

Tefsîru'l-Begavî
"وإذا القبور بعثرت"، بحثت وقلب ترابها وبعث ما فيها من الموتى أحياءً، يقال: بعثرت الحوض وبحثرته، إذا قلبته فجعلت أسفله أعلاه.

82:5
عَلِمَتۡ نَفۡسࣱ مَّا قَدَّمَتۡ وَأَخَّرَتۡ

Elmalılı Hamdi YazırHerkes neyi önünden gönderdiğini ve neyi geri bıraktığını bilir

Süleyman AteşHer can, ne (yapıp) öne sürdüğünü ve ne (yapmayıp) geride bıraktığını bilir

Ali Bulaç(Artık her) Nefis önceden takdim ettiklerini ve ertelediklerini bilip-öğrenmiştir

Tefsîru'l-Begavî
( علمت نفس ما قدمت وأخرت ) قيل : " ما قدمت " من عمل صالح أو سيئ و " أخرت " من سنة حسنة أو سيئة . وقيل : " ما قدمت " من الصدقات و " أخرت " من التركات على ما ذكرنا في قوله : " ينبأ الإنسان يومئذ بما قدم وأخر " ( القيامة - 13 ) .

82:6
يَٰٓأَيُّهَا ٱلۡإِنسَٰنُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ ٱلۡكَرِيمِ

Elmalılı Hamdi YazırEy insan! İhsanı bol Rabb'ine karşı seni aldatan nedir

Süleyman AteşEy insan, seni engin kerem sahibi Rabbine karşı ne aldatıp isyana sürükledi

Ali BulaçEy insan, 'üstün kerem sahibi' olan Rabbine karşı seni aldatıp-yanıltan nedir

Tefsîru'l-Begavî
( يا أيها الإنسان ما غرك بربك الكريم ) ما خدعك وسول لك الباطل حتى أضعت ما وجب عليك . والمعنى : ماذا أمنك من [ عذابه ] قال عطاء : نزلت في الوليد بن المغيرة .وقال الكلبي ومقاتل : نزلت في الأسود بن شريق ضرب النبي فلم يعاقبه الله - عز وجل - فأنزل الله هذه الآية يقول : ما الذي غرك بربك الكريم المتجاوز عنك إذ لم يعاقبك عاجلا بكفرك ؟ قال قتادة : غره عدوه المسلط عليه يعني الشيطان قال مقاتل : غره عفو الله حين لم يعاقبه في أول [ مرة ] . وقال السدي : غره رفق الله به .وقال ابن مسعود : ما منكم من أحد إلا سيخلو الله به يوم القيامة . فيقول : يا ابن آدم ما غرك بي ؟ يا ابن آدم ماذا عملت فيما [ علمت ] ؟ يا ابن آدم ماذا أجبت المرسلين ؟ .وقيل للفضيل بن عياض : لو أقامك الله يوم القيامة فقال : ما غرك بربك الكريم ماذا كنت تقول ؟ قال : أقول غرني ستورك المرخاة .وقال يحيى بن معاذ : لو أقامني بين يديه فقال ما غرك بي ؟ [ فأقول ] غرني بك برك بي سالفا وآنفا .وقال أبو بكر الوراق : لو قال لي : ما غرك بربك الكريم لقلت : غرني كرم الكريم .قال بعض أهل الإشارة : إنما قال بربك الكريم دون سائر أسمائه وصفاته كأنه لقنه الإجابة حتى يقول : غرني كرم الكريم .

82:7
ٱلَّذِي خَلَقَكَ فَسَوَّىٰكَ فَعَدَلَكَ

Elmalılı Hamdi YazırO Allah ki seni yarattı, seni düzgün yapılı kılıp ölçülü bir biçim verdi

Süleyman AteşO (Rab) ki seni yarattı, seni düzenledi, sana ölçülü bir biçim verdi

Ali BulaçKi O, seni yarattı, 'sana bir düzen içinde biçim verdi' ve seni bir itidal üzere kıldı

Tefsîru'l-Begavî
"الذي خلقك فسواك فعدلك"، قرأ أهل الكوفة وأبو جعفر "فعدلك" بالتخفيف أي صرفك وأمالك إلى أي صورة شاء حسناً وقبيحاً وطويلاً وقصيراً. وقرأ الآخرون بالتشديد أي قومك وجعلك معتدل الخلق والأعضاء.

82:8 📚 3
فِيٓ أَيِّ صُورَةࣲ مَّا شَآءَ رَكَّبَكَ

Elmalılı Hamdi YazırSeni dilediği her hangi bir şekilde parçalardan oluşturdu

Süleyman AteşSeni(n organlarını) dilediği şekilde birbirine ekledi

Ali BulaçDilediği bir surette seni tertib etti

Tefsîru'l-Begavî
( في أي صورة ما شاء ركبك ) قال مجاهد والكلبي ومقاتل : في أي شبه من أب أو أم أو خال أو عم .وجاء في الحديث : أن النطفة إذا استقرت في الرحم أحضر كل عرق بينه وبين آدم ثم قرأ " في أي صورة ما شاء ركبك " . وذكر الفراء قولا آخر : " في أي صورة ما شاء ركبك " إن شاء في صورة إنسان وإن شاء في صورة دابة أو حيوان آخر .

82:9
كَلَّا بَلۡ تُكَذِّبُونَ بِٱلدِّينِ

Elmalılı Hamdi YazırHayır hayır, siz cezayı yalanlıyorsunuz

Süleyman AteşHayır, (bu gururunuzun sebebi şudur) siz ceza (görme)yi yalanlıyorsunuz

Ali BulaçAsla, hayır; siz dini yalanlıyorsunuz

Tefsîru'l-Begavî
"كلا بل تكذبون"، قرأ أبو جعفر بالياء، وقرأ الآخرون بالتاء لقوله: "وإن عليكم لحافظين" "بالدين"، بالجزاء والحساب.

82:10
وَإِنَّ عَلَيۡكُمۡ لَحَٰفِظِينَ

Elmalılı Hamdi YazırOysa üzerinizde koruyucular var

Süleyman AteşOysa üzerinizde koruyucu(yaptıklarınızı zabtedici melek)ler vardır

Ali BulaçOysa gerçekten sizin üzerinizde koruyucular var

Tefsîru'l-Begavî
"وإن عليكم لحافظين"، رقباء من الملائكة يحفظون عليكم أعمالكم.

82:11
كِرَامࣰ ا كَٰتِبِينَ

Elmalılı Hamdi YazırDeğerli yazıcılar

Süleyman AteşDeğerli yazıcılar

Ali BulaçŞerefli-üstün' yazıcılar

Tefsîru'l-Begavî
"كراماً" على الله، "كاتبين"، يكتبون أقوالكم وأعمالكم.

82:12 📚 5
يَعۡلَمُونَ مَا تَفۡعَلُونَ

Elmalılı Hamdi YazırOnlar, siz her ne yaparsanız bilirler

Süleyman AteşYaptığınız herşeyi bilirler

Ali BulaçHer yapmakta olduğunuzu bilirler

Tefsîru'l-Begavî
"يعلمون ما تفعلون"، من خير أو شر.

82:13 📚 16
إِنَّ ٱلۡأَبۡرَارَ لَفِي نَعِيمࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırKuşkusuz iyiler nimet içindedirler

Süleyman Ateşİyiler ni'met içindedirler

Ali BulaçŞüphesiz ebrar olanlar, elbette nimetler(le donatılmış cennetler) içindedirler

Tefsîru'l-Begavî
قوله عز وجل: "إن الأبرار لفي نعيم"، الأبرار الذين بروا وصدقوا في إيمانهم بأداء فرائض الله عز وجل واجتناب معاصيه.

82:14 📚 14
وَإِنَّ ٱلۡفُجَّارَ لَفِي جَحِيمࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırKötüler de cehennemdedirler

Süleyman AteşKötüler de yakıcı ateş içindedirler

Ali BulaçVe şüphesiz facir (kötü) olanlar da, elbette çılgınca yanan ateşin içindedirler

Tefsîru'l-Begavî
( وإن الفجار لفي جحيم ) روي أن سليمان بن عبد الملك قال لأبي حازم المدني : ليت شعري ما لنا عند الله ؟ قال : اعرض عملك على كتاب الله فإنك تعلم ما لك عند الله . قال : فأين أجد في كتاب الله ؟ قال عند قوله : " إن الأبرار لفي نعيم وإن الفجار لفي جحيم " قال سليمان : فأين رحمة الله ؟ قال : " قريب من المحسنين " ( الأعراف - 56 ) .

82:15
يَصۡلَوۡنَهَا يَوۡمَ ٱلدِّينِ

Elmalılı Hamdi YazırCeza günü ona girecekler

Süleyman AteşCeza günü oraya girerler

Ali BulaçOnlar, din günü oraya yollanırlar

Tefsîru'l-Begavî
قوله عز وجل: "يصلونها يوم الدين"، يدخلونها يوم القيامة.

82:16
وَمَا هُمۡ عَنۡهَا بِغَآئِبِينَ

Elmalılı Hamdi YazırOnlar o cehennemin gözünden kaçamazlar

Süleyman AteşOnlar ondan (hiçbir yere kaçıp) kaybolacak değillerdir

Ali BulaçVe ondan ayrılıp-kaybolacak değildirler

Tefsîru'l-Begavî
"وما هم عنها بغائبين".

82:17
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا يَوۡمُ ٱلدِّينِ

Elmalılı Hamdi YazırCeza gününün ne olduğunu sen bilir misin

Süleyman AteşCeza gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin

Ali BulaçDin gününü sana bildiren şey nedir

Tefsîru'l-Begavî
ثم عظم ذلك اليوم، فقال: "وما أدراك ما يوم الدين".

82:18
ثُمَّ مَآ أَدۡرَىٰكَ مَا يَوۡمُ ٱلدِّينِ

Elmalılı Hamdi YazırEvet, bilir misin nedir acaba o ceza günü

Süleyman AteşVe yine ceza gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin

Ali BulaçVe yine din gününü sana bildiren şey nedir

Tefsîru'l-Begavî
ثم كرر تعجباً لشأنه فقال: "ثم ما أدراك ما يوم الدين".

82:19
يَوۡمَ لَا تَمۡلِكُ نَفۡسࣱ لِّنَفۡسࣲ شَيۡـࣰٔ اۖ وَٱلۡأَمۡرُ يَوۡمَئِذࣲ لِّلَّهِ

Elmalılı Hamdi YazırO gün, hiç kimsenin başkası için hiçbir şeye sahip olamadığı gündür. O gün buyruk yalnız Allah'ındır

Süleyman AteşO, kimsenin kimseye yardım edemeyeceği bir gündür! O gün buyruk, yalnız Allah'ındır

Ali BulaçHiçbir nefsin bir başka nefse herhangi bir şeye güç yetiremeyeceği gündür; o gün emir yalnızca Allah'ındır

Tefsîru'l-Begavî
( يوم لا تملك ) قرأ أهل الكوفة والبصرة : " يوم " برفع الميم ردا على اليوم الأول وقرأ الآخرون بنصبها أي : في يوم يعني : هذه الأشياء في يوم لا تملك ( نفس لنفس شيئا ) قال مقاتل : يعني لنفس كافرة شيئا من المنفعة ( والأمر يومئذ لله ) أي لم يملك الله في ذلك اليوم أحدا شيئا كما ملكهم في الدنيا .

← Önceki Sonraki →

82. Al-Infitaar Suresi | Anlam Arayışı