86. At-Taariq سُورَةُ الطَّارِقِ
● Med● Kalkale● Ğunne● İhfâ● İdğâm (ğunneli)● İdğâm (ğunnesiz)● İklâb● Okunmayan harf
Saheeh InternationalBy the sky and the night comer
Süleyman AteşGöğe ve tarık'a andolsun
Saheeh InternationalAnd what can make you know what is the night comer
Süleyman AteşTarık'ın ne olduğunu sen nereden bileceksin
Saheeh InternationalIt is the piercing star
Süleyman AteşParlayan yıldızdır
Saheeh InternationalThere is no soul but that it has over it a protector
Süleyman AteşHiçbir can yoktur ki başında bir koruyucu (bekçi) olmasın
Saheeh InternationalSo let man observe from what he was created
Süleyman Ateşİnsan neden yaratıldığına bir baksın
Saheeh InternationalHe was created from a fluid, ejected
Süleyman AteşAtılan bir sudan yaratıldı
Saheeh InternationalEmerging from between the backbone and the ribs
Süleyman AteşBel ile kaburga kemikleri arasından çıkan (bir sudan)
Saheeh InternationalIndeed, Allah, to return him [to life], is Able
Süleyman AteşO (Allah), onu tekrar döndür(üp yarat)mağa kadirdir
Saheeh InternationalThe Day when secrets will be put on trial
Süleyman AteşGizlilerin (ortaya dökülüp) yoklanacağı gün
Saheeh InternationalThen man will have no power or any helper
Süleyman Ateşİnsanın ne bir gücü, ne de bir yardımcısı vardır
Saheeh InternationalBy the sky which returns [rain]
Süleyman AteşDönüşlü göğe andolsun
Saheeh InternationalAnd [by] the earth which cracks open
Süleyman Ateş(Bitkilerin çıkması için) Çatlayan yere andolsun ki
Saheeh InternationalIndeed, the Qur'an is a decisive statement
Süleyman AteşO (Kur'an), elbette (hak ile batılı) ayırdedici bir sözdür
Saheeh InternationalAnd it is not amusement
Süleyman AteşO, şaka değildir
Saheeh InternationalIndeed, they are planning a plan
Süleyman AteşOnlar (onu iptal etmek için) bir tuzak kuruyorlar
Saheeh InternationalBut I am planning a plan
Süleyman AteşBen de (onları yakalamak için) bir tuzak kuruyorum
Saheeh InternationalSo allow time for the disbelievers. Leave them awhile
Süleyman AteşHele sen o kafirlere mühlet ver, biraz bırak onları (bildiklerine gitsinler)