86. At-Taariq سُورَةُ الطَّارِقِ
Yusuf AliBy the Sky and the Night-Visitant (therein)
Süleyman AteşGöğe ve tarık'a andolsun
Ali BulaçGöğe ve Tarık'a andolsun
Yusuf AliAnd what will explain to thee what the Night-Visitant is
Süleyman AteşTarık'ın ne olduğunu sen nereden bileceksin
Ali BulaçTarık'ın ne olduğunu sana bildiren nedir
Yusuf Ali(It is) the Star of piercing brightness
Süleyman AteşParlayan yıldızdır
Ali Bulaç(Karanlığı) Delen yıldızdır
Yusuf AliThere is no soul but has a protector over it
Süleyman AteşHiçbir can yoktur ki başında bir koruyucu (bekçi) olmasın
Ali BulaçÜzerinde gözetleyici-koruyucu bulunmayan hiçbir nefis (kimse) yoktur
Yusuf AliNow let man but think from what he is created
Süleyman Ateşİnsan neden yaratıldığına bir baksın
Ali Bulaçİnsan bir baksın, hangi şeyden yaratıldı
Yusuf AliHe is created from a drop emitted
Süleyman AteşAtılan bir sudan yaratıldı
Ali BulaçDökülüp atılan bir sudan yaratıldı
Yusuf AliProceeding from between the backbone and the ribs
Süleyman AteşBel ile kaburga kemikleri arasından çıkan (bir sudan)
Ali Bulaç(Bu su,) Bel kemiği ile kaburgalar arasında(ki organlar)dan çıkar
Yusuf AliSurely (God) is able to bring him back (to life)
Süleyman AteşO (Allah), onu tekrar döndür(üp yarat)mağa kadirdir
Ali BulaçŞüphesiz (Allah), onu yeniden-döndürmeye güç yetirendir
Yusuf AliThe Day that (all) things secret will be tested
Süleyman AteşGizlilerin (ortaya dökülüp) yoklanacağı gün
Ali BulaçSırların orta yere çıkarılacağı gün
Yusuf Ali(Man) will have no power, and no helper
Süleyman Ateşİnsanın ne bir gücü, ne de bir yardımcısı vardır
Ali BulaçArtık onun ne gücü vardır, ne yardımcısı
Yusuf AliBy the Firmament which returns (in its round)
Süleyman AteşDönüşlü göğe andolsun
Ali BulaçDönüşlü olan göğe andolsun
Yusuf AliAnd by the Earth which opens out (for the gushing of springs or the sprouting of vegetation)
Süleyman Ateş(Bitkilerin çıkması için) Çatlayan yere andolsun ki
Ali BulaçYarılan yere de
Yusuf AliBehold this is the Word that distinguishes (Good from Evil)
Süleyman AteşO (Kur'an), elbette (hak ile batılı) ayırdedici bir sözdür
Ali BulaçŞüphesiz o (Kur'an), ayırdeden bir sözdür
Yusuf AliIt is not a thing for amusement
Süleyman AteşO, şaka değildir
Ali BulaçO, bir şaka değildir
Yusuf AliAs for them, they are but plotting a scheme
Süleyman AteşOnlar (onu iptal etmek için) bir tuzak kuruyorlar
Ali BulaçDoğrusu onlar, hileli bir düzen planlayıp kuruyorlar
Yusuf AliAnd I am planning a scheme
Süleyman AteşBen de (onları yakalamak için) bir tuzak kuruyorum
Ali BulaçBen de bir düzen kurup hazırlıyorum
Yusuf AliTherefore grant a delay to the Unbelievers: Give respite to them gently (for awhile)
Süleyman AteşHele sen o kafirlere mühlet ver, biraz bırak onları (bildiklerine gitsinler)
Ali BulaçSen kafirlere bir mühlet ver, az bir süre tanı