☪ Anlam Arayışı

86. At-Taariq سُورَةُ الطَّارِقِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
86:1
وَٱلسَّمَآءِ وَٱلطَّارِقِ

Süleyman AteşGöğe ve tarık'a andolsun

Ali BulaçGöğe ve Tarık'a andolsun

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«والسماء والطارق» أصله كل آت ليلا ومنه النجوم لطلوعها ليلا.

86:2
وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا ٱلطَّارِقُ

Süleyman AteşTarık'ın ne olduğunu sen nereden bileceksin

Ali BulaçTarık'ın ne olduğunu sana bildiren nedir

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«وما أدراك» أعلمك «ما الطارق» مبتدأ وخبر في محل المفعول الثاني لأدرى وما بعد الأولى خبرها وفيه تعظيم لشأن الطارق المفسر بما بعده هو.

86:3
ٱلنَّجۡمُ ٱلثَّاقِبُ

Süleyman AteşParlayan yıldızdır

Ali Bulaç(Karanlığı) Delen yıldızdır

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«النجم» أي الثريا أو كل نجم «الثاقب» المضيء لثقبه الظلام بضوئه وجواب القسم.

86:4 📚 2
إِن كُلُّ نَفۡسࣲ لَّمَّا عَلَيۡهَا حَافِظࣱ‏

Süleyman AteşHiçbir can yoktur ki başında bir koruyucu (bekçi) olmasın

Ali BulaçÜzerinde gözetleyici-koruyucu bulunmayan hiçbir nefis (kimse) yoktur

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«إن كل نفس لمَا عليها حافظ» بتخفيف ما فهي مزيدة وإن مخففة من الثقيلة واسمها محذوف، أي إنه واللام فارقة وبتشديدها فإن نافية ولما بمعنى إلا والحافظ من الملائكة يحفظ عملها من خير وشر.

86:5
فَلۡيَنظُرِ ٱلۡإِنسَٰنُ مِمَّ خُلِقَ

Süleyman Ateşİnsan neden yaratıldığına bir baksın

Ali Bulaçİnsan bir baksın, hangi şeyden yaratıldı

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«فلينظر الإنسان» نظر اعتبار «ممَّ خُلق» من أي شيء.

86:6 📚 2
خُلِقَ مِن مَّآءࣲ دَافِقࣲ‏

Süleyman AteşAtılan bir sudan yaratıldı

Ali BulaçDökülüp atılan bir sudan yaratıldı

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
جوابه «خُلق من ماء دافق» ذي اندفاق من الرجل والمرأة في رحمها.

86:7
يَخۡرُجُ مِنۢ بَيۡنِ ٱلصُّلۡبِ وَٱلتَّرَآئِبِ

Süleyman AteşBel ile kaburga kemikleri arasından çıkan (bir sudan)

Ali Bulaç(Bu su,) Bel kemiği ile kaburgalar arasında(ki organlar)dan çıkar

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«يخرج من بين الصلب» للرجل «والترائب» للمرأة وهي عظام الصدر.

86:8 📚 2
إِنَّهُۥ عَلَىٰ رَجۡعِهِۦ لَقَادِرࣱ‏

Süleyman AteşO (Allah), onu tekrar döndür(üp yarat)mağa kadirdir

Ali BulaçŞüphesiz (Allah), onu yeniden-döndürmeye güç yetirendir

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«إنه» تعالى «على رجعه» بعث الإنسان بعد موته «لقادر» فإذا اعتبر أصله علم أن القادر على ذلك قادر على بعثه.

86:9
يَوۡمَ تُبۡلَى ٱلسَّرَآئِرُ

Süleyman AteşGizlilerin (ortaya dökülüp) yoklanacağı gün

Ali BulaçSırların orta yere çıkarılacağı gün

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«يوم تبلى» تختبر وتكشف «السرائر» ضمائر القلوب في العقائد والنيات.

86:10 📚 2
فَمَا لَهُۥ مِن قُوَّةࣲ وَلَا نَاصِرࣲ‏

Süleyman Ateşİnsanın ne bir gücü, ne de bir yardımcısı vardır

Ali BulaçArtık onun ne gücü vardır, ne yardımcısı

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«فما له» لمنكر البعث «من قوة» يمتنع بها من العذاب «ولا ناصر» يدفعه عنه.

86:11
وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلرَّجۡعِ

Süleyman AteşDönüşlü göğe andolsun

Ali BulaçDönüşlü olan göğe andolsun

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«والسماء ذات الرجع» المطر لعوده كل حين.

86:12
وَٱلۡأَرۡضِ ذَاتِ ٱلصَّدۡعِ

Süleyman Ateş(Bitkilerin çıkması için) Çatlayan yere andolsun ki

Ali BulaçYarılan yere de

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«والأرض ذات الصدع» الشق عن النبات.

86:13 📚 1
إِنَّهُۥ لَقَوۡلࣱ فَصۡلࣱ‏

Süleyman AteşO (Kur'an), elbette (hak ile batılı) ayırdedici bir sözdür

Ali BulaçŞüphesiz o (Kur'an), ayırdeden bir sözdür

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«إنه» أي القرآن «لقول فصل» يفصل بين الحق والباطل.

86:14 📚 1
وَمَا هُوَ بِٱلۡهَزۡلِ

Süleyman AteşO, şaka değildir

Ali BulaçO, bir şaka değildir

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«وما هو بالهزل» باللعب والباطل.

86:15
إِنَّهُمۡ يَكِيدُونَ كَيۡدࣰ ا

Süleyman AteşOnlar (onu iptal etmek için) bir tuzak kuruyorlar

Ali BulaçDoğrusu onlar, hileli bir düzen planlayıp kuruyorlar

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«إنهم» أي الكفار «يكيدون كيدا» يعملون المكايد للنبي صلى الله عليه وسلم.

86:16
وَأَكِيدُ كَيۡدࣰ ا

Süleyman AteşBen de (onları yakalamak için) bir tuzak kuruyorum

Ali BulaçBen de bir düzen kurup hazırlıyorum

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«وأكيد كيدا» أستدرجهم من حيث لا يعلمون.

86:17
فَمَهِّلِ ٱلۡكَٰفِرِينَ أَمۡهِلۡهُمۡ رُوَيۡدَۢا

Süleyman AteşHele sen o kafirlere mühlet ver, biraz bırak onları (bildiklerine gitsinler)

Ali BulaçSen kafirlere bir mühlet ver, az bir süre tanı

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«فمهِّل» يا محمد «الكافرين أمهلهم» تأكيد حسَّنهُ مخالفة اللفظ، أي أنظرهم «رويدا» قليلا وهو مصدر مؤكد لمعنى العامل مصغر رود أو أرواد على الترخيم وقد أخذهم الله تعالى ببدر ونسخ الإمهال بآية السيف، أي الأمر بالقتال والجهاد.

← Önceki Sonraki →

86. At-Taariq Suresi | Anlam Arayışı