86. At-Taariq سُورَةُ الطَّارِقِ
Süleyman AteşGöğe ve tarık'a andolsun
Ali BulaçGöğe ve Tarık'a andolsun
«والسماء والطارق» أصله كل آت ليلا ومنه النجوم لطلوعها ليلا.
Süleyman AteşTarık'ın ne olduğunu sen nereden bileceksin
Ali BulaçTarık'ın ne olduğunu sana bildiren nedir
«وما أدراك» أعلمك «ما الطارق» مبتدأ وخبر في محل المفعول الثاني لأدرى وما بعد الأولى خبرها وفيه تعظيم لشأن الطارق المفسر بما بعده هو.
Süleyman AteşParlayan yıldızdır
Ali Bulaç(Karanlığı) Delen yıldızdır
«النجم» أي الثريا أو كل نجم «الثاقب» المضيء لثقبه الظلام بضوئه وجواب القسم.
Süleyman AteşHiçbir can yoktur ki başında bir koruyucu (bekçi) olmasın
Ali BulaçÜzerinde gözetleyici-koruyucu bulunmayan hiçbir nefis (kimse) yoktur
«إن كل نفس لمَا عليها حافظ» بتخفيف ما فهي مزيدة وإن مخففة من الثقيلة واسمها محذوف، أي إنه واللام فارقة وبتشديدها فإن نافية ولما بمعنى إلا والحافظ من الملائكة يحفظ عملها من خير وشر.
Süleyman Ateşİnsan neden yaratıldığına bir baksın
Ali Bulaçİnsan bir baksın, hangi şeyden yaratıldı
«فلينظر الإنسان» نظر اعتبار «ممَّ خُلق» من أي شيء.
Süleyman AteşAtılan bir sudan yaratıldı
Ali BulaçDökülüp atılan bir sudan yaratıldı
جوابه «خُلق من ماء دافق» ذي اندفاق من الرجل والمرأة في رحمها.
Süleyman AteşBel ile kaburga kemikleri arasından çıkan (bir sudan)
Ali Bulaç(Bu su,) Bel kemiği ile kaburgalar arasında(ki organlar)dan çıkar
«يخرج من بين الصلب» للرجل «والترائب» للمرأة وهي عظام الصدر.
Süleyman AteşO (Allah), onu tekrar döndür(üp yarat)mağa kadirdir
Ali BulaçŞüphesiz (Allah), onu yeniden-döndürmeye güç yetirendir
«إنه» تعالى «على رجعه» بعث الإنسان بعد موته «لقادر» فإذا اعتبر أصله علم أن القادر على ذلك قادر على بعثه.
Süleyman AteşGizlilerin (ortaya dökülüp) yoklanacağı gün
Ali BulaçSırların orta yere çıkarılacağı gün
«يوم تبلى» تختبر وتكشف «السرائر» ضمائر القلوب في العقائد والنيات.
Süleyman Ateşİnsanın ne bir gücü, ne de bir yardımcısı vardır
Ali BulaçArtık onun ne gücü vardır, ne yardımcısı
«فما له» لمنكر البعث «من قوة» يمتنع بها من العذاب «ولا ناصر» يدفعه عنه.
Süleyman AteşDönüşlü göğe andolsun
Ali BulaçDönüşlü olan göğe andolsun
«والسماء ذات الرجع» المطر لعوده كل حين.
Süleyman Ateş(Bitkilerin çıkması için) Çatlayan yere andolsun ki
Ali BulaçYarılan yere de
«والأرض ذات الصدع» الشق عن النبات.
Süleyman AteşO (Kur'an), elbette (hak ile batılı) ayırdedici bir sözdür
Ali BulaçŞüphesiz o (Kur'an), ayırdeden bir sözdür
«إنه» أي القرآن «لقول فصل» يفصل بين الحق والباطل.
Süleyman AteşO, şaka değildir
Ali BulaçO, bir şaka değildir
«وما هو بالهزل» باللعب والباطل.
Süleyman AteşOnlar (onu iptal etmek için) bir tuzak kuruyorlar
Ali BulaçDoğrusu onlar, hileli bir düzen planlayıp kuruyorlar
«إنهم» أي الكفار «يكيدون كيدا» يعملون المكايد للنبي صلى الله عليه وسلم.
Süleyman AteşBen de (onları yakalamak için) bir tuzak kuruyorum
Ali BulaçBen de bir düzen kurup hazırlıyorum
«وأكيد كيدا» أستدرجهم من حيث لا يعلمون.
Süleyman AteşHele sen o kafirlere mühlet ver, biraz bırak onları (bildiklerine gitsinler)
Ali BulaçSen kafirlere bir mühlet ver, az bir süre tanı
«فمهِّل» يا محمد «الكافرين أمهلهم» تأكيد حسَّنهُ مخالفة اللفظ، أي أنظرهم «رويدا» قليلا وهو مصدر مؤكد لمعنى العامل مصغر رود أو أرواد على الترخيم وقد أخذهم الله تعالى ببدر ونسخ الإمهال بآية السيف، أي الأمر بالقتال والجهاد.