☪ Anlam Arayışı

91. Ash-Shams سُورَةُ الشَّمۡسِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
91:1
وَٱلشَّمۡسِ وَضُحَىٰهَا

Saheeh InternationalBy the sun and its brightness

Diyanet İşleri MealiGüneşe ve onun ışığına

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«والشمس وضحاها» ضوؤها.

91:2
وَٱلۡقَمَرِ إِذَا تَلَىٰهَا

Saheeh InternationalAnd [by] the moon when it follows it

Diyanet İşleri MealiArdından gelmekte olan aya

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«والقمر إذا تلاها» تبعها طالعا عند غروبها.

91:3
وَٱلنَّهَارِ إِذَا جَلَّىٰهَا

Saheeh InternationalAnd [by] the day when it displays it

Diyanet İşleri MealiOnu ortaya koyan gündüze

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«والنهار إذا جلاها» بارتفاعه.

91:4
وَٱلَّيۡلِ إِذَا يَغۡشَىٰهَا

Saheeh InternationalAnd [by] the night when it covers it

Diyanet İşleri MealiOnu bürüyen geceye

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«والليل إذا يغشاها» يغطيها بظلمته وإذا في الثلاثة لمجرد الظرفية والعامل فيها فعل القسم.

91:5
وَٱلسَّمَآءِ وَمَا بَنَىٰهَا

Saheeh InternationalAnd [by] the sky and He who constructed it

Diyanet İşleri MealiGöğe ve onu yapana

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«والسماء وما بناها».

91:6
وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا طَحَىٰهَا

Saheeh InternationalAnd [by] the earth and He who spread it

Diyanet İşleri MealiYere ve onu yayana

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«والأرض وما طحاها» بسطها.

91:7
وَنَفۡسࣲ وَمَا سَوَّىٰهَا

Saheeh InternationalAnd [by] the soul and He who proportioned it

Diyanet İşleri MealiKişiye ve onu şekillendirene

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«ونفس» بمعنى نفوس «وما سوَّاها» في الخلقة وما في الثلاثة مصدرية أو بمعنى من.

91:8
فَأَلۡهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقۡوَىٰهَا

Saheeh InternationalAnd inspired it [with discernment of] its wickedness and its righteousness

Diyanet İşleri MealiSonra da ona iyilik ve kötülük kabiliyeti verene and olsun ki

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«فألهمها فجورها وتقواها» بيَّن لها طريق الخير والشر وأخر التقوى رعاية لرؤوس الآي وجواب القسم:

91:9
قَدۡ أَفۡلَحَ مَن زَكَّىٰهَا

Saheeh InternationalHe has succeeded who purifies it

Diyanet İşleri MealiKendini arıtan saadete ermiştir

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«قد أفلح» حذفت منه اللام لطول الكلام «مَنْ زكَّاها» طهرها من الذنوب.

91:10
وَقَدۡ خَابَ مَن دَسَّىٰهَا

Saheeh InternationalAnd he has failed who instills it [with corruption]

Diyanet İşleri MealiKendini fenalıklara gömen kimse de ziyana uğramıştır

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«وقد خاب» خسر «مَنْ دسَّاها» أخفاها بالمعصية وأصله دسها أبدلت السين الثانية ألفا تخفيفا.

91:11
كَذَّبَتۡ ثَمُودُ بِطَغۡوَىٰهَآ

Saheeh InternationalThamud denied [their prophet] by reason of their transgression

Diyanet İşleri MealiSemud milleti, içlerinden en azgını ileri atılınca, azgınlığı yüzünden peygamberleri yalanladı

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«كذَّبت ثمود» رسولها صالحا «بطغواها» بسبب طغيانها.

91:12
إِذِ ٱنۢبَعَثَ أَشۡقَىٰهَا

Saheeh InternationalWhen the most wretched of them was sent forth

Diyanet İşleri MealiSemud milleti, içlerinden en azgını ileri atılınca, azgınlığı yüzünden peygamberleri yalanladı

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«إذ انبعث» أسرع «أشقاها» واسمه قدار إلى عقر الناقة برضاهم.

91:13
فَقَالَ لَهُمۡ رَسُولُ ٱللَّهِ نَاقَةَ ٱللَّهِ وَسُقۡيَٰهَا

Saheeh InternationalAnd the messenger of Allah [Salih] said to them, "[Do not harm] the she-camel of Allah or [prevent her from] her drink

Diyanet İşleri MealiAllah'ın peygamberi onlara, Allah'ın devesini göstermiş ve: "Allah'ın bu devesine ve onun su hakkına dokunmayın" demişti

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«فقال لهم رسول الله» صالح «ناقة الله» أي ذروها «وسقياها» شربها في يومها وكان لها يوم ولهم يوم.

91:14
فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَا فَدَمۡدَمَ عَلَيۡهِمۡ رَبُّهُم بِذَنۢبِهِمۡ فَسَوَّىٰهَا

Saheeh InternationalBut they denied him and hamstrung her. So their Lord brought down upon them destruction for their sin and made it equal [upon all of them]

Diyanet İşleri MealiOnu yalanladılar ve deveyi boğazladılar. Bunun üzerine Rableri, suçlarından dolayı onların üzerine katmerli azap indirdi; yerle bir etti onları

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«فكذبوه» في قوله ذلك عن الله المرتب عليه نزول العذاب بهم إن خالفوه «فعقروها» قتلوها ليسلم لهم ماء شربها «فدمدم» أطبق «عليهم ربهم» العذاب «بذنبهم فسواها» أي الدمدمة عليهم، أي عمهم بها فلم يفلت منهم أحد.

91:15
وَلَا يَخَافُ عُقۡبَٰهَا

Saheeh InternationalAnd He does not fear the consequence thereof

Diyanet İşleri MealiBu işin sonundan O'nun korkusu yoktur

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«ولا» بالواو والفاء «يخاف عقباها» تبعتها.

← Önceki Sonraki →

91. Ash-Shams Suresi | Anlam Arayışı