91. Ash-Shams سُورَةُ الشَّمۡسِ
Ali BulaçGüneş'e ve onun parıltısına andolsun
Süleyman AteşGüneşe ve onun aydın sabahına andolsun
«والشمس وضحاها» ضوؤها.
Ali BulaçOnu izlediği zaman Ay'a
Süleyman AteşOnu izleyen aya andolsun
«والقمر إذا تلاها» تبعها طالعا عند غروبها.
Ali BulaçOnu (Güneş) parıldattığı zaman gündüze
Süleyman AteşGüneşi ortaya çıkaran gündüze andolsun
«والنهار إذا جلاها» بارتفاعه.
Ali BulaçOnu sarıp-örttüğü zaman geceye
Süleyman AteşOnu örten geceye andolsun
«والليل إذا يغشاها» يغطيها بظلمته وإذا في الثلاثة لمجرد الظرفية والعامل فيها فعل القسم.
Ali BulaçGöğe ve onu bina edene
Süleyman AteşGöğe ve onu yapana andolsun
«والسماء وما بناها».
Ali BulaçYere ve onu yayıp döşeyene
Süleyman AteşYere ve onu yuvarlayıp döşeyene andolsun
«والأرض وما طحاها» بسطها.
Ali BulaçNefse ve ona 'bir düzen içinde biçim verene
Süleyman AteşNefse ve onu biçimlendirene
«ونفس» بمعنى نفوس «وما سوَّاها» في الخلقة وما في الثلاثة مصدرية أو بمعنى من.
Ali BulaçSonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun)
Süleyman AteşOna bozukluğunu ve korunmasını (isyanını ve ita'atini) ilham edene andolsun ki
«فألهمها فجورها وتقواها» بيَّن لها طريق الخير والشر وأخر التقوى رعاية لرؤوس الآي وجواب القسم:
Ali BulaçOnu arındırıp-temizleyen gerçekten felah bulmuştur
Süleyman Ateş(Allah'tan başkasına tapmayarak) Nefsini yücelten kazanmış
«قد أفلح» حذفت منه اللام لطول الكلام «مَنْ زكَّاها» طهرها من الذنوب.
Ali BulaçVe onu (isyanla, günahla, bozulmalarla) örtüp-saran da elbette yıkıma uğramıştır
Süleyman Ateş(Yaratıklara taparak) Onu alçaltan da ziyana uğramıştır
«وقد خاب» خسر «مَنْ دسَّاها» أخفاها بالمعصية وأصله دسها أبدلت السين الثانية ألفا تخفيفا.
Ali BulaçSemud (halkı) azgınlığı dolayısıyla yalanladı
Süleyman AteşSemud (kavmi), azgınlığı yüzünden (Hakk'ı) yalanladı
«كذَّبت ثمود» رسولها صالحا «بطغواها» بسبب طغيانها.
Ali BulaçEn 'zorlu bedbahtları' ayaklandığında
Süleyman AteşEn haydutları ayaklandığı zaman
«إذ انبعث» أسرع «أشقاها» واسمه قدار إلى عقر الناقة برضاهم.
Ali BulaçAllah'ın elçisi onlara dedi ki: "Allah'ın (deneme için size gönderdiği) devesine ve onun su içme-sırasına dikkat edin
Süleyman AteşAllah'ın elçisi onlara: "Allah'ın devesine ve onun su içme hakkına dokunmayın!" demişti
«فقال لهم رسول الله» صالح «ناقة الله» أي ذروها «وسقياها» شربها في يومها وكان لها يوم ولهم يوم.
Ali BulaçFakat, onu yalanladılar, deveyi yere yıkıp öldürdüler. Rableri de günahları dolayısıyla 'onları yerle bir etti, kırıp geçirdi'; orasını da dümdüz etti
Süleyman AteşOnu yalanladılar, deveyi kestiler. Rableri de, günahları yüzünden azabı başlarına geçirip, orayı dümdüz etti
«فكذبوه» في قوله ذلك عن الله المرتب عليه نزول العذاب بهم إن خالفوه «فعقروها» قتلوها ليسلم لهم ماء شربها «فدمدم» أطبق «عليهم ربهم» العذاب «بذنبهم فسواها» أي الدمدمة عليهم، أي عمهم بها فلم يفلت منهم أحد.
Ali Bulaç(Allah, asla) Bunun sonucundan korkmaz
Süleyman Ateş(Rab) Bu işin sonundan korkmaz
«ولا» بالواو والفاء «يخاف عقباها» تبعتها.