91. Ash-Shams سُورَةُ الشَّمۡسِ
Elmalılı Hamdi YazırGüneş'e ve onun parıltısına
«والشمس وضحاها» ضوؤها.
Elmalılı Hamdi YazırGüneş'in ardından gelen Ay'a
«والقمر إذا تلاها» تبعها طالعا عند غروبها.
Elmalılı Hamdi YazırGüneş'i açıp ortaya çıkaran gündüze
«والنهار إذا جلاها» بارتفاعه.
Elmalılı Hamdi YazırOnu örten geceye
«والليل إذا يغشاها» يغطيها بظلمته وإذا في الثلاثة لمجرد الظرفية والعامل فيها فعل القسم.
Elmalılı Hamdi YazırGöğe ve onu bina edene
«والسماء وما بناها».
Elmalılı Hamdi YazırYere ve onu döşeyene
«والأرض وما طحاها» بسطها.
Elmalılı Hamdi YazırNefse ve onu biçimlendirene
«ونفس» بمعنى نفوس «وما سوَّاها» في الخلقة وما في الثلاثة مصدرية أو بمعنى من.
Elmalılı Hamdi YazırSonra da ona kötülük ve takva kabiliyetini verene yemin olsun ki
«فألهمها فجورها وتقواها» بيَّن لها طريق الخير والشر وأخر التقوى رعاية لرؤوس الآي وجواب القسم:
Elmalılı Hamdi YazırElbette nefsini temizleyip parlatan kurtulmuştur
«قد أفلح» حذفت منه اللام لطول الكلام «مَنْ زكَّاها» طهرها من الذنوب.
Elmalılı Hamdi YazırOnu kirletip gömen de ziyan etmiştir
«وقد خاب» خسر «مَنْ دسَّاها» أخفاها بالمعصية وأصله دسها أبدلت السين الثانية ألفا تخفيفا.
Elmalılı Hamdi YazırSemud, azgınlığıyla Hakk'ı yalanladı
«كذَّبت ثمود» رسولها صالحا «بطغواها» بسبب طغيانها.
Elmalılı Hamdi YazırEn azgınları ileri atılınca
«إذ انبعث» أسرع «أشقاها» واسمه قدار إلى عقر الناقة برضاهم.
Elmalılı Hamdi YazırAllah'ın Rasulü (Salih peygamber) onlara: "Allah'ın devesini ve onun su nöbetini gözetin." demişti
«فقال لهم رسول الله» صالح «ناقة الله» أي ذروها «وسقياها» شربها في يومها وكان لها يوم ولهم يوم.
Elmalılı Hamdi YazırFakat onlar peygamberi yalanlayıp deveyi kestiler. Rableri de günahlarını başlarına geçiriverdi de orayı dümdüz etti
«فكذبوه» في قوله ذلك عن الله المرتب عليه نزول العذاب بهم إن خالفوه «فعقروها» قتلوها ليسلم لهم ماء شربها «فدمدم» أطبق «عليهم ربهم» العذاب «بذنبهم فسواها» أي الدمدمة عليهم، أي عمهم بها فلم يفلت منهم أحد.
Elmalılı Hamdi YazırÖyle ya, Allah bu işin sonundan korkacak değil ya
«ولا» بالواو والفاء «يخاف عقباها» تبعتها.