92. Al-Lail سُورَةُ اللَّيۡلِ
Diyanet İşleri MealiKararıp ortalığı bürüdüğü zaman geceye and olsun
Saheeh InternationalBy the night when it covers
Yusuf AliBy the Night as it conceals (the light)
Elmalılı Hamdi YazırÖrttüğü zaman geceye
Diyanet İşleri MealiAçılıp aydınlattığı zaman gündüze and olsun
Saheeh InternationalAnd [by] the day when it appears
Yusuf AliBy the Day as it appears in glory
Elmalılı Hamdi YazırAçıldığı zaman gündüze
Diyanet İşleri MealiErkeği ve dişiyi yaratana and olsun ki
Saheeh InternationalAnd [by] He who created the male and female
Yusuf AliBy (the mystery of) the creation of male and female
Elmalılı Hamdi YazırErkeği ve dişiyi yaratana and olsun ki
Diyanet İşleri MealiDoğrusu sizin çalışmalarınız çeşitlidir
Saheeh InternationalIndeed, your efforts are diverse
Yusuf AliVerily, (the ends) ye strive for are diverse
Elmalılı Hamdi YazırGerçekten sizin işiniz başka başkadır
Diyanet İşleri MealiElinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız
Saheeh InternationalAs for he who gives and fears Allah
Yusuf AliSo he who gives (in charity) and fears (God)
Elmalılı Hamdi YazırBundan böyle her kim malını hayır için verir ve korunursa
Diyanet İşleri MealiElinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız
Saheeh InternationalAnd believes in the best [reward]
Yusuf AliAnd (in all sincerity) testifies to the best
Elmalılı Hamdi YazırVe en güzel olanı doğrularsa
Diyanet İşleri MealiElinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız
Saheeh InternationalWe will ease him toward ease
Yusuf AliWe will indeed make smooth for him the path to Bliss
Elmalılı Hamdi YazırBiz onu en kolay yola muvaffak kılacağız
Diyanet İşleri MealiAma, cimrilik eden, kendini Allah'tan müstağni sayan, en güzel sözü yalanlayan kimsenin güçlüğe uğramasını kolaylaştırırız
Saheeh InternationalBut as for he who withholds and considers himself free of need
Yusuf AliBut he who is a greedy miser and thinks himself self-sufficient
Elmalılı Hamdi YazırKim de cimrilik eder ve kendini hiçbir şeye ihtiyacı kalmamış görür
Diyanet İşleri MealiAma, cimrilik eden, kendini Allah'tan müstağni sayan, en güzel sözü yalanlayan kimsenin güçlüğe uğramasını kolaylaştırırız
Saheeh InternationalAnd denies the best [reward]
Yusuf AliAnd gives the lie to the best
Elmalılı Hamdi YazırVe en güzeli de yalanlarsa
Diyanet İşleri MealiAma, cimrilik eden, kendini Allah'tan müstağni sayan, en güzel sözü yalanlayan kimsenin güçlüğe uğramasını kolaylaştırırız
Saheeh InternationalWe will ease him toward difficulty
Yusuf AliWe will indeed make smooth for him the path to Misery
Elmalılı Hamdi YazırOnu da en zor yola hazırlarız
Diyanet İşleri MealiO kimse ölüp ateşe yuvarlandığı zaman, malı ona fayda vermez
Saheeh InternationalAnd what will his wealth avail him when he falls
Yusuf AliNor will his wealth profit him when he falls headlong (into the Pit)
Elmalılı Hamdi YazırÇukura yuvarlandığı zaman malı onu kurtaramayacak
Diyanet İşleri MealiBize düşen sadece doğru yolu göstermektir
Saheeh InternationalIndeed, [incumbent] upon Us is guidance
Yusuf AliVerily We take upon Ourselves to guide
Elmalılı Hamdi YazırDoğru yolu göstermek muhakkak bize aittir
Diyanet İşleri MealiŞüphesiz ahiret de, dünya da Bizimdir
Saheeh InternationalAnd indeed, to Us belongs the Hereafter and the first [life]
Yusuf AliAnd verily unto Us (belong) the End and the Beginning
Elmalılı Hamdi YazırKuşkusuz ahiret de dünya da bizimdir
Diyanet İşleri MealiSizi alevler saçan ateşle uyardım
Saheeh InternationalSo I have warned you of a Fire which is blazing
Yusuf AliTherefore do I warn you of a Fire blazing fiercely
Elmalılı Hamdi YazırBen sizi köpürdükçe köpüren bir ateşe karşı uyardım
Diyanet İşleri MealiOraya, yalanlayıp yüz çevirmiş olan o en azgından başkası yaslanmaz
Saheeh InternationalNone will [enter to] burn therein except the most wretched one
Yusuf AliNone shall reach it but those most unfortunate ones
Elmalılı Hamdi YazırOna ancak en azgın olan girer
Diyanet İşleri MealiOraya, yalanlayıp yüz çevirmiş olan o en azgından başkası yaslanmaz
Saheeh InternationalWho had denied and turned away
Yusuf AliWho give the lie to Truth and turn their backs
Elmalılı Hamdi YazırÖyle azgın ki, yalanlamış ve sırtını dönmüştür
Diyanet İşleri MealiArınmak için malını veren, en çok sakınan kimse ise ondan uzak tutulur
Saheeh InternationalBut the righteous one will avoid it
Yusuf AliBut those most devoted to God shall be removed far from it
Elmalılı Hamdi YazırEn çok korunan ise ondan uzaklaştırılacaktır
Diyanet İşleri MealiArınmak için malını veren, en çok sakınan kimse ise ondan uzak tutulur
Saheeh International[He] who gives [from] his wealth to purify himself
Yusuf AliThose who spend their wealth for increase in self-purification
Elmalılı Hamdi YazırO ki, Allah yolunda malını verir, temizlenir
Diyanet İşleri MealiO yaptığı iyiliği birinden karşılık görmek için değil, ancak yüce Rabbinin hoşnudluğunu (rızasını) gözeterek yapmıştır
Saheeh InternationalAnd not [giving] for anyone who has [done him] a favor to be rewarded
Yusuf AliAnd have in their minds no favour from anyone for which a reward is expected in return
Elmalılı Hamdi YazırOnun yanında, başka bir kimse için karşılığı verilecek hiçbir nimet yoktur
Diyanet İşleri MealiO yaptığı iyiliği birinden karşılık görmek için değil, ancak yüce Rabbinin hoşnudluğunu (rızasını) gözeterek yapmıştır
Saheeh InternationalBut only seeking the countenance of his Lord, Most High
Yusuf AliBut only the desire to seek for the Countenance of their Lord Most High
Elmalılı Hamdi YazırO ancak yüce Rabbinin rızasını aramak için verir
Diyanet İşleri MealiElbette kendisi de hoşnut (razı) olacaktır
Saheeh InternationalAnd he is going to be satisfied
Yusuf AliAnd soon will they attain (complete) satisfaction
Elmalılı Hamdi YazırElbette yakında kendisi de hoşnut olacaktır