92. Al-Lail سُورَةُ اللَّيۡلِ
Elmalılı Hamdi YazırÖrttüğü zaman geceye
Ali BulaçSarıp-örttüğü zaman geceye andolsun
Saheeh InternationalBy the night when it covers
Elmalılı Hamdi YazırAçıldığı zaman gündüze
Ali BulaçParıldayıp-aydınlandığı zaman gündüze
Saheeh InternationalAnd [by] the day when it appears
Elmalılı Hamdi YazırErkeği ve dişiyi yaratana and olsun ki
Ali BulaçErkeği ve dişiyi yaratana
Saheeh InternationalAnd [by] He who created the male and female
Elmalılı Hamdi YazırGerçekten sizin işiniz başka başkadır
Ali BulaçGerçekten sizin çabalarınız (çelişkili, parça parça) darmadağınıktır
Saheeh InternationalIndeed, your efforts are diverse
Elmalılı Hamdi YazırBundan böyle her kim malını hayır için verir ve korunursa
Ali BulaçFakat kim verir ve korkup-sakınırsa
Saheeh InternationalAs for he who gives and fears Allah
Elmalılı Hamdi YazırVe en güzel olanı doğrularsa
Ali BulaçVe en güzel olanı doğrularsa
Saheeh InternationalAnd believes in the best [reward]
Elmalılı Hamdi YazırBiz onu en kolay yola muvaffak kılacağız
Ali BulaçBiz de onu kolay olan için başarılı kılacağız
Saheeh InternationalWe will ease him toward ease
Elmalılı Hamdi YazırKim de cimrilik eder ve kendini hiçbir şeye ihtiyacı kalmamış görür
Ali BulaçKim de cimrilik eder, kendini müstağni görürse
Saheeh InternationalBut as for he who withholds and considers himself free of need
Elmalılı Hamdi YazırVe en güzeli de yalanlarsa
Ali BulaçVe en güzel olanı yalan sayarsa
Saheeh InternationalAnd denies the best [reward]
Elmalılı Hamdi YazırOnu da en zor yola hazırlarız
Ali BulaçBiz de ona en zorlu olanı (azaba uğramasını) kolaylaştıracağız
Saheeh InternationalWe will ease him toward difficulty
Elmalılı Hamdi YazırÇukura yuvarlandığı zaman malı onu kurtaramayacak
Ali BulaçTereddi edeceği (başaşağı düşüşe uğrayacağı) zaman, malı ona hiç yarar sağlamaz
Saheeh InternationalAnd what will his wealth avail him when he falls
Elmalılı Hamdi YazırDoğru yolu göstermek muhakkak bize aittir
Ali BulaçŞüphesiz, Bize ait olan, yol göstermektir
Saheeh InternationalIndeed, [incumbent] upon Us is guidance
Elmalılı Hamdi YazırKuşkusuz ahiret de dünya da bizimdir
Ali BulaçGerçekten, son da, ilk de (ahiret ve dünya) Bizimdir
Saheeh InternationalAnd indeed, to Us belongs the Hereafter and the first [life]
Elmalılı Hamdi YazırBen sizi köpürdükçe köpüren bir ateşe karşı uyardım
Ali BulaçArtık sizi, 'alevleri kabardıkça kabaran' bir ateşle uyardım
Saheeh InternationalSo I have warned you of a Fire which is blazing
Elmalılı Hamdi YazırOna ancak en azgın olan girer
Ali BulaçOna, ancak en bedbaht olandan başkası yollanmaz
Saheeh InternationalNone will [enter to] burn therein except the most wretched one
Elmalılı Hamdi YazırÖyle azgın ki, yalanlamış ve sırtını dönmüştür
Ali BulaçKi o, yalanlamış ve yüz çevirmişti
Saheeh InternationalWho had denied and turned away
Elmalılı Hamdi YazırEn çok korunan ise ondan uzaklaştırılacaktır
Ali BulaçSakınan ise, ondan uzak tutulacaktır
Saheeh InternationalBut the righteous one will avoid it
Elmalılı Hamdi YazırO ki, Allah yolunda malını verir, temizlenir
Ali BulaçKi o, malını vererek temizlenip-arınır
Saheeh International[He] who gives [from] his wealth to purify himself
Elmalılı Hamdi YazırOnun yanında, başka bir kimse için karşılığı verilecek hiçbir nimet yoktur
Ali BulaçOnun yanında hiç kimsenin karşılığı verilecek bir nimeti (borcu) yoktur
Saheeh InternationalAnd not [giving] for anyone who has [done him] a favor to be rewarded
Elmalılı Hamdi YazırO ancak yüce Rabbinin rızasını aramak için verir
Ali BulaçAncak Yüce Rabbinin rızasını aramak için (verir)
Saheeh InternationalBut only seeking the countenance of his Lord, Most High
Elmalılı Hamdi YazırElbette yakında kendisi de hoşnut olacaktır
Ali BulaçMuhakkak kendisi de ileride razı olacaktır
Saheeh InternationalAnd he is going to be satisfied