☪ Anlam Arayışı

96. Al-Alaq سُورَةُ العَلَقِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
96:1 📚 12
ٱقۡرَأۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلَّذِي خَلَقَ

Diyanet İşleri MealiYaratan Rabbinin adıyla oku

Elmalılı Hamdi YazırYaratan Rabbinin adıyla oku

Saheeh InternationalRecite in the name of your Lord who created

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«اقرأ» أوجد القراءة مبتدئا «باسم ربك الذي خلق» الخلائق.

96:2
خَلَقَ ٱلۡإِنسَٰنَ مِنۡ عَلَقٍ

Diyanet İşleri MealiO, insanı pıhtılaşmış kandan (alak'tan) yarattı

Elmalılı Hamdi YazırO, insanı bir alekadan (embriyodan) yarattı

Saheeh InternationalCreated man from a clinging substance

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«خلق الإنسان» الجنس «من علق» جمع علقة وهي القطعة اليسيرة من الدم الغليظ.

96:3 📚 3
ٱقۡرَأۡ وَرَبُّكَ ٱلۡأَكۡرَمُ

Diyanet İşleri MealiOku! Kalemle öğreten, insana bilmediğini bildiren Rabbin, en büyük kerem sahibidir

Elmalılı Hamdi YazırOku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir

Saheeh InternationalRecite, and your Lord is the most Generous

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«اقرأ» تأكيد للأول «وربك الأكرم» الذي لا يوازيه كريم، حال من الضمير اقرأ.

96:4 📚 7
ٱلَّذِي عَلَّمَ بِٱلۡقَلَمِ

Diyanet İşleri MealiOku! Kalemle öğreten, insana bilmediğini bildiren Rabbin, en büyük kerem sahibidir

Elmalılı Hamdi YazırO Rab ki kalemle yazmayı öğretti

Saheeh InternationalWho taught by the pen

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«الذي علم» الخط «بالقلم» وأول من خط به إدريس عليه السلام.

96:5
عَلَّمَ ٱلۡإِنسَٰنَ مَا لَمۡ يَعۡلَمۡ

Diyanet İşleri MealiOku! Kalemle öğreten, insana bilmediğini bildiren Rabbin, en büyük kerem sahibidir

Elmalılı Hamdi Yazırİnsana bilmediği şeyleri öğretti

Saheeh InternationalTaught man that which he knew not

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«علم الإنسان» الجنس «ما لم يعلم» قبل تعليمه الهدى والكتابة والصناعة وغيرها.

96:6
كَلَّآ إِنَّ ٱلۡإِنسَٰنَ لَيَطۡغَىٰٓ

Diyanet İşleri MealiAma, insanoğlu kendini müstağni sayarak azgınlık eder

Elmalılı Hamdi YazırHayır! Doğrusu (kâfir) insan azgınlık eder

Saheeh InternationalNo! [But] indeed, man transgresses

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«كلا» حقا «إنَّ الإنسان ليطغى».

96:7
أَن رَّءَاهُ ٱسۡتَغۡنَىٰٓ

Diyanet İşleri MealiAma, insanoğlu kendini müstağni sayarak azgınlık eder

Elmalılı Hamdi YazırKendisinin muhtaç olmadığını zannettiği için

Saheeh InternationalBecause he sees himself self-sufficient

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«أن رآه» أي نفسه «استغنى» بالمال، نزل في أبي جهل، ورأى علمية واستغنى مفعول ثان وأن رآه مفعول له.

96:8 📚 2
إِنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ ٱلرُّجۡعَىٰٓ

Diyanet İşleri MealiDönüş şüphesiz Rabbinedir

Elmalılı Hamdi YazırMuhakkak ki dönüş mutlaka Rabbinedir

Saheeh InternationalIndeed, to your Lord is the return

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«إن إلى ربك» يا إنسان «الرجعى» أي الرجوع تخويف له فيجازي الطاغي بما يستحقه.

96:9
أَرَءَيۡتَ ٱلَّذِي يَنۡهَىٰ

Diyanet İşleri MealiSen, namaz kılan kulu bundan menedeni gördün mü

Elmalılı Hamdi YazırNamaz kıldığı zaman, bir kulu engelleyeni gördün mü

Saheeh InternationalHave you seen the one who forbids

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«أرأيت» في الثلاثة مواضع للتعجب «الذي ينهي» هو أبو جهل.

96:10 📚 1
عَبۡدًا إِذَا صَلَّىٰٓ

Diyanet İşleri MealiSen, namaz kılan kulu bundan menedeni gördün mü

Elmalılı Hamdi YazırNamaz kıldığı zaman, bir kulu engelleyeni gördün mü

Saheeh InternationalA servant when he prays

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«عبدا» هو النبي صلى الله عليه وسلم «إذا صلّى».

96:11
أَرَءَيۡتَ إِن كَانَ عَلَى ٱلۡهُدَىٰٓ

Diyanet İşleri MealiSöyle bakalım, o kul doğru yolda giden veya Allah'a karşı gelmekten sakınmayı buyuran bir kimse olsun; veya söyle, yalanlayıp yüz çeviren birisi olsun

Elmalılı Hamdi YazırGördün mü (ne dersin?), ya o (kul) doğru yolda olur

Saheeh InternationalHave you seen if he is upon guidance

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«أرأيت إن كان» المنهي «على الهدى».

96:12 📚 1
أَوۡ أَمَرَ بِٱلتَّقۡوَىٰٓ

Diyanet İşleri MealiSöyle bakalım, o kul doğru yolda giden veya Allah'a karşı gelmekten sakınmayı buyuran bir kimse olsun; veya söyle, yalanlayıp yüz çeviren birisi olsun

Elmalılı Hamdi YazırVeya kötülüklerden sakınmayı emrederse

Saheeh InternationalOr enjoins righteousness

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«أو» للتقسيم «أمر بالتقوى».

96:13
أَرَءَيۡتَ إِن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰٓ

Diyanet İşleri MealiSöyle bakalım, o kul doğru yolda giden veya Allah'a karşı gelmekten sakınmayı buyuran bir kimse olsun; veya söyle, yalanlayıp yüz çeviren birisi olsun

Elmalılı Hamdi YazırGördün mü, ya bu (adam, hakkı) yalanlar, yüzçevirirse

Saheeh InternationalHave you seen if he denies and turns away

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«أرأيت إن كذب» أي الناهي النبي «وتولى» عن الإيمان.

96:14 📚 8
أَلَمۡ يَعۡلَم بِأَنَّ ٱللَّهَ يَرَىٰ

Diyanet İşleri MealiAllah'ın her şeyi görmekte olduğunu bilmez mi

Elmalılı Hamdi YazırO adam, Allah'ın kendini gördüğünü hiç bilmiyor mu

Saheeh InternationalDoes he not know that Allah sees

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«ألم يعلم بأن الله يرى» ما صدر منه، أي يعلمه فيجازيه عليه، أي اعجب منه يا مخاطب من حيث نهيه عن الصلاة ومن حيث أن المنهي على الهدى آمر بالتقوى ومن حيث أن الناهي مكذب متولٍ عن الإيمان.

96:15
كَلَّا لَئِن لَّمۡ يَنتَهِ لَنَسۡفَعَۢا بِٱلنَّاصِيَةِ

Diyanet İşleri MealiAma bundan vazgeçmezse, and olsun ki, onu perçeminden

Elmalılı Hamdi YazırHayır, hayır! Eğer o, bu davranışından vazgeçmezse, and olsun ki biz, onu perçeminden, o günahkâr ve yalancı perçeminden tutup cehenneme sürükleriz

Saheeh InternationalNo! If he does not desist, We will surely drag him by the forelock

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«كلا» ردع له «لئن» لام قسم «لم ينته» عما هو عليه من الكفر «لنسفعا بالناصية» لنجرنَّ بناصيته غلى النار.

96:16
نَاصِيَةࣲ كَٰذِبَةٍ خَاطِئَةࣲ‏

Diyanet İşleri MealiYalancı ve günahkar perçeminden cehenneme sürükleriz

Elmalılı Hamdi YazırHayır, hayır! Eğer o, bu davranışından vazgeçmezse, and olsun ki biz, onu perçeminden, o günahkâr ve yalancı perçeminden tutup cehenneme sürükleriz

Saheeh InternationalA lying, sinning forelock

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«ناصية» بدل نكرة من معرفة «كاذبة خاطئة» وصفها بذلك مجازًا والمراد صاحبها.

96:17
فَلۡيَدۡعُ نَادِيَهُۥ

Diyanet İşleri MealiO zaman, kafadarlarını çağırsın

Elmalılı Hamdi YazırO zaman o taraftarlarını yardıma çağırsın

Saheeh InternationalThen let him call his associates

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«فليدع ناديه» أي أهل ناديه وهو المجلس ينتدى يتحدث فيه القوم وكان قال للنبي صلى الله عليه وسلم لما انتهره حيث نهاه عن الصلاة: لقد علمت ما بها رجل أكثر ناديا مني لأملأنَّ عليك هذا الوادي إن شئت خيلا جردا ورجالا مردا.

96:18
سَنَدۡعُ ٱلزَّبَانِيَةَ

Diyanet İşleri MealiBiz de zebanileri çağıracağız

Elmalılı Hamdi YazırBiz de Zebanileri çağıracağız

Saheeh InternationalWe will call the angels of Hell

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
(سندع الزبانية) الملائكة الغلاظ الشداد لإهلاكه كما في الحديث "" لو دعا ناديه لأخذته الزبانية عيانا "".

96:19 📚 2
كَلَّا لَا تُطِعۡهُ وَٱسۡجُدۡۤ وَٱقۡتَرِب۩

Diyanet İşleri MealiSakın ona uyma; sen secde et, Rabbine yaklaş

Elmalılı Hamdi YazırSakın onu dinleme de (Rabbine) secde et ve yaklaş

Saheeh InternationalNo! Do not obey him. But prostrate and draw near [to Allah]

Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)
«كلا» ردع له «لا تطعه» يا محمد في ترك الصلاة «واسجد» صلِّ لله «واقترب» منه بطاعته.

← Önceki Sonraki →

96. Al-Alaq Suresi | Anlam Arayışı