☪ Anlam Arayışı

Mushaf

Meal:Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh International
🎨 Tecvid renkleri: Kapalı
Süleyman AteşAl-Mursalaat

77:20 Sizi adi bir sudan yaratmadık mı

77:21 Onu sağlam bir karar yerine koyduk

77:22 Belli bir süreye kadar

77:23 Biçimlendirdik. Ne güzel biçim vereniz Biz

77:24 Yalanlayanların vay haline o gün

77:25 Arz'ı toplanma yeri yapmadık mı

77:26 Diriler ve ölüler için

77:27 Orada yüksek yüksek dağlar meydana getirmedik mi? Ve size tatlı su(lar) içirmedik mi

77:28 Yalanlayanların vay haline o gün

77:29 Haydi yalanladığınız(azab)a gidin

77:30 Üç dallı bir gölgeye gidin

77:31 Ki ne gölgelendirir, ne de alevden korur

77:32 O, kütük gibi kıvılcım(lar) saçar

77:33 (Saçtığı) kıvılcım, sanki sarı bir halattır

77:34 Yalanlayanların vay haline o gün

77:35 Bu, konuşamayacakları gündür

77:36 Kendilerine izin de verilmez ki özür dilesinler

77:37 Yalanlayanların vay haline o gün

77:38 İşte bu, hüküm günüdür. Sizi ve öncekileri bir araya topladık

77:39 Eğer (kurtulmak için yapacağınız) bir hileniz varsa bana hile yapın (da beni atlatın)

77:40 Yalanlayanların vay haline o gün

77:41 Korunanlar ise gölgeler altında, çeşme başındadırlar

77:42 Gönüllerinin çektiği meyvalar içindedirler

77:43 Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yeyin, için

77:44 Biz, güzel davrananları böyle mükafatlandırırız

77:45 Yalanlayanların vay haline o gün

77:46 Yeyin, azıcık sefa sürün, siz suçlularsınız

77:47 Yalanlayanların vay haline o gün

77:48 Onlara: "Rüku' edin" dendiği zaman rüku' etmezler

77:49 Yalanlayanların vay haline o gün

77:50 Onlar bun(a inanmadık)dan sonra hangi hadise (söze) inanacaklar

581
Al-Mursalaatالجزء ٢٩
أَلَمۡ نَخۡلُقكُّم مِّن مَّآءࣲ مَّهِينࣲ‏ ﴿٢٠﴾ فَجَعَلۡنَٰهُ فِي قَرَارࣲ مَّكِينٍ ﴿٢١﴾ إِلَىٰ قَدَرࣲ مَّعۡلُومࣲ‏ ﴿٢٢﴾ فَقَدَرۡنَا فَنِعۡمَ ٱلۡقَٰدِرُونَ ﴿٢٣﴾ وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ﴿٢٤﴾ أَلَمۡ نَجۡعَلِ ٱلۡأَرۡضَ كِفَاتًا ﴿٢٥﴾ أَحۡيَآءࣰ وَأَمۡوَٰتࣰ ا ﴿٢٦﴾ وَجَعَلۡنَا فِيهَا رَوَٰسِيَ شَٰمِخَٰتࣲ وَأَسۡقَيۡنَٰكُم مَّآءࣰ فُرَاتࣰ ا ﴿٢٧﴾ وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ﴿٢٨﴾ ٱنطَلِقُوٓاْ إِلَىٰ مَا كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ ﴿٢٩﴾ ٱنطَلِقُوٓاْ إِلَىٰ ظِلࣲّ ذِي ثَلَٰثِ شُعَبࣲ‏ ﴿٣٠﴾ لَّا ظَلِيلࣲ وَلَا يُغۡنِي مِنَ ٱللَّهَبِ ﴿٣١﴾ إِنَّهَا تَرۡمِي بِشَرَرࣲ كَٱلۡقَصۡرِ ﴿٣٢﴾ كَأَنَّهُۥ جِمَٰلَتࣱ صُفۡرࣱ‏ ﴿٣٣﴾ وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ﴿٣٤﴾ هَٰذَا يَوۡمُ لَا يَنطِقُونَ ﴿٣٥﴾ وَلَا يُؤۡذَنُ لَهُمۡ فَيَعۡتَذِرُونَ ﴿٣٦﴾ وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ﴿٣٧﴾ هَٰذَا يَوۡمُ ٱلۡفَصۡلِۖ جَمَعۡنَٰكُمۡ وَٱلۡأَوَّلِينَ ﴿٣٨﴾ فَإِن كَانَ لَكُمۡ كَيۡدࣱ فَكِيدُونِ ﴿٣٩﴾ وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ﴿٤٠﴾ إِنَّ ٱلۡمُتَّقِينَ فِي ظِلَٰلࣲ وَعُيُونࣲ‏ ﴿٤١﴾ وَفَوَٰكِهَ مِمَّا يَشۡتَهُونَ ﴿٤٢﴾ كُلُواْ وَٱشۡرَبُواْ هَنِيٓـَٔۢا بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ ﴿٤٣﴾ إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ ﴿٤٤﴾ وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ﴿٤٥﴾ كُلُواْ وَتَمَتَّعُواْ قَلِيلًا إِنَّكُم مُّجۡرِمُونَ ﴿٤٦﴾ وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ﴿٤٧﴾ وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱرۡكَعُواْ لَا يَرۡكَعُونَ ﴿٤٨﴾ وَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ﴿٤٩﴾ فَبِأَيِّ حَدِيثِۭ بَعۡدَهُۥ يُؤۡمِنُونَ ﴿٥٠﴾
٥٨١

İpucu: sayfa çevirmek için klavyede sol/sağ ok tuşlarını veya dokunmatik ekranda kaydırmayı kullanın.

Mushaf — Sayfa 581 | Anlam Arayışı