☪ Anlam Arayışı

22. Al-Hajj سُورَةُ الحَجِّ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
22:1 📚 3
يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱتَّقُواْ رَبَّكُمۡۚ إِنَّ زَلۡزَلَةَ ٱلسَّاعَةِ شَيۡءٌ عَظِيمࣱ‏
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلنَّاسُ
insanlar
ٱتَّقُوا۟
korkun
رَبَّكُمْ ۚ
Rabbinizden
إِنَّ
çünkü
زَلْزَلَةَ
depremi
ٱلسَّاعَةِ
sa'atin
شَىْءٌ
bir şeydir
عَظِيمٌۭ
cidden korkunç

Yusuf AliO mankind! fear your Lord! for the convulsion of the Hour (of Judgment) will be a thing terrible

Süleyman AteşEy insanlar, Rabbinizden korkun, çünkü (Duruşma) sa'ati(ni)n depremi, cidden korkunç bir şeydir

22:2 📚 2
يَوۡمَ تَرَوۡنَهَا تَذۡهَلُ كُلُّ مُرۡضِعَةٍ عَمَّآ أَرۡضَعَتۡ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمۡلٍ حَمۡلَهَا وَتَرَى ٱلنَّاسَ سُكَٰرَىٰ وَمَا هُم بِسُكَٰرَىٰ وَلَٰكِنَّ عَذَابَ ٱللَّهِ شَدِيدࣱ‏
يَوْمَ
gün
تَرَوْنَهَا
onu gördüğünüz
تَذْهَلُ
unutur
كُلُّ
her
مُرْضِعَةٍ
emziren
عَمَّآ
emzirdiğini
أَرْضَعَتْ
she was nursing
وَتَضَعُ
ve bırakır
كُلُّ
her
ذَاتِ
(sahibi) gebe
حَمْلٍ
(yük) gebe
حَمْلَهَا
yükünü
وَتَرَى
ve görürsün
ٱلنَّاسَ
insanları
سُكَـٰرَىٰ
sarhoş
وَمَا
oysa değillerdir
هُم
onlar
بِسُكَـٰرَىٰ
sarhoş
وَلَـٰكِنَّ
ama
عَذَابَ
azabı
ٱللَّهِ
Allah'ın
شَدِيدٌۭ
şiddetlidir

Yusuf AliThe Day ye shall see it, every mother giving suck shall forget her suckling- babe, and every pregnant female shall drop her load (unformed): thou shalt see mankind as in a drunken riot, yet not drunk: but dreadful will be the Wrath of God

Süleyman AteşOnu gördüğünüz gün, her emziren, emzirdiğinden geçer; her gebe yükünü bırakır; insanları sarhoş görürsün, oysa sarhoş değillerdir ama Allah'ın azabı şiddetlidir (bu dehşetli azab, onların akıllarını başlarından almıştır)

22:3
وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يُجَٰدِلُ فِي ٱللَّهِ بِغَيۡرِ عِلۡمࣲ وَيَتَّبِعُ كُلَّ شَيۡطَٰنࣲ مَّرِيدࣲ‏
وَمِنَ
ve
ٱلنَّاسِ
insanlardan
مَن
kimi
يُجَـٰدِلُ
tartışır
فِى
hakkında
ٱللَّهِ
Allah
بِغَيْرِ
olmaksızın
عِلْمٍۢ
bilgisi
وَيَتَّبِعُ
ve uyar
كُلَّ
her
شَيْطَـٰنٍۢ
şeytana
مَّرِيدٍۢ
kaba (şarlatan)

Yusuf AliAnd yet among men there are such as dispute about God, without knowledge, and follow every evil one obstinate in rebellion

Süleyman Ateşİnsanlardan kimi, Allah hakkında bilmeden tartışır ve her kaba (şarlatan) şeytana uyar

22:4 📚 3
كُتِبَ عَلَيۡهِ أَنَّهُۥ مَن تَوَلَّاهُ فَأَنَّهُۥ يُضِلُّهُۥ وَيَهۡدِيهِ إِلَىٰ عَذَابِ ٱلسَّعِيرِ
كُتِبَ
yazılmıştır
عَلَيْهِ
onun hakkında
أَنَّهُۥ
şüphesiz o
مَن
kim
تَوَلَّاهُ
onu takibederse
فَأَنَّهُۥ
muhakkak bu
يُضِلُّهُۥ
onu saşırtır
وَيَهْدِيهِ
ve onu götürür
إِلَىٰ
azabına
عَذَابِ
(the) punishment
ٱلسَّعِيرِ
alevli ateş

Yusuf AliAbout the (Evil One) it is decreed that whoever turns to him for friendship, him will he lead astray, and he will guide him to the Penalty of the Fire

Süleyman AteşO(Şeyta)nın hakkında: "Kim bunu takibederse muhakkak bu, onu saşırtır ve onu alevli ateş azabına götürür" diye yazılmıştır

22:5 📚 12
يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِن كُنتُمۡ فِي رَيۡبࣲ مِّنَ ٱلۡبَعۡثِ فَإِنَّا خَلَقۡنَٰكُم مِّن تُرَابࣲ ثُمَّ مِن نُّطۡفَةࣲ ثُمَّ مِنۡ عَلَقَةࣲ ثُمَّ مِن مُّضۡغَةࣲ مُّخَلَّقَةࣲ وَغَيۡرِ مُخَلَّقَةࣲ لِّنُبَيِّنَ لَكُمۡۚ وَنُقِرُّ فِي ٱلۡأَرۡحَامِ مَا نَشَآءُ إِلَىٰٓ أَجَلࣲ مُّسَمࣰّ ى ثُمَّ نُخۡرِجُكُمۡ طِفۡلࣰ ا ثُمَّ لِتَبۡلُغُوٓاْ أَشُدَّكُمۡۖ وَمِنكُم مَّن يُتَوَفَّىٰ وَمِنكُم مَّن يُرَدُّ إِلَىٰٓ أَرۡذَلِ ٱلۡعُمُرِ لِكَيۡلَا يَعۡلَمَ مِنۢ بَعۡدِ عِلۡمࣲ شَيۡـࣰٔ اۚ وَتَرَى ٱلۡأَرۡضَ هَامِدَةࣰ فَإِذَآ أَنزَلۡنَا عَلَيۡهَا ٱلۡمَآءَ ٱهۡتَزَّتۡ وَرَبَتۡ وَأَنۢبَتَتۡ مِن كُلِّ زَوۡجِۭ بَهِيجࣲ‏
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلنَّاسُ
insanlar
إِن
eğer
كُنتُمْ
iseniz
فِى
içinde
رَيْبٍۢ
kuşku
مِّنَ
yeniden dirilmekten
ٱلْبَعْثِ
the Resurrection
فَإِنَّا
(bilin ki) biz
خَلَقْنَـٰكُم
sizi yarattık
مِّن
(önce) topraktan
تُرَابٍۢ
dust
ثُمَّ
sonra
مِن
nutfe(sperm)den
نُّطْفَةٍۢ
a semen-drop
ثُمَّ
sonra
مِنْ
alaka(embriyo)dan
عَلَقَةٍۢ
a clinging substance
ثُمَّ
sonra
مِن
bir çiğnem et parçasından
مُّضْغَةٍۢ
an embryonic lump
مُّخَلَّقَةٍۢ
biçimlenmiş
وَغَيْرِ
ve
مُخَلَّقَةٍۢ
biçimlenmemiş
لِّنُبَيِّنَ
açıkça göstermek için
لَكُمْ ۚ
size
وَنُقِرُّ
ve tutarız
فِى
rahimlerde
ٱلْأَرْحَامِ
the wombs
مَا
dilediğimizi
نَشَآءُ
We will
إِلَىٰٓ
bir süreye kadar
أَجَلٍۢ
a term
مُّسَمًّۭى
belirtilmiş
ثُمَّ
sonra
نُخْرِجُكُمْ
sizi çıkarırız;
طِفْلًۭا
bir bebek olarak
ثُمَّ
sonra
لِتَبْلُغُوٓا۟
ermeniz için
أَشُدَّكُمْ ۖ
güçlerinize
وَمِنكُم
ve içinizden
مَّن
kimi
يُتَوَفَّىٰ
öldürülür
وَمِنكُم
ve içinizden
مَّن
kimi de
يُرَدُّ
itilir
إِلَىٰٓ
en kötü çağına
أَرْذَلِ
the most abject
ٱلْعُمُرِ
ömrün
لِكَيْلَا
hale gelmesi için
يَعْلَمَ
bilmez
مِنۢ
sonra
بَعْدِ
after
عِلْمٍۢ
bilen kimse iken
شَيْـًۭٔا ۚ
bir şey
وَتَرَى
ve görürsün
ٱلْأَرْضَ
yeri
هَامِدَةًۭ
kurumuş ölmüş
فَإِذَآ
zaman
أَنزَلْنَا
biz indirdiğimiz
عَلَيْهَا
onun üzerine
ٱلْمَآءَ
suyu
ٱهْتَزَّتْ
titreşir
وَرَبَتْ
ve kabarır
وَأَنۢبَتَتْ
ve bitirir
مِن
her
كُلِّ
every
زَوْجٍۭ
çifti
بَهِيجٍۢ
güzel

Yusuf AliO mankind! if ye have a doubt about the Resurrection, (consider) that We created you out of dust, then out of sperm, then out of a leech-like clot, then out of a morsel of flesh, partly formed and partly unformed, in order that We may manifest (our power) to you; and We cause whom We will to rest in the wombs for an appointed term, then do We bring you out as babes, then (foster you) that ye may reach your age of full strength; and some of you are called to die, and some are sent back to th e feeblest old age, so that they know nothing after having known (much), and (further), thou seest the earth barren and lifeless, but when We pour down rain on it, it is stirred (to life), it swells, and it puts forth every kind of beautiful growth (in pairs)

Süleyman AteşEy insanlar eğer öldükten sonra dirilmekten kuşkuda iseniz (bilin ki) biz sizi (önce) topraktan, sonra nutfe(sperm)den, sonra alaka(embriyo)dan, sonra biçimlenen ve biçimlenmeyen bir çiğnem et parçasından yarattık ki, size (kudretimizi) açıkça gösterelim. Dilediğimizi belirtilmiş bir süreye kadar rahimlerde tutarız, sonra sizi bir bebek olarak çıkarırız. Sonra güç(ve kabiliyetler)inize ermeniz için (sizi büyütürüz). İçinizden kimi (henüz çocukken) öldürülür, kimi de ömrün en kötü çağına(ihtiyarlığa) itilir ki, bilirken bir şey bilmez hale gelsin (çocukluğundaki gibi bedence ve akılca güçsüz bir duruma düşsün). Yeri de kurumuş, ölmüş görürsün. Fakat biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman titreşir, kabarır ve her güzel çifti bitirir

22:6 📚 1
ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلۡحَقُّ وَأَنَّهُۥ يُحۡيِ ٱلۡمَوۡتَىٰ وَأَنَّهُۥ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ قَدِيرࣱ‏
ذَٰلِكَ
bu böyledir
بِأَنَّ
çünkü
ٱللَّهَ
Allah
هُوَ
O
ٱلْحَقُّ
tek gerçektir
وَأَنَّهُۥ
ve O
يُحْىِ
diriltir
ٱلْمَوْتَىٰ
ölüleri
وَأَنَّهُۥ
ve O
عَلَىٰ
üzerine
كُلِّ
her
شَىْءٍۢ
şey
قَدِيرٌۭ
kadirdir

Yusuf AliThis is so, because God is the Reality: it is He Who gives life to the dead, and it is He Who has power over all things

Süleyman AteşBu böyledir. Çünkü Allah, tek gerçektir. (Her şey O'nunla varlık kazanır) ve O, ölüleri diriltir ve O, her şeyi yapabilir

22:7 📚 12
وَأَنَّ ٱلسَّاعَةَ ءَاتِيَةࣱ لَّا رَيۡبَ فِيهَا وَأَنَّ ٱللَّهَ يَبۡعَثُ مَن فِي ٱلۡقُبُورِ
وَأَنَّ
ve muhakkak
ٱلسَّاعَةَ
o sa'at
ءَاتِيَةٌۭ
gelecektir
لَّا
yoktur
رَيْبَ
şüphe
فِيهَا
onda
وَأَنَّ
ve şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
يَبْعَثُ
diriltecektir
مَن
olanları
فِى
kabirlerde
ٱلْقُبُورِ
the graves

Yusuf AliAnd verily the Hour will come: there can be no doubt about it, or about (the fact) that God will raise up all who are in the graves

Süleyman AteşVe (çünkü) o (duruşma) sa'at(i) mutlaka gelecektir, onda şüphe yoktur. Ve Allah, kabirlerde olanları diriltecektir

22:8
وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يُجَٰدِلُ فِي ٱللَّهِ بِغَيۡرِ عِلۡمࣲ وَلَا هُدࣰ ى وَلَا كِتَٰبࣲ مُّنِيرࣲ‏
وَمِنَ
insanlardan
ٱلنَّاسِ
mankind
مَن
kimi
يُجَـٰدِلُ
tartışır
فِى
hakkında
ٱللَّهِ
Allah
بِغَيْرِ
olmaksızın
عِلْمٍۢ
bilgisi
وَلَا
ve olmadan
هُدًۭى
bir yol göstereni
وَلَا
ve olmadan
كِتَـٰبٍۢ
bir Kitabı
مُّنِيرٍۢ
aydınlatıcı

Yusuf AliYet there is among men such a one as disputes about God, without Knowledge, without Guidance, and without a Book of Enlightenment

Süleyman Ateşİnsanlardan kimi bilmeden, ne bir yol göstereni, ne de aydınlatıcı bir Kitabı olmadan, Allah hakkında tartışır

22:9 📚 1
ثَانِيَ عِطۡفِهِۦ لِيُضِلَّ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِۖ لَهُۥ فِي ٱلدُّنۡيَا خِزۡيࣱۖ وَنُذِيقُهُۥ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ عَذَابَ ٱلۡحَرِيقِ
ثَانِىَ
öteye döndürür
عِطْفِهِۦ
boynunu
لِيُضِلَّ
şaşırtmak için
عَن
yolundan
سَبِيلِ
(the) way
ٱللَّهِ ۖ
Allah'ın
لَهُۥ
onun için vardır
فِى
dünyada
ٱلدُّنْيَا
the world
خِزْىٌۭ ۖ
bir kepazelik
وَنُذِيقُهُۥ
ve ona taddıracağız
يَوْمَ
günü
ٱلْقِيَـٰمَةِ
kıyamet
عَذَابَ
azabını
ٱلْحَرِيقِ
yangın

Yusuf Ali(Disdainfully) bending his side, in order to lead (men) astray from the Path of God: for him there is disgrace in this life, and on the Day of Judgment We shall make him taste the Penalty of burning (Fire)

Süleyman AteşAllah'ın yolundan şaşırtmak için boynunu öteye döndürerek (kabara kabara tartışmasını sürdürür), dünyada onun için bir kepazelik vardır. Kıyamet günü de ona yangın azabını taddıracağız

22:10
ذَٰلِكَ بِمَا قَدَّمَتۡ يَدَاكَ وَأَنَّ ٱللَّهَ لَيۡسَ بِظَلَّٰمࣲ لِّلۡعَبِيدِ
ذَٰلِكَ
işte bu
بِمَا
yüzündendir
قَدَّمَتْ
önceden yaptıkları
يَدَاكَ
senin ellerinin
وَأَنَّ
ve şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
لَيْسَ
değildir
بِظَلَّـٰمٍۢ
zulmedici
لِّلْعَبِيدِ
kullara

Yusuf Ali(It will be said): "This is because of the deeds which thy hands sent forth, for verily God is not unjust to His servants

Süleyman Ateş(Ey insan), "İşte bu, senin ellerinin yapıp öne sürdüğü işler yüzündendir. Allah kullara zulmedici değildir

22:11 📚 8
وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَعۡبُدُ ٱللَّهَ عَلَىٰ حَرۡفࣲۖ فَإِنۡ أَصَابَهُۥ خَيۡرٌ ٱطۡمَأَنَّ بِهِۦۖ وَإِنۡ أَصَابَتۡهُ فِتۡنَةٌ ٱنقَلَبَ عَلَىٰ وَجۡهِهِۦ خَسِرَ ٱلدُّنۡيَا وَٱلۡأٓخِرَةَۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلۡخُسۡرَانُ ٱلۡمُبِينُ
وَمِنَ
ve
ٱلنَّاسِ
insanlardan
مَن
kimi
يَعْبُدُ
ibadet eder
ٱللَّهَ
Allah'a
عَلَىٰ
bir kenardan (uçurumdan)
حَرْفٍۢ ۖ
an edge
فَإِنْ
eğer
أَصَابَهُۥ
kendisine gelirse
خَيْرٌ
bir hayır
ٱطْمَأَنَّ
huzura kavuşur
بِهِۦ ۖ
onunla
وَإِنْ
ve eğer
أَصَابَتْهُ
başına gelirse
فِتْنَةٌ
bir kötülük
ٱنقَلَبَ
döner
عَلَىٰ
üstü
وَجْهِهِۦ
yüz
خَسِرَ
o kaybetmiştir
ٱلدُّنْيَا
dünyayı
وَٱلْـَٔاخِرَةَ ۚ
ve ahireti
ذَٰلِكَ
işte budur
هُوَ
o
ٱلْخُسْرَانُ
ziyan
ٱلْمُبِينُ
apaçık

Yusuf AliThere are among men some who serve God, as it were, on the verge: if good befalls them, they are, therewith, well content; but if a trial comes to them, they turn on their faces: they lose both this world and the Hereafter: that is loss for all to see

Süleyman Ateşİnsanlardan kimi de Allah'a bir kenardan, ibadet eder. Eğer kendisine bir hayır gelirse onunla huzura kavuşur (sevinir) ve eğer başına bir kötülük gelirse yüz üstü döner (dini kötüleyerek ondan vazgeçer). O, dünyayı da, ahireti de kaybetmiştir. İşte apaçık ziyan budur

22:12 📚 1
يَدۡعُواْ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَضُرُّهُۥ وَمَا لَا يَنفَعُهُۥۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلضَّلَٰلُ ٱلۡبَعِيدُ
يَدْعُوا۟
yalvarır
مِن
ayrı olarak
دُونِ
besides
ٱللَّهِ
Allah'tan
مَا
şeylere
لَا
ona zarar veremeyen
يَضُرُّهُۥ
harms him
وَمَا
ve şeylere
لَا
yarar sağlamayan
يَنفَعُهُۥ ۚ
benefits him
ذَٰلِكَ
işte budur
هُوَ
o
ٱلضَّلَـٰلُ
sapma
ٱلْبَعِيدُ
uzak(lara)

Yusuf AliThey call on such deities, besides God, as can neither hurt nor profit them: that is straying far indeed (from the Way)

Süleyman AteşAllah'tan ayrı olarak kendisine ne zarar, ne de yarar veremeyen şeylere yalvarır. İşte (doğru yoldan) uzak(lara) sapma budur

22:13 📚 1
يَدۡعُواْ لَمَن ضَرُّهُۥٓ أَقۡرَبُ مِن نَّفۡعِهِۦۚ لَبِئۡسَ ٱلۡمَوۡلَىٰ وَلَبِئۡسَ ٱلۡعَشِيرُ
يَدْعُوا۟
yalvarır
لَمَن
olana
ضَرُّهُۥٓ
zararı
أَقْرَبُ
daha yakın
مِن
faydasından
نَّفْعِهِۦ ۚ
his benefit
لَبِئْسَ
ne kötü
ٱلْمَوْلَىٰ
bir yardımcı
وَلَبِئْسَ
ve ne kötü
ٱلْعَشِيرُ
bir arkadaştır

Yusuf Ali(Perhaps) they call on one whose hurt is nearer than his profit: evil, indeed, is the patron, and evil the companion (or help)

Süleyman AteşZararı, faydasından daha yakın olana yalvarır. (O), Ne kötü bir yardımcı ve ne kötü bir arkadaştır

22:14
إِنَّ ٱللَّهَ يُدۡخِلُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ جَنَّٰتࣲ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُۚ إِنَّ ٱللَّهَ يَفۡعَلُ مَا يُرِيدُ
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
يُدْخِلُ
sokacaktır
ٱلَّذِينَ
kimseleri
ءَامَنُوا۟
inanan
وَعَمِلُوا۟
ve yapanları
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
iyi işler
جَنَّـٰتٍۢ
cennetlere
تَجْرِى
akan
مِن
altlarından
تَحْتِهَا
underneath it
ٱلْأَنْهَـٰرُ ۚ
ırmaklar
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
يَفْعَلُ
yapar
مَا
şeyi
يُرِيدُ
istediği

Yusuf AliVerily God will admit those who believe and work righteous deeds, to Gardens, beneath which rivers flow: for God carries out all that He plans

Süleyman AteşAllah, inanan ve iyi işler yapanları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır. Şüphesiz Allah istediğini yapar

22:15
مَن كَانَ يَظُنُّ أَن لَّن يَنصُرَهُ ٱللَّهُ فِي ٱلدُّنۡيَا وَٱلۡأٓخِرَةِ فَلۡيَمۡدُدۡ بِسَبَبٍ إِلَى ٱلسَّمَآءِ ثُمَّ لۡيَقۡطَعۡ فَلۡيَنظُرۡ هَلۡ يُذۡهِبَنَّ كَيۡدُهُۥ مَا يَغِيظُ
مَن
kim
كَانَ
ise
يَظُنُّ
sanıyor
أَن
diye
لَّن
kendisine yardım etmeyecek
يَنصُرَهُ
Allah will help him
ٱللَّهُ
Allah
فِى
dünyada
ٱلدُّنْيَا
the world
وَٱلْـَٔاخِرَةِ
ve ahirette
فَلْيَمْدُدْ
uzansın
بِسَبَبٍ
bir sebep(ip)le
إِلَى
göğe
ٱلسَّمَآءِ
the sky
ثُمَّ
sonra
لْيَقْطَعْ
kessin
فَلْيَنظُرْ
ve baksın
هَلْ
mi?
يُذْهِبَنَّ
giderebilecek
كَيْدُهُۥ
bu düzeni
مَا
şeyi
يَغِيظُ
öfkelendiği

Yusuf AliIf any think that God will not help him (His Apostle) in this world and the Hereafter, let him stretch out a rope to the ceiling and cut (himself) off: then let him see whether his plan will remove that which enrages (him)

Süleyman AteşKim Allah'ın, dünyada ve ahirette kendisine yardım etmeyeceğini sanıyorsa öfkesini gidermek için göğe bir sebep(ip)le uzansın, sonra (ayaklarını yerden) kessin de baksın, bu çaresi, öfkelendiği şeyi giderebilecek mi

22:16
وَكَذَٰلِكَ أَنزَلۡنَٰهُ ءَايَٰتِۭ بَيِّنَٰتࣲ وَأَنَّ ٱللَّهَ يَهۡدِي مَن يُرِيدُ
وَكَذَٰلِكَ
ve işte böyle
أَنزَلْنَـٰهُ
biz O'nu indirdik
ءَايَـٰتٍۭ
ayetler olarak
بَيِّنَـٰتٍۢ
açık açık
وَأَنَّ
ve şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
يَهْدِى
doğru yola iletir
مَن
kimseyi
يُرِيدُ
dilediği

Yusuf AliThus have We sent down Clear Sings; and verily God doth guide whom He will

Süleyman AteşVe işte biz Kur'an'ı böyle açık açık ayetler olarak indirdik. Şüphesiz Allah, dilediğini doğru yola iletir

22:17
إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَٱلَّذِينَ هَادُواْ وَٱلصَّٰبِـِٔينَ وَٱلنَّصَٰرَىٰ وَٱلۡمَجُوسَ وَٱلَّذِينَ أَشۡرَكُوٓاْ إِنَّ ٱللَّهَ يَفۡصِلُ بَيۡنَهُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ شَهِيدٌ
إِنَّ
şüphesiz
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inananlar
وَٱلَّذِينَ
ve kimseler
هَادُوا۟
yahudiler
وَٱلصَّـٰبِـِٔينَ
ve sabiiler
وَٱلنَّصَـٰرَىٰ
ve hırıstiyanlar
وَٱلْمَجُوسَ
ve mecusiler
وَٱلَّذِينَ
ve kimseler
أَشْرَكُوٓا۟
ortak koşanlar
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
يَفْصِلُ
hüküm verecektir
بَيْنَهُمْ
bunlar arasında
يَوْمَ
günü
ٱلْقِيَـٰمَةِ ۚ
kıyamet
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
عَلَىٰ
üzerine
كُلِّ
her
شَىْءٍۢ
şey
شَهِيدٌ
şahittir

Yusuf AliThose who believe (in the Qur'an), those who follow the Jewish (scriptures), and the Sabians, Christians, Magians, and Polytheists,- God will judge between them on the Day of Judgment: for God is witness of all things

Süleyman Ateşİnananlar, yahudiler, sabiiler, hırıstiyanlar, mecusiler ve (Allah'a) ortak koşanlar... Allah, kıyamet günü bunlar arasında hüküm verecek(haklıyı haksızı ortaya çıkaracak)tır. Şüphesiz Allah, her şeye şahidtir

22:18 📚 3
أَلَمۡ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ يَسۡجُدُۤ لَهُۥۤ مَن فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَن فِي ٱلۡأَرۡضِ وَٱلشَّمۡسُ وَٱلۡقَمَرُ وَٱلنُّجُومُ وَٱلۡجِبَالُ وَٱلشَّجَرُ وَٱلدَّوَآبُّ وَكَثِيرࣱ مِّنَ ٱلنَّاسِۖ وَكَثِيرٌ حَقَّ عَلَيۡهِ ٱلۡعَذَابُۗ وَمَن يُهِنِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِن مُّكۡرِمٍۚ إِنَّ ٱللَّهَ يَفۡعَلُ مَا يَشَآءُ۩
أَلَمْ
görmedin mi
تَرَ
you see
أَنَّ
kuşkusuz
ٱللَّهَ
Allah'a
يَسْجُدُ
secde ediyorlar
لَهُۥ
O'na
مَن
kimseler
فِى
göklerdeki
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
the heavens
وَمَن
ve kimseler
فِى
yerdeki
ٱلْأَرْضِ
the earth
وَٱلشَّمْسُ
ve güneş
وَٱلْقَمَرُ
ve ay
وَٱلنُّجُومُ
ve yıldızlar
وَٱلْجِبَالُ
ve dağlar
وَٱلشَّجَرُ
ve ağaçlar
وَٱلدَّوَآبُّ
ve hayvanlar
وَكَثِيرٌۭ
ve birçoğu
مِّنَ
insanlardan
ٱلنَّاسِ ۖ
the people
وَكَثِيرٌ
ama birçoğu
حَقَّ
hak olmuştur
عَلَيْهِ
üzerine
ٱلْعَذَابُ ۗ
azab
وَمَن
ve kimi
يُهِنِ
aşağılatırsa
ٱللَّهُ
Allah
فَمَا
artık olmaz
لَهُۥ
ona
مِن
hiç
مُّكْرِمٍ ۚ
değer veren
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
يَفْعَلُ
yapar
مَا
şeyi
يَشَآءُ ۩
dilediği

Yusuf AliSeest thou not that to God bow down in worship all things that are in the heavens and on earth,- the sun, the moon, the stars; the hills, the trees, the animals; and a great number among mankind? But a great number are (also) such as are fit fo r Punishment: and such as God shall disgrace,- None can raise to honour: for God carries out all that He wills

Süleyman AteşGörmedin mi (baksana), göklerde, yerde bulunan kimseler, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan birçoğu hep Allah'a secde ediyorlar! Ama birçoğuna da azab hak olmuştur. Allah kimi aşağılatırsa artık ona değer veren olmaz. Allah, dilediğini yapar

22:19 📚 1
۞هَٰذَانِ خَصۡمَانِ ٱخۡتَصَمُواْ فِي رَبِّهِمۡۖ فَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ قُطِّعَتۡ لَهُمۡ ثِيَابࣱ مِّن نَّارࣲ يُصَبُّ مِن فَوۡقِ رُءُوسِهِمُ ٱلۡحَمِيمُ
۞ هَـٰذَانِ
işte şunlar
خَصْمَانِ
iki hasım taraf
ٱخْتَصَمُوا۟
çekişen
فِى
hakkında
رَبِّهِمْ ۖ
Rableri
فَٱلَّذِينَ
kimselere
كَفَرُوا۟
inkar eden(lere)
قُطِّعَتْ
biçildi
لَهُمْ
onlara
ثِيَابٌۭ
giysi
مِّن
ateşten
نَّارٍۢ
fire
يُصَبُّ
dökülüyor
مِن
üstünden
فَوْقِ
over
رُءُوسِهِمُ
başlarının
ٱلْحَمِيمُ
kaynar su

Yusuf AliThese two antagonists dispute with each other about their Lord: But those who deny (their Lord),- for them will be cut out a garment of Fire: over their heads will be poured out boiling water

Süleyman Ateşİşte şunlar, Rableri hakkında çekişen iki hasım taraf: Nankörler için ateşten giysi biçildi, başlarının üstünden de kaynar su dökülüyor

22:20 📚 1
يُصۡهَرُ بِهِۦ مَا فِي بُطُونِهِمۡ وَٱلۡجُلُودُ
يُصْهَرُ
eritiliyor
بِهِۦ
onunla
مَا
şeyler
فِى
içindeki
بُطُونِهِمْ
karınlarının
وَٱلْجُلُودُ
ve derileri

Yusuf AliWith it will be scalded what is within their bodies, as well as (their) skins

Süleyman AteşOnunla karınlarının içindekiler ve derileri eritiliyor

22:21
وَلَهُم مَّقَٰمِعُ مِنۡ حَدِيدࣲ‏
وَلَهُم
ve onlar için vardır
مَّقَـٰمِعُ
kamçılar
مِنْ
demirden
حَدِيدٍۢ
iron

Yusuf AliIn addition there will be maces of iron (to punish) them

Süleyman Ateş(Ayrıca) onlar için demir kamçılar da var

22:22
كُلَّمَآ أَرَادُوٓاْ أَن يَخۡرُجُواْ مِنۡهَا مِنۡ غَمٍّ أُعِيدُواْ فِيهَا وَذُوقُواْ عَذَابَ ٱلۡحَرِيقِ
كُلَّمَآ
her sefer
أَرَادُوٓا۟
istedikleri
أَن
çıkmak
يَخْرُجُوا۟
come out
مِنْهَا
oradan
مِنْ
(o) gamdan
غَمٍّ
anguish
أُعِيدُوا۟
geri çevrilirler
فِيهَا
oraya
وَذُوقُوا۟
ve tadın (denilir)
عَذَابَ
azabını
ٱلْحَرِيقِ
yangın

Yusuf AliEvery time they wish to get away therefrom, from anguish, they will be forced back therein, and (it will be said), "Taste ye the Penalty of Burning

Süleyman AteşOradan, (o) gamdan her çıkmak istediklerinde (demir kamçılarla vurularak) oraya geri çevrilirler ve: "Yangın azabını tadın!" (denilir)

22:23 📚 3
إِنَّ ٱللَّهَ يُدۡخِلُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ جَنَّٰتࣲ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُ يُحَلَّوۡنَ فِيهَا مِنۡ أَسَاوِرَ مِن ذَهَبࣲ وَلُؤۡلُؤࣰ اۖ وَلِبَاسُهُمۡ فِيهَا حَرِيرࣱ‏
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
يُدْخِلُ
sokar
ٱلَّذِينَ
kimseleri
ءَامَنُوا۟
inanan(ları)
وَعَمِلُوا۟
ve yapanları
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
iyi işler
جَنَّـٰتٍۢ
cennetlere
تَجْرِى
akan
مِن
altlarından
تَحْتِهَا
underneath it
ٱلْأَنْهَـٰرُ
ırmaklar
يُحَلَّوْنَ
takınırlar
فِيهَا
orada
مِنْ
bilezikler
أَسَاوِرَ
bracelets
مِن
altından
ذَهَبٍۢ
gold
وَلُؤْلُؤًۭا ۖ
ve inci(ler)
وَلِبَاسُهُمْ
ve giysileri
فِيهَا
orada
حَرِيرٌۭ
ipektir

Yusuf AliGod will admit those who believe and work righteous deeds, to Gardens beneath which rivers flow: they shall be adorned therein with bracelets of gold and pearls; and their garments there will be of silk

Süleyman AteşAllah, inanan ve iyi işler yapanları da altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. Orada altun bilezikler ve inci(ler) takınırlar. Orada giysileri de ipektir

22:24
وَهُدُوٓاْ إِلَى ٱلطَّيِّبِ مِنَ ٱلۡقَوۡلِ وَهُدُوٓاْ إِلَىٰ صِرَٰطِ ٱلۡحَمِيدِ
وَهُدُوٓا۟
ve iletilmişlerdir
إِلَى
güzeline
ٱلطَّيِّبِ
the good
مِنَ
sözün
ٱلْقَوْلِ
the speech
وَهُدُوٓا۟
ve iletilmişlerdir
إِلَىٰ
yoluna
صِرَٰطِ
(the) path
ٱلْحَمِيدِ
çok övülen(Allah)ın

Yusuf AliFor they have been guided (in this life) to the purest of speeches; they have been guided to the Path of Him Who is Worthy of (all) Praise

Süleyman AteşSözün güzeline ve çok övülen(Allah)ın yoluna iletilmişlerdir

22:25 📚 4
إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَيَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡحَرَامِ ٱلَّذِي جَعَلۡنَٰهُ لِلنَّاسِ سَوَآءً ٱلۡعَٰكِفُ فِيهِ وَٱلۡبَادِۚ وَمَن يُرِدۡ فِيهِ بِإِلۡحَادِۭ بِظُلۡمࣲ نُّذِقۡهُ مِنۡ عَذَابٍ أَلِيمࣲ‏
إِنَّ
şüphesiz
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
وَيَصُدُّونَ
ve geri çevirenler
عَن
yolundan
سَبِيلِ
(the) way
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَٱلْمَسْجِدِ
ve Mescid-i (Haram'dan)
ٱلْحَرَامِ
(ve Mescid-i) Haram'dan
ٱلَّذِى
yaptığımız
جَعَلْنَـٰهُ
We made it
لِلنَّاسِ
bütün insanlar için
سَوَآءً
eşit (ibadet yeri)
ٱلْعَـٰكِفُ
yerli olan
فِيهِ
orada
وَٱلْبَادِ ۚ
ve dışarıdan gelen
وَمَن
ve kim
يُرِدْ
isterse
فِيهِ
orada (böyle)
بِإِلْحَادٍۭ
haktan sapmak
بِظُلْمٍۢ
zulüm ile
نُّذِقْهُ
ona taddırırız
مِنْ
bir azabtan
عَذَابٍ
a punishment
أَلِيمٍۢ
acı

Yusuf AliAs to those who have rejected (God), and would keep back (men) from the Way of God, and from the Sacred Mosque, which We have made (open) to (all) men - equal is the dweller there and the visitor from the country - and any whose purpose therei n is profanity or wrong-doing - them will We cause to taste of a most Grievous Penalty

Süleyman AteşNankörlük edenler, Allah'ın yolundan ve gerek yerli, gerek dışarıdan gelen bütün insanlar için ibadet yeri yaptığımız Mescid-i Haram'dan (insanları) geri çevirenler (bilsinler ki), kim orada (böyle) zulüm ile haktan sapmak isterse ona acı bir azab taddırırız

22:26
وَإِذۡ بَوَّأۡنَا لِإِبۡرَٰهِيمَ مَكَانَ ٱلۡبَيۡتِ أَن لَّا تُشۡرِكۡ بِي شَيۡـࣰٔ ا وَطَهِّرۡ بَيۡتِيَ لِلطَّآئِفِينَ وَٱلۡقَآئِمِينَ وَٱلرُّكَّعِ ٱلسُّجُودِ
وَإِذْ
bir zamanlar
بَوَّأْنَا
kondurmuştuk
لِإِبْرَٰهِيمَ
İbrahim'i
مَكَانَ
yerine
ٱلْبَيْتِ
Beyt(Ka'be'n)in
أَن
diye
لَّا
ortak koşma
تُشْرِكْ
associate
بِى
bana
شَيْـًۭٔا
hiçbir şeyi
وَطَهِّرْ
ve temizle
بَيْتِىَ
evimi
لِلطَّآئِفِينَ
tavaf edenler için
وَٱلْقَآئِمِينَ
ve ayakta duranlar için
وَٱلرُّكَّعِ
ve rüku' edenler için
ٱلسُّجُودِ
secde edenler için

Yusuf AliBehold! We gave the site, to Abraham, of the (Sacred) House, (saying): "Associate not anything (in worship) with Me; and sanctify My House for those who compass it round, or stand up, or bow, or prostrate themselves (therein in prayer)

Süleyman AteşBir zamanlar İbrahim'i Beyt(Ka'be'n)in yerine kondurmuş(ve ona şöyle emretmiş)tik: "Bana hiçbir şeyi ortak koşma ve tavaf edenler, ayakta duranlar, rüku' ve secde edenler için Evimi temizle

22:27 📚 3
وَأَذِّن فِي ٱلنَّاسِ بِٱلۡحَجِّ يَأۡتُوكَ رِجَالࣰ ا وَعَلَىٰ كُلِّ ضَامِرࣲ يَأۡتِينَ مِن كُلِّ فَجٍّ عَمِيقࣲ‏
وَأَذِّن
ve ilan et
فِى
içinde
ٱلنَّاسِ
insanlar
بِٱلْحَجِّ
haccı
يَأْتُوكَ
sana gelsinler
رِجَالًۭا
yaya olarak
وَعَلَىٰ
ve üzerinde
كُلِّ
her
ضَامِرٍۢ
yorgun deve
يَأْتِينَ
gelen
مِن
(türlü)
كُلِّ
her
فَجٍّ
yollardan
عَمِيقٍۢ
uzak

Yusuf AliAnd proclaim the Pilgrimage among men: they will come to thee on foot and (mounted) on every kind of camel, lean on account of journeys through deep and distant mountain highways

Süleyman Ateşİnsanlar içinde haccı ilan et; yaya olarak veya uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler

22:28
لِّيَشۡهَدُواْ مَنَٰفِعَ لَهُمۡ وَيَذۡكُرُواْ ٱسۡمَ ٱللَّهِ فِيٓ أَيَّامࣲ مَّعۡلُومَٰتٍ عَلَىٰ مَا رَزَقَهُم مِّنۢ بَهِيمَةِ ٱلۡأَنۡعَٰمِۖ فَكُلُواْ مِنۡهَا وَأَطۡعِمُواْ ٱلۡبَآئِسَ ٱلۡفَقِيرَ
لِّيَشْهَدُوا۟
şahit olmaları için
مَنَـٰفِعَ
birtakım faydalara
لَهُمْ
kendileri için
وَيَذْكُرُوا۟
ve anmaları için
ٱسْمَ
adını
ٱللَّهِ
Allah'ın
فِىٓ
günlerde
أَيَّامٍۢ
days
مَّعْلُومَـٰتٍ
belirli
عَلَىٰ
üzerine
مَا
şeyleri
رَزَقَهُم
onlara rızık olarak verilen
مِّنۢ
yürüyen-dan
بَهِيمَةِ
yürüyen
ٱلْأَنْعَـٰمِ ۖ
(of) cattle
فَكُلُوا۟
yeyin
مِنْهَا
onlardan
وَأَطْعِمُوا۟
ve yedirin
ٱلْبَآئِسَ
sıkıntı içinde bulunan
ٱلْفَقِيرَ
fakire

Yusuf AliThat they may witness the benefits (provided) for them, and celebrate the name of God, through the Days appointed, over the cattle which He has provided for them (for sacrifice): then eat ye thereof and feed the distressed ones in want

Süleyman AteşKi kendileri için birtakım faydalara tanık olsunlar ve (Allah'ın) kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine belli günlerde (onları kurban ederken) Allah'ın adını ansınlar. Onlardan yeyin, sıkıntı içinde bulunan fakire de yedirin

22:29 📚 1
ثُمَّ لۡيَقۡضُواْ تَفَثَهُمۡ وَلۡيُوفُواْ نُذُورَهُمۡ وَلۡيَطَّوَّفُواْ بِٱلۡبَيۡتِ ٱلۡعَتِيقِ
ثُمَّ
sonra
لْيَقْضُوا۟
gidersinler
تَفَثَهُمْ
kirlerini
وَلْيُوفُوا۟
ve yerine getirsinler
نُذُورَهُمْ
adaklarını
وَلْيَطَّوَّفُوا۟
ve tavaf etsinler
بِٱلْبَيْتِ
(Eski) Evi [Kâbe'yi]
ٱلْعَتِيقِ
Eski (Evi) [Kâbe'yi]

Yusuf AliThen let them complete the rites prescribed for them, perform their vows, and (again) circumambulate the Ancient House

Süleyman AteşSonra (bıyıklarını, tırnaklarını kesmek, sair temizlik gereklerini yapmak suretiyle) Kirlerini gidersinler, adaklarını yerine getirsinler ve Eski Ev(Ka'be'y)i tavaf etsinler

22:30 📚 5
ذَٰلِكَۖ وَمَن يُعَظِّمۡ حُرُمَٰتِ ٱللَّهِ فَهُوَ خَيۡرࣱ لَّهُۥ عِندَ رَبِّهِۦۗ وَأُحِلَّتۡ لَكُمُ ٱلۡأَنۡعَٰمُ إِلَّا مَا يُتۡلَىٰ عَلَيۡكُمۡۖ فَٱجۡتَنِبُواْ ٱلرِّجۡسَ مِنَ ٱلۡأَوۡثَٰنِ وَٱجۡتَنِبُواْ قَوۡلَ ٱلزُّورِ
ذَٰلِكَ
işte öyle
وَمَن
ve kim
يُعَظِّمْ
saygı gösterirse
حُرُمَـٰتِ
yasaklarına
ٱللَّهِ
Allah'ın
فَهُوَ
işte o
خَيْرٌۭ
hayırlıdır
لَّهُۥ
kendisi için
عِندَ
yanında
رَبِّهِۦ ۗ
Rabbinin
وَأُحِلَّتْ
ve size helal kılınmıştır
لَكُمُ
sizin için
ٱلْأَنْعَـٰمُ
hayvanlar
إِلَّا
dışındaki
مَا
şeyler
يُتْلَىٰ
oku(nup açıkla)nan
عَلَيْكُمْ ۖ
size
فَٱجْتَنِبُوا۟
artık kaçının
ٱلرِّجْسَ
pis
مِنَ
putlardan
ٱلْأَوْثَـٰنِ
the idols
وَٱجْتَنِبُوا۟
ve kaçının
قَوْلَ
sözden
ٱلزُّورِ
yalan

Yusuf AliSuch (is the Pilgrimage): whoever honours the sacred rites of God, for him it is good in the Sight of his Lord. Lawful to you (for food in Pilgrimage) are cattle, except those mentioned to you (as exception): but shun the abomination of idols, and shun the word that is false

Süleyman Ateşİşte öyle. Kim Allah'ın yasaklarına saygı gösterirse, o (hareketi), Rabbinin yanında kendisi için iyidir. Size (ayetlerle) oku(nup açıkla)nanlar dışındaki hayvanlar sizin için helal kılınmıştır. Artık o pis putlardan ve yalan sözden kaçının

22:31 📚 3
حُنَفَآءَ لِلَّهِ غَيۡرَ مُشۡرِكِينَ بِهِۦۚ وَمَن يُشۡرِكۡ بِٱللَّهِ فَكَأَنَّمَا خَرَّ مِنَ ٱلسَّمَآءِ فَتَخۡطَفُهُ ٱلطَّيۡرُ أَوۡ تَهۡوِي بِهِ ٱلرِّيحُ فِي مَكَانࣲ سَحِيقࣲ‏
حُنَفَآءَ
hanifler olun
لِلَّهِ
Allah'ı
غَيْرَ
ortak koşmadan
مُشْرِكِينَ
associating partners
بِهِۦ ۚ
O'na
وَمَن
ve kim
يُشْرِكْ
ortak koşarsa
بِٱللَّهِ
Allah'a
فَكَأَنَّمَا
sanki gibidir
خَرَّ
düşmüş
مِنَ
gökten
ٱلسَّمَآءِ
the sky
فَتَخْطَفُهُ
ve kendisini kapıyor
ٱلطَّيْرُ
kuş
أَوْ
veya
تَهْوِى
sürüklüyor
بِهِ
onu
ٱلرِّيحُ
rüzgar
فِى
bir yere
مَكَانٍۢ
a place
سَحِيقٍۢ
uzak

Yusuf AliBeing true in faith to God, and never assigning partners to Him: if anyone assigns partners to God, is as if he had fallen from heaven and been snatched up by birds, or the wind had swooped (like a bird on its prey) and thrown him into a far- d istant place

Süleyman AteşAllah'a ortak koşmadan, halis olarak O'nu birleyenler olun. Kim Allah'a ortak koşarsa, o, sanki gökten düşmüş de kendisini kuş kapıyor veya rüzgar onu, uzak bir yere sürüklüyor gibidir

22:32
ذَٰلِكَۖ وَمَن يُعَظِّمۡ شَعَٰٓئِرَ ٱللَّهِ فَإِنَّهَا مِن تَقۡوَى ٱلۡقُلُوبِ
ذَٰلِكَ
işte böyle
وَمَن
ve kim
يُعَظِّمْ
saygı gösterirse
شَعَـٰٓئِرَ
nişanlarına
ٱللَّهِ
Allah'ın
فَإِنَّهَا
şüphesiz bu
مِن
takvasındandır
تَقْوَى
(the) piety
ٱلْقُلُوبِ
kalblerin

Yusuf AliSuch (is his state): and whoever holds in honour the symbols of God, (in the sacrifice of animals), such (honour) should come truly from piety of heart

Süleyman Ateşİşte böyle. Kim Allah'ın nişanlarına (hac ibadetlerine ve kurbanlara) saygı gösterirse, bu, kalblerin takvasındandır (kalblerinde Allah korkusu olanlar, O'nun dininin işaretlerine saygı gösterirler)

22:33
لَكُمۡ فِيهَا مَنَٰفِعُ إِلَىٰٓ أَجَلࣲ مُّسَمࣰّ ى ثُمَّ مَحِلُّهَآ إِلَى ٱلۡبَيۡتِ ٱلۡعَتِيقِ
لَكُمْ
sizin için vardır
فِيهَا
onlarda
مَنَـٰفِعُ
menfaatler
إِلَىٰٓ
bir süreye kadar
أَجَلٍۢ
a term
مُّسَمًّۭى
belirli
ثُمَّ
sonra
مَحِلُّهَآ
onların varacakları yer
إِلَى
(Eski) Ev'dir [Kâbe]
ٱلْبَيْتِ
the House
ٱلْعَتِيقِ
Eski (Ev'dir) [Kâbe]

Yusuf AliIn them ye have benefits for a term appointed: in the end their place of sacrifice is near the Ancient House

Süleyman AteşO(hayva)nlarda belli bir süreye kadar sizin için menfaatler vardır. Sonra onların varacakları yer, Eski Ev(Ka'be)dir. (Orada kurban edilirler)

22:34 📚 1
وَلِكُلِّ أُمَّةࣲ جَعَلۡنَا مَنسَكࣰ ا لِّيَذۡكُرُواْ ٱسۡمَ ٱللَّهِ عَلَىٰ مَا رَزَقَهُم مِّنۢ بَهِيمَةِ ٱلۡأَنۡعَٰمِۗ فَإِلَٰهُكُمۡ إِلَٰهࣱ وَٰحِدࣱ فَلَهُۥٓ أَسۡلِمُواْۗ وَبَشِّرِ ٱلۡمُخۡبِتِينَ
وَلِكُلِّ
ve hepsi için
أُمَّةٍۢ
ümmetin
جَعَلْنَا
biz koyduk
مَنسَكًۭا
bir kurban ibadeti
لِّيَذْكُرُوا۟
anmaları için
ٱسْمَ
adını
ٱللَّهِ
Allah'ın
عَلَىٰ
üzerine
مَا
şey
رَزَقَهُم
rızık olarak verilen
مِّنۢ
hayvanlardan
بَهِيمَةِ
(the) beast
ٱلْأَنْعَـٰمِ ۗ
(kurbanlık)
فَإِلَـٰهُكُمْ
tanrınız
إِلَـٰهٌۭ
tanrıdır
وَٰحِدٌۭ
bir tek
فَلَهُۥٓ
yalnız O'na
أَسْلِمُوا۟ ۗ
teslim olun
وَبَشِّرِ
ve müjdele
ٱلْمُخْبِتِينَ
samimi insanları

Yusuf AliTo every people did We appoint rites (of sacrifice), that they might celebrate the name of God over the sustenance He gave them from animals (fit for food). But your God is One God: submit then your wills to Him (in Islam): and give thou the g ood news to those who humble themselves

Süleyman AteşBiz, her ümmet için bir kurban ibadeti koyduk ki Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanların üzerine O'nun adını ansınlar. Tanrınız bir tek Tanrıdır, yalnız O'na teslim olun. (Ey Muhammed) o alçak gönüllü, saygılı, samimi insanları müjdele

22:35 📚 11
ٱلَّذِينَ إِذَا ذُكِرَ ٱللَّهُ وَجِلَتۡ قُلُوبُهُمۡ وَٱلصَّٰبِرِينَ عَلَىٰ مَآ أَصَابَهُمۡ وَٱلۡمُقِيمِي ٱلصَّلَوٰةِ وَمِمَّا رَزَقۡنَٰهُمۡ يُنفِقُونَ
ٱلَّذِينَ
onlar ki
إِذَا
zaman
ذُكِرَ
anıldığı
ٱللَّهُ
Allah
وَجِلَتْ
titrer
قُلُوبُهُمْ
kalbleri
وَٱلصَّـٰبِرِينَ
ve sabrederler
عَلَىٰ
(başlarına)
مَآ
edene
أَصَابَهُمْ
isabet
وَٱلْمُقِيمِى
ve kılarlar
ٱلصَّلَوٰةِ
namazı
وَمِمَّا
ve şeylerden
رَزَقْنَـٰهُمْ
kendilerini rızıkandırdığımız
يُنفِقُونَ
(Allah yoluna) harcarlar

Yusuf AliTo those whose hearts when God is mentioned, are filled with fear, who show patient perseverance over their afflictions, keep up regular prayer, and spend (in charity) out of what We have bestowed upon them

Süleyman AteşOnlar ki Allah anıldığı zaman kalbleri titrer. Başlarına gelene sabrederler, namazı kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah yoluna) harcarlar

22:36 📚 1
وَٱلۡبُدۡنَ جَعَلۡنَٰهَا لَكُم مِّن شَعَٰٓئِرِ ٱللَّهِ لَكُمۡ فِيهَا خَيۡرࣱۖ فَٱذۡكُرُواْ ٱسۡمَ ٱللَّهِ عَلَيۡهَا صَوَآفَّۖ فَإِذَا وَجَبَتۡ جُنُوبُهَا فَكُلُواْ مِنۡهَا وَأَطۡعِمُواْ ٱلۡقَانِعَ وَٱلۡمُعۡتَرَّۚ كَذَٰلِكَ سَخَّرۡنَٰهَا لَكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تَشۡكُرُونَ
وَٱلْبُدْنَ
kurbanlık develeri
جَعَلْنَـٰهَا
yaptık
لَكُم
sizin için
مِّن
işaretlerinden
شَعَـٰٓئِرِ
(the) Symbols
ٱللَّهِ
Allah'ın
لَكُمْ
sizin için vardır
فِيهَا
onlarda
خَيْرٌۭ ۖ
hayır
فَٱذْكُرُوا۟
anın (da boğazlayın)
ٱسْمَ
adını
ٱللَّهِ
Allah'ın
عَلَيْهَا
üzerlerine
صَوَآفَّ ۖ
(kurban için) sıra halinde dururlarken
فَإِذَا
zaman
وَجَبَتْ
düştüğünde
جُنُوبُهَا
yanları üzerine (canları çıkınca)
فَكُلُوا۟
yeyin
مِنْهَا
onlardan
وَأَطْعِمُوا۟
ve yedirin
ٱلْقَانِعَ
kanaat edip isteyemeyene
وَٱلْمُعْتَرَّ ۚ
ve isteyene
كَذَٰلِكَ
işte böyle
سَخَّرْنَـٰهَا
onları boyun eğdirdi
لَكُمْ
size
لَعَلَّكُمْ
umulur ki
تَشْكُرُونَ
şükredersiniz

Yusuf AliThe sacrificial camels we have made for you as among the symbols from God: in them is (much) good for you: then pronounce the name of God over them as they line up (for sacrifice): when they are down on their sides (after slaughter), eat ye th ereof, and feed such as (beg not but) live in contentment, and such as beg with due humility: thus have We made animals subject to you, that ye may be grateful

Süleyman AteşBiz o kurbanlık develeri de size Allah'ın (dininin) işaretlerinden yaptık. Onlarda sizin için hayır vardır. Onlar ön ayaklarını sıra halinde yere basmış durumda iken üzerlerine Allah'ın adını anın (da boğazlayın) yanları yere düş(üp canları çık)ınca da onlardan yeyin, kanaat eden(fakir)e de; isteyen(fakir)e de yedirin. Allah o(kocaman hayva)nları, size boyun eğdirdi ki şükredesiniz

22:37 📚 1
لَن يَنَالَ ٱللَّهَ لُحُومُهَا وَلَا دِمَآؤُهَا وَلَٰكِن يَنَالُهُ ٱلتَّقۡوَىٰ مِنكُمۡۚ كَذَٰلِكَ سَخَّرَهَا لَكُمۡ لِتُكَبِّرُواْ ٱللَّهَ عَلَىٰ مَا هَدَىٰكُمۡۗ وَبَشِّرِ ٱلۡمُحۡسِنِينَ
لَن
ulaşmaz
يَنَالَ
reach
ٱللَّهَ
Allah'a
لُحُومُهَا
onların etleri
وَلَا
ve ne de
دِمَآؤُهَا
kanları
وَلَـٰكِن
fakat
يَنَالُهُ
O'na ulaşır
ٱلتَّقْوَىٰ
takvanız
مِنكُمْ ۚ
sizin
كَذَٰلِكَ
böylece
سَخَّرَهَا
onları boyun eğdirdi
لَكُمْ
size
لِتُكَبِّرُوا۟
anmanız için
ٱللَّهَ
Allah'ı
عَلَىٰ
üzere
مَا
diye
هَدَىٰكُمْ ۗ
sizi doğru yola iletti
وَبَشِّرِ
ve müjdele
ٱلْمُحْسِنِينَ
güzel davrananları

Yusuf AliIt is not their meat nor their blood, that reaches God: it is your piety that reaches Him: He has thus made them subject to you, that ye may glorify God for His Guidance to you and proclaim the good news to all who do right

Süleyman AteşOnların etleri ve kanları Allah'a ulaşmaz. Fakat sizin takvanız O'na ulaşır. Allah onları size böyle boyun eğdirdi ki, sizi doğru yola ilettiği için O'nun büyüklüğünü anasınız. (Ey Muhammed), güzel davrananları müjdele

22:38 📚 1
۞إِنَّ ٱللَّهَ يُدَٰفِعُ عَنِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ كُلَّ خَوَّانࣲ كَفُورٍ
۞ إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
يُدَٰفِعُ
defeder (şerri)
عَنِ
kimselerden
ٱلَّذِينَ
those who
ءَامَنُوٓا۟ ۗ
inanan(lar)
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
لَا
sevmez
يُحِبُّ
like
كُلَّ
hiçbir
خَوَّانٍۢ
hain
كَفُورٍ
inkarcıyı

Yusuf AliVerily God will defend (from ill) those who believe: verily, God loveth not any that is a traitor to faith, or show ingratitude

Süleyman AteşAllah inananları savunur. Allah hiçbir hain, nankörü sevmez

22:39 📚 1
أُذِنَ لِلَّذِينَ يُقَٰتَلُونَ بِأَنَّهُمۡ ظُلِمُواْۚ وَإِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ نَصۡرِهِمۡ لَقَدِيرٌ
أُذِنَ
izin verildi
لِلَّذِينَ
kendileriyle
يُقَـٰتَلُونَ
savaşılanlara
بِأَنَّهُمْ
yüzünden
ظُلِمُوا۟ ۚ
onlara zulmedilmeleri
وَإِنَّ
ve şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
عَلَىٰ
onlara yardım etmeğe
نَصْرِهِمْ
their victory
لَقَدِيرٌ
kadirdir

Yusuf AliTo those against whom war is made, permission is given (to fight), because they are wronged;- and verily, God is most powerful for their aid

Süleyman AteşKendileriyle savaşılan(mü'min)lere (karşı koyma) izn(i) verildi. Çünkü onlara zulmedilmiştir ve şüphesiz Allah, onlara yardım etmeğe kadirdir

22:40 📚 9
ٱلَّذِينَ أُخۡرِجُواْ مِن دِيَٰرِهِم بِغَيۡرِ حَقٍّ إِلَّآ أَن يَقُولُواْ رَبُّنَا ٱللَّهُۗ وَلَوۡلَا دَفۡعُ ٱللَّهِ ٱلنَّاسَ بَعۡضَهُم بِبَعۡضࣲ لَّهُدِّمَتۡ صَوَٰمِعُ وَبِيَعࣱ وَصَلَوَٰتࣱ وَمَسَٰجِدُ يُذۡكَرُ فِيهَا ٱسۡمُ ٱللَّهِ كَثِيرࣰ اۗ وَلَيَنصُرَنَّ ٱللَّهُ مَن يَنصُرُهُۥٓۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَقَوِيٌّ عَزِيزٌ
ٱلَّذِينَ
onlar
أُخْرِجُوا۟
çıkarıldılar
مِن
yurtlarından
دِيَـٰرِهِم
their homes
بِغَيْرِ
etmedikleri halde
حَقٍّ
hak
إِلَّآ
sadece
أَن
diye
يَقُولُوا۟
diyorlar
رَبُّنَا
Rabbimiz
ٱللَّهُ ۗ
Allah'tır
وَلَوْلَا
eğer olmasaydı
دَفْعُ
savunması
ٱللَّهِ
Allah'ın
ٱلنَّاسَ
insanların
بَعْضَهُم
bazılarını
بِبَعْضٍۢ
diğer bazılarıyle
لَّهُدِّمَتْ
yıkılırdı
صَوَٰمِعُ
manastırlar
وَبِيَعٌۭ
ve kiliseler
وَصَلَوَٰتٌۭ
ve havralar
وَمَسَـٰجِدُ
ve mescidler
يُذْكَرُ
anılan
فِيهَا
içlerinde
ٱسْمُ
ismi
ٱللَّهِ
Allah'ın
كَثِيرًۭا ۗ
çokca
وَلَيَنصُرَنَّ
ve elbette yardım eder
ٱللَّهُ
Allah
مَن
kimseye
يَنصُرُهُۥٓ ۗ
kendine yardım eden
إِنَّ
kuşkusuz
ٱللَّهَ
Allah
لَقَوِىٌّ
kuvvetlidir
عَزِيزٌ
galibdir

Yusuf Ali(They are) those who have been expelled from their homes in defiance of right,- (for no cause) except that they say, "our Lord is God". Did not God check one set of people by means of another, there would surely have been pulled down monaster ies, churches, synagogues, and mosques, in which the name of God is commemorated in abundant measure. God will certainly aid those who aid his (cause);- for verily God is full of Strength, Exalted in Might, (able to enforce His Will)

Süleyman AteşOnlar, sırf "Rabbimiz Allah'tır" dedikleri için haksız yere yurtlarından çıkarıldılar. Eğer Allah'ın bazı insanları diğer bazılarıyle savunması olmasaydı, içlerinde Allah'ın ismi çok anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescidler yıkılırdı. Allah, kendi(dini)ne yardım edene elbette yardım eder. Kuşkusuz Allah, kuvvetlidir, galibdir

22:41 📚 3
ٱلَّذِينَ إِن مَّكَّنَّٰهُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ أَقَامُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَوُاْ ٱلزَّكَوٰةَ وَأَمَرُواْ بِٱلۡمَعۡرُوفِ وَنَهَوۡاْ عَنِ ٱلۡمُنكَرِۗ وَلِلَّهِ عَٰقِبَةُ ٱلۡأُمُورِ
ٱلَّذِينَ
eğer
إِن
if
مَّكَّنَّـٰهُمْ
onları iktidara getirirsek
فِى
yer yüzünde
ٱلْأَرْضِ
the land
أَقَامُوا۟
kılarlar
ٱلصَّلَوٰةَ
namazı
وَءَاتَوُا۟
ve verirler
ٱلزَّكَوٰةَ
zekatı
وَأَمَرُوا۟
ve emrederler
بِٱلْمَعْرُوفِ
iyiliği
وَنَهَوْا۟
ve vazgeçirmeğe çalışırlar
عَنِ
kötülükten
ٱلْمُنكَرِ ۗ
the wrong
وَلِلَّهِ
ve Allah'a aittir
عَـٰقِبَةُ
sonu
ٱلْأُمُورِ
bütün işlerin

Yusuf Ali(They are) those who, if We establish them in the land, establish regular prayer and give regular charity, enjoin the right and forbid wrong: with God rests the end (and decision) of (all) affairs

Süleyman AteşO(Allah'ın dinine yardım ede)nleri yer yüzünde iktidara getirdiğimiz takdirde (zorbaların yoluna sapmazlar, bil'akis) namazı kılarlar, zekatı verirler, iyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirmeğe çalışırlar. Bütün işlerin sonu Allah'a aittir (her şey sonunda O'na varacaktır)

22:42
وَإِن يُكَذِّبُوكَ فَقَدۡ كَذَّبَتۡ قَبۡلَهُمۡ قَوۡمُ نُوحࣲ وَعَادࣱ وَثَمُودُ
وَإِن
ve eğer
يُكَذِّبُوكَ
seni yalanlıyorlarsa
فَقَدْ
gerçekten
كَذَّبَتْ
yalanlamıştı
قَبْلَهُمْ
bunlardan önce
قَوْمُ
kavmi de
نُوحٍۢ
Nuh
وَعَادٌۭ
ve 'Ad
وَثَمُودُ
ve Semud

Yusuf AliIf they treat thy (mission) as false, so did the peoples before them (with their prophets),- the People of Noah, and 'Ad and Thamud

Süleyman Ateş(Ey Muhammed), eğer (bunlar) seni yalanlıyorlarsa (bil ki) bunlardan önce Nuh, 'Ad ve Semud kavmi de yalanlamıştı

22:43
وَقَوۡمُ إِبۡرَٰهِيمَ وَقَوۡمُ لُوطࣲ‏
وَقَوْمُ
ve kavmi
إِبْرَٰهِيمَ
İbrahim
وَقَوْمُ
ve kavmi
لُوطٍۢ
Lut

Yusuf AliThose of Abraham and Lut

Süleyman Ateşİbrahim kavmi ve Lut kavmi de (yalanlamıştı)

22:44
وَأَصۡحَٰبُ مَدۡيَنَۖ وَكُذِّبَ مُوسَىٰۖ فَأَمۡلَيۡتُ لِلۡكَٰفِرِينَ ثُمَّ أَخَذۡتُهُمۡۖ فَكَيۡفَ كَانَ نَكِيرِ
وَأَصْحَـٰبُ
ve halkı
مَدْيَنَ ۖ
Medyen
وَكُذِّبَ
ve yalanlanmıştı
مُوسَىٰ
Musa
فَأَمْلَيْتُ
ben de bir süre vermiştim
لِلْكَـٰفِرِينَ
kafirlere
ثُمَّ
sonra
أَخَذْتُهُمْ ۖ
onları yakalamıştım
فَكَيْفَ
nasıl
كَانَ
oldu
نَكِيرِ
benim inkarım

Yusuf AliAnd the Companions of the Madyan People; and Moses was rejected (in the same way). But I granted respite to the Unbelievers, and (only) after that did I punish them: but how (terrible) was my rejection (of them)

Süleyman AteşMedyen halkı da (yalanlamıştı); Musa da yalanlanmıştı. Ben de kafirlere bir süre vermiş, sonra onları yakalamıştım. (Bak), benim (onları) inkarım (görülmemiş biçimde cezalandırmam) nasıl oldu

22:45
فَكَأَيِّن مِّن قَرۡيَةٍ أَهۡلَكۡنَٰهَا وَهِيَ ظَالِمَةࣱ فَهِيَ خَاوِيَةٌ عَلَىٰ عُرُوشِهَا وَبِئۡرࣲ مُّعَطَّلَةࣲ وَقَصۡرࣲ مَّشِيدٍ
فَكَأَيِّن
niceleri vardır
مِّن
kentlerden
قَرْيَةٍ
a township
أَهْلَكْنَـٰهَا
helak ettiğimiz
وَهِىَ
o
ظَالِمَةٌۭ
zulmederken
فَهِىَ
ve o
خَاوِيَةٌ
çökmüştür
عَلَىٰ
üstüne
عُرُوشِهَا
tavanları
وَبِئْرٍۢ
ve kuyu
مُّعَطَّلَةٍۢ
kullanılmaz olmuştur
وَقَصْرٍۢ
ve saraylar
مَّشِيدٍ
sağlam

Yusuf AliHow many populations have We destroyed, which were given to wrong- doing? They tumbled down on their roofs. And how many wells are lying idle and neglected, and castles lofty and well-built

Süleyman Ateş(Halkı) zulmederken helak ettiğimiz nice kent vardırki duvarları (yıkılan) tavanlarının üstüne çökmüştür. Nice kullanılmaz olmuş kuyu ve nice (ıssız kalmış) sağlam köşk vardır

22:46 📚 7
أَفَلَمۡ يَسِيرُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَتَكُونَ لَهُمۡ قُلُوبࣱ يَعۡقِلُونَ بِهَآ أَوۡ ءَاذَانࣱ يَسۡمَعُونَ بِهَاۖ فَإِنَّهَا لَا تَعۡمَى ٱلۡأَبۡصَٰرُ وَلَٰكِن تَعۡمَى ٱلۡقُلُوبُ ٱلَّتِي فِي ٱلصُّدُورِ
أَفَلَمْ
hiç
يَسِيرُوا۟
gezmediler mi?
فِى
yer yüzünde
ٱلْأَرْضِ
the land
فَتَكُونَ
olsun
لَهُمْ
onların
قُلُوبٌۭ
kalbleri
يَعْقِلُونَ
düşünecekleri
بِهَآ
onunla
أَوْ
veyahut
ءَاذَانٌۭ
kulakları
يَسْمَعُونَ
işitecekleri
بِهَا ۖ
onunla
فَإِنَّهَا
zira
لَا
kör olmaz
تَعْمَى
(are) blinded
ٱلْأَبْصَـٰرُ
gözler
وَلَـٰكِن
fakat
تَعْمَى
kör olur
ٱلْقُلُوبُ
kalbler
ٱلَّتِى
içindeki
فِى
(are) in
ٱلصُّدُورِ
göğüsler

Yusuf AliDo they not travel through the land, so that their hearts (and minds) may thus learn wisdom and their ears may thus learn to hear? Truly it is not their eyes that are blind, but their hearts which are in their breasts

Süleyman AteşHiç yer yüzünde gezmediler mi ki (kendilerinden önce mahvolanların yerlerini görsünler de) düşünecekleri kalbleri, işitecekleri kulakları olsun (akıllları başlarına gelsin, hak sözünü işitsinler). Zira gözler kör olmaz (çünkü gözlerin körlüğü, geçici bir görme yetersizliğidir); fakat (asıl) göğüslerdeki kalbler kör olur

22:47 📚 2
وَيَسۡتَعۡجِلُونَكَ بِٱلۡعَذَابِ وَلَن يُخۡلِفَ ٱللَّهُ وَعۡدَهُۥۚ وَإِنَّ يَوۡمًا عِندَ رَبِّكَ كَأَلۡفِ سَنَةࣲ مِّمَّا تَعُدُّونَ
وَيَسْتَعْجِلُونَكَ
ve senden çabucak istiyorlar
بِٱلْعَذَابِ
azabı
وَلَن
fakat
يُخْلِفَ
caymaz
ٱللَّهُ
Allah
وَعْدَهُۥ ۚ
sözünden
وَإِنَّ
ve şüphesiz;
يَوْمًا
bir gün
عِندَ
yanında
رَبِّكَ
Rabbinin
كَأَلْفِ
bin (yıl) gibidir
سَنَةٍۢ
yıl
مِّمَّا
sizin saydıklarınızdan
تَعُدُّونَ
you count

Yusuf AliYet they ask thee to hasten on the Punishment! But God will not fail in His Promise. Verily a Day in the sight of thy Lord is like a thousand years of your reckoning

Süleyman AteşSenden azabı çabuk istiyorlar. Allah sözünden caymaz. (Ama herşeyin bir zamanı vardır. O, acele etmez. Zira) Rabbinin yanında bir gün, sizin saydıklarınızdan bin yıl gibidir

22:48
وَكَأَيِّن مِّن قَرۡيَةٍ أَمۡلَيۡتُ لَهَا وَهِيَ ظَالِمَةࣱ ثُمَّ أَخَذۡتُهَا وَإِلَيَّ ٱلۡمَصِيرُ
وَكَأَيِّن
ve niceleri var ki
مِّن
kentlerden
قَرْيَةٍ
a township
أَمْلَيْتُ
biraz süre vermişimdir
لَهَا
ona
وَهِىَ
o
ظَالِمَةٌۭ
zulmederken
ثُمَّ
sonra
أَخَذْتُهَا
onu yakalamışımdır
وَإِلَىَّ
ancak banadır
ٱلْمَصِيرُ
dönüş

Yusuf AliAnd to how many populations did I give respite, which were given to wrong-doing? in the end I punished them. To me is the destination (of all)

Süleyman AteşNice kent var ki zulmederken ona biraz süre vermişim, sonra onu yakalamışımdır. Sonunda dönüş ancak banadır

22:49
قُلۡ يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِنَّمَآ أَنَا۠ لَكُمۡ نَذِيرࣱ مُّبِينࣱ‏
قُلْ
de ki
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلنَّاسُ
insanlar
إِنَّمَآ
şüphesiz
أَنَا۠
ben
لَكُمْ
sizin için
نَذِيرٌۭ
bir uyarıcıyım
مُّبِينٌۭ
apaçık

Yusuf AliSay: "O men! I am (sent) to you only to give a Clear Warning

Süleyman AteşDe ki: "Ey insanlar, ben sizin için ancak apaçık bir uyarıcıyım

22:50
فَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُم مَّغۡفِرَةࣱ وَرِزۡقࣱ كَرِيمࣱ‏
فَٱلَّذِينَ
ve
ءَامَنُوا۟
inananlar için
وَعَمِلُوا۟
ve yapanlar için
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
iyi işler
لَهُم
onlara vardır
مَّغْفِرَةٌۭ
mağfiret
وَرِزْقٌۭ
ve rızık
كَرِيمٌۭ
bol

Yusuf AliThose who believe and work righteousness, for them is forgiveness and a sustenance most generous

Süleyman Ateşİnanıp iyi işler yapanlar için mağfiret ve bol rızık vardır

22:51
وَٱلَّذِينَ سَعَوۡاْ فِيٓ ءَايَٰتِنَا مُعَٰجِزِينَ أُوْلَٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلۡجَحِيمِ
وَٱلَّذِينَ
çalışanlara gelince
سَعَوْا۟
strove
فِىٓ
eyetlerimizi
ءَايَـٰتِنَا
Our Verses
مُعَـٰجِزِينَ
etkisiz bırakmak için
أُو۟لَـٰٓئِكَ
onlar
أَصْحَـٰبُ
ashabıdır
ٱلْجَحِيمِ
cehennem

Yusuf AliBut those who strive against Our Signs, to frustrate them,- they will be Companions of the Fire

Süleyman AteşAyetlerimizi etkisiz bırakmak için çalışanlara gelince, onlar da cehennemin adamlarıdır

22:52 📚 16
وَمَآ أَرۡسَلۡنَا مِن قَبۡلِكَ مِن رَّسُولࣲ وَلَا نَبِيٍّ إِلَّآ إِذَا تَمَنَّىٰٓ أَلۡقَى ٱلشَّيۡطَٰنُ فِيٓ أُمۡنِيَّتِهِۦ فَيَنسَخُ ٱللَّهُ مَا يُلۡقِي ٱلشَّيۡطَٰنُ ثُمَّ يُحۡكِمُ ٱللَّهُ ءَايَٰتِهِۦۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمࣱ‏
وَمَآ
ve
أَرْسَلْنَا
göndermemiştik
مِن
senden önce
قَبْلِكَ
before you
مِن
hiçbir
رَّسُولٍۢ
resul
وَلَا
ve ne de
نَبِىٍّ
nebi
إِلَّآ
olmayan
إِذَا
zaman
تَمَنَّىٰٓ
temenni ettiği
أَلْقَى
(bir düşünce) atmış
ٱلشَّيْطَـٰنُ
şeytan
فِىٓ
onun temennisine
أُمْنِيَّتِهِۦ
his recitation
فَيَنسَخُ
fakat siler
ٱللَّهُ
Allah
مَا
şeyi
يُلْقِى
attığı
ٱلشَّيْطَـٰنُ
şeytanın
ثُمَّ
sonra
يُحْكِمُ
sağlamlaştırır
ٱللَّهُ
Allah
ءَايَـٰتِهِۦ ۗ
kendi ayetlerini
وَٱللَّهُ
ve Allah
عَلِيمٌ
alim(bilen)dir
حَكِيمٌۭ
hakimdir

Yusuf AliNever did We send an apostle or a prophet before thee, but, when he framed a desire, Satan threw some (vanity) into his desire: but God will cancel anything (vain) that Satan throws in, and God will confirm (and establish) His Signs: for God i s full of Knowledge and Wisdom

Süleyman AteşSenden önce hiçbir resul ve nebi göndermemiştik ki o, temenni ettiği zaman, şeytan onun temennisine (bir düşünce) atmış olmasın. Fakat Allah, şeytanın attığını siler, sonra kendi ayetlerini sağlamlaştırır. Allah, 'alim(bilen)dir, hakim (sağlamlaştıran)dır

22:53 📚 1
لِّيَجۡعَلَ مَا يُلۡقِي ٱلشَّيۡطَٰنُ فِتۡنَةࣰ لِّلَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضࣱ وَٱلۡقَاسِيَةِ قُلُوبُهُمۡۗ وَإِنَّ ٱلظَّٰلِمِينَ لَفِي شِقَاقِۭ بَعِيدࣲ‏
لِّيَجْعَلَ
yapmak için
مَا
şeyi
يُلْقِى
attığı
ٱلشَّيْطَـٰنُ
şeytanın
فِتْنَةًۭ
bir imtihan
لِّلَّذِينَ
olanlara
فِى
kalblerinde
قُلُوبِهِم
their hearts
مَّرَضٌۭ
bir hastalık
وَٱلْقَاسِيَةِ
ve katılaşanlara
قُلُوبُهُمْ ۗ
kalbleri
وَإِنَّ
ve şüphesiz
ٱلظَّـٰلِمِينَ
zalimler
لَفِى
içindedirler
شِقَاقٍۭ
bir ayrılık
بَعِيدٍۢ
uzak

Yusuf AliThat He may make the suggestions thrown in by Satan, but a trial for those in whose hearts is a disease and who are hardened of heart: verily the wrong-doers are in a schism far (from the Truth)

Süleyman Ateş(Allah, böyle yapar ki) Şeytanın attığını, kalblerinde hastalık olanlar ve kalbleri katılaşanlar için bir imtihan yapsın; zalimler uzak bir ayrılık içindedirler

22:54 📚 2
وَلِيَعۡلَمَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡعِلۡمَ أَنَّهُ ٱلۡحَقُّ مِن رَّبِّكَ فَيُؤۡمِنُواْ بِهِۦ فَتُخۡبِتَ لَهُۥ قُلُوبُهُمۡۗ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَهَادِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِلَىٰ صِرَٰطࣲ مُّسۡتَقِيمࣲ‏
وَلِيَعْلَمَ
ve bilsinler diye
ٱلَّذِينَ
kendilerine
أُوتُوا۟
verilenler
ٱلْعِلْمَ
ilim
أَنَّهُ
onun (Kur'an'ın)
ٱلْحَقُّ
bir hak (gerçek) olduğunu
مِن
Rabbinden
رَّبِّكَ
your Lord
فَيُؤْمِنُوا۟
ve inansınlar diye
بِهِۦ
ona
فَتُخْبِتَ
böylece saygı duysun
لَهُۥ
ona
قُلُوبُهُمْ ۗ
kalbleri
وَإِنَّ
ve şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
لَهَادِ
mutlaka iletir
ٱلَّذِينَ
kimseleri
ءَامَنُوٓا۟
inanan(ları)
إِلَىٰ
yola
صِرَٰطٍۢ
a Path
مُّسْتَقِيمٍۢ
doğru

Yusuf AliAnd that those on whom knowledge has been bestowed may learn that the (Qur'an) is the Truth from thy Lord, and that they may believe therein, and their hearts may be made humbly (open) to it: for verily God is the Guide of those who believe, t o the Straight Way

Süleyman AteşVe kendilerine ilim verilmiş olanlar da o(Kur'a)nın, Rabbinden (gelen) gerçek olduğunu bilsinler de ona inansınlar; böylece kalbleri ona saygı duysun. Şüphesiz Allah, inananları mutlaka doğru yola iletir

22:55
وَلَا يَزَالُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ فِي مِرۡيَةࣲ مِّنۡهُ حَتَّىٰ تَأۡتِيَهُمُ ٱلسَّاعَةُ بَغۡتَةً أَوۡ يَأۡتِيَهُمۡ عَذَابُ يَوۡمٍ عَقِيمٍ
وَلَا
ve
يَزَالُ
bitmez
ٱلَّذِينَ
inkar edenlerin
كَفَرُوا۟
disbelieve
فِى
içinde (olmaları)
مِرْيَةٍۢ
kuşku
مِّنْهُ
o(Kur'a)ndan
حَتَّىٰ
kadar
تَأْتِيَهُمُ
kendilerine gelinceye
ٱلسَّاعَةُ
o sa'at
بَغْتَةً
ansızın
أَوْ
yahut
يَأْتِيَهُمْ
kendilerine gelinceye kadar
عَذَابُ
azabı
يَوْمٍ
günün
عَقِيمٍ
kısır (hayırsız)

Yusuf AliThose who reject Faith will not cease to be in doubt concerning (Revelation) until the Hour (of Judgment) comes suddenly upon them, or there comes to them the Penalty of a Day of Disaster

Süleyman Ateşİnkar edenler ise ansızın o sa'at (kıyamet veya ölüm) kendilerine gelinceye yahut o kısır (hayırsız) günün azabı kendilerine gelinceye kadar o(Kur'a)ndan yana, kuşku içinde olacaklardır

22:56
ٱلۡمُلۡكُ يَوۡمَئِذࣲ لِّلَّهِ يَحۡكُمُ بَيۡنَهُمۡۚ فَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ فِي جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ
ٱلْمُلْكُ
mülk
يَوْمَئِذٍۢ
o gün
لِّلَّهِ
Allah'ındır
يَحْكُمُ
hükmeder
بَيْنَهُمْ ۚ
onların aralarında
فَٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inananlar
وَعَمِلُوا۟
ve yapanlar
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
iyi işler
فِى
cennetlerindedirler
جَنَّـٰتِ
Gardens
ٱلنَّعِيمِ
ni'met

Yusuf AliOn that Day of Dominion will be that of God: He will judge between them: so those who believe and work righteous deeds will be in Gardens of Delight

Süleyman AteşO gün mülk Allah'ındır. (O) onların aralarında hükmeder. İnananlar ve iyi işler yapanlar ni'met cennetlerindedirler

22:57
وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَكَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَا فَأُوْلَٰٓئِكَ لَهُمۡ عَذَابࣱ مُّهِينࣱ‏
وَٱلَّذِينَ
ve
كَفَرُوا۟
inkar edenler
وَكَذَّبُوا۟
ve yalanlayanlar
بِـَٔايَـٰتِنَا
ayetlerimizi
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar
لَهُمْ
onlara vardır
عَذَابٌۭ
bir azab
مُّهِينٌۭ
alçaltan

Yusuf AliAnd for those who reject Faith and deny our Signs, there will be a humiliating Punishment

Süleyman Ateşİnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlara da alçaltan bir azab vardır

22:58
وَٱلَّذِينَ هَاجَرُواْ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ ثُمَّ قُتِلُوٓاْ أَوۡ مَاتُواْ لَيَرۡزُقَنَّهُمُ ٱللَّهُ رِزۡقًا حَسَنࣰ اۚ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَهُوَ خَيۡرُ ٱلرَّٰزِقِينَ
وَٱلَّذِينَ
ve kimseler
هَاجَرُوا۟
hicret eden(ler)
فِى
yolunda
سَبِيلِ
(the) way
ٱللَّهِ
Allah
ثُمَّ
sonra
قُتِلُوٓا۟
öldürülenler
أَوْ
veya
مَاتُوا۟
ölenler
لَيَرْزُقَنَّهُمُ
onları rızıklandıracaktır
ٱللَّهُ
Allah
رِزْقًا
bir rızıkla
حَسَنًۭا ۚ
en güzel
وَإِنَّ
ve doğrusu
ٱللَّهَ
Allah
لَهُوَ
elbette o
خَيْرُ
en hayırlısıdır
ٱلرَّٰزِقِينَ
rızık verenlerin

Yusuf AliThose who leave their homes in the cause of God, and are then slain or die,- On them will God bestow verily a goodly Provision: Truly God is He Who bestows the best provision

Süleyman AteşAllah yolunda göç edip sonra öldürülen veya ölenlere gelince, Allah onları en güzel bir rızıkla besleyecektir. Doğrusu Allah, rızık verenlerin en iyisidir

22:59
لَيُدۡخِلَنَّهُم مُّدۡخَلࣰ ا يَرۡضَوۡنَهُۥۚ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَعَلِيمٌ حَلِيمࣱ‏
لَيُدْخِلَنَّهُم
elbette onları sokacaktır
مُّدْخَلًۭا
bir yere
يَرْضَوْنَهُۥ ۗ
razı olacakları
وَإِنَّ
ve doğrusu
ٱللَّهَ
Allah
لَعَلِيمٌ
bilendir
حَلِيمٌۭ
halimdir

Yusuf AliVerily He will admit them to a place with which they shall be well pleased: for God is All-Knowing, Most Forbearing

Süleyman AteşOnları razı olacakları bir yere sokacaktır. Doğrusu Allah, bilendir, halimdir

22:60
۞ذَٰلِكَۖ وَمَنۡ عَاقَبَ بِمِثۡلِ مَا عُوقِبَ بِهِۦ ثُمَّ بُغِيَ عَلَيۡهِ لَيَنصُرَنَّهُ ٱللَّهُۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَعَفُوٌّ غَفُورࣱ‏
۞ ذَٰلِكَ
işte böyle
وَمَنْ
ve kim
عَاقَبَ
ceza verir de
بِمِثْلِ
dengiyle
مَا
yapılan cezanın
عُوقِبَ
he was made to suffer
بِهِۦ
kendisine
ثُمَّ
sonra
بُغِىَ
tekrar saldırılırsa
عَلَيْهِ
kendisine
لَيَنصُرَنَّهُ
elbette ona yardım eder
ٱللَّهُ ۗ
Allah
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
لَعَفُوٌّ
affedendir
غَفُورٌۭ
bağışlayındır

Yusuf AliThat (is so). And if one has retaliated to no greater extent than the injury he received, and is again set upon inordinately, God will help him: for God is One that blots out (sins) and forgives (again and again)

Süleyman Ateşİşte böyle. Kim kendisine yapılan cezanın dengiyle ceza verir de sonra kendisine tekrar saldırılırsa elbette, Allah ona yardım eder. Şüphesiz Allah, affeden, bağışlayındır

22:61
ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ يُولِجُ ٱلَّيۡلَ فِي ٱلنَّهَارِ وَيُولِجُ ٱلنَّهَارَ فِي ٱلَّيۡلِ وَأَنَّ ٱللَّهَ سَمِيعُۢ بَصِيرࣱ‏
ذَٰلِكَ
işte böyle
بِأَنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
يُولِجُ
sokar
ٱلَّيْلَ
geceyi
فِى
içine
ٱلنَّهَارِ
gündüzün
وَيُولِجُ
ve sokar
ٱلنَّهَارَ
gündüzü
فِى
içine
ٱلَّيْلِ
gecenin
وَأَنَّ
ve doğrusu
ٱللَّهَ
Allah
سَمِيعٌۢ
işitendir
بَصِيرٌۭ
görendir

Yusuf AliThat is because God merges night into day, and He merges day into night, and verily it is God Who hears and sees (all things)

Süleyman Ateşİşte böyle. (Allah), geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü gecenin içine sokar. Doğrusu Allah, işiten ve görendir

22:62 📚 2
ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلۡحَقُّ وَأَنَّ مَا يَدۡعُونَ مِن دُونِهِۦ هُوَ ٱلۡبَٰطِلُ وَأَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلۡعَلِيُّ ٱلۡكَبِيرُ
ذَٰلِكَ
işte böyle
بِأَنَّ
çünkü
ٱللَّهَ
Allah
هُوَ
o
ٱلْحَقُّ
Hak'tır
وَأَنَّ
ve gerçekten
مَا
şeyler
يَدْعُونَ
yalvardıkları
مِن
O'ndan başka
دُونِهِۦ
besides Him
هُوَ
o
ٱلْبَـٰطِلُ
batıldır
وَأَنَّ
ve gerçek şu ki
ٱللَّهَ
Allah
هُوَ
O
ٱلْعَلِىُّ
çok yücedir
ٱلْكَبِيرُ
çok büyüktür

Yusuf AliThat is because God - He is the Reality; and those besides Him whom they invoke,- they are but vain Falsehood: verily God is He, Most High, Most Great

Süleyman Ateşİşte böyle. Çünkü Allah, Hak'tır, O'ndan başka yalvardıkları ise batıldır (aslı olmayan yalan şeylerdir). İşte çok yüce, çok büyük olan, Allah'tır

22:63 📚 5
أَلَمۡ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءࣰ فَتُصۡبِحُ ٱلۡأَرۡضُ مُخۡضَرَّةًۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَطِيفٌ خَبِيرࣱ‏
أَلَمْ
görmedin mi
تَرَ
you see
أَنَّ
kesinlikle
ٱللَّهَ
Allah
أَنزَلَ
indirir
مِنَ
gökten
ٱلسَّمَآءِ
the sky
مَآءًۭ
bir su
فَتُصْبِحُ
böylece olur
ٱلْأَرْضُ
yeryüzü
مُخْضَرَّةً ۗ
yemyeşil
إِنَّ
doğrusu
ٱللَّهَ
Allah
لَطِيفٌ
latiftir
خَبِيرٌۭ
habirdir

Yusuf AliSeest thou not that God sends down rain from the sky, and forthwith the earth becomes clothed with green? for God is He Who understands the finest mysteries, and is well-acquainted (with them)

Süleyman AteşGörmedin mi Allah gökten bir su indirdi de yer yeşeriyor. Doğrusu Allah latiftir (bilgisi veya lutfu en ince ve nazik şeylere kadar varır), habirdir (her türlü tedbiri bilir, her şeyi haber alır)

22:64 📚 1
لَّهُۥ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِۚ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَهُوَ ٱلۡغَنِيُّ ٱلۡحَمِيدُ
لَّهُۥ
hep O'nundur
مَا
ne varsa
فِى
göklerde
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
the heavens
وَمَا
ve ne varsa
فِى
yerde
ٱلْأَرْضِ ۗ
the earth
وَإِنَّ
ve ancak
ٱللَّهَ
Allah
لَهُوَ
işte O'dur
ٱلْغَنِىُّ
zengin olan
ٱلْحَمِيدُ
övülmeğe layık olan

Yusuf AliTo Him belongs all that is in the heavens and on earth: for verily God,- He is free of all wants, Worthy of all Praise

Süleyman AteşGöklerde ve yerde ne varsa hep O'nundur. Allah; işte zengin O'dur, övülmeğe layık O'dur

22:65 📚 6
أَلَمۡ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ سَخَّرَ لَكُم مَّا فِي ٱلۡأَرۡضِ وَٱلۡفُلۡكَ تَجۡرِي فِي ٱلۡبَحۡرِ بِأَمۡرِهِۦ وَيُمۡسِكُ ٱلسَّمَآءَ أَن تَقَعَ عَلَى ٱلۡأَرۡضِ إِلَّا بِإِذۡنِهِۦٓۚ إِنَّ ٱللَّهَ بِٱلنَّاسِ لَرَءُوفࣱ رَّحِيمࣱ‏
أَلَمْ
görmedin mi?
تَرَ
you see
أَنَّ
ki
ٱللَّهَ
Allah
سَخَّرَ
buyruğunuza verdi
لَكُم
sizin
مَّا
olanları
فِى
yerde
ٱلْأَرْضِ
the earth
وَٱلْفُلْكَ
ve gemileri
تَجْرِى
akıp giden
فِى
denizde
ٱلْبَحْرِ
the sea
بِأَمْرِهِۦ
emriyle
وَيُمْسِكُ
ve tutuyor
ٱلسَّمَآءَ
göğü
أَن
diye
تَقَعَ
düşmesin
عَلَى
üstüne
ٱلْأَرْضِ
yerin
إِلَّا
dışında
بِإِذْنِهِۦٓ ۗ
O'nun izni
إِنَّ
çünkü
ٱللَّهَ
Allah
بِٱلنَّاسِ
insanlara
لَرَءُوفٌۭ
çok şefkatlidir
رَّحِيمٌۭ
çok merhametlidir

Yusuf AliSeest thou not that God has made subject to you (men) all that is on the earth, and the ships that sail through the sea by His Command? He withholds the sky (rain) from failing on the earth except by His leave: for God is Most Kind and Most Me rciful to man

Süleyman AteşGörmedin mi Allah, yerdekileri ve emriyle, (koyduğu kanunla) denizde akıp giden gemileri sizin buyruğunuza verdi. Yerin üstüne düşmesin diye göğü tutuyor. (Gök) ancak O'nun izniyle düşer. Çünkü Allah, insanlara çok şefkatli, çok merhametlidir

22:66 📚 1
وَهُوَ ٱلَّذِيٓ أَحۡيَاكُمۡ ثُمَّ يُمِيتُكُمۡ ثُمَّ يُحۡيِيكُمۡۗ إِنَّ ٱلۡإِنسَٰنَ لَكَفُورࣱ‏
وَهُوَ
ve O'dur
ٱلَّذِىٓ
sizi dirilten
أَحْيَاكُمْ
gave you life
ثُمَّ
sonra
يُمِيتُكُمْ
sizi öldüren
ثُمَّ
sonra (yine)
يُحْيِيكُمْ ۗ
sizi dirilten
إِنَّ
gerçekten
ٱلْإِنسَـٰنَ
insan
لَكَفُورٌۭ
çok nankördür

Yusuf AliIt is He Who gave you life, will cause you to die, and will again give you life: Truly man is a most ungrateful creature

Süleyman AteşO'dur ki sizi diriltti, sonra sizi öldürür, sonra yine sizi diriltir. Gerçekten insan çok nankördür

22:67
لِّكُلِّ أُمَّةࣲ جَعَلۡنَا مَنسَكًا هُمۡ نَاسِكُوهُۖ فَلَا يُنَٰزِعُنَّكَ فِي ٱلۡأَمۡرِۚ وَٱدۡعُ إِلَىٰ رَبِّكَۖ إِنَّكَ لَعَلَىٰ هُدࣰ ى مُّسۡتَقِيمࣲ‏
لِّكُلِّ
her
أُمَّةٍۢ
ümmete
جَعَلْنَا
belirledik
مَنسَكًا
ibadet şekli
هُمْ
onların
نَاسِكُوهُ ۖ
uydukları
فَلَا
asla
يُنَـٰزِعُنَّكَ
seninle çekişmesinler
فِى
bu işte
ٱلْأَمْرِ ۚ
the matter
وَٱدْعُ
çağır
إِلَىٰ
Rabbine
رَبِّكَ ۖ
your Lord
إِنَّكَ
kuşkusuz sen
لَعَلَىٰ
üzerindesin
هُدًۭى
bir yol
مُّسْتَقِيمٍۢ
dosdoğru

Yusuf AliTo every People have We appointed rites and ceremonies which they must follow: let them not then dispute with thee on the matter, but do thou invite (them) to thy Lord: for thou art assuredly on the Right Way

Süleyman AteşBiz her ümmete, uydukları bir mensek (ibadet yöntemi) yaptık. Bu işte seninle asla çekişmesinler. Sen Rabbine çağır, kuşkusuz sen doğru, bir yol üzerindesin

22:68
وَإِن جَٰدَلُوكَ فَقُلِ ٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِمَا تَعۡمَلُونَ
وَإِن
ve eğer
جَـٰدَلُوكَ
seninle mücadele ederlerse
فَقُلِ
de ki
ٱللَّهُ
Allah
أَعْلَمُ
daha iyi bilir
بِمَا
şeyleri
تَعْمَلُونَ
yaptıklarınız

Yusuf AliIf they do wrangle with thee, say, "God knows best what it is ye are doing

Süleyman AteşEğer seninle mücadele ederlerse: "Allah yaptıklarınızı daha iyi bilir" de

22:69
ٱللَّهُ يَحۡكُمُ بَيۡنَكُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ فِيمَا كُنتُمۡ فِيهِ تَخۡتَلِفُونَ
ٱللَّهُ
Allah
يَحْكُمُ
hükmedecektir
بَيْنَكُمْ
aranızda
يَوْمَ
günü
ٱلْقِيَـٰمَةِ
kıyamet
فِيمَا
hususlarda
كُنتُمْ
olduğunuz
فِيهِ
onda
تَخْتَلِفُونَ
ayrılığa düşüyor

Yusuf AliGod will judge between you on the Day of Judgment concerning the matters in which ye differ

Süleyman AteşAllah kıyamet günü, ayrılığa düştüğünüz hususlarda aranızda hükmedecek(haklıyı, haksızı ayıracak)tır

22:70 📚 1
أَلَمۡ تَعۡلَمۡ أَنَّ ٱللَّهَ يَعۡلَمُ مَا فِي ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِۚ إِنَّ ذَٰلِكَ فِي كِتَٰبٍۚ إِنَّ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرࣱ‏
أَلَمْ
bilmez misin?
تَعْلَمْ
you know
أَنَّ
kuşkusuz
ٱللَّهَ
Allah
يَعْلَمُ
bilir
مَا
ne varsa
فِى
gökte
ٱلسَّمَآءِ
the heaven
وَٱلْأَرْضِ ۗ
ve yerde
إِنَّ
kuşkusuz
ذَٰلِكَ
bunların hepsi
فِى
bir Kitaptadır
كِتَـٰبٍ ۚ
a Record
إِنَّ
şüphesiz
ذَٰلِكَ
bu
عَلَى
için
ٱللَّهِ
Allah
يَسِيرٌۭ
kolaydır

Yusuf AliKnowest thou not that God knows all that is in heaven and on earth? Indeed it is all in a Record, and that is easy for God

Süleyman AteşBilmez misin ki Allah gökte ve yerde ne varsa hepsini bilir. Bunların hepsi, bir Kitaptadır (katında yazılıdır). Bu, Allah'a kolaydır

22:71
وَيَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَمۡ يُنَزِّلۡ بِهِۦ سُلۡطَٰنࣰ ا وَمَا لَيۡسَ لَهُم بِهِۦ عِلۡمࣱۗ وَمَا لِلظَّٰلِمِينَ مِن نَّصِيرࣲ‏
وَيَعْبُدُونَ
ve tapıyorlar
مِن
şeylere
دُونِ
dışında
ٱللَّهِ
Allah'ın
مَا
indirmemiştir
لَمْ
not
يُنَزِّلْ
He (has) sent down
بِهِۦ
onlara
سُلْطَـٰنًۭا
hiçbir delil
وَمَا
ve
لَيْسَ
yoktur
لَهُم
kendilerinin
بِهِۦ
onun hakkında
عِلْمٌۭ ۗ
bir bilgileri
وَمَا
ve yoktur
لِلظَّـٰلِمِينَ
o zalimlerin
مِن
hiçbir
نَّصِيرٍۢ
yardımcısı

Yusuf AliYet they worship, besides God, things for which no authority has been sent down to them, and of which they have (really) no knowledge: for those that do wrong there is no helper

Süleyman AteşAllah'tan ayrı olarak öyle şeylere tapıyorlar ki (Allah), onlara hiçbir kudret indirmemiştir. Kendilerinin de onların tanrı olabileceği hakkında bir bilgileri yoktur. O zalimlerin yardımcısı yoktur

22:72
وَإِذَا تُتۡلَىٰ عَلَيۡهِمۡ ءَايَٰتُنَا بَيِّنَٰتࣲ تَعۡرِفُ فِي وُجُوهِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ ٱلۡمُنكَرَۖ يَكَادُونَ يَسۡطُونَ بِٱلَّذِينَ يَتۡلُونَ عَلَيۡهِمۡ ءَايَٰتِنَاۗ قُلۡ أَفَأُنَبِّئُكُم بِشَرࣲّ مِّن ذَٰلِكُمُۚ ٱلنَّارُ وَعَدَهَا ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْۖ وَبِئۡسَ ٱلۡمَصِيرُ
وَإِذَا
ve zaman
تُتْلَىٰ
okunduğu
عَلَيْهِمْ
kendilerine
ءَايَـٰتُنَا
ayetlerimiz
بَيِّنَـٰتٍۢ
apaçık
تَعْرِفُ
anlarsın
فِى
yüzlerinde
وُجُوهِ
(the) faces
ٱلَّذِينَ
kimselerin
كَفَرُوا۟
inkar eden
ٱلْمُنكَرَ ۖ
hoşnutsuzluk
يَكَادُونَ
neredeyse
يَسْطُونَ
üzerine saldıracaklar
بِٱلَّذِينَ
okuyanların
يَتْلُونَ
recite
عَلَيْهِمْ
kendilerine
ءَايَـٰتِنَا ۗ
ayetlerimizi
قُلْ
de ki
أَفَأُنَبِّئُكُم
size haber vereyim mi?
بِشَرٍّۢ
daha kötü bir şey
مِّن
bundan
ذَٰلِكُمُ ۗ
that
ٱلنَّارُ
ateş!
وَعَدَهَا
ve onu va'detmiştir
ٱللَّهُ
Allah
ٱلَّذِينَ
kimselere
كَفَرُوا۟ ۖ
inkar eden
وَبِئْسَ
ve ne kötü
ٱلْمَصِيرُ
sondur

Yusuf AliWhen Our Clear Signs are rehearsed to them, thou wilt notice a denial on the faces of the Unbelievers! they nearly attack with violence those who rehearse Our Signs to them. Say, "Shall I tell you of something (far) worse than these Signs? It i s the Fire (of Hell)! God has promised it to the Unbelievers! and evil is that destination

Süleyman AteşKendilerine apaçık ayetlerimiz okunduğu zaman kafirlerin yüzlerinde hoşnutsuzluk belirdiğini anlarsın. Neredeyse kendilerine ayetlerimizi okuyanların üzerine saldıracaklar. De ki: "Size bundan (bu öfkeli durumunuzdan) daha kötü bir şey haber vereyim mi? Varacağınız ateş! Allah onu kafirlere va'detmiştir. Ne kötü sonuçtur (o)

22:73 📚 11
يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ضُرِبَ مَثَلࣱ فَٱسۡتَمِعُواْ لَهُۥٓۚ إِنَّ ٱلَّذِينَ تَدۡعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ لَن يَخۡلُقُواْ ذُبَابࣰ ا وَلَوِ ٱجۡتَمَعُواْ لَهُۥۖ وَإِن يَسۡلُبۡهُمُ ٱلذُّبَابُ شَيۡـࣰٔ ا لَّا يَسۡتَنقِذُوهُ مِنۡهُۚ ضَعُفَ ٱلطَّالِبُ وَٱلۡمَطۡلُوبُ
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلنَّاسُ
insanlar
ضُرِبَ
size verildi
مَثَلٌۭ
bir temsil
فَٱسْتَمِعُوا۟
dinleyin
لَهُۥٓ ۚ
onu
إِنَّ
şüphesiz
ٱلَّذِينَ
yalvardıklarınız
تَدْعُونَ
you invoke
مِن
başka
دُونِ
besides Allah
ٱللَّهِ
Allah'tan
لَن
yaratamazlar
يَخْلُقُوا۟
create
ذُبَابًۭا
bir sinek dahi
وَلَوِ
şayet
ٱجْتَمَعُوا۟
bir araya toplansalar
لَهُۥ ۖ
onların hepsi
وَإِن
ve eğer
يَسْلُبْهُمُ
onlardan kapsa
ٱلذُّبَابُ
sinek
شَيْـًۭٔا
bir şey
لَّا
bunu kurtaramazlar
يَسْتَنقِذُوهُ
they (could) take it back
مِنْهُ ۚ
ondan
ضَعُفَ
aciz
ٱلطَّالِبُ
isteyen de
وَٱلْمَطْلُوبُ
istenen de

Yusuf AliO men! Here is a parable set forth! listen to it! Those on whom, besides God, ye call, cannot create (even) a fly, if they all met together for the purpose! and if the fly should snatch away anything from them, they would have no power to relea se it from the fly. Feeble are those who petition and those whom they petition

Süleyman AteşEy insanlar, size bir temsil verildi, onu dinleyin: O Allah'tan başka yalvardıklarınız (var ya), onların hepsi bir araya toplansalar, bir sinek dahi yaratamazlar. Sinek onlardan bir şey kapsa, bunu ondan kurtaramazlar. İsteyen de aciz, istenen de

22:74 📚 1
مَا قَدَرُواْ ٱللَّهَ حَقَّ قَدۡرِهِۦٓۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَقَوِيٌّ عَزِيزٌ
مَا
takdir edemediler
قَدَرُوا۟
they (have) estimated
ٱللَّهَ
Allah'ı
حَقَّ
hakkıyle
قَدْرِهِۦٓ ۗ
kadrini
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
لَقَوِىٌّ
kuvvetlidir
عَزِيزٌ
üstündür

Yusuf AliNo just estimate have they made of God: for God is He Who is strong and able to Carry out His Will

Süleyman AteşAllah'ı layikıyle takdir edemediler (O'nu gereği gibi bilemediler). Allah kuvvetlidir, üstündür

22:75 📚 1
ٱللَّهُ يَصۡطَفِي مِنَ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةِ رُسُلࣰ ا وَمِنَ ٱلنَّاسِۚ إِنَّ ٱللَّهَ سَمِيعُۢ بَصِيرࣱ‏
ٱللَّهُ
Allah
يَصْطَفِى
seçer
مِنَ
meleklerden
ٱلْمَلَـٰٓئِكَةِ
the Angels
رُسُلًۭا
elçiler
وَمِنَ
ve
ٱلنَّاسِ ۚ
insanlardan
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
سَمِيعٌۢ
işitendir
بَصِيرٌۭ
görendir

Yusuf AliGod chooses messengers from angels and from men for God is He Who hears and sees (all things)

Süleyman AteşAllah meleklerden de, insanlardan da elçiler seçer. Allah, işitendir, görendir

22:76 📚 1
يَعۡلَمُ مَا بَيۡنَ أَيۡدِيهِمۡ وَمَا خَلۡفَهُمۡۚ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرۡجَعُ ٱلۡأُمُورُ
يَعْلَمُ
bilir
مَا
olanı
بَيْنَ
arasında (önlerinde)
أَيْدِيهِمْ
elleri (önlerinde)
وَمَا
ve olanı
خَلْفَهُمْ ۗ
arkalarında
وَإِلَى
ve
ٱللَّهِ
Allah'a
تُرْجَعُ
döndürülür
ٱلْأُمُورُ
bütün işler

Yusuf AliHe knows what is before them and what is behind them: and to God go back all questions (for decision)

Süleyman AteşOnların önlerinde ve arkalarında olan(bütün olayları, yaptıkları bütün işler)i bilir. Bütün işler Allah'a döndürülür

22:77 📚 2
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱرۡكَعُواْ وَٱسۡجُدُواْۤ وَٱعۡبُدُواْ رَبَّكُمۡ وَٱفۡعَلُواْ ٱلۡخَيۡرَ لَعَلَّكُمۡ تُفۡلِحُونَ۩
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan
ٱرْكَعُوا۟
rüku' edin
وَٱسْجُدُوا۟
ve secde edin
وَٱعْبُدُوا۟
ve ibadet edin
رَبَّكُمْ
Rabbinize
وَٱفْعَلُوا۟
ve işleyin
ٱلْخَيْرَ
hayır
لَعَلَّكُمْ
umulur ki
تُفْلِحُونَ ۩
kurtuluşa erersiniz

Yusuf AliO ye who believe! bow down, prostrate yourselves, and adore your Lord; and do good; that ye may prosper

Süleyman AteşEy inananlar, rüku' edin, secde edin, Rabbinize ibadet edin, hayır işleyin ki umduğunuza eresiniz

22:78 📚 3
وَجَٰهِدُواْ فِي ٱللَّهِ حَقَّ جِهَادِهِۦۚ هُوَ ٱجۡتَبَىٰكُمۡ وَمَا جَعَلَ عَلَيۡكُمۡ فِي ٱلدِّينِ مِنۡ حَرَجࣲۚ مِّلَّةَ أَبِيكُمۡ إِبۡرَٰهِيمَۚ هُوَ سَمَّىٰكُمُ ٱلۡمُسۡلِمِينَ مِن قَبۡلُ وَفِي هَٰذَا لِيَكُونَ ٱلرَّسُولُ شَهِيدًا عَلَيۡكُمۡ وَتَكُونُواْ شُهَدَآءَ عَلَى ٱلنَّاسِۚ فَأَقِيمُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُواْ ٱلزَّكَوٰةَ وَٱعۡتَصِمُواْ بِٱللَّهِ هُوَ مَوۡلَىٰكُمۡۖ فَنِعۡمَ ٱلۡمَوۡلَىٰ وَنِعۡمَ ٱلنَّصِيرُ
وَجَـٰهِدُوا۟
ve cihad edin
فِى
uğrunda
ٱللَّهِ
Allah
حَقَّ
hakkıyla
جِهَادِهِۦ ۚ
cihadın
هُوَ
O
ٱجْتَبَىٰكُمْ
sizi seçti
وَمَا
ve
جَعَلَ
yüklemedi
عَلَيْكُمْ
size
فِى
dinde
ٱلدِّينِ
the religion
مِنْ
hiç bir
حَرَجٍۢ ۚ
güçlük
مِّلَّةَ
dinine
أَبِيكُمْ
babanız
إِبْرَٰهِيمَ ۚ
İbrahim'in
هُوَ
O
سَمَّىٰكُمُ
size adını verdi
ٱلْمُسْلِمِينَ
müslümanlar
مِن
bundan önce
قَبْلُ
before
وَفِى
ve
هَـٰذَا
bu(Kur'a)nda
لِيَكُونَ
olması için
ٱلرَّسُولُ
Elçi'nin
شَهِيدًا
şahid
عَلَيْكُمْ
size
وَتَكُونُوا۟
ve sizin olmanız için
شُهَدَآءَ
şahid
عَلَى
üzerine
ٱلنَّاسِ ۚ
insanlar
فَأَقِيمُوا۟
haydi kılın
ٱلصَّلَوٰةَ
namazı
وَءَاتُوا۟
ve verin
ٱلزَّكَوٰةَ
zekatı
وَٱعْتَصِمُوا۟
ve sarılın
بِٱللَّهِ
Allah'a
هُوَ
O'dur
مَوْلَىٰكُمْ ۖ
mevlanız (sahibiniz)
فَنِعْمَ
ne güzel
ٱلْمَوْلَىٰ
mevladır
وَنِعْمَ
ve ne güzel
ٱلنَّصِيرُ
yardımcıdır

Yusuf AliAnd strive in His cause as ye ought to strive, (with sincerity and under discipline). He has chosen you, and has imposed no difficulties on you in religion; it is the cult of your father Abraham. It is He Who has named you Muslims, both before and in this (Revelation); that the Apostle may be a witness for you, and ye be witnesses for mankind! So establish regular Prayer, give regular Charity, and hold fast to God! He is your Protector - the Best to protect and the Best to help

Süleyman AteşAllah uğrunda, O'na yaraşır biçimde cihad edin. O, sizi seçti ve dinde size bir güçlük yüklemedi; babanız İbrahim'in dini(ne uyun). O (Allah) bu (Kur'a)ndan önce(ki Kitaplarda) da, bu(Kur'a)nda da size "müslümanlar" adını verdi ki, Elçi size şahid olsun, siz de insanlara şahid olasınız. Haydi namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a sarılın; sahibiniz O'dur. Ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır (O)

← Önceki Sonraki →

22. Al-Hajj Suresi | Anlam Arayışı