23. Al-Muminoon سُورَةُ المُؤۡمِنُونَ 📕 Mushaf görünümünde aç
▶ Sureyi dinle Okuyan: Mişarî Râşid el-Afâsî Mahmûd Halîl el-Hüsarî Muhammed Siddîk el-Minşâvî Ebû Bekr eş-Şâtırî Mâhir el-Muaykılî Alî el-Huzeyfî Her ayeti bir kez 2 kez 3 kez 5 kez 10 kez oku
23:1 ▶ ⧉ ☆
قَدۡ أَفۡلَحَ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ
Elmalılı Hamdi Yazır Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir
ٱلَّذِينَ هُمۡ فِي صَلَاتِهِمۡ خَٰشِعُونَ
Elmalılı Hamdi Yazır Onlar ki, namazlarında huşû içindedirler
وَٱلَّذِينَ هُمۡ عَنِ ٱللَّغۡوِ مُعۡرِضُونَ
مُعْرِضُونَ
yüz çevirirler
Elmalılı Hamdi Yazır Onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler
23:4 ▶ ⧉ ☆
وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِلزَّكَوٰةِ فَٰعِلُونَ
Elmalılı Hamdi Yazır Onlar ki, zekat (vazifelerini) yerine getirirler
23:5 ▶ ⧉ ☆
وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِفُرُوجِهِمۡ حَٰفِظُونَ
Elmalılı Hamdi Yazır Ve onlar ki, iffetlerini korurlar
23:6 ▶ ⧉ ☆
إِلَّا عَلَىٰٓ أَزۡوَٰجِهِمۡ أَوۡ مَا مَلَكَتۡ أَيۡمَٰنُهُمۡ فَإِنَّهُمۡ غَيۡرُ مَلُومِينَ
أَزْوَٰجِهِمْ
their spouses
Elmalılı Hamdi Yazır Ancak eşleri ve ellerinin sahip olduğu (cariyeleri) hariç. (Bunlarla ilişkilerinden dolayı) kınanmış değillerdir
23:7 ▶ ⧉ ☆
فَمَنِ ٱبۡتَغَىٰ وَرَآءَ ذَٰلِكَ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡعَادُونَ
ٱلْعَادُونَ
haddi aşanlardır
Elmalılı Hamdi Yazır Şu halde , kim bunun ötesine gitmeyi isterse, işte bunlar, haddi aşan kimselerdir
23:8 ▶ ⧉ ☆
وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِأَمَٰنَٰتِهِمۡ وَعَهۡدِهِمۡ رَٰعُونَ
لِأَمَـٰنَـٰتِهِمْ
emanetlerine
وَعَهْدِهِمْ
ve ahidlerine
Elmalılı Hamdi Yazır Yine onlar ki, emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler
وَٱلَّذِينَ هُمۡ عَلَىٰ صَلَوَٰتِهِمۡ يُحَافِظُونَ
صَلَوَٰتِهِمْ
their prayers
Elmalılı Hamdi Yazır Ve onlar ki, namazlarını muhafaza ederler
23:10 ▶ ⧉ ☆
أُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡوَٰرِثُونَ
ٱلْوَٰرِثُونَ
varis olacaklar
Elmalılı Hamdi Yazır İşte asıl onlar varislerdir
23:11 ▶ ⧉ ☆
ٱلَّذِينَ يَرِثُونَ ٱلۡفِرۡدَوۡسَ هُمۡ فِيهَا خَٰلِدُونَ
خَـٰلِدُونَ
ebedi kalacaklardır
Elmalılı Hamdi Yazır Ki, Firdevs'e varis olan bu kimseler orada ebedî kalırlar
23:12 ▶ ⧉ ☆
وَلَقَدۡ خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَٰنَ مِن سُلَٰلَةࣲ مِّن طِينࣲ
Elmalılı Hamdi Yazır And olsun biz insanı, çamurdan, bir sülâleden (süzülüp çıkarılmış çamurdan) yarattık
23:13 ▶ ⧉ ☆
ثُمَّ جَعَلۡنَٰهُ نُطۡفَةࣰ فِي قَرَارࣲ مَّكِينࣲ
نُطْفَةًۭ
bir nutfe (sperm) olarak
Elmalılı Hamdi Yazır Sonra onu emin ve sağlam bir karargahta (rahimde) nutfe (sperma) haline getirdik
ثُمَّ خَلَقۡنَا ٱلنُّطۡفَةَ عَلَقَةࣰ فَخَلَقۡنَا ٱلۡعَلَقَةَ مُضۡغَةࣰ فَخَلَقۡنَا ٱلۡمُضۡغَةَ عِظَٰمࣰ ا فَكَسَوۡنَا ٱلۡعِظَٰمَ لَحۡمࣰ ا ثُمَّ أَنشَأۡنَٰهُ خَلۡقًا ءَاخَرَۚ فَتَبَارَكَ ٱللَّهُ أَحۡسَنُ ٱلۡخَٰلِقِينَ
عَلَقَةًۭ
alaka(embriyo)ya
فَخَلَقْنَا
sonra çevirdik
ٱلْعَلَقَةَ
alaka(embriyo)yı
مُضْغَةًۭ
bir çiğnemlik ete
فَخَلَقْنَا
sonre çevirdik
ٱلْمُضْغَةَ
bir çiğnemlik eti
فَكَسَوْنَا
sonre giydirdik
ٱلْخَـٰلِقِينَ
yaratanların
Elmalılı Hamdi Yazır Sonra nutfeyi bir alaka (embrio) yarattık, derken o alakayı bir mudga (bir çiğnem et parçası halinde ) yarattık, derken o mudgayı bir takım kemik yarattık, derken o kemiklere bir et giydirdik, sonra onu diğer bir yaratık olarak teşekkül ettirdik. Yapıp yaratanların en güzeli olan Allah, pek yücedir
ثُمَّ إِنَّكُم بَعۡدَ ذَٰلِكَ لَمَيِّتُونَ
Elmalılı Hamdi Yazır Sonra siz bunun ardından, muhakkak ki öleceksiniz
23:16 ▶ ⧉ ☆
ثُمَّ إِنَّكُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ تُبۡعَثُونَ
تُبْعَثُونَ
diriltileceksiniz
Elmalılı Hamdi Yazır Sonra da siz, şüphesiz, kıyamet gününde tekrar diriltileceksiniz
23:17 ▶ ⧉ ☆
وَلَقَدۡ خَلَقۡنَا فَوۡقَكُمۡ سَبۡعَ طَرَآئِقَ وَمَا كُنَّا عَنِ ٱلۡخَلۡقِ غَٰفِلِينَ
Elmalılı Hamdi Yazır Andolsun biz, sizin üstünüzde yedi yol yarattık. Biz, yaratmaktan habersiz değiliz
وَأَنزَلۡنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءَۢ بِقَدَرࣲ فَأَسۡكَنَّٰهُ فِي ٱلۡأَرۡضِۖ وَإِنَّا عَلَىٰ ذَهَابِۭ بِهِۦ لَقَٰدِرُونَ
فَأَسْكَنَّـٰهُ
ve onu durdurduk
Elmalılı Hamdi Yazır Gökten uygun bir ölçüde yağmur indirip onu yerde durgunlaştırdık. Bizim onu gidermeye de elbet gücümüz yeter
23:19 ▶ ⧉ ☆
فَأَنشَأۡنَا لَكُم بِهِۦ جَنَّٰتࣲ مِّن نَّخِيلࣲ وَأَعۡنَٰبࣲ لَّكُمۡ فِيهَا فَوَٰكِهُ كَثِيرَةࣱ وَمِنۡهَا تَأۡكُلُونَ
فَأَنشَأْنَا
sonra yetiştirdik
Elmalılı Hamdi Yazır Böylece onun (yağmurun) sayesinde sizin yararınıza hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik ki, bunlarda sizin için bir çok meyveler vardır ve siz onlardan yersiniz
وَشَجَرَةࣰ تَخۡرُجُ مِن طُورِ سَيۡنَآءَ تَنۢبُتُ بِٱلدُّهۡنِ وَصِبۡغࣲ لِّلۡأٓكِلِينَ
وَصِبْغٍۢ
(ekmeklerini) batıracakları
لِّلْـَٔاكِلِينَ
yiyenlerin
Elmalılı Hamdi Yazır Tûrı Sinâ'da (dahi) yetişen bir ağaç da meydana getirdik ki, bu ağaç, hem yağ, hem de yiyenlerin ekmeğine katık edecekleri (zeytin) verir
وَإِنَّ لَكُمۡ فِي ٱلۡأَنۡعَٰمِ لَعِبۡرَةࣰۖ نُّسۡقِيكُم مِّمَّا فِي بُطُونِهَا وَلَكُمۡ فِيهَا مَنَٰفِعُ كَثِيرَةࣱ وَمِنۡهَا تَأۡكُلُونَ
نُّسْقِيكُم
size içiriyoruz
Elmalılı Hamdi Yazır Hayvanlarda da sizin için elbette ibretler vardır. Onların karınlarındakilerden size içiririz. Onlarda sizin için birtakım faydalar daha vardır; ayrıca etlerini yersiniz
وَعَلَيۡهَا وَعَلَى ٱلۡفُلۡكِ تُحۡمَلُونَ
وَعَلَيْهَا
ve onların üzerinde
Elmalılı Hamdi Yazır Hem onlara ve hem gemiye yüklenirsiniz
23:23 ▶ ⧉ ☆
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوۡمِهِۦ فَقَالَ يَٰقَوۡمِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنۡ إِلَٰهٍ غَيۡرُهُۥٓۚ أَفَلَا تَتَّقُونَ
Elmalılı Hamdi Yazır And olsun biz, Nûh'u kavmine gönderdik. "Ey kavmim dedi, Allah'a kulluk edin. O'ndan başka tanrınız yoktur. Hâlâ sakınmaz mısınız
23:24 ▶ ⧉ ☆
فَقَالَ ٱلۡمَلَؤُاْ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن قَوۡمِهِۦ مَا هَٰذَآ إِلَّا بَشَرࣱ مِّثۡلُكُمۡ يُرِيدُ أَن يَتَفَضَّلَ عَلَيۡكُمۡ وَلَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ لَأَنزَلَ مَلَٰٓئِكَةࣰ مَّا سَمِعۡنَا بِهَٰذَا فِيٓ ءَابَآئِنَا ٱلۡأَوَّلِينَ
ٱلْمَلَؤُا۟
ileri gelenler
يَتَفَضَّلَ
assert (his) superiority
لَأَنزَلَ
elbette indirirdi
ءَابَآئِنَا
our forefathers
Elmalılı Hamdi Yazır Bunun üzerine, kavminin içinden kâfir kodaman topluluğu "Bu, dediler, tıpkı sizin gibi bir beşer olmaktan başka bir şey değildir. Size üstün ve hakim olmak istiyor. Eğer Allah (peygamber göndermek) isteseydi, muhakkak ki bir melek gönderirdi. Biz geçmişteki atalarımızdan böyle bir şey duymadık
23:25 ▶ ⧉ ☆
إِنۡ هُوَ إِلَّا رَجُلُۢ بِهِۦ جِنَّةࣱ فَتَرَبَّصُواْ بِهِۦ حَتَّىٰ حِينࣲ
فَتَرَبَّصُوا۟
hele gözetleyin
Elmalılı Hamdi Yazır Bu, yalnızca kendisinde delilik bulunan bir kimsedir. Öyle ise, bir süreye kadar ona katlanıp (durumu) gözetleyin bakalım
23:26 ▶ ⧉ ☆
قَالَ رَبِّ ٱنصُرۡنِي بِمَا كَذَّبُونِ
Elmalılı Hamdi Yazır Nuh: "Rabbim! dedi, beni yalana çıkarmalarına karşı bana yardım et
فَأَوۡحَيۡنَآ إِلَيۡهِ أَنِ ٱصۡنَعِ ٱلۡفُلۡكَ بِأَعۡيُنِنَا وَوَحۡيِنَا فَإِذَا جَآءَ أَمۡرُنَا وَفَارَ ٱلتَّنُّورُ فَٱسۡلُكۡ فِيهَا مِن كُلࣲّ زَوۡجَيۡنِ ٱثۡنَيۡنِ وَأَهۡلَكَ إِلَّا مَن سَبَقَ عَلَيۡهِ ٱلۡقَوۡلُ مِنۡهُمۡۖ وَلَا تُخَٰطِبۡنِي فِي ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓاْ إِنَّهُم مُّغۡرَقُونَ
فَأَوْحَيْنَآ
biz de vahyettik
بِأَعْيُنِنَا
gözlerimizin önünde
أَمْرُنَا
bizim buyruğumuz
تُخَـٰطِبْنِى
bana yalvarma
ظَلَمُوٓا۟ ۖ
zulmeden(ler)
مُّغْرَقُونَ
boğulacaklardır
Elmalılı Hamdi Yazır Bunun üzerine ona şöyle vahyettik: Bizim nezaretimiz altında ve vahyimizle gemiyi yap. Bizim emrimiz gelip de tandır kaynayınca, her cinsten eşler halinde iki tane ve bir de içlerinden, daha önce kendisi aleyhinde hüküm verilmiş olanların dışındaki aileni gemiye al. Zulmetmiş olanlar konusunda bana hiç yalvarma! Zira onlar kesinlikle boğulacaklardır
فَإِذَا ٱسۡتَوَيۡتَ أَنتَ وَمَن مَّعَكَ عَلَى ٱلۡفُلۡكِ فَقُلِ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِي نَجَّىٰنَا مِنَ ٱلۡقَوۡمِ ٱلظَّٰلِمِينَ
Elmalılı Hamdi Yazır Sen, yanındakilerle beraber gemiye yerleştiğinde: "Bizi zalimler topluluğundan kurtaran Allah'a hamdolsun" de
23:29 ▶ ⧉ ☆
وَقُل رَّبِّ أَنزِلۡنِي مُنزَلࣰ ا مُّبَارَكࣰ ا وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلۡمُنزِلِينَ
ٱلْمُنزِلِينَ
konuklayanların
Elmalılı Hamdi Yazır Ve de ki: "Rabbim! Beni mübarek bir yere indir. Sen, konuklatanların en hayırlısısın
23:30 ▶ ⧉ ☆
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتࣲ وَإِن كُنَّا لَمُبۡتَلِينَ
لَـَٔايَـٰتٍۢ
nice ibretler
لَمُبْتَلِينَ
(onları) sınıyorduk
Elmalılı Hamdi Yazır Şüphesiz bunda sizin için birtakım ibretler vardır. Çünkü biz, kullarımızı böyle denemişizdir
23:31 ▶ ⧉ ☆
ثُمَّ أَنشَأۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِمۡ قَرۡنًا ءَاخَرِينَ
Elmalılı Hamdi Yazır Sonra onların ardından bir başka nesil getirdik
23:32 ▶ ⧉ ☆
فَأَرۡسَلۡنَا فِيهِمۡ رَسُولࣰ ا مِّنۡهُمۡ أَنِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنۡ إِلَٰهٍ غَيۡرُهُۥٓۚ أَفَلَا تَتَّقُونَ
فَأَرْسَلْنَا
ve gönderdik
Elmalılı Hamdi Yazır Bunun üzerine, onlar arasından kendilerine, "Allah'a kulluk edin; çünkü sizin O'ndan başka bir tanrınız yoktur. Hâlâ Allah'tan korkmaz mısınız? (mesajını ileten) bir resul gönderdik
وَقَالَ ٱلۡمَلَأُ مِن قَوۡمِهِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَكَذَّبُواْ بِلِقَآءِ ٱلۡأٓخِرَةِ وَأَتۡرَفۡنَٰهُمۡ فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا مَا هَٰذَآ إِلَّا بَشَرࣱ مِّثۡلُكُمۡ يَأۡكُلُ مِمَّا تَأۡكُلُونَ مِنۡهُ وَيَشۡرَبُ مِمَّا تَشۡرَبُونَ
وَكَذَّبُوا۟
ve yalanlayanlar
وَأَتْرَفْنَـٰهُمْ
ve kendilerine refah verdiklerimiz
Elmalılı Hamdi Yazır Onun kavminden, kâfir olup ahirete ulaşmayı yalanlayan ve dünya hayatında kendilerine refah verdiğimiz kodaman güruh dedi ki: "Bu dediler, sadece sizin gibi bir insandır; sizin yediğinizden yer, sizin içtiğinizden içer
23:34 ▶ ⧉ ☆
وَلَئِنۡ أَطَعۡتُم بَشَرࣰ ا مِّثۡلَكُمۡ إِنَّكُمۡ إِذࣰ ا لَّخَٰسِرُونَ
أَطَعْتُم
ita'at ederseniz
لَّخَـٰسِرُونَ
mutlaka ziyana uğrayanlarsınız
Elmalılı Hamdi Yazır Gerçekten, tıpkı kendiniz gibi bir beşere itaat ederseniz herhalde ziyan edersiniz
23:35 ▶ ⧉ ☆
أَيَعِدُكُمۡ أَنَّكُمۡ إِذَا مِتُّمۡ وَكُنتُمۡ تُرَابࣰ ا وَعِظَٰمًا أَنَّكُم مُّخۡرَجُونَ
أَيَعِدُكُمْ
O size va'dediyor mu?
مُّخْرَجُونَ
(yeniden hayata) çıkarılacağınızı
Elmalılı Hamdi Yazır Size, öldüğünüz, toprak ve kemik yığını haline geldiğinizde, mutlak surette sizin (tekrar) meydana çıkarılacağınızı mı vaad ediyor
۞هَيۡهَاتَ هَيۡهَاتَ لِمَا تُوعَدُونَ
۞ هَيْهَاتَ
heyhat (ne kadar uzak)
هَيْهَاتَ
heyhat (ne kadar uzak)
تُوعَدُونَ
size va'dedilen
Elmalılı Hamdi Yazır Heyhât o size vaad edilen şey ne kadar uzak
23:37 ▶ ⧉ ☆
إِنۡ هِيَ إِلَّا حَيَاتُنَا ٱلدُّنۡيَا نَمُوتُ وَنَحۡيَا وَمَا نَحۡنُ بِمَبۡعُوثِينَ
بِمَبْعُوثِينَ
tekrar diriltilecek
Elmalılı Hamdi Yazır Dünya hayatından başka gerçek yoktur. (Kimimiz) ölürüz, (kimimiz) yaşarız; bir daha diriltilecek değiliz
23:38 ▶ ⧉ ☆
إِنۡ هُوَ إِلَّا رَجُلٌ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبࣰ ا وَمَا نَحۡنُ لَهُۥ بِمُؤۡمِنِينَ
بِمُؤْمِنِينَ
inanıcı(insan)lar
Elmalılı Hamdi Yazır Bu adam, sadece Allah hakkında yalan uyduran bir kimsedir; biz ona inanmıyoruz
23:39 ▶ ⧉ ☆
قَالَ رَبِّ ٱنصُرۡنِي بِمَا كَذَّبُونِ
كَذَّبُونِ
beni yalanlamaları
Elmalılı Hamdi Yazır O Peygamber: "Rabbim, dedi, beni yalanlamalarına karşı bana yardımcı ol
23:40 ▶ ⧉ ☆
قَالَ عَمَّا قَلِيلࣲ لَّيُصۡبِحُنَّ نَٰدِمِينَ
قَلِيلٍۢ
After a little while
لَّيُصْبِحُنَّ
onlar olacaklar
Elmalılı Hamdi Yazır Allah şöyle buyurdu: "Pek yakında onlar pişman olacaklar
23:41 ▶ ⧉ ☆
فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلصَّيۡحَةُ بِٱلۡحَقِّ فَجَعَلۡنَٰهُمۡ غُثَآءࣰۚ فَبُعۡدࣰ ا لِّلۡقَوۡمِ ٱلظَّٰلِمِينَ
فَأَخَذَتْهُمُ
derken onları yakaladı
فَجَعَلْنَـٰهُمْ
ve onları getirdik
غُثَآءًۭ ۚ
sel süprüntüsü haline
Elmalılı Hamdi Yazır Nitekim, Hak tarafından korkuç bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen çepeçevre kuşattık. Zalimler topluluğunun canı cehenneme
23:42 ▶ ⧉ ☆
ثُمَّ أَنشَأۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِمۡ قُرُونًا ءَاخَرِينَ
Elmalılı Hamdi Yazır Sonra onların ardından bir başka nesil getirdik
23:43 ▶ ⧉ ☆
مَا تَسۡبِقُ مِنۡ أُمَّةٍ أَجَلَهَا وَمَا يَسۡتَـٔۡخِرُونَ
يَسْتَـْٔخِرُونَ
geri kalamaz
Elmalılı Hamdi Yazır Hiçbir ümmet , ecelini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir
23:44 ▶ ⧉ ☆
ثُمَّ أَرۡسَلۡنَا رُسُلَنَا تَتۡرَاۖ كُلَّ مَا جَآءَ أُمَّةࣰ رَّسُولُهَا كَذَّبُوهُۖ فَأَتۡبَعۡنَا بَعۡضَهُم بَعۡضࣰ ا وَجَعَلۡنَٰهُمۡ أَحَادِيثَۚ فَبُعۡدࣰ ا لِّقَوۡمࣲ لَّا يُؤۡمِنُونَ
كَذَّبُوهُ ۚ
onlar onu yalanladılar
فَأَتْبَعْنَا
biz de onları devirdik
وَجَعَلْنَـٰهُمْ
ve hepsini yaptık
أَحَادِيثَ ۚ
birer ibret hikayesi
Elmalılı Hamdi Yazır Sonra biz peyderpey peygamberlerimizi gönderdik. Herhangi bir ümmete peygamberlerinin geldiği her defasında, onlar bu peygamberi yalanladılar; biz de onları birbiri ardından (yokluğa) yuvarladık ve onları efsâne yaptık. Artık iman etmeyen kavmin canı cehenneme
23:45 ▶ ⧉ ☆
ثُمَّ أَرۡسَلۡنَا مُوسَىٰ وَأَخَاهُ هَٰرُونَ بِـَٔايَٰتِنَا وَسُلۡطَٰنࣲ مُّبِينٍ
بِـَٔايَـٰتِنَا
ayetlerimizle
وَسُلْطَـٰنٍۢ
ve bir delille
Elmalılı Hamdi Yazır Sonra birtakım âyetlerimiz ve açık bir ferman ile Musa'yı ve kardeşi Harun'u gönderdik
23:46 ▶ ⧉ ☆
إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ وَمَلَإِيْهِۦ فَٱسۡتَكۡبَرُواْ وَكَانُواْ قَوۡمًا عَالِينَ
وَمَلَإِي۟هِۦ
ve ileri gelen adamlarına
فَٱسْتَكْبَرُوا۟
onlar büyüklük tasladılar
Elmalılı Hamdi Yazır Firavun'a ve ileri gelenlerine de (gönderdik). Bunun üzerine onlar kibire kapıldılar ve ululuk taslayan zorba bir kavim oldular
23:47 ▶ ⧉ ☆
فَقَالُوٓاْ أَنُؤۡمِنُ لِبَشَرَيۡنِ مِثۡلِنَا وَقَوۡمُهُمَا لَنَا عَٰبِدُونَ
أَنُؤْمِنُ
inanacak mıyız?
لِبَشَرَيْنِ
şu iki insana
وَقَوْمُهُمَا
iki adamın kavmi
عَـٰبِدُونَ
kölelik ederken
Elmalılı Hamdi Yazır Onun için: Biz, dediler, "kavimleri bize kölelik ederken bizim benzerimiz olan bu iki adama inanacak mıyız
23:48 ▶ ⧉ ☆
فَكَذَّبُوهُمَا فَكَانُواْ مِنَ ٱلۡمُهۡلَكِينَ
فَكَذَّبُوهُمَا
onları yalanladılar
ٱلْمُهْلَكِينَ
those who were destroyed
Elmalılı Hamdi Yazır Böylece onları yalanladılar, bu yüzden de helâk edilenlerden oldular
23:49 ▶ ⧉ ☆
وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَا مُوسَى ٱلۡكِتَٰبَ لَعَلَّهُمۡ يَهۡتَدُونَ
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitabı (Tevrat'ı)
يَهْتَدُونَ
doğru yolu bulurlar diye
Elmalılı Hamdi Yazır Andolsun biz Musa'ya belki onlar yola gelirler diye, o kitabı da verdik
23:50 ▶ ⧉ ☆
وَجَعَلۡنَا ٱبۡنَ مَرۡيَمَ وَأُمَّهُۥٓ ءَايَةࣰ وَءَاوَيۡنَٰهُمَآ إِلَىٰ رَبۡوَةࣲ ذَاتِ قَرَارࣲ وَمَعِينࣲ
وَءَاوَيْنَـٰهُمَآ
ve onları yerleştirdik
وَمَعِينٍۢ
ve suyu bulunan
Elmalılı Hamdi Yazır Meryemoğlunu ve annesini de (kudretimize ) bir alâmet kıldık; onları, yerleşmeye elverişli, sulu bir tepeye yerleştirdik
23:51 ▶ ⧉ ☆
يَٰٓأَيُّهَا ٱلرُّسُلُ كُلُواْ مِنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ وَٱعۡمَلُواْ صَٰلِحًاۖ إِنِّي بِمَا تَعۡمَلُونَ عَلِيمࣱ
ٱلطَّيِّبَـٰتِ
the good things
Elmalılı Hamdi Yazır Ey peygamberler! Temiz ve helal olan şeylerden yiyin; güzel amel ve hareketlerde bulunun. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı bilirim
23:52 ▶ ⧉ ☆
وَإِنَّ هَٰذِهِۦٓ أُمَّتُكُمۡ أُمَّةࣰ وَٰحِدَةࣰ وَأَنَا۠ رَبُّكُمۡ فَٱتَّقُونِ
أُمَّتُكُمْ
sizin ümmetiniz
رَبُّكُمْ
sizin Rabbinizim
Elmalılı Hamdi Yazır Ve işte bu sizin ümmetiniz bir tek ümmet ve ben de sizin Rabbinizim. Öyle ise benden sakının." (denildi)
23:53 ▶ ⧉ ☆
فَتَقَطَّعُوٓاْ أَمۡرَهُم بَيۡنَهُمۡ زُبُرࣰ اۖ كُلُّ حِزۡبِۭ بِمَا لَدَيۡهِمۡ فَرِحُونَ
فَتَقَطَّعُوٓا۟
fakat parçalayıp ayırdılar
Elmalılı Hamdi Yazır Derken insanlar kendi aralarındaki işlerini parça parça böldüler. Her grup, kendinde bulunan ile sevinip böbürlendi
فَذَرۡهُمۡ فِي غَمۡرَتِهِمۡ حَتَّىٰ حِينٍ
Elmalılı Hamdi Yazır Sen şimdi onları bir zamana kadar gaflet ve sapıklıkları ile başbaşa bırak
أَيَحۡسَبُونَ أَنَّمَا نُمِدُّهُم بِهِۦ مِن مَّالࣲ وَبَنِينَ
أَيَحْسَبُونَ
onlar sanıyorlar mı?
نُمِدُّهُم
kendilerine verdiğimiz
Elmalılı Hamdi Yazır Sanıyorlar mı ki, onlara verdiğimiz servet ve oğullar ile
23:56 ▶ ⧉ ☆
نُسَارِعُ لَهُمۡ فِي ٱلۡخَيۡرَٰتِۚ بَل لَّا يَشۡعُرُونَ
يَشْعُرُونَ
onlar farkında
Elmalılı Hamdi Yazır Kendilerine faydalar sağlamak için can atıyoruz. Hayır, onlar işin farkına varamıyorlar
إِنَّ ٱلَّذِينَ هُم مِّنۡ خَشۡيَةِ رَبِّهِم مُّشۡفِقُونَ
Elmalılı Hamdi Yazır Rablerine olan saygıdan dolayı titreyenler
23:58 ▶ ⧉ ☆
وَٱلَّذِينَ هُم بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِمۡ يُؤۡمِنُونَ
Elmalılı Hamdi Yazır Rablerinin âyetlerine inananlar
وَٱلَّذِينَ هُم بِرَبِّهِمۡ لَا يُشۡرِكُونَ
يُشْرِكُونَ
associate partners
Elmalılı Hamdi Yazır Rablerine ortak tanımayanlar
23:60 ▶ ⧉ ☆
وَٱلَّذِينَ يُؤۡتُونَ مَآ ءَاتَواْ وَّقُلُوبُهُمۡ وَجِلَةٌ أَنَّهُمۡ إِلَىٰ رَبِّهِمۡ رَٰجِعُونَ
إِلَىٰ
Rablerinin huzuruna
Elmalılı Hamdi Yazır Ve, Rablerine dönecekleri için yapmakta oldukları işleri kalpleri titreyerek yapanlar
23:61 ▶ ⧉ ☆
أُوْلَٰٓئِكَ يُسَٰرِعُونَ فِي ٱلۡخَيۡرَٰتِ وَهُمۡ لَهَا سَٰبِقُونَ
ٱلْخَيْرَٰتِ
the good (deeds)
Elmalılı Hamdi Yazır İşte onlar, iyiliklere koşuşurlar ve iyilik için yarışırlar
23:62 ▶ ⧉ ☆
وَلَا نُكَلِّفُ نَفۡسًا إِلَّا وُسۡعَهَاۚ وَلَدَيۡنَا كِتَٰبࣱ يَنطِقُ بِٱلۡحَقِّ وَهُمۡ لَا يُظۡلَمُونَ
نُكَلِّفُ
biz teklif etmeyiz
وُسْعَهَا ۖ
gücünün yetiğinden
وَلَدَيْنَا
ve katımızda vardır
يُظْلَمُونَ
haksızlık edilmez
Elmalılı Hamdi Yazır Biz hiç kimseyi, gücünün yettiğinden başkası ile yükümlü kılmayız. Nezdimizde hakkı söyleyen bir kitap vardır ve onlar haksızlığa uğratılmazlar
بَلۡ قُلُوبُهُمۡ فِي غَمۡرَةࣲ مِّنۡ هَٰذَا وَلَهُمۡ أَعۡمَٰلࣱ مِّن دُونِ ذَٰلِكَ هُمۡ لَهَا عَٰمِلُونَ
قُلُوبُهُمْ
onların kalbleri
وَلَهُمْ
onların vardır ki
لَهَا
(hep) o (işler) için
Elmalılı Hamdi Yazır Hayır, onların kalpleri bu hususta cehalet içindedir. Ayrıca onların bundan öte birtakım kötü işleri vardır ki, onlar bu işleri yapar dururlar
23:64 ▶ ⧉ ☆
حَتَّىٰٓ إِذَآ أَخَذۡنَا مُتۡرَفِيهِم بِٱلۡعَذَابِ إِذَا هُمۡ يَجۡـَٔرُونَ
مُتْرَفِيهِم
varlıklılarını
يَجْـَٔرُونَ
feryada başlarlar
Elmalılı Hamdi Yazır Nihayet, refah ve bolluk içinde olanlarını sıkıntıya uğrattığımızda, bakarsın ki onlar feryadı basarlar
23:65 ▶ ⧉ ☆
لَا تَجۡـَٔرُواْ ٱلۡيَوۡمَۖ إِنَّكُم مِّنَّا لَا تُنصَرُونَ
Elmalılı Hamdi Yazır Boşuna feryad etmeyin bugün! Zira bizden yardım göremeyeceksiniz
23:66 ▶ ⧉ ☆
قَدۡ كَانَتۡ ءَايَٰتِي تُتۡلَىٰ عَلَيۡكُمۡ فَكُنتُمۡ عَلَىٰٓ أَعۡقَٰبِكُمۡ تَنكِصُونَ
Elmalılı Hamdi Yazır Çünkü âyetlerimiz size okunurdu da, buna karşı siz arkanızı dönerdiniz
23:67 ▶ ⧉ ☆
مُسۡتَكۡبِرِينَ بِهِۦ سَٰمِرࣰ ا تَهۡجُرُونَ
مُسْتَكْبِرِينَ
kibirlenerek
بِهِۦ
ona (ayetlerime) karşı
تَهْجُرُونَ
saçmalıyordunuz
Elmalılı Hamdi Yazır Kafa tutardınız ve geceleyin hezeyanlar savururdunuz
23:68 ▶ ⧉ ☆
أَفَلَمۡ يَدَّبَّرُواْ ٱلۡقَوۡلَ أَمۡ جَآءَهُم مَّا لَمۡ يَأۡتِ ءَابَآءَهُمُ ٱلۡأَوَّلِينَ
أَفَلَمْ
onlar iyice düşünmediler mi?
ٱلْقَوْلَ
o sözü (Kur'an'ı)
جَآءَهُم
onlara geldi (mi)?
Elmalılı Hamdi Yazır Onlar bu sözü (Kur'ân'ı) hiç düşünmediler mi? Yoksa kendilerine, daha önce geçmişteki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi
23:69 ▶ ⧉ ☆
أَمۡ لَمۡ يَعۡرِفُواْ رَسُولَهُمۡ فَهُمۡ لَهُۥ مُنكِرُونَ
لَمْ
tanımadıkları (için mi?)
يَعْرِفُوا۟
they recognize
مُنكِرُونَ
inkar ediyorlar
Elmalılı Hamdi Yazır Yoksa peygamberlerini tanımadılar da bu yüzden mi onu inkâr ediyorlar
أَمۡ يَقُولُونَ بِهِۦ جِنَّةُۢۚ بَلۡ جَآءَهُم بِٱلۡحَقِّ وَأَكۡثَرُهُمۡ لِلۡحَقِّ كَٰرِهُونَ
يَقُولُونَ
(-mı) diyorlar?
جِنَّةٌۢ ۚ
bir delilik var
جَآءَهُم
o kendilerine getirdi
وَأَكْثَرُهُمْ
fakat çokları
كَـٰرِهُونَ
hoşlanmıyorlar
Elmalılı Hamdi Yazır Yoksa onda bir delilik olduğunu mu söylüyorlar? Aksine o, kendilerine hakkı getirmiştir. Halbuki onlar haktan hoşlanmamaktadırlar
23:71 ▶ ⧉ ☆
وَلَوِ ٱتَّبَعَ ٱلۡحَقُّ أَهۡوَآءَهُمۡ لَفَسَدَتِ ٱلسَّمَٰوَٰتُ وَٱلۡأَرۡضُ وَمَن فِيهِنَّۚ بَلۡ أَتَيۡنَٰهُم بِذِكۡرِهِمۡ فَهُمۡ عَن ذِكۡرِهِم مُّعۡرِضُونَ
أَهْوَآءَهُمْ
onların keyiflerine
لَفَسَدَتِ
bozulur giderdi
فِيهِنَّ ۚ
bunların içinde bulunan
أَتَيْنَـٰهُم
biz onlara getirdik
مُّعْرِضُونَ
yüz çeviriyorlar
Elmalılı Hamdi Yazır Eğer hak, onların kötü arzu ve isteklerine uysaydı, mutlaka gökler ve yer ile bunlarda bulunan kimseler bozulur giderdi. Hayır, biz onlara şan ve şereflerini getirdik; fakat onlar kendi şereflerine sırt çevirirler
23:72 ▶ ⧉ ☆
أَمۡ تَسۡـَٔلُهُمۡ خَرۡجࣰ ا فَخَرَاجُ رَبِّكَ خَيۡرࣱۖ وَهُوَ خَيۡرُ ٱلرَّٰزِقِينَ
تَسْـَٔلُهُمْ
onlardan istiyor musun?
ٱلرَّٰزِقِينَ
rızık verenlerin
Elmalılı Hamdi Yazır (Resulüm!) Yoksa sen onlardan bir haraç mı istiyorsun? Rabbinin vergisi daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır
23:73 ▶ ⧉ ☆
وَإِنَّكَ لَتَدۡعُوهُمۡ إِلَىٰ صِرَٰطࣲ مُّسۡتَقِيمࣲ
لَتَدْعُوهُمْ
onları çağırıyorsun
Elmalılı Hamdi Yazır Gerçek şu ki sen onları doğru bir yola çağırıyorsun
23:74 ▶ ⧉ ☆
وَإِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡأٓخِرَةِ عَنِ ٱلصِّرَٰطِ لَنَٰكِبُونَ
Elmalılı Hamdi Yazır Fakat ahirete inanmayanlar ise, ısrarla yoldan çıkmaktadırlar
۞وَلَوۡ رَحِمۡنَٰهُمۡ وَكَشَفۡنَا مَا بِهِم مِّن ضُرࣲّ لَّلَجُّواْ فِي طُغۡيَٰنِهِمۡ يَعۡمَهُونَ
رَحِمْنَـٰهُمْ
biz onlara acısaydık
وَكَشَفْنَا
ve kaldırsaydık
لَّلَجُّوا۟
yine devam ederlerdi
طُغْيَـٰنِهِمْ
their transgression
Elmalılı Hamdi Yazır Eğer onlara acıyıp da için de bulundukları sıkıntıyı giderseydik, iyice körleşerek azgınlıklarında büsbütün direnirlerdi
23:76 ▶ ⧉ ☆
وَلَقَدۡ أَخَذۡنَٰهُم بِٱلۡعَذَابِ فَمَا ٱسۡتَكَانُواْ لِرَبِّهِمۡ وَمَا يَتَضَرَّعُونَ
أَخَذْنَـٰهُم
biz onları yakaladık
ٱسْتَكَانُوا۟
boyun eğmediler
يَتَضَرَّعُونَ
O'na yalvarmıyorlar
Elmalılı Hamdi Yazır Andolsun, biz onları sıkıntıya düşürdük de yine Rablerine boyun eğmediler, tazarru' ve niyazda da bulunmadılar
23:77 ▶ ⧉ ☆
حَتَّىٰٓ إِذَا فَتَحۡنَا عَلَيۡهِم بَابࣰ ا ذَا عَذَابࣲ شَدِيدٍ إِذَا هُمۡ فِيهِ مُبۡلِسُونَ
مُبْلِسُونَ
şaşkın ve umutsuz kalırlar
Elmalılı Hamdi Yazır Nihayet üzerlerine, azabı çok şiddetli bir kapı açtığımız zaman, bir de bakarsın ki onlar orada şaşkın ve ümitsiz kalmışlardır
23:78 ▶ ⧉ ☆
وَهُوَ ٱلَّذِيٓ أَنشَأَ لَكُمُ ٱلسَّمۡعَ وَٱلۡأَبۡصَٰرَ وَٱلۡأَفۡـِٔدَةَۚ قَلِيلࣰ ا مَّا تَشۡكُرُونَ
وَٱلْأَبْصَـٰرَ
ve gözleri
وَٱلْأَفْـِٔدَةَ ۚ
ve gönülleri
تَشْكُرُونَ
şükrediyorsunuz
Elmalılı Hamdi Yazır Halbuki sizin için o kulağı, o gözleri ve o gönülleri yaratan O'dur. Ne de az şükrediyorsunuz
وَهُوَ ٱلَّذِي ذَرَأَكُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَإِلَيۡهِ تُحۡشَرُونَ
ٱلَّذِى
sizi yaratıp yayan
وَإِلَيْهِ
ve O'nun (huzurunda)
تُحْشَرُونَ
toplanacaksınız
Elmalılı Hamdi Yazır Ve sizi yeryüzünde yaratıp türeden O'dur. Sırf O'nun huzuruna toplanacaksınız
23:80 ▶ ⧉ ☆
وَهُوَ ٱلَّذِي يُحۡيِۦ وَيُمِيتُ وَلَهُ ٱخۡتِلَٰفُ ٱلَّيۡلِ وَٱلنَّهَارِۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ
وَٱلنَّهَارِ ۚ
ve gündüzün
أَفَلَا
aklınızı kullanmıyor musunuz?
Elmalılı Hamdi Yazır Ve O, yaşatan ve öldürendir; gecenin ve gündüzün değişmesi O'nun eseridir. Hâlâ aklınızı kullanmaz mısınız
بَلۡ قَالُواْ مِثۡلَ مَا قَالَ ٱلۡأَوَّلُونَ
Elmalılı Hamdi Yazır Hayır, öncekilerin söylediklerinin benzerini söylediler
23:82 ▶ ⧉ ☆
قَالُوٓاْ أَءِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابࣰ ا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ
لَمَبْعُوثُونَ
diriltileceğiz
Elmalılı Hamdi Yazır Dediler ki: "Sahi biz, ölüp de bir toprak ve kemik yığını haline gelmişken, mutlaka yeniden diriltileceğiz öyle mi
23:83 ▶ ⧉ ☆
لَقَدۡ وُعِدۡنَا نَحۡنُ وَءَابَآؤُنَا هَٰذَا مِن قَبۡلُ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّآ أَسَٰطِيرُ ٱلۡأَوَّلِينَ
وَءَابَآؤُنَا
ve atalarımıza
ٱلْأَوَّلِينَ
evvelkilerin
Elmalılı Hamdi Yazır Yemin ederiz ki, gerek bize, gerekse daha önce atalarımıza böyle bir vaadde bulunuldu; (fakat) bu geçmiştekilerin masallarından başka bir şey değildir
قُل لِّمَنِ ٱلۡأَرۡضُ وَمَن فِيهَآ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ
Elmalılı Hamdi Yazır (Resulüm!) de ki: "Eğer biliyorsanız (söyleyin bakalım), bu dünya ve onda bulunanlar kime aittir
سَيَقُولُونَ لِلَّهِۚ قُلۡ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ
أَفَلَا
düşünmüyor musunuz?
Elmalılı Hamdi Yazır Allah'a aittir" diyecekler. "Öyle ise siz hiç düşünüp taşınmaz mısınız?" de
23:86 ▶ ⧉ ☆
قُلۡ مَن رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ ٱلسَّبۡعِ وَرَبُّ ٱلۡعَرۡشِ ٱلۡعَظِيمِ
Elmalılı Hamdi Yazır Yedi kat göklerin Rabbi, azametli Arş'ın Rabbi kimdir?" diye sor
سَيَقُولُونَ لِلَّهِۚ قُلۡ أَفَلَا تَتَّقُونَ
أَفَلَا
korkmuyor musunuz?
Elmalılı Hamdi Yazır (Onlar da) Allah'ındır." diyecekler. "Şu halde siz Allah'tan korkmaz mısınız?" de
قُلۡ مَنۢ بِيَدِهِۦ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيۡءࣲ وَهُوَ يُجِيرُ وَلَا يُجَارُ عَلَيۡهِ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ
مَلَكُوتُ
melekutu (mülkü ve yönetimi)
يُجَارُ
korunup kollanmayan
Elmalılı Hamdi Yazır Eğer biliyorsanız (söyleyin), her şeyin melekûtu (mülkiyeti ve yönetimi) kendisinin elinde olan, kendisi her şeyi koruyup kollayan; fakat kendisi korunmayan (buna muhtaç olmayan) kimdir?" diye sor
سَيَقُولُونَ لِلَّهِۚ قُلۡ فَأَنَّىٰ تُسۡحَرُونَ
تُسْحَرُونَ
büyüleniyorsunuz
Elmalılı Hamdi Yazır (Bunlar da) Allah'ındır." diyecekler. "Öyle ise nasıl olur da büyülenirsiniz?" de
23:90 ▶ ⧉ ☆
بَلۡ أَتَيۡنَٰهُم بِٱلۡحَقِّ وَإِنَّهُمۡ لَكَٰذِبُونَ
أَتَيْنَـٰهُم
biz onlara getirdik
لَكَـٰذِبُونَ
yalancıdırlar
Elmalılı Hamdi Yazır Doğrusu biz onlara hakkı getirdik; onlar ise cidden yalancıdırlar
مَا ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ مِن وَلَدࣲ وَمَا كَانَ مَعَهُۥ مِنۡ إِلَٰهٍۚ إِذࣰ ا لَّذَهَبَ كُلُّ إِلَٰهِۭ بِمَا خَلَقَ وَلَعَلَا بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضࣲۚ سُبۡحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ
وَلَعَلَا
ve üstün gelmeğe çalışırdı
سُبْحَـٰنَ
münezehtir (uzaktır)
عَمَّا
onların tanımlamalarından
Elmalılı Hamdi Yazır Allah evlat edinmemiştir; O'nunla beraber hiçbir ilâh da yoktur. Aksi takdirde her ilâh kendi yarattığını sevk ve idare eder ve bir gün mutlaka onlardan biri diğerine galip gelirdi. Allah, onların yakıştırdıkları şeylerden münezzehtir
23:92 ▶ ⧉ ☆
عَٰلِمِ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ فَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يُشۡرِكُونَ
وَٱلشَّهَـٰدَةِ
ve görüneni
يُشْرِكُونَ
onların ortak koştukları
Elmalılı Hamdi Yazır Allah, gaybı da, açık olanı da bilir. O, müşriklerin ortak koştukları şeylerden çok yüce ve münezzehtir
23:93 ▶ ⧉ ☆
قُل رَّبِّ إِمَّا تُرِيَنِّي مَا يُوعَدُونَ
تُرِيَنِّى
mutlaka bana göstereceksen
يُوعَدُونَ
onların tehdidedildikleri
Elmalılı Hamdi Yazır (Resulüm!) De ki: Rabbim! Eğer onlara yöneltilen tehdidi (dünyevî sıkıntıyı ve uhrevî azabı) mutlaka göstereceksen
23:94 ▶ ⧉ ☆
رَبِّ فَلَا تَجۡعَلۡنِي فِي ٱلۡقَوۡمِ ٱلظَّٰلِمِينَ
Elmalılı Hamdi Yazır Bu durumda beni, o zalimler topluluğunda bulundurma, Rabbim
23:95 ▶ ⧉ ☆
وَإِنَّا عَلَىٰٓ أَن نُّرِيَكَ مَا نَعِدُهُمۡ لَقَٰدِرُونَ
نَعِدُهُمْ
onları tehdidettiğimiz
لَقَـٰدِرُونَ
elbette kadiriz
Elmalılı Hamdi Yazır Biz, onlara yönelttiğimiz tehdidi sana göstermeye elbette ki kadiriz
23:96 ▶ ⧉ ☆
ٱدۡفَعۡ بِٱلَّتِي هِيَ أَحۡسَنُ ٱلسَّيِّئَةَۚ نَحۡنُ أَعۡلَمُ بِمَا يَصِفُونَ
بِمَا
(seni) nasıl vasıflandıracaklarını
Elmalılı Hamdi Yazır Sen, kötülüğü en güzel bir tutumla sav, çünkü biz onların yakıştırmakta oldukları şeyi çok iyi bilmekteyiz
23:97 ▶ ⧉ ☆
وَقُل رَّبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنۡ هَمَزَٰتِ ٱلشَّيَٰطِينِ
هَمَزَٰتِ
(the) suggestions
ٱلشَّيَـٰطِينِ
şeytanların
Elmalılı Hamdi Yazır Ve de ki: Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım
وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحۡضُرُونِ
يَحْضُرُونِ
they be present with me
Elmalılı Hamdi Yazır Onların yanımda bulunmalarından da sana sığınırım
حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَ أَحَدَهُمُ ٱلۡمَوۡتُ قَالَ رَبِّ ٱرۡجِعُونِ
أَحَدَهُمُ
onlardan birine
ٱرْجِعُونِ
beni geri döndür
Elmalılı Hamdi Yazır Nihayet onlardan (müşriklerden) birine ölüm gelip çattığında, "Rabbim, der, lütfen beni (dünyaya) geri gönder
لَعَلِّيٓ أَعۡمَلُ صَٰلِحࣰ ا فِيمَا تَرَكۡتُۚ كَلَّآۚ إِنَّهَا كَلِمَةٌ هُوَ قَآئِلُهَاۖ وَمِن وَرَآئِهِم بَرۡزَخٌ إِلَىٰ يَوۡمِ يُبۡعَثُونَ
قَآئِلُهَا ۖ
onun söylediği
وَرَآئِهِم
önlerinde vardır
يُبْعَثُونَ
diriltilecekleri;
Elmalılı Hamdi Yazır Ta ki, boşa geçirdiğim dünyada iyi iş (ve hareketler) yapayım." Hayır! Onun söylediği bu söz (boş) laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden dirilecekleri güne kadar (süren) bir berzah vardır
فَإِذَا نُفِخَ فِي ٱلصُّورِ فَلَآ أَنسَابَ بَيۡنَهُمۡ يَوۡمَئِذࣲ وَلَا يَتَسَآءَلُونَ
Elmalılı Hamdi Yazır Sûr'a üflendiği zaman aralarında artık ne soysop (çekişmesi) vardır, ne de birbirlerini soruşturacaklardır
23:102 ▶ ⧉ ☆
فَمَن ثَقُلَتۡ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُفۡلِحُونَ
ٱلْمُفْلِحُونَ
kurtuluşa erenlerdir
Elmalılı Hamdi Yazır Böylece kimlerin tartıları ağır basarsa, işte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir
23:103 ▶ ⧉ ☆
وَمَنۡ خَفَّتۡ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُوْلَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ فِي جَهَنَّمَ خَٰلِدُونَ
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar
خَسِرُوٓا۟
ziyana sokan(lar)
خَـٰلِدُونَ
sürekli kalanlardır
Elmalılı Hamdi Yazır Kimlerin de tartıları hafif gelirse, artık bunlar da kendilerine yazık etmişlerdir; (çünkü onlar) ebedî cehennemdedirler
23:104 ▶ ⧉ ☆
تَلۡفَحُ وُجُوهَهُمُ ٱلنَّارُ وَهُمۡ فِيهَا كَٰلِحُونَ
كَـٰلِحُونَ
dişleri açıkta kalır
Elmalılı Hamdi Yazır Orada dişleri sırıtır halde iken ateş yüzlerini yalar
23:105 ▶ ⧉ ☆
أَلَمۡ تَكُنۡ ءَايَٰتِي تُتۡلَىٰ عَلَيۡكُمۡ فَكُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ
تُكَذِّبُونَ
yalanlardınız
Elmalılı Hamdi Yazır (Allah Teâlâ,) Size âyetlerim okunurdu da, siz onları yalanlardınız değil mi?... der
23:106 ▶ ⧉ ☆
قَالُواْ رَبَّنَا غَلَبَتۡ عَلَيۡنَا شِقۡوَتُنَا وَكُنَّا قَوۡمࣰ ا ضَآلِّينَ
شِقْوَتُنَا
bahtsızlığımız
Elmalılı Hamdi Yazır Derler ki: Rabbimiz! Azgınlığımız bizi altetti; biz, bir sapıklar topluluğu idik
رَبَّنَآ أَخۡرِجۡنَا مِنۡهَا فَإِنۡ عُدۡنَا فَإِنَّا ظَٰلِمُونَ
فَإِنَّا
artık biz gerçekten
Elmalılı Hamdi Yazır Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer bir daha (ettiklerimize) dönersek, artık belli ki biz zalim insanlarız
23:108 ▶ ⧉ ☆
قَالَ ٱخۡسَـُٔواْ فِيهَا وَلَا تُكَلِّمُونِ
تُكَلِّمُونِ
bana bir şey söylemeyin
Elmalılı Hamdi Yazır (Allah) buyurur ki: Alçaldıkça alçalın orada! Bana konuşmayın artık
23:109 ▶ ⧉ ☆
إِنَّهُۥ كَانَ فَرِيقࣱ مِّنۡ عِبَادِي يَقُولُونَ رَبَّنَآ ءَامَنَّا فَٱغۡفِرۡ لَنَا وَٱرۡحَمۡنَا وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلرَّٰحِمِينَ
Elmalılı Hamdi Yazır Çünkü kullarımdan bir zümre "Rabbimiz! Biz iman ettik; öyle ise bizi bağışla, bize merhamet et, sen, merhametlilerin en iyisisin." diyorlardı
23:110 ▶ ⧉ ☆
فَٱتَّخَذۡتُمُوهُمۡ سِخۡرِيًّا حَتَّىٰٓ أَنسَوۡكُمۡ ذِكۡرِي وَكُنتُم مِّنۡهُمۡ تَضۡحَكُونَ
فَٱتَّخَذْتُمُوهُمْ
siz onları aldınız
أَنسَوْكُمْ
size unutturdular
تَضْحَكُونَ
daima gülüyordunuz
Elmalılı Hamdi Yazır İşte siz onları alaya aldınız; sonunda bu davranışınız size beni yâd etmeyi unutturdu; çünkü siz onlara gülüyordunuz
23:111 ▶ ⧉ ☆
إِنِّي جَزَيۡتُهُمُ ٱلۡيَوۡمَ بِمَا صَبَرُوٓاْ أَنَّهُمۡ هُمُ ٱلۡفَآئِزُونَ
جَزَيْتُهُمُ
onlara verdim
صَبَرُوٓا۟
sabretmelerinin
ٱلْفَآئِزُونَ
kurtulup murada erenler
Elmalılı Hamdi Yazır Bugün ben onlara, sabrettiklerinin karşılığını verdim; onlar, hakikaten muradlarına erenlerdir
قَٰلَ كَمۡ لَبِثۡتُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ عَدَدَ سِنِينَ
Elmalılı Hamdi Yazır (Allah inkârcılara) "Yeryüzünde kaç yıl kaldınız?" diye sorar
قَالُواْ لَبِثۡنَا يَوۡمًا أَوۡ بَعۡضَ يَوۡمࣲ فَسۡـَٔلِ ٱلۡعَآدِّينَ
Elmalılı Hamdi Yazır Bir gün veya günün bir kısmı kadar kaldık. İşte bilenlere sor." derler
23:114 ▶ ⧉ ☆
قَٰلَ إِن لَّبِثۡتُمۡ إِلَّا قَلِيلࣰ اۖ لَّوۡ أَنَّكُمۡ كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ
قَلِيلًۭا ۖ
az bir (zamandan)
تَعْلَمُونَ
bizim-mi sandınız?
Elmalılı Hamdi Yazır (Allah) buyurur ki: Sadece az bir süre kaldınız; keşke siz (bunu) bilmiş olsaydınız
23:115 ▶ ⧉ ☆
أَفَحَسِبۡتُمۡ أَنَّمَا خَلَقۡنَٰكُمۡ عَبَثࣰ ا وَأَنَّكُمۡ إِلَيۡنَا لَا تُرۡجَعُونَ
أَنَّمَا
sizi yarattığımızı
خَلَقْنَـٰكُمْ
We created you
تُرْجَعُونَ
döndürülmeyeceğinizi
Elmalılı Hamdi Yazır Sizi sadece boş yere yarattığımızı ve sizin hakikaten huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız
فَتَعَٰلَى ٱللَّهُ ٱلۡمَلِكُ ٱلۡحَقُّۖ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ رَبُّ ٱلۡعَرۡشِ ٱلۡكَرِيمِ
Elmalılı Hamdi Yazır Mutlak hâkim ve hak olan Allah, çok yücedir. O'ndan başka ilâh yoktur. O, bereketli Arş'ın sahibidir
وَمَن يَدۡعُ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ لَا بُرۡهَٰنَ لَهُۥ بِهِۦ فَإِنَّمَا حِسَابُهُۥ عِندَ رَبِّهِۦٓۚ إِنَّهُۥ لَا يُفۡلِحُ ٱلۡكَٰفِرُونَ
Elmalılı Hamdi Yazır Her kim Allah ile birlikte diğer bir tanrıya taparsaki bu hususla ilgili hiçbir delili yoktur o kimsenin hesabı ancak Rabbinin nezdindedir. Şurası muhakkak ki, kâfirler kurtuluşa eremezler
وَقُل رَّبِّ ٱغۡفِرۡ وَٱرۡحَمۡ وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلرَّٰحِمِينَ
Elmalılı Hamdi Yazır Resulüm! De ki: "Rabbim, bağışla ve merhamet et! Sen merhametlilerin en iyisisin
← Önceki Sonraki →