☪ Anlam Arayışı

23. Al-Muminoon سُورَةُ المُؤۡمِنُونَ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
23:1
قَدۡ أَفۡلَحَ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ
قَدْ
andolsun
أَفْلَحَ
felaha ulaştı
ٱلْمُؤْمِنُونَ
mü'minler

Elmalılı Hamdi YazırGerçekten müminler kurtuluşa ermiştir

Yusuf AliThe believers must (eventually) win through

23:2 📚 1
ٱلَّذِينَ هُمۡ فِي صَلَاتِهِمۡ خَٰشِعُونَ
ٱلَّذِينَ
ki
هُمْ
onlar
فِى
namazlarında
صَلَاتِهِمْ
their prayers
خَـٰشِعُونَ
saygılıdırlar

Elmalılı Hamdi YazırOnlar ki, namazlarında huşû içindedirler

Yusuf AliThose who humble themselves in their prayers

23:3 📚 6
وَٱلَّذِينَ هُمۡ عَنِ ٱللَّغۡوِ مُعۡرِضُونَ
وَٱلَّذِينَ
ve
هُمْ
onlar
عَنِ
boş şeylerden
ٱللَّغْوِ
the vain talk
مُعْرِضُونَ
yüz çevirirler

Elmalılı Hamdi YazırOnlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler

Yusuf AliWho avoid vain talk

23:4
وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِلزَّكَوٰةِ فَٰعِلُونَ
وَٱلَّذِينَ
ve
هُمْ
onlar
لِلزَّكَوٰةِ
zekatı
فَـٰعِلُونَ
verirler

Elmalılı Hamdi YazırOnlar ki, zekat (vazifelerini) yerine getirirler

Yusuf AliWho are active in deeds of charity

23:5
وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِفُرُوجِهِمۡ حَٰفِظُونَ
وَٱلَّذِينَ
ve
هُمْ
onlar
لِفُرُوجِهِمْ
ırzlarını
حَـٰفِظُونَ
korurlar

Elmalılı Hamdi YazırVe onlar ki, iffetlerini korurlar

Yusuf AliWho abstain from sex

23:6
إِلَّا عَلَىٰٓ أَزۡوَٰجِهِمۡ أَوۡ مَا مَلَكَتۡ أَيۡمَٰنُهُمۡ فَإِنَّهُمۡ غَيۡرُ مَلُومِينَ
إِلَّا
ancak hariç
عَلَىٰٓ
eşleri
أَزْوَٰجِهِمْ
their spouses
أَوْ
yahut
مَا
(cariyeler)
مَلَكَتْ
sahip oldukları
أَيْمَـٰنُهُمْ
ellerinin
فَإِنَّهُمْ
elbette onlar
غَيْرُ
değildir
مَلُومِينَ
kınanacak

Elmalılı Hamdi YazırAncak eşleri ve ellerinin sahip olduğu (cariyeleri) hariç. (Bunlarla ilişkilerinden dolayı) kınanmış değillerdir

Yusuf AliExcept with those joined to them in the marriage bond, or (the captives) whom their right hands possess,- for (in their case) they are free from blame

23:7
فَمَنِ ٱبۡتَغَىٰ وَرَآءَ ذَٰلِكَ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡعَادُونَ
فَمَنِ
o halde kim
ٱبْتَغَىٰ
gitmek isterse
وَرَآءَ
ötesine
ذَٰلِكَ
bunun
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
هُمُ
onlar
ٱلْعَادُونَ
haddi aşanlardır

Elmalılı Hamdi YazırŞu halde, kim bunun ötesine gitmeyi isterse, işte bunlar, haddi aşan kimselerdir

Yusuf AliBut those whose desires exceed those limits are transgressors

23:8
وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِأَمَٰنَٰتِهِمۡ وَعَهۡدِهِمۡ رَٰعُونَ
وَٱلَّذِينَ
ve
هُمْ
onlar
لِأَمَـٰنَـٰتِهِمْ
emanetlerine
وَعَهْدِهِمْ
ve ahidlerine
رَٰعُونَ
özen gösterirler

Elmalılı Hamdi YazırYine onlar ki, emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler

Yusuf AliThose who faithfully observe their trusts and their covenants

23:9 📚 4
وَٱلَّذِينَ هُمۡ عَلَىٰ صَلَوَٰتِهِمۡ يُحَافِظُونَ
وَٱلَّذِينَ
ve
هُمْ
onlar
عَلَىٰ
namazlarını
صَلَوَٰتِهِمْ
their prayers
يُحَافِظُونَ
korurlar

Elmalılı Hamdi YazırVe onlar ki, namazlarını muhafaza ederler

Yusuf AliAnd who (strictly) guard their prayers

23:10
أُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡوَٰرِثُونَ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
هُمُ
onlardır
ٱلْوَٰرِثُونَ
varis olacaklar

Elmalılı Hamdi Yazırİşte asıl onlar varislerdir

Yusuf AliThese will be the heirs

23:11
ٱلَّذِينَ يَرِثُونَ ٱلۡفِرۡدَوۡسَ هُمۡ فِيهَا خَٰلِدُونَ
ٱلَّذِينَ
onlar ki
يَرِثُونَ
varis olacaklar
ٱلْفِرْدَوْسَ
Firdevs'e
هُمْ
onlar
فِيهَا
orada
خَـٰلِدُونَ
ebedi kalacaklardır

Elmalılı Hamdi YazırKi, Firdevs'e varis olan bu kimseler orada ebedî kalırlar

Yusuf AliWho will inherit Paradise: they will dwell therein (for ever)

23:12
وَلَقَدۡ خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَٰنَ مِن سُلَٰلَةࣲ مِّن طِينࣲ‏
وَلَقَدْ
ve andolsun
خَلَقْنَا
biz yarattık
ٱلْإِنسَـٰنَ
insanı
مِن
süzmesinden
سُلَـٰلَةٍۢ
an essence
مِّن
çamurun
طِينٍۢ
clay

Elmalılı Hamdi YazırAnd olsun biz insanı, çamurdan, bir sülâleden (süzülüp çıkarılmış çamurdan) yarattık

Yusuf AliMan We did create from a quintessence (of clay)

23:13
ثُمَّ جَعَلۡنَٰهُ نُطۡفَةࣰ فِي قَرَارࣲ مَّكِينࣲ‏
ثُمَّ
sonra
جَعَلْنَـٰهُ
onu koyduk
نُطْفَةًۭ
bir nutfe (sperm) olarak
فِى
bir karar yerine
قَرَارٍۢ
a resting place
مَّكِينٍۢ
sağlam

Elmalılı Hamdi YazırSonra onu emin ve sağlam bir karargahta (rahimde) nutfe (sperma) haline getirdik

Yusuf AliThen We placed him as (a drop of) sperm in a place of rest, firmly fixed

23:14 📚 3
ثُمَّ خَلَقۡنَا ٱلنُّطۡفَةَ عَلَقَةࣰ فَخَلَقۡنَا ٱلۡعَلَقَةَ مُضۡغَةࣰ فَخَلَقۡنَا ٱلۡمُضۡغَةَ عِظَٰمࣰ ا فَكَسَوۡنَا ٱلۡعِظَٰمَ لَحۡمࣰ ا ثُمَّ أَنشَأۡنَٰهُ خَلۡقًا ءَاخَرَۚ فَتَبَارَكَ ٱللَّهُ أَحۡسَنُ ٱلۡخَٰلِقِينَ
ثُمَّ
sonra
خَلَقْنَا
çevirdik
ٱلنُّطْفَةَ
nutfeyi
عَلَقَةًۭ
alaka(embriyo)ya
فَخَلَقْنَا
sonra çevirdik
ٱلْعَلَقَةَ
alaka(embriyo)yı
مُضْغَةًۭ
bir çiğnemlik ete
فَخَلَقْنَا
sonre çevirdik
ٱلْمُضْغَةَ
bir çiğnemlik eti
عِظَـٰمًۭا
kemiklere
فَكَسَوْنَا
sonre giydirdik
ٱلْعِظَـٰمَ
kemiklere
لَحْمًۭا
et
ثُمَّ
sonra
أَنشَأْنَـٰهُ
onu yaptık
خَلْقًا
bir yaratık
ءَاخَرَ ۚ
bambaşka
فَتَبَارَكَ
ne yücedir
ٱللَّهُ
Allah
أَحْسَنُ
en güzeli
ٱلْخَـٰلِقِينَ
yaratanların

Elmalılı Hamdi YazırSonra nutfeyi bir alaka (embrio) yarattık, derken o alakayı bir mudga (bir çiğnem et parçası halinde) yarattık, derken o mudgayı bir takım kemik yarattık, derken o kemiklere bir et giydirdik, sonra onu diğer bir yaratık olarak teşekkül ettirdik. Yapıp yaratanların en güzeli olan Allah, pek yücedir

Yusuf AliThen We made the sperm into a clot of congealed blood; then of that clot We made a (foetus) lump; then we made out of that lump bones and clothed the bones with flesh; then we developed out of it another creature. So blessed be God, the best t o create

23:15 📚 4
ثُمَّ إِنَّكُم بَعۡدَ ذَٰلِكَ لَمَيِّتُونَ
ثُمَّ
sonra
إِنَّكُم
şüphesiz siz
بَعْدَ
ardından
ذَٰلِكَ
bunun
لَمَيِّتُونَ
öleceksiniz

Elmalılı Hamdi YazırSonra siz bunun ardından, muhakkak ki öleceksiniz

Yusuf AliAfter that, at length ye will die

23:16
ثُمَّ إِنَّكُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ تُبۡعَثُونَ
ثُمَّ
sonra
إِنَّكُمْ
muhakkak siz
يَوْمَ
günü
ٱلْقِيَـٰمَةِ
kıyamet
تُبْعَثُونَ
diriltileceksiniz

Elmalılı Hamdi YazırSonra da siz, şüphesiz, kıyamet gününde tekrar diriltileceksiniz

Yusuf AliAgain, on the Day of Judgment, will ye be raised up

23:17
وَلَقَدۡ خَلَقۡنَا فَوۡقَكُمۡ سَبۡعَ طَرَآئِقَ وَمَا كُنَّا عَنِ ٱلۡخَلۡقِ غَٰفِلِينَ
وَلَقَدْ
ve andolsun
خَلَقْنَا
yarattık
فَوْقَكُمْ
üstünüzde
سَبْعَ
yedi
طَرَآئِقَ
tabaka (gök)
وَمَا
ve
كُنَّا
biz değiliz
عَنِ
yaratmaktan
ٱلْخَلْقِ
the creation
غَـٰفِلِينَ
gafil

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun biz, sizin üstünüzde yedi yol yarattık. Biz, yaratmaktan habersiz değiliz

Yusuf AliAnd We have made, above you, seven tracts; and We are never unmindful of (our) Creation

23:18 📚 1
وَأَنزَلۡنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءَۢ بِقَدَرࣲ فَأَسۡكَنَّٰهُ فِي ٱلۡأَرۡضِۖ وَإِنَّا عَلَىٰ ذَهَابِۭ بِهِۦ لَقَٰدِرُونَ
وَأَنزَلْنَا
ve indirdik
مِنَ
gökten
ٱلسَّمَآءِ
the sky
مَآءًۢ
su
بِقَدَرٍۢ
belli ölçüde
فَأَسْكَنَّـٰهُ
ve onu durdurduk
فِى
yerde
ٱلْأَرْضِ ۖ
the earth
وَإِنَّا
elbette biz
عَلَىٰ
gidermeğe de
ذَهَابٍۭ
taking it away
بِهِۦ
onu
لَقَـٰدِرُونَ
kadiriz

Elmalılı Hamdi YazırGökten uygun bir ölçüde yağmur indirip onu yerde durgunlaştırdık. Bizim onu gidermeye de elbet gücümüz yeter

Yusuf AliAnd We send down water from the sky according to (due) measure, and We cause it to soak in the soil; and We certainly are able to drain it off (with ease)

23:19
فَأَنشَأۡنَا لَكُم بِهِۦ جَنَّٰتࣲ مِّن نَّخِيلࣲ وَأَعۡنَٰبࣲ لَّكُمۡ فِيهَا فَوَٰكِهُ كَثِيرَةࣱ وَمِنۡهَا تَأۡكُلُونَ
فَأَنشَأْنَا
sonra yetiştirdik
لَكُم
size
بِهِۦ
onunla (suyla)
جَنَّـٰتٍۢ
bahçeleri
مِّن
hurma
نَّخِيلٍۢ
of date-palms
وَأَعْنَـٰبٍۢ
ve üzüm
لَّكُمْ
sizin için
فِيهَا
içlerinde bulunan
فَوَٰكِهُ
meyvalar
كَثِيرَةٌۭ
birçok
وَمِنْهَا
ve onlardan
تَأْكُلُونَ
yiyorsunuz

Elmalılı Hamdi YazırBöylece onun (yağmurun) sayesinde sizin yararınıza hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik ki, bunlarda sizin için bir çok meyveler vardır ve siz onlardan yersiniz

Yusuf AliWith it We grow for you gardens of date-palms and vines: in them have ye abundant fruits: and of them ye eat (and have enjoyment)

23:20 📚 1
وَشَجَرَةࣰ تَخۡرُجُ مِن طُورِ سَيۡنَآءَ تَنۢبُتُ بِٱلدُّهۡنِ وَصِبۡغࣲ لِّلۡأٓكِلِينَ
وَشَجَرَةًۭ
ve bir ağaç
تَخْرُجُ
çıkan
مِن
Tur-i-dan
طُورِ
Tur-i
سَيْنَآءَ
Mount Sinai
تَنۢبُتُ
biten
بِٱلدُّهْنِ
yağlı olarak
وَصِبْغٍۢ
(ekmeklerini) batıracakları
لِّلْـَٔاكِلِينَ
yiyenlerin

Elmalılı Hamdi YazırTûrı Sinâ'da (dahi) yetişen bir ağaç da meydana getirdik ki, bu ağaç, hem yağ, hem de yiyenlerin ekmeğine katık edecekleri (zeytin) verir

Yusuf AliAlso a tree springing out of Mount Sinai, which produces oil, and relish for those who use it for food

23:21 📚 1
وَإِنَّ لَكُمۡ فِي ٱلۡأَنۡعَٰمِ لَعِبۡرَةࣰۖ نُّسۡقِيكُم مِّمَّا فِي بُطُونِهَا وَلَكُمۡ فِيهَا مَنَٰفِعُ كَثِيرَةࣱ وَمِنۡهَا تَأۡكُلُونَ
وَإِنَّ
ve şüphesiz
لَكُمْ
sizin için vardır
فِى
hayvanlarda
ٱلْأَنْعَـٰمِ
the cattle
لَعِبْرَةًۭ ۖ
ibret
نُّسْقِيكُم
size içiriyoruz
مِّمَّا
içindekinden
فِى
(is) in
بُطُونِهَا
karınlarının
وَلَكُمْ
ve sizin için
فِيهَا
onlarda vardır
مَنَـٰفِعُ
faydalar
كَثِيرَةٌۭ
daha birçok
وَمِنْهَا
ve onlardan
تَأْكُلُونَ
yersiniz

Elmalılı Hamdi YazırHayvanlarda da sizin için elbette ibretler vardır. Onların karınlarındakilerden size içiririz. Onlarda sizin için birtakım faydalar daha vardır; ayrıca etlerini yersiniz

Yusuf AliAnd in cattle (too) ye have an instructive example: from within their bodies We produce (milk) for you to drink; there are, in them, (besides), numerous (other) benefits for you; and of their (meat) ye eat

23:22 📚 2
وَعَلَيۡهَا وَعَلَى ٱلۡفُلۡكِ تُحۡمَلُونَ
وَعَلَيْهَا
ve onların üzerinde
وَعَلَى
ve üzerinde
ٱلْفُلْكِ
gemiler
تُحْمَلُونَ
taşınırsınız

Elmalılı Hamdi YazırHem onlara ve hem gemiye yüklenirsiniz

Yusuf AliAn on them, as well as in slips, ye side

23:23
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوۡمِهِۦ فَقَالَ يَٰقَوۡمِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنۡ إِلَٰهٍ غَيۡرُهُۥٓۚ أَفَلَا تَتَّقُونَ
وَلَقَدْ
ve andolsun
أَرْسَلْنَا
biz gönderdik
نُوحًا
Nuh'u
إِلَىٰ
kavmine
قَوْمِهِۦ
his people
فَقَالَ
dedi
يَـٰقَوْمِ
ey kavmim
ٱعْبُدُوا۟
kulluk edin
ٱللَّهَ
Allah'a
مَا
yoktur
لَكُم
sizin için
مِّنْ
hiçbir
إِلَـٰهٍ
ilah
غَيْرُهُۥٓ ۖ
O'ndan başka
أَفَلَا
korunmaz mısınız?
تَتَّقُونَ
you fear

Elmalılı Hamdi YazırAnd olsun biz, Nûh'u kavmine gönderdik. "Ey kavmim dedi, Allah'a kulluk edin. O'ndan başka tanrınız yoktur. Hâlâ sakınmaz mısınız

Yusuf Ali(Further, We sent a long line of prophets for your instruction). We sent Noah to his people: He said, "O my people! worship God! Ye have no other god but Him. Will ye not fear (Him)

23:24
فَقَالَ ٱلۡمَلَؤُاْ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن قَوۡمِهِۦ مَا هَٰذَآ إِلَّا بَشَرࣱ مِّثۡلُكُمۡ يُرِيدُ أَن يَتَفَضَّلَ عَلَيۡكُمۡ وَلَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ لَأَنزَلَ مَلَٰٓئِكَةࣰ مَّا سَمِعۡنَا بِهَٰذَا فِيٓ ءَابَآئِنَا ٱلۡأَوَّلِينَ
فَقَالَ
(şöyle) dedi
ٱلْمَلَؤُا۟
ileri gelenler
ٱلَّذِينَ
kimselerden
كَفَرُوا۟
inkar eden
مِن
kavminden
قَوْمِهِۦ
his people
مَا
değildir
هَـٰذَآ
bu
إِلَّا
başka bir şey
بَشَرٌۭ
bir insandan
مِّثْلُكُمْ
sizin gibi
يُرِيدُ
istiyor
أَن
üstün gelmek
يَتَفَضَّلَ
assert (his) superiority
عَلَيْكُمْ
size
وَلَوْ
ve eğer
شَآءَ
dileseydi
ٱللَّهُ
Allah
لَأَنزَلَ
elbette indirirdi
مَلَـٰٓئِكَةًۭ
melekleri
مَّا
yoktur
سَمِعْنَا
işitiğimiz
بِهَـٰذَا
böyle bir şey
فِىٓ
babalarımızdan
ءَابَآئِنَا
our forefathers
ٱلْأَوَّلِينَ
geçmişteki

Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine, kavminin içinden kâfir kodaman topluluğu "Bu, dediler, tıpkı sizin gibi bir beşer olmaktan başka bir şey değildir. Size üstün ve hakim olmak istiyor. Eğer Allah (peygamber göndermek) isteseydi, muhakkak ki bir melek gönderirdi. Biz geçmişteki atalarımızdan böyle bir şey duymadık

Yusuf AliThe chiefs of the Unbelievers among his people said: "He is no more than a man like yourselves: his wish is to assert his superiority over you: if God had wished (to send messengers), He could have sent down angels; never did we hear such a th ing (as he says), among our ancestors of old

23:25
إِنۡ هُوَ إِلَّا رَجُلُۢ بِهِۦ جِنَّةࣱ فَتَرَبَّصُواْ بِهِۦ حَتَّىٰ حِينࣲ‏
إِنْ
değildir
هُوَ
O
إِلَّا
başka bir şey
رَجُلٌۢ
bir adam(dan)
بِهِۦ
kendisinde
جِنَّةٌۭ
delilik bulunan
فَتَرَبَّصُوا۟
hele gözetleyin
بِهِۦ
onu
حَتَّىٰ
kadar
حِينٍۢ
bir süreye

Elmalılı Hamdi YazırBu, yalnızca kendisinde delilik bulunan bir kimsedir. Öyle ise, bir süreye kadar ona katlanıp (durumu) gözetleyin bakalım

Yusuf Ali(And some said): "He is only a man possessed: wait (and have patience) with him for a time

23:26
قَالَ رَبِّ ٱنصُرۡنِي بِمَا كَذَّبُونِ
قَالَ
(Nuh) dedi ki
رَبِّ
Rabbim
ٱنصُرْنِى
bana yardım et
بِمَا
karşısında
كَذَّبُونِ
yalanlamaları

Elmalılı Hamdi YazırNuh: "Rabbim! dedi, beni yalana çıkarmalarına karşı bana yardım et

Yusuf Ali(Noah) said: "O my Lord! help me: for that they accuse me of falsehood

23:27 📚 2
فَأَوۡحَيۡنَآ إِلَيۡهِ أَنِ ٱصۡنَعِ ٱلۡفُلۡكَ بِأَعۡيُنِنَا وَوَحۡيِنَا فَإِذَا جَآءَ أَمۡرُنَا وَفَارَ ٱلتَّنُّورُ فَٱسۡلُكۡ فِيهَا مِن كُلࣲّ زَوۡجَيۡنِ ٱثۡنَيۡنِ وَأَهۡلَكَ إِلَّا مَن سَبَقَ عَلَيۡهِ ٱلۡقَوۡلُ مِنۡهُمۡۖ وَلَا تُخَٰطِبۡنِي فِي ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓاْ إِنَّهُم مُّغۡرَقُونَ
فَأَوْحَيْنَآ
biz de vahyettik
إِلَيْهِ
ona
أَنِ
ki
ٱصْنَعِ
yap
ٱلْفُلْكَ
gemiyi
بِأَعْيُنِنَا
gözlerimizin önünde
وَوَحْيِنَا
ve vahyimizle
فَإِذَا
ne zaman ki
جَآءَ
gelince
أَمْرُنَا
bizim buyruğumuz
وَفَارَ
ve kaynayınca
ٱلتَّنُّورُ ۙ
tandır
فَٱسْلُكْ
sok (bindir)
فِيهَا
ona
مِن
her (cins)ten
كُلٍّۢ
every (kind)
زَوْجَيْنِ
çift
ٱثْنَيْنِ
iki
وَأَهْلَكَ
ve aileni
إِلَّا
hariç
مَن
kimseler
سَبَقَ
geçmiş
عَلَيْهِ
alehylerine
ٱلْقَوْلُ
söz
مِنْهُمْ ۖ
onlar içinde
وَلَا
ve
تُخَـٰطِبْنِى
bana yalvarma
فِى
hakkında
ٱلَّذِينَ
kimseler
ظَلَمُوٓا۟ ۖ
zulmeden(ler)
إِنَّهُم
onlar mutlaka
مُّغْرَقُونَ
boğulacaklardır

Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine ona şöyle vahyettik: Bizim nezaretimiz altında ve vahyimizle gemiyi yap. Bizim emrimiz gelip de tandır kaynayınca, her cinsten eşler halinde iki tane ve bir de içlerinden, daha önce kendisi aleyhinde hüküm verilmiş olanların dışındaki aileni gemiye al. Zulmetmiş olanlar konusunda bana hiç yalvarma! Zira onlar kesinlikle boğulacaklardır

Yusuf AliSo We inspired him (with this message): "Construct the Ark within Our sight and under Our guidance: then when comes Our Command, and the fountains of the earth gush forth, take thou on board pairs of every species, male and female, and thy fam ily- except those of them against whom the Word has already gone forth: And address Me not in favour of the wrong-doers; for they shall be drowned (in the Flood)

23:28 📚 1
فَإِذَا ٱسۡتَوَيۡتَ أَنتَ وَمَن مَّعَكَ عَلَى ٱلۡفُلۡكِ فَقُلِ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِي نَجَّىٰنَا مِنَ ٱلۡقَوۡمِ ٱلظَّٰلِمِينَ
فَإِذَا
zaman
ٱسْتَوَيْتَ
yerleştiğiniz
أَنتَ
sen
وَمَن
ve kimseler
مَّعَكَ
yanındaki
عَلَى
üzerine
ٱلْفُلْكِ
gemi
فَقُلِ
de ki
ٱلْحَمْدُ
hamdolsun
لِلَّهِ
Allah'a
ٱلَّذِى
bizi kurtaran
نَجَّىٰنَا
(has) saved us
مِنَ
kavimden
ٱلْقَوْمِ
the people
ٱلظَّـٰلِمِينَ
zalim

Elmalılı Hamdi YazırSen, yanındakilerle beraber gemiye yerleştiğinde: "Bizi zalimler topluluğundan kurtaran Allah'a hamdolsun" de

Yusuf AliAnd when thou hast embarked on the Ark - thou and those with thee,- say: "Praise be to God, Who has saved us from the people who do wrong

23:29
وَقُل رَّبِّ أَنزِلۡنِي مُنزَلࣰ ا مُّبَارَكࣰ ا وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلۡمُنزِلِينَ
وَقُل
ve de ki
رَّبِّ
Rabbim
أَنزِلْنِى
beni indir
مُنزَلًۭا
bir inişle
مُّبَارَكًۭا
mübarek
وَأَنتَ
ve sen
خَيْرُ
en hayırlısısın
ٱلْمُنزِلِينَ
konuklayanların

Elmalılı Hamdi YazırVe de ki: "Rabbim! Beni mübarek bir yere indir. Sen, konuklatanların en hayırlısısın

Yusuf AliAnd say: "O my Lord! enable me to disembark with thy blessing: for Thou art the Best to enable (us) to disembark

23:30
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتࣲ وَإِن كُنَّا لَمُبۡتَلِينَ
إِنَّ
şüphesiz
فِى
vardır
ذَٰلِكَ
bunda
لَـَٔايَـٰتٍۢ
nice ibretler
وَإِن
gerçi
كُنَّا
biz
لَمُبْتَلِينَ
(onları) sınıyorduk

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda sizin için birtakım ibretler vardır. Çünkü biz, kullarımızı böyle denemişizdir

Yusuf AliVerily in this there are Signs (for men to understand); (thus) do We try (men)

23:31
ثُمَّ أَنشَأۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِمۡ قَرۡنًا ءَاخَرِينَ
ثُمَّ
sonra
أَنشَأْنَا
yetiştirdik
مِنۢ
onların ardından
بَعْدِهِمْ
after them
قَرْنًا
bir nesil
ءَاخَرِينَ
başka

Elmalılı Hamdi YazırSonra onların ardından bir başka nesil getirdik

Yusuf AliThen We raised after them another generation

23:32
فَأَرۡسَلۡنَا فِيهِمۡ رَسُولࣰ ا مِّنۡهُمۡ أَنِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنۡ إِلَٰهٍ غَيۡرُهُۥٓۚ أَفَلَا تَتَّقُونَ
فَأَرْسَلْنَا
ve gönderdik
فِيهِمْ
kendi içlerinden
رَسُولًۭا
bir elçi
مِّنْهُمْ
onlara
أَنِ
diye
ٱعْبُدُوا۟
kulluk edin
ٱللَّهَ
Allah'a
مَا
yoktur
لَكُم
sizin için
مِّنْ
hiçbir
إِلَـٰهٍ
ilah
غَيْرُهُۥٓ ۖ
O'ndan başka
أَفَلَا
korunmaz mısınız?
تَتَّقُونَ
you fear

Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine, onlar arasından kendilerine, "Allah'a kulluk edin; çünkü sizin O'ndan başka bir tanrınız yoktur. Hâlâ Allah'tan korkmaz mısınız? (mesajını ileten) bir resul gönderdik

Yusuf AliAnd We sent to them an apostle from among themselves, (saying), "Worship God! ye have no other god but Him. Will ye not fear (Him)

23:33 📚 1
وَقَالَ ٱلۡمَلَأُ مِن قَوۡمِهِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَكَذَّبُواْ بِلِقَآءِ ٱلۡأٓخِرَةِ وَأَتۡرَفۡنَٰهُمۡ فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا مَا هَٰذَآ إِلَّا بَشَرࣱ مِّثۡلُكُمۡ يَأۡكُلُ مِمَّا تَأۡكُلُونَ مِنۡهُ وَيَشۡرَبُ مِمَّا تَشۡرَبُونَ
وَقَالَ
ve dedi ki
ٱلْمَلَأُ
ileri gelenler
مِن
kavminden
قَوْمِهِ
his people
ٱلَّذِينَ
inkar edenler
كَفَرُوا۟
disbelieved
وَكَذَّبُوا۟
ve yalanlayanlar
بِلِقَآءِ
buluşmasını
ٱلْـَٔاخِرَةِ
ahiret
وَأَتْرَفْنَـٰهُمْ
ve kendilerine refah verdiklerimiz
فِى
hayatında
ٱلْحَيَوٰةِ
the life
ٱلدُّنْيَا
dünya
مَا
değildir
هَـٰذَآ
bu
إِلَّا
başka bir şey
بَشَرٌۭ
bir insandan
مِّثْلُكُمْ
sizin gibi
يَأْكُلُ
yiyor
مِمَّا
sizin yediğinizden
تَأْكُلُونَ
you eat
مِنْهُ
ondan
وَيَشْرَبُ
ve içiyor
مِمَّا
sizin içtiğinizden
تَشْرَبُونَ
you drink

Elmalılı Hamdi YazırOnun kavminden, kâfir olup ahirete ulaşmayı yalanlayan ve dünya hayatında kendilerine refah verdiğimiz kodaman güruh dedi ki: "Bu dediler, sadece sizin gibi bir insandır; sizin yediğinizden yer, sizin içtiğinizden içer

Yusuf AliAnd the chiefs of his people, who disbelieved and denied the Meeting in the Hereafter, and on whom We had bestowed the good things of this life, said: "He is no more than a man like yourselves: he eats of that of which ye eat, and drinks of wha t ye drink

23:34
وَلَئِنۡ أَطَعۡتُم بَشَرࣰ ا مِّثۡلَكُمۡ إِنَّكُمۡ إِذࣰ ا لَّخَٰسِرُونَ
وَلَئِنْ
ve eğer
أَطَعْتُم
ita'at ederseniz
بَشَرًۭا
bir insana
مِّثْلَكُمْ
sizin gibi
إِنَّكُمْ
gerçekten siz
إِذًۭا
o takdirde
لَّخَـٰسِرُونَ
mutlaka ziyana uğrayanlarsınız

Elmalılı Hamdi YazırGerçekten, tıpkı kendiniz gibi bir beşere itaat ederseniz herhalde ziyan edersiniz

Yusuf AliIf ye obey a man like yourselves, behold, it is certain ye will be lost

23:35
أَيَعِدُكُمۡ أَنَّكُمۡ إِذَا مِتُّمۡ وَكُنتُمۡ تُرَابࣰ ا وَعِظَٰمًا أَنَّكُم مُّخۡرَجُونَ
أَيَعِدُكُمْ
O size va'dediyor mu?
أَنَّكُمْ
siz
إِذَا
zaman
مِتُّمْ
öldüğünüz
وَكُنتُمْ
ve olduğunuz
تُرَابًۭا
toprak
وَعِظَـٰمًا
ve kemik
أَنَّكُم
sizin
مُّخْرَجُونَ
(yeniden hayata) çıkarılacağınızı

Elmalılı Hamdi YazırSize, öldüğünüz, toprak ve kemik yığını haline geldiğinizde, mutlak surette sizin (tekrar) meydana çıkarılacağınızı mı vaad ediyor

Yusuf AliDoes he promise that when ye die and become dust and bones, ye shall be brought forth (again)

23:36 📚 4
۞هَيۡهَاتَ هَيۡهَاتَ لِمَا تُوعَدُونَ
۞ هَيْهَاتَ
heyhat (ne kadar uzak)
هَيْهَاتَ
heyhat (ne kadar uzak)
لِمَا
şey
تُوعَدُونَ
size va'dedilen

Elmalılı Hamdi YazırHeyhât o size vaad edilen şey ne kadar uzak

Yusuf AliFar, very far is that which ye are promised

23:37
إِنۡ هِيَ إِلَّا حَيَاتُنَا ٱلدُّنۡيَا نَمُوتُ وَنَحۡيَا وَمَا نَحۡنُ بِمَبۡعُوثِينَ
إِنْ
değildir
هِىَ
bu
إِلَّا
başka bir şey
حَيَاتُنَا
hayatımız(dan)
ٱلدُّنْيَا
dünya
نَمُوتُ
ölürüz
وَنَحْيَا
ve yaşarız
وَمَا
ve değiliz
نَحْنُ
biz
بِمَبْعُوثِينَ
tekrar diriltilecek

Elmalılı Hamdi YazırDünya hayatından başka gerçek yoktur. (Kimimiz) ölürüz, (kimimiz) yaşarız; bir daha diriltilecek değiliz

Yusuf AliThere is nothing but our life in this world! We shall die and we live! But we shall never be raised up again

23:38
إِنۡ هُوَ إِلَّا رَجُلٌ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبࣰ ا وَمَا نَحۡنُ لَهُۥ بِمُؤۡمِنِينَ
إِنْ
değildir
هُوَ
O
إِلَّا
başka bir şey
رَجُلٌ
bir adam(dan)
ٱفْتَرَىٰ
uyduran
عَلَى
hakkında
ٱللَّهِ
Allah
كَذِبًۭا
yalan
وَمَا
ve değiliz
نَحْنُ
biz
لَهُۥ
ona
بِمُؤْمِنِينَ
inanıcı(insan)lar

Elmalılı Hamdi YazırBu adam, sadece Allah hakkında yalan uyduran bir kimsedir; biz ona inanmıyoruz

Yusuf AliHe is only a man who invents a lie against God, but we are not the ones to believe in him

23:39
قَالَ رَبِّ ٱنصُرۡنِي بِمَا كَذَّبُونِ
قَالَ
dedi
رَبِّ
Rabbim
ٱنصُرْنِى
bana yardım et
بِمَا
karşısında
كَذَّبُونِ
beni yalanlamaları

Elmalılı Hamdi YazırO Peygamber: "Rabbim, dedi, beni yalanlamalarına karşı bana yardımcı ol

Yusuf Ali(The prophet) said: "O my Lord! help me: for that they accuse me of falsehood

23:40
قَالَ عَمَّا قَلِيلࣲ لَّيُصۡبِحُنَّ نَٰدِمِينَ
قَالَ
(Allah) dedi ki
عَمَّا
az sonra
قَلِيلٍۢ
After a little while
لَّيُصْبِحُنَّ
onlar olacaklar
نَـٰدِمِينَ
pişman

Elmalılı Hamdi YazırAllah şöyle buyurdu: "Pek yakında onlar pişman olacaklar

Yusuf Ali(God) said: "In but a little while, they are sure to be sorry

23:41
فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلصَّيۡحَةُ بِٱلۡحَقِّ فَجَعَلۡنَٰهُمۡ غُثَآءࣰۚ فَبُعۡدࣰ ا لِّلۡقَوۡمِ ٱلظَّٰلِمِينَ
فَأَخَذَتْهُمُ
derken onları yakaladı
ٱلصَّيْحَةُ
o korkunç ses
بِٱلْحَقِّ
gerçekten
فَجَعَلْنَـٰهُمْ
ve onları getirdik
غُثَآءًۭ ۚ
sel süprüntüsü haline
فَبُعْدًۭا
uzak olsun
لِّلْقَوْمِ
kavim
ٱلظَّـٰلِمِينَ
o zalim

Elmalılı Hamdi YazırNitekim, Hak tarafından korkuç bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen çepeçevre kuşattık. Zalimler topluluğunun canı cehenneme

Yusuf AliThen the Blast overtook them with justice, and We made them as rubbish of dead leaves (floating on the stream of Time)! So away with the people who do wrong

23:42
ثُمَّ أَنشَأۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِمۡ قُرُونًا ءَاخَرِينَ
ثُمَّ
sonra
أَنشَأْنَا
yetiştirdik
مِنۢ
onların ardından
بَعْدِهِمْ
after them
قُرُونًا
nesiller
ءَاخَرِينَ
başka

Elmalılı Hamdi YazırSonra onların ardından bir başka nesil getirdik

Yusuf AliThen We raised after them other generations

23:43
مَا تَسۡبِقُ مِنۡ أُمَّةٍ أَجَلَهَا وَمَا يَسۡتَـٔۡخِرُونَ
مَا
ileri geçemez
تَسْبِقُ
can precede
مِنْ
hiçbir
أُمَّةٍ
ümmet
أَجَلَهَا
süresinden
وَمَا
ve
يَسْتَـْٔخِرُونَ
geri kalamaz

Elmalılı Hamdi YazırHiçbir ümmet, ecelini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir

Yusuf AliNo people can hasten their term, nor can they delay (it)

23:44
ثُمَّ أَرۡسَلۡنَا رُسُلَنَا تَتۡرَاۖ كُلَّ مَا جَآءَ أُمَّةࣰ رَّسُولُهَا كَذَّبُوهُۖ فَأَتۡبَعۡنَا بَعۡضَهُم بَعۡضࣰ ا وَجَعَلۡنَٰهُمۡ أَحَادِيثَۚ فَبُعۡدࣰ ا لِّقَوۡمࣲ لَّا يُؤۡمِنُونَ
ثُمَّ
sonra
أَرْسَلْنَا
gönderdik
رُسُلَنَا
elçilerimizi
تَتْرَا ۖ
ardı ardına
كُلَّ
ne zaman
مَا
Every time
جَآءَ
geldiyse
أُمَّةًۭ
bir ümmete
رَّسُولُهَا
elçileri
كَذَّبُوهُ ۚ
onlar onu yalanladılar
فَأَتْبَعْنَا
biz de onları devirdik
بَعْضَهُم
birbiri ardınca
بَعْضًۭا
birbiri ardınca
وَجَعَلْنَـٰهُمْ
ve hepsini yaptık
أَحَادِيثَ ۚ
birer ibret hikayesi
فَبُعْدًۭا
uzak olsun
لِّقَوْمٍۢ
toplum
لَّا
inanmayan
يُؤْمِنُونَ
they believe

Elmalılı Hamdi YazırSonra biz peyderpey peygamberlerimizi gönderdik. Herhangi bir ümmete peygamberlerinin geldiği her defasında, onlar bu peygamberi yalanladılar; biz de onları birbiri ardından (yokluğa) yuvarladık ve onları efsâne yaptık. Artık iman etmeyen kavmin canı cehenneme

Yusuf AliThen sent We our apostles in succession: every time there came to a people their apostle, they accused him of falsehood: so We made them follow each other (in punishment): We made them as a tale (that is told): So away with a people that will not believe

23:45
ثُمَّ أَرۡسَلۡنَا مُوسَىٰ وَأَخَاهُ هَٰرُونَ بِـَٔايَٰتِنَا وَسُلۡطَٰنࣲ مُّبِينٍ
ثُمَّ
sonra
أَرْسَلْنَا
gönderdik
مُوسَىٰ
Musa'yı
وَأَخَاهُ
ve kardeşi
هَـٰرُونَ
Harun'u
بِـَٔايَـٰتِنَا
ayetlerimizle
وَسُلْطَـٰنٍۢ
ve bir delille
مُّبِينٍ
apaçık

Elmalılı Hamdi YazırSonra birtakım âyetlerimiz ve açık bir ferman ile Musa'yı ve kardeşi Harun'u gönderdik

Yusuf AliThen We sent Moses and his brother Aaron, with Our Signs and authority manifest

23:46
إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ وَمَلَإِيْهِۦ فَٱسۡتَكۡبَرُواْ وَكَانُواْ قَوۡمًا عَالِينَ
إِلَىٰ
Fir'avn'e
فِرْعَوْنَ
Firaun
وَمَلَإِي۟هِۦ
ve ileri gelen adamlarına
فَٱسْتَكْبَرُوا۟
onlar büyüklük tasladılar
وَكَانُوا۟
ve oldular
قَوْمًا
bir topluluk
عَالِينَ
böbürlenen

Elmalılı Hamdi YazırFiravun'a ve ileri gelenlerine de (gönderdik). Bunun üzerine onlar kibire kapıldılar ve ululuk taslayan zorba bir kavim oldular

Yusuf AliTo Pharaoh and his Chiefs: But these behaved insolently: they were an arrogant people

23:47
فَقَالُوٓاْ أَنُؤۡمِنُ لِبَشَرَيۡنِ مِثۡلِنَا وَقَوۡمُهُمَا لَنَا عَٰبِدُونَ
فَقَالُوٓا۟
dediler
أَنُؤْمِنُ
inanacak mıyız?
لِبَشَرَيْنِ
şu iki insana
مِثْلِنَا
bizim gibi
وَقَوْمُهُمَا
iki adamın kavmi
لَنَا
bize
عَـٰبِدُونَ
kölelik ederken

Elmalılı Hamdi YazırOnun için: Biz, dediler, "kavimleri bize kölelik ederken bizim benzerimiz olan bu iki adama inanacak mıyız

Yusuf AliThey said: "Shall we believe in two men like ourselves? And their people are subject to us

23:48
فَكَذَّبُوهُمَا فَكَانُواْ مِنَ ٱلۡمُهۡلَكِينَ
فَكَذَّبُوهُمَا
onları yalanladılar
فَكَانُوا۟
ve oldular
مِنَ
helak edilenlerden
ٱلْمُهْلَكِينَ
those who were destroyed

Elmalılı Hamdi YazırBöylece onları yalanladılar, bu yüzden de helâk edilenlerden oldular

Yusuf AliSo they accused them of falsehood, and they became of those who were destroyed

23:49
وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَا مُوسَى ٱلۡكِتَٰبَ لَعَلَّهُمۡ يَهۡتَدُونَ
وَلَقَدْ
ve andolsun
ءَاتَيْنَا
biz verdik
مُوسَى
Musa'ya
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitabı (Tevrat'ı)
لَعَلَّهُمْ
belki onlar
يَهْتَدُونَ
doğru yolu bulurlar diye

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun biz Musa'ya belki onlar yola gelirler diye, o kitabı da verdik

Yusuf AliAnd We gave Moses the Book, in order that they might receive guidance

23:50
وَجَعَلۡنَا ٱبۡنَ مَرۡيَمَ وَأُمَّهُۥٓ ءَايَةࣰ وَءَاوَيۡنَٰهُمَآ إِلَىٰ رَبۡوَةࣲ ذَاتِ قَرَارࣲ وَمَعِينࣲ‏
وَجَعَلْنَا
ve kıldık
ٱبْنَ
oğlunu
مَرْيَمَ
Meryem
وَأُمَّهُۥٓ
ve annesini
ءَايَةًۭ
bir mu'cize
وَءَاوَيْنَـٰهُمَآ
ve onları yerleştirdik
إِلَىٰ
bir tepeye
رَبْوَةٍۢ
a high ground
ذَاتِ
oturmaya uygun
قَرَارٍۢ
of tranquility
وَمَعِينٍۢ
ve suyu bulunan

Elmalılı Hamdi YazırMeryemoğlunu ve annesini de (kudretimize) bir alâmet kıldık; onları, yerleşmeye elverişli, sulu bir tepeye yerleştirdik

Yusuf AliAnd We made the son of Mary and his mother as a Sign: We gave them both shelter on high ground, affording rest and security and furnished with springs

23:51
يَٰٓأَيُّهَا ٱلرُّسُلُ كُلُواْ مِنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ وَٱعۡمَلُواْ صَٰلِحًاۖ إِنِّي بِمَا تَعۡمَلُونَ عَلِيمࣱ‏
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلرُّسُلُ
elçiler
كُلُوا۟
yeyin
مِنَ
güzel şeylerden
ٱلطَّيِّبَـٰتِ
the good things
وَٱعْمَلُوا۟
ve yapın
صَـٰلِحًا ۖ
yararlı iş
إِنِّى
çünkü ben
بِمَا
şeyleri
تَعْمَلُونَ
yaptıklarınız
عَلِيمٌۭ
bilmekteyim

Elmalılı Hamdi YazırEy peygamberler! Temiz ve helal olan şeylerden yiyin; güzel amel ve hareketlerde bulunun. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı bilirim

Yusuf AliO ye apostles! enjoy (all) things good and pure, and work righteousness: for I am well-acquainted with (all) that ye do

23:52
وَإِنَّ هَٰذِهِۦٓ أُمَّتُكُمۡ أُمَّةࣰ وَٰحِدَةࣰ وَأَنَا۠ رَبُّكُمۡ فَٱتَّقُونِ
وَإِنَّ
ve şüphesiz
هَـٰذِهِۦٓ
bu
أُمَّتُكُمْ
sizin ümmetiniz
أُمَّةًۭ
ümmettir
وَٰحِدَةًۭ
bir tek
وَأَنَا۠
ve ben de
رَبُّكُمْ
sizin Rabbinizim
فَٱتَّقُونِ
benden korkun

Elmalılı Hamdi YazırVe işte bu sizin ümmetiniz bir tek ümmet ve ben de sizin Rabbinizim. Öyle ise benden sakının." (denildi)

Yusuf AliAnd verily this Brotherhood of yours is a single Brotherhood, and I am your Lord and Cherisher: therefore fear Me (and no other)

23:53
فَتَقَطَّعُوٓاْ أَمۡرَهُم بَيۡنَهُمۡ زُبُرࣰ اۖ كُلُّ حِزۡبِۭ بِمَا لَدَيۡهِمۡ فَرِحُونَ
فَتَقَطَّعُوٓا۟
fakat parçalayıp ayırdılar
أَمْرَهُم
işlerini
بَيْنَهُمْ
aralarında
زُبُرًۭا ۖ
Kitaplara
كُلُّ
her
حِزْبٍۭ
gurup
بِمَا
bulunanla
لَدَيْهِمْ
kendi yanında
فَرِحُونَ
sevinmektedir

Elmalılı Hamdi YazırDerken insanlar kendi aralarındaki işlerini parça parça böldüler. Her grup, kendinde bulunan ile sevinip böbürlendi

Yusuf AliBut people have cut off their affair (of unity), between them, into sects: each party rejoices in that which is with itself

23:54 📚 1
فَذَرۡهُمۡ فِي غَمۡرَتِهِمۡ حَتَّىٰ حِينٍ
فَذَرْهُمْ
onları bırak
فِى
içinde
غَمْرَتِهِمْ
gafletleri
حَتَّىٰ
kadar
حِينٍ
bir süreye

Elmalılı Hamdi YazırSen şimdi onları bir zamana kadar gaflet ve sapıklıkları ile başbaşa bırak

Yusuf AliBut leave them in their confused ignorance for a time

23:55 📚 1
أَيَحۡسَبُونَ أَنَّمَا نُمِدُّهُم بِهِۦ مِن مَّالࣲ وَبَنِينَ
أَيَحْسَبُونَ
onlar sanıyorlar mı?
أَنَّمَا
ile
نُمِدُّهُم
kendilerine verdiğimiz
بِهِۦ
mal
مِن
of
مَّالٍۢ
wealth
وَبَنِينَ
ve oğullar

Elmalılı Hamdi YazırSanıyorlar mı ki, onlara verdiğimiz servet ve oğullar ile

Yusuf AliDo they think that because We have granted them abundance of wealth and sons

23:56
نُسَارِعُ لَهُمۡ فِي ٱلۡخَيۡرَٰتِۚ بَل لَّا يَشۡعُرُونَ
نُسَارِعُ
koşuyoruz
لَهُمْ
onların
فِى
iyiliklerine
ٱلْخَيْرَٰتِ ۚ
the good
بَل
bilakis
لَّا
değiller
يَشْعُرُونَ
onlar farkında

Elmalılı Hamdi YazırKendilerine faydalar sağlamak için can atıyoruz. Hayır, onlar işin farkına varamıyorlar

Yusuf AliWe would hasten them on in every good? Nay, they do not understand

23:57 📚 5
إِنَّ ٱلَّذِينَ هُم مِّنۡ خَشۡيَةِ رَبِّهِم مُّشۡفِقُونَ
إِنَّ
şüphesiz
ٱلَّذِينَ
onlar ki
هُم
onlar
مِّنْ
saygıdan
خَشْيَةِ
(the) fear
رَبِّهِم
Rablerine
مُّشْفِقُونَ
titrerler

Elmalılı Hamdi YazırRablerine olan saygıdan dolayı titreyenler

Yusuf AliVerily those who live in awe for fear of their Lord

23:58
وَٱلَّذِينَ هُم بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِمۡ يُؤۡمِنُونَ
وَٱلَّذِينَ
ve onlar ki
هُم
onlar
بِـَٔايَـٰتِ
ayetlerine
رَبِّهِمْ
Rablerinin
يُؤْمِنُونَ
inanırlar

Elmalılı Hamdi YazırRablerinin âyetlerine inananlar

Yusuf AliThose who believe in the Signs of their Lord

23:59 📚 1
وَٱلَّذِينَ هُم بِرَبِّهِمۡ لَا يُشۡرِكُونَ
وَٱلَّذِينَ
ve onlar ki
هُم
onlar
بِرَبِّهِمْ
Rablerine
لَا
ortak koşmazlar
يُشْرِكُونَ
associate partners

Elmalılı Hamdi YazırRablerine ortak tanımayanlar

Yusuf AliThose who join not (in worship) partners with their Lord

23:60
وَٱلَّذِينَ يُؤۡتُونَ مَآ ءَاتَواْ وَّقُلُوبُهُمۡ وَجِلَةٌ أَنَّهُمۡ إِلَىٰ رَبِّهِمۡ رَٰجِعُونَ
وَٱلَّذِينَ
ve onlar ki
يُؤْتُونَ
verirler
مَآ
şeyi
ءَاتَوا۟
verdikleri
وَّقُلُوبُهُمْ
kalbleri
وَجِلَةٌ
ürpererek
أَنَّهُمْ
şüphesiz onlar
إِلَىٰ
Rablerinin huzuruna
رَبِّهِمْ
their Lord
رَٰجِعُونَ
dönecekler

Elmalılı Hamdi YazırVe, Rablerine dönecekleri için yapmakta oldukları işleri kalpleri titreyerek yapanlar

Yusuf AliAnd those who dispense their charity with their hearts full of fear, because they will return to their Lord

23:61
أُوْلَٰٓئِكَ يُسَٰرِعُونَ فِي ٱلۡخَيۡرَٰتِ وَهُمۡ لَهَا سَٰبِقُونَ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar
يُسَـٰرِعُونَ
koşarlar
فِى
hayır işlerine
ٱلْخَيْرَٰتِ
the good (deeds)
وَهُمْ
ve onlar
لَهَا
(hayır) için
سَـٰبِقُونَ
önde giderler

Elmalılı Hamdi Yazırİşte onlar, iyiliklere koşuşurlar ve iyilik için yarışırlar

Yusuf AliIt is these who hasten in every good work, and these who are foremost in them

23:62
وَلَا نُكَلِّفُ نَفۡسًا إِلَّا وُسۡعَهَاۚ وَلَدَيۡنَا كِتَٰبࣱ يَنطِقُ بِٱلۡحَقِّ وَهُمۡ لَا يُظۡلَمُونَ
وَلَا
ve
نُكَلِّفُ
biz teklif etmeyiz
نَفْسًا
hiç kimseye
إِلَّا
başkasını
وُسْعَهَا ۖ
gücünün yetiğinden
وَلَدَيْنَا
ve katımızda vardır
كِتَـٰبٌۭ
bir Kitap
يَنطِقُ
söyleyen
بِٱلْحَقِّ ۚ
gerçeği
وَهُمْ
ve onlara
لَا
asla
يُظْلَمُونَ
haksızlık edilmez

Elmalılı Hamdi YazırBiz hiç kimseyi, gücünün yettiğinden başkası ile yükümlü kılmayız. Nezdimizde hakkı söyleyen bir kitap vardır ve onlar haksızlığa uğratılmazlar

Yusuf AliOn no soul do We place a burden greater than it can bear: before Us is a record which clearly shows the truth: they will never be wronged

23:63 📚 2
بَلۡ قُلُوبُهُمۡ فِي غَمۡرَةࣲ مِّنۡ هَٰذَا وَلَهُمۡ أَعۡمَٰلࣱ مِّن دُونِ ذَٰلِكَ هُمۡ لَهَا عَٰمِلُونَ
بَلْ
fakat
قُلُوبُهُمْ
onların kalbleri
فِى
içindedir
غَمْرَةٍۢ
gaflet
مِّنْ
bundan
هَـٰذَا
this
وَلَهُمْ
onların vardır ki
أَعْمَـٰلٌۭ
işleri
مِّن
başka
دُونِ
besides
ذَٰلِكَ
bundan
هُمْ
onlar
لَهَا
(hep) o (işler) için
عَـٰمِلُونَ
çalışırlar

Elmalılı Hamdi YazırHayır, onların kalpleri bu hususta cehalet içindedir. Ayrıca onların bundan öte birtakım kötü işleri vardır ki, onlar bu işleri yapar dururlar

Yusuf AliBut their hearts are in confused ignorance of this; and there are, besides that, deeds of theirs, which they will (continue) to do

23:64
حَتَّىٰٓ إِذَآ أَخَذۡنَا مُتۡرَفِيهِم بِٱلۡعَذَابِ إِذَا هُمۡ يَجۡـَٔرُونَ
حَتَّىٰٓ
nihayet
إِذَآ
zaman
أَخَذْنَا
yakaladığımız
مُتْرَفِيهِم
varlıklılarını
بِٱلْعَذَابِ
azab ile
إِذَا
hemen
هُمْ
onlar
يَجْـَٔرُونَ
feryada başlarlar

Elmalılı Hamdi YazırNihayet, refah ve bolluk içinde olanlarını sıkıntıya uğrattığımızda, bakarsın ki onlar feryadı basarlar

Yusuf AliUntil, when We seize in Punishment those of them who received the good things of this world, behold, they will groan in supplication

23:65
لَا تَجۡـَٔرُواْ ٱلۡيَوۡمَۖ إِنَّكُم مِّنَّا لَا تُنصَرُونَ
لَا
artık feryadetmeyin
تَجْـَٔرُوا۟
cry for help
ٱلْيَوْمَ ۖ
bugün
إِنَّكُم
şüphesiz size
مِّنَّا
bize karşı
لَا
yardım olunmaz
تُنصَرُونَ
will be helped

Elmalılı Hamdi YazırBoşuna feryad etmeyin bugün! Zira bizden yardım göremeyeceksiniz

Yusuf Ali(It will be said): "Groan not in supplication this day: for ye shall certainly not be helped by Us

23:66
قَدۡ كَانَتۡ ءَايَٰتِي تُتۡلَىٰ عَلَيۡكُمۡ فَكُنتُمۡ عَلَىٰٓ أَعۡقَٰبِكُمۡ تَنكِصُونَ
قَدْ
gerçekten
كَانَتْ
idi
ءَايَـٰتِى
ayetlerim
تُتْلَىٰ
okunuyor
عَلَيْكُمْ
size
فَكُنتُمْ
fakat siz
عَلَىٰٓ
üzere
أَعْقَـٰبِكُمْ
arkanız
تَنكِصُونَ
dönüyordunuz

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü âyetlerimiz size okunurdu da, buna karşı siz arkanızı dönerdiniz

Yusuf AliMy Signs used to be rehearsed to you, but ye used to turn back on your heels

23:67
مُسۡتَكۡبِرِينَ بِهِۦ سَٰمِرࣰ ا تَهۡجُرُونَ
مُسْتَكْبِرِينَ
kibirlenerek
بِهِۦ
ona (ayetlerime) karşı
سَـٰمِرًۭا
geceleyin
تَهْجُرُونَ
saçmalıyordunuz

Elmalılı Hamdi YazırKafa tutardınız ve geceleyin hezeyanlar savururdunuz

Yusuf AliIn arrogance: talking nonsense about the (Qur'an), like one telling fables by night

23:68
أَفَلَمۡ يَدَّبَّرُواْ ٱلۡقَوۡلَ أَمۡ جَآءَهُم مَّا لَمۡ يَأۡتِ ءَابَآءَهُمُ ٱلۡأَوَّلِينَ
أَفَلَمْ
onlar iyice düşünmediler mi?
يَدَّبَّرُوا۟
they ponder
ٱلْقَوْلَ
o sözü (Kur'an'ı)
أَمْ
yoksa
جَآءَهُم
onlara geldi (mi)?
مَّا
bir şey
لَمْ
gelmeyen
يَأْتِ
(had) come
ءَابَآءَهُمُ
atalarına
ٱلْأَوَّلِينَ
önceki

Elmalılı Hamdi YazırOnlar bu sözü (Kur'ân'ı) hiç düşünmediler mi? Yoksa kendilerine, daha önce geçmişteki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi

Yusuf AliDo they not ponder over the Word (of God), or has anything (new) come to them that did not come to their fathers of old

23:69
أَمۡ لَمۡ يَعۡرِفُواْ رَسُولَهُمۡ فَهُمۡ لَهُۥ مُنكِرُونَ
أَمْ
yoksa
لَمْ
tanımadıkları (için mi?)
يَعْرِفُوا۟
they recognize
رَسُولَهُمْ
elçilerini
فَهُمْ
onlar
لَهُۥ
onu
مُنكِرُونَ
inkar ediyorlar

Elmalılı Hamdi YazırYoksa peygamberlerini tanımadılar da bu yüzden mi onu inkâr ediyorlar

Yusuf AliOr do they not recognise their Apostle, that they deny him

23:70 📚 1
أَمۡ يَقُولُونَ بِهِۦ جِنَّةُۢۚ بَلۡ جَآءَهُم بِٱلۡحَقِّ وَأَكۡثَرُهُمۡ لِلۡحَقِّ كَٰرِهُونَ
أَمْ
yoksa
يَقُولُونَ
(-mı) diyorlar?
بِهِۦ
onda
جِنَّةٌۢ ۚ
bir delilik var
بَلْ
hayır
جَآءَهُم
o kendilerine getirdi
بِٱلْحَقِّ
hakkı
وَأَكْثَرُهُمْ
fakat çokları
لِلْحَقِّ
haktan
كَـٰرِهُونَ
hoşlanmıyorlar

Elmalılı Hamdi YazırYoksa onda bir delilik olduğunu mu söylüyorlar? Aksine o, kendilerine hakkı getirmiştir. Halbuki onlar haktan hoşlanmamaktadırlar

Yusuf AliOr do they say, "He is possessed"? Nay, he has brought them the Truth, but most of them hate the Truth

23:71
وَلَوِ ٱتَّبَعَ ٱلۡحَقُّ أَهۡوَآءَهُمۡ لَفَسَدَتِ ٱلسَّمَٰوَٰتُ وَٱلۡأَرۡضُ وَمَن فِيهِنَّۚ بَلۡ أَتَيۡنَٰهُم بِذِكۡرِهِمۡ فَهُمۡ عَن ذِكۡرِهِم مُّعۡرِضُونَ
وَلَوِ
ve eğer
ٱتَّبَعَ
uysaydı
ٱلْحَقُّ
hak
أَهْوَآءَهُمْ
onların keyiflerine
لَفَسَدَتِ
bozulur giderdi
ٱلسَّمَـٰوَٰتُ
gökler
وَٱلْأَرْضُ
ve yer
وَمَن
ve kimseler
فِيهِنَّ ۚ
bunların içinde bulunan
بَلْ
bilakis
أَتَيْنَـٰهُم
biz onlara getirdik
بِذِكْرِهِمْ
Zikir'lerini
فَهُمْ
fakat onlar
عَن
Zikirlerinden
ذِكْرِهِم
their reminder
مُّعْرِضُونَ
yüz çeviriyorlar

Elmalılı Hamdi YazırEğer hak, onların kötü arzu ve isteklerine uysaydı, mutlaka gökler ve yer ile bunlarda bulunan kimseler bozulur giderdi. Hayır, biz onlara şan ve şereflerini getirdik; fakat onlar kendi şereflerine sırt çevirirler

Yusuf AliIf the Truth had been in accord with their desires, truly the heavens and the earth, and all beings therein would have been in confusion and corruption! Nay, We have sent them their admonition, but they turn away from their admonition

23:72
أَمۡ تَسۡـَٔلُهُمۡ خَرۡجࣰ ا فَخَرَاجُ رَبِّكَ خَيۡرࣱۖ وَهُوَ خَيۡرُ ٱلرَّٰزِقِينَ
أَمْ
yoksa
تَسْـَٔلُهُمْ
onlardan istiyor musun?
خَرْجًۭا
bir vergi
فَخَرَاجُ
vergisi
رَبِّكَ
Rabbinin
خَيْرٌۭ ۖ
daha hayırlıdır
وَهُوَ
ve O
خَيْرُ
en hayırlısıdır
ٱلرَّٰزِقِينَ
rızık verenlerin

Elmalılı Hamdi Yazır(Resulüm!) Yoksa sen onlardan bir haraç mı istiyorsun? Rabbinin vergisi daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır

Yusuf AliOr is it that thou askest them for some recompense? But the recompense of thy Lord is best: He is the Best of those who give sustenance

23:73
وَإِنَّكَ لَتَدۡعُوهُمۡ إِلَىٰ صِرَٰطࣲ مُّسۡتَقِيمࣲ‏
وَإِنَّكَ
ve şüphesiz sen
لَتَدْعُوهُمْ
onları çağırıyorsun
إِلَىٰ
bir yola
صِرَٰطٍۢ
(the) Path
مُّسْتَقِيمٍۢ
doğru

Elmalılı Hamdi YazırGerçek şu ki sen onları doğru bir yola çağırıyorsun

Yusuf AliBut verily thou callest them to the Straight Way

23:74
وَإِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡأٓخِرَةِ عَنِ ٱلصِّرَٰطِ لَنَٰكِبُونَ
وَإِنَّ
ve kuşkusuz
ٱلَّذِينَ
kimseler
لَا
inanmayan(lar)
يُؤْمِنُونَ
believe
بِٱلْـَٔاخِرَةِ
ahirete
عَنِ
yoldan
ٱلصِّرَٰطِ
the path
لَنَـٰكِبُونَ
sapıyorlar

Elmalılı Hamdi YazırFakat ahirete inanmayanlar ise, ısrarla yoldan çıkmaktadırlar

Yusuf AliAnd verily those who believe not in the Hereafter are deviating from that Way

23:75 📚 1
۞وَلَوۡ رَحِمۡنَٰهُمۡ وَكَشَفۡنَا مَا بِهِم مِّن ضُرࣲّ لَّلَجُّواْ فِي طُغۡيَٰنِهِمۡ يَعۡمَهُونَ
۞ وَلَوْ
ve eğer
رَحِمْنَـٰهُمْ
biz onlara acısaydık
وَكَشَفْنَا
ve kaldırsaydık
مَا
olanı
بِهِم
kendilerinde
مِّن
sıkıntıdan
ضُرٍّۢ
(the) hardship
لَّلَجُّوا۟
yine devam ederlerdi
فِى
azgınlıklarında
طُغْيَـٰنِهِمْ
their transgression
يَعْمَهُونَ
bocalamaya

Elmalılı Hamdi YazırEğer onlara acıyıp da için de bulundukları sıkıntıyı giderseydik, iyice körleşerek azgınlıklarında büsbütün direnirlerdi

Yusuf AliIf We had mercy on them and removed the distress which is on them, they would obstinately persist in their transgression, wandering in distraction to and fro

23:76
وَلَقَدۡ أَخَذۡنَٰهُم بِٱلۡعَذَابِ فَمَا ٱسۡتَكَانُواْ لِرَبِّهِمۡ وَمَا يَتَضَرَّعُونَ
وَلَقَدْ
andolsun
أَخَذْنَـٰهُم
biz onları yakaladık
بِٱلْعَذَابِ
azab ile
فَمَا
ama yine
ٱسْتَكَانُوا۟
boyun eğmediler
لِرَبِّهِمْ
Rabblerine
وَمَا
ve
يَتَضَرَّعُونَ
O'na yalvarmıyorlar

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun, biz onları sıkıntıya düşürdük de yine Rablerine boyun eğmediler, tazarru' ve niyazda da bulunmadılar

Yusuf AliWe inflicted Punishment on them, but they humbled not themselves to their Lord, nor do they submissively entreat (Him)

23:77
حَتَّىٰٓ إِذَا فَتَحۡنَا عَلَيۡهِم بَابࣰ ا ذَا عَذَابࣲ شَدِيدٍ إِذَا هُمۡ فِيهِ مُبۡلِسُونَ
حَتَّىٰٓ
nihayet
إِذَا
zaman
فَتَحْنَا
açtığımız
عَلَيْهِم
üzerlerine
بَابًۭا
kapısı
ذَا
bir azab
عَذَابٍۢ
of a punishment
شَدِيدٍ
şiddetli
إِذَا
derhal
هُمْ
onlar
فِيهِ
O'nun içinde
مُبْلِسُونَ
şaşkın ve umutsuz kalırlar

Elmalılı Hamdi YazırNihayet üzerlerine, azabı çok şiddetli bir kapı açtığımız zaman, bir de bakarsın ki onlar orada şaşkın ve ümitsiz kalmışlardır

Yusuf AliUntil We open on them a gate leading to a severe Punishment: then Lo! they will be plunged in despair therein

23:78
وَهُوَ ٱلَّذِيٓ أَنشَأَ لَكُمُ ٱلسَّمۡعَ وَٱلۡأَبۡصَٰرَ وَٱلۡأَفۡـِٔدَةَۚ قَلِيلࣰ ا مَّا تَشۡكُرُونَ
وَهُوَ
ve O'dur
ٱلَّذِىٓ
inşa eden
أَنشَأَ
produced
لَكُمُ
sizin için
ٱلسَّمْعَ
kulağı
وَٱلْأَبْصَـٰرَ
ve gözleri
وَٱلْأَفْـِٔدَةَ ۚ
ve gönülleri
قَلِيلًۭا
az
مَّا
ne kadar
تَشْكُرُونَ
şükrediyorsunuz

Elmalılı Hamdi YazırHalbuki sizin için o kulağı, o gözleri ve o gönülleri yaratan O'dur. Ne de az şükrediyorsunuz

Yusuf AliIt is He Who has created for you (the faculties of) hearing, sight, feeling and understanding: little thanks it is ye give

23:79 📚 2
وَهُوَ ٱلَّذِي ذَرَأَكُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَإِلَيۡهِ تُحۡشَرُونَ
وَهُوَ
ve O'dur
ٱلَّذِى
sizi yaratıp yayan
ذَرَأَكُمْ
multiplied you
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
وَإِلَيْهِ
ve O'nun (huzurunda)
تُحْشَرُونَ
toplanacaksınız

Elmalılı Hamdi YazırVe sizi yeryüzünde yaratıp türeden O'dur. Sırf O'nun huzuruna toplanacaksınız

Yusuf AliAnd He has multiplied you through the earth, and to Him shall ye be gathered back

23:80
وَهُوَ ٱلَّذِي يُحۡيِۦ وَيُمِيتُ وَلَهُ ٱخۡتِلَٰفُ ٱلَّيۡلِ وَٱلنَّهَارِۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ
وَهُوَ
ve O'dur
ٱلَّذِى
yaşatan
يُحْىِۦ
gives life
وَيُمِيتُ
ve öldüren
وَلَهُ
ve O'nun(eseri)dir
ٱخْتِلَـٰفُ
değişmesi
ٱلَّيْلِ
gecenin
وَٱلنَّهَارِ ۚ
ve gündüzün
أَفَلَا
aklınızı kullanmıyor musunuz?
تَعْقِلُونَ
you reason

Elmalılı Hamdi YazırVe O, yaşatan ve öldürendir; gecenin ve gündüzün değişmesi O'nun eseridir. Hâlâ aklınızı kullanmaz mısınız

Yusuf AliIt is He Who gives life and death, and to Him (is due) the alternation of Night and Day: will ye not then understand

23:81 📚 1
بَلۡ قَالُواْ مِثۡلَ مَا قَالَ ٱلۡأَوَّلُونَ
بَلْ
hayır
قَالُوا۟
onlar da dediler
مِثْلَ
gibi
مَا
ne
قَالَ
dedi (ise)
ٱلْأَوَّلُونَ
evvelkiler

Elmalılı Hamdi YazırHayır, öncekilerin söylediklerinin benzerini söylediler

Yusuf AliOn the contrary they say things similar to what the ancients said

23:82
قَالُوٓاْ أَءِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابࣰ ا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ
قَالُوٓا۟
dediler ki
أَءِذَا
zaman mı?
مِتْنَا
öldüğümüz
وَكُنَّا
ve olduğumuz
تُرَابًۭا
toprak
وَعِظَـٰمًا
ve kemik
أَءِنَّا
biz mi?
لَمَبْعُوثُونَ
diriltileceğiz

Elmalılı Hamdi YazırDediler ki: "Sahi biz, ölüp de bir toprak ve kemik yığını haline gelmişken, mutlaka yeniden diriltileceğiz öyle mi

Yusuf AliThey say: "What! when we die and become dust and bones, could we really be raised up again

23:83
لَقَدۡ وُعِدۡنَا نَحۡنُ وَءَابَآؤُنَا هَٰذَا مِن قَبۡلُ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّآ أَسَٰطِيرُ ٱلۡأَوَّلِينَ
لَقَدْ
andolsun
وُعِدْنَا
yapıldı
نَحْنُ
bize
وَءَابَآؤُنَا
ve atalarımıza
هَـٰذَا
bu (tehdid)
مِن
bizden önce
قَبْلُ
before
إِنْ
değildir
هَـٰذَآ
bu
إِلَّآ
başka bir şey
أَسَـٰطِيرُ
masallarından
ٱلْأَوَّلِينَ
evvelkilerin

Elmalılı Hamdi YazırYemin ederiz ki, gerek bize, gerekse daha önce atalarımıza böyle bir vaadde bulunuldu; (fakat) bu geçmiştekilerin masallarından başka bir şey değildir

Yusuf AliSuch things have been promised to us and to our fathers before! they are nothing but tales of the ancients

23:84 📚 1
قُل لِّمَنِ ٱلۡأَرۡضُ وَمَن فِيهَآ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ
قُل
de ki
لِّمَنِ
kimindir?
ٱلْأَرْضُ
dünya
وَمَن
ve bulunanlar
فِيهَآ
içinde
إِن
eğer
كُنتُمْ
iseniz
تَعْلَمُونَ
biliyor

Elmalılı Hamdi Yazır(Resulüm!) de ki: "Eğer biliyorsanız (söyleyin bakalım), bu dünya ve onda bulunanlar kime aittir

Yusuf AliSay: "To whom belong the earth and all beings therein? (say) if ye know

23:85 📚 1
سَيَقُولُونَ لِلَّهِۚ قُلۡ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ
سَيَقُولُونَ
diyecekler
لِلَّهِ ۚ
Allah'ındır
قُلْ
de ki
أَفَلَا
düşünmüyor musunuz?
تَذَكَّرُونَ
you remember

Elmalılı Hamdi YazırAllah'a aittir" diyecekler. "Öyle ise siz hiç düşünüp taşınmaz mısınız?" de

Yusuf AliThey will say, "To God!" say: "Yet will ye not receive admonition

23:86
قُلۡ مَن رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ ٱلسَّبۡعِ وَرَبُّ ٱلۡعَرۡشِ ٱلۡعَظِيمِ
قُلْ
de ki
مَن
kimdir?
رَّبُّ
Rabbi
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
göğün
ٱلسَّبْعِ
yedi
وَرَبُّ
ve Rabbi
ٱلْعَرْشِ
Arş'ın
ٱلْعَظِيمِ
büyük

Elmalılı Hamdi YazırYedi kat göklerin Rabbi, azametli Arş'ın Rabbi kimdir?" diye sor

Yusuf AliSay: "Who is the Lord of the seven heavens, and the Lord of the Throne (of Glory) Supreme

23:87 📚 1
سَيَقُولُونَ لِلَّهِۚ قُلۡ أَفَلَا تَتَّقُونَ
سَيَقُولُونَ
diyecekler
لِلَّهِ ۚ
Allah'ındır
قُلْ
de ki
أَفَلَا
korkmuyor musunuz?
تَتَّقُونَ
you fear (Him)

Elmalılı Hamdi Yazır(Onlar da) Allah'ındır." diyecekler. "Şu halde siz Allah'tan korkmaz mısınız?" de

Yusuf AliThey will say, "(They belong) to God." Say: "Will ye not then be filled with awe

23:88 📚 2
قُلۡ مَنۢ بِيَدِهِۦ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيۡءࣲ وَهُوَ يُجِيرُ وَلَا يُجَارُ عَلَيۡهِ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ
قُلْ
de ki
مَنۢ
kimdir?
بِيَدِهِۦ
elinde olan
مَلَكُوتُ
melekutu (mülkü ve yönetimi)
كُلِّ
her
شَىْءٍۢ
şeyin
وَهُوَ
ve O
يُجِيرُ
koruyup kollayan
وَلَا
fakat
يُجَارُ
korunup kollanmayan
عَلَيْهِ
kendisi
إِن
eğer
كُنتُمْ
iseniz
تَعْلَمُونَ
biliyor

Elmalılı Hamdi YazırEğer biliyorsanız (söyleyin), her şeyin melekûtu (mülkiyeti ve yönetimi) kendisinin elinde olan, kendisi her şeyi koruyup kollayan; fakat kendisi korunmayan (buna muhtaç olmayan) kimdir?" diye sor

Yusuf AliSay: "Who is it in whose hands is the governance of all things,- who protects (all), but is not protected (of any)? (say) if ye know

23:89 📚 1
سَيَقُولُونَ لِلَّهِۚ قُلۡ فَأَنَّىٰ تُسۡحَرُونَ
سَيَقُولُونَ
diyecekler
لِلَّهِ ۚ
Allah'a aittir
قُلْ
de ki
فَأَنَّىٰ
nasıl?
تُسْحَرُونَ
büyüleniyorsunuz

Elmalılı Hamdi Yazır(Bunlar da) Allah'ındır." diyecekler. "Öyle ise nasıl olur da büyülenirsiniz?" de

Yusuf AliThey will say, "(It belongs) to God." Say: "Then how are ye deluded

23:90
بَلۡ أَتَيۡنَٰهُم بِٱلۡحَقِّ وَإِنَّهُمۡ لَكَٰذِبُونَ
بَلْ
doğrusu
أَتَيْنَـٰهُم
biz onlara getirdik
بِٱلْحَقِّ
hakkı
وَإِنَّهُمْ
onlarsa
لَكَـٰذِبُونَ
yalancıdırlar

Elmalılı Hamdi YazırDoğrusu biz onlara hakkı getirdik; onlar ise cidden yalancıdırlar

Yusuf AliWe have sent them the Truth: but they indeed practise falsehood

23:91 📚 5
مَا ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ مِن وَلَدࣲ وَمَا كَانَ مَعَهُۥ مِنۡ إِلَٰهٍۚ إِذࣰ ا لَّذَهَبَ كُلُّ إِلَٰهِۭ بِمَا خَلَقَ وَلَعَلَا بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضࣲۚ سُبۡحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ
مَا
edinmemiştir
ٱتَّخَذَ
Allah has taken
ٱللَّهُ
Allah
مِن
hiçbir
وَلَدٍۢ
çocuk
وَمَا
ve
كَانَ
yoktur
مَعَهُۥ
O'nunla beraber
مِنْ
hiçbir
إِلَـٰهٍ ۚ
tanrı
إِذًۭا
öyle olsaydı
لَّذَهَبَ
götürürdü
كُلُّ
her
إِلَـٰهٍۭ
tanrı
بِمَا
kendi yarattığını
خَلَقَ
he created
وَلَعَلَا
ve üstün gelmeğe çalışırdı
بَعْضُهُمْ
onlardan biri
عَلَىٰ
üzerine
بَعْضٍۢ ۚ
diğeri
سُبْحَـٰنَ
münezehtir (uzaktır)
ٱللَّهِ
Allah
عَمَّا
onların tanımlamalarından
يَصِفُونَ
they attribute

Elmalılı Hamdi YazırAllah evlat edinmemiştir; O'nunla beraber hiçbir ilâh da yoktur. Aksi takdirde her ilâh kendi yarattığını sevk ve idare eder ve bir gün mutlaka onlardan biri diğerine galip gelirdi. Allah, onların yakıştırdıkları şeylerden münezzehtir

Yusuf AliNo son did God beget, nor is there any god along with Him: (if there were many gods), behold, each god would have taken away what he had created, and some would have lorded it over others! Glory to God! (He is free) from the (sort of) things t hey attribute to Him

23:92
عَٰلِمِ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ فَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يُشۡرِكُونَ
عَـٰلِمِ
(O) bilir
ٱلْغَيْبِ
görünmeyeni
وَٱلشَّهَـٰدَةِ
ve görüneni
فَتَعَـٰلَىٰ
ve yücedir
عَمَّا
şeylerden
يُشْرِكُونَ
onların ortak koştukları

Elmalılı Hamdi YazırAllah, gaybı da, açık olanı da bilir. O, müşriklerin ortak koştukları şeylerden çok yüce ve münezzehtir

Yusuf AliHe knows what is hidden and what is open: too high is He for the partners they attribute to Him

23:93
قُل رَّبِّ إِمَّا تُرِيَنِّي مَا يُوعَدُونَ
قُل
de ki
رَّبِّ
Rabbim
إِمَّا
eğer
تُرِيَنِّى
mutlaka bana göstereceksen
مَا
şeyi
يُوعَدُونَ
onların tehdidedildikleri

Elmalılı Hamdi Yazır(Resulüm!) De ki: Rabbim! Eğer onlara yöneltilen tehdidi (dünyevî sıkıntıyı ve uhrevî azabı) mutlaka göstereceksen

Yusuf AliSay: "O my Lord! if Thou wilt show me (in my lifetime) that which they are warned against

23:94
رَبِّ فَلَا تَجۡعَلۡنِي فِي ٱلۡقَوۡمِ ٱلظَّٰلِمِينَ
رَبِّ
Rabbim
فَلَا
beni bırakma
تَجْعَلْنِى
place me
فِى
içinde
ٱلْقَوْمِ
kavmin
ٱلظَّـٰلِمِينَ
zalim

Elmalılı Hamdi YazırBu durumda beni, o zalimler topluluğunda bulundurma, Rabbim

Yusuf AliThen, O my Lord! put me not amongst the people who do wrong

23:95
وَإِنَّا عَلَىٰٓ أَن نُّرِيَكَ مَا نَعِدُهُمۡ لَقَٰدِرُونَ
وَإِنَّا
şüphesiz biz
عَلَىٰٓ
sana göstermeğe
أَن
that
نُّرِيَكَ
We show you
مَا
şeyi
نَعِدُهُمْ
onları tehdidettiğimiz
لَقَـٰدِرُونَ
elbette kadiriz

Elmalılı Hamdi YazırBiz, onlara yönelttiğimiz tehdidi sana göstermeye elbette ki kadiriz

Yusuf AliAnd We are certainly able to show thee (in fulfilment) that against which they are warned

23:96
ٱدۡفَعۡ بِٱلَّتِي هِيَ أَحۡسَنُ ٱلسَّيِّئَةَۚ نَحۡنُ أَعۡلَمُ بِمَا يَصِفُونَ
ٱدْفَعْ
savuştur
بِٱلَّتِى
şeyle
هِىَ
o
أَحْسَنُ
en güzel
ٱلسَّيِّئَةَ ۚ
kötülüğü
نَحْنُ
biz
أَعْلَمُ
biliyoruz
بِمَا
(seni) nasıl vasıflandıracaklarını
يَصِفُونَ
they attribute

Elmalılı Hamdi YazırSen, kötülüğü en güzel bir tutumla sav, çünkü biz onların yakıştırmakta oldukları şeyi çok iyi bilmekteyiz

Yusuf AliRepel evil with that which is best: We are well acquainted with the things they say

23:97
وَقُل رَّبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنۡ هَمَزَٰتِ ٱلشَّيَٰطِينِ
وَقُل
ve de ki
رَّبِّ
Rabbim
أَعُوذُ
sığınırım
بِكَ
sana
مِنْ
kışkırtmalarından
هَمَزَٰتِ
(the) suggestions
ٱلشَّيَـٰطِينِ
şeytanların

Elmalılı Hamdi YazırVe de ki: Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım

Yusuf AliAnd say "O my Lord! I seek refuge with Thee from the suggestions of the Evil Ones

23:98 📚 7
وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحۡضُرُونِ
وَأَعُوذُ
ve sığınırım
بِكَ
sana
رَبِّ
Rabbim
أَن
yanıma uğramalarından
يَحْضُرُونِ
they be present with me

Elmalılı Hamdi YazırOnların yanımda bulunmalarından da sana sığınırım

Yusuf AliAnd I seek refuge with Thee O my Lord! lest they should come near me

23:99 📚 4
حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَ أَحَدَهُمُ ٱلۡمَوۡتُ قَالَ رَبِّ ٱرۡجِعُونِ
حَتَّىٰٓ
nihayet
إِذَا
zaman
جَآءَ
geldiği
أَحَدَهُمُ
onlardan birine
ٱلْمَوْتُ
ölüm
قَالَ
der ki
رَبِّ
Rabbim
ٱرْجِعُونِ
beni geri döndür

Elmalılı Hamdi YazırNihayet onlardan (müşriklerden) birine ölüm gelip çattığında, "Rabbim, der, lütfen beni (dünyaya) geri gönder

Yusuf Ali(In Falsehood will they be) Until, when death comes to one of them, he says: "O my Lord! send me back (to life)

23:100 📚 1
لَعَلِّيٓ أَعۡمَلُ صَٰلِحࣰ ا فِيمَا تَرَكۡتُۚ كَلَّآۚ إِنَّهَا كَلِمَةٌ هُوَ قَآئِلُهَاۖ وَمِن وَرَآئِهِم بَرۡزَخٌ إِلَىٰ يَوۡمِ يُبۡعَثُونَ
لَعَلِّىٓ
böylelikle
أَعْمَلُ
yapayım
صَـٰلِحًۭا
yararlı bir iş
فِيمَا
yerde (dünyada)
تَرَكْتُ ۚ
terk ettiğim
كَلَّآ ۚ
hayır
إِنَّهَا
şüphesiz bu
كَلِمَةٌ
bir sözdür
هُوَ
o
قَآئِلُهَا ۖ
onun söylediği
وَمِن
ve
وَرَآئِهِم
önlerinde vardır
بَرْزَخٌ
bir berzah
إِلَىٰ
kadar
يَوْمِ
güne
يُبْعَثُونَ
diriltilecekleri;

Elmalılı Hamdi YazırTa ki, boşa geçirdiğim dünyada iyi iş (ve hareketler) yapayım." Hayır! Onun söylediği bu söz (boş) laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden dirilecekleri güne kadar (süren) bir berzah vardır

Yusuf AliIn order that I may work righteousness in the things I neglected." - "By no means! It is but a word he says."- Before them is a Partition till the Day they are raised up

23:101 📚 5
فَإِذَا نُفِخَ فِي ٱلصُّورِ فَلَآ أَنسَابَ بَيۡنَهُمۡ يَوۡمَئِذࣲ وَلَا يَتَسَآءَلُونَ
فَإِذَا
zaman
نُفِخَ
üflendiği
فِى
Sur'a
ٱلصُّورِ
the trumpet
فَلَآ
artık yoktur
أَنسَابَ
soylar
بَيْنَهُمْ
aralarında
يَوْمَئِذٍۢ
o gün
وَلَا
ve
يَتَسَآءَلُونَ
sormazlar

Elmalılı Hamdi YazırSûr'a üflendiği zaman aralarında artık ne soysop (çekişmesi) vardır, ne de birbirlerini soruşturacaklardır

Yusuf AliThen when the Trumpet is blown, there will be no more relationships between them that Day, nor will one ask after another

23:102
فَمَن ثَقُلَتۡ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُفۡلِحُونَ
فَمَن
kimlerin
ثَقُلَتْ
ağır gelirse
مَوَٰزِينُهُۥ
tartıları
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
هُمُ
onlar
ٱلْمُفْلِحُونَ
kurtuluşa erenlerdir

Elmalılı Hamdi YazırBöylece kimlerin tartıları ağır basarsa, işte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir

Yusuf AliThen those whose balance (of good deeds) is heavy,- they will attain salvation

23:103
وَمَنۡ خَفَّتۡ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُوْلَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ فِي جَهَنَّمَ خَٰلِدُونَ
وَمَنْ
ve kimlerin
خَفَّتْ
hafif gelirse
مَوَٰزِينُهُۥ
tartıları
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar
ٱلَّذِينَ
kimselerdir
خَسِرُوٓا۟
ziyana sokan(lar)
أَنفُسَهُمْ
kendilerini
فِى
cehennemde
جَهَنَّمَ
Hell
خَـٰلِدُونَ
sürekli kalanlardır

Elmalılı Hamdi YazırKimlerin de tartıları hafif gelirse, artık bunlar da kendilerine yazık etmişlerdir; (çünkü onlar) ebedî cehennemdedirler

Yusuf AliBut those whose balance is light, will be those who have lost their souls, in Hell will they abide

23:104
تَلۡفَحُ وُجُوهَهُمُ ٱلنَّارُ وَهُمۡ فِيهَا كَٰلِحُونَ
تَلْفَحُ
yalar
وُجُوهَهُمُ
yüzlerini
ٱلنَّارُ
ateş
وَهُمْ
ve onların
فِيهَا
(ateşin) içinde
كَـٰلِحُونَ
dişleri açıkta kalır

Elmalılı Hamdi YazırOrada dişleri sırıtır halde iken ateş yüzlerini yalar

Yusuf AliThe Fire will burn their faces, and they will therein grin, with their lips displaced

23:105
أَلَمۡ تَكُنۡ ءَايَٰتِي تُتۡلَىٰ عَلَيۡكُمۡ فَكُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ
أَلَمْ
değil mi?
تَكُنْ
Were not
ءَايَـٰتِى
ayetlerim
تُتْلَىٰ
okunurdu
عَلَيْكُمْ
size
فَكُنتُم
oysa siz
بِهَا
onları
تُكَذِّبُونَ
yalanlardınız

Elmalılı Hamdi Yazır(Allah Teâlâ,) Size âyetlerim okunurdu da, siz onları yalanlardınız değil mi?... der

Yusuf AliWere not My Signs rehearsed to you, and ye did but treat them as falsehood

23:106
قَالُواْ رَبَّنَا غَلَبَتۡ عَلَيۡنَا شِقۡوَتُنَا وَكُنَّا قَوۡمࣰ ا ضَآلِّينَ
قَالُوا۟
dediler
رَبَّنَا
Rabbimiz
غَلَبَتْ
yendi
عَلَيْنَا
bizi
شِقْوَتُنَا
bahtsızlığımız
وَكُنَّا
ve biz olduk
قَوْمًۭا
bir topluluk
ضَآلِّينَ
sapık

Elmalılı Hamdi YazırDerler ki: Rabbimiz! Azgınlığımız bizi altetti; biz, bir sapıklar topluluğu idik

Yusuf AliThey will say: "our Lord! Our misfortune overwhelmed us, and we became a people astray

23:107 📚 5
رَبَّنَآ أَخۡرِجۡنَا مِنۡهَا فَإِنۡ عُدۡنَا فَإِنَّا ظَٰلِمُونَ
رَبَّنَآ
Rabbimiz
أَخْرِجْنَا
bizi çıkar
مِنْهَا
bundan
فَإِنْ
eğer
عُدْنَا
bir daha dönersek
فَإِنَّا
artık biz gerçekten
ظَـٰلِمُونَ
zalimleriz

Elmalılı Hamdi YazırRabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer bir daha (ettiklerimize) dönersek, artık belli ki biz zalim insanlarız

Yusuf AliOur Lord! bring us out of this: if ever we return (to Evil), then shall we be wrong-doers indeed

23:108
قَالَ ٱخۡسَـُٔواْ فِيهَا وَلَا تُكَلِّمُونِ
قَالَ
buyurdu ki
ٱخْسَـُٔوا۟
sinin
فِيهَا
orada
وَلَا
ve
تُكَلِّمُونِ
bana bir şey söylemeyin

Elmalılı Hamdi Yazır(Allah) buyurur ki: Alçaldıkça alçalın orada! Bana konuşmayın artık

Yusuf AliHe will say: "Be ye driven into it (with ignominy)! And speak ye not to Me

23:109
إِنَّهُۥ كَانَ فَرِيقࣱ مِّنۡ عِبَادِي يَقُولُونَ رَبَّنَآ ءَامَنَّا فَٱغۡفِرۡ لَنَا وَٱرۡحَمۡنَا وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلرَّٰحِمِينَ
إِنَّهُۥ
gerçek şu ki
كَانَ
idi
فَرِيقٌۭ
bir zümre
مِّنْ
kullarımdan
عِبَادِى
My slaves
يَقُولُونَ
diyorlar
رَبَّنَآ
Rabbimiz
ءَامَنَّا
inandık
فَٱغْفِرْ
bağışla
لَنَا
bizi
وَٱرْحَمْنَا
ve bize acı
وَأَنتَ
ve sen
خَيْرُ
en hayırlısısın
ٱلرَّٰحِمِينَ
acıyanların

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü kullarımdan bir zümre "Rabbimiz! Biz iman ettik; öyle ise bizi bağışla, bize merhamet et, sen, merhametlilerin en iyisisin." diyorlardı

Yusuf AliA part of My servants there was, who used to pray 'our Lord! we believe; then do Thou forgive us, and have mercy upon us: For Thou art the Best of those who show mercy

23:110
فَٱتَّخَذۡتُمُوهُمۡ سِخۡرِيًّا حَتَّىٰٓ أَنسَوۡكُمۡ ذِكۡرِي وَكُنتُم مِّنۡهُمۡ تَضۡحَكُونَ
فَٱتَّخَذْتُمُوهُمْ
siz onları aldınız
سِخْرِيًّا
alaya
حَتَّىٰٓ
nihayet
أَنسَوْكُمْ
size unutturdular
ذِكْرِى
beni anmayı
وَكُنتُم
ve siz
مِّنْهُمْ
onlara
تَضْحَكُونَ
daima gülüyordunuz

Elmalılı Hamdi Yazırİşte siz onları alaya aldınız; sonunda bu davranışınız size beni yâd etmeyi unutturdu; çünkü siz onlara gülüyordunuz

Yusuf AliBut ye treated them with ridicule, so much so that (ridicule of) them made you forget My Message while ye were laughing at them

23:111
إِنِّي جَزَيۡتُهُمُ ٱلۡيَوۡمَ بِمَا صَبَرُوٓاْ أَنَّهُمۡ هُمُ ٱلۡفَآئِزُونَ
إِنِّى
şüphesiz ben
جَزَيْتُهُمُ
onlara verdim
ٱلْيَوْمَ
bugün
بِمَا
karşılığını
صَبَرُوٓا۟
sabretmelerinin
أَنَّهُمْ
işte onlardır
هُمُ
onlar
ٱلْفَآئِزُونَ
kurtulup murada erenler

Elmalılı Hamdi YazırBugün ben onlara, sabrettiklerinin karşılığını verdim; onlar, hakikaten muradlarına erenlerdir

Yusuf AliI have rewarded them this Day for their patience and constancy: they are indeed the ones that have achieved Bliss

23:112 📚 2
قَٰلَ كَمۡ لَبِثۡتُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ عَدَدَ سِنِينَ
قَـٰلَ
ve buyurdu
كَمْ
ne kadar?
لَبِثْتُمْ
kaldınız
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
عَدَدَ
sayısınca
سِنِينَ
yıllar

Elmalılı Hamdi Yazır(Allah inkârcılara) "Yeryüzünde kaç yıl kaldınız?" diye sorar

Yusuf AliHe will say: "What number of years did ye stay on earth

23:113 📚 3
قَالُواْ لَبِثۡنَا يَوۡمًا أَوۡ بَعۡضَ يَوۡمࣲ فَسۡـَٔلِ ٱلۡعَآدِّينَ
قَالُوا۟
dediler
لَبِثْنَا
kaldık
يَوْمًا
bir gün
أَوْ
yahut
بَعْضَ
bir kısmı kadar
يَوْمٍۢ
günün
فَسْـَٔلِ
sor
ٱلْعَآدِّينَ
sayanlara

Elmalılı Hamdi YazırBir gün veya günün bir kısmı kadar kaldık. İşte bilenlere sor." derler

Yusuf AliThey will say: "We stayed a day or part of a day: but ask those who keep account

23:114
قَٰلَ إِن لَّبِثۡتُمۡ إِلَّا قَلِيلࣰ اۖ لَّوۡ أَنَّكُمۡ كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ
قَـٰلَ
buyurdu ki
إِن
kalmadınız
لَّبِثْتُمْ
you stayed
إِلَّا
başka
قَلِيلًۭا ۖ
az bir (zamandan)
لَّوْ
keşke
أَنَّكُمْ
siz
كُنتُمْ
bilseydiniz
تَعْلَمُونَ
bizim-mi sandınız?

Elmalılı Hamdi Yazır(Allah) buyurur ki: Sadece az bir süre kaldınız; keşke siz (bunu) bilmiş olsaydınız

Yusuf AliHe will say: "Ye stayed not but a little,- if ye had only known

23:115
أَفَحَسِبۡتُمۡ أَنَّمَا خَلَقۡنَٰكُمۡ عَبَثࣰ ا وَأَنَّكُمۡ إِلَيۡنَا لَا تُرۡجَعُونَ
أَفَحَسِبْتُمْ
bizim
أَنَّمَا
sizi yarattığımızı
خَلَقْنَـٰكُمْ
We created you
عَبَثًۭا
boş yere
وَأَنَّكُمْ
ve sizin
إِلَيْنَا
bize
لَا
asla
تُرْجَعُونَ
döndürülmeyeceğinizi

Elmalılı Hamdi YazırSizi sadece boş yere yarattığımızı ve sizin hakikaten huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız

Yusuf AliDid ye then think that We had created you in jest, and that ye would not be brought back to Us (for account)

23:116 📚 6
فَتَعَٰلَى ٱللَّهُ ٱلۡمَلِكُ ٱلۡحَقُّۖ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ رَبُّ ٱلۡعَرۡشِ ٱلۡكَرِيمِ
فَتَعَـٰلَى
pek yücedir
ٱللَّهُ
Allah
ٱلْمَلِكُ
mutlak hakim
ٱلْحَقُّ ۖ
hak
لَآ
yoktur
إِلَـٰهَ
tanrı
إِلَّا
başka
هُوَ
O'ndan
رَبُّ
rabbidir
ٱلْعَرْشِ
Arş'ın
ٱلْكَرِيمِ
Kerim

Elmalılı Hamdi YazırMutlak hâkim ve hak olan Allah, çok yücedir. O'ndan başka ilâh yoktur. O, bereketli Arş'ın sahibidir

Yusuf AliTherefore exalted be God, the King, the Reality: there is no god but He, the Lord of the Throne of Honour

23:117 📚 1
وَمَن يَدۡعُ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ لَا بُرۡهَٰنَ لَهُۥ بِهِۦ فَإِنَّمَا حِسَابُهُۥ عِندَ رَبِّهِۦٓۚ إِنَّهُۥ لَا يُفۡلِحُ ٱلۡكَٰفِرُونَ
وَمَن
ve kim
يَدْعُ
taparsa
مَعَ
ile beraber
ٱللَّهِ
Allah
إِلَـٰهًا
bir tanrıya
ءَاخَرَ
başka
لَا
bulunmayan
بُرْهَـٰنَ
hiçbir delil
لَهُۥ
hakkında
بِهِۦ
onun
فَإِنَّمَا
şüphesiz
حِسَابُهُۥ
onun hesabı
عِندَ
yanındadır
رَبِّهِۦٓ ۚ
Rabbinin
إِنَّهُۥ
çünkü (o)
لَا
asla
يُفْلِحُ
iflah olmazlar
ٱلْكَـٰفِرُونَ
kafirler

Elmalılı Hamdi YazırHer kim Allah ile birlikte diğer bir tanrıya taparsaki bu hususla ilgili hiçbir delili yoktur o kimsenin hesabı ancak Rabbinin nezdindedir. Şurası muhakkak ki, kâfirler kurtuluşa eremezler

Yusuf AliIf anyone invokes, besides God, Any other god, he has no authority therefor; and his reckoning will be only with his Lord! and verily the Unbelievers will fail to win through

23:118 📚 1
وَقُل رَّبِّ ٱغۡفِرۡ وَٱرۡحَمۡ وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلرَّٰحِمِينَ
وَقُل
ve de ki
رَّبِّ
Rabbim
ٱغْفِرْ
bağışla
وَٱرْحَمْ
ve acı
وَأَنتَ
ve sen
خَيْرُ
en hayırlısısın
ٱلرَّٰحِمِينَ
acıyanların

Elmalılı Hamdi YazırResulüm! De ki: "Rabbim, bağışla ve merhamet et! Sen merhametlilerin en iyisisin

Yusuf AliSo say: "O my Lord! grant Thou forgiveness and mercy for Thou art the Best of those who show mercy

← Önceki Sonraki →

23. Al-Muminoon Suresi | Anlam Arayışı