23. Al-Muminoon سُورَةُ المُؤۡمِنُونَ 📕 Mushaf görünümünde aç
▶ Sureyi dinle Okuyan: Mişarî Râşid el-Afâsî Mahmûd Halîl el-Hüsarî Muhammed Siddîk el-Minşâvî Ebû Bekr eş-Şâtırî Mâhir el-Muaykılî Alî el-Huzeyfî Her ayeti bir kez 2 kez 3 kez 5 kez 10 kez oku
● Med ● Kalkale ● Ğunne ● İhfâ ● İdğâm (ğunneli) ● İdğâm (ğunnesiz) ● İklâb ● Okunmayan harf
23:1 ▶ ⧉ ☆
قَدْ أَفْلَحَ ٱ لْمُؤْمِنُو نَ
Süleyman Ateş Felaha ulaştı o mü'minler
ٱلَّذِينَ هُمْ فِى صَلَاتِهِمْ خَـٰ شِعُو نَ
Süleyman Ateş Ki onlar, namazlarında saygılıdırlar
وَٱ لَّذِينَ هُمْ عَنِ ٱ ل لَّغْوِ مُعْرِضُو نَ
مُعْرِضُونَ
yüz çevirirler
Süleyman Ateş Onlar boş şeylerden yüz çevirirler
23:4 ▶ ⧉ ☆
وَٱ لَّذِينَ هُمْ لِلزَّكَو ٲ ةِ فَـٰ عِلُو نَ
Süleyman Ateş Onlar zekatı verirler
23:5 ▶ ⧉ ☆
وَٱ لَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَـٰ فِظُو نَ
Süleyman Ateş Ve onlar ırzlarını korurlar
23:6 ▶ ⧉ ☆
إِلَّا عَلَىٰٓ أَزْوَٲ جِهِمْ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَـٰ نُهُمْ فَإِنّ َهُمْ غَيْرُ مَلُومِي نَ
أَزْوَٰجِهِمْ
their spouses
Süleyman Ateş Ancak eşleri, yahut ellerinin sahipolduğu (cariyeler) hariç. (Bunlarla ilişkilerinden dolayı da) onlar kınanmazlar
23:7 ▶ ⧉ ☆
فَمَنِ ٱ بْ تَغَىٰ وَرَا ٓءَ ذَٲ لِكَ فَأُوْ لَـٰٓ ئِكَ هُمُ ٱ لْعَادُو نَ
ٱلْعَادُونَ
haddi aşanlardır
Süleyman Ateş Ama bunun ötesine gitmek isteyen olursa, işte onlar haddi aşanlardır
23:8 ▶ ⧉ ☆
وَٱ لَّذِينَ هُمْ لِأَمَـٰ نَـٰ تِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَٲ عُو نَ
لِأَمَـٰنَـٰتِهِمْ
emanetlerine
وَعَهْدِهِمْ
ve ahidlerine
Süleyman Ateş Ve o(mü'min)ler emanetlerine ve ahidlerine özen gösterirler
وَٱ لَّذِينَ هُمْ عَلَىٰ صَلَوَٲ تِهِمْ يُحَافِظُو نَ
صَلَوَٰتِهِمْ
their prayers
Süleyman Ateş Onlar namazlarını (vakitlerinde kılarak) korurlar
23:10 ▶ ⧉ ☆
أُوْ لَـٰٓ ئِكَ هُمُ ٱ لْوَٲ رِثُو نَ
ٱلْوَٰرِثُونَ
varis olacaklar
Süleyman Ateş İşte varis olacaklar onlardır
23:11 ▶ ⧉ ☆
ٱلَّذِينَ يَرِثُونَ ٱ لْفِرْدَوْسَ هُمْ فِيهَا خَـٰ لِدُو نَ
خَـٰلِدُونَ
ebedi kalacaklardır
Süleyman Ateş Onlar (en yüksek cennet olan) Firdevs'e varis olacaklar, orada ebedi kalacaklardır
23:12 ▶ ⧉ ☆
وَلَقَدْ خَلَقْ نَا ٱ لْإِنس َـٰ نَ مِن س ُلَـٰ لَةٍ م ِّن ط ِي نٍ
Süleyman Ateş Andolsun biz insanı çamurdan bir süzmeden yarattık
23:13 ▶ ⧉ ☆
ثُمّ َ جَعَلْنَـٰ هُ نُطْ فَةً ف ِى قَرَارٍ م َّكِي نٍ
نُطْفَةًۭ
bir nutfe (sperm) olarak
Süleyman Ateş Sonra onu bir nutfe (sperm) olarak sağlam bir karar yerine koyduk
ثُمّ َ خَلَقْ نَا ٱ ل نّ ُطْ فَةَ عَلَقَةً ف َخَلَقْ نَا ٱ لْعَلَقَةَ مُضْغَةً ف َخَلَقْ نَا ٱ لْمُضْغَةَ عِظَـٰ مًا ف َكَسَوْنَا ٱ لْعِظَـٰ مَ لَحْمًا ث ُمّ َ أَنش َأْنَـٰ هُ خَلْقًا ءَاخَرَۚ فَتَبَارَكَ ٱ للَّهُ أَحْسَنُ ٱ لْخَـٰ لِقِي نَ
عَلَقَةًۭ
alaka(embriyo)ya
فَخَلَقْنَا
sonra çevirdik
ٱلْعَلَقَةَ
alaka(embriyo)yı
مُضْغَةًۭ
bir çiğnemlik ete
فَخَلَقْنَا
sonre çevirdik
ٱلْمُضْغَةَ
bir çiğnemlik eti
فَكَسَوْنَا
sonre giydirdik
ٱلْخَـٰلِقِينَ
yaratanların
Süleyman Ateş Sonra nutfeyi alaka(embriyo)ya çevirdik, alaka(embriyo)yı bir çiğnemlik ete çevirdik, bir çiğnemlik eti kemiklere çevirdik, kemiklere et giydirdik; sonra onu bambaşka bir yaratık yaptık. Yaratanların en güzeli Allah, ne yücedir
ثُمّ َ إِنّ َكُم ب َعْدَ ذَٲ لِكَ لَمَيِّتُو نَ
Süleyman Ateş Sonra siz, bunun ardından öleceksiniz
23:16 ▶ ⧉ ☆
ثُمّ َ إِنّ َكُمْ يَوْمَ ٱ لْقِيَـٰ مَةِ تُبْ عَثُو نَ
تُبْعَثُونَ
diriltileceksiniz
Süleyman Ateş Sonra, siz kıyamet günü muhakkak diriltileceksiniz
23:17 ▶ ⧉ ☆
وَلَقَدْ خَلَقْ نَا فَوْقَكُمْ سَبْ عَ طَرَا ٓئِقَ وَمَا كُنّ َا عَنِ ٱ لْخَلْقِ غَـٰ فِلِي نَ
Süleyman Ateş Üstünüzde de yedi tabaka (yedi gök) yarattık. Biz yaratmadan gafil değiliz
وَأَنز َلْنَا مِنَ ٱ ل سَّمَا ٓءِ مَا ٓءَۢ ب ِقَدَرٍ ف َأَسْكَنّ َـٰ هُ فِى ٱ لْأَرْضِۖ وَإِنّ َا عَلَىٰ ذَهَابِۭ ب ِهِۦ لَقَـٰ دِرُو نَ
فَأَسْكَنَّـٰهُ
ve onu durdurduk
Süleyman Ateş Gökten belli ölçü ve miktarda su indirip onu yerde durdurduk. Biz onu (indirmeğe kadir olduğumuz gibi) gidermeğe de kadiriz
23:19 ▶ ⧉ ☆
فَأَنش َأْنَا لَكُم ب ِهِۦ جَنّ َـٰ تٍ م ِّن ن َّخِيلٍ و َأَعْنَـٰ بٍ ل َّكُمْ فِيهَا فَوَٲ كِهُ كَثِيرَةٌ و َمِنْهَا تَأْكُلُو نَ
فَأَنشَأْنَا
sonra yetiştirdik
Süleyman Ateş Onunla size, içlerinde sizin için birçok meyvalar bulunan hurma ve üzüm bahçeleri yetiştirdik, onlardan yiyorsunuz
وَشَجَرَةً ت َخْرُجُ مِن ط ُورِ سَيْنَا ٓءَ تَنۢب ُتُ بِٱ ل دُّهْنِ وَصِبْ غٍ ل ِّلْأَكِلِي نَ
وَصِبْغٍۢ
(ekmeklerini) batıracakları
لِّلْـَٔاكِلِينَ
yiyenlerin
Süleyman Ateş Yine onunla Tur-i Sina'dan çıkan, (meyvası) yağlı olarak biten, yiyenlerin (yağına ekmeklerini) batıracakları bir (zeytin) ağac(ı) yetiştirdik
وَإِنّ َ لَكُمْ فِى ٱ لْأَنْعَـٰ مِ لَعِبْ رَةًۖ ن ُّسْقِيكُم م ِّمّ َا فِى بُطُونِهَا وَلَكُمْ فِيهَا مَنَـٰ فِعُ كَثِيرَةٌ و َمِنْهَا تَأْكُلُو نَ
نُّسْقِيكُم
size içiriyoruz
Süleyman Ateş Hayvanlarda da sizin için ibret vardır: Karınlarının içindekinden size içiriyoruz. Onlarda sizin için daha birçok faydalar var, aynı zamanda onlardan yersiniz
وَعَلَيْهَا وَعَلَى ٱ لْفُلْكِ تُحْمَلُو نَ
وَعَلَيْهَا
ve onların üzerinde
Süleyman Ateş O(hayva)nların üzerinde ve gemiler üzerinde taşınırsınız
23:23 ▶ ⧉ ☆
وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوْمِهِۦ فَقَالَ يَـٰ قَوْمِ ٱ عْبُدُواْ ٱ للَّهَ مَا لَكُم م ِّنْ إِلَـٰ هٍ غَيْرُهُۥٓۖ أَفَلَا تَتَّقُو نَ
Süleyman Ateş Andolsun biz, Nuh'u kavmine gönderdik: "Ey kavmim, dedi, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka tanrınız yoktur, korunmaz mısınız
23:24 ▶ ⧉ ☆
فَقَالَ ٱ لْمَلَؤُاْ ٱ لَّذِينَ كَفَرُواْ مِن ق َوْمِهِۦ مَا هَـٰ ذَآ إِلَّا بَشَرٌ م ِّثْلُكُمْ يُرِيدُ أَن ي َتَفَضَّلَ عَلَيْكُمْ وَلَوْ شَا ٓءَ ٱ للَّهُ لَأَنز َلَ مَلَـٰٓ ئِكَةً م َّا سَمِعْنَا بِهَـٰ ذَا فِىٓ ءَابَا ٓئِنَا ٱ لْأَوَّلِي نَ
ٱلْمَلَؤُا۟
ileri gelenler
يَتَفَضَّلَ
assert (his) superiority
لَأَنزَلَ
elbette indirirdi
ءَابَآئِنَا
our forefathers
Süleyman Ateş Kavminin içinden ileri gelen inkarcı bir grup (şöyle) dedi: "Bu da sizin gibi bir insandan başka bir şey değildir. Size üstün gelmek istiyor. Eğer Allah (elçi göndermek) dileseydi, melekleri indirirdi. Biz ilk babalarımızdan böyle bir şey işitmedik
23:25 ▶ ⧉ ☆
إِنْ هُوَ إِلَّا رَجُلُۢ ب ِهِۦ جِنّ َةٌ ف َتَرَبَّصُواْ بِهِۦ حَتَّىٰ حِي نٍ
فَتَرَبَّصُوا۟
hele gözetleyin
Süleyman Ateş O, kendisinde delilik bulunan bir adamdır, başka bir şey değildir. Hele bir süreye kadar onu gözetleyin. He is only a man in whom is a madness, so watch him for a while
23:26 ▶ ⧉ ☆
قَالَ رَبِّ ٱ نص ُرْنِى بِمَا كَذَّبُو نِ
Süleyman Ateş (Nuh): "Rabbim, beni yalanlamaları karşısında bana yardım et (bana verdiğin sözü yerine getir)!" dedi
فَأَوْحَيْنَآ إِلَيْهِ أَنِ ٱ صْنَعِ ٱ لْفُلْكَ بِأَعْيُنِنَا وَوَحْيِنَا فَإِذَا جَا ٓءَ أَمْرُنَا وَفَارَ ٱ ل تَّنّ ُورُۙ فَٱ سْلُكْ فِيهَا مِن ك ُلٍّ ز َوْجَيْنِ ٱ ثْنَيْنِ وَأَهْلَكَ إِلَّا مَن س َبَقَ عَلَيْهِ ٱ لْقَوْلُ مِنْهُمْۖ وَلَا تُخَـٰ طِبْ نِى فِى ٱ لَّذِينَ ظَلَمُوٓاْ ۖ إِنّ َهُم م ُّغْرَقُو نَ
فَأَوْحَيْنَآ
biz de vahyettik
بِأَعْيُنِنَا
gözlerimizin önünde
أَمْرُنَا
bizim buyruğumuz
تُخَـٰطِبْنِى
bana yalvarma
ظَلَمُوٓا۟ ۖ
zulmeden(ler)
مُّغْرَقُونَ
boğulacaklardır
Süleyman Ateş Biz de ona vahyettik ki: "Gözlerimizin önünde ve vahyimiz(öğretimimiz)le o gemiyi yap. Bizim buyruğumuz gelip de tandır kaynayınca her cinsten iki çift ve aileni de alıp ona sok. Yalnız onlar içinde alehylerine söz geçmiş (azabımıza uğrama hükmü giymiş) olanları bırak. O zulmedenler hakkında bana yalvarma; onlar, mutlaka boğulacaklardır
فَإِذَا ٱ سْتَوَيْتَ أَنت َ وَمَن م َّعَكَ عَلَى ٱ لْفُلْكِ فَقُلِ ٱ لْحَمْدُ لِلَّهِ ٱ لَّذِى نَجَّـٰ نَا مِنَ ٱ لْقَوْمِ ٱ ل ظَّـٰ لِمِي نَ
Süleyman Ateş Sen ve yanında bulunanlar gemiye yerleştiğiniz zaman: "Bizi o zalim kavimden kurtaran Allah'a hamdolsun." de
23:29 ▶ ⧉ ☆
وَقُل رَّبِّ أَنز ِلْنِى مُنز َلاً م ُّبَارَكًا و َأَنت َ خَيْرُ ٱ لْمُنز ِلِي نَ
ٱلْمُنزِلِينَ
konuklayanların
Süleyman Ateş Ve de ki: "Rabbim, beni mübarek bir inişle indir; sen konuklayanların en hayırlısısın
23:30 ▶ ⧉ ☆
إِنّ َ فِى ذَٲ لِكَ لَأَيَـٰ تٍ و َإِن ك ُنّ َا لَمُبْ تَلِي نَ
لَـَٔايَـٰتٍۢ
nice ibretler
لَمُبْتَلِينَ
(onları) sınıyorduk
Süleyman Ateş Gerçi biz, (onları) sınıyorduk ama, bu olayda (sizler için de) nice ibretler vardır
23:31 ▶ ⧉ ☆
ثُمّ َ أَنش َأْنَا مِنۢ ب َعْدِهِمْ قَرْنًا ءَاخَرِي نَ
Süleyman Ateş Sonra onların ardından başka bir nesil yetiştirdik
23:32 ▶ ⧉ ☆
فَأَرْسَلْنَا فِيهِمْ رَسُولاً م ِّنْهُمْ أَنِ ٱ عْبُدُواْ ٱ للَّهَ مَا لَكُم م ِّنْ إِلَـٰ هٍ غَيْرُهُۥٓۖ أَفَلَا تَتَّقُو نَ
فَأَرْسَلْنَا
ve gönderdik
Süleyman Ateş Onlara da kendi içlerinden: "Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka Tanrınız yoktur, (Allah'ın azabından) korunmaz mısınız?" diyen bir elçi gönderdik
وَقَالَ ٱ لْمَلَأُ مِن ق َوْمِهِ ٱ لَّذِينَ كَفَرُواْ وَكَذَّبُواْ بِلِقَا ٓءِ ٱ لْأَخِرَةِ وَأَتْرَفْنَـٰ هُمْ فِى ٱ لْحَيَو ٲ ةِ ٱ ل دُّنْيَا مَا هَـٰ ذَآ إِلَّا بَشَرٌ م ِّثْلُكُمْ يَأْكُلُ مِمّ َا تَأْكُلُونَ مِنْهُ وَيَشْرَبُ مِمّ َا تَشْرَبُو نَ
وَكَذَّبُوا۟
ve yalanlayanlar
وَأَتْرَفْنَـٰهُمْ
ve kendilerine refah verdiklerimiz
Süleyman Ateş Kavminden, kendilerine dünya hayatında bol ni'met verdiğimiz o inkar eden ve ahiret buluşmasını (hesap ve cezasını) yalanlayan eşraf takımı dedi ki: "Bu da sizin gibi bir insandan başka bir şey değildir. Sizin yediğinizden yiyor, içtiğinizden içiyor
23:34 ▶ ⧉ ☆
وَلَئِنْ أَطَعْتُم ب َشَرًا م ِّثْلَكُمْ إِنّ َكُمْ إِذًا ل َّخَـٰ سِرُو نَ
أَطَعْتُم
ita'at ederseniz
لَّخَـٰسِرُونَ
mutlaka ziyana uğrayanlarsınız
Süleyman Ateş Eğer sizin gibi bir insana ita'at ederseniz o takdirde siz, mutlaka ziyana uğrayanlarsınız demektir
23:35 ▶ ⧉ ☆
أَيَعِدُكُمْ أَنّ َكُمْ إِذَا مِتُّمْ وَكُنت ُمْ تُرَابًا و َعِظَـٰ مًا أَنّ َكُم م ُّخْرَجُو نَ
أَيَعِدُكُمْ
O size va'dediyor mu?
مُّخْرَجُونَ
(yeniden hayata) çıkarılacağınızı
Süleyman Ateş O size, siz öldüğünüz, toprak ve kemik haline geldiğiniz zaman yeniden hayata çıkarılacağınızı mı va'dediyor
۞ هَيْهَاتَ هَيْهَاتَ لِمَا تُوعَدُو نَ
۞ هَيْهَاتَ
heyhat (ne kadar uzak)
هَيْهَاتَ
heyhat (ne kadar uzak)
تُوعَدُونَ
size va'dedilen
Süleyman Ateş Heyhat, o size va'dedilen şey ne kadar uzak
23:37 ▶ ⧉ ☆
إِنْ هِىَ إِلَّا حَيَاتُنَا ٱ ل دُّنْيَا نَمُوتُ وَنَحْيَا وَمَا نَحْنُ بِمَبْ عُوثِي نَ
بِمَبْعُوثِينَ
tekrar diriltilecek
Süleyman Ateş Ne ise hep bu dünya hayatımızdır; ölürüz ve yaşarız, biz öldükten sonra diriltilecek değiliz
23:38 ▶ ⧉ ☆
إِنْ هُوَ إِلَّا رَجُلٌ ٱ فْتَرَىٰ عَلَى ٱ للَّهِ كَذِبًا و َمَا نَحْنُ لَهُۥ بِمُؤْمِنِي نَ
بِمُؤْمِنِينَ
inanıcı(insan)lar
Süleyman Ateş O, Allah'a yalan uydurandan başka bir adam değildir. Biz ona inanıcı(insan)lar değiliz
23:39 ▶ ⧉ ☆
قَالَ رَبِّ ٱ نص ُرْنِى بِمَا كَذَّبُو نِ
كَذَّبُونِ
beni yalanlamaları
Süleyman Ateş (O peygamber): "Rabbim, dedi, beni yalanlamaları karşısında bana yardım et
23:40 ▶ ⧉ ☆
قَالَ عَمّ َا قَلِيلٍ ل َّيُصْبِحُنّ َ نَـٰ دِمِي نَ
قَلِيلٍۢ
After a little while
لَّيُصْبِحُنَّ
onlar olacaklar
Süleyman Ateş (Allah): "Az sonra onlar pişman olacaklar!" dedi
23:41 ▶ ⧉ ☆
فَأَخَذَتْهُمُ ٱ ل صَّيْحَةُ بِٱ لْحَقِّ فَجَعَلْنَـٰ هُمْ غُثَا ٓءًۚ ف َبُعْدًا ل ِّلْقَوْمِ ٱ ل ظَّـٰ لِمِي نَ
فَأَخَذَتْهُمُ
derken onları yakaladı
فَجَعَلْنَـٰهُمْ
ve onları getirdik
غُثَآءًۭ ۚ
sel süprüntüsü haline
Süleyman Ateş Derken o korkunç ses, onları gerçekten yakaladı da onları sel süprüntüsü haline getirdik. Uzak olsun o zalim kavim
23:42 ▶ ⧉ ☆
ثُمّ َ أَنش َأْنَا مِنۢ ب َعْدِهِمْ قُرُونًا ءَاخَرِي نَ
Süleyman Ateş Sonra onların ardından başka nesiller yetiştirdik
23:43 ▶ ⧉ ☆
مَا تَسْبِقُ مِنْ أُمّ َةٍ أَجَلَهَا وَمَا يَسْتَــْٔخِرُو نَ
يَسْتَـْٔخِرُونَ
geri kalamaz
Süleyman Ateş Hiçbir ümmet , ne süresinden ileri geçebilir, ne de geri kalabilir
23:44 ▶ ⧉ ☆
ثُمّ َ أَرْسَلْنَا رُسُلَنَا تَتْرَاۖ كُلَّ مَا جَا ٓءَ أُمّ َةً ر َّسُولُهَا كَذَّبُوهُۚ فَأَتْبَعْنَا بَعْضَهُم ب َعْضًا و َجَعَلْنَـٰ هُمْ أَحَادِيثَۚ فَبُعْدًا ل ِّقَوْمٍ ل َّا يُؤْمِنُو نَ
كَذَّبُوهُ ۚ
onlar onu yalanladılar
فَأَتْبَعْنَا
biz de onları devirdik
وَجَعَلْنَـٰهُمْ
ve hepsini yaptık
أَحَادِيثَ ۚ
birer ibret hikayesi
Süleyman Ateş Sonra biz, elçilerimizi ardı ardına gönderdik. Hangi ümmete elçisi geldiyse onlar onu yalanladılar, biz de onları birbiri ardınca devirdik ve hepsini birer efsane yaptık. İnanmayan toplum uzak olsun
23:45 ▶ ⧉ ☆
ثُمّ َ أَرْسَلْنَا مُوسَىٰ وَأَخَاهُ هَـٰ رُونَ بِـَٔـايَـٰ تِنَا وَسُلْطَـٰ نٍ م ُّبِي نٍ
بِـَٔايَـٰتِنَا
ayetlerimizle
وَسُلْطَـٰنٍۢ
ve bir delille
Süleyman Ateş Sonra Musa'yı ve kardeşi Harun'u ayetlerimizle ve apaçık bir delille gönderdik
23:46 ▶ ⧉ ☆
إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَمَلَإِيْ هِۦ فَٱ سْتَكْبَرُواْ وَكَانُواْ قَوْمًا عَالِي نَ
وَمَلَإِي۟هِۦ
ve ileri gelen adamlarına
فَٱسْتَكْبَرُوا۟
onlar büyüklük tasladılar
Süleyman Ateş Fir'avn'e ve ileri gelen adamlarına. Onlar büyüklük tasladılar ve böbürlenen bir topluluk oldular
23:47 ▶ ⧉ ☆
فَقَالُوٓ اْ أَنُؤْمِنُ لِبَشَرَيْنِ مِثْلِنَا وَقَوْمُهُمَا لَنَا عَـٰ بِدُو نَ
أَنُؤْمِنُ
inanacak mıyız?
لِبَشَرَيْنِ
şu iki insana
وَقَوْمُهُمَا
iki adamın kavmi
عَـٰبِدُونَ
kölelik ederken
Süleyman Ateş Şu iki adamın kavmi bize kölelik ederken, şimdi biz kalkıp bizim gibi iki insana mı inanacağız? dediler
23:48 ▶ ⧉ ☆
فَكَذَّبُوهُمَا فَكَانُواْ مِنَ ٱ لْمُهْلَكِي نَ
فَكَذَّبُوهُمَا
onları yalanladılar
ٱلْمُهْلَكِينَ
those who were destroyed
Süleyman Ateş Onları yalanladılar ve helak edilenlerden oldular
23:49 ▶ ⧉ ☆
وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱ لْكِتَـٰ بَ لَعَلَّهُمْ يَهْتَدُو نَ
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitabı (Tevrat'ı)
يَهْتَدُونَ
doğru yolu bulurlar diye
Süleyman Ateş (Sonra Musa, İsrail oğullarını Mısır'dan çıkardı. İsrail oğulları) Doğru yolu bulsunlar diye biz, Musa'ya Kitabı (Tevrat'ı) verdik
23:50 ▶ ⧉ ☆
وَجَعَلْنَا ٱ بْ نَ مَرْيَمَ وَأُمّ َهُۥٓ ءَايَةً و َءَاوَيْنَـٰ هُمَآ إِلَىٰ رَبْ وَةٍ ذ َاتِ قَرَارٍ و َمَعِي نٍ
وَءَاوَيْنَـٰهُمَآ
ve onları yerleştirdik
وَمَعِينٍۢ
ve suyu bulunan
Süleyman Ateş Meryem oğlunu ve annesini bir mu'cize kıldık ve onları oturmaya uygun, çeşmeli bir tepeye yerleştirdik
23:51 ▶ ⧉ ☆
يَـٰٓ أَيُّهَا ٱ ل رُّسُلُ كُلُواْ مِنَ ٱ ل طَّيِّبَـٰ تِ وَٱ عْمَلُواْ صَـٰ لِحًاۖ إِنّ ِى بِمَا تَعْمَلُونَ عَلِي مٌ
ٱلطَّيِّبَـٰتِ
the good things
Süleyman Ateş Ey elçiler, güzel şeylerden yeyin ve yararlı iş yapın. Çünkü ben yaptıklarınızı bilmekteyim
23:52 ▶ ⧉ ☆
وَإِنّ َ هَـٰ ذِهِۦٓ أُمّ َتُكُمْ أُمّ َةً و َٲ حِدَةً و َأَنَا۟ رَبُّكُمْ فَٱ تَّقُو نِ
أُمَّتُكُمْ
sizin ümmetiniz
رَبُّكُمْ
sizin Rabbinizim
Süleyman Ateş Ve işte sizin bu ümmetiniz bir tek ümmettir , ben de sizin Rabbinizim, benden korkun. (dedik)
23:53 ▶ ⧉ ☆
فَتَقَطَّعُوٓ اْ أَمْرَهُم ب َيْنَهُمْ زُبُرًاۖ ك ُلُّ حِزْبِۭ ب ِمَا لَدَيْهِمْ فَرِحُو نَ
فَتَقَطَّعُوٓا۟
fakat parçalayıp ayırdılar
Süleyman Ateş Fakat işlerini aralarında parçalayıp, çeşitli Kitaplara ayırdılar. Her parti, kendi yanında bulunanla sevinmektedir
فَذَرْهُمْ فِى غَمْرَتِهِمْ حَتَّىٰ حِي نٍ
Süleyman Ateş Bir süreye kadar onları, (daldıkları) gafletleri içinde bırak
أَيَحْسَبُونَ أَنّ َمَا نُمِدُّهُم ب ِهِۦ مِن م َّالٍ و َبَنِي نَ
أَيَحْسَبُونَ
onlar sanıyorlar mı?
نُمِدُّهُم
kendilerine verdiğimiz
Süleyman Ateş Onlar sanıyorlar mı ki kendilerine verdiğimiz mal ve oğullar ile
23:56 ▶ ⧉ ☆
نُسَارِعُ لَهُمْ فِى ٱ لْخَيْرَٲ تِۚ بَل لَّا يَشْعُرُو نَ
يَشْعُرُونَ
onlar farkında
Süleyman Ateş Onların iyiliklerine koşuyoruz? Hayır, (bu verdiğimiz dünya ni'metleri , onlar için bir imtihandır, fakat onlar) farkında değiller
إِنّ َ ٱ لَّذِينَ هُم م ِّنْ خَشْيَةِ رَبِّهِم م ُّشْفِقُو نَ
Süleyman Ateş Onlar ki Rablerine saygıdan titrerler
23:58 ▶ ⧉ ☆
وَٱ لَّذِينَ هُم ب ِـَٔـايَـٰ تِ رَبِّهِمْ يُؤْمِنُو نَ
Süleyman Ateş Ve onlar ki Rablerinin ayetlerine inanırlar
وَٱ لَّذِينَ هُم ب ِرَبِّهِمْ لَا يُشْرِكُو نَ
يُشْرِكُونَ
associate partners
Süleyman Ateş Ve onlar ki Rablerine ortak koşmazlar
23:60 ▶ ⧉ ☆
وَٱ لَّذِينَ يُؤْتُونَ مَآ ءَاتَواْ وَّقُلُوبُهُمْ وَجِلَةٌ أَنّ َهُمْ إِلَىٰ رَبِّهِمْ رَٲ جِعُو نَ
إِلَىٰ
Rablerinin huzuruna
Süleyman Ateş Verdiklerini, Rablerinin huzuruna dönecekleri düşüncesiyle kalbleri korkudan ürpererek verirler
23:61 ▶ ⧉ ☆
أُوْ لَـٰٓ ئِكَ يُسَـٰ رِعُونَ فِى ٱ لْخَيْرَٲ تِ وَهُمْ لَهَا سَـٰ بِقُو نَ
ٱلْخَيْرَٰتِ
the good (deeds)
Süleyman Ateş İşte onlar, hayır işlerine koşarlar ve onlar hayır için önde giderler
23:62 ▶ ⧉ ☆
وَلَا نُكَلِّفُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَاۖ وَلَدَيْنَا كِتَـٰ بٌ ي َنط ِقُ بِٱ لْحَقِّۚ وَهُمْ لَا يُظْلَمُو نَ
نُكَلِّفُ
biz teklif etmeyiz
وُسْعَهَا ۖ
gücünün yetiğinden
وَلَدَيْنَا
ve katımızda vardır
يُظْلَمُونَ
haksızlık edilmez
Süleyman Ateş Biz, hiç kimseye gücünün üstünde bir şey teklif etmeyiz. Katımızda gerçeği söyleyen bir Kitap vardır. (Herkesin eylemleri onda tesbit edilmiştir), onlara asla haksızlık edilmez
بَلْ قُلُوبُهُمْ فِى غَمْرَةٍ م ِّنْ هَـٰ ذَا وَلَهُمْ أَعْمَـٰ لٌ م ِّن د ُونِ ذَٲ لِكَ هُمْ لَهَا عَـٰ مِلُو نَ
قُلُوبُهُمْ
onların kalbleri
وَلَهُمْ
onların vardır ki
لَهَا
(hep) o (işler) için
Süleyman Ateş Fakat onların kalbleri , bundan gaflet içindedir. Onların bundan başka (birtakım pis) işleri daha var ki, onlar hep o işler için çalışırlar
23:64 ▶ ⧉ ☆
حَتَّىٰٓ إِذَآ أَخَذْنَا مُتْرَفِيهِم ب ِٱ لْعَذَابِ إِذَا هُمْ يَجْ ــَٔرُو نَ
مُتْرَفِيهِم
varlıklılarını
يَجْـَٔرُونَ
feryada başlarlar
Süleyman Ateş Nihayet varlıklılarını azab ile yakaladığımız zaman, hemen feryada başlarlar
23:65 ▶ ⧉ ☆
لَا تَجْ ــَٔرُواْ ٱ لْيَوْمَۖ إِنّ َكُم م ِّنّ َا لَا تُنص َرُو نَ
Süleyman Ateş Bugün artık feryadetmeyin, bize karşı size yardım olunmaz (kimse sizi bizim azabımızdan kurtaramaz). Supplicate not this day! Assuredly ye will not be helped by Us
23:66 ▶ ⧉ ☆
قَدْ كَانَتْ ءَايَـٰ تِى تُتْلَىٰ عَلَيْكُمْ فَكُنت ُمْ عَلَىٰٓ أَعْقَـٰ بِكُمْ تَنك ِصُو نَ
Süleyman Ateş Ayetlerim size okunuyordu da siz arkanıza dönüyordunuz. My revelations were recited unto you, but ye used to turn back on your heels
23:67 ▶ ⧉ ☆
مُسْتَكْبِرِينَ بِهِۦ سَـٰ مِرًا ت َهْجُرُو نَ
مُسْتَكْبِرِينَ
kibirlenerek
بِهِۦ
ona (ayetlerime) karşı
تَهْجُرُونَ
saçmalıyordunuz
Süleyman Ateş Ayetlerime karşı kibirlenerek geceleyin (Ka'be'nin çevresinde toplanıp) saçmalıyordunuz
23:68 ▶ ⧉ ☆
أَفَلَمْ يَدَّبَّرُواْ ٱ لْقَوْلَ أَمْ جَا ٓءَهُم م َّا لَمْ يَأْتِ ءَابَا ٓءَهُمُ ٱ لْأَوَّلِي نَ
أَفَلَمْ
onlar iyice düşünmediler mi?
ٱلْقَوْلَ
o sözü (Kur'an'ı)
جَآءَهُم
onlara geldi (mi)?
Süleyman Ateş Onlar o sözü (Kur'an'ı) iyice düşünmediler mi, yoksa onlara, ilk atalarına gelmeyen bir şey (bir elçi ve Kitap) geldi diye mi (böyle davranıyorlar)
23:69 ▶ ⧉ ☆
أَمْ لَمْ يَعْرِفُواْ رَسُولَهُمْ فَهُمْ لَهُۥ مُنك ِرُو نَ
لَمْ
tanımadıkları (için mi?)
يَعْرِفُوا۟
they recognize
مُنكِرُونَ
inkar ediyorlar
Süleyman Ateş Yoksa elçilerini tanımadıkları (onun doğruluğunu, dürüstlüğünü bilmedikleri) için mi onu inkar ediyorlar
أَمْ يَقُولُونَ بِهِۦ جِنّ َةُۢۚ ب َلْ جَا ٓءَهُم ب ِٱ لْحَقِّ وَأَكْثَرُهُمْ لِلْحَقِّ كَـٰ رِهُو نَ
يَقُولُونَ
(-mı) diyorlar?
جِنَّةٌۢ ۚ
bir delilik var
جَآءَهُم
o kendilerine getirdi
وَأَكْثَرُهُمْ
fakat çokları
كَـٰرِهُونَ
hoşlanmıyorlar
Süleyman Ateş Yoksa "Onda bir delilik var" mı diyorlar? Hayır, o kendilerine hakkı getirdi, fakat çokları haktan hoşlanmıyorlar
23:71 ▶ ⧉ ☆
وَلَوِ ٱ تَّبَعَ ٱ لْحَقُّ أَهْوَا ٓءَهُمْ لَفَسَدَتِ ٱ ل سَّمَـٰ وَٲ تُ وَٱ لْأَرْضُ وَمَن ف ِيهِنّ َۚ بَلْ أَتَيْنَـٰ هُم ب ِذِكْرِهِمْ فَهُمْ عَن ذ ِكْرِهِم م ُّعْرِضُو نَ
أَهْوَآءَهُمْ
onların keyiflerine
لَفَسَدَتِ
bozulur giderdi
فِيهِنَّ ۚ
bunların içinde bulunan
أَتَيْنَـٰهُم
biz onlara getirdik
مُّعْرِضُونَ
yüz çeviriyorlar
Süleyman Ateş Eğer hak, onların keyiflerine uysaydı, gökler, yer ve bunların içinde bulunan kimseler bozulur, giderdi. Biz onlara Zikir'lerini getirdik fakat onlar, Zikirlerinden yüz çeviriyorlar
23:72 ▶ ⧉ ☆
أَمْ تَسْــَٔلُهُمْ خَرْجًا ف َخَرَاجُ رَبِّكَ خَيْرٌۖ و َهُوَ خَيْرُ ٱ ل رَّٲ زِقِي نَ
تَسْـَٔلُهُمْ
onlardan istiyor musun?
ٱلرَّٰزِقِينَ
rızık verenlerin
Süleyman Ateş Yoksa sen onlardan bir vergi mi istiyorsun (da onun için mi hakkı kabul etmiyorlar)? Rabbinin vergisi daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en iyisidir
23:73 ▶ ⧉ ☆
وَإِنّ َكَ لَتَدْ عُوهُمْ إِلَىٰ صِرَٲ طٍ م ُّسْتَقِي مٍ
لَتَدْعُوهُمْ
onları çağırıyorsun
Süleyman Ateş Sen onları doğru bir yola çağırıyorsun
23:74 ▶ ⧉ ☆
وَإِنّ َ ٱ لَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱ لْأَخِرَةِ عَنِ ٱ ل صِّرَٲ طِ لَنَـٰ كِبُو نَ
Süleyman Ateş Ama ahirete inanmayanlar yoldan sapıyorlar
۞ وَلَوْ رَحِمْنَـٰ هُمْ وَكَشَفْنَا مَا بِهِم م ِّن ض ُرٍّ ل َّلَجُّواْ فِى طُغْيَـٰ نِهِمْ يَعْمَهُو نَ
رَحِمْنَـٰهُمْ
biz onlara acısaydık
وَكَشَفْنَا
ve kaldırsaydık
لَّلَجُّوا۟
yine devam ederlerdi
طُغْيَـٰنِهِمْ
their transgression
Süleyman Ateş Biz onlara acıyıp da başlarındaki sıkıntıyı açsaydık, yine azgınlıklarında bocalamağa devam ederlerdi
23:76 ▶ ⧉ ☆
وَلَقَدْ أَخَذْنَـٰ هُم ب ِٱ لْعَذَابِ فَمَا ٱ سْتَكَانُواْ لِرَبِّهِمْ وَمَا يَتَضَرَّعُو نَ
أَخَذْنَـٰهُم
biz onları yakaladık
ٱسْتَكَانُوا۟
boyun eğmediler
يَتَضَرَّعُونَ
O'na yalvarmıyorlar
Süleyman Ateş Andolsun biz onları azab ile yakaladık, ama yine Rabblerine boyun eğmediler, O'na yalvarmıyorlar
23:77 ▶ ⧉ ☆
حَتَّىٰٓ إِذَا فَتَحْنَا عَلَيْهِم ب َابًا ذ َا عَذَابٍ ش َدِيدٍ إِذَا هُمْ فِيهِ مُبْ لِسُو نَ
مُبْلِسُونَ
şaşkın ve umutsuz kalırlar
Süleyman Ateş Nihayet üzerlerine şiddetli bir azab kapısı açtığımız zaman, derhal O'nun içinde şaşkın ve umutsuz kalırlar
23:78 ▶ ⧉ ☆
وَهُوَ ٱ لَّذِىٓ أَنش َأَ لَكُمُ ٱ ل سَّمْعَ وَٱ لْأَبْ صَـٰ رَ وَٱ لْأَفْــِٔدَةَۚ قَلِيلاً م َّا تَشْكُرُو نَ
وَٱلْأَبْصَـٰرَ
ve gözleri
وَٱلْأَفْـِٔدَةَ ۚ
ve gönülleri
تَشْكُرُونَ
şükrediyorsunuz
Süleyman Ateş O'dur ki, sizin için o kulağı, o gözleri ve gönülleri inşa etti. Ne kadar az şükrediyorsunuz
وَهُوَ ٱ لَّذِى ذَرَأَكُمْ فِى ٱ لْأَرْضِ وَإِلَيْهِ تُحْشَرُو نَ
ٱلَّذِى
sizi yaratıp yayan
وَإِلَيْهِ
ve O'nun (huzurunda)
تُحْشَرُونَ
toplanacaksınız
Süleyman Ateş O'dur ki, sizi yeryüzünde yaratıp yaydı ve O'na götürüleceksiniz
23:80 ▶ ⧉ ☆
وَهُوَ ٱ لَّذِى يُحْىِۦ وَيُمِيتُ وَلَهُ ٱ خْتِلَـٰ فُ ٱ لَّيْلِ وَٱ ل نّ َهَارِۚ أَفَلَا تَعْقِلُو نَ
وَٱلنَّهَارِ ۚ
ve gündüzün
أَفَلَا
aklınızı kullanmıyor musunuz?
Süleyman Ateş O'dur ki yaşatıyor, öldürüyor. Gecenin ve gündüzün değişmesi O'nun(eseri)dir. Aklınızı kullanmıyor musunuz
بَلْ قَالُواْ مِثْلَ مَا قَالَ ٱ لْأَوَّلُو نَ
Süleyman Ateş Hayır, onlar da evvelkilerin dedikleri gibi dediler
23:82 ▶ ⧉ ☆
قَالُوٓ اْ أَءِذَا مِتْنَا وَكُنّ َا تُرَابًا و َعِظَـٰ مًا أَءِنّ َا لَمَبْ عُوثُو نَ
لَمَبْعُوثُونَ
diriltileceğiz
Süleyman Ateş Öldüğümüz, toprak ve kemik haline geldiğimiz zaman mı, biz mi diriltileceğiz? dediler
23:83 ▶ ⧉ ☆
لَقَدْ وُعِدْ نَا نَحْنُ وَءَابَا ٓؤُنَا هَـٰ ذَا مِن ق َبْ لُ إِنْ هَـٰ ذَآ إِلَّآ أَسَـٰ طِيرُ ٱ لْأَوَّلِي نَ
وَءَابَآؤُنَا
ve atalarımıza
ٱلْأَوَّلِينَ
evvelkilerin
Süleyman Ateş Andolsun bu tehdid bize de bizden önce atalarımıza da yapıldı. Bu, evvelkilerin masallarından başka bir şey değildir
قُل لِّمَنِ ٱ لْأَرْضُ وَمَن ف ِيهَآ إِن ك ُنت ُمْ تَعْلَمُو نَ
Süleyman Ateş De ki: "Biliyorsanız dünya ve içinde bulunanlar kimindir
سَيَقُولُونَ لِلَّهِۚ قُلْ أَفَلَا تَذَكَّرُو نَ
أَفَلَا
düşünmüyor musunuz?
Süleyman Ateş Allah'ındır diyecekler. "O halde düşün(üp, ilk kez yaratanın, ikinci defa yine yaratılabileceğini anla)mıyor musunuz?" de
23:86 ▶ ⧉ ☆
قُلْ مَن ر َّبُّ ٱ ل سَّمَـٰ وَٲ تِ ٱ ل سَّبْ عِ وَرَبُّ ٱ لْعَرْشِ ٱ لْعَظِي مِ
Süleyman Ateş Yedi göğün Rabbi ve büyük Arş'ın Rabbi kimdir? de
سَيَقُولُونَ لِلَّهِۚ قُلْ أَفَلَا تَتَّقُو نَ
أَفَلَا
korkmuyor musunuz?
Süleyman Ateş Bunlar Allah'ındır diyecekler. "O halde korunmuyor musunuz?" de
قُلْ مَنۢ ب ِيَدِهِۦ مَلَكُوتُ كُلِّ شَىْءٍ و َهُوَ يُجِيرُ وَلَا يُجَارُ عَلَيْهِ إِن ك ُنت ُمْ تَعْلَمُو نَ
مَلَكُوتُ
melekutu (mülkü ve yönetimi)
يُجَارُ
korunup kollanmayan
Süleyman Ateş Biliyorsanız (söyleyin) her şeyin melekutu (mülkü ve yönetimi) elinde olan, koruyup kollayan, fakat kendisi korunup kollan(maya muhtaç ol)mayan kimdir? de
سَيَقُولُونَ لِلَّهِۚ قُلْ فَأَنّ َىٰ تُسْحَرُو نَ
تُسْحَرُونَ
büyüleniyorsunuz
Süleyman Ateş (Her şeyin yönetimi) Allah'a aittir diyecekler. "O halde nasıl büyüleniyorsunuz?" de
23:90 ▶ ⧉ ☆
بَلْ أَتَيْنَـٰ هُم ب ِٱ لْحَقِّ وَإِنّ َهُمْ لَكَـٰ ذِبُو نَ
أَتَيْنَـٰهُم
biz onlara getirdik
لَكَـٰذِبُونَ
yalancıdırlar
Süleyman Ateş Doğrusu biz, onlara hakkı getirdik, (bizim söylediklerimiz gerçektir), onlarsa yalancıdırlar
مَا ٱ تَّخَذَ ٱ للَّهُ مِن و َلَدٍ و َمَا كَانَ مَعَهُۥ مِنْ إِلَـٰ هٍۚ إِذًا ل َّذَهَبَ كُلُّ إِلَـٰ هِۭ ب ِمَا خَلَقَ وَلَعَلَا بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍۚ س ُبْ حَـٰ نَ ٱ للَّهِ عَمّ َا يَصِفُو نَ
وَلَعَلَا
ve üstün gelmeğe çalışırdı
سُبْحَـٰنَ
münezehtir (uzaktır)
عَمَّا
onların tanımlamalarından
Süleyman Ateş Allah çocuk edinmemiştir. O'nunla beraber hiçbir tanrı yoktur. Öyle olsaydı her tanrı, kendi yarattığını götürürdü ve onlardan biri diğerine üstün gelmeğe çalışırdı. Allah, onların tanımlamalarından uzaktır
23:92 ▶ ⧉ ☆
عَـٰ لِمِ ٱ لْغَيْبِ وَٱ ل شَّهَـٰ دَةِ فَتَعَـٰ لَىٰ عَمّ َا يُشْرِكُو نَ
وَٱلشَّهَـٰدَةِ
ve görüneni
يُشْرِكُونَ
onların ortak koştukları
Süleyman Ateş görünmeyeni ve görüneni bilir; onların ortak koştukları şeylerden yücedir
23:93 ▶ ⧉ ☆
قُل رَّبِّ إِمّ َا تُرِيَنّ ِى مَا يُوعَدُو نَ
تُرِيَنِّى
mutlaka bana göstereceksen
يُوعَدُونَ
onların tehdidedildikleri
Süleyman Ateş De ki: "Rabbim, eğer onların tehdidedildikleri şeyi mutlaka bana göstereceksen (ben sağ iken onları cezalandıracaksan)
23:94 ▶ ⧉ ☆
رَبِّ فَلَا تَجْ عَلْنِى فِى ٱ لْقَوْمِ ٱ ل ظَّـٰ لِمِي نَ
Süleyman Ateş Rabbim, beni şu zalim kavmin içinde bırakma
23:95 ▶ ⧉ ☆
وَإِنّ َا عَلَىٰٓ أَن ن ُّرِيَكَ مَا نَعِدُهُمْ لَقَـٰ دِرُو نَ
نَعِدُهُمْ
onları tehdidettiğimiz
لَقَـٰدِرُونَ
elbette kadiriz
Süleyman Ateş Biz, onları tehdidettiğimiz şeyi sana göstermeğe elbette kadiriz (onları cezalandıracağız ve sen bunu göreceksin)
23:96 ▶ ⧉ ☆
ٱدْ فَعْ بِٱ لَّتِى هِىَ أَحْسَنُ ٱ ل سَّيِّئَةَۚ نَحْنُ أَعْلَمُ بِمَا يَصِفُو نَ
بِمَا
(seni) nasıl vasıflandıracaklarını
Süleyman Ateş Kötülüğü en güzel şeyle sav. Biz onların (seni) nasıl vasıflandıracaklarını biliyoruz
23:97 ▶ ⧉ ☆
وَقُل رَّبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَٲ تِ ٱ ل شَّيَـٰ طِي نِ
هَمَزَٰتِ
(the) suggestions
ٱلشَّيَـٰطِينِ
şeytanların
Süleyman Ateş Ve de ki: "Rabbim, şeytanların dürtüklemelerinden sana sığınırım
وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن ي َحْضُرُو نِ
يَحْضُرُونِ
they be present with me
Süleyman Ateş Ve onların yanıma uğramalarından sana sığınırım Rabbim
حَتَّىٰٓ إِذَا جَا ٓءَ أَحَدَهُمُ ٱ لْمَوْتُ قَالَ رَبِّ ٱ رْجِعُو نِ
أَحَدَهُمُ
onlardan birine
ٱرْجِعُونِ
beni geri döndür
Süleyman Ateş Nihayet onlardan birine ölüm geldiği zaman: "Rabbim, der, beni geri döndürünüz
لَعَلِّىٓ أَعْمَلُ صَـٰ لِحًا ف ِيمَا تَرَكْتُۚ كَلَّآۚ إِنّ َهَا كَلِمَةٌ هُوَ قَا ٓئِلُهَاۖ وَمِن و َرَا ٓئِهِم ب َرْزَخٌ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْ عَثُو نَ
قَآئِلُهَا ۖ
onun söylediği
وَرَآئِهِم
önlerinde vardır
يُبْعَثُونَ
diriltilecekleri;
Süleyman Ateş Ki terk ettiğim dünyada yararlı bir iş yapayım. Hayır, bu onun söylediği bir sözdür. Önlerinde ta diriltilecekleri güne kadar bir berzah vardır
فَإِذَا نُفِخَ فِى ٱ ل صُّورِ فَلَآ أَنس َابَ بَيْنَهُمْ يَوْمَئِذٍ و َلَا يَتَسَا ٓءَلُو نَ
Süleyman Ateş Sur'a üflendiği zaman, artık o gün aralarında soylar yoktur ve (insanlar, birbirlerine soylarını) sormazlar
23:102 ▶ ⧉ ☆
فَمَن ث َقُلَتْ مَوَٲ زِينُهُۥ فَأُوْ لَـٰٓ ئِكَ هُمُ ٱ لْمُفْلِحُو نَ
ٱلْمُفْلِحُونَ
kurtuluşa erenlerdir
Süleyman Ateş Kimlerin (eylemlerinin) tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerdir
23:103 ▶ ⧉ ☆
وَمَنْ خَفَّتْ مَوَٲ زِينُهُۥ فَأُوْ لَـٰٓ ئِكَ ٱ لَّذِينَ خَسِرُوٓ اْ أَنف ُسَهُمْ فِى جَهَنّ َمَ خَـٰ لِدُو نَ
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar
خَسِرُوٓا۟
ziyana sokan(lar)
خَـٰلِدُونَ
sürekli kalanlardır
Süleyman Ateş Kimlerin tartıları hafif gelirse, işte onlar da kendilerini ziyana sokanlar, cehennemde sürekli kalanlardır
23:104 ▶ ⧉ ☆
تَلْفَحُ وُجُوهَهُمُ ٱ ل نّ َارُ وَهُمْ فِيهَا كَـٰ لِحُو نَ
كَـٰلِحُونَ
dişleri açıkta kalır
Süleyman Ateş (Orada onların) yüzlerini ateş yalar. Öyle ki (ateşin) içinde (dehşetten dudakları gerilir de) dişleri açıkta kalır
23:105 ▶ ⧉ ☆
أَلَمْ تَكُنْ ءَايَـٰ تِى تُتْلَىٰ عَلَيْكُمْ فَكُنت ُم ب ِهَا تُكَذِّبُو نَ
تُكَذِّبُونَ
yalanlardınız
Süleyman Ateş Ayetlerim size okunurdu da siz onları yalanlardınız değil mi
23:106 ▶ ⧉ ☆
قَالُواْ رَبَّنَا غَلَبَتْ عَلَيْنَا شِقْ وَتُنَا وَكُنّ َا قَوْمًا ض َا ٓلِّي نَ
شِقْوَتُنَا
bahtsızlığımız
Süleyman Ateş Rabbimiz, dediler, bahtsızlığımız bizi yendi. Biz sapık bir topluluk olduk
رَبَّنَآ أَخْرِجْ نَا مِنْهَا فَإِنْ عُدْ نَا فَإِنّ َا ظَـٰ لِمُو نَ
فَإِنَّا
artık biz gerçekten
Süleyman Ateş Rabbimiz, bizi bundan çıkar. Eğer bir daha (yaptığımız kötü işlere) dönersek artık biz gerçekten zalimleriz
23:108 ▶ ⧉ ☆
قَالَ ٱ خْسَــُٔواْ فِيهَا وَلَا تُكَلِّمُو نِ
تُكَلِّمُونِ
bana bir şey söylemeyin
Süleyman Ateş Buyurdu ki: "Sinin orada, bana bir şey söylemeyin
23:109 ▶ ⧉ ☆
إِنّ َهُۥ كَانَ فَرِيقٌ م ِّنْ عِبَادِى يَقُولُونَ رَبَّنَآ ءَامَنّ َا فَٱ غْفِرْ لَنَا وَٱ رْحَمْنَا وَأَنت َ خَيْرُ ٱ ل رَّٲ حِمِي نَ
Süleyman Ateş Zira kullarımdan bir zümre: 'Rabbimiz inandık, bizi bağışla, bize acı, sen acıyanların en hayırlısısın' dedikleri için
23:110 ▶ ⧉ ☆
فَٱ تَّخَذْتُمُوهُمْ سِخْرِيًّا حَتَّىٰٓ أَنس َوْكُمْ ذِكْرِى وَكُنت ُم م ِّنْهُمْ تَضْحَكُو نَ
فَٱتَّخَذْتُمُوهُمْ
siz onları aldınız
أَنسَوْكُمْ
size unutturdular
تَضْحَكُونَ
daima gülüyordunuz
Süleyman Ateş Siz onlarla alay ettiniz, (sürekli onlarla uğraştığınız için onlar) size beni anmayı unutturdular. Siz daima onlara gülüyordunuz
23:111 ▶ ⧉ ☆
إِنّ ِى جَزَيْتُهُمُ ٱ لْيَوْمَ بِمَا صَبَرُوٓ اْ أَنّ َهُمْ هُمُ ٱ لْفَا ٓئِزُو نَ
جَزَيْتُهُمُ
onlara verdim
صَبَرُوٓا۟
sabretmelerinin
ٱلْفَآئِزُونَ
kurtulup murada erenler
Süleyman Ateş Bugün ben, onlara sabretmelerinin karşılığını verdim; onlar (evet) işte kurtulup murada erenler onlardır
قَـٰ لَ كَمْ لَبِثْتُمْ فِى ٱ لْأَرْضِ عَدَدَ سِنِي نَ
Süleyman Ateş Ve buyurdu: "Yer yüzünde yıllar sayısınca ne kadar kaldınız
قَالُواْ لَبِثْنَا يَوْمًا أَوْ بَعْضَ يَوْمٍ ف َسْــَٔلِ ٱ لْعَا ٓدِّي نَ
Süleyman Ateş (Herhalde) Bir gün, yahut günün bir kısmı kadar kaldık; sayanlara sor, dediler
23:114 ▶ ⧉ ☆
قَـٰ لَ إِن ل َّبِثْتُمْ إِلَّا قَلِيلاًۖ ل َّوْ أَنّ َكُمْ كُنت ُمْ تَعْلَمُو نَ
قَلِيلًۭا ۖ
az bir (zamandan)
تَعْلَمُونَ
bizim-mi sandınız?
Süleyman Ateş Buyurdu ki: "Sadece az bir zaman kaldınız, keşke bilseydiniz
23:115 ▶ ⧉ ☆
أَفَحَسِبْ تُمْ أَنّ َمَا خَلَقْ نَـٰ كُمْ عَبَثًا و َأَنّ َكُمْ إِلَيْنَا لَا تُرْجَعُو نَ
أَنَّمَا
sizi yarattığımızı
خَلَقْنَـٰكُمْ
We created you
تُرْجَعُونَ
döndürülmeyeceğinizi
Süleyman Ateş Bizim sizi boş yere, bir oyun ve eğlence olarak yarattığımızı ve sizin bize döndürülüp getirilmeyeceğinizi mi sandınız
فَتَعَـٰ لَى ٱ للَّهُ ٱ لْمَلِكُ ٱ لْحَقُّۖ لَآ إِلَـٰ هَ إِلَّا هُوَ رَبُّ ٱ لْعَرْشِ ٱ لْكَرِي مِ
Süleyman Ateş Hak padişah olan Allah, pek yücedir. O'ndan başka tanrı yoktur. O, Kerim Arş'ın sahibidir
وَمَن ي َدْ عُ مَعَ ٱ للَّهِ إِلَـٰ هًا ءَاخَرَ لَا بُرْهَـٰ نَ لَهُۥ بِهِۦ فَإِنّ َمَا حِسَابُهُۥ عِند َ رَبِّهِۦٓۚ إِنّ َهُۥ لَا يُفْلِحُ ٱ لْكَـٰ فِرُو نَ
Süleyman Ateş Kim Allah ile beraber, varlığını kanıtlayacak hiçbir delil bulunmayan bir tanrıya taparsa, onun hesabı, Rabbinin yanındadır (onu Allah cezalandırır) çünkü kafirler iflah olmazlar
وَقُل رَّبِّ ٱ غْفِرْ وَٱ رْحَمْ وَأَنت َ خَيْرُ ٱ ل رَّٲ حِمِي نَ
Süleyman Ateş De ki: "Rabbim, bağışla, acı, sen acıyanların en hayırlısısın
← Önceki Sonraki →