☪ Anlam Arayışı

23. Al-Muminoon سُورَةُ المُؤۡمِنُونَ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
23:1
قَدۡ أَفۡلَحَ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ

Ali BulaçMü'minler gerçekten felah bulmuştur

Saheeh InternationalCertainly will the believers have succeeded

Diyanet İşleri MealiMüminler saadete ermişlerdir

23:2 📚 1
ٱلَّذِينَ هُمۡ فِي صَلَاتِهِمۡ خَٰشِعُونَ

Ali BulaçOnlar namazlarında hûşû içinde olanlardır

Saheeh InternationalThey who are during their prayer humbly submissive

Diyanet İşleri MealiOnlar namazda huşu içindedirler

23:3 📚 6
وَٱلَّذِينَ هُمۡ عَنِ ٱللَّغۡوِ مُعۡرِضُونَ

Ali BulaçOnlar, 'tümüyle boş' şeylerden yüz çevirenlerdir

Saheeh InternationalAnd they who turn away from ill speech

Diyanet İşleri MealiOnlar boş şeylerden yüz çevirirler

23:4
وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِلزَّكَوٰةِ فَٰعِلُونَ

Ali BulaçOnlar, zekata ilişkin (söz ve görevlerini mutlaka) yerine getirenlerdir

Saheeh InternationalAnd they who are observant of zakah

Diyanet İşleri MealiOnlar zekatlarını verirler

23:5
وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِفُرُوجِهِمۡ حَٰفِظُونَ

Ali BulaçVe onlar ırzlarını koruyanlardır

Saheeh InternationalAnd they who guard their private parts

Diyanet İşleri MealiOnlar, eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten korurlar. Doğrusu bunlar yerilemezler

23:6
إِلَّا عَلَىٰٓ أَزۡوَٰجِهِمۡ أَوۡ مَا مَلَكَتۡ أَيۡمَٰنُهُمۡ فَإِنَّهُمۡ غَيۡرُ مَلُومِينَ

Ali BulaçAncak eşleri ya da sağ ellerinin sahip olduklarına karşı (tutumları) hariç; bu konuda kınanmış değillerdir

Saheeh InternationalExcept from their wives or those their right hands possess, for indeed, they will not be blamed

Diyanet İşleri MealiOnlar, eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten korurlar. Doğrusu bunlar yerilemezler

23:7
فَمَنِ ٱبۡتَغَىٰ وَرَآءَ ذَٰلِكَ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡعَادُونَ

Ali BulaçFakat kim bundan ötesini ararsa, artık onlar sınırı çiğneyenlerdir

Saheeh InternationalBut whoever seeks beyond that, then those are the transgressors

Diyanet İşleri MealiBu sınırları aşmak isteyenler, işte bunlar aşırı gidenlerdir

23:8
وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِأَمَٰنَٰتِهِمۡ وَعَهۡدِهِمۡ رَٰعُونَ

Ali Bulaç(Yine) Onlar, emanetlerine ve ahidlerine riayet edenlerdir

Saheeh InternationalAnd they who are to their trusts and their promises attentive

Diyanet İşleri MealiOnlar emanetlerini ve sözlerini yerine getirirler

23:9 📚 4
وَٱلَّذِينَ هُمۡ عَلَىٰ صَلَوَٰتِهِمۡ يُحَافِظُونَ

Ali BulaçOnlar, namazlarını da (titizlikle) koruyanlardır

Saheeh InternationalAnd they who carefully maintain their prayers

Diyanet İşleri MealiNamazlarına riayet ederler

23:10
أُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡوَٰرِثُونَ

Ali Bulaçİşte (yeryüzünün hakimiyetine ve ahiretin nimetlerine) varis olacak onlardır

Saheeh InternationalThose are the inheritors

Diyanet İşleri Mealiİşte onlar, temelli kalacakları Firdevs cennetine varis olanlardır

23:11
ٱلَّذِينَ يَرِثُونَ ٱلۡفِرۡدَوۡسَ هُمۡ فِيهَا خَٰلِدُونَ

Ali BulaçKi onlar Firdevs (cennetlerin)e de varis olacaklardır; içinde de ebedi olarak kalacaklardır

Saheeh InternationalWho will inherit al-Firdaus. They will abide therein eternally

Diyanet İşleri Mealiİşte onlar, temelli kalacakları Firdevs cennetine varis olanlardır

23:12
وَلَقَدۡ خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَٰنَ مِن سُلَٰلَةࣲ مِّن طِينࣲ‏

Ali BulaçAndolsun, Biz insanı, süzme bir çamurdan yarattık

Saheeh InternationalAnd certainly did We create man from an extract of clay

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, insanı süzme çamurdan yarattık

23:13
ثُمَّ جَعَلۡنَٰهُ نُطۡفَةࣰ فِي قَرَارࣲ مَّكِينࣲ‏

Ali BulaçSonra onu bir su damlası olarak, savunması sağlam bir karar yerine yerleştirdik

Saheeh InternationalThen We placed him as a sperm-drop in a firm lodging

Diyanet İşleri MealiSonra onu nutfe halinde sağlam bir yere yerleştirdik

23:14 📚 3
ثُمَّ خَلَقۡنَا ٱلنُّطۡفَةَ عَلَقَةࣰ فَخَلَقۡنَا ٱلۡعَلَقَةَ مُضۡغَةࣰ فَخَلَقۡنَا ٱلۡمُضۡغَةَ عِظَٰمࣰ ا فَكَسَوۡنَا ٱلۡعِظَٰمَ لَحۡمࣰ ا ثُمَّ أَنشَأۡنَٰهُ خَلۡقًا ءَاخَرَۚ فَتَبَارَكَ ٱللَّهُ أَحۡسَنُ ٱلۡخَٰلِقِينَ

Ali BulaçSonra o su damlasını bir alak (embriyo) olarak yarattık; ardından o alak'ı (hücre topluluğu) bir çiğnem et parçası olarak yarattık; daha sonra o çiğnem et parçasını kemik olarak yarattık; böylece kemiklere de et giydirdik; sonra bir başka yaratışla onu inşa ettik. Yaratıcıların en güzeli olan Allah, ne Yücedir

Saheeh InternationalThen We made the sperm-drop into a clinging clot, and We made the clot into a lump [of flesh], and We made [from] the lump, bones, and We covered the bones with flesh; then We developed him into another creation. So blessed is Allah, the best of creators

Diyanet İşleri MealiSonra nutfeyi kan pıhtısına çevirdik, kan pıhtısını bir çiğnemlik et yaptık, bir çiğnemlik etten kemikler yarattık, kemiklere de et giydirdik. Sonra onu başka bir yaratık yaptık: Biçim verenlerin en güzeli olan Allah ne uludur

23:15 📚 4
ثُمَّ إِنَّكُم بَعۡدَ ذَٰلِكَ لَمَيِّتُونَ

Ali BulaçSonra bunun ardından siz gerçekten ölecek olanlarsınız

Saheeh InternationalThen indeed, after that you are to die

Diyanet İşleri MealiSizler, bütün bunlardan sonra ölürsünüz

23:16
ثُمَّ إِنَّكُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ تُبۡعَثُونَ

Ali BulaçSonra siz gerçekten kıyamet günü diriltileceksiniz

Saheeh InternationalThen indeed you, on the Day of Resurrection, will be resurrected

Diyanet İşleri MealiŞüphesiz kıyamet günü tekrar diriltilirsiniz

23:17
وَلَقَدۡ خَلَقۡنَا فَوۡقَكُمۡ سَبۡعَ طَرَآئِقَ وَمَا كُنَّا عَنِ ٱلۡخَلۡقِ غَٰفِلِينَ

Ali BulaçAndolsun, Biz sizin üstünüzde yedi yol yarattık; Biz yaratmada gafiller değiliz

Saheeh InternationalAnd We have created above you seven layered heavens, and never have We been of [Our] creation unaware

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, üstünüzde yedi tabaka yarattık. Biz, yarattığımızdan habersiz değiliz

23:18 📚 1
وَأَنزَلۡنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءَۢ بِقَدَرࣲ فَأَسۡكَنَّٰهُ فِي ٱلۡأَرۡضِۖ وَإِنَّا عَلَىٰ ذَهَابِۭ بِهِۦ لَقَٰدِرُونَ

Ali BulaçBiz gökten belli bir miktarda su indirdik ve onu yeryüzünde yerleştirdik; şüphesiz Biz onu (kurutup) giderme gücüne de sahibiz

Saheeh InternationalAnd We have sent down rain from the sky in a measured amount and settled it in the earth. And indeed, We are Able to take it away

Diyanet İşleri MealiGökten suyu ölçülü indirdik de, onu yerde durdurduk. Şüphesiz onu gidermeye de kadiriz

23:19
فَأَنشَأۡنَا لَكُم بِهِۦ جَنَّٰتࣲ مِّن نَّخِيلࣲ وَأَعۡنَٰبࣲ لَّكُمۡ فِيهَا فَوَٰكِهُ كَثِيرَةࣱ وَمِنۡهَا تَأۡكُلُونَ

Ali BulaçBöylelikle, bununla size hurmalıklardan, üzümlüklerden bahçeler-bağlar geliştirdik, içlerinde çok sayıda yemişler vardır; sizler onlardan yemektesiniz

Saheeh InternationalAnd We brought forth for you thereby gardens of palm trees and grapevines in which for you are abundant fruits and from which you eat

Diyanet İşleri MealiOnunla, içinde, yediğiniz birçok meyvalar bulunan hurmalık ve üzüm bağları, Tur-i Sina'da yetişen, yiyenlere, yağ ve katık veren zeytin ağacını var ettik

23:20 📚 1
وَشَجَرَةࣰ تَخۡرُجُ مِن طُورِ سَيۡنَآءَ تَنۢبُتُ بِٱلدُّهۡنِ وَصِبۡغࣲ لِّلۡأٓكِلِينَ

Ali BulaçVe (daha çok) Tur-i Sina'da çıkan bir ağaç (türü de yarattık); o yağlı ve yiyenlere bir katık olarak bitmekte (ürün vermekte)dir

Saheeh InternationalAnd [We brought forth] a tree issuing from Mount Sinai which produces oil and food for those who eat

Diyanet İşleri MealiOnunla, içinde, yediğiniz birçok meyvalar bulunan hurmalık ve üzüm bağları, Tur-i Sina'da yetişen, yiyenlere, yağ ve katık veren zeytin ağacını var ettik

23:21 📚 1
وَإِنَّ لَكُمۡ فِي ٱلۡأَنۡعَٰمِ لَعِبۡرَةࣰۖ نُّسۡقِيكُم مِّمَّا فِي بُطُونِهَا وَلَكُمۡ فِيهَا مَنَٰفِعُ كَثِيرَةࣱ وَمِنۡهَا تَأۡكُلُونَ

Ali BulaçGerçekten hayvanlarda da sizin için bir ders (ibret) vardır; karınlarının içinde olanlardan size içirmekteyiz ve onlarda sizin için daha birçok yararlar var. Sizler onlardan yemektesiniz

Saheeh InternationalAnd indeed, for you in livestock is a lesson. We give you drink from that which is in their bellies, and for you in them are numerous benefits, and from them you eat

Diyanet İşleri MealiEhli hayvanlarda size ders vardır; onlardan çıkan sütten size içiririz; onlarda daha birçok menfaatiniz vardır. Onlardan yersiniz

23:22 📚 2
وَعَلَيۡهَا وَعَلَى ٱلۡفُلۡكِ تُحۡمَلُونَ

Ali BulaçOnların üzerinde ve gemilerde taşınmaktasınız

Saheeh InternationalAnd upon them and on ships you are carried

Diyanet İşleri MealiHem onların ve hem de gemilerin üzerinde taşınırsınız

23:23
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوۡمِهِۦ فَقَالَ يَٰقَوۡمِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنۡ إِلَٰهٍ غَيۡرُهُۥٓۚ أَفَلَا تَتَّقُونَ

Ali BulaçAndolsun, Biz Nuh'u kendi kavmine (elçi olarak) gönderdik. Böylece kavmine dedi ki: "Ey Kavmim, Allah'a kulluk edin. O'nun dışında sizin başka İlahınız yoktur, yine de sakınmayacak mısınız

Saheeh InternationalAnd We had certainly sent Noah to his people, and he said, "O my people, worship Allah; you have no deity other than Him; then will you not fear Him

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki Nuh'u milletine gönderdik; onlara: "Ey milletim! Allah'a kulluk edin; O'ndan başka tanrınız yoktur; sakınmaz mısınız?" dedi

23:24
فَقَالَ ٱلۡمَلَؤُاْ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن قَوۡمِهِۦ مَا هَٰذَآ إِلَّا بَشَرࣱ مِّثۡلُكُمۡ يُرِيدُ أَن يَتَفَضَّلَ عَلَيۡكُمۡ وَلَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ لَأَنزَلَ مَلَٰٓئِكَةࣰ مَّا سَمِعۡنَا بِهَٰذَا فِيٓ ءَابَآئِنَا ٱلۡأَوَّلِينَ

Ali BulaçBunun üzerine, kavminden inkara sapmış önde gelenler dediler ki: "Bu, sizin benzeriniz olan bir beşerden başkası değildir. Size karşı üstünlük elde etmek istiyor. Eğer Allah (öne sürdüklerini) dilemiş olsaydı, muhakkak melekler indirirdi. Hem biz geçmiş atalarımızdan da bunu işitmiş değiliz

Saheeh InternationalBut the eminent among those who disbelieved from his people said, "This is not but a man like yourselves who wishes to take precedence over you; and if Allah had willed [to send a messenger], He would have sent down angels. We have not heard of this among our forefathers

Diyanet İşleri MealiMilletinin inkarcı ileri gelenleri: "Bu, sizin gibi bir insandan başka birşey değildir. Sizden üstün olmak istiyor. Allah dilemiş olsaydı melekler indirirdi. İlk atalarımızdan beri böyle birşey işitmedik. Bu adamda nedense biraz delilik var, bir süreye kadar onu gözetleyin" dediler

23:25
إِنۡ هُوَ إِلَّا رَجُلُۢ بِهِۦ جِنَّةࣱ فَتَرَبَّصُواْ بِهِۦ حَتَّىٰ حِينࣲ‏

Ali BulaçO, kendisinde delilik bulunan bir adamdan başkası değildir, onu belli bir süre gözetleyin

Saheeh InternationalHe is not but a man possessed with madness, so wait concerning him for a time

Diyanet İşleri MealiMilletinin inkarcı ileri gelenleri: "Bu, sizin gibi bir insandan başka birşey değildir. Sizden üstün olmak istiyor. Allah dilemiş olsaydı melekler indirirdi. İlk atalarımızdan beri böyle birşey işitmedik. Bu adamda nedense biraz delilik var, bir süreye kadar onu gözetleyin" dediler

23:26
قَالَ رَبِّ ٱنصُرۡنِي بِمَا كَذَّبُونِ

Ali BulaçRabbim" dedi (Nuh). "Beni yalanlamalarına karşılık, bana yardım et

Saheeh International[Noah] said, "My Lord, support me because they have denied me

Diyanet İşleri MealiNuh: "Rabbim! Beni yalanlamalarına karşılık bana yardım et" dedi

23:27 📚 2
فَأَوۡحَيۡنَآ إِلَيۡهِ أَنِ ٱصۡنَعِ ٱلۡفُلۡكَ بِأَعۡيُنِنَا وَوَحۡيِنَا فَإِذَا جَآءَ أَمۡرُنَا وَفَارَ ٱلتَّنُّورُ فَٱسۡلُكۡ فِيهَا مِن كُلࣲّ زَوۡجَيۡنِ ٱثۡنَيۡنِ وَأَهۡلَكَ إِلَّا مَن سَبَقَ عَلَيۡهِ ٱلۡقَوۡلُ مِنۡهُمۡۖ وَلَا تُخَٰطِبۡنِي فِي ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓاْ إِنَّهُم مُّغۡرَقُونَ

Ali BulaçBöylelikle Biz ona: "Gözetimimiz altında ve vahyimizle gemi yap. Nitekim Bizim emrimiz gelip de tandır kızışınca, onun içine her (tür hayvandan) ikişer çift ile, içlerinden aleyhlerine söz geçmiş (azap gerekmiş) olanlar dışında olan aileni de alıp koy; zulmedenler konusunda Bana muhatap olma, çünkü onlar boğulacaklardır" diye vahyettik

Saheeh InternationalSo We inspired to him, "Construct the ship under Our observation, and Our inspiration, and when Our command comes and the oven overflows, put into the ship from each [creature] two mates and your family, except those for whom the decree [of destruction] has proceeded. And do not address Me concerning those who have wronged; indeed, they are to be drowned

Diyanet İşleri MealiBunun üzerine ona şöyle vahyettik: "Nezaretimiz altında, sana bildirdiğimiz gibi gemiyi yap; buyruğumuz gelip tandırdan sular kaynayınca her cinsten birer çifti ve aleyhine hüküm verilmiş olanın dışında kalan çoluk çocuğunu alıp gemiye bindir. Haksızlık yapanlar için Bana baş vurma, çünkü onlar suda boğulacaklardır

23:28 📚 1
فَإِذَا ٱسۡتَوَيۡتَ أَنتَ وَمَن مَّعَكَ عَلَى ٱلۡفُلۡكِ فَقُلِ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِي نَجَّىٰنَا مِنَ ٱلۡقَوۡمِ ٱلظَّٰلِمِينَ

Ali BulaçBöylece sen, beraberinde olanlarla gemiye bindiğinde o zaman de ki: "Bizi o zulmeden kavimden kurtaran Allah'a hamd olsun

Saheeh InternationalAnd when you have boarded the ship, you and those with you, then say, 'Praise to Allah who has saved us from the wrongdoing people

Diyanet İşleri MealiEy Nuh! Sen ve beraberindekiler gemiye yerleşince: "Bizi zalim milletten kurtaran Allah'a hamdolsun" de

23:29
وَقُل رَّبِّ أَنزِلۡنِي مُنزَلࣰ ا مُّبَارَكࣰ ا وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلۡمُنزِلِينَ

Ali BulaçVe de ki: "Rabbim, beni kutlu bir konakta indir, Sen konuklayanların en hayırlısısın

Saheeh InternationalAnd say, 'My Lord, let me land at a blessed landing place, and You are the best to accommodate [us]

Diyanet İşleri MealiRabbim! Beni mübarek bir yere indir. Sen indirenlerin en iyisisin" de

23:30
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتࣲ وَإِن كُنَّا لَمُبۡتَلِينَ

Ali BulaçHiç şüphesiz bunda ayetler vardır ve Biz gerçekten denemeden geçiririz

Saheeh InternationalIndeed in that are signs, and indeed, We are ever testing [Our servants]

Diyanet İşleri MealiDoğrusu bunlarda dersler vardır. Biz şüphesiz insanları denemekteyiz

23:31
ثُمَّ أَنشَأۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِمۡ قَرۡنًا ءَاخَرِينَ

Ali BulaçSonra onların ardından bir başka insan-nesli yaratıp-inşa ettik

Saheeh InternationalThen We produced after them a generation of others

Diyanet İşleri MealiBunların ardından başka nesiller varettik

23:32
فَأَرۡسَلۡنَا فِيهِمۡ رَسُولࣰ ا مِّنۡهُمۡ أَنِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنۡ إِلَٰهٍ غَيۡرُهُۥٓۚ أَفَلَا تَتَّقُونَ

Ali BulaçOnlara da kendi içlerinden: "Allah'a ibadet edin. O'nun dışında sizin başka İlahınız yoktur, yine de sakınmayacak mısınız?" (desin) diye içlerinden bir elçi gönderdik

Saheeh InternationalAnd We sent among them a messenger from themselves, [saying], "Worship Allah; you have no deity other than Him; then will you not fear Him

Diyanet İşleri MealiOnlara aralarından: "Allah"a kulluk edin, O'ndan başka tanrınız yoktur, sakınmaz mısınız?" diyen bir elçi gönderdik

23:33 📚 1
وَقَالَ ٱلۡمَلَأُ مِن قَوۡمِهِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَكَذَّبُواْ بِلِقَآءِ ٱلۡأٓخِرَةِ وَأَتۡرَفۡنَٰهُمۡ فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا مَا هَٰذَآ إِلَّا بَشَرࣱ مِّثۡلُكُمۡ يَأۡكُلُ مِمَّا تَأۡكُلُونَ مِنۡهُ وَيَشۡرَبُ مِمَّا تَشۡرَبُونَ

Ali BulaçKendi kavminden, inkar edip ahirete kavuşmayı yalanlayan ve kendilerine, dünya hayatında refah verdiğimiz önde gelenler dedi ki: "Bu, sizin benzeriniz olan bir beşerden başkası değildir, kendisi de sizin yediklerinizden yemekte ve içtiklerinizden içmektedir

Saheeh InternationalAnd the eminent among his people who disbelieved and denied the meeting of the Hereafter while We had given them luxury in the worldly life said, "This is not but a man like yourselves. He eats of that from which you eat and drinks of what you drink

Diyanet İşleri MealiOnun, inkarcı ve ahirete kavuşmayı yalanlayan milletinin ileri gelenleri ki Biz onlara bu dünya hayatında nimet vermiştik şöyle dediler: "Bu, yediğinizden yiyen, içtiğinizden içen sizin gibi bir insandan başka birşey değildir

23:34
وَلَئِنۡ أَطَعۡتُم بَشَرࣰ ا مِّثۡلَكُمۡ إِنَّكُمۡ إِذࣰ ا لَّخَٰسِرُونَ

Ali BulaçEğer sizin benzeriniz olan bir beşere boyun eğecek olursanız, andolsun, siz gerçekten hüsrana uğrayanlar olursunuz

Saheeh InternationalAnd if you should obey a man like yourselves, indeed, you would then be losers

Diyanet İşleri MealiKendiniz gibi bir insana itaat ederseniz hüsrana uğrayacağınızda hiç şüphe yoktur

23:35
أَيَعِدُكُمۡ أَنَّكُمۡ إِذَا مِتُّمۡ وَكُنتُمۡ تُرَابࣰ ا وَعِظَٰمًا أَنَّكُم مُّخۡرَجُونَ

Ali BulaçO, öldüğünüz, toprak ve kemik haline geldiğiniz zaman, sizin mutlaka (yeniden diriltilip) çıkarılacağınızı mı va'dediyor

Saheeh InternationalDoes he promise you that when you have died and become dust and bones that you will be brought forth [once more]

Diyanet İşleri MealiÖldüğünüz, toprak ve kemik yığını olduğunuz zaman tekrar dirilmenizle sizi tehdit mi ediyor

23:36 📚 4
۞هَيۡهَاتَ هَيۡهَاتَ لِمَا تُوعَدُونَ

Ali BulaçHeyhat, size va'dedilen şeye heyhat

Saheeh InternationalHow far, how far, is that which you are promised

Diyanet İşleri MealiOysa tehdit edildiğiniz şey ne kadar, hem de ne kadar uzak

23:37
إِنۡ هِيَ إِلَّا حَيَاتُنَا ٱلدُّنۡيَا نَمُوتُ وَنَحۡيَا وَمَا نَحۡنُ بِمَبۡعُوثِينَ

Ali BulaçO (bütün gerçek), yalnızca bizim (yaşamakta olduğumuz bu) dünya hayatımızdan ibarettir; ölürüz ve yaşarız, biz diriltilecekler değiliz

Saheeh InternationalLife is not but our worldly life - we die and live, but we will not be resurrected

Diyanet İşleri MealiHayat ancak bu dünyadakidir. Ölürüz ve yaşarız (kimimiz ölür kimimiz doğar); tekrar diriltilmeyiz

23:38
إِنۡ هُوَ إِلَّا رَجُلٌ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبࣰ ا وَمَا نَحۡنُ لَهُۥ بِمُؤۡمِنِينَ

Ali BulaçO ise, yalnızca bir adam (insan)dır, Allah'a karşı yalan uydurmaktadır, bizler de ona inanacak değiliz

Saheeh InternationalHe is not but a man who has invented a lie about Allah, and we will not believe him

Diyanet İşleri MealiBu, sadece Allah'a karşı yalan uyduranın biridir. Biz ona inanmayız

23:39
قَالَ رَبِّ ٱنصُرۡنِي بِمَا كَذَّبُونِ

Ali Bulaç(Peygamber) Dedi ki: "Rabbim, beni yalanlamalarına karşı bana yardım et

Saheeh InternationalHe said, "My Lord, support me because they have denied me

Diyanet İşleri MealiO peygamber: "Rabbim! Beni yalancı saymalarına karşılık bana yardım et" dedi

23:40
قَالَ عَمَّا قَلِيلࣲ لَّيُصۡبِحُنَّ نَٰدِمِينَ

Ali Bulaç(Allah) Dedi ki: "Az bir süre (bekle), onlar gerçekten pişman olacaklar

Saheeh International[Allah] said, "After a little, they will surely become regretful

Diyanet İşleri MealiAllah da: "Az sonra pişman olacaklar" buyurdu

23:41
فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلصَّيۡحَةُ بِٱلۡحَقِّ فَجَعَلۡنَٰهُمۡ غُثَآءࣰۚ فَبُعۡدࣰ ا لِّلۡقَوۡمِ ٱلظَّٰلِمِينَ

Ali BulaçDerken, hak (ettikleri cezaya karşılık) olmak üzere, o korkunç çığlık onları yakalayıverdi. Böylece onları bir süprüntü kılıverdik. Zulmeden kavim için yıkım olsun

Saheeh InternationalSo the shriek seized them in truth, and We made them as [plant] stubble. Then away with the wrongdoing people

Diyanet İşleri MealiGerçekten, onları bir çığlık yakaladı ve onları süprüntü yığını haline getirdik. Haksızlık eden millet, rahmetden ırak olsun

23:42
ثُمَّ أَنشَأۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِمۡ قُرُونًا ءَاخَرِينَ

Ali BulaçSonra onların ardından başka nesiller yaratıp-inşa ettik

Saheeh InternationalThen We produced after them other generations

Diyanet İşleri MealiArdlarından başka nesiller varettik

23:43
مَا تَسۡبِقُ مِنۡ أُمَّةٍ أَجَلَهَا وَمَا يَسۡتَـٔۡخِرُونَ

Ali BulaçÜmmetlerden hiçbiri, kendisine tespit edilmiş eceli ne öne alabilir, ne erteleyebilir

Saheeh InternationalNo nation will precede its time [of termination], nor will they remain [thereafter]

Diyanet İşleri MealiHiçbir ümmet, kendi süresini ne çabuklaştırabilir ve ne de geciktirebilir

23:44
ثُمَّ أَرۡسَلۡنَا رُسُلَنَا تَتۡرَاۖ كُلَّ مَا جَآءَ أُمَّةࣰ رَّسُولُهَا كَذَّبُوهُۖ فَأَتۡبَعۡنَا بَعۡضَهُم بَعۡضࣰ ا وَجَعَلۡنَٰهُمۡ أَحَادِيثَۚ فَبُعۡدࣰ ا لِّقَوۡمࣲ لَّا يُؤۡمِنُونَ

Ali BulaçSonra birbiri peşi sıra elçilerimizi gönderdik; her ümmete kendi elçisi geldiğinde, onu yalanladılar. Böylece Biz de onları (yıkıma uğratıp yok etmede) kimini kiminin izinde yürüttük ve onları (tarihin anlatıp aktardığı) bir olay kıldık. İman etmeyen kavim için yıkım olsun

Saheeh InternationalThen We sent Our messengers in succession. Every time there came to a nation its messenger, they denied him, so We made them follow one another [to destruction], and We made them narrations. So away with a people who do not believe

Diyanet İşleri MealiSonra birbiri peşinden peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete peygamberi geldikçe onu yalancı saydılar. Onları birbiri peşinden yok edip hepsini birer efsane yaptık. İnanmayan millet, rahmetden ırak olsun

23:45
ثُمَّ أَرۡسَلۡنَا مُوسَىٰ وَأَخَاهُ هَٰرُونَ بِـَٔايَٰتِنَا وَسُلۡطَٰنࣲ مُّبِينٍ

Ali BulaçSonra Musa ve kardeşi Harun'u ayetlerimizle ve apaçık bir delille gönderdik

Saheeh InternationalThen We sent Moses and his brother Aaron with Our signs and a clear authority

Diyanet İşleri MealiSonra Musa ve kardeşi Harun'u, Firavun ve erkanına mucizelerimiz ve apaçık delille gönderdik. Büyüklük tasladılar. Zaten mağrur bir topluluktular

23:46
إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ وَمَلَإِيْهِۦ فَٱسۡتَكۡبَرُواْ وَكَانُواْ قَوۡمًا عَالِينَ

Ali BulaçFiravun'a ve ileri gelen çevresine; fakat onlar büyüklendiler. Onlar, 'büyüklenen-zorba' bir topluluktu

Saheeh InternationalTo Pharaoh and his establishment, but they were arrogant and were a haughty people

Diyanet İşleri MealiSonra Musa ve kardeşi Harun'u, Firavun ve erkanına mucizelerimiz ve apaçık delille gönderdik. Büyüklük tasladılar. Zaten mağrur bir topluluktular

23:47
فَقَالُوٓاْ أَنُؤۡمِنُ لِبَشَرَيۡنِ مِثۡلِنَا وَقَوۡمُهُمَا لَنَا عَٰبِدُونَ

Ali BulaçDediler ki: "Bizim benzerimiz olan iki beşere mi inanacak mışız? Kaldı ki, onların kavimleri bize kullukta (kölelikte) bulunmaktadırlar

Saheeh InternationalThey said, "Should we believe two men like ourselves while their people are for us in servitude

Diyanet İşleri MealiBu yüzden: "Milletleri bize kul iken, bizim gibi iki insana mı inanacağız?" deyip onları yalancı saydılar. Bu yüzden yok edildiler

23:48
فَكَذَّبُوهُمَا فَكَانُواْ مِنَ ٱلۡمُهۡلَكِينَ

Ali BulaçBöylece onları yalanladılar ve yıkıma uğrayanlardan oldular

Saheeh InternationalSo they denied them and were of those destroyed

Diyanet İşleri MealiBu yüzden: "Milletleri bize kul iken, bizim gibi iki insana mı inanacağız?" deyip onları yalancı saydılar. Bu yüzden yok edildiler

23:49
وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَا مُوسَى ٱلۡكِتَٰبَ لَعَلَّهُمۡ يَهۡتَدُونَ

Ali BulaçAndolsun, Biz Musa’ya kitabı verdik, belki onlar hidayete erer diye

Saheeh InternationalAnd We certainly gave Moses the Scripture that perhaps they would be guided

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki Musa'ya, doğru yola girsinler diye Kitap verdik

23:50
وَجَعَلۡنَا ٱبۡنَ مَرۡيَمَ وَأُمَّهُۥٓ ءَايَةࣰ وَءَاوَيۡنَٰهُمَآ إِلَىٰ رَبۡوَةࣲ ذَاتِ قَرَارࣲ وَمَعِينࣲ‏

Ali BulaçBiz, Meryem'in oğlunu ve annesini bir ayet kıldık ve ikisini barınmaya elverişli ve akar suyu olan bir tepede yerleştirdik

Saheeh InternationalAnd We made the son of Mary and his mother a sign and sheltered them within a high ground having level [areas] and flowing water

Diyanet İşleri MealiMeryem oğlunu da, annesini de mucize kıldık. Her ikisini de, pınarı bulunan, oturmaya elverişli yüksek bir yere yerleştirdik

23:51
يَٰٓأَيُّهَا ٱلرُّسُلُ كُلُواْ مِنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ وَٱعۡمَلُواْ صَٰلِحًاۖ إِنِّي بِمَا تَعۡمَلُونَ عَلِيمࣱ‏

Ali BulaçEy elçiler, güzel ve temiz olan şeylerden yiyin ve salih amellerde bulunun; çünkü gerçekten ben yapmakta olduklarınızı biliyorum

Saheeh International[Allah said], "O messengers, eat from the good foods and work righteousness. Indeed, I, of what you do, am Knowing

Diyanet İşleri MealiEy Peygamberler! Temiz şeylerden yiyin, yararlı iş işleyin; doğrusu Ben, yaptığınızı bilirim

23:52
وَإِنَّ هَٰذِهِۦٓ أُمَّتُكُمۡ أُمَّةࣰ وَٰحِدَةࣰ وَأَنَا۠ رَبُّكُمۡ فَٱتَّقُونِ

Ali Bulaçİşte sizin ümmetiniz bir tek ümmettir ve Ben de sizin Rabbinizim; öyleyse Benden korkup-sakının

Saheeh InternationalAnd indeed this, your religion, is one religion, and I am your Lord, so fear Me

Diyanet İşleri MealiŞüphesiz bu Müslümanlık, bir tek din olarak sizin dininizdir ve Ben de Rabbinizim; öyleyse Benden sakının

23:53
فَتَقَطَّعُوٓاْ أَمۡرَهُم بَيۡنَهُمۡ زُبُرࣰ اۖ كُلُّ حِزۡبِۭ بِمَا لَدَيۡهِمۡ فَرِحُونَ

Ali BulaçAncak onlar, işlerini kendi aralarında (farklı) kitaplar halinde böldüler; her bir grup, kendi ellerinde olanla yetinip sevinmektedir

Saheeh InternationalBut the people divided their religion among them into sects - each faction, in what it has, rejoicing

Diyanet İşleri MealiAma insanlar din konusunda aralarında bölük bölük oldular. Her bölük kendi tuttuğu yoldan memnundur

23:54 📚 1
فَذَرۡهُمۡ فِي غَمۡرَتِهِمۡ حَتَّىٰ حِينٍ

Ali BulaçArtık sen onları, belli bir süreye kadar kendi gafletleri içinde bırak

Saheeh InternationalSo leave them in their confusion for a time

Diyanet İşleri MealiOnları bir süreye kadar sapıklıklarıyla başbaşa bırak

23:55 📚 1
أَيَحۡسَبُونَ أَنَّمَا نُمِدُّهُم بِهِۦ مِن مَّالࣲ وَبَنِينَ

Ali BulaçOnlar sanıyorlar mı ki, kendilerine verdiğimiz mal ve çocuklarla

Saheeh InternationalDo they think that what We extend to them of wealth and children

Diyanet İşleri MealiKendilerine mal ve oğullar vermekle, iyiliklerde onlar için acele ettiğimizi mi zannederler? Hayır; farkında değiller

23:56
نُسَارِعُ لَهُمۡ فِي ٱلۡخَيۡرَٰتِۚ بَل لَّا يَشۡعُرُونَ

Ali BulaçBiz onların hayırlarına koşuyoruz (veya yardım ediyoruz)? Hayır, onlar şuurunda değiller

Saheeh InternationalIs [because] We hasten for them good things? Rather, they do not perceive

Diyanet İşleri MealiKendilerine mal ve oğullar vermekle, iyiliklerde onlar için acele ettiğimizi mi zannederler? Hayır; farkında değiller

23:57 📚 5
إِنَّ ٱلَّذِينَ هُم مِّنۡ خَشۡيَةِ رَبِّهِم مُّشۡفِقُونَ

Ali BulaçGerçekten, Rablerine olan haşyetlerinden dolayı saygıyla korkanlar

Saheeh InternationalIndeed, they who are apprehensive from fear of their Lord

Diyanet İşleri MealiRablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler

23:58
وَٱلَّذِينَ هُم بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِمۡ يُؤۡمِنُونَ

Ali BulaçRablerinin ayetlerine iman edenler

Saheeh InternationalAnd they who believe in the signs of their Lord

Diyanet İşleri MealiRablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler

23:59 📚 1
وَٱلَّذِينَ هُم بِرَبِّهِمۡ لَا يُشۡرِكُونَ

Ali BulaçRablerine ortak koşmayanlar

Saheeh InternationalAnd they who do not associate anything with their Lord

Diyanet İşleri MealiRablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler

23:60
وَٱلَّذِينَ يُؤۡتُونَ مَآ ءَاتَواْ وَّقُلُوبُهُمۡ وَجِلَةٌ أَنَّهُمۡ إِلَىٰ رَبِّهِمۡ رَٰجِعُونَ

Ali BulaçVe gerçekten Rablerine dönecekler diye, vermekte olduklarını kalpleri ürpererek verenler

Saheeh InternationalAnd they who give what they give while their hearts are fearful because they will be returning to their Lord

Diyanet İşleri MealiRablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler

23:61
أُوْلَٰٓئِكَ يُسَٰرِعُونَ فِي ٱلۡخَيۡرَٰتِ وَهُمۡ لَهَا سَٰبِقُونَ

Ali Bulaçİşte onlar, hayırlarda yarışmaktadırlar ve onlar bundan dolayı öne geçmektedirler

Saheeh InternationalIt is those who hasten to good deeds, and they outstrip [others] therein

Diyanet İşleri MealiRablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler

23:62
وَلَا نُكَلِّفُ نَفۡسًا إِلَّا وُسۡعَهَاۚ وَلَدَيۡنَا كِتَٰبࣱ يَنطِقُ بِٱلۡحَقِّ وَهُمۡ لَا يُظۡلَمُونَ

Ali BulaçHiç kimseye güç yetireceğinden fazlasını yüklemeyiz; elimizde hakkı söylemekte olan bir kitap vardır ve onlar hiçbir haksızlığa uğratılmazlar

Saheeh InternationalAnd We charge no soul except [with that within] its capacity, and with Us is a record which speaks with truth; and they will not be wronged

Diyanet İşleri MealiBiz herkese ancak gücünün yeteceği kadar yükleriz. Katımızda gerçeği söyleyen bir kitap vardır; onlar haksızlığa uğratılmazlar

23:63 📚 2
بَلۡ قُلُوبُهُمۡ فِي غَمۡرَةࣲ مِّنۡ هَٰذَا وَلَهُمۡ أَعۡمَٰلࣱ مِّن دُونِ ذَٰلِكَ هُمۡ لَهَا عَٰمِلُونَ

Ali BulaçHayır, onların kalpleri bundan dolayı bir gaflet içindedir. Üstelik onların, bunun dışında yapmakta oldukları (birtakım şeyler) vardır; onlar bunun için çalışmaktadırlar

Saheeh InternationalBut their hearts are covered with confusion over this, and they have [evil] deeds besides disbelief which they are doing

Diyanet İşleri MealiAma, kafirlerin kalbleri bundan habersizdir. Bundan başka da onların yapageldikleri işler de vardır

23:64
حَتَّىٰٓ إِذَآ أَخَذۡنَا مُتۡرَفِيهِم بِٱلۡعَذَابِ إِذَا هُمۡ يَجۡـَٔرُونَ

Ali BulaçNihayet, onların refahtan şımaran önde gelenlerini azap ile yakalayıverdiğimiz zaman, onlar hemen feryadı basacaklar

Saheeh InternationalUntil when We seize their affluent ones with punishment, at once they are crying [to Allah] for help

Diyanet İşleri MealiSonunda şımarık varlıklılarını azabla yakaladığımız zaman feryat ederler

23:65
لَا تَجۡـَٔرُواْ ٱلۡيَوۡمَۖ إِنَّكُم مِّنَّا لَا تُنصَرُونَ

Ali BulaçBugün feryad etmeyin, çünkü Bizden yardım göremezsiniz

Saheeh InternationalDo not cry out today. Indeed, by Us you will not be helped

Diyanet İşleri MealiOnlara şöyle deriz: "Bugün feryat etmeyin, doğrusu katımızdan bir yardım görmezsiniz

23:66
قَدۡ كَانَتۡ ءَايَٰتِي تُتۡلَىٰ عَلَيۡكُمۡ فَكُنتُمۡ عَلَىٰٓ أَعۡقَٰبِكُمۡ تَنكِصُونَ

Ali BulaçGerçekten Benim ayetlerim size okunuyordu, fakat siz topuklarınız üzerinde geri dönüyordunuz

Saheeh InternationalMy verses had already been recited to you, but you were turning back on your heels

Diyanet İşleri MealiAyetlerim size okunduğunda büyüklük taslayıp, gece ağzınıza geleni söyleyerek ardınıza dönüyordunuz

23:67
مُسۡتَكۡبِرِينَ بِهِۦ سَٰمِرࣰ ا تَهۡجُرُونَ

Ali BulaçBuna (ayetlerime) karşı büyüklük taslayarak; gece vakti de hezeyanlar sergiliyordunuz

Saheeh InternationalIn arrogance regarding it, conversing by night, speaking evil

Diyanet İşleri MealiAyetlerim size okunduğunda büyüklük taslayıp, gece ağzınıza geleni söyleyerek ardınıza dönüyordunuz

23:68
أَفَلَمۡ يَدَّبَّرُواْ ٱلۡقَوۡلَ أَمۡ جَآءَهُم مَّا لَمۡ يَأۡتِ ءَابَآءَهُمُ ٱلۡأَوَّلِينَ

Ali BulaçOnlar, yine de o sözü (Kur'an'ı) gereği gibi düşünmediler mi, yoksa onlara, geçmişteki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi

Saheeh InternationalThen have they not reflected over the Qur'an, or has there come to them that which had not come to their forefathers

Diyanet İşleri MealiSöyleneni hiç düşünmezler mi? Yoksa onlara, ilk atalarına gelmeyen bir şey mi geldi

23:69
أَمۡ لَمۡ يَعۡرِفُواْ رَسُولَهُمۡ فَهُمۡ لَهُۥ مُنكِرُونَ

Ali BulaçYa da kendi elçilerini tanımadılar mı ki, şimdi onu inkar ediyorlar

Saheeh InternationalOr did they not know their Messenger, so they are toward him disacknowledging

Diyanet İşleri MealiVeya peygamberlerini tanımadılar da; bu yüzden mi onu inkar ediyorlar

23:70 📚 1
أَمۡ يَقُولُونَ بِهِۦ جِنَّةُۢۚ بَلۡ جَآءَهُم بِٱلۡحَقِّ وَأَكۡثَرُهُمۡ لِلۡحَقِّ كَٰرِهُونَ

Ali BulaçYahut: "Onda bir delilik var" mı diyorlar? Hayır, o, onlara hak ile gelmiş bulunmaktadır ve onların çoğu hakkı çirkin karşılıyorlar

Saheeh InternationalOr do they say, "In him is madness?" Rather, he brought them the truth, but most of them, to the truth, are averse

Diyanet İşleri MealiYa da: "Onda delilik var" diyorlar öyle mi? Hayır; onlara gerçeği getirmiştir, ama çoğu ondan hoşlanmamaktadır

23:71
وَلَوِ ٱتَّبَعَ ٱلۡحَقُّ أَهۡوَآءَهُمۡ لَفَسَدَتِ ٱلسَّمَٰوَٰتُ وَٱلۡأَرۡضُ وَمَن فِيهِنَّۚ بَلۡ أَتَيۡنَٰهُم بِذِكۡرِهِمۡ فَهُمۡ عَن ذِكۡرِهِم مُّعۡرِضُونَ

Ali BulaçEğer hak, onların heva (istek ve tutku)larına uyacak olsaydı hiç tartışmasız, gökler, yer ve bunların içinde olan herkes (ve herşey) bozulmaya uğrardı. Hayır, Biz onlara kendi şan ve şeref (zikir)lerini getirmiş bulunuyoruz, fakat onlar kendi zikirlerinden yüz çeviriyorlar

Saheeh InternationalBut if the Truth had followed their inclinations, the heavens and the earth and whoever is in them would have been ruined. Rather, We have brought them their message, but they, from their message, are turning away

Diyanet İşleri MealiEğer gerçek onların heveslerine uysaydı, gökler, yer ve onlarda bulananlar bozulup giderdi. Onlara, kendilerine öğüt veren bir şey getirdik; onlar ise öğütlerinden yüz çevirirler

23:72
أَمۡ تَسۡـَٔلُهُمۡ خَرۡجࣰ ا فَخَرَاجُ رَبِّكَ خَيۡرࣱۖ وَهُوَ خَيۡرُ ٱلرَّٰزِقِينَ

Ali BulaçYoksa sen onlardan haraç mı istiyorsun? İşte Rabbinin haracı (dünya ve ahiret armağanı) daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır

Saheeh InternationalOr do you, [O Muhammad], ask them for payment? But the reward of your Lord is best, and He is the best of providers

Diyanet İşleri MealiYoksa sen onlardan bir ücret mi istiyorsun? Rabbinin ecri daha iyidir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır

23:73
وَإِنَّكَ لَتَدۡعُوهُمۡ إِلَىٰ صِرَٰطࣲ مُّسۡتَقِيمࣲ‏

Ali BulaçGerçekten sen onları dosdoğru olan bir yola çağırıyorsun

Saheeh InternationalAnd indeed, you invite them to a straight path

Diyanet İşleri MealiAslında sen onları doğru yola çağırıyorsun ama, ahirete inanmayanlar bu yoldan sapmaktadırlar

23:74
وَإِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡأٓخِرَةِ عَنِ ٱلصِّرَٰطِ لَنَٰكِبُونَ

Ali BulaçAncak ahirete inanmayanlar, şüphesiz yoldan sapanlardır

Saheeh InternationalBut indeed, those who do not believe in the Hereafter are deviating from the path

Diyanet İşleri MealiAslında sen onları doğru yola çağırıyorsun ama, ahirete inanmayanlar bu yoldan sapmaktadırlar

23:75 📚 1
۞وَلَوۡ رَحِمۡنَٰهُمۡ وَكَشَفۡنَا مَا بِهِم مِّن ضُرࣲّ لَّلَجُّواْ فِي طُغۡيَٰنِهِمۡ يَعۡمَهُونَ

Ali BulaçEğer onlara merhamet eder ve onlara dokunan zararı gideriverirsek, taşkınlıkları içinde şaşkınca dolaşmalarını sürdürecekler

Saheeh InternationalAnd even if We gave them mercy and removed what was upon them of affliction, they would persist in their transgression, wandering blindly

Diyanet İşleri MealiBiz onlara acısak ve başlarındaki sıkıntıyı gidersek bile, azgınlıkları içinde bocalayıp kalırlar

23:76
وَلَقَدۡ أَخَذۡنَٰهُم بِٱلۡعَذَابِ فَمَا ٱسۡتَكَانُواْ لِرَبِّهِمۡ وَمَا يَتَضَرَّعُونَ

Ali BulaçAndolsun, Biz onları azapla yakalayıverdik, fakat yine de Rablerine boyun eğmediler ve yakarıp-yalvarmadılar

Saheeh InternationalAnd We had gripped them with suffering [as a warning], but they did not yield to their Lord, nor did they humbly supplicate, [and will continue thus]

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, Biz onları azabla yakalamıştık, yine de Rablerine boyun eğmemiş ve yakarmamışlardı

23:77
حَتَّىٰٓ إِذَا فَتَحۡنَا عَلَيۡهِم بَابࣰ ا ذَا عَذَابࣲ شَدِيدٍ إِذَا هُمۡ فِيهِ مُبۡلِسُونَ

Ali BulaçSonunda, üzerlerine azabı şiddetli olan bir kapı açtığımızda, onlar bunun içinde şaşkına dönüp umutlarını kaybettiler

Saheeh InternationalUntil when We have opened before them a door of severe punishment, immediately they will be therein in despair

Diyanet İşleri MealiSonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman ümitsiz kalıverdiler

23:78
وَهُوَ ٱلَّذِيٓ أَنشَأَ لَكُمُ ٱلسَّمۡعَ وَٱلۡأَبۡصَٰرَ وَٱلۡأَفۡـِٔدَةَۚ قَلِيلࣰ ا مَّا تَشۡكُرُونَ

Ali BulaçO, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri inşa edendir; ne az şükrediyorsunuz

Saheeh InternationalAnd it is He who produced for you hearing and vision and hearts; little are you grateful

Diyanet İşleri MealiOysa, sizin için kulaklar, gözler ve kalbler vareden O'dur. Pek az şükrediyorsunuz

23:79 📚 2
وَهُوَ ٱلَّذِي ذَرَأَكُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَإِلَيۡهِ تُحۡشَرُونَ

Ali BulaçO, sizi yeryüzünde yaratıp-türetendir ve hepiniz yalnızca O'na (döndürülüp) toplanacaksınız

Saheeh InternationalAnd it is He who has multiplied you throughout the earth, and to Him you will be gathered

Diyanet İşleri MealiSizi yerde yaratıp yayan O'dur ve O'nun huzurunda toplanacaksınız

23:80
وَهُوَ ٱلَّذِي يُحۡيِۦ وَيُمِيتُ وَلَهُ ٱخۡتِلَٰفُ ٱلَّيۡلِ وَٱلنَّهَارِۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ

Ali BulaçO, yaşatan ve öldürendir; gece ile gündüzün aykırılığı (veya ardarda gelişi) da O'nun (kanunu)dur. Yine de aklınızı kullanmayacak mısınız

Saheeh InternationalAnd it is He who gives life and causes death, and His is the alternation of the night and the day. Then will you not reason

Diyanet İşleri MealiDirilten de, öldüren de O'dur. Gece ile gündüzün birbiri ardından gitmesi de O'nun emrine bağlıdır. Düşünmez misiniz

23:81 📚 1
بَلۡ قَالُواْ مِثۡلَ مَا قَالَ ٱلۡأَوَّلُونَ

Ali BulaçHayır; onlar, geçmiştekilerin söylediklerinin benzerini söylediler

Saheeh InternationalRather, they say like what the former peoples said

Diyanet İşleri MealiHayır; yine de öncekilerin dediklerini derler

23:82
قَالُوٓاْ أَءِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابࣰ ا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ

Ali BulaçDediler ki: "Öldüğümüz, bir toprak ve bir kemik olduğumuz zaman, gerçekten biz mi diriltilecek mişiz

Saheeh InternationalThey said, "When we have died and become dust and bones, are we indeed to be resurrected

Diyanet İşleri MealiÖncekiler: "Ölüp toprak ve bir yığın kemik olduğumuzda mı diriltileceğiz? And olsun ki biz ve daha önce de babalarımız tehdit edilmişti; bu, öncekilerin masallarından başka birşey değildir" demişlerdi

23:83
لَقَدۡ وُعِدۡنَا نَحۡنُ وَءَابَآؤُنَا هَٰذَا مِن قَبۡلُ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّآ أَسَٰطِيرُ ٱلۡأَوَّلِينَ

Ali BulaçAndolsun, bu tehdit, bize ve bizden önceki atalarımıza yapılmıştı; bu, geçmişlerin uydurma masallarından başka bir şey değildir

Saheeh InternationalWe have been promised this, we and our forefathers, before; this is not but legends of the former peoples

Diyanet İşleri MealiÖncekiler: "Ölüp toprak ve bir yığın kemik olduğumuzda mı diriltileceğiz? And olsun ki biz ve daha önce de babalarımız tehdit edilmişti; bu, öncekilerin masallarından başka birşey değildir" demişlerdi

23:84 📚 1
قُل لِّمَنِ ٱلۡأَرۡضُ وَمَن فِيهَآ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ

Ali BulaçDe ki: "Eğer biliyorsanız (söyleyin:) Yeryüzü ve onun içinde olanlar kimindir

Saheeh InternationalSay, [O Muhammad], "To whom belongs the earth and whoever is in it, if you should know

Diyanet İşleri MealiDe ki: "Biliyorsanız söyleyin, yer ve onda bulunanlar kimindir

23:85 📚 1
سَيَقُولُونَ لِلَّهِۚ قُلۡ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ

Ali BulaçAllah'ındır" diyecekler. De ki: "Yine de öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz

Saheeh InternationalThey will say, "To Allah." Say, "Then will you not remember

Diyanet İşleri MealiAllah'ındır" diyecekler, "Öyleyse ders almaz mısınız?" de

23:86
قُلۡ مَن رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ ٱلسَّبۡعِ وَرَبُّ ٱلۡعَرۡشِ ٱلۡعَظِيمِ

Ali BulaçDe ki: "Yedi göğün Rabbi ve büyük Arş'ın Rabbi kimdir

Saheeh InternationalSay, "Who is Lord of the seven heavens and Lord of the Great Throne

Diyanet İşleri MealiYedi göğün de Rabbi, yüce arşın da Rabbi kimdir?" de

23:87 📚 1
سَيَقُولُونَ لِلَّهِۚ قُلۡ أَفَلَا تَتَّقُونَ

Ali BulaçAllah'ındır" diyecekler. De ki: "Yine de sakınmayacak mısınız

Saheeh InternationalThey will say, "[They belong] to Allah." Say, "Then will you not fear Him

Diyanet İşleri MealiAllah'tır" diyecekler! "Öyleyse O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" de

23:88 📚 2
قُلۡ مَنۢ بِيَدِهِۦ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيۡءࣲ وَهُوَ يُجِيرُ وَلَا يُجَارُ عَلَيۡهِ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ

Ali BulaçDe ki: "Eğer biliyorsanız (söyleyin:) Herşeyin melekutu (mülk ve yönetimi) kimin elindedir? Ki O, koruyup kolluyorken Kendisi korunmuyor

Saheeh InternationalSay, "In whose hand is the realm of all things - and He protects while none can protect against Him - if you should know

Diyanet İşleri MealiBiliyorsanız söyleyin her şeyin hükümranlığı elinde olan, barındıran fakat himayeye muhtaç olmayan kimdir

23:89 📚 1
سَيَقُولُونَ لِلَّهِۚ قُلۡ فَأَنَّىٰ تُسۡحَرُونَ

Ali BulaçAllah'ındır" diyecekler. De ki: "Öyleyse nasıl oluyor da böyle büyüleniyorsunuz

Saheeh InternationalThey will say, "[All belongs] to Allah." Say, "Then how are you deluded

Diyanet İşleri MealiAllah'tır" diyecekler; "Öyleyse nasıl aldanıyorsunuz" de

23:90
بَلۡ أَتَيۡنَٰهُم بِٱلۡحَقِّ وَإِنَّهُمۡ لَكَٰذِبُونَ

Ali BulaçHayır, Biz onlara hakkı getirdik, ancak onlar gerçekten yalancıdırlar

Saheeh InternationalRather, We have brought them the truth, and indeed they are liars

Diyanet İşleri MealiHayır; Biz onlara gerçeği getirdik ama, onlar yalancıdırlar

23:91 📚 5
مَا ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ مِن وَلَدࣲ وَمَا كَانَ مَعَهُۥ مِنۡ إِلَٰهٍۚ إِذࣰ ا لَّذَهَبَ كُلُّ إِلَٰهِۭ بِمَا خَلَقَ وَلَعَلَا بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضࣲۚ سُبۡحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ

Ali BulaçAllah, hiçbir çocuk edinmemiştir ve O'nunla birlikte hiçbir İlah yoktur; eğer olsaydı, her bir ilah elbette kendi yarattığını götürüverirdi ve (ilahların) bir kısmına karşı üstünlük sağlardı. Allah, onların nitelendiregeldiklerinden Yücedir

Saheeh InternationalAllah has not taken any son, nor has there ever been with Him any deity. [If there had been], then each deity would have taken what it created, and some of them would have sought to overcome others. Exalted is Allah above what they describe [concerning Him]

Diyanet İşleri MealiAllah çocuk edinmemiştir; O'nun yanında hiçbir tanrı yoktur, olsaydı, her tanrı kendi yarattığı ile beraber gider ve birbirinden üstün olmağa çalışırlardı. Allah onların vasıflandırdıklarından münezzehtir

23:92
عَٰلِمِ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ فَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يُشۡرِكُونَ

Ali BulaçGaybı ve müşahede edilebileni bilendir; onların ortak koştuklarından Yücedir

Saheeh International[He is] Knower of the unseen and the witnessed, so high is He above what they associate [with Him]

Diyanet İşleri MealiO, görülmeyeni de, görüleni de bilir. Koştukları ortaklardan yücedir

23:93
قُل رَّبِّ إِمَّا تُرِيَنِّي مَا يُوعَدُونَ

Ali BulaçDe ki: "Rabbim, eğer onlara va'dolunan (azab)ı mutlaka bana göstereceksen

Saheeh InternationalSay, [O Muhammad], "My Lord, if You should show me that which they are promised

Diyanet İşleri MealiDe ki: "Rabbim! Onların tehdit olundukları şeyi bana mutlaka göstereceksen, o zaman beni zalim milletin içinde bulundurma Yarabbi

23:94
رَبِّ فَلَا تَجۡعَلۡنِي فِي ٱلۡقَوۡمِ ٱلظَّٰلِمِينَ

Ali BulaçRabbim, bu durumda beni zulmeden kavmin içinde bırakma

Saheeh InternationalMy Lord, then do not place me among the wrongdoing people

Diyanet İşleri MealiDe ki: "Rabbim! Onların tehdit olundukları şeyi bana mutlaka göstereceksen, o zaman beni zalim milletin içinde bulundurma Yarabbi

23:95
وَإِنَّا عَلَىٰٓ أَن نُّرِيَكَ مَا نَعِدُهُمۡ لَقَٰدِرُونَ

Ali BulaçGerçek şu ki Biz, onları tehdit ettiğimiz şeyi şüphesiz sana gösterme gücüne sahibiz

Saheeh InternationalAnd indeed, We are able to show you what We have promised them

Diyanet İşleri MealiBiz onlara vadettiğimizi sana elbette gösterebiliriz

23:96
ٱدۡفَعۡ بِٱلَّتِي هِيَ أَحۡسَنُ ٱلسَّيِّئَةَۚ نَحۡنُ أَعۡلَمُ بِمَا يَصِفُونَ

Ali BulaçKötülüğü en güzel olanla uzaklaştır; Biz, onların nitelendiregeldiklerini en iyi bileniz

Saheeh InternationalRepel, by [means of] what is best, [their] evil. We are most knowing of what they describe

Diyanet İşleri MealiKötülüğü en iyi ile sav. Onların vasıflandırmalarını Biz daha iyi biliriz

23:97
وَقُل رَّبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنۡ هَمَزَٰتِ ٱلشَّيَٰطِينِ

Ali BulaçVe de ki: "Rabbim, şeytanın kışkırtmalarından Sana sığınırım

Saheeh InternationalAnd say, "My Lord, I seek refuge in You from the incitements of the devils

Diyanet İşleri MealiDe ki: "Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından Sana sığınırım

23:98 📚 7
وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحۡضُرُونِ

Ali BulaçVe onların benim yanımda bulunmalarından da Sana sığınırım Rabbim

Saheeh InternationalAnd I seek refuge in You, my Lord, lest they be present with me

Diyanet İşleri MealiRabbim! Yanımda bulunmalarından da Sana sığınırım

23:99 📚 4
حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَ أَحَدَهُمُ ٱلۡمَوۡتُ قَالَ رَبِّ ٱرۡجِعُونِ

Ali BulaçSonunda, onlardan birine ölüm geldiği zaman, der ki: "Rabbim, beni geri çevirin

Saheeh International[For such is the state of the disbelievers], until, when death comes to one of them, he says, "My Lord, send me back

Diyanet İşleri MealiOnlardan birine ölüm gelince: "Rabbim! Beni geri çevir, belki, yapmadan bıraktığımı tamamlar, iyi iş işlerim" der. Hayır; bu söylediği sadece kendi lafıdır. Tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında geriye dönmekten onları alıkoyan bir engel vardır

23:100 📚 1
لَعَلِّيٓ أَعۡمَلُ صَٰلِحࣰ ا فِيمَا تَرَكۡتُۚ كَلَّآۚ إِنَّهَا كَلِمَةٌ هُوَ قَآئِلُهَاۖ وَمِن وَرَآئِهِم بَرۡزَخٌ إِلَىٰ يَوۡمِ يُبۡعَثُونَ

Ali BulaçKi, geride bıraktığım (dünya)da salih amellerde bulunayım." Asla, gerçekten bu, yalnızca bir sözdür, bunu da kendisi söylemektedir. Onların önlerinde, diriltilip kaldırılacakları güne kadar bir engel (berzah) vardır

Saheeh InternationalThat I might do righteousness in that which I left behind." No! It is only a word he is saying; and behind them is a barrier until the Day they are resurrected

Diyanet İşleri MealiOnlardan birine ölüm gelince: "Rabbim! Beni geri çevir, belki, yapmadan bıraktığımı tamamlar, iyi iş işlerim" der. Hayır; bu söylediği sadece kendi lafıdır. Tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında geriye dönmekten onları alıkoyan bir engel vardır

23:101 📚 5
فَإِذَا نُفِخَ فِي ٱلصُّورِ فَلَآ أَنسَابَ بَيۡنَهُمۡ يَوۡمَئِذࣲ وَلَا يَتَسَآءَلُونَ

Ali BulaçBöylece Sur'a üfürüldüğü zaman artık o gün aralarında soylar (veya soybağları) yoktur ve (üstünlük unsuru olarak soyluluğu veya birbirlerine durumlarını) soruşturmazlar da

Saheeh InternationalSo when the Horn is blown, no relationship will there be among them that Day, nor will they ask about one another

Diyanet İşleri MealiSura üflendiği zaman, o gün, aralarındaki soy yakınlığı fayda vermez ve birbirlerine de birşey soramazlar

23:102
فَمَن ثَقُلَتۡ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُفۡلِحُونَ

Ali BulaçArtık kimin tartısı ağır basarsa, işte onlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir

Saheeh InternationalAnd those whose scales are heavy [with good deeds] - it is they who are the successful

Diyanet İşleri MealiTartıları ağır gelenler, işte onlar kurtuluşa ermiş olanlardır

23:103
وَمَنۡ خَفَّتۡ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُوْلَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ فِي جَهَنَّمَ خَٰلِدُونَ

Ali BulaçKimin tartısı hafif gelirse, işte onlar da kendi nefislerini hüsrana uğratanlar, cehennemde de ebedi olarak kalacak olanlardır

Saheeh InternationalBut those whose scales are light - those are the ones who have lost their souls, [being] in Hell, abiding eternally

Diyanet İşleri MealiTartıları hafif gelenler, işte onlar, kendilerine yazık edendir, cehennemde temellidirler

23:104
تَلۡفَحُ وُجُوهَهُمُ ٱلنَّارُ وَهُمۡ فِيهَا كَٰلِحُونَ

Ali BulaçAteş, onların yüzlerini yalayarak yakar da onun içinde onlar, (etleri sıyrılmış olarak sırıtan) dişleriyle kalıverirler

Saheeh InternationalThe Fire will sear their faces, and they therein will have taut smiles

Diyanet İşleri MealiAteş onların yüzlerini yalar, dişleri sırıtıp kalır

23:105
أَلَمۡ تَكُنۡ ءَايَٰتِي تُتۡلَىٰ عَلَيۡكُمۡ فَكُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ

Ali BulaçAyetlerim size okunuyorken, yalanlayanlar sizler değil miydiniz

Saheeh International[It will be said]. "Were not My verses recited to you and you used to deny them

Diyanet İşleri MealiAllah: "Ayetlerim size okunurken onları yalanlıyordunuz değil mi?" der

23:106
قَالُواْ رَبَّنَا غَلَبَتۡ عَلَيۡنَا شِقۡوَتُنَا وَكُنَّا قَوۡمࣰ ا ضَآلِّينَ

Ali BulaçDediler ki: "Rabbimiz, mutsuzluğumuz bize karşı üstün geldi, biz sapan bir topluluk imişiz

Saheeh InternationalThey will say, "Our Lord, our wretchedness overcame us, and we were a people astray

Diyanet İşleri MealiŞöyle derler: "Rabbimiz! Bizi bedbahtlığımız yenmişti; sapık bir millet olmuştuk

23:107 📚 5
رَبَّنَآ أَخۡرِجۡنَا مِنۡهَا فَإِنۡ عُدۡنَا فَإِنَّا ظَٰلِمُونَ

Ali BulaçRabbimiz, bizi (ateşin) içinden çıkar, eğer yine (inkara) dönersek, artık gerçekten zalim kimseler oluruz

Saheeh InternationalOur Lord, remove us from it, and if we were to return [to evil], we would indeed be wrongdoers

Diyanet İşleri MealiRabbimiz! Bizi buradan çıkar, tekrar günaha dönersek, doğrusu zulmetmiş oluruz

23:108
قَالَ ٱخۡسَـُٔواْ فِيهَا وَلَا تُكَلِّمُونِ

Ali BulaçDer ki: "Onun içine sinin ve Benimle söyleşmeyin

Saheeh InternationalHe will say, "Remain despised therein and do not speak to Me

Diyanet İşleri MealiAllah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der

23:109
إِنَّهُۥ كَانَ فَرِيقࣱ مِّنۡ عِبَادِي يَقُولُونَ رَبَّنَآ ءَامَنَّا فَٱغۡفِرۡ لَنَا وَٱرۡحَمۡنَا وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلرَّٰحِمِينَ

Ali BulaçÇünkü gerçekten Benim kullarımdan bir grup: “Rabbimiz, iman ettik, Sen artık bizi bağışla ve bize merhamet et, Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın, derlerdi de

Saheeh InternationalIndeed, there was a party of My servants who said, 'Our Lord, we have believed, so forgive us and have mercy upon us, and You are the best of the merciful

Diyanet İşleri MealiAllah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der

23:110
فَٱتَّخَذۡتُمُوهُمۡ سِخۡرِيًّا حَتَّىٰٓ أَنسَوۡكُمۡ ذِكۡرِي وَكُنتُم مِّنۡهُمۡ تَضۡحَكُونَ

Ali BulaçSiz onları alay konusu edinmiştiniz; öyle ki, size Benim zikrimi unutturdular ve siz onlara gülüp duruyordunuz

Saheeh InternationalBut you took them in mockery to the point that they made you forget My remembrance, and you used to laugh at them

Diyanet İşleri MealiAllah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der

23:111
إِنِّي جَزَيۡتُهُمُ ٱلۡيَوۡمَ بِمَا صَبَرُوٓاْ أَنَّهُمۡ هُمُ ٱلۡفَآئِزُونَ

Ali BulaçBugün Ben, gerçekten onların sabretmelerinin karşılığını verdim. Şüphesiz onlar, 'kurtuluşa ve mutluluğa' erenlerdir

Saheeh InternationalIndeed, I have rewarded them this Day for their patient endurance - that they are the attainers [of success]

Diyanet İşleri MealiAllah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der

23:112 📚 2
قَٰلَ كَمۡ لَبِثۡتُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ عَدَدَ سِنِينَ

Ali BulaçDedi ki: "Yıl sayısı olarak yeryüzünde ne kadar kaldınız

Saheeh International[Allah] will say, "How long did you remain on earth in number of years

Diyanet İşleri MealiAllah onlara yine: "Yeryüzünde kaç yıl kaldınız" der

23:113 📚 3
قَالُواْ لَبِثۡنَا يَوۡمًا أَوۡ بَعۡضَ يَوۡمࣲ فَسۡـَٔلِ ٱلۡعَآدِّينَ

Ali BulaçDediler ki: "Bir gün ya da bir günün birazı kadar kaldık, sayanlara sor

Saheeh InternationalThey will say, "We remained a day or part of a day; ask those who enumerate

Diyanet İşleri MealiBir gün veya daha az bir süre kaldık, sayanlara sor" derler

23:114
قَٰلَ إِن لَّبِثۡتُمۡ إِلَّا قَلِيلࣰ اۖ لَّوۡ أَنَّكُمۡ كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ

Ali BulaçDedi ki: "Yalnızca az (bir zaman) kaldınız, gerçekten bir bilseydiniz

Saheeh InternationalHe will say, "You stayed not but a little - if only you had known

Diyanet İşleri MealiAllah' "Pek az kaldınız, keşke bilseydiniz! Sizi boşuna yarattığımızı ve Bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?" der

23:115
أَفَحَسِبۡتُمۡ أَنَّمَا خَلَقۡنَٰكُمۡ عَبَثࣰ ا وَأَنَّكُمۡ إِلَيۡنَا لَا تُرۡجَعُونَ

Ali BulaçBizim, sizi boş bir amaç uğruna yarattığımızı ve gerçekten Bize döndürülüp getirilmeyeceğinizi mi sanmıştınız

Saheeh InternationalThen did you think that We created you uselessly and that to Us you would not be returned

Diyanet İşleri MealiAllah' "Pek az kaldınız, keşke bilseydiniz! Sizi boşuna yarattığımızı ve Bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?" der

23:116 📚 6
فَتَعَٰلَى ٱللَّهُ ٱلۡمَلِكُ ٱلۡحَقُّۖ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ رَبُّ ٱلۡعَرۡشِ ٱلۡكَرِيمِ

Ali BulaçHak melik olan Allah pek Yücedir, O'ndan başka İlah yoktur; Kerim olan Arş'ın Rabbidir

Saheeh InternationalSo exalted is Allah, the Sovereign, the Truth; there is no deity except Him, Lord of the Noble Throne

Diyanet İşleri MealiGerçek hükümdar olan Allah yücedir. O'ndan başka tanrı yoktur. O, yüce arşın Rabbidir

23:117 📚 1
وَمَن يَدۡعُ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ لَا بُرۡهَٰنَ لَهُۥ بِهِۦ فَإِنَّمَا حِسَابُهُۥ عِندَ رَبِّهِۦٓۚ إِنَّهُۥ لَا يُفۡلِحُ ٱلۡكَٰفِرُونَ

Ali BulaçKim Allah ile beraber ona ilişkin geçerli kesin bir kanıt (burhan)ı olmaksızın başka bir İlah'a taparsa, artık onun hesabı Rabbinin Katındadır. Şüphesiz inkar edenler kurtuluşa eremezler

Saheeh InternationalAnd whoever invokes besides Allah another deity for which he has no proof - then his account is only with his Lord. Indeed, the disbelievers will not succeed

Diyanet İşleri MealiAllah'la beraber, varlığına hiçbir delili olmadığı halde başka tanrıya tapanın hesabını Rabbi görecektir. İnkarcılar elbette kurtulamazlar

23:118 📚 1
وَقُل رَّبِّ ٱغۡفِرۡ وَٱرۡحَمۡ وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلرَّٰحِمِينَ

Ali BulaçVe de ki: "Rabbim, bağışla ve merhamet et, Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın

Saheeh InternationalAnd, [O Muhammad], say, "My Lord, forgive and have mercy, and You are the best of the merciful

Diyanet İşleri MealiDe ki: "Rabbim! Bağışla, merhamet et, Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın

← Önceki Sonraki →

23. Al-Muminoon Suresi | Anlam Arayışı