☪ Anlam Arayışı

23. Al-Muminoon سُورَةُ المُؤۡمِنُونَ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
23:1
قَدۡ أَفۡلَحَ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ

Diyanet İşleri MealiMüminler saadete ermişlerdir

Elmalılı Hamdi YazırGerçekten müminler kurtuluşa ermiştir

Yusuf AliThe believers must (eventually) win through

23:2 📚 1
ٱلَّذِينَ هُمۡ فِي صَلَاتِهِمۡ خَٰشِعُونَ

Diyanet İşleri MealiOnlar namazda huşu içindedirler

Elmalılı Hamdi YazırOnlar ki, namazlarında huşû içindedirler

Yusuf AliThose who humble themselves in their prayers

23:3 📚 6
وَٱلَّذِينَ هُمۡ عَنِ ٱللَّغۡوِ مُعۡرِضُونَ

Diyanet İşleri MealiOnlar boş şeylerden yüz çevirirler

Elmalılı Hamdi YazırOnlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler

Yusuf AliWho avoid vain talk

23:4
وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِلزَّكَوٰةِ فَٰعِلُونَ

Diyanet İşleri MealiOnlar zekatlarını verirler

Elmalılı Hamdi YazırOnlar ki, zekat (vazifelerini) yerine getirirler

Yusuf AliWho are active in deeds of charity

23:5
وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِفُرُوجِهِمۡ حَٰفِظُونَ

Diyanet İşleri MealiOnlar, eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten korurlar. Doğrusu bunlar yerilemezler

Elmalılı Hamdi YazırVe onlar ki, iffetlerini korurlar

Yusuf AliWho abstain from sex

23:6
إِلَّا عَلَىٰٓ أَزۡوَٰجِهِمۡ أَوۡ مَا مَلَكَتۡ أَيۡمَٰنُهُمۡ فَإِنَّهُمۡ غَيۡرُ مَلُومِينَ

Diyanet İşleri MealiOnlar, eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten korurlar. Doğrusu bunlar yerilemezler

Elmalılı Hamdi YazırAncak eşleri ve ellerinin sahip olduğu (cariyeleri) hariç. (Bunlarla ilişkilerinden dolayı) kınanmış değillerdir

Yusuf AliExcept with those joined to them in the marriage bond, or (the captives) whom their right hands possess,- for (in their case) they are free from blame

23:7
فَمَنِ ٱبۡتَغَىٰ وَرَآءَ ذَٰلِكَ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡعَادُونَ

Diyanet İşleri MealiBu sınırları aşmak isteyenler, işte bunlar aşırı gidenlerdir

Elmalılı Hamdi YazırŞu halde, kim bunun ötesine gitmeyi isterse, işte bunlar, haddi aşan kimselerdir

Yusuf AliBut those whose desires exceed those limits are transgressors

23:8
وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِأَمَٰنَٰتِهِمۡ وَعَهۡدِهِمۡ رَٰعُونَ

Diyanet İşleri MealiOnlar emanetlerini ve sözlerini yerine getirirler

Elmalılı Hamdi YazırYine onlar ki, emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler

Yusuf AliThose who faithfully observe their trusts and their covenants

23:9 📚 4
وَٱلَّذِينَ هُمۡ عَلَىٰ صَلَوَٰتِهِمۡ يُحَافِظُونَ

Diyanet İşleri MealiNamazlarına riayet ederler

Elmalılı Hamdi YazırVe onlar ki, namazlarını muhafaza ederler

Yusuf AliAnd who (strictly) guard their prayers

23:10
أُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡوَٰرِثُونَ

Diyanet İşleri Mealiİşte onlar, temelli kalacakları Firdevs cennetine varis olanlardır

Elmalılı Hamdi Yazırİşte asıl onlar varislerdir

Yusuf AliThese will be the heirs

23:11
ٱلَّذِينَ يَرِثُونَ ٱلۡفِرۡدَوۡسَ هُمۡ فِيهَا خَٰلِدُونَ

Diyanet İşleri Mealiİşte onlar, temelli kalacakları Firdevs cennetine varis olanlardır

Elmalılı Hamdi YazırKi, Firdevs'e varis olan bu kimseler orada ebedî kalırlar

Yusuf AliWho will inherit Paradise: they will dwell therein (for ever)

23:12
وَلَقَدۡ خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَٰنَ مِن سُلَٰلَةࣲ مِّن طِينࣲ‏

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, insanı süzme çamurdan yarattık

Elmalılı Hamdi YazırAnd olsun biz insanı, çamurdan, bir sülâleden (süzülüp çıkarılmış çamurdan) yarattık

Yusuf AliMan We did create from a quintessence (of clay)

23:13
ثُمَّ جَعَلۡنَٰهُ نُطۡفَةࣰ فِي قَرَارࣲ مَّكِينࣲ‏

Diyanet İşleri MealiSonra onu nutfe halinde sağlam bir yere yerleştirdik

Elmalılı Hamdi YazırSonra onu emin ve sağlam bir karargahta (rahimde) nutfe (sperma) haline getirdik

Yusuf AliThen We placed him as (a drop of) sperm in a place of rest, firmly fixed

23:14 📚 3
ثُمَّ خَلَقۡنَا ٱلنُّطۡفَةَ عَلَقَةࣰ فَخَلَقۡنَا ٱلۡعَلَقَةَ مُضۡغَةࣰ فَخَلَقۡنَا ٱلۡمُضۡغَةَ عِظَٰمࣰ ا فَكَسَوۡنَا ٱلۡعِظَٰمَ لَحۡمࣰ ا ثُمَّ أَنشَأۡنَٰهُ خَلۡقًا ءَاخَرَۚ فَتَبَارَكَ ٱللَّهُ أَحۡسَنُ ٱلۡخَٰلِقِينَ

Diyanet İşleri MealiSonra nutfeyi kan pıhtısına çevirdik, kan pıhtısını bir çiğnemlik et yaptık, bir çiğnemlik etten kemikler yarattık, kemiklere de et giydirdik. Sonra onu başka bir yaratık yaptık: Biçim verenlerin en güzeli olan Allah ne uludur

Elmalılı Hamdi YazırSonra nutfeyi bir alaka (embrio) yarattık, derken o alakayı bir mudga (bir çiğnem et parçası halinde) yarattık, derken o mudgayı bir takım kemik yarattık, derken o kemiklere bir et giydirdik, sonra onu diğer bir yaratık olarak teşekkül ettirdik. Yapıp yaratanların en güzeli olan Allah, pek yücedir

Yusuf AliThen We made the sperm into a clot of congealed blood; then of that clot We made a (foetus) lump; then we made out of that lump bones and clothed the bones with flesh; then we developed out of it another creature. So blessed be God, the best t o create

23:15 📚 4
ثُمَّ إِنَّكُم بَعۡدَ ذَٰلِكَ لَمَيِّتُونَ

Diyanet İşleri MealiSizler, bütün bunlardan sonra ölürsünüz

Elmalılı Hamdi YazırSonra siz bunun ardından, muhakkak ki öleceksiniz

Yusuf AliAfter that, at length ye will die

23:16
ثُمَّ إِنَّكُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ تُبۡعَثُونَ

Diyanet İşleri MealiŞüphesiz kıyamet günü tekrar diriltilirsiniz

Elmalılı Hamdi YazırSonra da siz, şüphesiz, kıyamet gününde tekrar diriltileceksiniz

Yusuf AliAgain, on the Day of Judgment, will ye be raised up

23:17
وَلَقَدۡ خَلَقۡنَا فَوۡقَكُمۡ سَبۡعَ طَرَآئِقَ وَمَا كُنَّا عَنِ ٱلۡخَلۡقِ غَٰفِلِينَ

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, üstünüzde yedi tabaka yarattık. Biz, yarattığımızdan habersiz değiliz

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun biz, sizin üstünüzde yedi yol yarattık. Biz, yaratmaktan habersiz değiliz

Yusuf AliAnd We have made, above you, seven tracts; and We are never unmindful of (our) Creation

23:18 📚 1
وَأَنزَلۡنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءَۢ بِقَدَرࣲ فَأَسۡكَنَّٰهُ فِي ٱلۡأَرۡضِۖ وَإِنَّا عَلَىٰ ذَهَابِۭ بِهِۦ لَقَٰدِرُونَ

Diyanet İşleri MealiGökten suyu ölçülü indirdik de, onu yerde durdurduk. Şüphesiz onu gidermeye de kadiriz

Elmalılı Hamdi YazırGökten uygun bir ölçüde yağmur indirip onu yerde durgunlaştırdık. Bizim onu gidermeye de elbet gücümüz yeter

Yusuf AliAnd We send down water from the sky according to (due) measure, and We cause it to soak in the soil; and We certainly are able to drain it off (with ease)

23:19
فَأَنشَأۡنَا لَكُم بِهِۦ جَنَّٰتࣲ مِّن نَّخِيلࣲ وَأَعۡنَٰبࣲ لَّكُمۡ فِيهَا فَوَٰكِهُ كَثِيرَةࣱ وَمِنۡهَا تَأۡكُلُونَ

Diyanet İşleri MealiOnunla, içinde, yediğiniz birçok meyvalar bulunan hurmalık ve üzüm bağları, Tur-i Sina'da yetişen, yiyenlere, yağ ve katık veren zeytin ağacını var ettik

Elmalılı Hamdi YazırBöylece onun (yağmurun) sayesinde sizin yararınıza hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik ki, bunlarda sizin için bir çok meyveler vardır ve siz onlardan yersiniz

Yusuf AliWith it We grow for you gardens of date-palms and vines: in them have ye abundant fruits: and of them ye eat (and have enjoyment)

23:20 📚 1
وَشَجَرَةࣰ تَخۡرُجُ مِن طُورِ سَيۡنَآءَ تَنۢبُتُ بِٱلدُّهۡنِ وَصِبۡغࣲ لِّلۡأٓكِلِينَ

Diyanet İşleri MealiOnunla, içinde, yediğiniz birçok meyvalar bulunan hurmalık ve üzüm bağları, Tur-i Sina'da yetişen, yiyenlere, yağ ve katık veren zeytin ağacını var ettik

Elmalılı Hamdi YazırTûrı Sinâ'da (dahi) yetişen bir ağaç da meydana getirdik ki, bu ağaç, hem yağ, hem de yiyenlerin ekmeğine katık edecekleri (zeytin) verir

Yusuf AliAlso a tree springing out of Mount Sinai, which produces oil, and relish for those who use it for food

23:21 📚 1
وَإِنَّ لَكُمۡ فِي ٱلۡأَنۡعَٰمِ لَعِبۡرَةࣰۖ نُّسۡقِيكُم مِّمَّا فِي بُطُونِهَا وَلَكُمۡ فِيهَا مَنَٰفِعُ كَثِيرَةࣱ وَمِنۡهَا تَأۡكُلُونَ

Diyanet İşleri MealiEhli hayvanlarda size ders vardır; onlardan çıkan sütten size içiririz; onlarda daha birçok menfaatiniz vardır. Onlardan yersiniz

Elmalılı Hamdi YazırHayvanlarda da sizin için elbette ibretler vardır. Onların karınlarındakilerden size içiririz. Onlarda sizin için birtakım faydalar daha vardır; ayrıca etlerini yersiniz

Yusuf AliAnd in cattle (too) ye have an instructive example: from within their bodies We produce (milk) for you to drink; there are, in them, (besides), numerous (other) benefits for you; and of their (meat) ye eat

23:22 📚 2
وَعَلَيۡهَا وَعَلَى ٱلۡفُلۡكِ تُحۡمَلُونَ

Diyanet İşleri MealiHem onların ve hem de gemilerin üzerinde taşınırsınız

Elmalılı Hamdi YazırHem onlara ve hem gemiye yüklenirsiniz

Yusuf AliAn on them, as well as in slips, ye side

23:23
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوۡمِهِۦ فَقَالَ يَٰقَوۡمِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنۡ إِلَٰهٍ غَيۡرُهُۥٓۚ أَفَلَا تَتَّقُونَ

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki Nuh'u milletine gönderdik; onlara: "Ey milletim! Allah'a kulluk edin; O'ndan başka tanrınız yoktur; sakınmaz mısınız?" dedi

Elmalılı Hamdi YazırAnd olsun biz, Nûh'u kavmine gönderdik. "Ey kavmim dedi, Allah'a kulluk edin. O'ndan başka tanrınız yoktur. Hâlâ sakınmaz mısınız

Yusuf Ali(Further, We sent a long line of prophets for your instruction). We sent Noah to his people: He said, "O my people! worship God! Ye have no other god but Him. Will ye not fear (Him)

23:24
فَقَالَ ٱلۡمَلَؤُاْ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن قَوۡمِهِۦ مَا هَٰذَآ إِلَّا بَشَرࣱ مِّثۡلُكُمۡ يُرِيدُ أَن يَتَفَضَّلَ عَلَيۡكُمۡ وَلَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ لَأَنزَلَ مَلَٰٓئِكَةࣰ مَّا سَمِعۡنَا بِهَٰذَا فِيٓ ءَابَآئِنَا ٱلۡأَوَّلِينَ

Diyanet İşleri MealiMilletinin inkarcı ileri gelenleri: "Bu, sizin gibi bir insandan başka birşey değildir. Sizden üstün olmak istiyor. Allah dilemiş olsaydı melekler indirirdi. İlk atalarımızdan beri böyle birşey işitmedik. Bu adamda nedense biraz delilik var, bir süreye kadar onu gözetleyin" dediler

Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine, kavminin içinden kâfir kodaman topluluğu "Bu, dediler, tıpkı sizin gibi bir beşer olmaktan başka bir şey değildir. Size üstün ve hakim olmak istiyor. Eğer Allah (peygamber göndermek) isteseydi, muhakkak ki bir melek gönderirdi. Biz geçmişteki atalarımızdan böyle bir şey duymadık

Yusuf AliThe chiefs of the Unbelievers among his people said: "He is no more than a man like yourselves: his wish is to assert his superiority over you: if God had wished (to send messengers), He could have sent down angels; never did we hear such a th ing (as he says), among our ancestors of old

23:25
إِنۡ هُوَ إِلَّا رَجُلُۢ بِهِۦ جِنَّةࣱ فَتَرَبَّصُواْ بِهِۦ حَتَّىٰ حِينࣲ‏

Diyanet İşleri MealiMilletinin inkarcı ileri gelenleri: "Bu, sizin gibi bir insandan başka birşey değildir. Sizden üstün olmak istiyor. Allah dilemiş olsaydı melekler indirirdi. İlk atalarımızdan beri böyle birşey işitmedik. Bu adamda nedense biraz delilik var, bir süreye kadar onu gözetleyin" dediler

Elmalılı Hamdi YazırBu, yalnızca kendisinde delilik bulunan bir kimsedir. Öyle ise, bir süreye kadar ona katlanıp (durumu) gözetleyin bakalım

Yusuf Ali(And some said): "He is only a man possessed: wait (and have patience) with him for a time

23:26
قَالَ رَبِّ ٱنصُرۡنِي بِمَا كَذَّبُونِ

Diyanet İşleri MealiNuh: "Rabbim! Beni yalanlamalarına karşılık bana yardım et" dedi

Elmalılı Hamdi YazırNuh: "Rabbim! dedi, beni yalana çıkarmalarına karşı bana yardım et

Yusuf Ali(Noah) said: "O my Lord! help me: for that they accuse me of falsehood

23:27 📚 2
فَأَوۡحَيۡنَآ إِلَيۡهِ أَنِ ٱصۡنَعِ ٱلۡفُلۡكَ بِأَعۡيُنِنَا وَوَحۡيِنَا فَإِذَا جَآءَ أَمۡرُنَا وَفَارَ ٱلتَّنُّورُ فَٱسۡلُكۡ فِيهَا مِن كُلࣲّ زَوۡجَيۡنِ ٱثۡنَيۡنِ وَأَهۡلَكَ إِلَّا مَن سَبَقَ عَلَيۡهِ ٱلۡقَوۡلُ مِنۡهُمۡۖ وَلَا تُخَٰطِبۡنِي فِي ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓاْ إِنَّهُم مُّغۡرَقُونَ

Diyanet İşleri MealiBunun üzerine ona şöyle vahyettik: "Nezaretimiz altında, sana bildirdiğimiz gibi gemiyi yap; buyruğumuz gelip tandırdan sular kaynayınca her cinsten birer çifti ve aleyhine hüküm verilmiş olanın dışında kalan çoluk çocuğunu alıp gemiye bindir. Haksızlık yapanlar için Bana baş vurma, çünkü onlar suda boğulacaklardır

Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine ona şöyle vahyettik: Bizim nezaretimiz altında ve vahyimizle gemiyi yap. Bizim emrimiz gelip de tandır kaynayınca, her cinsten eşler halinde iki tane ve bir de içlerinden, daha önce kendisi aleyhinde hüküm verilmiş olanların dışındaki aileni gemiye al. Zulmetmiş olanlar konusunda bana hiç yalvarma! Zira onlar kesinlikle boğulacaklardır

Yusuf AliSo We inspired him (with this message): "Construct the Ark within Our sight and under Our guidance: then when comes Our Command, and the fountains of the earth gush forth, take thou on board pairs of every species, male and female, and thy fam ily- except those of them against whom the Word has already gone forth: And address Me not in favour of the wrong-doers; for they shall be drowned (in the Flood)

23:28 📚 1
فَإِذَا ٱسۡتَوَيۡتَ أَنتَ وَمَن مَّعَكَ عَلَى ٱلۡفُلۡكِ فَقُلِ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِي نَجَّىٰنَا مِنَ ٱلۡقَوۡمِ ٱلظَّٰلِمِينَ

Diyanet İşleri MealiEy Nuh! Sen ve beraberindekiler gemiye yerleşince: "Bizi zalim milletten kurtaran Allah'a hamdolsun" de

Elmalılı Hamdi YazırSen, yanındakilerle beraber gemiye yerleştiğinde: "Bizi zalimler topluluğundan kurtaran Allah'a hamdolsun" de

Yusuf AliAnd when thou hast embarked on the Ark - thou and those with thee,- say: "Praise be to God, Who has saved us from the people who do wrong

23:29
وَقُل رَّبِّ أَنزِلۡنِي مُنزَلࣰ ا مُّبَارَكࣰ ا وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلۡمُنزِلِينَ

Diyanet İşleri MealiRabbim! Beni mübarek bir yere indir. Sen indirenlerin en iyisisin" de

Elmalılı Hamdi YazırVe de ki: "Rabbim! Beni mübarek bir yere indir. Sen, konuklatanların en hayırlısısın

Yusuf AliAnd say: "O my Lord! enable me to disembark with thy blessing: for Thou art the Best to enable (us) to disembark

23:30
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتࣲ وَإِن كُنَّا لَمُبۡتَلِينَ

Diyanet İşleri MealiDoğrusu bunlarda dersler vardır. Biz şüphesiz insanları denemekteyiz

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz bunda sizin için birtakım ibretler vardır. Çünkü biz, kullarımızı böyle denemişizdir

Yusuf AliVerily in this there are Signs (for men to understand); (thus) do We try (men)

23:31
ثُمَّ أَنشَأۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِمۡ قَرۡنًا ءَاخَرِينَ

Diyanet İşleri MealiBunların ardından başka nesiller varettik

Elmalılı Hamdi YazırSonra onların ardından bir başka nesil getirdik

Yusuf AliThen We raised after them another generation

23:32
فَأَرۡسَلۡنَا فِيهِمۡ رَسُولࣰ ا مِّنۡهُمۡ أَنِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنۡ إِلَٰهٍ غَيۡرُهُۥٓۚ أَفَلَا تَتَّقُونَ

Diyanet İşleri MealiOnlara aralarından: "Allah"a kulluk edin, O'ndan başka tanrınız yoktur, sakınmaz mısınız?" diyen bir elçi gönderdik

Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine, onlar arasından kendilerine, "Allah'a kulluk edin; çünkü sizin O'ndan başka bir tanrınız yoktur. Hâlâ Allah'tan korkmaz mısınız? (mesajını ileten) bir resul gönderdik

Yusuf AliAnd We sent to them an apostle from among themselves, (saying), "Worship God! ye have no other god but Him. Will ye not fear (Him)

23:33 📚 1
وَقَالَ ٱلۡمَلَأُ مِن قَوۡمِهِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَكَذَّبُواْ بِلِقَآءِ ٱلۡأٓخِرَةِ وَأَتۡرَفۡنَٰهُمۡ فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا مَا هَٰذَآ إِلَّا بَشَرࣱ مِّثۡلُكُمۡ يَأۡكُلُ مِمَّا تَأۡكُلُونَ مِنۡهُ وَيَشۡرَبُ مِمَّا تَشۡرَبُونَ

Diyanet İşleri MealiOnun, inkarcı ve ahirete kavuşmayı yalanlayan milletinin ileri gelenleri ki Biz onlara bu dünya hayatında nimet vermiştik şöyle dediler: "Bu, yediğinizden yiyen, içtiğinizden içen sizin gibi bir insandan başka birşey değildir

Elmalılı Hamdi YazırOnun kavminden, kâfir olup ahirete ulaşmayı yalanlayan ve dünya hayatında kendilerine refah verdiğimiz kodaman güruh dedi ki: "Bu dediler, sadece sizin gibi bir insandır; sizin yediğinizden yer, sizin içtiğinizden içer

Yusuf AliAnd the chiefs of his people, who disbelieved and denied the Meeting in the Hereafter, and on whom We had bestowed the good things of this life, said: "He is no more than a man like yourselves: he eats of that of which ye eat, and drinks of wha t ye drink

23:34
وَلَئِنۡ أَطَعۡتُم بَشَرࣰ ا مِّثۡلَكُمۡ إِنَّكُمۡ إِذࣰ ا لَّخَٰسِرُونَ

Diyanet İşleri MealiKendiniz gibi bir insana itaat ederseniz hüsrana uğrayacağınızda hiç şüphe yoktur

Elmalılı Hamdi YazırGerçekten, tıpkı kendiniz gibi bir beşere itaat ederseniz herhalde ziyan edersiniz

Yusuf AliIf ye obey a man like yourselves, behold, it is certain ye will be lost

23:35
أَيَعِدُكُمۡ أَنَّكُمۡ إِذَا مِتُّمۡ وَكُنتُمۡ تُرَابࣰ ا وَعِظَٰمًا أَنَّكُم مُّخۡرَجُونَ

Diyanet İşleri MealiÖldüğünüz, toprak ve kemik yığını olduğunuz zaman tekrar dirilmenizle sizi tehdit mi ediyor

Elmalılı Hamdi YazırSize, öldüğünüz, toprak ve kemik yığını haline geldiğinizde, mutlak surette sizin (tekrar) meydana çıkarılacağınızı mı vaad ediyor

Yusuf AliDoes he promise that when ye die and become dust and bones, ye shall be brought forth (again)

23:36 📚 4
۞هَيۡهَاتَ هَيۡهَاتَ لِمَا تُوعَدُونَ

Diyanet İşleri MealiOysa tehdit edildiğiniz şey ne kadar, hem de ne kadar uzak

Elmalılı Hamdi YazırHeyhât o size vaad edilen şey ne kadar uzak

Yusuf AliFar, very far is that which ye are promised

23:37
إِنۡ هِيَ إِلَّا حَيَاتُنَا ٱلدُّنۡيَا نَمُوتُ وَنَحۡيَا وَمَا نَحۡنُ بِمَبۡعُوثِينَ

Diyanet İşleri MealiHayat ancak bu dünyadakidir. Ölürüz ve yaşarız (kimimiz ölür kimimiz doğar); tekrar diriltilmeyiz

Elmalılı Hamdi YazırDünya hayatından başka gerçek yoktur. (Kimimiz) ölürüz, (kimimiz) yaşarız; bir daha diriltilecek değiliz

Yusuf AliThere is nothing but our life in this world! We shall die and we live! But we shall never be raised up again

23:38
إِنۡ هُوَ إِلَّا رَجُلٌ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبࣰ ا وَمَا نَحۡنُ لَهُۥ بِمُؤۡمِنِينَ

Diyanet İşleri MealiBu, sadece Allah'a karşı yalan uyduranın biridir. Biz ona inanmayız

Elmalılı Hamdi YazırBu adam, sadece Allah hakkında yalan uyduran bir kimsedir; biz ona inanmıyoruz

Yusuf AliHe is only a man who invents a lie against God, but we are not the ones to believe in him

23:39
قَالَ رَبِّ ٱنصُرۡنِي بِمَا كَذَّبُونِ

Diyanet İşleri MealiO peygamber: "Rabbim! Beni yalancı saymalarına karşılık bana yardım et" dedi

Elmalılı Hamdi YazırO Peygamber: "Rabbim, dedi, beni yalanlamalarına karşı bana yardımcı ol

Yusuf Ali(The prophet) said: "O my Lord! help me: for that they accuse me of falsehood

23:40
قَالَ عَمَّا قَلِيلࣲ لَّيُصۡبِحُنَّ نَٰدِمِينَ

Diyanet İşleri MealiAllah da: "Az sonra pişman olacaklar" buyurdu

Elmalılı Hamdi YazırAllah şöyle buyurdu: "Pek yakında onlar pişman olacaklar

Yusuf Ali(God) said: "In but a little while, they are sure to be sorry

23:41
فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلصَّيۡحَةُ بِٱلۡحَقِّ فَجَعَلۡنَٰهُمۡ غُثَآءࣰۚ فَبُعۡدࣰ ا لِّلۡقَوۡمِ ٱلظَّٰلِمِينَ

Diyanet İşleri MealiGerçekten, onları bir çığlık yakaladı ve onları süprüntü yığını haline getirdik. Haksızlık eden millet, rahmetden ırak olsun

Elmalılı Hamdi YazırNitekim, Hak tarafından korkuç bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen çepeçevre kuşattık. Zalimler topluluğunun canı cehenneme

Yusuf AliThen the Blast overtook them with justice, and We made them as rubbish of dead leaves (floating on the stream of Time)! So away with the people who do wrong

23:42
ثُمَّ أَنشَأۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِمۡ قُرُونًا ءَاخَرِينَ

Diyanet İşleri MealiArdlarından başka nesiller varettik

Elmalılı Hamdi YazırSonra onların ardından bir başka nesil getirdik

Yusuf AliThen We raised after them other generations

23:43
مَا تَسۡبِقُ مِنۡ أُمَّةٍ أَجَلَهَا وَمَا يَسۡتَـٔۡخِرُونَ

Diyanet İşleri MealiHiçbir ümmet, kendi süresini ne çabuklaştırabilir ve ne de geciktirebilir

Elmalılı Hamdi YazırHiçbir ümmet, ecelini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir

Yusuf AliNo people can hasten their term, nor can they delay (it)

23:44
ثُمَّ أَرۡسَلۡنَا رُسُلَنَا تَتۡرَاۖ كُلَّ مَا جَآءَ أُمَّةࣰ رَّسُولُهَا كَذَّبُوهُۖ فَأَتۡبَعۡنَا بَعۡضَهُم بَعۡضࣰ ا وَجَعَلۡنَٰهُمۡ أَحَادِيثَۚ فَبُعۡدࣰ ا لِّقَوۡمࣲ لَّا يُؤۡمِنُونَ

Diyanet İşleri MealiSonra birbiri peşinden peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete peygamberi geldikçe onu yalancı saydılar. Onları birbiri peşinden yok edip hepsini birer efsane yaptık. İnanmayan millet, rahmetden ırak olsun

Elmalılı Hamdi YazırSonra biz peyderpey peygamberlerimizi gönderdik. Herhangi bir ümmete peygamberlerinin geldiği her defasında, onlar bu peygamberi yalanladılar; biz de onları birbiri ardından (yokluğa) yuvarladık ve onları efsâne yaptık. Artık iman etmeyen kavmin canı cehenneme

Yusuf AliThen sent We our apostles in succession: every time there came to a people their apostle, they accused him of falsehood: so We made them follow each other (in punishment): We made them as a tale (that is told): So away with a people that will not believe

23:45
ثُمَّ أَرۡسَلۡنَا مُوسَىٰ وَأَخَاهُ هَٰرُونَ بِـَٔايَٰتِنَا وَسُلۡطَٰنࣲ مُّبِينٍ

Diyanet İşleri MealiSonra Musa ve kardeşi Harun'u, Firavun ve erkanına mucizelerimiz ve apaçık delille gönderdik. Büyüklük tasladılar. Zaten mağrur bir topluluktular

Elmalılı Hamdi YazırSonra birtakım âyetlerimiz ve açık bir ferman ile Musa'yı ve kardeşi Harun'u gönderdik

Yusuf AliThen We sent Moses and his brother Aaron, with Our Signs and authority manifest

23:46
إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ وَمَلَإِيْهِۦ فَٱسۡتَكۡبَرُواْ وَكَانُواْ قَوۡمًا عَالِينَ

Diyanet İşleri MealiSonra Musa ve kardeşi Harun'u, Firavun ve erkanına mucizelerimiz ve apaçık delille gönderdik. Büyüklük tasladılar. Zaten mağrur bir topluluktular

Elmalılı Hamdi YazırFiravun'a ve ileri gelenlerine de (gönderdik). Bunun üzerine onlar kibire kapıldılar ve ululuk taslayan zorba bir kavim oldular

Yusuf AliTo Pharaoh and his Chiefs: But these behaved insolently: they were an arrogant people

23:47
فَقَالُوٓاْ أَنُؤۡمِنُ لِبَشَرَيۡنِ مِثۡلِنَا وَقَوۡمُهُمَا لَنَا عَٰبِدُونَ

Diyanet İşleri MealiBu yüzden: "Milletleri bize kul iken, bizim gibi iki insana mı inanacağız?" deyip onları yalancı saydılar. Bu yüzden yok edildiler

Elmalılı Hamdi YazırOnun için: Biz, dediler, "kavimleri bize kölelik ederken bizim benzerimiz olan bu iki adama inanacak mıyız

Yusuf AliThey said: "Shall we believe in two men like ourselves? And their people are subject to us

23:48
فَكَذَّبُوهُمَا فَكَانُواْ مِنَ ٱلۡمُهۡلَكِينَ

Diyanet İşleri MealiBu yüzden: "Milletleri bize kul iken, bizim gibi iki insana mı inanacağız?" deyip onları yalancı saydılar. Bu yüzden yok edildiler

Elmalılı Hamdi YazırBöylece onları yalanladılar, bu yüzden de helâk edilenlerden oldular

Yusuf AliSo they accused them of falsehood, and they became of those who were destroyed

23:49
وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَا مُوسَى ٱلۡكِتَٰبَ لَعَلَّهُمۡ يَهۡتَدُونَ

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki Musa'ya, doğru yola girsinler diye Kitap verdik

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun biz Musa'ya belki onlar yola gelirler diye, o kitabı da verdik

Yusuf AliAnd We gave Moses the Book, in order that they might receive guidance

23:50
وَجَعَلۡنَا ٱبۡنَ مَرۡيَمَ وَأُمَّهُۥٓ ءَايَةࣰ وَءَاوَيۡنَٰهُمَآ إِلَىٰ رَبۡوَةࣲ ذَاتِ قَرَارࣲ وَمَعِينࣲ‏

Diyanet İşleri MealiMeryem oğlunu da, annesini de mucize kıldık. Her ikisini de, pınarı bulunan, oturmaya elverişli yüksek bir yere yerleştirdik

Elmalılı Hamdi YazırMeryemoğlunu ve annesini de (kudretimize) bir alâmet kıldık; onları, yerleşmeye elverişli, sulu bir tepeye yerleştirdik

Yusuf AliAnd We made the son of Mary and his mother as a Sign: We gave them both shelter on high ground, affording rest and security and furnished with springs

23:51
يَٰٓأَيُّهَا ٱلرُّسُلُ كُلُواْ مِنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ وَٱعۡمَلُواْ صَٰلِحًاۖ إِنِّي بِمَا تَعۡمَلُونَ عَلِيمࣱ‏

Diyanet İşleri MealiEy Peygamberler! Temiz şeylerden yiyin, yararlı iş işleyin; doğrusu Ben, yaptığınızı bilirim

Elmalılı Hamdi YazırEy peygamberler! Temiz ve helal olan şeylerden yiyin; güzel amel ve hareketlerde bulunun. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı bilirim

Yusuf AliO ye apostles! enjoy (all) things good and pure, and work righteousness: for I am well-acquainted with (all) that ye do

23:52
وَإِنَّ هَٰذِهِۦٓ أُمَّتُكُمۡ أُمَّةࣰ وَٰحِدَةࣰ وَأَنَا۠ رَبُّكُمۡ فَٱتَّقُونِ

Diyanet İşleri MealiŞüphesiz bu Müslümanlık, bir tek din olarak sizin dininizdir ve Ben de Rabbinizim; öyleyse Benden sakının

Elmalılı Hamdi YazırVe işte bu sizin ümmetiniz bir tek ümmet ve ben de sizin Rabbinizim. Öyle ise benden sakının." (denildi)

Yusuf AliAnd verily this Brotherhood of yours is a single Brotherhood, and I am your Lord and Cherisher: therefore fear Me (and no other)

23:53
فَتَقَطَّعُوٓاْ أَمۡرَهُم بَيۡنَهُمۡ زُبُرࣰ اۖ كُلُّ حِزۡبِۭ بِمَا لَدَيۡهِمۡ فَرِحُونَ

Diyanet İşleri MealiAma insanlar din konusunda aralarında bölük bölük oldular. Her bölük kendi tuttuğu yoldan memnundur

Elmalılı Hamdi YazırDerken insanlar kendi aralarındaki işlerini parça parça böldüler. Her grup, kendinde bulunan ile sevinip böbürlendi

Yusuf AliBut people have cut off their affair (of unity), between them, into sects: each party rejoices in that which is with itself

23:54 📚 1
فَذَرۡهُمۡ فِي غَمۡرَتِهِمۡ حَتَّىٰ حِينٍ

Diyanet İşleri MealiOnları bir süreye kadar sapıklıklarıyla başbaşa bırak

Elmalılı Hamdi YazırSen şimdi onları bir zamana kadar gaflet ve sapıklıkları ile başbaşa bırak

Yusuf AliBut leave them in their confused ignorance for a time

23:55 📚 1
أَيَحۡسَبُونَ أَنَّمَا نُمِدُّهُم بِهِۦ مِن مَّالࣲ وَبَنِينَ

Diyanet İşleri MealiKendilerine mal ve oğullar vermekle, iyiliklerde onlar için acele ettiğimizi mi zannederler? Hayır; farkında değiller

Elmalılı Hamdi YazırSanıyorlar mı ki, onlara verdiğimiz servet ve oğullar ile

Yusuf AliDo they think that because We have granted them abundance of wealth and sons

23:56
نُسَارِعُ لَهُمۡ فِي ٱلۡخَيۡرَٰتِۚ بَل لَّا يَشۡعُرُونَ

Diyanet İşleri MealiKendilerine mal ve oğullar vermekle, iyiliklerde onlar için acele ettiğimizi mi zannederler? Hayır; farkında değiller

Elmalılı Hamdi YazırKendilerine faydalar sağlamak için can atıyoruz. Hayır, onlar işin farkına varamıyorlar

Yusuf AliWe would hasten them on in every good? Nay, they do not understand

23:57 📚 5
إِنَّ ٱلَّذِينَ هُم مِّنۡ خَشۡيَةِ رَبِّهِم مُّشۡفِقُونَ

Diyanet İşleri MealiRablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler

Elmalılı Hamdi YazırRablerine olan saygıdan dolayı titreyenler

Yusuf AliVerily those who live in awe for fear of their Lord

23:58
وَٱلَّذِينَ هُم بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِمۡ يُؤۡمِنُونَ

Diyanet İşleri MealiRablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler

Elmalılı Hamdi YazırRablerinin âyetlerine inananlar

Yusuf AliThose who believe in the Signs of their Lord

23:59 📚 1
وَٱلَّذِينَ هُم بِرَبِّهِمۡ لَا يُشۡرِكُونَ

Diyanet İşleri MealiRablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler

Elmalılı Hamdi YazırRablerine ortak tanımayanlar

Yusuf AliThose who join not (in worship) partners with their Lord

23:60
وَٱلَّذِينَ يُؤۡتُونَ مَآ ءَاتَواْ وَّقُلُوبُهُمۡ وَجِلَةٌ أَنَّهُمۡ إِلَىٰ رَبِّهِمۡ رَٰجِعُونَ

Diyanet İşleri MealiRablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler

Elmalılı Hamdi YazırVe, Rablerine dönecekleri için yapmakta oldukları işleri kalpleri titreyerek yapanlar

Yusuf AliAnd those who dispense their charity with their hearts full of fear, because they will return to their Lord

23:61
أُوْلَٰٓئِكَ يُسَٰرِعُونَ فِي ٱلۡخَيۡرَٰتِ وَهُمۡ لَهَا سَٰبِقُونَ

Diyanet İşleri MealiRablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler

Elmalılı Hamdi Yazırİşte onlar, iyiliklere koşuşurlar ve iyilik için yarışırlar

Yusuf AliIt is these who hasten in every good work, and these who are foremost in them

23:62
وَلَا نُكَلِّفُ نَفۡسًا إِلَّا وُسۡعَهَاۚ وَلَدَيۡنَا كِتَٰبࣱ يَنطِقُ بِٱلۡحَقِّ وَهُمۡ لَا يُظۡلَمُونَ

Diyanet İşleri MealiBiz herkese ancak gücünün yeteceği kadar yükleriz. Katımızda gerçeği söyleyen bir kitap vardır; onlar haksızlığa uğratılmazlar

Elmalılı Hamdi YazırBiz hiç kimseyi, gücünün yettiğinden başkası ile yükümlü kılmayız. Nezdimizde hakkı söyleyen bir kitap vardır ve onlar haksızlığa uğratılmazlar

Yusuf AliOn no soul do We place a burden greater than it can bear: before Us is a record which clearly shows the truth: they will never be wronged

23:63 📚 2
بَلۡ قُلُوبُهُمۡ فِي غَمۡرَةࣲ مِّنۡ هَٰذَا وَلَهُمۡ أَعۡمَٰلࣱ مِّن دُونِ ذَٰلِكَ هُمۡ لَهَا عَٰمِلُونَ

Diyanet İşleri MealiAma, kafirlerin kalbleri bundan habersizdir. Bundan başka da onların yapageldikleri işler de vardır

Elmalılı Hamdi YazırHayır, onların kalpleri bu hususta cehalet içindedir. Ayrıca onların bundan öte birtakım kötü işleri vardır ki, onlar bu işleri yapar dururlar

Yusuf AliBut their hearts are in confused ignorance of this; and there are, besides that, deeds of theirs, which they will (continue) to do

23:64
حَتَّىٰٓ إِذَآ أَخَذۡنَا مُتۡرَفِيهِم بِٱلۡعَذَابِ إِذَا هُمۡ يَجۡـَٔرُونَ

Diyanet İşleri MealiSonunda şımarık varlıklılarını azabla yakaladığımız zaman feryat ederler

Elmalılı Hamdi YazırNihayet, refah ve bolluk içinde olanlarını sıkıntıya uğrattığımızda, bakarsın ki onlar feryadı basarlar

Yusuf AliUntil, when We seize in Punishment those of them who received the good things of this world, behold, they will groan in supplication

23:65
لَا تَجۡـَٔرُواْ ٱلۡيَوۡمَۖ إِنَّكُم مِّنَّا لَا تُنصَرُونَ

Diyanet İşleri MealiOnlara şöyle deriz: "Bugün feryat etmeyin, doğrusu katımızdan bir yardım görmezsiniz

Elmalılı Hamdi YazırBoşuna feryad etmeyin bugün! Zira bizden yardım göremeyeceksiniz

Yusuf Ali(It will be said): "Groan not in supplication this day: for ye shall certainly not be helped by Us

23:66
قَدۡ كَانَتۡ ءَايَٰتِي تُتۡلَىٰ عَلَيۡكُمۡ فَكُنتُمۡ عَلَىٰٓ أَعۡقَٰبِكُمۡ تَنكِصُونَ

Diyanet İşleri MealiAyetlerim size okunduğunda büyüklük taslayıp, gece ağzınıza geleni söyleyerek ardınıza dönüyordunuz

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü âyetlerimiz size okunurdu da, buna karşı siz arkanızı dönerdiniz

Yusuf AliMy Signs used to be rehearsed to you, but ye used to turn back on your heels

23:67
مُسۡتَكۡبِرِينَ بِهِۦ سَٰمِرࣰ ا تَهۡجُرُونَ

Diyanet İşleri MealiAyetlerim size okunduğunda büyüklük taslayıp, gece ağzınıza geleni söyleyerek ardınıza dönüyordunuz

Elmalılı Hamdi YazırKafa tutardınız ve geceleyin hezeyanlar savururdunuz

Yusuf AliIn arrogance: talking nonsense about the (Qur'an), like one telling fables by night

23:68
أَفَلَمۡ يَدَّبَّرُواْ ٱلۡقَوۡلَ أَمۡ جَآءَهُم مَّا لَمۡ يَأۡتِ ءَابَآءَهُمُ ٱلۡأَوَّلِينَ

Diyanet İşleri MealiSöyleneni hiç düşünmezler mi? Yoksa onlara, ilk atalarına gelmeyen bir şey mi geldi

Elmalılı Hamdi YazırOnlar bu sözü (Kur'ân'ı) hiç düşünmediler mi? Yoksa kendilerine, daha önce geçmişteki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi

Yusuf AliDo they not ponder over the Word (of God), or has anything (new) come to them that did not come to their fathers of old

23:69
أَمۡ لَمۡ يَعۡرِفُواْ رَسُولَهُمۡ فَهُمۡ لَهُۥ مُنكِرُونَ

Diyanet İşleri MealiVeya peygamberlerini tanımadılar da; bu yüzden mi onu inkar ediyorlar

Elmalılı Hamdi YazırYoksa peygamberlerini tanımadılar da bu yüzden mi onu inkâr ediyorlar

Yusuf AliOr do they not recognise their Apostle, that they deny him

23:70 📚 1
أَمۡ يَقُولُونَ بِهِۦ جِنَّةُۢۚ بَلۡ جَآءَهُم بِٱلۡحَقِّ وَأَكۡثَرُهُمۡ لِلۡحَقِّ كَٰرِهُونَ

Diyanet İşleri MealiYa da: "Onda delilik var" diyorlar öyle mi? Hayır; onlara gerçeği getirmiştir, ama çoğu ondan hoşlanmamaktadır

Elmalılı Hamdi YazırYoksa onda bir delilik olduğunu mu söylüyorlar? Aksine o, kendilerine hakkı getirmiştir. Halbuki onlar haktan hoşlanmamaktadırlar

Yusuf AliOr do they say, "He is possessed"? Nay, he has brought them the Truth, but most of them hate the Truth

23:71
وَلَوِ ٱتَّبَعَ ٱلۡحَقُّ أَهۡوَآءَهُمۡ لَفَسَدَتِ ٱلسَّمَٰوَٰتُ وَٱلۡأَرۡضُ وَمَن فِيهِنَّۚ بَلۡ أَتَيۡنَٰهُم بِذِكۡرِهِمۡ فَهُمۡ عَن ذِكۡرِهِم مُّعۡرِضُونَ

Diyanet İşleri MealiEğer gerçek onların heveslerine uysaydı, gökler, yer ve onlarda bulananlar bozulup giderdi. Onlara, kendilerine öğüt veren bir şey getirdik; onlar ise öğütlerinden yüz çevirirler

Elmalılı Hamdi YazırEğer hak, onların kötü arzu ve isteklerine uysaydı, mutlaka gökler ve yer ile bunlarda bulunan kimseler bozulur giderdi. Hayır, biz onlara şan ve şereflerini getirdik; fakat onlar kendi şereflerine sırt çevirirler

Yusuf AliIf the Truth had been in accord with their desires, truly the heavens and the earth, and all beings therein would have been in confusion and corruption! Nay, We have sent them their admonition, but they turn away from their admonition

23:72
أَمۡ تَسۡـَٔلُهُمۡ خَرۡجࣰ ا فَخَرَاجُ رَبِّكَ خَيۡرࣱۖ وَهُوَ خَيۡرُ ٱلرَّٰزِقِينَ

Diyanet İşleri MealiYoksa sen onlardan bir ücret mi istiyorsun? Rabbinin ecri daha iyidir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır

Elmalılı Hamdi Yazır(Resulüm!) Yoksa sen onlardan bir haraç mı istiyorsun? Rabbinin vergisi daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır

Yusuf AliOr is it that thou askest them for some recompense? But the recompense of thy Lord is best: He is the Best of those who give sustenance

23:73
وَإِنَّكَ لَتَدۡعُوهُمۡ إِلَىٰ صِرَٰطࣲ مُّسۡتَقِيمࣲ‏

Diyanet İşleri MealiAslında sen onları doğru yola çağırıyorsun ama, ahirete inanmayanlar bu yoldan sapmaktadırlar

Elmalılı Hamdi YazırGerçek şu ki sen onları doğru bir yola çağırıyorsun

Yusuf AliBut verily thou callest them to the Straight Way

23:74
وَإِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡأٓخِرَةِ عَنِ ٱلصِّرَٰطِ لَنَٰكِبُونَ

Diyanet İşleri MealiAslında sen onları doğru yola çağırıyorsun ama, ahirete inanmayanlar bu yoldan sapmaktadırlar

Elmalılı Hamdi YazırFakat ahirete inanmayanlar ise, ısrarla yoldan çıkmaktadırlar

Yusuf AliAnd verily those who believe not in the Hereafter are deviating from that Way

23:75 📚 1
۞وَلَوۡ رَحِمۡنَٰهُمۡ وَكَشَفۡنَا مَا بِهِم مِّن ضُرࣲّ لَّلَجُّواْ فِي طُغۡيَٰنِهِمۡ يَعۡمَهُونَ

Diyanet İşleri MealiBiz onlara acısak ve başlarındaki sıkıntıyı gidersek bile, azgınlıkları içinde bocalayıp kalırlar

Elmalılı Hamdi YazırEğer onlara acıyıp da için de bulundukları sıkıntıyı giderseydik, iyice körleşerek azgınlıklarında büsbütün direnirlerdi

Yusuf AliIf We had mercy on them and removed the distress which is on them, they would obstinately persist in their transgression, wandering in distraction to and fro

23:76
وَلَقَدۡ أَخَذۡنَٰهُم بِٱلۡعَذَابِ فَمَا ٱسۡتَكَانُواْ لِرَبِّهِمۡ وَمَا يَتَضَرَّعُونَ

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, Biz onları azabla yakalamıştık, yine de Rablerine boyun eğmemiş ve yakarmamışlardı

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun, biz onları sıkıntıya düşürdük de yine Rablerine boyun eğmediler, tazarru' ve niyazda da bulunmadılar

Yusuf AliWe inflicted Punishment on them, but they humbled not themselves to their Lord, nor do they submissively entreat (Him)

23:77
حَتَّىٰٓ إِذَا فَتَحۡنَا عَلَيۡهِم بَابࣰ ا ذَا عَذَابࣲ شَدِيدٍ إِذَا هُمۡ فِيهِ مُبۡلِسُونَ

Diyanet İşleri MealiSonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman ümitsiz kalıverdiler

Elmalılı Hamdi YazırNihayet üzerlerine, azabı çok şiddetli bir kapı açtığımız zaman, bir de bakarsın ki onlar orada şaşkın ve ümitsiz kalmışlardır

Yusuf AliUntil We open on them a gate leading to a severe Punishment: then Lo! they will be plunged in despair therein

23:78
وَهُوَ ٱلَّذِيٓ أَنشَأَ لَكُمُ ٱلسَّمۡعَ وَٱلۡأَبۡصَٰرَ وَٱلۡأَفۡـِٔدَةَۚ قَلِيلࣰ ا مَّا تَشۡكُرُونَ

Diyanet İşleri MealiOysa, sizin için kulaklar, gözler ve kalbler vareden O'dur. Pek az şükrediyorsunuz

Elmalılı Hamdi YazırHalbuki sizin için o kulağı, o gözleri ve o gönülleri yaratan O'dur. Ne de az şükrediyorsunuz

Yusuf AliIt is He Who has created for you (the faculties of) hearing, sight, feeling and understanding: little thanks it is ye give

23:79 📚 2
وَهُوَ ٱلَّذِي ذَرَأَكُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَإِلَيۡهِ تُحۡشَرُونَ

Diyanet İşleri MealiSizi yerde yaratıp yayan O'dur ve O'nun huzurunda toplanacaksınız

Elmalılı Hamdi YazırVe sizi yeryüzünde yaratıp türeden O'dur. Sırf O'nun huzuruna toplanacaksınız

Yusuf AliAnd He has multiplied you through the earth, and to Him shall ye be gathered back

23:80
وَهُوَ ٱلَّذِي يُحۡيِۦ وَيُمِيتُ وَلَهُ ٱخۡتِلَٰفُ ٱلَّيۡلِ وَٱلنَّهَارِۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ

Diyanet İşleri MealiDirilten de, öldüren de O'dur. Gece ile gündüzün birbiri ardından gitmesi de O'nun emrine bağlıdır. Düşünmez misiniz

Elmalılı Hamdi YazırVe O, yaşatan ve öldürendir; gecenin ve gündüzün değişmesi O'nun eseridir. Hâlâ aklınızı kullanmaz mısınız

Yusuf AliIt is He Who gives life and death, and to Him (is due) the alternation of Night and Day: will ye not then understand

23:81 📚 1
بَلۡ قَالُواْ مِثۡلَ مَا قَالَ ٱلۡأَوَّلُونَ

Diyanet İşleri MealiHayır; yine de öncekilerin dediklerini derler

Elmalılı Hamdi YazırHayır, öncekilerin söylediklerinin benzerini söylediler

Yusuf AliOn the contrary they say things similar to what the ancients said

23:82
قَالُوٓاْ أَءِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابࣰ ا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ

Diyanet İşleri MealiÖncekiler: "Ölüp toprak ve bir yığın kemik olduğumuzda mı diriltileceğiz? And olsun ki biz ve daha önce de babalarımız tehdit edilmişti; bu, öncekilerin masallarından başka birşey değildir" demişlerdi

Elmalılı Hamdi YazırDediler ki: "Sahi biz, ölüp de bir toprak ve kemik yığını haline gelmişken, mutlaka yeniden diriltileceğiz öyle mi

Yusuf AliThey say: "What! when we die and become dust and bones, could we really be raised up again

23:83
لَقَدۡ وُعِدۡنَا نَحۡنُ وَءَابَآؤُنَا هَٰذَا مِن قَبۡلُ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّآ أَسَٰطِيرُ ٱلۡأَوَّلِينَ

Diyanet İşleri MealiÖncekiler: "Ölüp toprak ve bir yığın kemik olduğumuzda mı diriltileceğiz? And olsun ki biz ve daha önce de babalarımız tehdit edilmişti; bu, öncekilerin masallarından başka birşey değildir" demişlerdi

Elmalılı Hamdi YazırYemin ederiz ki, gerek bize, gerekse daha önce atalarımıza böyle bir vaadde bulunuldu; (fakat) bu geçmiştekilerin masallarından başka bir şey değildir

Yusuf AliSuch things have been promised to us and to our fathers before! they are nothing but tales of the ancients

23:84 📚 1
قُل لِّمَنِ ٱلۡأَرۡضُ وَمَن فِيهَآ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ

Diyanet İşleri MealiDe ki: "Biliyorsanız söyleyin, yer ve onda bulunanlar kimindir

Elmalılı Hamdi Yazır(Resulüm!) de ki: "Eğer biliyorsanız (söyleyin bakalım), bu dünya ve onda bulunanlar kime aittir

Yusuf AliSay: "To whom belong the earth and all beings therein? (say) if ye know

23:85 📚 1
سَيَقُولُونَ لِلَّهِۚ قُلۡ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ

Diyanet İşleri MealiAllah'ındır" diyecekler, "Öyleyse ders almaz mısınız?" de

Elmalılı Hamdi YazırAllah'a aittir" diyecekler. "Öyle ise siz hiç düşünüp taşınmaz mısınız?" de

Yusuf AliThey will say, "To God!" say: "Yet will ye not receive admonition

23:86
قُلۡ مَن رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ ٱلسَّبۡعِ وَرَبُّ ٱلۡعَرۡشِ ٱلۡعَظِيمِ

Diyanet İşleri MealiYedi göğün de Rabbi, yüce arşın da Rabbi kimdir?" de

Elmalılı Hamdi YazırYedi kat göklerin Rabbi, azametli Arş'ın Rabbi kimdir?" diye sor

Yusuf AliSay: "Who is the Lord of the seven heavens, and the Lord of the Throne (of Glory) Supreme

23:87 📚 1
سَيَقُولُونَ لِلَّهِۚ قُلۡ أَفَلَا تَتَّقُونَ

Diyanet İşleri MealiAllah'tır" diyecekler! "Öyleyse O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" de

Elmalılı Hamdi Yazır(Onlar da) Allah'ındır." diyecekler. "Şu halde siz Allah'tan korkmaz mısınız?" de

Yusuf AliThey will say, "(They belong) to God." Say: "Will ye not then be filled with awe

23:88 📚 2
قُلۡ مَنۢ بِيَدِهِۦ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيۡءࣲ وَهُوَ يُجِيرُ وَلَا يُجَارُ عَلَيۡهِ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ

Diyanet İşleri MealiBiliyorsanız söyleyin her şeyin hükümranlığı elinde olan, barındıran fakat himayeye muhtaç olmayan kimdir

Elmalılı Hamdi YazırEğer biliyorsanız (söyleyin), her şeyin melekûtu (mülkiyeti ve yönetimi) kendisinin elinde olan, kendisi her şeyi koruyup kollayan; fakat kendisi korunmayan (buna muhtaç olmayan) kimdir?" diye sor

Yusuf AliSay: "Who is it in whose hands is the governance of all things,- who protects (all), but is not protected (of any)? (say) if ye know

23:89 📚 1
سَيَقُولُونَ لِلَّهِۚ قُلۡ فَأَنَّىٰ تُسۡحَرُونَ

Diyanet İşleri MealiAllah'tır" diyecekler; "Öyleyse nasıl aldanıyorsunuz" de

Elmalılı Hamdi Yazır(Bunlar da) Allah'ındır." diyecekler. "Öyle ise nasıl olur da büyülenirsiniz?" de

Yusuf AliThey will say, "(It belongs) to God." Say: "Then how are ye deluded

23:90
بَلۡ أَتَيۡنَٰهُم بِٱلۡحَقِّ وَإِنَّهُمۡ لَكَٰذِبُونَ

Diyanet İşleri MealiHayır; Biz onlara gerçeği getirdik ama, onlar yalancıdırlar

Elmalılı Hamdi YazırDoğrusu biz onlara hakkı getirdik; onlar ise cidden yalancıdırlar

Yusuf AliWe have sent them the Truth: but they indeed practise falsehood

23:91 📚 5
مَا ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ مِن وَلَدࣲ وَمَا كَانَ مَعَهُۥ مِنۡ إِلَٰهٍۚ إِذࣰ ا لَّذَهَبَ كُلُّ إِلَٰهِۭ بِمَا خَلَقَ وَلَعَلَا بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضࣲۚ سُبۡحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ

Diyanet İşleri MealiAllah çocuk edinmemiştir; O'nun yanında hiçbir tanrı yoktur, olsaydı, her tanrı kendi yarattığı ile beraber gider ve birbirinden üstün olmağa çalışırlardı. Allah onların vasıflandırdıklarından münezzehtir

Elmalılı Hamdi YazırAllah evlat edinmemiştir; O'nunla beraber hiçbir ilâh da yoktur. Aksi takdirde her ilâh kendi yarattığını sevk ve idare eder ve bir gün mutlaka onlardan biri diğerine galip gelirdi. Allah, onların yakıştırdıkları şeylerden münezzehtir

Yusuf AliNo son did God beget, nor is there any god along with Him: (if there were many gods), behold, each god would have taken away what he had created, and some would have lorded it over others! Glory to God! (He is free) from the (sort of) things t hey attribute to Him

23:92
عَٰلِمِ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ فَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يُشۡرِكُونَ

Diyanet İşleri MealiO, görülmeyeni de, görüleni de bilir. Koştukları ortaklardan yücedir

Elmalılı Hamdi YazırAllah, gaybı da, açık olanı da bilir. O, müşriklerin ortak koştukları şeylerden çok yüce ve münezzehtir

Yusuf AliHe knows what is hidden and what is open: too high is He for the partners they attribute to Him

23:93
قُل رَّبِّ إِمَّا تُرِيَنِّي مَا يُوعَدُونَ

Diyanet İşleri MealiDe ki: "Rabbim! Onların tehdit olundukları şeyi bana mutlaka göstereceksen, o zaman beni zalim milletin içinde bulundurma Yarabbi

Elmalılı Hamdi Yazır(Resulüm!) De ki: Rabbim! Eğer onlara yöneltilen tehdidi (dünyevî sıkıntıyı ve uhrevî azabı) mutlaka göstereceksen

Yusuf AliSay: "O my Lord! if Thou wilt show me (in my lifetime) that which they are warned against

23:94
رَبِّ فَلَا تَجۡعَلۡنِي فِي ٱلۡقَوۡمِ ٱلظَّٰلِمِينَ

Diyanet İşleri MealiDe ki: "Rabbim! Onların tehdit olundukları şeyi bana mutlaka göstereceksen, o zaman beni zalim milletin içinde bulundurma Yarabbi

Elmalılı Hamdi YazırBu durumda beni, o zalimler topluluğunda bulundurma, Rabbim

Yusuf AliThen, O my Lord! put me not amongst the people who do wrong

23:95
وَإِنَّا عَلَىٰٓ أَن نُّرِيَكَ مَا نَعِدُهُمۡ لَقَٰدِرُونَ

Diyanet İşleri MealiBiz onlara vadettiğimizi sana elbette gösterebiliriz

Elmalılı Hamdi YazırBiz, onlara yönelttiğimiz tehdidi sana göstermeye elbette ki kadiriz

Yusuf AliAnd We are certainly able to show thee (in fulfilment) that against which they are warned

23:96
ٱدۡفَعۡ بِٱلَّتِي هِيَ أَحۡسَنُ ٱلسَّيِّئَةَۚ نَحۡنُ أَعۡلَمُ بِمَا يَصِفُونَ

Diyanet İşleri MealiKötülüğü en iyi ile sav. Onların vasıflandırmalarını Biz daha iyi biliriz

Elmalılı Hamdi YazırSen, kötülüğü en güzel bir tutumla sav, çünkü biz onların yakıştırmakta oldukları şeyi çok iyi bilmekteyiz

Yusuf AliRepel evil with that which is best: We are well acquainted with the things they say

23:97
وَقُل رَّبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنۡ هَمَزَٰتِ ٱلشَّيَٰطِينِ

Diyanet İşleri MealiDe ki: "Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından Sana sığınırım

Elmalılı Hamdi YazırVe de ki: Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım

Yusuf AliAnd say "O my Lord! I seek refuge with Thee from the suggestions of the Evil Ones

23:98 📚 7
وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحۡضُرُونِ

Diyanet İşleri MealiRabbim! Yanımda bulunmalarından da Sana sığınırım

Elmalılı Hamdi YazırOnların yanımda bulunmalarından da sana sığınırım

Yusuf AliAnd I seek refuge with Thee O my Lord! lest they should come near me

23:99 📚 4
حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَ أَحَدَهُمُ ٱلۡمَوۡتُ قَالَ رَبِّ ٱرۡجِعُونِ

Diyanet İşleri MealiOnlardan birine ölüm gelince: "Rabbim! Beni geri çevir, belki, yapmadan bıraktığımı tamamlar, iyi iş işlerim" der. Hayır; bu söylediği sadece kendi lafıdır. Tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında geriye dönmekten onları alıkoyan bir engel vardır

Elmalılı Hamdi YazırNihayet onlardan (müşriklerden) birine ölüm gelip çattığında, "Rabbim, der, lütfen beni (dünyaya) geri gönder

Yusuf Ali(In Falsehood will they be) Until, when death comes to one of them, he says: "O my Lord! send me back (to life)

23:100 📚 1
لَعَلِّيٓ أَعۡمَلُ صَٰلِحࣰ ا فِيمَا تَرَكۡتُۚ كَلَّآۚ إِنَّهَا كَلِمَةٌ هُوَ قَآئِلُهَاۖ وَمِن وَرَآئِهِم بَرۡزَخٌ إِلَىٰ يَوۡمِ يُبۡعَثُونَ

Diyanet İşleri MealiOnlardan birine ölüm gelince: "Rabbim! Beni geri çevir, belki, yapmadan bıraktığımı tamamlar, iyi iş işlerim" der. Hayır; bu söylediği sadece kendi lafıdır. Tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında geriye dönmekten onları alıkoyan bir engel vardır

Elmalılı Hamdi YazırTa ki, boşa geçirdiğim dünyada iyi iş (ve hareketler) yapayım." Hayır! Onun söylediği bu söz (boş) laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden dirilecekleri güne kadar (süren) bir berzah vardır

Yusuf AliIn order that I may work righteousness in the things I neglected." - "By no means! It is but a word he says."- Before them is a Partition till the Day they are raised up

23:101 📚 5
فَإِذَا نُفِخَ فِي ٱلصُّورِ فَلَآ أَنسَابَ بَيۡنَهُمۡ يَوۡمَئِذࣲ وَلَا يَتَسَآءَلُونَ

Diyanet İşleri MealiSura üflendiği zaman, o gün, aralarındaki soy yakınlığı fayda vermez ve birbirlerine de birşey soramazlar

Elmalılı Hamdi YazırSûr'a üflendiği zaman aralarında artık ne soysop (çekişmesi) vardır, ne de birbirlerini soruşturacaklardır

Yusuf AliThen when the Trumpet is blown, there will be no more relationships between them that Day, nor will one ask after another

23:102
فَمَن ثَقُلَتۡ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُفۡلِحُونَ

Diyanet İşleri MealiTartıları ağır gelenler, işte onlar kurtuluşa ermiş olanlardır

Elmalılı Hamdi YazırBöylece kimlerin tartıları ağır basarsa, işte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir

Yusuf AliThen those whose balance (of good deeds) is heavy,- they will attain salvation

23:103
وَمَنۡ خَفَّتۡ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُوْلَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ فِي جَهَنَّمَ خَٰلِدُونَ

Diyanet İşleri MealiTartıları hafif gelenler, işte onlar, kendilerine yazık edendir, cehennemde temellidirler

Elmalılı Hamdi YazırKimlerin de tartıları hafif gelirse, artık bunlar da kendilerine yazık etmişlerdir; (çünkü onlar) ebedî cehennemdedirler

Yusuf AliBut those whose balance is light, will be those who have lost their souls, in Hell will they abide

23:104
تَلۡفَحُ وُجُوهَهُمُ ٱلنَّارُ وَهُمۡ فِيهَا كَٰلِحُونَ

Diyanet İşleri MealiAteş onların yüzlerini yalar, dişleri sırıtıp kalır

Elmalılı Hamdi YazırOrada dişleri sırıtır halde iken ateş yüzlerini yalar

Yusuf AliThe Fire will burn their faces, and they will therein grin, with their lips displaced

23:105
أَلَمۡ تَكُنۡ ءَايَٰتِي تُتۡلَىٰ عَلَيۡكُمۡ فَكُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ

Diyanet İşleri MealiAllah: "Ayetlerim size okunurken onları yalanlıyordunuz değil mi?" der

Elmalılı Hamdi Yazır(Allah Teâlâ,) Size âyetlerim okunurdu da, siz onları yalanlardınız değil mi?... der

Yusuf AliWere not My Signs rehearsed to you, and ye did but treat them as falsehood

23:106
قَالُواْ رَبَّنَا غَلَبَتۡ عَلَيۡنَا شِقۡوَتُنَا وَكُنَّا قَوۡمࣰ ا ضَآلِّينَ

Diyanet İşleri MealiŞöyle derler: "Rabbimiz! Bizi bedbahtlığımız yenmişti; sapık bir millet olmuştuk

Elmalılı Hamdi YazırDerler ki: Rabbimiz! Azgınlığımız bizi altetti; biz, bir sapıklar topluluğu idik

Yusuf AliThey will say: "our Lord! Our misfortune overwhelmed us, and we became a people astray

23:107 📚 5
رَبَّنَآ أَخۡرِجۡنَا مِنۡهَا فَإِنۡ عُدۡنَا فَإِنَّا ظَٰلِمُونَ

Diyanet İşleri MealiRabbimiz! Bizi buradan çıkar, tekrar günaha dönersek, doğrusu zulmetmiş oluruz

Elmalılı Hamdi YazırRabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer bir daha (ettiklerimize) dönersek, artık belli ki biz zalim insanlarız

Yusuf AliOur Lord! bring us out of this: if ever we return (to Evil), then shall we be wrong-doers indeed

23:108
قَالَ ٱخۡسَـُٔواْ فِيهَا وَلَا تُكَلِّمُونِ

Diyanet İşleri MealiAllah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der

Elmalılı Hamdi Yazır(Allah) buyurur ki: Alçaldıkça alçalın orada! Bana konuşmayın artık

Yusuf AliHe will say: "Be ye driven into it (with ignominy)! And speak ye not to Me

23:109
إِنَّهُۥ كَانَ فَرِيقࣱ مِّنۡ عِبَادِي يَقُولُونَ رَبَّنَآ ءَامَنَّا فَٱغۡفِرۡ لَنَا وَٱرۡحَمۡنَا وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلرَّٰحِمِينَ

Diyanet İşleri MealiAllah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü kullarımdan bir zümre "Rabbimiz! Biz iman ettik; öyle ise bizi bağışla, bize merhamet et, sen, merhametlilerin en iyisisin." diyorlardı

Yusuf AliA part of My servants there was, who used to pray 'our Lord! we believe; then do Thou forgive us, and have mercy upon us: For Thou art the Best of those who show mercy

23:110
فَٱتَّخَذۡتُمُوهُمۡ سِخۡرِيًّا حَتَّىٰٓ أَنسَوۡكُمۡ ذِكۡرِي وَكُنتُم مِّنۡهُمۡ تَضۡحَكُونَ

Diyanet İşleri MealiAllah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der

Elmalılı Hamdi Yazırİşte siz onları alaya aldınız; sonunda bu davranışınız size beni yâd etmeyi unutturdu; çünkü siz onlara gülüyordunuz

Yusuf AliBut ye treated them with ridicule, so much so that (ridicule of) them made you forget My Message while ye were laughing at them

23:111
إِنِّي جَزَيۡتُهُمُ ٱلۡيَوۡمَ بِمَا صَبَرُوٓاْ أَنَّهُمۡ هُمُ ٱلۡفَآئِزُونَ

Diyanet İşleri MealiAllah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der

Elmalılı Hamdi YazırBugün ben onlara, sabrettiklerinin karşılığını verdim; onlar, hakikaten muradlarına erenlerdir

Yusuf AliI have rewarded them this Day for their patience and constancy: they are indeed the ones that have achieved Bliss

23:112 📚 2
قَٰلَ كَمۡ لَبِثۡتُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ عَدَدَ سِنِينَ

Diyanet İşleri MealiAllah onlara yine: "Yeryüzünde kaç yıl kaldınız" der

Elmalılı Hamdi Yazır(Allah inkârcılara) "Yeryüzünde kaç yıl kaldınız?" diye sorar

Yusuf AliHe will say: "What number of years did ye stay on earth

23:113 📚 3
قَالُواْ لَبِثۡنَا يَوۡمًا أَوۡ بَعۡضَ يَوۡمࣲ فَسۡـَٔلِ ٱلۡعَآدِّينَ

Diyanet İşleri MealiBir gün veya daha az bir süre kaldık, sayanlara sor" derler

Elmalılı Hamdi YazırBir gün veya günün bir kısmı kadar kaldık. İşte bilenlere sor." derler

Yusuf AliThey will say: "We stayed a day or part of a day: but ask those who keep account

23:114
قَٰلَ إِن لَّبِثۡتُمۡ إِلَّا قَلِيلࣰ اۖ لَّوۡ أَنَّكُمۡ كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ

Diyanet İşleri MealiAllah' "Pek az kaldınız, keşke bilseydiniz! Sizi boşuna yarattığımızı ve Bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?" der

Elmalılı Hamdi Yazır(Allah) buyurur ki: Sadece az bir süre kaldınız; keşke siz (bunu) bilmiş olsaydınız

Yusuf AliHe will say: "Ye stayed not but a little,- if ye had only known

23:115
أَفَحَسِبۡتُمۡ أَنَّمَا خَلَقۡنَٰكُمۡ عَبَثࣰ ا وَأَنَّكُمۡ إِلَيۡنَا لَا تُرۡجَعُونَ

Diyanet İşleri MealiAllah' "Pek az kaldınız, keşke bilseydiniz! Sizi boşuna yarattığımızı ve Bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?" der

Elmalılı Hamdi YazırSizi sadece boş yere yarattığımızı ve sizin hakikaten huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız

Yusuf AliDid ye then think that We had created you in jest, and that ye would not be brought back to Us (for account)

23:116 📚 6
فَتَعَٰلَى ٱللَّهُ ٱلۡمَلِكُ ٱلۡحَقُّۖ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ رَبُّ ٱلۡعَرۡشِ ٱلۡكَرِيمِ

Diyanet İşleri MealiGerçek hükümdar olan Allah yücedir. O'ndan başka tanrı yoktur. O, yüce arşın Rabbidir

Elmalılı Hamdi YazırMutlak hâkim ve hak olan Allah, çok yücedir. O'ndan başka ilâh yoktur. O, bereketli Arş'ın sahibidir

Yusuf AliTherefore exalted be God, the King, the Reality: there is no god but He, the Lord of the Throne of Honour

23:117 📚 1
وَمَن يَدۡعُ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ لَا بُرۡهَٰنَ لَهُۥ بِهِۦ فَإِنَّمَا حِسَابُهُۥ عِندَ رَبِّهِۦٓۚ إِنَّهُۥ لَا يُفۡلِحُ ٱلۡكَٰفِرُونَ

Diyanet İşleri MealiAllah'la beraber, varlığına hiçbir delili olmadığı halde başka tanrıya tapanın hesabını Rabbi görecektir. İnkarcılar elbette kurtulamazlar

Elmalılı Hamdi YazırHer kim Allah ile birlikte diğer bir tanrıya taparsaki bu hususla ilgili hiçbir delili yoktur o kimsenin hesabı ancak Rabbinin nezdindedir. Şurası muhakkak ki, kâfirler kurtuluşa eremezler

Yusuf AliIf anyone invokes, besides God, Any other god, he has no authority therefor; and his reckoning will be only with his Lord! and verily the Unbelievers will fail to win through

23:118 📚 1
وَقُل رَّبِّ ٱغۡفِرۡ وَٱرۡحَمۡ وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلرَّٰحِمِينَ

Diyanet İşleri MealiDe ki: "Rabbim! Bağışla, merhamet et, Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın

Elmalılı Hamdi YazırResulüm! De ki: "Rabbim, bağışla ve merhamet et! Sen merhametlilerin en iyisisin

Yusuf AliSo say: "O my Lord! grant Thou forgiveness and mercy for Thou art the Best of those who show mercy

← Önceki Sonraki →

23. Al-Muminoon Suresi | Anlam Arayışı