30. Ar-Room سُورَةُ الرُّومِ
Diyanet İşleri MealiElif, Lam, Mim
Yusuf AliL. M
Diyanet İşleri MealiRumlar en yakın bir yerde yenildiler. Onlar bu yenilgilerinden bir kaç yıl sonra galip geleceklerdir. İş, eninde sonunda Allah'a aittir. İşte o gün, inananlar, istediğine yardım eden Allah'ın yardımına sevineceklerdir. O güçlüdür, merhametlidir
Yusuf AliThe Roman Empire has been defeated
Diyanet İşleri MealiRumlar en yakın bir yerde yenildiler. Onlar bu yenilgilerinden bir kaç yıl sonra galip geleceklerdir. İş, eninde sonunda Allah'a aittir. İşte o gün, inananlar, istediğine yardım eden Allah'ın yardımına sevineceklerdir. O güçlüdür, merhametlidir
Yusuf AliIn a land close by; but they, (even) after (this) defeat of theirs, will soon be victorious
Diyanet İşleri MealiRumlar en yakın bir yerde yenildiler. Onlar bu yenilgilerinden bir kaç yıl sonra galip geleceklerdir. İş, eninde sonunda Allah'a aittir. İşte o gün, inananlar, istediğine yardım eden Allah'ın yardımına sevineceklerdir. O güçlüdür, merhametlidir
Yusuf AliWithin a few years. With God is the Decision, in the past and in the Future: on that Day shall the Believers rejoice
Diyanet İşleri MealiRumlar en yakın bir yerde yenildiler. Onlar bu yenilgilerinden bir kaç yıl sonra galip geleceklerdir. İş, eninde sonunda Allah'a aittir. İşte o gün, inananlar, istediğine yardım eden Allah'ın yardımına sevineceklerdir. O güçlüdür, merhametlidir
Yusuf AliWith the help of God. He helps whom He will, and He is exalted in might, most merciful
Diyanet İşleri MealiBu, Allah'ın vaadidir; Allah verdiği sözden caymaz, fakat insanların çoğu bilmezler
Yusuf Ali(It is) the promise of God. Never does God depart from His promise: but most men understand not
Diyanet İşleri MealiOnlar, dünya hayatının görülen kısmını bilirler. Onlar, ahiretten habersizdirler
Yusuf AliThey know but the outer (things) in the life of this world: but of the End of things they are heedless
Diyanet İşleri MealiKendi kendilerine, Allah'ın gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları, gerçek olarak ve belirli bir süre için yarattığını düşünmezler mi? Doğrusu insanların çoğu, Rablerine kavuşacaklarını inkar ederler
Yusuf AliDo they not reflect in their own minds? Not but for just ends and for a term appointed, did God create the heavens and the earth, and all between them: yet are there truly many among men who deny the meeting with their Lord (at the Resurrectio n)
Diyanet İşleri MealiYeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce geçmiş kimselerin sonlarının nasıl olduğuna bakmazlar mı? Ki onlar kendilerinden daha kuvvetli idiler, yeryüzünü kazıp alt üst ederek onlardan çok imar etmiş kimseydiler ve onlara belgelerle peygamberler gelmişti. Böylece Allah onlara zulmetmiyor, onlar kendilerine zulmediyorlardı
Yusuf AliDo they not travel through the earth, and see what was the end of those before them? They were superior to them in strength: they tilled the soil and populated it in greater numbers than these have done: there came to them their apostles with Clear (Signs). (Which they rejected, to their own destruction): It was not God Who wronged them, but they wronged their own souls
Diyanet İşleri MealiSonra Allah'ın ayetlerini yalan sayıp, onları alaya alarak kötülük yapanların sonu pek kötü oldu
Yusuf AliIn the long run evil in the extreme will be the End of those who do evil; for that they rejected the Signs of God, and held them up to ridicule
Diyanet İşleri MealiAllah önce yaratır, ölümünden sonra tekrar diriltir. Sonunda O'na döneceksiniz
Yusuf AliIt is God Who begins (the process of) creation; then repeats it; then shall ye be brought back to Him
Diyanet İşleri MealiKıyamet koptuğu gün suçlular umutsuz kalıverirler
Yusuf AliOn the Day that the Hour will be established, the guilty will be struck dumb with despair
Diyanet İşleri MealiKoştukları ortakları artık şefaatçileri değildir; ortaklarını inkar ederler
Yusuf AliNo intercessor will they have among their "Partners" and they will (themselves) reject their "Partners
Diyanet İşleri MealiKıyamet koptuğu gün, işte o gün, darmadağın olurlar
Yusuf AliOn the Day that the Hour will be established,- that Day shall (all men) be sorted out
Diyanet İşleri MealiAma inanıp yararlı iş işleyenler, ağırlanacakları bir cennette bulunurlar
Yusuf AliThen those who have believed and worked righteous deeds, shall be made happy in a Mead of Delight
Diyanet İşleri Mealiİnkar edip, ayetlerimizi ve ahirette Bana kavuşmayı yalanlayanlara gelince, işte onlar azabla yüzyüze bırakılırlar
Yusuf AliAnd those who have rejected Faith and falsely denied our Signs and the meeting of the Hereafter,- such shall be brought forth to Punishment
Diyanet İşleri MealiAkşamlarken ve sabahlarken, öğle ve ikindi vaktinde Allah'ı -ki göklerde ve yerde hamd O'na mahsustur- tesbih edin, namaz kılın
Yusuf AliSo (give) glory to God, when ye reach eventide and when ye rise in the morning
Diyanet İşleri MealiAkşamlarken ve sabahlarken, öğle ve ikindi vaktinde Allah'ı -ki göklerde ve yerde hamd O'na mahsustur- tesbih edin, namaz kılın
Yusuf AliYea, to Him be praise, in the heavens and on earth; and in the late afternoon and when the day begins to decline
Diyanet İşleri MealiO, ölüden diri çıkarır, diriden ölü çıkarır; yeryüzünü ölümünden sonra O canlandırır. Ey insanlar! İşte siz de böylece diriltileceksiniz
Yusuf AliIt is He Who brings out the living from the dead, and brings out the dead from the living, and Who gives life to the earth after it is dead: and thus shall ye be brought out (from the dead)
Diyanet İşleri MealiSizi topraktan yaratması O'nun varlığının belgelerindendir. Sonra hemen birer insan olup yeryüzüne yayılırsınız
Yusuf AliAmong His Signs in this, that He created you from dust; and then,- behold, ye are men scattered (far and wide)
Diyanet İşleri Mealiİçinizden, kendileriyle huzura kavuşacağınız eşler yaratıp; aranızda muhabbet ve rahmet var etmesi, O'nun varlığının belgelerindendir. Bunlarda, düşünen millet için dersler vardır
Yusuf AliAnd among His Signs is this, that He created for you mates from among yourselves, that ye may dwell in tranquillity with them, and He has put love and mercy between your (hearts): verily in that are Signs for those who reflect
Diyanet İşleri MealiGökleri ve yeri yaratması, dillerinizin ve renklerinizin değişik olması, O'nun varlığının belgelerindendir. Doğrusu bunlarda, bilenler için dersler vardır
Yusuf AliAnd among His Signs is the creation of the heavens and the earth, and the variations in your languages and your colours: verily in that are Signs for those who know
Diyanet İşleri MealiGeceleyin uyumanız, gündüz de lütfundan rızık aramanız O'nun varlığının belgelerindendir. Bunlarda kulak veren millet için dersler vardır
Yusuf AliAnd among His Signs is the sleep that ye take by night and by day, and the quest that ye (make for livelihood) out of His Bounty: verily in that are signs for those who hearken
Diyanet İşleri MealiSize korku ve ümit veren şimşeği göstermesi, gökten su indirip ölümünden sonra yeri onunla diriltmesi O'nun varlığının belgelerindendir. Bunlarda, düşünen millet için dersler vardır
Yusuf AliAnd among His Signs, He shows you the lightning, by way both of fear and of hope, and He sends down rain from the sky and with it gives life to the earth after it is dead: verily in that are Signs for those who are wise
Diyanet İşleri MealiGöğün ve yerin O'nun buyruğu ile ayakta durması O'nun varlığının belgelerindendir. Sonra sizi kabirlerinizden bir çağırmaya görsün, hemen çıkıverirsiniz
Yusuf AliAnd among His Signs is this, that heaven and earth stand by His Command: then when He calls you, by a single call, from the earth, behold, ye (straightway) come forth
Diyanet İşleri MealiGöklerde ve yerde olanlar O'nundur; hepsi O'na boyun eğmiştir
Yusuf AliTo Him belongs every being that is in the heavens and on earth: all are devoutly obedient to Him
Diyanet İşleri MealiÖnce yaratan, ölümünden sonra tekrar dirilten O'dur. Bu, O'nun için daha kolaydır. Göklerde ve yerde olan en üstün sıfatlar O'nundur. O, güçlüdür, Hakim'dir
Yusuf AliIt is He Who begins (the process of) creation; then repeats it; and for Him it is most easy. To Him belongs the loftiest similitude (we can think of) in the heavens and the earth: for He is Exalted in Might, full of wisdom
Diyanet İşleri MealiAllah size kendinizden bir misal vermektedir: Size verdiğimiz rızıklarda, emrinizde bulunan kölelerinizin de eşit surette hak sahibi olmalarına razı olur ve birbirinizi saydığınız gibi bu ortaklarınızı sayar mısınız? Düşünen millete ayetleri böylece uzun uzadıya açıklarız
Yusuf AliHe does propound to you a similitude from your own (experience): do ye have partners among those whom your right hands possess, to share as equals in the wealth We have bestowed on you? Do ye fear them as ye fear each other? Thus do we explain the Signs in detail to a people that understand
Diyanet İşleri MealiHayır; zulmedenler, körü körüne kendi heveslerine uymuşlardır. Allah'ın saptırdığı kimseleri kim doğru yola eriştirebilir? Onların yardımcıları da yoktur
Yusuf AliNay, the wrong-doers (merely) follow their own lusts, being devoid of knowledge. But who will guide those whom God leaves astray? To them there will be no helpers
Diyanet İşleri MealiHakka yönelerek kendini Allah'ın insanlara yaratılışta verdiği dine ver. Zira Allah'ın yaratışında değişme yoktur; işte dosdoğru din budur, fakat insanların çoğu bilmezler
Yusuf AliSo set thou thy face steadily and truly to the Faith: (establish) God's handiwork according to the pattern on which He has made mankind: no change (let there be) in the work (wrought) by God: that is the standard Religion: but most among manki nd understand not
Diyanet İşleri MealiAllah'a yönelerek O'na karşı gelmekten sakınınız, namaz kılınız, dinlerinde ayrılığa düşüp fırka fırka olan, her fırkasının da kendisinde bulunanla sevindiği müşriklerden olmayınız
Yusuf AliTurn ye back in repentance to Him, and fear Him: establish regular prayers, and be not ye among those who join gods with God
Diyanet İşleri MealiAllah'a yönelerek O'na karşı gelmekten sakınınız, namaz kılınız, dinlerinde ayrılığa düşüp fırka fırka olan, her fırkasının da kendisinde bulunanla sevindiği müşriklerden olmayınız
Yusuf AliThose who split up their Religion, and become (mere) Sects,- each party rejoicing in that which is with itself
Diyanet İşleri Mealiİnsanlar bir darlığa uğrayınca Rablerine dönerek O'na yalvarırlar, sonra Allah katından onlara bir rahmet tattırınca içlerinden bir takımı kendilerine verdiklerimize nankörlük ederek Rablerine eş koşarlar. Safa sürün bakalım, yakında göreceksiniz
Yusuf AliWhen trouble touches men, they cry to their Lord, turning back to Him in repentance: but when He gives them a taste of Mercy as from Himself, behold, some of them pay part-worship to other god's besides their Lord
Diyanet İşleri Mealiİnsanlar bir darlığa uğrayınca Rablerine dönerek O'na yalvarırlar, sonra Allah katından onlara bir rahmet tattırınca içlerinden bir takımı kendilerine verdiklerimize nankörlük ederek Rablerine eş koşarlar. Safa sürün bakalım, yakında göreceksiniz
Yusuf Ali(As if) to show their ingratitude for the (favours) We have bestowed on them! Then enjoy (your brief day); but soon will ye know (your folly)
Diyanet İşleri MealiYoksa onlara ortak koşmalarını söyleyen bir delil mi indirdik
Yusuf AliOr have We sent down authority to them, which points out to them the things to which they pay part-worship
Diyanet İşleri Mealiİnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinirler, ama yaptıklarından ötürü başlarına bir kötülük gelirse hemen ümitlerini kaybediverirler
Yusuf AliWhen We give men a taste of Mercy, they exult thereat: and when some evil afflicts them because of what their (own) hands have sent forth, behold, they are in despair
Diyanet İşleri MealiAllah'ın, rızkı dilediğine yayıp bir ölçüye göre verdiğini görmezler mi? Doğrusu bunda, inananlar için dersler vardır
Yusuf AliSee they not that God enlarges the provision and restricts it, to whomsoever He pleases? Verily in that are Signs for those who believe
Diyanet İşleri MealiYakınlığı olana, yoksula, yolda kalmışa hakkını ver. Allah'ın rızasını dileyenler için bu daha hayırlıdır. İşte onlar saadete erenlerdir
Yusuf AliSo give what is due to kindred, the needy, and the wayfarer. That is best for those who seek the Countenance, of God, and it is they who will prosper
Diyanet İşleri Mealiİnsanların malları içinde artsın diye verdiğiniz her hangi bir faiz Allah katında artmaz; fakat, Allah'ın rızasını dileyerek verdiğiniz herhangi bir sadaka (zekat) böyle değildir. İşte onlar sevablarını kat kat artıranlardır
Yusuf AliThat which ye lay out for increase through the property of (other) people, will have no increase with God: but that which ye lay out for charity, seeking the Countenance of God, (will increase): it is these who will get a recompense multiplied
Diyanet İşleri MealiSizi yaratan, sonra rızıklandıran, sonra öldüren, daha sonra da dirilten Allah'tır. O'na koştuğunuz ortaklarınızdan böyle bir şey yapan var mıdır? Allah onların ortak koştukları şeylerden münezzehtir, yücedir
Yusuf AliIt is God Who has created you: further, He has provided for your sustenance; then He will cause you to die; and again He will give you life. Are there any of your (false) "Partners" who can do any single one of these things? Glory to Him! and high is He above the partners they attribute (to him)
Diyanet İşleri Mealiİnsanların elleriyle işledikleri yüzünden karada ve denizde fesat çıkar; Allah da belki dönerler diye yaptıklarının bir kısmını böylece kendilerine tattırır
Yusuf AliMischief has appeared on land and sea because of (the meed) that the hands of men have earned, that (God) may give them a taste of some of their deeds: in order that they may turn back (from Evil)
Diyanet İşleri MealiDe ki: "Yeryüzünde dolaşın da daha öncekilerden çoğu ortak koşan (müşrik) olanların sonunun nasıl olduğuna bir bakın
Yusuf AliSay: "Travel through the earth and see what was the end of those before (you): Most of them worshipped others besides God
Diyanet İşleri Mealiİnsanların fırka fırka olacağı, Allah katından kaçınılmaz o günün gelmesinden önce, kendini dosdoğru dine yönelt
Yusuf AliBut set thou thy face to the right Religion before there come from God the Day which there is no chance of averting: on that Day shall men be divided (in two)
Diyanet İşleri MealiKim inkar ederse, inkarı kendi aleyhine olur. Yararlı iş işleyen kimseler, kendileri için rahat bir yer hazırlamış olurlar
Yusuf AliThose who reject Faith will suffer from that rejection: and those who work righteousness will spread their couch (of repose) for themselves (in heaven)
Diyanet İşleri MealiÇünkü Allah inanıp yararlı iş işleyenlere lütfundan karşılık verecektir. Doğrusu O, inkarcıları sevmez
Yusuf AliThat He may reward those who believe and work righteous deeds, out of his Bounty. For He loves not those who reject Faith
Diyanet İşleri MealiRüzgarları müjdeciler olarak göndermesi, size rahmetini tattırması, buyruğu ile gemilerin yürümesi, lütfundan rızık istemeniz, O'nun varlığının belgelerindendir. Belki şükredersiniz
Yusuf AliAmong His Signs is this, that He sends the Winds, as heralds of Glad Tidings, giving you a taste of His (Grace and) Mercy,- that the ships may sail (majestically) by His Command and that ye may seek of His Bounty: in order that ye may be grate ful
Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki! Senden önce, birçok peygamberleri ümmetlerine gönderdik, onlara belgeler getirdiler; dinlemeyip suç işleyenlerden öç aldık, zira inananlara yardım etmek bize hak olmuştu
Yusuf AliWe did indeed send, before thee, apostles to their (respective) peoples, and they came to them with Clear Signs: then, to those who transgressed, We meted out Retribution: and it was due from Us to aid those who believed
Diyanet İşleri MealiRüzgarları gönderip bulutları yürüten, onları gökte dilediği gibi yayan ve küme küme yığan Allah'tır. Artık sen de aralarından yağmurun çıktığını görürsün. Allah'ın kullarından dilediğine verdiği yağmurla, daha önceden kendilerine yağmur indirilmesinden ümidlerini kesmiş oldukları için onlar seviniverirler
Yusuf AliIt is God Who sends the Winds, and they raise the Clouds: then does He spread them in the sky as He wills, and break them into fragments, until thou seest rain-drops issue from the midst thereof: then when He has made them reach such of his se rvants as He wills behold, they do rejoice
Diyanet İşleri MealiRüzgarları gönderip bulutları yürüten, onları gökte dilediği gibi yayan ve küme küme yığan Allah'tır. Artık sen de aralarından yağmurun çıktığını görürsün. Allah'ın kullarından dilediğine verdiği yağmurla, daha önceden kendilerine yağmur indirilmesinden ümidlerini kesmiş oldukları için onlar seviniverirler
Yusuf AliEven though, before they received (the rain) - just before this - they were dumb with despair
Diyanet İşleri MealiAllah'ın rahmetinin belirtilerine bir bak, yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor? Şüphesiz ölüleri O diriltir. O her şeye Kadir'dir
Yusuf AliThen contemplate (O man!) the memorials of God's Mercy!- how He gives life to the earth after its death: verily the same will give life to the men who are dead: for He has power over all things
Diyanet İşleri MealiBir rüzgar göndersek de yeşilliklerin sarardığını görseler hemen nankörlüğe başlarlar
Yusuf AliAnd if We (but) send a Wind from which they see (their tilth) turn yellow,- behold, they become, thereafter, Ungrateful (Unbelievers)
Diyanet İşleri MealiTabiidir ki sen ölülere katiyyen işittiremezsin; dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın
Yusuf AliSo verily thou canst not make the dead to hear, nor canst thou make the deaf to hear the call, when they show their backs and turn away
Diyanet İşleri MealiKörleri sapıklıklarından vazgeçirip doğru yola döndüremezsin; ancak ayetlerimize inananlara duyurabilirsin; işte onlar Müslümanlardır
Yusuf AliNor canst thou lead back the blind from their straying: only those wilt thou make to hear, who believe in Our signs and submit (their wills in Islam)
Diyanet İşleri MealiSizi güçsüz olarak yaratan, güçsüzlükten sonra kuvvetli kılan, sonra da kuvvetliliğin ardından güçsüz ve ihtiyar yapan Allah'tır. O, dilediğini yaratır; bilendir, Kadir olandır
Yusuf AliIt is God Who created you in a state of (helpless) weakness, then gave (you) strength after weakness, then, after strength, gave (you weakness and a hoary head: He creates as He wills, and it is He Who has all knowledge and power)
Diyanet İşleri MealiKıyamet koptuğu gün suçlular sadece çok kısa bir müddet kalmış olduklarına yemin ederler. Böylece onlar dünyada da aldatılıp haktan döndürülüyorlardı
Yusuf AliOn the Day that the Hour (of Reckoning) will be established, the transgressors will swear that they tarried not but an hour: thus were they used to being deluded
Diyanet İşleri MealiKendilerine ilim ve iman verilenler; "And olsun ki, siz Allah'ın yazısında mevcut yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu yeniden dirilme günüdür, fakat sizler anlamıyordunuz" derler
Yusuf AliBut those endued with knowledge and faith will say: "Indeed ye did tarry, within God's Decree, to the Day of Resurrection, and this is the Day of Resurrection: but ye - ye were not aware
Diyanet İşleri MealiZulmedenlerin, o gün mazeretleri fayda vermez; artık kendilerinden Allah'ı hoşnut edecek şeyleri yapmaları da istenmez
Yusuf AliSo on that Day no excuse of theirs will avail the transgressors, nor will they be invited (then) to seek grace (by repentance)
Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki bu Kuran'da insanlar için her türlü misali vermişizdir. Bununla beraber, eğer sen onlara bir mucize getirmiş olsan, inkar edenler: "Siz ancak batıl şeyler ortaya atanlarsınız" derler
Yusuf Aliverily We have propounded for men, in this Qur'an every kind of Parable: But if thou bring to them any Sign, the Unbelievers are sure to say, "Ye do nothing but talk vanities
Diyanet İşleri MealiAllah bilmeyenlerin kalblerini işte böylece kapatır
Yusuf AliThus does God seal up the hearts of those who understand not
Diyanet İşleri MealiSabret ki, Allah'ın sözü şüphesiz gerçektir. Kesin olarak inanmayanlar seni hafife almasınlar
Yusuf AliSo patiently persevere: for verily the promise of God is true: nor let those shake thy firmness, who have (themselves) no certainty of faith