☪ Anlam Arayışı

33. Al-Ahzaab سُورَةُ الأَحۡزَابِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri

● Med● Kalkale● Ğunne● İhfâ● İdğâm (ğunneli)● İdğâm (ğunnesiz)● İklâb● Okunmayan harf

Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
33:1
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ ٱتَّقِ ٱللَّهَ وَلَا تُطِعِ ٱلْكَـٰفِرِينَ وَٱلْمُنَـٰفِقِينَ‌ۗ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًا
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلنَّبِىُّ
peygamber
ٱتَّقِ
kork
ٱللَّهَ
Allah'tan
وَلَا
ve asla
تُطِعِ
ita'at etme
ٱلْكَـٰفِرِينَ
kafirlere
وَٱلْمُنَـٰفِقِينَ ۗ
ve münafıklara
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
كَانَ
bilendir
عَلِيمًا
All-Knower
حَكِيمًۭا
hüküm ve hikmet sahibidir

Ali BulaçEy Peygamber, Allah'tan sakın, kafirlere ve münafıklara itaat etme. Şüphesiz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir

33:2 📚 1
وَٱتَّبِعْ مَا يُوحَىٰٓ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ‌ۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًا
وَٱتَّبِعْ
ve uy
مَا
şeye
يُوحَىٰٓ
vahyedilen
إِلَيْكَ
sana
مِن
Rabbinden
رَّبِّكَ ۚ
your Lord
إِنَّ
muhakkak ki
ٱللَّهَ
Allah
كَانَ
şeyleri
بِمَا
of what
تَعْمَلُونَ
yaptıklarınız
خَبِيرًۭا
haber almaktadır;

Ali BulaçSana Rabbinden vahyedilene uy. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır

33:3
وَتَوَكَّلْ عَلَى ٱللَّهِ‌ۚ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ وَكِيلاً
وَتَوَكَّلْ
ve dayan
عَلَى
Allah'a
ٱللَّهِ ۚ
Allah
وَكَفَىٰ
yeter
بِٱللَّهِ
Allah
وَكِيلًۭا
vekil olarak

Ali BulaçAllah'a tevekkül et; vekil olarak Allah yeter

33:4 📚 8
مَّا جَعَلَ ٱللَّهُ لِرَجُلٍ مِّن قَلْبَيْنِ فِى جَوْفِهِۦ‌ۚ وَمَا جَعَلَ أَزْوَٲجَكُمُ ٱلَّــٰٓــِٔى تُظَـٰهِرُونَ مِنْهُنَّ أُمَّهَـٰتِكُمْ‌ۚ وَمَا جَعَلَ أَدْعِيَآءَكُمْ أَبْنَآءَكُمْ‌ۚ ذَٲلِكُمْ قَوْلُكُم بِأَفْوَٲهِكُمْ‌ۖ وَٱللَّهُ يَقُولُ ٱلْحَقَّ وَهُوَ يَهْدِى ٱلسَّبِيلَ
مَّا
yaratmadı
جَعَلَ
Allah (has) made
ٱللَّهُ
Allah
لِرَجُلٍۢ
bir adama
مِّن
iki kalb
قَلْبَيْنِ
two hearts
فِى
(göğüs) boşluğunda
جَوْفِهِۦ ۚ
his interior
وَمَا
ve
جَعَلَ
yapmadı
أَزْوَٰجَكُمُ
eşlerinizi
ٱلَّـٰٓـِٔى
zıhar yaptığınız
تُظَـٰهِرُونَ
you declare unlawful
مِنْهُنَّ
onlarla
أُمَّهَـٰتِكُمْ ۚ
sizin anneleriniz
وَمَا
ve
جَعَلَ
kılmadı
أَدْعِيَآءَكُمْ
evlatlıklarınızı
أَبْنَآءَكُمْ ۚ
sizin öz oğullarınız
ذَٰلِكُمْ
bunlar
قَوْلُكُم
sizin sözlerinizdir
بِأَفْوَٰهِكُمْ ۖ
ağızlarınıza gelen
وَٱللَّهُ
Allah
يَقُولُ
söyler
ٱلْحَقَّ
gerçeği
وَهُوَ
ve O
يَهْدِى
iletir
ٱلسَّبِيلَ
doğru yola

Ali BulaçAllah, bir adamın kendi (göğüs) boşluğu içinde iki kalp kılmadı ve kendilerini annelerinize benzeterek yemin konusu yaptığınız (zıharda bulunduğunuz) eşlerinizi sizin anneleriniz yapmadı, evlatlıklarınızı da sizin (öz) çocuklarınız saymadı. Bu, sizin (yalnızca) ağzınızla söylemenizdir. Allah ise, hakkı söyler ve (doğru olan) yola yöneltip-iletir

33:5 📚 7
ٱدْعُوهُمْ لِأَبَآئِهِمْ هُوَ أَقْسَطُ عِندَ ٱللَّهِ‌ۚ فَإِن لَّمْ تَعْلَمُوٓاْ ءَابَآءَهُمْ فَإِخْوَٲنُكُمْ فِى ٱلدِّينِ وَمَوَٲلِيكُمْ‌ۚ وَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ فِيمَآ أَخْطَأْتُم بِهِۦ وَلَـٰكِن مَّا تَعَمَّدَتْ قُلُوبُكُمْ‌ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا
ٱدْعُوهُمْ
onları çağırın
لِـَٔابَآئِهِمْ
babalarına nisbetle
هُوَ
bu
أَقْسَطُ
daha adaletlidir
عِندَ
yanında
ٱللَّهِ ۚ
Allah
فَإِن
eğer
لَّمْ
bilmiyorsanız
تَعْلَمُوٓا۟
you know
ءَابَآءَهُمْ
babalarını
فَإِخْوَٰنُكُمْ
onlar sizin kardeşlerinizdir
فِى
dinde
ٱلدِّينِ
[the] religion
وَمَوَٰلِيكُمْ ۚ
ve dostlarınızdır
وَلَيْسَ
ve yoktur
عَلَيْكُمْ
size
جُنَاحٌۭ
bir günah
فِيمَآ
yaptığınızda
أَخْطَأْتُم
yanılarak
بِهِۦ
bu konuda
وَلَـٰكِن
fakat vardır
مَّا
bile bile yaptığında
تَعَمَّدَتْ
intended
قُلُوبُكُمْ ۚ
kalblerinizin
وَكَانَ
ve
ٱللَّهُ
Allah
غَفُورًۭا
çok bağışlayandır
رَّحِيمًا
çok esirgeyendir

Ali BulaçOnları (evlat edindiklerinizi) babalarına nisbet ederek çağırın; bu, Allah Katında daha adildir. Eğer babalarını bilmiyorsanız artık onlar, dinde sizin kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata olarak yaptıklarınızda ise, sizin için bir sakınca (bir vebal) yoktur. Ancak kalplerinizin kasıt gözeterek (taammüden) yaptıklarınızda vardır. Allah, bağışlayandır, esirgeyendir

33:6 📚 1
ٱلنَّبِىُّ أَوْلَىٰ بِٱلْمُؤْمِنِينَ مِنْ أَنفُسِهِمْ‌ۖ وَأَزْوَٲجُهُۥٓ أُمَّهَـٰتُهُمْ‌ۗ وَأُوْلُواْ ٱلْأَرْحَامِ بَعْضُهُمْ أَوْلَىٰ بِبَعْضٍ فِى كِتَـٰبِ ٱللَّهِ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُهَـٰجِرِينَ إِلَّآ أَن تَفْعَلُوٓاْ إِلَىٰٓ أَوْلِيَآئِكُم مَّعْرُوفًا‌ۚ كَانَ ذَٲلِكَ فِى ٱلْكِتَـٰبِ مَسْطُورًا
ٱلنَّبِىُّ
peygamber
أَوْلَىٰ
daha yakındır
بِٱلْمُؤْمِنِينَ
mü'minlere
مِنْ
canlarından
أَنفُسِهِمْ ۖ
their own selves
وَأَزْوَٰجُهُۥٓ
ve onun eşleri
أُمَّهَـٰتُهُمْ ۗ
onların anneleridir
وَأُو۟لُوا۟
(anne tarafından akrabalar)
ٱلْأَرْحَامِ
(anne tarafından akrabalar)
بَعْضُهُمْ
bir kısmı
أَوْلَىٰ
daha yakındırlar
بِبَعْضٍۢ
diğerine
فِى
kitabında
كِتَـٰبِ
(the) Decree
ٱللَّهِ
Allah'ın
مِنَ
öteki
ٱلْمُؤْمِنِينَ
mü'minlerden
وَٱلْمُهَـٰجِرِينَ
ve muhacirlerden
إِلَّآ
ancak hariç
أَن
yapmanız
تَفْعَلُوٓا۟
you do
إِلَىٰٓ
dostlarınıza
أَوْلِيَآئِكُم
your friends
مَّعْرُوفًۭا ۚ
bir iyilik
كَانَ
bunlar
ذَٰلِكَ
That is
فِى
Kitapta
ٱلْكِتَـٰبِ
the Book
مَسْطُورًۭا
yazılmıştır

Ali BulaçPeygamber, mü'minler için kendi nefislerinden daha evladır ve onun zevceleri de onların anneleridir. Rahim sahipleri (akrabalar) de, Allah'ın Kitab'ında birbirlerine öteki mü'minlerden ve muhacirlerden daha yakındır. Ancak dostlarınıza maruf üzere yapacaklarınız başka; bunlar Kitap'ta yazılmış bulunmaktadır

33:7
وَإِذْ أَخَذْنَا مِنَ ٱلنَّبِيِّــۧنَ مِيثَـٰقَهُمْ وَمِنكَ وَمِن نُّوحٍ وَإِبْرَٲهِيمَ وَمُوسَىٰ وَعِيسَى ٱبْنِ مَرْيَمَ‌ۖ وَأَخَذْنَا مِنْهُم مِّيثَـٰقًا غَلِيظًا
وَإِذْ
ve hani
أَخَذْنَا
biz almıştık
مِنَ
peygamberlerden
ٱلنَّبِيِّـۧنَ
the Prophets
مِيثَـٰقَهُمْ
ahidlerini
وَمِنكَ
ve senden
وَمِن
ve
نُّوحٍۢ
Nuh'dan
وَإِبْرَٰهِيمَ
ve İbrahim'den
وَمُوسَىٰ
ve Musa'dan
وَعِيسَى
ve Îsa'dan
ٱبْنِ
oğlu
مَرْيَمَ ۖ
Meryem
وَأَخَذْنَا
ve almıştık
مِنْهُم
onlardan
مِّيثَـٰقًا
söz
غَلِيظًۭا
sapasağlam

Ali BulaçHani Biz peygamberlerden kesin sözlerini almıştık; senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan. Biz onlardan sapasağlam bir söz almıştık

33:8
لِّيَسْــَٔلَ ٱلصَّـٰدِقِينَ عَن صِدْقِهِمْ‌ۚ وَأَعَدَّ لِلْكَـٰفِرِينَ عَذَابًا أَلِيمًا
لِّيَسْـَٔلَ
sorması için
ٱلصَّـٰدِقِينَ
doğrulara
عَن
doğruluklarından
صِدْقِهِمْ ۚ
their truth
وَأَعَدَّ
ve hazırlamıştır
لِلْكَـٰفِرِينَ
kafirler için
عَذَابًا
bir azab
أَلِيمًۭا
acıklı

Ali BulaçDoğru olanlara doğruluk (ve bağlılık)larını (Allah'ın) sorması için. Kafirlere ise acı bir azap hazırlamıştır

33:9 📚 1
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱذْكُرُواْ نِعْمَةَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ جَآءَتْكُمْ جُنُودٌ فَأَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِيحًا وَجُنُودًا لَّمْ تَرَوْهَا‌ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرًا
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
ٱذْكُرُوا۟
hatırlayın
نِعْمَةَ
ni'metini
ٱللَّهِ
Allah'ın
عَلَيْكُمْ
size olan
إِذْ
hani bir zaman
جَآءَتْكُمْ
size gelmişti
جُنُودٌۭ
ordular
فَأَرْسَلْنَا
ve biz göndermiştik
عَلَيْهِمْ
onların üzerine
رِيحًۭا
bir rüzgar
وَجُنُودًۭا
ve ordular
لَّمْ
sizin görmediğiniz
تَرَوْهَا ۚ
you (could) see them
وَكَانَ
ve idi
ٱللَّهُ
Allah
بِمَا
şeyleri
تَعْمَلُونَ
yaptıklarınız
بَصِيرًا
görmekte

Ali BulaçEy iman edenler, Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani size ordular gelmişti; böylece Biz de onların üzerine, bir rüzgar ve sizin görmediğiniz ordular göndermiştik. Allah, yaptıklarınızı görendir

33:10
إِذْ جَآءُوكُم مِّن فَوْقِكُمْ وَمِنْ أَسْفَلَ مِنكُمْ وَإِذْ زَاغَتِ ٱلْأَبْصَـٰرُ وَبَلَغَتِ ٱلْقُلُوبُ ٱلْحَنَاجِرَ وَتَظُنُّونَ بِٱللَّهِ ٱلظُّنُونَا۟
إِذْ
hani
جَآءُوكُم
onlar gelmişlerdi
مِّن
üstünüzden
فَوْقِكُمْ
above you
وَمِنْ
ve
أَسْفَلَ
alt tarafınızdan
مِنكُمْ
sizin
وَإِذْ
ve hani
زَاغَتِ
kaymıştı
ٱلْأَبْصَـٰرُ
gözler
وَبَلَغَتِ
ve dayanmıştı
ٱلْقُلُوبُ
yürekler
ٱلْحَنَاجِرَ
hançerelere
وَتَظُنُّونَ
ve zanda bulunuyordunuz
بِٱللَّهِ
Allah hakında
ٱلظُّنُونَا۠
türlü düşüncelerle

Ali BulaçHani onlar, size hem üstünüzden, hem alt tarafınızdan gelmişlerdi; gözler kaymış, yürekler hançereye gelip dayanmıştı ve siz Allah hakkında (birtakım) zanlarda bulunuyordunuz

33:11
هُنَالِكَ ٱبْتُلِىَ ٱلْمُؤْمِنُونَ وَزُلْزِلُواْ زِلْزَالاً شَدِيدًا
هُنَالِكَ
işte orada
ٱبْتُلِىَ
denenmişti
ٱلْمُؤْمِنُونَ
mü'minler
وَزُلْزِلُوا۟
ve sarsılmışlardı
زِلْزَالًۭا
bir sarsıntı ile
شَدِيدًۭا
şiddetli

Ali Bulaçİşte orada, iman edenler, sınanmış ve şiddetli bir sarsıntıyla sarsıntıya uğratılmışlardı

33:12 📚 2
وَإِذْ يَقُولُ ٱلْمُنَـٰفِقُونَ وَٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ مَّا وَعَدَنَا ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥٓ إِلَّا غُرُورًا
وَإِذْ
ve hani
يَقُولُ
diyordu
ٱلْمُنَـٰفِقُونَ
münafıklar
وَٱلَّذِينَ
ve bulunanlar
فِى
kalblerinde
قُلُوبِهِم
their hearts
مَّرَضٌۭ
hastalık
مَّا
bize vaadde bulunmadı
وَعَدَنَا
Allah promised us
ٱللَّهُ
Allah
وَرَسُولُهُۥٓ
ve Resulü
إِلَّا
dışında
غُرُورًۭا
boş vaatler

Ali BulaçHani, münafık olanlar ve kalplerinde hastalık bulunanlar: "Allah ve Resulü, bize boş bir aldanıştan başka bir şey vadetmedi" diyorlardı

33:13
وَإِذْ قَالَت طَّآئِفَةٌ مِّنْهُمْ يَـٰٓأَهْلَ يَثْرِبَ لَا مُقَامَ لَكُمْ فَٱرْجِعُواْ‌ۚ وَيَسْتَــْٔذِنُ فَرِيقٌ مِّنْهُمُ ٱلنَّبِىَّ يَقُولُونَ إِنَّ بُيُوتَنَا عَوْرَةٌ وَمَا هِىَ بِعَوْرَةٍ‌ۖ إِن يُرِيدُونَ إِلَّا فِرَارًا
وَإِذْ
ve hani
قَالَت
demişti ki
طَّآئِفَةٌۭ
bir grup
مِّنْهُمْ
onlardan
يَـٰٓأَهْلَ
ey halkı
يَثْرِبَ
Yesrib (Medine)
لَا
artık yoktur
مُقَامَ
duracak yer
لَكُمْ
size
فَٱرْجِعُوا۟ ۚ
dönün
وَيَسْتَـْٔذِنُ
ve izin istiyordu
فَرِيقٌۭ
bir topluluk
مِّنْهُمُ
onlardan
ٱلنَّبِىَّ
peygamberden
يَقُولُونَ
diyerek
إِنَّ
gerçekten
بُيُوتَنَا
evlerimiz
عَوْرَةٌۭ
(sağlam değil) açıktır
وَمَا
oysa değildi
هِىَ
onlar(ın evleri)
بِعَوْرَةٍ ۖ
açık
إِن
istemiyorlardı
يُرِيدُونَ
they wished
إِلَّا
başka bir şey
فِرَارًۭا
kaçmak(tan)

Ali BulaçOnlardan bir grup da hani şöyle demişti: "Ey Yesrib (Medine) halkı, artık sizin için (burada) kalacak yer yok, şu halde dönün." Onlardan bir topluluk da: "Gerçekten evlerimiz açıktır" diye Peygamberden izin istiyordu; oysa onlar(ın evleri) açık değildi. Onlar yalnızca kaçmak istiyorlardı

33:14
وَلَوْ دُخِلَتْ عَلَيْهِم مِّنْ أَقْطَارِهَا ثُمَّ سُئِلُواْ ٱلْفِتْنَةَ لَأَتَوْهَا وَمَا تَلَبَّثُواْ بِهَآ إِلَّا يَسِيرًا
وَلَوْ
ve eğer
دُخِلَتْ
girilseydi
عَلَيْهِم
onların üzerine
مِّنْ
her yandan
أَقْطَارِهَا
all its sides
ثُمَّ
sonra
سُئِلُوا۟
istenseydi
ٱلْفِتْنَةَ
baskı ve işkence yapmaları
لَـَٔاتَوْهَا
elbette yaparlardı
وَمَا
ve
تَلَبَّثُوا۟
gecikmezlerdi
بِهَآ
bunda
إِلَّا
dışında
يَسِيرًۭا
azıcık

Ali BulaçEğer onlara (şehrin her) yanından girilseydi sonra da kendilerinden fitne (karışıklık çıkarmaları) istenmiş olsaydı, hiç şüphesiz buna yanaşır ve bunda pek az (zaman) dışında (kararsız) kalmazlardı

33:15
وَلَقَدْ كَانُواْ عَـٰهَدُواْ ٱللَّهَ مِن قَبْلُ لَا يُوَلُّونَ ٱلْأَدْبَـٰرَ‌ۚ وَكَانَ عَهْدُ ٱللَّهِ مَسْــُٔولاً
وَلَقَدْ
oysa
كَانُوا۟
idiler
عَـٰهَدُوا۟
söz vermişler
ٱللَّهَ
Allah'a
مِن
daha önce
قَبْلُ
before
لَا
dön(üp kaç)mayacaklarına
يُوَلُّونَ
they would turn
ٱلْأَدْبَـٰرَ ۚ
arkalarına
وَكَانَ
ve idiler
عَهْدُ
verilen sözden
ٱللَّهِ
Allah'a
مَسْـُٔولًۭا
sorumlu

Ali BulaçOysa andolsun, daha önce 'arkalarını dönüp kaçmayacaklarına' dair Allah'a söz vermişlerdi; Allah'a verilen söz (ahid) ise, (ağır bir) sorumluluktur

33:16
قُل لَّن يَنفَعَكُمُ ٱلْفِرَارُ إِن فَرَرْتُم مِّنَ ٱلْمَوْتِ أَوِ ٱلْقَتْلِ وَإِذًا لَّا تُمَتَّعُونَ إِلَّا قَلِيلاً
قُل
de ki
لَّن
size fayda vermez
يَنفَعَكُمُ
will benefit you
ٱلْفِرَارُ
kaçmak
إِن
eğer
فَرَرْتُم
kaçıyorsanız
مِّنَ
ölümden
ٱلْمَوْتِ
death
أَوِ
veya
ٱلْقَتْلِ
öldürülmekten
وَإِذًۭا
o zaman bile
لَّا
yaşatılmazsınız
تُمَتَّعُونَ
you will be allowed to enjoy
إِلَّا
dışında
قَلِيلًۭا
pek az

Ali BulaçDe ki: "Eğer ölümden veya öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçış size kesin olarak bir yarar sağlamaz; böyle olsa bile, pek az (bir zaman) dışında metalanıp-yararlandırılmazsınız

33:17 📚 1
قُلْ مَن ذَا ٱلَّذِى يَعْصِمُكُم مِّنَ ٱللَّهِ إِنْ أَرَادَ بِكُمْ سُوٓءًا أَوْ أَرَادَ بِكُمْ رَحْمَةً‌ۚ وَلَا يَجِدُونَ لَهُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا
قُلْ
de ki
مَن
kimdir?
ذَا
şu
ٱلَّذِى
kimse ki
يَعْصِمُكُم
sizi koruyacak
مِّنَ
Allahdan
ٱللَّهِ
Allah
إِنْ
eğer
أَرَادَ
istese
بِكُمْ
size
سُوٓءًا
bir kötülük
أَوْ
veya
أَرَادَ
dilese
بِكُمْ
size
رَحْمَةًۭ ۚ
rahmet
وَلَا
bulamazlar
يَجِدُونَ
they will find
لَهُم
kendilerine
مِّن
başka
دُونِ
besides
ٱللَّهِ
Allah'tan
وَلِيًّۭا
bir dost
وَلَا
ne de
نَصِيرًۭا
bir yardımcı

Ali BulaçDe ki: "Size bir kötülük isteyecek olsa sizi Allah'tan koruyacak, veya size bir rahmet isteyecek olsa (buna engel olacak) kimdir?" Onlar, kendileri için Allah'ın dışında ne bir veli, ne bir yardımcı bulamazlar

33:18
۞ قَدْ يَعْلَمُ ٱللَّهُ ٱلْمُعَوِّقِينَ مِنكُمْ وَٱلْقَآئِلِينَ لِإِخْوَٲنِهِمْ هَلُمَّ إِلَيْنَا‌ۖ وَلَا يَأْتُونَ ٱلْبَأْسَ إِلَّا قَلِيلاً
۞ قَدْ
elbette
يَعْلَمُ
biliyor
ٱللَّهُ
Allah
ٱلْمُعَوِّقِينَ
alıkoyanları
مِنكُمْ
içinizden
وَٱلْقَآئِلِينَ
ve diyenleri
لِإِخْوَٰنِهِمْ
kardeşlerine
هَلُمَّ
gelin
إِلَيْنَا ۖ
bize
وَلَا
onlar gelmezler
يَأْتُونَ
they come
ٱلْبَأْسَ
savaşa
إِلَّا
dışında
قَلِيلًا
pek azı

Ali BulaçGerçekten Allah, içinizden alıkoyanları ve kardeşlerine: "Bize gelin" diyenleri bilir. Bunlar, pek azı dışında zorlu-savaşlara gelmezler

33:19 📚 1
أَشِحَّةً عَلَيْكُمْ‌ۖ فَإِذَا جَآءَ ٱلْخَوْفُ رَأَيْتَهُمْ يَنظُرُونَ إِلَيْكَ تَدُورُ أَعْيُنُهُمْ كَٱلَّذِى يُغْشَىٰ عَلَيْهِ مِنَ ٱلْمَوْتِ‌ۖ فَإِذَا ذَهَبَ ٱلْخَوْفُ سَلَقُوكُم بِأَلْسِنَةٍ حِدَادٍ أَشِحَّةً عَلَى ٱلْخَيْرِ‌ۚ أُوْلَـٰٓئِكَ لَمْ يُؤْمِنُواْ فَأَحْبَطَ ٱللَّهُ أَعْمَـٰلَهُمْ‌ۚ وَكَانَ ذَٲلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرًا
أَشِحَّةً
cimriler olarak
عَلَيْكُمْ ۖ
size karşı
فَإِذَا
ne zaman ki
جَآءَ
gelince
ٱلْخَوْفُ
korku
رَأَيْتَهُمْ
görürsün
يَنظُرُونَ
baktıklarını
إِلَيْكَ
sana
تَدُورُ
dönerek
أَعْيُنُهُمْ
gözleri
كَٱلَّذِى
gibi
يُغْشَىٰ
baygınlığı
عَلَيْهِ
onların üstüne
مِنَ
ölüm
ٱلْمَوْتِ ۖ
[the] death
فَإِذَا
ne zaman ki
ذَهَبَ
gidince
ٱلْخَوْفُ
korku
سَلَقُوكُم
sizi incitirler
بِأَلْسِنَةٍ
dillerle
حِدَادٍ
sivri
أَشِحَّةً
düşkünlük göstererek
عَلَى
karşı
ٱلْخَيْرِ ۚ
hayra
أُو۟لَـٰٓئِكَ
onlar
لَمْ
inanmamışlar
يُؤْمِنُوا۟
they have believed
فَأَحْبَطَ
bu yüzden boşa çıkarmıştır
ٱللَّهُ
Allah
أَعْمَـٰلَهُمْ ۚ
onların işlerini
وَكَانَ
ve
ذَٰلِكَ
bu
عَلَى
göre
ٱللَّهِ
Allah'a
يَسِيرًۭا
kolaydır

Ali Bulaç(Geldiklerinde de) Size karşı 'cimri ve bencildirler.' Şayet korku gelecek olsa, ölümden dolayı üstüne baygınlık çökmüş kimseler gibi gözleri dönerek sana bakmakta olduklarını görürsün. Korku gidince, hayra karşı oldukça düşkünlük göstererek sizi keskin dilleriyle (eleştirip inciterek) karşılarlar. İşte onlar iman etmemişlerdir; böylece Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmıştır. Bu Allah'a göre pek kolaydır

33:20 📚 2
يَحْسَبُونَ ٱلْأَحْزَابَ لَمْ يَذْهَبُواْ‌ۖ وَإِن يَأْتِ ٱلْأَحْزَابُ يَوَدُّواْ لَوْ أَنَّهُم بَادُونَ فِى ٱلْأَعْرَابِ يَسْــَٔلُونَ عَنْ أَنۢبَآئِكُمْ‌ۖ وَلَوْ كَانُواْ فِيكُم مَّا قَـٰتَلُوٓاْ إِلَّا قَلِيلاً
يَحْسَبُونَ
sanıyorlardı
ٱلْأَحْزَابَ
orduların
لَمْ
gitmediklerini
يَذْهَبُوا۟ ۖ
withdrawn
وَإِن
eğer
يَأْتِ
gelseler
ٱلْأَحْزَابُ
ordular
يَوَدُّوا۟
arzu ederlerdi
لَوْ
keşke
أَنَّهُم
kendileri
بَادُونَ
çölde bulunmayı
فِى
arasında
ٱلْأَعْرَابِ
Araplar
يَسْـَٔلُونَ
sorup öğrenmeyi
عَنْ
sizin haberleriniz-den
أَنۢبَآئِكُمْ ۖ
your news
وَلَوْ
ve şayet
كَانُوا۟
bulunsalardı
فِيكُم
içinizde
مَّا
dövüşmezlerdi
قَـٰتَلُوٓا۟
they would fight
إِلَّا
dışında
قَلِيلًۭا
pek azı

Ali BulaçOnlar (münafıklar, düşman) birliklerinin gitmediklerini sanıyorlardı. Eğer (askeri) birlikler gelecek olsa, çölde bedevi-Araplar arasında olup sizin haberlerinizi (ordan) sormayı cidden arzu ediyorlardı. Fakat içinizde olsalardı ancak pek az savaşırlardı

33:21 📚 12
لَّقَدْ كَانَ لَكُمْ فِى رَسُولِ ٱللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِّمَن كَانَ يَرْجُواْ ٱللَّهَ وَٱلْيَوْمَ ٱلْأَخِرَ وَذَكَرَ ٱللَّهَ كَثِيرًا
لَّقَدْ
andolsun
كَانَ
vardır
لَكُمْ
sizin için
فِى
Elçisinde
رَسُولِ
(the) Messenger
ٱللَّهِ
Allah'ın
أُسْوَةٌ
bir örnek
حَسَنَةٌۭ
en güzel
لِّمَن
kimseler için
كَانَ
kavuşmaya inanan
يَرْجُوا۟
hope
ٱللَّهَ
Allah'a
وَٱلْيَوْمَ
ve gününe
ٱلْـَٔاخِرَ
ahiret
وَذَكَرَ
ve anan
ٱللَّهَ
Allah'ı
كَثِيرًۭا
çokça

Ali BulaçAndolsun, sizin için, Allah'ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için Allah'ın Resûlü’nde güzel bir örnek vardır

33:22 📚 1
وَلَمَّا رَءَا ٱلْمُؤْمِنُونَ ٱلْأَحْزَابَ قَالُواْ هَـٰذَا مَا وَعَدَنَا ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ وَصَدَقَ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ‌ۚ وَمَا زَادَهُمْ إِلَّآ إِيمَـٰنًا وَتَسْلِيمًا
وَلَمَّا
zaman
رَءَا
gördükleri
ٱلْمُؤْمِنُونَ
mü'minler
ٱلْأَحْزَابَ
(düşman) orduları
قَالُوا۟
dediler
هَـٰذَا
bu
مَا
bize va'dettiğidir
وَعَدَنَا
Allah promised us
ٱللَّهُ
Allah'ın
وَرَسُولُهُۥ
ve Resulünün
وَصَدَقَ
ve doğrudur
ٱللَّهُ
Allah
وَرَسُولُهُۥ ۚ
ve Resulü
وَمَا
ve
زَادَهُمْ
artırmadı
إِلَّآ
başka bir şey
إِيمَـٰنًۭا
imanlarını
وَتَسْلِيمًۭا
ve teslimiyetlerini

Ali BulaçMü'minler (düşman) birliklerini gördükleri zaman ise (korkuya kapılmadan) dediler ki: "Bu, Allah'ın ve Resûlü’nün bize vadettiği şeydir; Allah ve Resûlü doğru söylemiştir." Ve (bu,) yalnızca onların imanlarını ve teslimiyetlerini arttırdı

33:23 📚 5
مِّنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ رِجَالٌ صَدَقُواْ مَا عَـٰهَدُواْ ٱللَّهَ عَلَيْهِ‌ۖ فَمِنْهُم مَّن قَضَىٰ نَحْبَهُۥ وَمِنْهُم مَّن يَنتَظِرُ‌ۖ وَمَا بَدَّلُواْ تَبْدِيلاً
مِّنَ
mü'minlerden
ٱلْمُؤْمِنِينَ
the believers
رِجَالٌۭ
erkekler
صَدَقُوا۟
durdular
مَا
verdikleri sözde
عَـٰهَدُوا۟
they promised Allah
ٱللَّهَ
Allah
عَلَيْهِ ۖ
üzerine
فَمِنْهُم
onlardan
مَّن
kimi
قَضَىٰ
yerine getirdi
نَحْبَهُۥ
adağını
وَمِنْهُم
ve onlardan
مَّن
kimi
يَنتَظِرُ ۖ
(şehidlik) beklemektedir
وَمَا
ve asla
بَدَّلُوا۟
(sözlerini) değiştirmemişlerdir
تَبْدِيلًۭا
değişiklikle

Ali BulaçMü'minlerden öyle erkek-adamlar vardır ki- Allah ile yaptıkları ahide sadakat gösterdiler; böylece onlardan kimi adağını gerçekleştirdi, kimi beklemektedir. Onlar hiçbir değiştirme ile (sözlerini) değiştirmediler

33:24 📚 1
لِّيَجْزِىَ ٱللَّهُ ٱلصَّـٰدِقِينَ بِصِدْقِهِمْ وَيُعَذِّبَ ٱلْمُنَـٰفِقِينَ إِن شَآءَ أَوْ يَتُوبَ عَلَيْهِمْ‌ۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ غَفُورًا رَّحِيمًا
لِّيَجْزِىَ
mükafatladırsın
ٱللَّهُ
Allah
ٱلصَّـٰدِقِينَ
doğruları
بِصِدْقِهِمْ
doğruluklarıyle
وَيُعَذِّبَ
ve azabetsin
ٱلْمُنَـٰفِقِينَ
iki yüzlülere
إِن
şayet
شَآءَ
dilerse
أَوْ
yahut
يَتُوبَ
tevbelerini kabul buyursun
عَلَيْهِمْ ۚ
onlardan
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
كَانَ
çok bağışlayandır
غَفُورًۭا
Oft-Forgiving
رَّحِيمًۭا
çok esirgeyendir

Ali BulaçÇünkü Allah, (sözüne bağlı kalıp doğru olan) sadıkları sadakatlerinden dolayı mükafaatlandıracak, münafıkları da dilerse azaplandıracak veya tevbe (nasib edip tevbe)lerini kabul edecektir. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir

33:25
وَرَدَّ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِغَيْظِهِمْ لَمْ يَنَالُواْ خَيْرًا‌ۚ وَكَفَى ٱللَّهُ ٱلْمُؤْمِنِينَ ٱلْقِتَالَ‌ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ قَوِيًّا عَزِيزًا
وَرَدَّ
geri çevirdi
ٱللَّهُ
Allah
ٱلَّذِينَ
kimseleri
كَفَرُوا۟
inkar edenleri
بِغَيْظِهِمْ
öfkeleriyle
لَمْ
eremediler
يَنَالُوا۟
they obtained
خَيْرًۭا ۚ
hayra
وَكَفَى
ve yeter
ٱللَّهُ
Allah
ٱلْمُؤْمِنِينَ
mü'minlere
ٱلْقِتَالَ ۚ
savaşta
وَكَانَ
ve
ٱللَّهُ
Allah
قَوِيًّا
güçlüdür
عَزِيزًۭا
üstündür

Ali BulaçAllah, inkar edenleri kin ve öfkeleriyle geri çevirdi, onlar hiçbir hayra varamadılar. Savaşta Allah (yardımcı ve zafer nasib edici olarak) mü'minlere yetti. Allah çok güçlüdür, üstün ve galib olandır

33:26 📚 1
وَأَنزَلَ ٱلَّذِينَ ظَـٰهَرُوهُم مِّنْ أَهْلِ ٱلْكِتَـٰبِ مِن صَيَاصِيهِمْ وَقَذَفَ فِى قُلُوبِهِمُ ٱلرُّعْبَ فَرِيقًا تَقْتُلُونَ وَتَأْسِرُونَ فَرِيقًا
وَأَنزَلَ
ve indirdi
ٱلَّذِينَ
kimseleri
ظَـٰهَرُوهُم
onlara yardım eden
مِّنْ
ehlinden
أَهْلِ
(the) People
ٱلْكِتَـٰبِ
Kitap
مِن
kalelerinden
صَيَاصِيهِمْ
their fortresses
وَقَذَفَ
ve düşürdü
فِى
içine
قُلُوبِهِمُ
kalbleri
ٱلرُّعْبَ
korku
فَرِيقًۭا
bir kısmını
تَقْتُلُونَ
öldürüyordunuz
وَتَأْسِرُونَ
ve esir alıyordunuz
فَرِيقًۭا
bir kısmını da

Ali BulaçKitap Ehlinden onlara arka çıkanları da kalelerinden indirdi ve onların kalplerine korku düşürdü. Siz (onlardan) bir kısmını öldürüyordunuz, bir kısmını ise esir alıyordunuz

33:27
وَأَوْرَثَكُمْ أَرْضَهُمْ وَدِيَـٰرَهُمْ وَأَمْوَٲلَهُمْ وَأَرْضًا لَّمْ تَطَــُٔوهَا‌ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرًا
وَأَوْرَثَكُمْ
ve size miras verdi
أَرْضَهُمْ
topraklarını
وَدِيَـٰرَهُمْ
ve yurtlarını
وَأَمْوَٰلَهُمْ
ve mallarını
وَأَرْضًۭا
ve bir toprağı
لَّمْ
henüz ayak basmadığınız
تَطَـُٔوهَا ۚ
you (had) trodden
وَكَانَ
ve
ٱللَّهُ
Allah
عَلَىٰ
üzerine
كُلِّ
her
شَىْءٍۢ
şey
قَدِيرًۭا
kadirdir

Ali BulaçVe sizi onların topraklarına, yurtlarına, mallarına ve daha ayak basmadığınız bir yere mirasçı kıldı. Allah, herşeye güç yetirendir

33:28 📚 2
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ قُل لِّأَزْوَٲجِكَ إِن كُنتُنَّ تُرِدْنَ ٱلْحَيَوٲةَ ٱلدُّنْيَا وَزِينَتَهَا فَتَعَالَيْنَ أُمَتِّعْكُنَّ وَأُسَرِّحْكُنَّ سَرَاحًا جَمِيلاً
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلنَّبِىُّ
peygamber
قُل
söyle
لِّأَزْوَٰجِكَ
eşlerine
إِن
eğer
كُنتُنَّ
siz
تُرِدْنَ
istiyorsanız
ٱلْحَيَوٰةَ
hayatını
ٱلدُّنْيَا
dünya
وَزِينَتَهَا
ve süsünü
فَتَعَالَيْنَ
gelin
أُمَتِّعْكُنَّ
size (boşanma bedeli) vereyim
وَأُسَرِّحْكُنَّ
ve sizi salayım
سَرَاحًۭا
bir salışla
جَمِيلًۭا
güzel

Ali BulaçEy peygamber, eşlerine söyle: "Eğer siz dünya hayatını ve onun süslü-çekiciliğini istiyorsanız, gelin sizi yararlandırayım ve güzel bir salma tarzıyla sizi salıvereyim

33:29
وَإِن كُنتُنَّ تُرِدْنَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَٱلدَّارَ ٱلْأَخِرَةَ فَإِنَّ ٱللَّهَ أَعَدَّ لِلْمُحْسِنَـٰتِ مِنكُنَّ أَجْرًا عَظِيمًا
وَإِن
ve eğer
كُنتُنَّ
siz
تُرِدْنَ
istiyorsanız
ٱللَّهَ
Allah'ı
وَرَسُولَهُۥ
ve Eçisini
وَٱلدَّارَ
ve yurdunu
ٱلْـَٔاخِرَةَ
ahiret
فَإِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
أَعَدَّ
hazırlamıştır
لِلْمُحْسِنَـٰتِ
güzel hareket edenlere
مِنكُنَّ
sizden
أَجْرًا
bir mükafat
عَظِيمًۭا
büyük

Ali BulaçEğer siz Allah'ı, Resûlü’nü ve ahiret yurdunu istiyorsanız artık hiç şüphesiz Allah, içinizden güzellikte bulunanlar için büyük bir ecir hazırlamıştır

33:30
يَـٰنِسَآءَ ٱلنَّبِىِّ مَن يَأْتِ مِنكُنَّ بِفَـٰحِشَةٍ مُّبَيِّنَةٍ يُضَـٰعَفْ لَهَا ٱلْعَذَابُ ضِعْفَيْنِ‌ۚ وَكَانَ ذَٲلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرًا
يَـٰنِسَآءَ
ey kadınları
ٱلنَّبِىِّ
peygamber
مَن
kim
يَأْتِ
yaparsa
مِنكُنَّ
sizden
بِفَـٰحِشَةٍۢ
bir fuhuş (edepsizlik)
مُّبَيِّنَةٍۢ
açık
يُضَـٰعَفْ
artırılır
لَهَا
onun için
ٱلْعَذَابُ
azab
ضِعْفَيْنِ ۚ
iki kat
وَكَانَ
ve
ذَٰلِكَ
bu
عَلَى
göre
ٱللَّهِ
Allah'a
يَسِيرًۭا
kolaydır

Ali BulaçEy peygamberin kadınları, sizden kim açık bir çirkin-utanmazlıkta bulunursa, onun azabı iki kat olarak artırılır. Bu da Allah'a göre pek kolaydır

33:31 📚 1
۞ وَمَن يَقْنُتْ مِنكُنَّ لِلَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَتَعْمَلْ صَـٰلِحًا نُّؤْتِهَآ أَجْرَهَا مَرَّتَيْنِ وَأَعْتَدْنَا لَهَا رِزْقًا كَرِيمًا
۞ وَمَن
fakat kim
يَقْنُتْ
ita'ate devam ederse
مِنكُنَّ
sizden
لِلَّهِ
Allah'a
وَرَسُولِهِۦ
ve Resulüne
وَتَعْمَلْ
ve yaparsa
صَـٰلِحًۭا
yararlı iş
نُّؤْتِهَآ
ona veririz
أَجْرَهَا
mükafatını
مَرَّتَيْنِ
iki kez
وَأَعْتَدْنَا
ve hazırlamışızdır
لَهَا
onun için
رِزْقًۭا
bir rızık
كَرِيمًۭا
bol

Ali BulaçAma sizden kim Allah'a ve Resûlü’ne gönülden -itaat eder ve salih bir amelde bulunursa, ona ecrini iki kat veririz. Ve Biz ona üstün bir rızık da hazırlamışızdır

33:32 📚 2
يَـٰنِسَآءَ ٱلنَّبِىِّ لَسْتُنَّ كَأَحَدٍ مِّنَ ٱلنِّسَآءِۚ إِنِ ٱتَّقَيْتُنَّ فَلَا تَخْضَعْنَ بِٱلْقَوْلِ فَيَطْمَعَ ٱلَّذِى فِى قَلْبِهِۦ مَرَضٌ وَقُلْنَ قَوْلاً مَّعْرُوفًا
يَـٰنِسَآءَ
ey kadınları
ٱلنَّبِىِّ
peygamber
لَسْتُنَّ
siz değilsiniz
كَأَحَدٍۢ
herhangi biri gibi
مِّنَ
kadınlardan
ٱلنِّسَآءِ ۚ
the women
إِنِ
eğer
ٱتَّقَيْتُنَّ
(Allah'tan) sakınıyorsanız
فَلَا
yumuşak bir eda yapmayın
تَخْضَعْنَ
be soft
بِٱلْقَوْلِ
sözlerinizde
فَيَطْمَعَ
böylece tamah etmesin
ٱلَّذِى
bulunan
فِى
kalbinde
قَلْبِهِۦ
his heart
مَرَضٌۭ
hastalık
وَقُلْنَ
ve söyleyin
قَوْلًۭا
bir söz
مَّعْرُوفًۭا
güzel

Ali BulaçEy peygamberin kadınları, siz kadınlardan herhangi biri (gibi) değilsiniz; eğer sakınıyorsanız, artık sözü çekicilikle söylemeyin ki, sonra kalbinde hastalık bulunan kimse tamah eder. Sözü maruf bir tarzda söyleyin

33:33 📚 8
وَقَرْنَ فِى بُيُوتِكُنَّ وَلَا تَبَرَّجْنَ تَبَرُّجَ ٱلْجَـٰهِلِيَّةِ ٱلْأُولَىٰۖ وَأَقِمْنَ ٱلصَّلَوٲةَ وَءَاتِينَ ٱلزَّكَوٲةَ وَأَطِعْنَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۚۥٓ إِنَّمَا يُرِيدُ ٱللَّهُ لِيُذْهِبَ عَنكُمُ ٱلرِّجْسَ أَهْلَ ٱلْبَيْتِ وَيُطَهِّرَكُمْ تَطْهِيرًا
وَقَرْنَ
ve vakarla oturun
فِى
evlerinizde
بُيُوتِكُنَّ
your houses
وَلَا
asla
تَبَرَّجْنَ
açılıp kırıtmayın
تَبَرُّجَ
açılıp kırıtması gibi
ٱلْجَـٰهِلِيَّةِ
cahiliyenin
ٱلْأُولَىٰ ۖ
ilk
وَأَقِمْنَ
ve kılın
ٱلصَّلَوٰةَ
namazı
وَءَاتِينَ
ve verin
ٱلزَّكَوٰةَ
zekatı
وَأَطِعْنَ
ve ita'at edin
ٱللَّهَ
Allah'a
وَرَسُولَهُۥٓ ۚ
ve Resulüne
إِنَّمَا
şüphesiz
يُرِيدُ
istiyor
ٱللَّهُ
Allah
لِيُذْهِبَ
gidermek
عَنكُمُ
sizden
ٱلرِّجْسَ
kiri
أَهْلَ
(ey) Ehl-i
ٱلْبَيْتِ
Beyt
وَيُطَهِّرَكُمْ
ve sizi temizlemek
تَطْهِيرًۭا
tertemiz

Ali BulaçEvlerinizde vakarla-oturun (evlerinizi karargah edinin), ilk cahiliye (kadınları)nın süslerini açığa vurması gibi, siz de süslerinizi açığa vurmayın; namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, Allah'a ve elçisine itaat edin. Ey Ehl-i Beyt, gerçekten Allah, sizden kiri (günah ve çirkinliği) gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister

33:34 📚 4
وَٱذْكُرْنَ مَا يُتْلَىٰ فِى بُيُوتِكُنَّ مِنْ ءَايَـٰتِ ٱللَّهِ وَٱلْحِكْمَةِۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ لَطِيفًا خَبِيرًا
وَٱذْكُرْنَ
ve hatırlayın
مَا
okunanı
يُتْلَىٰ
is recited
فِى
evlerinizde
بُيُوتِكُنَّ
your houses
مِنْ
ayetlerinden
ءَايَـٰتِ
(the) Verses
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَٱلْحِكْمَةِ ۚ
ve hikmeti
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
كَانَ
latiftir
لَطِيفًا
All-Subtle
خَبِيرًا
haber alandır

Ali BulaçEvlerinizde okunmakta olan Allah'ın ayetlerini ve hikmeti hatırlayın. Şüphesiz Allah, latiftir, haberdar olandır

33:35
إِنَّ ٱلْمُسْلِمِينَ وَٱلْمُسْلِمَـٰتِ وَٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَـٰتِ وَٱلْقَـٰنِتِينَ وَٱلْقَـٰنِتَـٰتِ وَٱلصَّـٰدِقِينَ وَٱلصَّـٰدِقَـٰتِ وَٱلصَّـٰبِرِينَ وَٱلصَّـٰبِرَٲتِ وَٱلْخَـٰشِعِينَ وَٱلْخَـٰشِعَـٰتِ وَٱلْمُتَصَدِّقِينَ وَٱلْمُتَصَدِّقَـٰتِ وَٱلصَّـٰٓئِمِينَ وَٱلصَّـٰٓئِمَـٰتِ وَٱلْحَـٰفِظِينَ فُرُوجَهُمْ وَٱلْحَـٰفِظَـٰتِ وَٱلذَّٲكِرِينَ ٱللَّهَ كَثِيرًا وَٱلذَّٲكِرَٲتِ أَعَدَّ ٱللَّهُ لَهُم مَّغْفِرَةً وَأَجْرًا عَظِيمًا
إِنَّ
şüphesiz
ٱلْمُسْلِمِينَ
müslüman erkekler
وَٱلْمُسْلِمَـٰتِ
ve müslüman kadınlar
وَٱلْمُؤْمِنِينَ
mü'min erkekler
وَٱلْمُؤْمِنَـٰتِ
ve mü'min kadınlar
وَٱلْقَـٰنِتِينَ
ta'ate devam eden erkekler
وَٱلْقَـٰنِتَـٰتِ
ve ta'ate devam eden kadınlar
وَٱلصَّـٰدِقِينَ
doğru erkekler
وَٱلصَّـٰدِقَـٰتِ
ve doğru kadınlar
وَٱلصَّـٰبِرِينَ
sabreden erkekler
وَٱلصَّـٰبِرَٰتِ
ve sabreden kadınlar
وَٱلْخَـٰشِعِينَ
saygılı erkekler
وَٱلْخَـٰشِعَـٰتِ
ve saygılı kadınlar
وَٱلْمُتَصَدِّقِينَ
sadaka veren erkekler
وَٱلْمُتَصَدِّقَـٰتِ
ve sadaka veren kadınlar
وَٱلصَّـٰٓئِمِينَ
oruç tutan erkekler
وَٱلصَّـٰٓئِمَـٰتِ
ve oruç tutan kadınlar
وَٱلْحَـٰفِظِينَ
koruyan erkekler
فُرُوجَهُمْ
ırzlarını
وَٱلْحَـٰفِظَـٰتِ
ve koruyan kadınlar
وَٱلذَّٰكِرِينَ
zikreden erkekler
ٱللَّهَ
Allah'ı
كَثِيرًۭا
çok
وَٱلذَّٰكِرَٰتِ
ve zikreden kadınlar
أَعَدَّ
hazırlamıştır
ٱللَّهُ
Allah
لَهُم
bunlar için
مَّغْفِرَةًۭ
bağışlanma
وَأَجْرًا
ve bir mükafat
عَظِيمًۭا
büyük

Ali BulaçŞüphesiz, Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mü'min erkekler ve mü'min kadınlar, gönülden (Allah'a) itaat eden erkekler ve gönülden (Allah'a) itaat eden kadınlar, sadık olan erkekler ve sadık olan kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, saygıyla (Allah'tan) korkan erkekler ve saygıyla (Allah'tan) korkan kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah'ı çokça zikreden erkekler ve (Allah'ı çokça) zikreden kadınlar; (işte) bunlar için Allah bir bağışlanma ve büyük bir ecir hazırlamıştır

33:36 📚 10
وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ وَلَا مُؤْمِنَةٍ إِذَا قَضَى ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥٓ أَمْرًا أَن يَكُونَ لَهُمُ ٱلْخِيَرَةُ مِنْ أَمْرِهِمْۗ وَمَن يَعْصِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَـٰلاً مُّبِينًا
وَمَا
artık yoktur
كَانَ
inanmış bir erkek için
لِمُؤْمِنٍۢ
for a believing man
وَلَا
ve
مُؤْمِنَةٍ
inanmış kadın (için)
إِذَا
zaman
قَضَى
hüküm verdiği
ٱللَّهُ
Allah
وَرَسُولُهُۥٓ
ve Resulü
أَمْرًا
bir işte
أَن
olması
يَكُونَ
(there) should be
لَهُمُ
onlar için
ٱلْخِيَرَةُ
seçme hakkı
مِنْ
o işi
أَمْرِهِمْ ۗ
their affair
وَمَن
ve kim
يَعْصِ
karşı gelirse
ٱللَّهَ
Allah'a
وَرَسُولَهُۥ
ve Resulüne
فَقَدْ
elbette
ضَلَّ
sapıklığa düşer
ضَلَـٰلًۭا
bir sapkınlıkla
مُّبِينًۭا
apaçık

Ali BulaçAllah ve Resûlü, bir işe hükmettiği zaman, mü'min bir erkek ve mü'min bir kadın için o işte kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Resûlü’ne isyan ederse, artık gerçekten o, apaçık bir sapıklıkla sapmıştır

33:37 📚 8
وَإِذْ تَقُولُ لِلَّذِىٓ أَنْعَمَ ٱللَّهُ عَلَيْهِ وَأَنْعَمْتَ عَلَيْهِ أَمْسِكْ عَلَيْكَ زَوْجَكَ وَٱتَّقِ ٱللَّهَ وَتُخْفِى فِى نَفْسِكَ مَا ٱللَّهُ مُبْدِيهِ وَتَخْشَى ٱلنَّاسَ وَٱللَّهُ أَحَقُّ أَن تَخْشَـٰهُۖ فَلَمَّا قَضَىٰ زَيْدٌ مِّنْهَا وَطَرًا زَوَّجْنَـٰكَهَا لِكَىْ لَا يَكُونَ عَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ حَرَجٌ فِىٓ أَزْوَٲجِ أَدْعِيَآئِهِمْ إِذَا قَضَوْاْ مِنْهُنَّ وَطَرًاۚ وَكَانَ أَمْرُ ٱللَّهِ مَفْعُولاً
وَإِذْ
ve hani
تَقُولُ
diyordun
لِلَّذِىٓ
kimseye
أَنْعَمَ
ni'met verdiği
ٱللَّهُ
Allah'ın
عَلَيْهِ
ona
وَأَنْعَمْتَ
ve senin ni'met verdiğin
عَلَيْهِ
kendisine
أَمْسِكْ
tut
عَلَيْكَ
yanında
زَوْجَكَ
eşini
وَٱتَّقِ
ve kork
ٱللَّهَ
Allah'tan
وَتُخْفِى
fakat gizliyordun
فِى
içinde
نَفْسِكَ
yourself
مَا
şeyi
ٱللَّهُ
Allah'ın
مُبْدِيهِ
açığa vuracağı
وَتَخْشَى
ve çekiniyordun
ٱلنَّاسَ
insanlardan
وَٱللَّهُ
Allah'tır
أَحَقُّ
layık olan
أَن
çekinmene
تَخْشَىٰهُ ۖ
you (should) fear Him
فَلَمَّا
ne zaman ki
قَضَىٰ
kesince
زَيْدٌۭ
Zeyd
مِّنْهَا
o kadından
وَطَرًۭا
ilişiğini
زَوَّجْنَـٰكَهَا
biz onu sana nikahladık
لِكَىْ
için
لَا
olmaması
يَكُونَ
there be
عَلَى
üzerine
ٱلْمُؤْمِنِينَ
mü'minler
حَرَجٌۭ
bir güçlük
فِىٓ
hususunda
أَزْوَٰجِ
evlenmek
أَدْعِيَآئِهِمْ
evlatlıkları
إِذَا
zaman
قَضَوْا۟
kestikleri
مِنْهُنَّ
kadınlarıyle
وَطَرًۭا ۚ
ilişkilerini
وَكَانَ
ve
أَمْرُ
buyruğu
ٱللَّهِ
Allah'ın
مَفْعُولًۭا
yerine getirilmiştir

Ali BulaçHani sen, Allah'ın kendisine nimet verdiği ve senin de kendisine nimet verdiğin kişiye: "Eşini yanında tut ve Allah'tan sakın" diyordun; insanlardan çekinerek Allah'ın açığa vuracağı şeyi kendi nefsinde saklı tutuyordun; oysa Allah, Kendisi'nden çekinmene çok daha layıktı. Artık Zeyd, ondan ilişkisini kesince, Biz onu seninle evlendirdik; ki böylelikle evlatlıklarının kendilerinden ilişkilerini kestikleri (kadınları boşadıkları) zaman, onlarla evlenme konusunda mü'minler üzerine bir güçlük olmasın. Allah'ın emri yerine getirilmiştir

33:38 📚 3
مَّا كَانَ عَلَى ٱلنَّبِىِّ مِنْ حَرَجٍ فِيمَا فَرَضَ ٱللَّهُ لَهُۖۥ سُنَّةَ ٱللَّهِ فِى ٱلَّذِينَ خَلَوْاْ مِن قَبْلُۚ وَكَانَ أَمْرُ ٱللَّهِ قَدَرًا مَّقْدُورًا
مَّا
yoktur
كَانَ
üzerine
عَلَى
upon
ٱلنَّبِىِّ
Peygamber
مِنْ
herhangi
حَرَجٍۢ
bir güçlük
فِيمَا
bir şeyde
فَرَضَ
takdir ettiği;
ٱللَّهُ
Allah'ın
لَهُۥ ۖ
kendisine
سُنَّةَ
yasasıdır
ٱللَّهِ
Allah'ın
فِى
arasında
ٱلَّذِينَ
geçenler
خَلَوْا۟
passed away
مِن
sizden önce
قَبْلُ ۚ
before
وَكَانَ
ve
أَمْرُ
emri
ٱللَّهِ
Allah'ın
قَدَرًۭا
bir kaderdir
مَّقْدُورًا
takdir edilmiş

Ali BulaçAllah'ın kendisine farz kıldığı bir şey(i yerine getirme)de peygamber üzerine hiçbir güçlük yoktur. (Bu,) Daha önce gelip geçen (ümmet)lerde Allah'ın bir sünnetidir. Allah'ın emri, takdir edilmiş bir kaderdir

33:39
ٱلَّذِينَ يُبَلِّغُونَ رِسَـٰلَـٰتِ ٱللَّهِ وَيَخْشَوْنَهُۥ وَلَا يَخْشَوْنَ أَحَدًا إِلَّا ٱللَّهَۗ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ حَسِيبًا
ٱلَّذِينَ
onlar ki
يُبَلِّغُونَ
duyururlar
رِسَـٰلَـٰتِ
elçiliğini
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَيَخْشَوْنَهُۥ
ve O'ndan korkarlar
وَلَا
ve
يَخْشَوْنَ
korkmazlar
أَحَدًا
kimseden
إِلَّا
başka
ٱللَّهَ ۗ
Allah'dan
وَكَفَىٰ
ve yeter
بِٱللَّهِ
Allah
حَسِيبًۭا
hesap görücü olarak

Ali BulaçKi onlar (o peygamberler) Allah'ın risaletini tebliğ edenler, O'ndan içleri titreyerek-korkanlar ve Allah'ın dışında hiç kimseden korkmayanlardır. Hesap görücü olarak Allah yeter

33:40 📚 3
مَّا كَانَ مُحَمَّدٌ أَبَآ أَحَدٍ مِّن رِّجَالِكُمْ وَلَـٰكِن رَّسُولَ ٱللَّهِ وَخَاتَمَ ٱلنَّبِيِّــۧنَۗ وَكَانَ ٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمًا
مَّا
değildir
كَانَ
Muhammed
مُحَمَّدٌ
Muhammad
أَبَآ
babası
أَحَدٍۢ
birinin
مِّن
sizin erkeklerinizden
رِّجَالِكُمْ
your men
وَلَـٰكِن
fakat
رَّسُولَ
Elçisidir
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَخَاتَمَ
ve sonuncusudur
ٱلنَّبِيِّـۧنَ ۗ
peygamberlerin
وَكَانَ
ve
ٱللَّهُ
Allah
بِكُلِّ
her
شَىْءٍ
şeyi
عَلِيمًۭا
bilendir

Ali BulaçMuhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir; ancak O, Allah'ın Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah, herşeyi bilendir

33:41
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱذْكُرُواْ ٱللَّهَ ذِكْرًا كَثِيرًا
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
ٱذْكُرُوا۟
anın
ٱللَّهَ
Allah'ı
ذِكْرًۭا
anışla
كَثِيرًۭا
çok

Ali BulaçEy iman edenler, Allah'ı çokça zikredin

33:42 📚 3
وَسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَأَصِيلاً
وَسَبِّحُوهُ
ve O'nu tesbih edin
بُكْرَةًۭ
sabah
وَأَصِيلًا
akşam

Ali BulaçVe O'nu sabah ve akşam tesbih edin

33:43
هُوَ ٱلَّذِى يُصَلِّى عَلَيْكُمْ وَمَلَـٰٓئِكَتُهُۥ لِيُخْرِجَكُم مِّنَ ٱلظُّلُمَـٰتِ إِلَى ٱلنُّورِۚ وَكَانَ بِٱلْمُؤْمِنِينَ رَحِيمًا
هُوَ
O
ٱلَّذِى
(Allah) ki
يُصَلِّى
rahmet eder
عَلَيْكُمْ
üzerinize
وَمَلَـٰٓئِكَتُهُۥ
ve melekleri
لِيُخْرِجَكُم
sizi çıkarmak için
مِّنَ
karanlıklardan
ٱلظُّلُمَـٰتِ
the darkness[es]
إِلَى
aydınlığa
ٱلنُّورِ ۚ
the light
وَكَانَ
ve
بِٱلْمُؤْمِنِينَ
inananlara karşı
رَحِيمًۭا
çok esirgeyendir

Ali BulaçO'dur ki, sizi karanlıklardan nura çıkarmak için size rahmet etmekte; melekleri de (size dua etmektedir). O, mü'minleri çok esirgeyicidir

33:44
تَحِيَّتُهُمْ يَوْمَ يَلْقَوْنَهُۥ سَلَـٰمٌۚ وَأَعَدَّ لَهُمْ أَجْرًا كَرِيمًا
تَحِيَّتُهُمْ
karşılanırlar
يَوْمَ
gün
يَلْقَوْنَهُۥ
kendisine kavuştukları
سَلَـٰمٌۭ ۚ
selam ile
وَأَعَدَّ
ve hazırlanmıştır
لَهُمْ
onlara
أَجْرًۭا
bir mükafat
كَرِيمًۭا
güzel

Ali BulaçO'na kavuşacakları gün, onların dirlik temennileri: "Selam"dır. Ve O, onlara üstün bir ecir hazırlamıştır

33:45
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ إِنَّآ أَرْسَلْنَـٰكَ شَـٰهِدًا وَمُبَشِّرًا وَنَذِيرًا
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلنَّبِىُّ
peygamber
إِنَّآ
elbette biz
أَرْسَلْنَـٰكَ
seni gönderdik
شَـٰهِدًۭا
şahid
وَمُبَشِّرًۭا
ve müjdeci
وَنَذِيرًۭا
ve uyarıcı

Ali BulaçEy Peygamber, gerçekten Biz seni bir şahid, bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik

33:46
وَدَاعِيًا إِلَى ٱللَّهِ بِإِذْنِهِۦ وَسِرَاجًا مُّنِيرًا
وَدَاعِيًا
ve da'vetçi
إِلَى
Allah'a
ٱللَّهِ
Allah
بِإِذْنِهِۦ
izniyle
وَسِرَاجًۭا
ve bir lamba
مُّنِيرًۭا
aydınlatıcı

Ali BulaçVe Kendi izniyle Allah'a çağıran ve nur saçan bir çerağ olarak (gönderdik)

33:47
وَبَشِّرِ ٱلْمُؤْمِنِينَ بِأَنَّ لَهُم مِّنَ ٱللَّهِ فَضْلاً كَبِيرًا
وَبَشِّرِ
ve müjdele
ٱلْمُؤْمِنِينَ
mü'minlere
بِأَنَّ
ki gerçekten
لَهُم
onlara vardır
مِّنَ
Allahtan
ٱللَّهِ
Allah
فَضْلًۭا
bir lutuf
كَبِيرًۭا
büyük

Ali BulaçMü'minlere müjde ver; gerçekten onlar için Allah'tan büyük bir fazl vardır

33:48
وَلَا تُطِعِ ٱلْكَـٰفِرِينَ وَٱلْمُنَـٰفِقِينَ وَدَعْ أَذَٮٰهُمْ وَتَوَكَّلْ عَلَى ٱللَّهِۚ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ وَكِيلاً
وَلَا
ve asla
تُطِعِ
ita'at etme
ٱلْكَـٰفِرِينَ
kafirlere
وَٱلْمُنَـٰفِقِينَ
ve münafıklara
وَدَعْ
ve aldırma
أَذَىٰهُمْ
onların eziyetlerine
وَتَوَكَّلْ
ve dayan
عَلَى
Allah'a
ٱللَّهِ ۚ
Allah
وَكَفَىٰ
ve yeter
بِٱللَّهِ
Allah
وَكِيلًۭا
vekil olarak

Ali BulaçKafirlere ve münafıklara itaat etme, eziyetlerine aldırma ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter

33:49 📚 7
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِذَا نَكَحْتُمُ ٱلْمُؤْمِنَـٰتِ ثُمَّ طَلَّقْتُمُوهُنَّ مِن قَبْلِ أَن تَمَسُّوهُنَّ فَمَا لَكُمْ عَلَيْهِنَّ مِنْ عِدَّةٍ تَعْتَدُّونَهَاۖ فَمَتِّعُوهُنَّ وَسَرِّحُوهُنَّ سَرَاحًا جَمِيلاً
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوٓا۟
inanan(lar)
إِذَا
zaman
نَكَحْتُمُ
nikahladığınız
ٱلْمُؤْمِنَـٰتِ
inanan kadınları
ثُمَّ
sonra
طَلَّقْتُمُوهُنَّ
boşarsanız
مِن
önce
قَبْلِ
before
أَن
onlara dokunmadan
تَمَسُّوهُنَّ
you have touched them
فَمَا
yoktur
لَكُمْ
size
عَلَيْهِنَّ
onların üzerinde
مِنْ
bir iddet (hakkınız)
عِدَّةٍۢ
waiting period
تَعْتَدُّونَهَا ۖ
sayacağınız
فَمَتِّعُوهُنَّ
hemen geçimliklerini verin
وَسَرِّحُوهُنَّ
ve onları serbest bırakın
سَرَاحًۭا
bir bırakışla
جَمِيلًۭا
güzel

Ali BulaçEy iman edenler, mü’min kadınları nikahlayıp sonra onlara dokunmadan boşarsanız, bu durumda sizin için üzerlerine sayacağınız bir iddet yoktur. Artık (hemen) onları yararlandırın (onlara yetecek bir miktar verin) ve güzel bir salma tarzıyla onları salıverin

33:50 📚 12
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ إِنَّآ أَحْلَلْنَا لَكَ أَزْوَٲجَكَ ٱلَّـٰتِىٓ ءَاتَيْتَ أُجُورَهُنَّ وَمَا مَلَكَتْ يَمِينُكَ مِمَّآ أَفَآءَ ٱللَّهُ عَلَيْكَ وَبَنَاتِ عَمِّكَ وَبَنَاتِ عَمَّـٰتِكَ وَبَنَاتِ خَالِكَ وَبَنَاتِ خَـٰلَـٰتِكَ ٱلَّـٰتِى هَاجَرْنَ مَعَكَ وَٱمْرَأَةً مُّؤْمِنَةً إِن وَهَبَتْ نَفْسَهَا لِلنَّبِىِّ إِنْ أَرَادَ ٱلنَّبِىُّ أَن يَسْتَنكِحَهَا خَالِصَةً لَّكَ مِن دُونِ ٱلْمُؤْمِنِينَۗ قَدْ عَلِمْنَا مَا فَرَضْنَا عَلَيْهِمْ فِىٓ أَزْوَٲجِهِمْ وَمَا مَلَكَتْ أَيْمَـٰنُهُمْ لِكَيْلَا يَكُونَ عَلَيْكَ حَرَجٌۗ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلنَّبِىُّ
peygamber
إِنَّآ
şüphesiz biz
أَحْلَلْنَا
helal kıldık
لَكَ
sana
أَزْوَٰجَكَ
eşlerini
ٱلَّـٰتِىٓ
verdiğin
ءَاتَيْتَ
you have given
أُجُورَهُنَّ
ücretlerini (mehirlerini)
وَمَا
ve
مَلَكَتْ
bulunanları
يَمِينُكَ
elinde
مِمَّآ
ganimet verdiğinden
أَفَآءَ
Allah has given
ٱللَّهُ
Allah'ın
عَلَيْكَ
sana
وَبَنَاتِ
ve kızlarını
عَمِّكَ
amcanın
وَبَنَاتِ
ve kızlarını
عَمَّـٰتِكَ
halalarının
وَبَنَاتِ
ve kızlarını
خَالِكَ
dayının
وَبَنَاتِ
ve kızlarını
خَـٰلَـٰتِكَ
teyzelerinin
ٱلَّـٰتِى
hicret eden
هَاجَرْنَ
emigrated
مَعَكَ
seninle beraber
وَٱمْرَأَةًۭ
ve kadını
مُّؤْمِنَةً
inanmış
إِن
eğer
وَهَبَتْ
hibe ederse
نَفْسَهَا
kendisini
لِلنَّبِىِّ
peygambere
إِنْ
eğer
أَرَادَ
dilediyse
ٱلنَّبِىُّ
peygamberi
أَن
kendisini nikahlamayı
يَسْتَنكِحَهَا
marry her
خَالِصَةًۭ
mahsus olarak
لَّكَ
sana
مِن
dışında
دُونِ
excluding
ٱلْمُؤْمِنِينَ ۗ
mü'minlerin
قَدْ
elbette
عَلِمْنَا
biz biliyoruz
مَا
şeyi
فَرَضْنَا
gerekli kıldığımız
عَلَيْهِمْ
onlara
فِىٓ
hakkında
أَزْوَٰجِهِمْ
eşleri
وَمَا
ve
مَلَكَتْ
bulunanlar
أَيْمَـٰنُهُمْ
ellerinin
لِكَيْلَا
için
يَكُونَ
olmaması
عَلَيْكَ
sana
حَرَجٌۭ ۗ
bir zorluk
وَكَانَ
ve
ٱللَّهُ
Allah
غَفُورًۭا
çok bağışlayan
رَّحِيمًۭا
çok esirgeyendir

Ali BulaçEy Peygamber, gerçekten Biz sana ücretlerini (mehirlerini) verdiğin eşlerini ve Allah'ın sana ganimet olarak verdikleri (savaş esirleri)nden sağ elinin malik olduğu (cariyeler) ile seninle birlikte hicret eden amcanın kızlarını, halanın kızlarını, dayının kızlarını ve teyzenin kızlarını helal kıldık; bir de, kendisini peygambere hibe eden ve peygamberin kendisini almak istediği mü'min bir kadını da, -mü'minler için olmaksızın yalnızca sana has olmak üzere- (senin için helal kıldık). Biz, kendi eşleri ve sağ ellerinin malik olduğu (cariyeleri) konusunda onlar (mü'minler) üzerine neyi farz kıldığımızı bildik (size bildirdik). Böylelikle senin için hiçbir güçlük olmasın. Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir

33:51 📚 1
۞ تُرْجِى مَن تَشَآءُ مِنْهُنَّ وَتُــْٔوِىٓ إِلَيْكَ مَن تَشَآءُۖ وَمَنِ ٱبْتَغَيْتَ مِمَّنْ عَزَلْتَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكَۚ ذَٲلِكَ أَدْنَىٰٓ أَن تَقَرَّ أَعْيُنُهُنَّ وَلَا يَحْزَنَّ وَيَرْضَيْنَ بِمَآ ءَاتَيْتَهُنَّ كُلُّهُنَّۚ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ مَا فِى قُلُوبِكُمْۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَلِيمًا
۞ تُرْجِى
geri bırakır
مَن
kimseyi
تَشَآءُ
dilediği
مِنْهُنَّ
onlardan
وَتُـْٔوِىٓ
ve alırsın
إِلَيْكَ
yanına
مَن
kimseyi
تَشَآءُ ۖ
dilediğin
وَمَنِ
ve kimseye
ٱبْتَغَيْتَ
arzu ettiği(ne dönmekte)
مِمَّنْ
ayrıldıklarından
عَزَلْتَ
you (had) set aside
فَلَا
yoktur
جُنَاحَ
bir günah
عَلَيْكَ ۚ
senin üzerine
ذَٰلِكَ
budur
أَدْنَىٰٓ
en elverişli olan
أَن
aydınlanmasına
تَقَرَّ
may be cooled
أَعْيُنُهُنَّ
onların gözlerinin
وَلَا
ve
يَحْزَنَّ
tasalanmamalarına
وَيَرْضَيْنَ
ve razı olmalarına
بِمَآ
senin verdiklerine
ءَاتَيْتَهُنَّ
you have given them
كُلُّهُنَّ ۚ
hepsinin
وَٱللَّهُ
Allah
يَعْلَمُ
bilir
مَا
olanı
فِى
sizin kalblerinizde
قُلُوبِكُمْ ۚ
your hearts
وَكَانَ
ve
ٱللَّهُ
Allah
عَلِيمًا
bilendir
حَلِيمًۭا
halimdir

Ali BulaçOnlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini de yanına alıp-barındırabilirsin; ayrıldıklarından, istek duyduklarına (dönmende) senin için bir sakınca yoktur. Onların gözlerinin aydınlanıp hüzne kapılmamalarına ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmalarına en yakın (en uygun) olan budur. Allah, kalplerinizde olanı bilir. Allah bilendir, halimdir

33:52 📚 1
لَّا يَحِلُّ لَكَ ٱلنِّسَآءُ مِنۢ بَعْدُ وَلَآ أَن تَبَدَّلَ بِهِنَّ مِنْ أَزْوَٲجٍ وَلَوْ أَعْجَبَكَ حُسْنُهُنَّ إِلَّا مَا مَلَكَتْ يَمِينُكَۗ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ رَّقِيبًا
لَّا
değildir
يَحِلُّ
helal
لَكَ
sana
ٱلنِّسَآءُ
(başka) kadınlar
مِنۢ
bundan sonra
بَعْدُ
after (this)
وَلَآ
ve yoktur
أَن
değiştirmen
تَبَدَّلَ
exchange
بِهِنَّ
bunları
مِنْ
başka eşlerle
أَزْوَٰجٍۢ
(other) wives
وَلَوْ
şayet
أَعْجَبَكَ
çok hoşuna gitse de
حُسْنُهُنَّ
güzellikleri
إِلَّا
bunun dışındadır
مَا
bulunanlar (cariyeler)
مَلَكَتْ
you rightfully possess
يَمِينُكَ ۗ
elinde
وَكَانَ
ve
ٱللَّهُ
Allah
عَلَىٰ
üzerine
كُلِّ
her
شَىْءٍۢ
şey
رَّقِيبًۭا
gözetleyicidir

Ali BulaçBundan sonra (başka) kadınlar ve bunları başka eşlerle değiştirmek -güzellikleri senin hoşuna gitse bile- sana helal olmaz; ancak sağ elinin malik olduğu (cariyeler) başka. Allah herşeyi gözetleyip denetleyendir

33:53 📚 4
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَدْخُلُواْ بُيُوتَ ٱلنَّبِىِّ إِلَّآ أَن يُؤْذَنَ لَكُمْ إِلَىٰ طَعَامٍ غَيْرَ نَـٰظِرِينَ إِنَـٰهُ وَلَـٰكِنْ إِذَا دُعِيتُمْ فَٱدْخُلُواْ فَإِذَا طَعِمْتُمْ فَٱنتَشِرُواْ وَلَا مُسْتَــْٔنِسِينَ لِحَدِيثٍۚ إِنَّ ذَٲلِكُمْ كَانَ يُؤْذِى ٱلنَّبِىَّ فَيَسْتَحْىِۦ مِنكُمْۖ وَٱللَّهُ لَا يَسْتَحْىِۦ مِنَ ٱلْحَقِّۚ وَإِذَا سَأَلْتُمُوهُنَّ مَتَـٰعًا فَسْــَٔلُوهُنَّ مِن وَرَآءِ حِجَابٍۚ ذَٲلِكُمْ أَطْهَرُ لِقُلُوبِكُمْ وَقُلُوبِهِنَّۚ وَمَا كَانَ لَكُمْ أَن تُؤْذُواْ رَسُولَ ٱللَّهِ وَلَآ أَن تَنكِحُوٓاْ أَزْوَٲجَهُۥ مِنۢ بَعْدِهِۦٓ أَبَدًاۚ إِنَّ ذَٲلِكُمْ كَانَ عِندَ ٱللَّهِ عَظِيمًا
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
لَا
girmeyin
تَدْخُلُوا۟
enter
بُيُوتَ
evlerine
ٱلنَّبِىِّ
Peygamber'in
إِلَّآ
ancak hariçtir
أَن
izin verilmesi
يُؤْذَنَ
permission is given
لَكُمْ
size
إِلَىٰ
yemeğe
طَعَامٍ
a meal
غَيْرَ
olmadan
نَـٰظِرِينَ
gözetleyiciler
إِنَىٰهُ
vaktini
وَلَـٰكِنْ
fakat
إِذَا
zaman
دُعِيتُمْ
çağrıldığınız
فَٱدْخُلُوا۟
girin
فَإِذَا
yemeği yeyince
طَعِمْتُمْ
you have eaten
فَٱنتَشِرُوا۟
dağılın
وَلَا
dalmayın
مُسْتَـْٔنِسِينَ
seeking to remain
لِحَدِيثٍ ۚ
söze
إِنَّ
çünkü
ذَٰلِكُمْ
bu
كَانَ
incitiyordu
يُؤْذِى
troubling
ٱلنَّبِىَّ
Peygamberi
فَيَسْتَحْىِۦ
fakat o utanıyordu
مِنكُمْ ۖ
sizden
وَٱللَّهُ
fakat Allah
لَا
utanmaz
يَسْتَحْىِۦ
is not shy
مِنَ
gerçek(i söylemek)ten
ٱلْحَقِّ ۚ
the truth
وَإِذَا
zaman
سَأَلْتُمُوهُنَّ
onlarda istediğiniz
مَتَـٰعًۭا
bir şey
فَسْـَٔلُوهُنَّ
isteyin
مِن
arkasından
وَرَآءِ
behind
حِجَابٍۢ ۚ
perde
ذَٰلِكُمْ
bu
أَطْهَرُ
daha temizdir
لِقُلُوبِكُمْ
sizin kalbleriniz için
وَقُلُوبِهِنَّ ۚ
ve onların kalbleri için
وَمَا
ve olamaz
كَانَ
sizin
لَكُمْ
for you
أَن
incitmeniz
تُؤْذُوا۟
you trouble
رَسُولَ
Elçisini
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَلَآ
ve olamaz
أَن
nikahlamanız
تَنكِحُوٓا۟
you should marry
أَزْوَٰجَهُۥ
onun eşlerini
مِنۢ
kendisinden sonra
بَعْدِهِۦٓ
after him
أَبَدًا ۚ
asla
إِنَّ
çünkü
ذَٰلِكُمْ
bu
كَانَ
katında
عِندَ
near
ٱللَّهِ
Allah
عَظِيمًا
büyük(bir günah)tır

Ali BulaçEy iman edenler (rastgele) Peygamberin evlerine girmeyin, (Bir başka iş için girmişseniz ille de) yemek vaktini beklemeyin. (Ama yemeğe) çağrıldığınız zaman girin, yemeği yiyince dağılın ve (uzun) söze dalmayın. Gerçekten bu, peygambere eziyet vermekte ve o da sizden utanmaktadır; oysa Allah, hak (kı açıklamak)tan utanmaz. Onlardan (peygamberin eşlerinden) bir şey isteyeceğiniz zaman, perde arkasından isteyin. Bu, sizin kalpleriniz için de, onların kalpleri için de daha temizdir. Allah'ın Resûlü’ne eziyet vermeniz ve ondan sonra eşlerini nikahlamanız size ebedi olarak (helal) olmaz. Çünkü böyle yapmanız, Allah Katında çok büyük (bir günah)tır

33:54
إِن تُبْدُواْ شَيْــًٔا أَوْ تُخْفُوهُ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمًا
إِن
eğer
تُبْدُوا۟
açığa vursanız
شَيْـًٔا
bir şeyi
أَوْ
yahut
تُخْفُوهُ
onu gizleseniz
فَإِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
كَانَ
her
بِكُلِّ
of all
شَىْءٍ
şeyi
عَلِيمًۭا
bilmektedir

Ali BulaçBir şeyi açığa vursanız da, saklı tutsanız da; şüphesiz Allah, herşeyi bilici olandır

33:55 📚 1
لَّا جُنَاحَ عَلَيْهِنَّ فِىٓ ءَابَآئِهِنَّ وَلَآ أَبْنَآئِهِنَّ وَلَآ إِخْوَٲنِهِنَّ وَلَآ أَبْنَآءِ إِخْوَٲنِهِنَّ وَلَآ أَبْنَآءِ أَخَوَٲتِهِنَّ وَلَا نِسَآئِهِنَّ وَلَا مَا مَلَكَتْ أَيْمَـٰنُهُنَّۗ وَٱتَّقِينَ ٱللَّهَۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدًا
لَّا
yoktur
جُنَاحَ
bir günah
عَلَيْهِنَّ
onlara
فِىٓ
hakkında
ءَابَآئِهِنَّ
babaları
وَلَآ
ve yoktur
أَبْنَآئِهِنَّ
oğulları
وَلَآ
ve yoktur
إِخْوَٰنِهِنَّ
kardeşleri
وَلَآ
ve yoktur
أَبْنَآءِ
oğulları
إِخْوَٰنِهِنَّ
kardeşlerinin
وَلَآ
ve yoktur
أَبْنَآءِ
oğulları
أَخَوَٰتِهِنَّ
kızkardeşlerinin
وَلَا
ve yoktur
نِسَآئِهِنَّ
kadınları
وَلَا
ve yoktur
مَا
bulunan(köle)leri
مَلَكَتْ
they rightfully possess
أَيْمَـٰنُهُنَّ ۗ
ellerinde
وَٱتَّقِينَ
ve korkun
ٱللَّهَ ۚ
Allah'tan
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
كَانَ
üzerine
عَلَىٰ
over
كُلِّ
her
شَىْءٍۢ
şey
شَهِيدًا
şahittir

Ali BulaçOnlar için babaları, oğulları, kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kadınları ve sağ ellerinin malik olduğu (cariyeleri) hakkında bir sakınca yoktur. (Ey Müslüman kadınlar) Allah'tan sakının. Şüphesiz Allah, herşeye şahid olandır

33:56
إِنَّ ٱللَّهَ وَمَلَـٰٓئِكَتَهُۥ يُصَلُّونَ عَلَى ٱلنَّبِىِّۚ يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ صَلُّواْ عَلَيْهِ وَسَلِّمُواْ تَسْلِيمًا
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
وَمَلَـٰٓئِكَتَهُۥ
ve melekleri
يُصَلُّونَ
salat etmektedir
عَلَى
üzerine
ٱلنَّبِىِّ ۚ
Peygamber
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
صَلُّوا۟
siz de salat edin
عَلَيْهِ
ona
وَسَلِّمُوا۟
ve selam edin
تَسْلِيمًا
içtenlikle

Ali BulaçŞüphesiz, Allah ve melekleri Peygambere salat ederler. Ey iman edenler, siz de O'na salat edin ve tam bir teslimiyetle O'na selam verin

33:57 📚 3
إِنَّ ٱلَّذِينَ يُؤْذُونَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ لَعَنَهُمُ ٱللَّهُ فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْأَخِرَةِ وَأَعَدَّ لَهُمْ عَذَابًا مُّهِينًا
إِنَّ
şüphesiz
ٱلَّذِينَ
incitenler
يُؤْذُونَ
annoy
ٱللَّهَ
Allah'ı
وَرَسُولَهُۥ
ve Elçisini
لَعَنَهُمُ
onlara la'net etmiştir
ٱللَّهُ
Allah
فِى
dünyada
ٱلدُّنْيَا
the world
وَٱلْـَٔاخِرَةِ
ve ahirette
وَأَعَدَّ
ve hazırlamıştır
لَهُمْ
onlar için
عَذَابًۭا
bir azab
مُّهِينًۭا
alçaltıcı

Ali BulaçGerçek şu ki, Allah'a ve elçisine eziyet edenler; Allah, onlara dünyada ve ahirette lanet etmiş ve onlar için aşağılatıcı bir azap hazırlanmıştır

33:58
وَٱلَّذِينَ يُؤْذُونَ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَـٰتِ بِغَيْرِ مَا ٱكْتَسَبُواْ فَقَدِ ٱحْتَمَلُواْ بُهْتَـٰنًا وَإِثْمًا مُّبِينًا
وَٱلَّذِينَ
incitenler
يُؤْذُونَ
harm
ٱلْمُؤْمِنِينَ
mü'min erkekleri
وَٱلْمُؤْمِنَـٰتِ
ve mü'min kadınları
بِغَيْرِ
dışındaki
مَا
bir şeyle
ٱكْتَسَبُوا۟
yaptıklarının
فَقَدِ
elbette
ٱحْتَمَلُوا۟
yüklenmişlerdir
بُهْتَـٰنًۭا
bir iftira
وَإِثْمًۭا
ve bir günah
مُّبِينًۭا
açık

Ali BulaçMü'min erkeklere ve mü'min kadınlara irtikab etmedikleri (bir suç) sebebiyle eziyet edenler ise, gerçekten bir iftira ve açık bir günah yüklenmişlerdir

33:59
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ قُل لِّأَزْوَٲجِكَ وَبَنَاتِكَ وَنِسَآءِ ٱلْمُؤْمِنِينَ يُدْنِينَ عَلَيْهِنَّ مِن جَلَـٰبِيبِهِنَّۚ ذَٲلِكَ أَدْنَىٰٓ أَن يُعْرَفْنَ فَلَا يُؤْذَيْنَۗ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلنَّبِىُّ
Peygamber
قُل
söyle
لِّأَزْوَٰجِكَ
eşlerine
وَبَنَاتِكَ
ve kızlarına
وَنِسَآءِ
ve kadınlarına
ٱلْمُؤْمِنِينَ
inananların
يُدْنِينَ
salsınlar
عَلَيْهِنَّ
üstlerine
مِن
örtülerini
جَلَـٰبِيبِهِنَّ ۚ
their outer garments
ذَٰلِكَ
budur
أَدْنَىٰٓ
en elverişli olan
أَن
onların tanınması için
يُعْرَفْنَ
they should be known
فَلَا
incitilmemesi için
يُؤْذَيْنَ ۗ
harmed
وَكَانَ
ve
ٱللَّهُ
Allah
غَفُورًۭا
çok bağışlayandır
رَّحِيمًۭا
çok esirgeyendir

Ali BulaçEy Peygamber, eşlerine, kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına dış elbiselerinden (cilbablarından) üstlerine giymelerini söyle; onların (özgür ve iffetli) tanınması ve eziyet görmemeleri için en uygun olan budur. Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir

33:60 📚 1
۞ لَّئِن لَّمْ يَنتَهِ ٱلْمُنَـٰفِقُونَ وَٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ وَٱلْمُرْجِفُونَ فِى ٱلْمَدِينَةِ لَنُغْرِيَنَّكَ بِهِمْ ثُمَّ لَا يُجَاوِرُونَكَ فِيهَآ إِلَّا قَلِيلاً
۞ لَّئِن
andolsun eğer
لَّمْ
vazgeçmezlerse
يَنتَهِ
cease
ٱلْمُنَـٰفِقُونَ
iki yüzlüler
وَٱلَّذِينَ
ve
فِى
bulunanlar
قُلُوبِهِم
kalblerinde
مَّرَضٌۭ
bir hastalık
وَٱلْمُرْجِفُونَ
kötü haberler yayanlar
فِى
şehirde
ٱلْمَدِينَةِ
the city
لَنُغْرِيَنَّكَ
seni üstüne süreriz
بِهِمْ
onların
ثُمَّ
sonra
لَا
senin yanında kalamazlar
يُجَاوِرُونَكَ
they will remain your neighbors
فِيهَآ
orada
إِلَّا
dışında
قَلِيلًۭا
az bir zaman

Ali BulaçAndolsun, eğer münafıklar, kalplerinde hastalık bulunanlar ve şehirde kışkırtıcılık yapan (yalan haber yayan)lar (bu tutumlarına) bir son vermeyecek olurlarsa, gerçekten seni onlara saldırtırız, sonra orada seninle pek az (bir süre) komşu kalabilirler

33:61
مَّلْعُونِينَۖ أَيْنَمَا ثُقِفُوٓاْ أُخِذُواْ وَقُتِّلُواْ تَقْتِيلاً
مَّلْعُونِينَ ۖ
la'netlenirler
أَيْنَمَا
nerede
ثُقِفُوٓا۟
rastlansalar
أُخِذُوا۟
yakalanırlar
وَقُتِّلُوا۟
ve öldürülürler
تَقْتِيلًۭا
şiddetle

Ali BulaçLanete uğratılmışlar olarak; nerede ele geçirilseler yakalanırlar ve öldürüldükçe (sürekli) öldürülürler

33:62 📚 1
سُنَّةَ ٱللَّهِ فِى ٱلَّذِينَ خَلَوْاْ مِن قَبْلُۖ وَلَن تَجِدَ لِسُنَّةِ ٱللَّهِ تَبْدِيلاً
سُنَّةَ
sünneti (yasası) budur
ٱللَّهِ
Allah'ın
فِى
arasındaki
ٱلَّذِينَ
geçen(millet)ler
خَلَوْا۟
passed away
مِن
önceden
قَبْلُ ۖ
before
وَلَن
ve
تَجِدَ
(imkan) bulamazsın
لِسُنَّةِ
sünnetini (yasasını)
ٱللَّهِ
Allah'ın
تَبْدِيلًۭا
değiştirmeğe

Ali Bulaç(Bu,) Daha önceden gelip-geçenler hakkında (uygulanan) Allah'ın sünnetidir. Allah'ın sünnetinde kesin olarak bir değişiklik bulamazsın

33:63 📚 2
يَسْــَٔلُكَ ٱلنَّاسُ عَنِ ٱلسَّاعَةِۖ قُلْ إِنَّمَا عِلْمُهَا عِندَ ٱللَّهِۚ وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّ ٱلسَّاعَةَ تَكُونُ قَرِيبًا
يَسْـَٔلُكَ
sana soruyorlar
ٱلنَّاسُ
insanlar
عَنِ
sa'atten
ٱلسَّاعَةِ ۖ
the Hour
قُلْ
de ki
إِنَّمَا
şüphesiz
عِلْمُهَا
onun bilgisi
عِندَ
yanındadır
ٱللَّهِ ۚ
Allah'ın
وَمَا
ve ne?
يُدْرِيكَ
bilirsin
لَعَلَّ
belki
ٱلسَّاعَةَ
sa'at
تَكُونُ
olur
قَرِيبًا
yakın

Ali Bulaçİnsanlar, sana kıyamet-saatini sorarlar; de ki: "Onun bilgisi yalnızca Allah'ın Katındadır." Ne bilirsin; belki kıyamet-saati pek yakın da olabilir

33:64
إِنَّ ٱللَّهَ لَعَنَ ٱلْكَـٰفِرِينَ وَأَعَدَّ لَهُمْ سَعِيرًا
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
لَعَنَ
la'net etmiştir
ٱلْكَـٰفِرِينَ
kafirlere
وَأَعَدَّ
ve hazırlamıştır
لَهُمْ
onlar için
سَعِيرًا
çılgın bir ateş

Ali BulaçGerçekten Allah, kafirleri lanetlemiş ve onlar için 'çılgın bir ateş' hazırlamıştır

33:65
خَـٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًاۖ لَّا يَجِدُونَ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا
خَـٰلِدِينَ
kalacaklardır
فِيهَآ
orada
أَبَدًۭا ۖ
ebediyyen
لَّا
bulamayacaklardır
يَجِدُونَ
they will find
وَلِيًّۭا
bir dost
وَلَا
ve ne de
نَصِيرًۭا
yardımcı

Ali BulaçOrda ebedi olarak kalıcıdırlar. Onlar ne bir veli, ne bir yardımcı bulamayacaklardır

33:66 📚 2
يَوْمَ تُقَلَّبُ وُجُوهُهُمْ فِى ٱلنَّارِ يَقُولُونَ يَـٰلَيْتَنَآ أَطَعْنَا ٱللَّهَ وَأَطَعْنَا ٱلرَّسُولَا۟
يَوْمَ
gün
تُقَلَّبُ
çevrildiği
وُجُوهُهُمْ
yüzleri
فِى
içinde
ٱلنَّارِ
ateşin
يَقُولُونَ
derler ki
يَـٰلَيْتَنَآ
ey(vah) keşke biz
أَطَعْنَا
ita'at etseydik
ٱللَّهَ
Allah'a
وَأَطَعْنَا
ve ita'at etseydik
ٱلرَّسُولَا۠
elçiye

Ali BulaçYüzlerinin ateşte evrilip çevrileceği gün, derler ki: "Eyvahlar bize, keşke Allah'a itaat etseydik ve Resûl’e itaat etseydik

33:67
وَقَالُواْ رَبَّنَآ إِنَّآ أَطَعْنَا سَادَتَنَا وَكُبَرَآءَنَا فَأَضَلُّونَا ٱلسَّبِيلَا۟
وَقَالُوا۟
ve dediler ki
رَبَّنَآ
rabbimiz
إِنَّآ
şüphesiz biz
أَطَعْنَا
uyduk
سَادَتَنَا
beylerimize
وَكُبَرَآءَنَا
ve büyüklerimize
فَأَضَلُّونَا
bizi saptırdılar
ٱلسَّبِيلَا۠
yoldan

Ali BulaçVe dediler ki: "Rabbimiz, gerçekten biz, efendilerimize ve büyüklerimize itaat ettik, böylece onlar bizi yoldan saptırmış oldular

33:68
رَبَّنَآ ءَاتِهِمْ ضِعْفَيْنِ مِنَ ٱلْعَذَابِ وَٱلْعَنْهُمْ لَعْنًا كَبِيرًا
رَبَّنَآ
rabbimiz
ءَاتِهِمْ
onlara ver
ضِعْفَيْنِ
iki kat
مِنَ
azabdan
ٱلْعَذَابِ
punishment
وَٱلْعَنْهُمْ
ve onlara la'net eyle
لَعْنًۭا
bir la'netle
كَبِيرًۭا
büyük

Ali BulaçRabbimiz, onlara azaptan iki katını ver ve büyük bir lanet ile lanet et

33:69
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَكُونُواْ كَٱلَّذِينَ ءَاذَوْاْ مُوسَىٰ فَبَرَّأَهُ ٱللَّهُ مِمَّا قَالُواْۚ وَكَانَ عِندَ ٱللَّهِ وَجِيهًا
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
لَا
olmayın
تَكُونُوا۟
be
كَٱلَّذِينَ
kimseler gibi
ءَاذَوْا۟
eziyet eden
مُوسَىٰ
Musa'ya
فَبَرَّأَهُ
onu beraat ettirdi
ٱللَّهُ
Allah
مِمَّا
onların dediklerinden
قَالُوا۟ ۚ
they said
وَكَانَ
ve idi
عِندَ
yanında
ٱللَّهِ
Allah
وَجِيهًۭا
itibarlı

Ali BulaçEy iman edenler, Musa'ya eziyet edenler gibi olmayın; ki sonunda Allah onu, demekte olduklarından temize çıkardı. O, Allah Katında vecihti

33:70
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَقُولُواْ قَوْلاً سَدِيدًا
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
ٱتَّقُوا۟
korkun
ٱللَّهَ
Allah'tan
وَقُولُوا۟
ve söyleyin
قَوْلًۭا
söz
سَدِيدًۭا
doğru

Ali BulaçEy iman edenler, Allah'tan sakının ve sözü doğru söyleyin

33:71 📚 3
يُصْلِحْ لَكُمْ أَعْمَـٰلَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْۗ وَمَن يُطِعِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ فَقَدْ فَازَ فَوْزًا عَظِيمًا
يُصْلِحْ
düzeltsin
لَكُمْ
sizin
أَعْمَـٰلَكُمْ
işlerinizi
وَيَغْفِرْ
ve bağışlasın
لَكُمْ
sizin
ذُنُوبَكُمْ ۗ
günahlarınızı
وَمَن
ve kim
يُطِعِ
ita'at ederse
ٱللَّهَ
Allah'a
وَرَسُولَهُۥ
ve Resulüne
فَقَدْ
elbette
فَازَ
ermiş olur
فَوْزًا
bir başarıya
عَظِيمًا
büyük

Ali BulaçKi O ( Allah), amellerinizi ıslah etsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah'a ve elçisine itaat ederse, artık o en büyük kurtuluşla kurtulmuştur

33:72 📚 9
إِنَّا عَرَضْنَا ٱلْأَمَانَةَ عَلَى ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱلْجِبَالِ فَأَبَيْنَ أَن يَحْمِلْنَهَا وَأَشْفَقْنَ مِنْهَا وَحَمَلَهَا ٱلْإِنسَـٰنُۖ إِنَّهُۥ كَانَ ظَلُومًا جَهُولاً
إِنَّا
şüphesiz biz
عَرَضْنَا
sunduk
ٱلْأَمَانَةَ
emaneti
عَلَى
göklere
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
the heavens
وَٱلْأَرْضِ
ve yere
وَٱلْجِبَالِ
ve dağlara
فَأَبَيْنَ
fakat kaçındılar
أَن
onu yüklenmekten
يَحْمِلْنَهَا
bear it
وَأَشْفَقْنَ
ve korktular
مِنْهَا
ondan
وَحَمَلَهَا
ve onu yüklendi
ٱلْإِنسَـٰنُ ۖ
insan
إِنَّهُۥ
doğrusu o
كَانَ
çok zalimdir
ظَلُومًۭا
unjust
جَهُولًۭا
çok cahildir

Ali BulaçGerçek şu ki, Biz emanetleri göklere, yere ve dağlara sunduk da onlar bunu yüklenmekten kaçındılar ve ondan korkuya kapıldılar; onu insan yüklendi. Çünkü o, çok zalim, çok cahildir

33:73
لِّيُعَذِّبَ ٱللَّهُ ٱلْمُنَـٰفِقِينَ وَٱلْمُنَـٰفِقَـٰتِ وَٱلْمُشْرِكِينَ وَٱلْمُشْرِكَـٰتِ وَيَتُوبَ ٱللَّهُ عَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَـٰتِۗ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمَۢا
لِّيُعَذِّبَ
azab etsin diye
ٱللَّهُ
Allah
ٱلْمُنَـٰفِقِينَ
iki yüzlü erkeklere
وَٱلْمُنَـٰفِقَـٰتِ
ve iki yüzlü kadınlara
وَٱلْمُشْرِكِينَ
ve ortak koşan erkeklere
وَٱلْمُشْرِكَـٰتِ
ve ortak koşan kadınlara
وَيَتُوبَ
ve bağışlasın diye
ٱللَّهُ
Allah
عَلَى
inanan erkekleri
ٱلْمُؤْمِنِينَ
the believing men
وَٱلْمُؤْمِنَـٰتِ ۗ
ve inanan kadınları
وَكَانَ
ve
ٱللَّهُ
Allah
غَفُورًۭا
çok bağışlayandır
رَّحِيمًۢا
çok esirgeyendir

Ali BulaçŞundan ki: Allah, münafık erkekleri ve münafık kadınları, müşrik erkekleri ve müşrik kadınları azaplandıracak; mü'min erkeklerin ve mü'min kadınların tevbesini kabul edecektir. Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir

← Önceki Sonraki →

33. Al-Ahzaab Suresi | Anlam Arayışı