☪ Anlam Arayışı

33. Al-Ahzaab سُورَةُ الأَحۡزَابِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
33:1
يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِيُّ ٱتَّقِ ٱللَّهَ وَلَا تُطِعِ ٱلۡكَٰفِرِينَ وَٱلۡمُنَٰفِقِينَۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمࣰ ا
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلنَّبِىُّ
peygamber
ٱتَّقِ
kork
ٱللَّهَ
Allah'tan
وَلَا
ve asla
تُطِعِ
ita'at etme
ٱلْكَـٰفِرِينَ
kafirlere
وَٱلْمُنَـٰفِقِينَ ۗ
ve münafıklara
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
كَانَ
bilendir
عَلِيمًا
All-Knower
حَكِيمًۭا
hüküm ve hikmet sahibidir

Süleyman AteşEy peygamber, Allah'tan kork; kafirlere ve münafıklara ita'at etme. Şüphesiz Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir

Elmalılı Hamdi YazırEy peygamber! Allah'tan kork, kâfirlere ve münafıklara itaat etme. Muhakkak ki Allah her şeyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir

33:2 📚 1
وَٱتَّبِعۡ مَا يُوحَىٰٓ إِلَيۡكَ مِن رَّبِّكَۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِمَا تَعۡمَلُونَ خَبِيرࣰ ا
وَٱتَّبِعْ
ve uy
مَا
şeye
يُوحَىٰٓ
vahyedilen
إِلَيْكَ
sana
مِن
Rabbinden
رَّبِّكَ ۚ
your Lord
إِنَّ
muhakkak ki
ٱللَّهَ
Allah
كَانَ
şeyleri
بِمَا
of what
تَعْمَلُونَ
yaptıklarınız
خَبِيرًۭا
haber almaktadır;

Süleyman AteşRabbinden sana vahyedilene uy; muhakkak ki Allah yaptıklarınızı haber almaktadır

Elmalılı Hamdi YazırRabbinden sana ne vahyediliyorsa onun ardınca git. Muhakkak ki Allah ne yaparsanız haberdardır

33:3
وَتَوَكَّلۡ عَلَى ٱللَّهِۚ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ وَكِيلࣰ ا
وَتَوَكَّلْ
ve dayan
عَلَى
Allah'a
ٱللَّهِ ۚ
Allah
وَكَفَىٰ
yeter
بِٱللَّهِ
Allah
وَكِيلًۭا
vekil olarak

Süleyman AteşAllah'a dayan; vekil olarak Allah yeter

Elmalılı Hamdi YazırAllah'a güven, vekil olarak Allah yeter

33:4 📚 8
مَّا جَعَلَ ٱللَّهُ لِرَجُلࣲ مِّن قَلۡبَيۡنِ فِي جَوۡفِهِۦۚ وَمَا جَعَلَ أَزۡوَٰجَكُمُ ٱلَّٰٓـِٔي تُظَٰهِرُونَ مِنۡهُنَّ أُمَّهَٰتِكُمۡۚ وَمَا جَعَلَ أَدۡعِيَآءَكُمۡ أَبۡنَآءَكُمۡۚ ذَٰلِكُمۡ قَوۡلُكُم بِأَفۡوَٰهِكُمۡۖ وَٱللَّهُ يَقُولُ ٱلۡحَقَّ وَهُوَ يَهۡدِي ٱلسَّبِيلَ
مَّا
yaratmadı
جَعَلَ
Allah (has) made
ٱللَّهُ
Allah
لِرَجُلٍۢ
bir adama
مِّن
iki kalb
قَلْبَيْنِ
two hearts
فِى
(göğüs) boşluğunda
جَوْفِهِۦ ۚ
his interior
وَمَا
ve
جَعَلَ
yapmadı
أَزْوَٰجَكُمُ
eşlerinizi
ٱلَّـٰٓـِٔى
zıhar yaptığınız
تُظَـٰهِرُونَ
you declare unlawful
مِنْهُنَّ
onlarla
أُمَّهَـٰتِكُمْ ۚ
sizin anneleriniz
وَمَا
ve
جَعَلَ
kılmadı
أَدْعِيَآءَكُمْ
evlatlıklarınızı
أَبْنَآءَكُمْ ۚ
sizin öz oğullarınız
ذَٰلِكُمْ
bunlar
قَوْلُكُم
sizin sözlerinizdir
بِأَفْوَٰهِكُمْ ۖ
ağızlarınıza gelen
وَٱللَّهُ
Allah
يَقُولُ
söyler
ٱلْحَقَّ
gerçeği
وَهُوَ
ve O
يَهْدِى
iletir
ٱلسَّبِيلَ
doğru yola

Süleyman AteşAllah, bir adamın (göğüs) boşluğunda iki kalb yaratmadı ve zıhar yaptığınız (sen bana, annemin sırtı gibisin dediğiniz) eşlerinizi, sizin anneleriniz yapmadı; evlatlıklarınızı da sizin öz oğullarınız kılmadı. Bunlar sizin ağızlarınıza gelen sözlerinizdir. Allah gerçeği söyler ve O, doğru yola iletir

Elmalılı Hamdi YazırAllah bir adam için içinde iki kalb yapmamıştır. Kendilerinden zıhar yaptığınız eşlerinizi analarınız kılmamıştır. Evlatlıklarınızı da oğullarınız kılmamıştır. O sizin ağzınızdaki lafınızdır. Allah ise hakkı söylüyor ve doğru yolu gösteriyor

33:5 📚 7
ٱدۡعُوهُمۡ لِأٓبَآئِهِمۡ هُوَ أَقۡسَطُ عِندَ ٱللَّهِۚ فَإِن لَّمۡ تَعۡلَمُوٓاْ ءَابَآءَهُمۡ فَإِخۡوَٰنُكُمۡ فِي ٱلدِّينِ وَمَوَٰلِيكُمۡۚ وَلَيۡسَ عَلَيۡكُمۡ جُنَاحࣱ فِيمَآ أَخۡطَأۡتُم بِهِۦ وَلَٰكِن مَّا تَعَمَّدَتۡ قُلُوبُكُمۡۚ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورࣰ ا رَّحِيمًا
ٱدْعُوهُمْ
onları çağırın
لِـَٔابَآئِهِمْ
babalarına nisbetle
هُوَ
bu
أَقْسَطُ
daha adaletlidir
عِندَ
yanında
ٱللَّهِ ۚ
Allah
فَإِن
eğer
لَّمْ
bilmiyorsanız
تَعْلَمُوٓا۟
you know
ءَابَآءَهُمْ
babalarını
فَإِخْوَٰنُكُمْ
onlar sizin kardeşlerinizdir
فِى
dinde
ٱلدِّينِ
[the] religion
وَمَوَٰلِيكُمْ ۚ
ve dostlarınızdır
وَلَيْسَ
ve yoktur
عَلَيْكُمْ
size
جُنَاحٌۭ
bir günah
فِيمَآ
yaptığınızda
أَخْطَأْتُم
yanılarak
بِهِۦ
bu konuda
وَلَـٰكِن
fakat vardır
مَّا
bile bile yaptığında
تَعَمَّدَتْ
intended
قُلُوبُكُمْ ۚ
kalblerinizin
وَكَانَ
ve
ٱللَّهُ
Allah
غَفُورًۭا
çok bağışlayandır
رَّحِيمًا
çok esirgeyendir

Süleyman AteşOnları babalarının adına bağlayarak çağırın; bu, Allah yanında daha adaletlidir. Eğer babalarını bilmiyorsanız, onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Yanılarak yaptığınızda size bir günah yok, fakat kalblerinizin bile bile yaptığında günah vardır. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir

Elmalılı Hamdi YazırOnları (evlatlıkları) babaları adına çağırın. Allah yanında o daha doğrudur. Eğer babalarını bilmiyorsanız, onlar sizin dinde kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Bununla beraber hata ettiklerinizde üzerinize bir günah yoktur. Fakat kalblerinizin kasdettiğinde vardır. Allah, çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir

33:6 📚 1
ٱلنَّبِيُّ أَوۡلَىٰ بِٱلۡمُؤۡمِنِينَ مِنۡ أَنفُسِهِمۡۖ وَأَزۡوَٰجُهُۥٓ أُمَّهَٰتُهُمۡۗ وَأُوْلُواْ ٱلۡأَرۡحَامِ بَعۡضُهُمۡ أَوۡلَىٰ بِبَعۡضࣲ فِي كِتَٰبِ ٱللَّهِ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَٱلۡمُهَٰجِرِينَ إِلَّآ أَن تَفۡعَلُوٓاْ إِلَىٰٓ أَوۡلِيَآئِكُم مَّعۡرُوفࣰ اۚ كَانَ ذَٰلِكَ فِي ٱلۡكِتَٰبِ مَسۡطُورࣰ ا
ٱلنَّبِىُّ
peygamber
أَوْلَىٰ
daha yakındır
بِٱلْمُؤْمِنِينَ
mü'minlere
مِنْ
canlarından
أَنفُسِهِمْ ۖ
their own selves
وَأَزْوَٰجُهُۥٓ
ve onun eşleri
أُمَّهَـٰتُهُمْ ۗ
onların anneleridir
وَأُو۟لُوا۟
(anne tarafından akrabalar)
ٱلْأَرْحَامِ
(anne tarafından akrabalar)
بَعْضُهُمْ
bir kısmı
أَوْلَىٰ
daha yakındırlar
بِبَعْضٍۢ
diğerine
فِى
kitabında
كِتَـٰبِ
(the) Decree
ٱللَّهِ
Allah'ın
مِنَ
öteki
ٱلْمُؤْمِنِينَ
mü'minlerden
وَٱلْمُهَـٰجِرِينَ
ve muhacirlerden
إِلَّآ
ancak hariç
أَن
yapmanız
تَفْعَلُوٓا۟
you do
إِلَىٰٓ
dostlarınıza
أَوْلِيَآئِكُم
your friends
مَّعْرُوفًۭا ۚ
bir iyilik
كَانَ
bunlar
ذَٰلِكَ
That is
فِى
Kitapta
ٱلْكِتَـٰبِ
the Book
مَسْطُورًۭا
yazılmıştır

Süleyman AteşPeygamber, mü'minlere canlarından ileridir. Onun eşleri de onların anneleridir. Rahim sahipleri (anne tarafından akrabalar) da Allah'ın Kitabında birbirlerine öteki mü'minlerden ve Muhacirlerden daha yakındırlar. Ancak dostlarınıza bir iyilik yapmanız (bir vasiyyet etmeniz) hariç (yaptığınız o vasiyyet yerine getirilir). Bunlar Kitapta yazılmıştır

Elmalılı Hamdi YazırPeygamber, müminlere kendi nefislerinden önce gelir. O'nun hanımları da onların analarıdır. Akraba da Allah'ın kitabında birbirlerine, diğer müminlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar. Ancak dostlarınıza bir maruf (uygun bir vasiyet) yapmanız müstesnâdır. Bu, kitapta yazılıdır

33:7
وَإِذۡ أَخَذۡنَا مِنَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ مِيثَٰقَهُمۡ وَمِنكَ وَمِن نُّوحࣲ وَإِبۡرَٰهِيمَ وَمُوسَىٰ وَعِيسَى ٱبۡنِ مَرۡيَمَۖ وَأَخَذۡنَا مِنۡهُم مِّيثَٰقًا غَلِيظࣰ ا
وَإِذْ
ve hani
أَخَذْنَا
biz almıştık
مِنَ
peygamberlerden
ٱلنَّبِيِّـۧنَ
the Prophets
مِيثَـٰقَهُمْ
ahidlerini
وَمِنكَ
ve senden
وَمِن
ve
نُّوحٍۢ
Nuh'dan
وَإِبْرَٰهِيمَ
ve İbrahim'den
وَمُوسَىٰ
ve Musa'dan
وَعِيسَى
ve Îsa'dan
ٱبْنِ
oğlu
مَرْيَمَ ۖ
Meryem
وَأَخَذْنَا
ve almıştık
مِنْهُم
onlardan
مِّيثَـٰقًا
söz
غَلِيظًۭا
sapasağlam

Süleyman AteşBiz peygamberlerden, (verdiğimiz elçilik görevini yapmak ve hak dine da'vet etmek hususunda) kuvvetle ahidlerini almıştık, senden, Nuh'dan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu Îsa'dan, (evet) onlardan sapasağlam söz almıştık

Elmalılı Hamdi YazırUnutma o peygamberlerden mîsaklarını (kesin sözlerini) aldığımız vakti! Hele senden, Nuh, İbrahim, Musa ve Meryemoğlu İsa'dan ki onlardan ağır bir mîsak (sağlam bir söz) aldık

33:8
لِّيَسۡـَٔلَ ٱلصَّٰدِقِينَ عَن صِدۡقِهِمۡۚ وَأَعَدَّ لِلۡكَٰفِرِينَ عَذَابًا أَلِيمࣰ ا
لِّيَسْـَٔلَ
sorması için
ٱلصَّـٰدِقِينَ
doğrulara
عَن
doğruluklarından
صِدْقِهِمْ ۚ
their truth
وَأَعَدَّ
ve hazırlamıştır
لِلْكَـٰفِرِينَ
kafirler için
عَذَابًا
bir azab
أَلِيمًۭا
acıklı

Süleyman Ateş(Böyle yaptık) Ki (Allah), o doğrulara doğruluklarından sorsun. Kafirlere de acı bir azab hazırlamıştır

Elmalılı Hamdi Yazır(Bunu Allah), sadıklara sadakatlerinden sormak için yaptı. Kâfirler için ise acı verecek bir azab hazırladı

33:9 📚 1
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱذۡكُرُواْ نِعۡمَةَ ٱللَّهِ عَلَيۡكُمۡ إِذۡ جَآءَتۡكُمۡ جُنُودࣱ فَأَرۡسَلۡنَا عَلَيۡهِمۡ رِيحࣰ ا وَجُنُودࣰ ا لَّمۡ تَرَوۡهَاۚ وَكَانَ ٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ بَصِيرًا
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
ٱذْكُرُوا۟
hatırlayın
نِعْمَةَ
ni'metini
ٱللَّهِ
Allah'ın
عَلَيْكُمْ
size olan
إِذْ
hani bir zaman
جَآءَتْكُمْ
size gelmişti
جُنُودٌۭ
ordular
فَأَرْسَلْنَا
ve biz göndermiştik
عَلَيْهِمْ
onların üzerine
رِيحًۭا
bir rüzgar
وَجُنُودًۭا
ve ordular
لَّمْ
sizin görmediğiniz
تَرَوْهَا ۚ
you (could) see them
وَكَانَ
ve idi
ٱللَّهُ
Allah
بِمَا
şeyleri
تَعْمَلُونَ
yaptıklarınız
بَصِيرًا
görmekte

Süleyman AteşEy inananlar, Allah'ın size olan ni'metini hatırlayın, hani bir zaman size ordular gelmişti de biz onların üzerine bir rüzgar ve sizin görmediğiniz ordular göndermiştik. Allah, yaptıklarınızı görmekteydi

Elmalılı Hamdi YazırEy iman edenler! Allah'ın üzerinizdeki nimetini anın. Hani size ordular gelmişti de üzerlerine bir rüzgâr ve sizin görmediğiniz ordular salıvermiştik. Allah ne yaptığınızı görüyordu

33:10
إِذۡ جَآءُوكُم مِّن فَوۡقِكُمۡ وَمِنۡ أَسۡفَلَ مِنكُمۡ وَإِذۡ زَاغَتِ ٱلۡأَبۡصَٰرُ وَبَلَغَتِ ٱلۡقُلُوبُ ٱلۡحَنَاجِرَ وَتَظُنُّونَ بِٱللَّهِ ٱلظُّنُونَا۠
إِذْ
hani
جَآءُوكُم
onlar gelmişlerdi
مِّن
üstünüzden
فَوْقِكُمْ
above you
وَمِنْ
ve
أَسْفَلَ
alt tarafınızdan
مِنكُمْ
sizin
وَإِذْ
ve hani
زَاغَتِ
kaymıştı
ٱلْأَبْصَـٰرُ
gözler
وَبَلَغَتِ
ve dayanmıştı
ٱلْقُلُوبُ
yürekler
ٱلْحَنَاجِرَ
hançerelere
وَتَظُنُّونَ
ve zanda bulunuyordunuz
بِٱللَّهِ
Allah hakında
ٱلظُّنُونَا۠
türlü düşüncelerle

Süleyman AteşHani onlar üstünüzden ve alt tarafınızdan gelmişlerdi, gözler (şaşkınlıktan ötürü) kaymış, yürekler (korkudan) hançerelere dayanmıştı. Allah hakında türlü zanlarda bulunuyordunuz

Elmalılı Hamdi YazırO zaman onlar, hem üstünüzden gelmişlerdi, hem aşağı tarafınızdan, ve o vakit gözler kaymış, yürekler gırtlaklara dayanmıştı. Siz Allah'a türlü türlü zanlarda bulunuyordunuz

33:11
هُنَالِكَ ٱبۡتُلِيَ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ وَزُلۡزِلُواْ زِلۡزَالࣰ ا شَدِيدࣰ ا
هُنَالِكَ
işte orada
ٱبْتُلِىَ
denenmişti
ٱلْمُؤْمِنُونَ
mü'minler
وَزُلْزِلُوا۟
ve sarsılmışlardı
زِلْزَالًۭا
bir sarsıntı ile
شَدِيدًۭا
şiddetli

Süleyman Ateşİşte orada mü'minler denenmiş, şiddetli bir sarsıntı ile sarsılmışlardı

Elmalılı Hamdi Yazırİşte burada müminler imtihan edilmiş ve şiddetli bir sarsıntı ile sarsılmışlardı

33:12 📚 2
وَإِذۡ يَقُولُ ٱلۡمُنَٰفِقُونَ وَٱلَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضࣱ مَّا وَعَدَنَا ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥٓ إِلَّا غُرُورࣰ ا
وَإِذْ
ve hani
يَقُولُ
diyordu
ٱلْمُنَـٰفِقُونَ
münafıklar
وَٱلَّذِينَ
ve bulunanlar
فِى
kalblerinde
قُلُوبِهِم
their hearts
مَّرَضٌۭ
hastalık
مَّا
bize vaadde bulunmadı
وَعَدَنَا
Allah promised us
ٱللَّهُ
Allah
وَرَسُولُهُۥٓ
ve Resulü
إِلَّا
dışında
غُرُورًۭا
boş vaatler

Süleyman AteşMünafıklar ve kalblerinde hastalık bulunan kimseler: "Allah ve Resulü bize sadece boş vaadlerde bulundu." diyordu

Elmalılı Hamdi YazırO vakit münâfıklar ve kalblerinde bir hastalık bulunanlar: "Allah ve Resulü bize bir aldanıştan başka bir vaad yapmamış." diyorlardı

33:13
وَإِذۡ قَالَت طَّآئِفَةࣱ مِّنۡهُمۡ يَٰٓأَهۡلَ يَثۡرِبَ لَا مُقَامَ لَكُمۡ فَٱرۡجِعُواْۚ وَيَسۡتَـٔۡذِنُ فَرِيقࣱ مِّنۡهُمُ ٱلنَّبِيَّ يَقُولُونَ إِنَّ بُيُوتَنَا عَوۡرَةࣱ وَمَا هِيَ بِعَوۡرَةٍۖ إِن يُرِيدُونَ إِلَّا فِرَارࣰ ا
وَإِذْ
ve hani
قَالَت
demişti ki
طَّآئِفَةٌۭ
bir grup
مِّنْهُمْ
onlardan
يَـٰٓأَهْلَ
ey halkı
يَثْرِبَ
Yesrib (Medine)
لَا
artık yoktur
مُقَامَ
duracak yer
لَكُمْ
size
فَٱرْجِعُوا۟ ۚ
dönün
وَيَسْتَـْٔذِنُ
ve izin istiyordu
فَرِيقٌۭ
bir topluluk
مِّنْهُمُ
onlardan
ٱلنَّبِىَّ
peygamberden
يَقُولُونَ
diyerek
إِنَّ
gerçekten
بُيُوتَنَا
evlerimiz
عَوْرَةٌۭ
(sağlam değil) açıktır
وَمَا
oysa değildi
هِىَ
onlar(ın evleri)
بِعَوْرَةٍ ۖ
açık
إِن
istemiyorlardı
يُرِيدُونَ
they wished
إِلَّا
başka bir şey
فِرَارًۭا
kaçmak(tan)

Süleyman AteşOnlardan bir grup da demişti ki: "Ey Yesrib (Medine) halkı, artık size duracak yer yok, (haydi durmayın, evlerinize) dönün (Yahut: Artık bu dinde durmanız doğru değil, dönün)". Onlardan bir topluluk da. "Evlerimiz (sağlam değil), açıktır" diyerek peygamberden izin istiyordu. Oysa onlar(ın evleri) açık değildi. Sadece kaçmak istiyorlardı

Elmalılı Hamdi YazırO vakit bunlardan bir grup: "Ey Medine halkı! Sizin için duracak yer yok, hemen dönün." diyorlardı. Yine onlardan bir kısmı da Peygamberden izin istiyor, evlerimiz gerçekten (düşmana) açıktır." diyorlardı, halbuki açık değildi, sadece kaçmak istiyorlardı

33:14
وَلَوۡ دُخِلَتۡ عَلَيۡهِم مِّنۡ أَقۡطَارِهَا ثُمَّ سُئِلُواْ ٱلۡفِتۡنَةَ لَأٓتَوۡهَا وَمَا تَلَبَّثُواْ بِهَآ إِلَّا يَسِيرࣰ ا
وَلَوْ
ve eğer
دُخِلَتْ
girilseydi
عَلَيْهِم
onların üzerine
مِّنْ
her yandan
أَقْطَارِهَا
all its sides
ثُمَّ
sonra
سُئِلُوا۟
istenseydi
ٱلْفِتْنَةَ
baskı ve işkence yapmaları
لَـَٔاتَوْهَا
elbette yaparlardı
وَمَا
ve
تَلَبَّثُوا۟
gecikmezlerdi
بِهَآ
bunda
إِلَّا
dışında
يَسِيرًۭا
azıcık

Süleyman AteşEğer (Medine'nin) her yanından onların üzerine giril(ip saldırıl)saydı da kendilerinden (halka) baskı ve işkence yapmaları istenseydi bunu yaparlardı; bunu yapmakta fazla gecikmezlerdi

Elmalılı Hamdi YazırEğer onların her tarafından üzerlerine girilse de sonra fitne çıkarmaları istenilse derhal onu yapacaklardı. Ama onunla da pek az duracaklardı

33:15
وَلَقَدۡ كَانُواْ عَٰهَدُواْ ٱللَّهَ مِن قَبۡلُ لَا يُوَلُّونَ ٱلۡأَدۡبَٰرَۚ وَكَانَ عَهۡدُ ٱللَّهِ مَسۡـُٔولࣰ ا
وَلَقَدْ
oysa
كَانُوا۟
idiler
عَـٰهَدُوا۟
söz vermişler
ٱللَّهَ
Allah'a
مِن
daha önce
قَبْلُ
before
لَا
dön(üp kaç)mayacaklarına
يُوَلُّونَ
they would turn
ٱلْأَدْبَـٰرَ ۚ
arkalarına
وَكَانَ
ve idiler
عَهْدُ
verilen sözden
ٱللَّهِ
Allah'a
مَسْـُٔولًۭا
sorumlu

Süleyman AteşOysa arkalarına dön(üp kaç)mayacaklarına dair Allah'a söz vermişlerdi. Allah'a verilen sözden sorumlu idiler

Elmalılı Hamdi YazırHalbuki bundan önce Allah'a ahid vermişlerdi. Arkalarını dönmeyeceklerdi. Allah'a verilen ahid ise mesuliyetlidir, mutlaka sorulur

33:16
قُل لَّن يَنفَعَكُمُ ٱلۡفِرَارُ إِن فَرَرۡتُم مِّنَ ٱلۡمَوۡتِ أَوِ ٱلۡقَتۡلِ وَإِذࣰ ا لَّا تُمَتَّعُونَ إِلَّا قَلِيلࣰ ا
قُل
de ki
لَّن
size fayda vermez
يَنفَعَكُمُ
will benefit you
ٱلْفِرَارُ
kaçmak
إِن
eğer
فَرَرْتُم
kaçıyorsanız
مِّنَ
ölümden
ٱلْمَوْتِ
death
أَوِ
veya
ٱلْقَتْلِ
öldürülmekten
وَإِذًۭا
o zaman bile
لَّا
yaşatılmazsınız
تُمَتَّعُونَ
you will be allowed to enjoy
إِلَّا
dışında
قَلِيلًۭا
pek az

Süleyman AteşDe ki: "Eğer ölümden veya öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmak size fayda vermez. Kaçsanız bile pek az bir zaman yaşatılırsınız (sonunda yine ölürsünüz)

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Eğer ölümden veya öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmak size asla fayda vermez. Vereceğini var saydığınız takdirde de ancak pek az faydalandırılırsınız

33:17 📚 1
قُلۡ مَن ذَا ٱلَّذِي يَعۡصِمُكُم مِّنَ ٱللَّهِ إِنۡ أَرَادَ بِكُمۡ سُوٓءًا أَوۡ أَرَادَ بِكُمۡ رَحۡمَةࣰۚ وَلَا يَجِدُونَ لَهُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ وَلِيࣰّ ا وَلَا نَصِيرࣰ ا
قُلْ
de ki
مَن
kimdir?
ذَا
şu
ٱلَّذِى
kimse ki
يَعْصِمُكُم
sizi koruyacak
مِّنَ
Allahdan
ٱللَّهِ
Allah
إِنْ
eğer
أَرَادَ
istese
بِكُمْ
size
سُوٓءًا
bir kötülük
أَوْ
veya
أَرَادَ
dilese
بِكُمْ
size
رَحْمَةًۭ ۚ
rahmet
وَلَا
bulamazlar
يَجِدُونَ
they will find
لَهُم
kendilerine
مِّن
başka
دُونِ
besides
ٱللَّهِ
Allah'tan
وَلِيًّۭا
bir dost
وَلَا
ne de
نَصِيرًۭا
bir yardımcı

Süleyman AteşDe ki: "Allah size kötülük istese veya size rahmet dilese, sizi O'ndan kim korur? (Allah'ın azabından sizi kim kurtarır, O'nun rahmetine kim engel olur?) Kendilerine Allah'tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı bulurlar

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Eğer Allah size bir felâket diler veya bir rahmet murad ederse, sizi Allah'tan saklamak kimin haddine?" Hem onlar kendilerine Allah'tan başka bir veli de bulamazlar, bir yardımcı da

33:18
۞قَدۡ يَعۡلَمُ ٱللَّهُ ٱلۡمُعَوِّقِينَ مِنكُمۡ وَٱلۡقَآئِلِينَ لِإِخۡوَٰنِهِمۡ هَلُمَّ إِلَيۡنَاۖ وَلَا يَأۡتُونَ ٱلۡبَأۡسَ إِلَّا قَلِيلًا
۞ قَدْ
elbette
يَعْلَمُ
biliyor
ٱللَّهُ
Allah
ٱلْمُعَوِّقِينَ
alıkoyanları
مِنكُمْ
içinizden
وَٱلْقَآئِلِينَ
ve diyenleri
لِإِخْوَٰنِهِمْ
kardeşlerine
هَلُمَّ
gelin
إِلَيْنَا ۖ
bize
وَلَا
onlar gelmezler
يَأْتُونَ
they come
ٱلْبَأْسَ
savaşa
إِلَّا
dışında
قَلِيلًا
pek azı

Süleyman AteşAllah içinizden (savaştan) alıkoyanları ve kardeşlerine: "Bize gelin!" diyenleri biliyor. Onlar savaşa pek az gelirler

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz Allah, içinizden o savsaklayanları ve kardeşlerine: "Bize gelin" diyenleri biliyor. Onlar harbe pek az geliyorlardı

33:19 📚 1
أَشِحَّةً عَلَيۡكُمۡۖ فَإِذَا جَآءَ ٱلۡخَوۡفُ رَأَيۡتَهُمۡ يَنظُرُونَ إِلَيۡكَ تَدُورُ أَعۡيُنُهُمۡ كَٱلَّذِي يُغۡشَىٰ عَلَيۡهِ مِنَ ٱلۡمَوۡتِۖ فَإِذَا ذَهَبَ ٱلۡخَوۡفُ سَلَقُوكُم بِأَلۡسِنَةٍ حِدَادٍ أَشِحَّةً عَلَى ٱلۡخَيۡرِۚ أُوْلَٰٓئِكَ لَمۡ يُؤۡمِنُواْ فَأَحۡبَطَ ٱللَّهُ أَعۡمَٰلَهُمۡۚ وَكَانَ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرࣰ ا
أَشِحَّةً
cimriler olarak
عَلَيْكُمْ ۖ
size karşı
فَإِذَا
ne zaman ki
جَآءَ
gelince
ٱلْخَوْفُ
korku
رَأَيْتَهُمْ
görürsün
يَنظُرُونَ
baktıklarını
إِلَيْكَ
sana
تَدُورُ
dönerek
أَعْيُنُهُمْ
gözleri
كَٱلَّذِى
gibi
يُغْشَىٰ
baygınlığı
عَلَيْهِ
onların üstüne
مِنَ
ölüm
ٱلْمَوْتِ ۖ
[the] death
فَإِذَا
ne zaman ki
ذَهَبَ
gidince
ٱلْخَوْفُ
korku
سَلَقُوكُم
sizi incitirler
بِأَلْسِنَةٍ
dillerle
حِدَادٍ
sivri
أَشِحَّةً
düşkünlük göstererek
عَلَى
karşı
ٱلْخَيْرِ ۚ
hayra
أُو۟لَـٰٓئِكَ
onlar
لَمْ
inanmamışlar
يُؤْمِنُوا۟
they have believed
فَأَحْبَطَ
bu yüzden boşa çıkarmıştır
ٱللَّهُ
Allah
أَعْمَـٰلَهُمْ ۚ
onların işlerini
وَكَانَ
ve
ذَٰلِكَ
bu
عَلَى
göre
ٱللَّهِ
Allah'a
يَسِيرًۭا
kolaydır

Süleyman Ateş(Geldikleri zaman da) Size karşı cimriler olarak (gelirler). Ama korkulu bir durum olunca onların, üstüne ölüm baygınlığı çökmüş insan gibi, gözleri dönerek sana baktıklarını görürsün. Korku gid(ip de sıra ganimetleri paylaşmağa gel)ince mala düşkünlük göstererek sizi sivri dillerle incitirler. Onlar, (içtenlikle) inanmamışlar, bu yüzden Allah onların işlerini boşa çıkarmıştır. Bu, Allah'a göre kolaydır

Elmalılı Hamdi YazırSize karşı kıskançlık ediyorlardı. Derken o korku hali gelince, gördün onları ki, ölümden baygınlık sarmış kimse gibi gözleri dönerek sana bakıyorlardı. O korku gidince, size keskin keskin diller sıyırdılar. Onlar hayra karşı kıskançlık ediyorlardı. İşte bunlar iman etmediler de Allah amellerini boşa çıkardı. Bu Allah'a göre önemsizdir

33:20 📚 2
يَحۡسَبُونَ ٱلۡأَحۡزَابَ لَمۡ يَذۡهَبُواْۖ وَإِن يَأۡتِ ٱلۡأَحۡزَابُ يَوَدُّواْ لَوۡ أَنَّهُم بَادُونَ فِي ٱلۡأَعۡرَابِ يَسۡـَٔلُونَ عَنۡ أَنۢبَآئِكُمۡۖ وَلَوۡ كَانُواْ فِيكُم مَّا قَٰتَلُوٓاْ إِلَّا قَلِيلࣰ ا
يَحْسَبُونَ
sanıyorlardı
ٱلْأَحْزَابَ
orduların
لَمْ
gitmediklerini
يَذْهَبُوا۟ ۖ
withdrawn
وَإِن
eğer
يَأْتِ
gelseler
ٱلْأَحْزَابُ
ordular
يَوَدُّوا۟
arzu ederlerdi
لَوْ
keşke
أَنَّهُم
kendileri
بَادُونَ
çölde bulunmayı
فِى
arasında
ٱلْأَعْرَابِ
Araplar
يَسْـَٔلُونَ
sorup öğrenmeyi
عَنْ
sizin haberleriniz-den
أَنۢبَآئِكُمْ ۖ
your news
وَلَوْ
ve şayet
كَانُوا۟
bulunsalardı
فِيكُم
içinizde
مَّا
dövüşmezlerdi
قَـٰتَلُوٓا۟
they would fight
إِلَّا
dışında
قَلِيلًۭا
pek azı

Süleyman Ateş(Korkaklıklarından ötürü düşman) Orduların(ın Medine'den) gitmediklerini sanıyorlardı. Eğer o ordular (ikinci kez) gelseler, bunlar çölde bedevi Araplar arasında bulunmayı, sizin haberlerinizi (başınıza gelecek olayları) oradan sorup öğrenmeyi arzu ederlerdi. İçinizde bulunsalardı dahi pek az dövüşürlerdi

Elmalılı Hamdi YazırOnlar ahzabı (düşman birliklerini) gitmedi sanıyorlardı. Eğer o birlikler bir daha gelecek olursa, çölde bedevi Araplar içinde yer alıp, sizin haberlerinizden (başınıza geleceklerden) sormayı isterler. Onlar içinizde kalacak olsalar da pek az harb ederler

33:21 📚 12
لَّقَدۡ كَانَ لَكُمۡ فِي رَسُولِ ٱللَّهِ أُسۡوَةٌ حَسَنَةࣱ لِّمَن كَانَ يَرۡجُواْ ٱللَّهَ وَٱلۡيَوۡمَ ٱلۡأٓخِرَ وَذَكَرَ ٱللَّهَ كَثِيرࣰ ا
لَّقَدْ
andolsun
كَانَ
vardır
لَكُمْ
sizin için
فِى
Elçisinde
رَسُولِ
(the) Messenger
ٱللَّهِ
Allah'ın
أُسْوَةٌ
bir örnek
حَسَنَةٌۭ
en güzel
لِّمَن
kimseler için
كَانَ
kavuşmaya inanan
يَرْجُوا۟
hope
ٱللَّهَ
Allah'a
وَٱلْيَوْمَ
ve gününe
ٱلْـَٔاخِرَ
ahiret
وَذَكَرَ
ve anan
ٱللَّهَ
Allah'ı
كَثِيرًۭا
çokça

Süleyman AteşAndolsun Allah'ın Elçisinde sizin için Allah'a ve ahiret gününe kavuşmaya inanan ve Allah'ı çok anan kimseler için, (uyulacak) en güzel bir örnek vardır

Elmalılı Hamdi YazırŞanım hakkı için muhakkak ki size Resullulah'da pek güzel bir örnek vardır. Allah'a ve son güne ümit besler olup da Allah'ı çok zikreden kimseler için

33:22 📚 1
وَلَمَّا رَءَا ٱلۡمُؤۡمِنُونَ ٱلۡأَحۡزَابَ قَالُواْ هَٰذَا مَا وَعَدَنَا ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ وَصَدَقَ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥۚ وَمَا زَادَهُمۡ إِلَّآ إِيمَٰنࣰ ا وَتَسۡلِيمࣰ ا
وَلَمَّا
zaman
رَءَا
gördükleri
ٱلْمُؤْمِنُونَ
mü'minler
ٱلْأَحْزَابَ
(düşman) orduları
قَالُوا۟
dediler
هَـٰذَا
bu
مَا
bize va'dettiğidir
وَعَدَنَا
Allah promised us
ٱللَّهُ
Allah'ın
وَرَسُولُهُۥ
ve Resulünün
وَصَدَقَ
ve doğrudur
ٱللَّهُ
Allah
وَرَسُولُهُۥ ۚ
ve Resulü
وَمَا
ve
زَادَهُمْ
artırmadı
إِلَّآ
başka bir şey
إِيمَـٰنًۭا
imanlarını
وَتَسْلِيمًۭا
ve teslimiyetlerini

Süleyman AteşMü'minler (düşman) orduları(nı) gördükleri zaman (korkmadılar): "Bu Allah'ın ve Resulünün, bize va'dettiği(zafer)dir. Allah ve Resulü doğru söylemiştir." dediler. Ve bu, onların sadece imanlarını ve teslimiyetlerini artırdı

Elmalılı Hamdi YazırMüminler, ahzabı (düşman birliklerini) gördükleri zaman: "İşte bu, Allah'ın ve Resulü'nün bize vaad ettiği şeydir. Allah ve Resulü doğru söyledi." dediler. Bu onların imanını ve teslimiyetini artırmaktan başka bir şey yapmadı

33:23 📚 5
مِّنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ رِجَالࣱ صَدَقُواْ مَا عَٰهَدُواْ ٱللَّهَ عَلَيۡهِۖ فَمِنۡهُم مَّن قَضَىٰ نَحۡبَهُۥ وَمِنۡهُم مَّن يَنتَظِرُۖ وَمَا بَدَّلُواْ تَبۡدِيلࣰ ا
مِّنَ
mü'minlerden
ٱلْمُؤْمِنِينَ
the believers
رِجَالٌۭ
erkekler
صَدَقُوا۟
durdular
مَا
verdikleri sözde
عَـٰهَدُوا۟
they promised Allah
ٱللَّهَ
Allah
عَلَيْهِ ۖ
üzerine
فَمِنْهُم
onlardan
مَّن
kimi
قَضَىٰ
yerine getirdi
نَحْبَهُۥ
adağını
وَمِنْهُم
ve onlardan
مَّن
kimi
يَنتَظِرُ ۖ
(şehidlik) beklemektedir
وَمَا
ve asla
بَدَّلُوا۟
(sözlerini) değiştirmemişlerdir
تَبْدِيلًۭا
değişiklikle

Süleyman AteşMü'minlerden öyle erkekler var ki, Allah'a verdikleri sözde durdular. Onlardan kimi adağını yerine getirdi, (şehid oluncaya kadar çarpışacaklarını adamışlardı, çarpıştılar ve şehid düştüler), kimi de (şehidlik) beklemektedir; sözlerini asla değiştirmemişlerdir

Elmalılı Hamdi YazırMüminlerdendir o erler ki Allah'a verdikleri ahde sadakat gösterdiler. Kimi adağını ödedi (canını verdi), kimi de beklemektedir. Onlar, ahidlerini hiç değiştirmediler

33:24 📚 1
لِّيَجۡزِيَ ٱللَّهُ ٱلصَّٰدِقِينَ بِصِدۡقِهِمۡ وَيُعَذِّبَ ٱلۡمُنَٰفِقِينَ إِن شَآءَ أَوۡ يَتُوبَ عَلَيۡهِمۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ غَفُورࣰ ا رَّحِيمࣰ ا
لِّيَجْزِىَ
mükafatladırsın
ٱللَّهُ
Allah
ٱلصَّـٰدِقِينَ
doğruları
بِصِدْقِهِمْ
doğruluklarıyle
وَيُعَذِّبَ
ve azabetsin
ٱلْمُنَـٰفِقِينَ
iki yüzlülere
إِن
şayet
شَآءَ
dilerse
أَوْ
yahut
يَتُوبَ
tevbelerini kabul buyursun
عَلَيْهِمْ ۚ
onlardan
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
كَانَ
çok bağışlayandır
غَفُورًۭا
Oft-Forgiving
رَّحِيمًۭا
çok esirgeyendir

Süleyman AteşKi Allah doğruları, doğruluklarıyle mükafatladırsın, iki yüzlülere de dilerse azabetsin; yahut tevbelerini kabul buyursun. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü Allah sadıklara sadakatleriyle mükafat verecek, dilerse münafıklara da azab edecek veya tevbe nasib edecektir. Şüphe yok ki Allah çok bağışlayıcıdır. Çok merhamet edicidir

33:25
وَرَدَّ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِغَيۡظِهِمۡ لَمۡ يَنَالُواْ خَيۡرࣰ اۚ وَكَفَى ٱللَّهُ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ٱلۡقِتَالَۚ وَكَانَ ٱللَّهُ قَوِيًّا عَزِيزࣰ ا
وَرَدَّ
geri çevirdi
ٱللَّهُ
Allah
ٱلَّذِينَ
kimseleri
كَفَرُوا۟
inkar edenleri
بِغَيْظِهِمْ
öfkeleriyle
لَمْ
eremediler
يَنَالُوا۟
they obtained
خَيْرًۭا ۚ
hayra
وَكَفَى
ve yeter
ٱللَّهُ
Allah
ٱلْمُؤْمِنِينَ
mü'minlere
ٱلْقِتَالَ ۚ
savaşta
وَكَانَ
ve
ٱللَّهُ
Allah
قَوِيًّا
güçlüdür
عَزِيزًۭا
üstündür

Süleyman AteşAllah, inkar edenleri öfkeleriyle geri çevirdi; hiçbir hayra eremediler. Allah savaşta (rüzgar ve meleklerin yardımıyle) mü'minlere yetti. Allah güçlüdür, üstündür

Elmalılı Hamdi YazırHem Allah kâfirleri herhangi bir hayra ulaşmadan hınçlarıyle defetti. Bu şekilde Allah, müminlere savaşta kâfi geldi. Allah çok güçlüdür, çok üstündür

33:26 📚 1
وَأَنزَلَ ٱلَّذِينَ ظَٰهَرُوهُم مِّنۡ أَهۡلِ ٱلۡكِتَٰبِ مِن صَيَاصِيهِمۡ وَقَذَفَ فِي قُلُوبِهِمُ ٱلرُّعۡبَ فَرِيقࣰ ا تَقۡتُلُونَ وَتَأۡسِرُونَ فَرِيقࣰ ا
وَأَنزَلَ
ve indirdi
ٱلَّذِينَ
kimseleri
ظَـٰهَرُوهُم
onlara yardım eden
مِّنْ
ehlinden
أَهْلِ
(the) People
ٱلْكِتَـٰبِ
Kitap
مِن
kalelerinden
صَيَاصِيهِمْ
their fortresses
وَقَذَفَ
ve düşürdü
فِى
içine
قُلُوبِهِمُ
kalbleri
ٱلرُّعْبَ
korku
فَرِيقًۭا
bir kısmını
تَقْتُلُونَ
öldürüyordunuz
وَتَأْسِرُونَ
ve esir alıyordunuz
فَرِيقًۭا
bir kısmını da

Süleyman AteşKitap ehlinden onlara yardım eden(Kurayza yahudi)lerini de kalelerinden indirdi ve kalblerine korku düşürdü. (Onlardan) Bir kısmını öldürüyordunuz, bir kısmını da esir alıyordunuz

Elmalılı Hamdi YazırHem de kitap ehlinden onlara yardım edenleri kalplerine korku düşürerek kalelerinden indirdi, siz onların bir kısmını katlediyordunuz, bir kısmını da esir alıyordunuz

33:27
وَأَوۡرَثَكُمۡ أَرۡضَهُمۡ وَدِيَٰرَهُمۡ وَأَمۡوَٰلَهُمۡ وَأَرۡضࣰ ا لَّمۡ تَطَـُٔوهَاۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ قَدِيرࣰ ا
وَأَوْرَثَكُمْ
ve size miras verdi
أَرْضَهُمْ
topraklarını
وَدِيَـٰرَهُمْ
ve yurtlarını
وَأَمْوَٰلَهُمْ
ve mallarını
وَأَرْضًۭا
ve bir toprağı
لَّمْ
henüz ayak basmadığınız
تَطَـُٔوهَا ۚ
you (had) trodden
وَكَانَ
ve
ٱللَّهُ
Allah
عَلَىٰ
üzerine
كُلِّ
her
شَىْءٍۢ
şey
قَدِيرًۭا
kadirdir

Süleyman AteşOnların topraklarını, evlerini, mallarını ve henüz ayak basmadığınız bir toprağı size miras verdi. Allah, her şeye kadirdir

Elmalılı Hamdi Yazır(Allah) onların arazilerini, yurtlarını ve mallarını size miras kıldı. Bir de henüz ayak basmadığınız bir yeri (size miras kıldı). Allah, her şeye kâdirdir

33:28 📚 2
يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِيُّ قُل لِّأَزۡوَٰجِكَ إِن كُنتُنَّ تُرِدۡنَ ٱلۡحَيَوٰةَ ٱلدُّنۡيَا وَزِينَتَهَا فَتَعَالَيۡنَ أُمَتِّعۡكُنَّ وَأُسَرِّحۡكُنَّ سَرَاحࣰ ا جَمِيلࣰ ا
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلنَّبِىُّ
peygamber
قُل
söyle
لِّأَزْوَٰجِكَ
eşlerine
إِن
eğer
كُنتُنَّ
siz
تُرِدْنَ
istiyorsanız
ٱلْحَيَوٰةَ
hayatını
ٱلدُّنْيَا
dünya
وَزِينَتَهَا
ve süsünü
فَتَعَالَيْنَ
gelin
أُمَتِّعْكُنَّ
size (boşanma bedeli) vereyim
وَأُسَرِّحْكُنَّ
ve sizi salayım
سَرَاحًۭا
bir salışla
جَمِيلًۭا
güzel

Süleyman AteşEy peygamber! Eşlerine söyle: "Eğer siz, dünya hayatını ve süsünü istiyorsanız, gelin size müt'a (boşanma bedeli) vereyim ve sizi güzellikle salayım

Elmalılı Hamdi YazırEy peygamber! Hanımlarına şöyle söyle: "Eğer dünya hayatını ve zinetini istiyorsanız, haydi gelin, sizi donatayım ve güzellikle bırakıp salıvereyim

33:29
وَإِن كُنتُنَّ تُرِدۡنَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَٱلدَّارَ ٱلۡأٓخِرَةَ فَإِنَّ ٱللَّهَ أَعَدَّ لِلۡمُحۡسِنَٰتِ مِنكُنَّ أَجۡرًا عَظِيمࣰ ا
وَإِن
ve eğer
كُنتُنَّ
siz
تُرِدْنَ
istiyorsanız
ٱللَّهَ
Allah'ı
وَرَسُولَهُۥ
ve Eçisini
وَٱلدَّارَ
ve yurdunu
ٱلْـَٔاخِرَةَ
ahiret
فَإِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
أَعَدَّ
hazırlamıştır
لِلْمُحْسِنَـٰتِ
güzel hareket edenlere
مِنكُنَّ
sizden
أَجْرًا
bir mükafat
عَظِيمًۭا
büyük

Süleyman AteşEğer siz, Allah'ı, Eçisini ve ahiret yurdunu istiyorsanız, (biliniz ki) Allah, sizden güzel hareket edenlere büyük bir mükafat hazırlamıştır

Elmalılı Hamdi YazırYok eğer Allah ve Resulünü ve ahiret yurdunu istiyorsanız, haberiniz olsun ki, Allah içinizden güzellik edenlere pek büyük bir ecir hazırlamıştır

33:30
يَٰنِسَآءَ ٱلنَّبِيِّ مَن يَأۡتِ مِنكُنَّ بِفَٰحِشَةࣲ مُّبَيِّنَةࣲ يُضَٰعَفۡ لَهَا ٱلۡعَذَابُ ضِعۡفَيۡنِۚ وَكَانَ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرࣰ ا
يَـٰنِسَآءَ
ey kadınları
ٱلنَّبِىِّ
peygamber
مَن
kim
يَأْتِ
yaparsa
مِنكُنَّ
sizden
بِفَـٰحِشَةٍۢ
bir fuhuş (edepsizlik)
مُّبَيِّنَةٍۢ
açık
يُضَـٰعَفْ
artırılır
لَهَا
onun için
ٱلْعَذَابُ
azab
ضِعْفَيْنِ ۚ
iki kat
وَكَانَ
ve
ذَٰلِكَ
bu
عَلَى
göre
ٱللَّهِ
Allah'a
يَسِيرًۭا
kolaydır

Süleyman AteşEy peygamber kadınları! Sizden kim açık bir fuhuş (edepsizlik) yaparsa onun için azab iki kat yapılır. Bu, Allah'a göre kolaydır

Elmalılı Hamdi YazırEy peygamberin hanımları! sizden her kim bir terbiyesizlik ederse ona azab iki kat katlanır. Bu Allah'a göre çok kolaydır

33:31 📚 1
۞وَمَن يَقۡنُتۡ مِنكُنَّ لِلَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَتَعۡمَلۡ صَٰلِحࣰ ا نُّؤۡتِهَآ أَجۡرَهَا مَرَّتَيۡنِ وَأَعۡتَدۡنَا لَهَا رِزۡقࣰ ا كَرِيمࣰ ا
۞ وَمَن
fakat kim
يَقْنُتْ
ita'ate devam ederse
مِنكُنَّ
sizden
لِلَّهِ
Allah'a
وَرَسُولِهِۦ
ve Resulüne
وَتَعْمَلْ
ve yaparsa
صَـٰلِحًۭا
yararlı iş
نُّؤْتِهَآ
ona veririz
أَجْرَهَا
mükafatını
مَرَّتَيْنِ
iki kez
وَأَعْتَدْنَا
ve hazırlamışızdır
لَهَا
onun için
رِزْقًۭا
bir rızık
كَرِيمًۭا
bol

Süleyman AteşFakat sizden kim Allah'a ve Resulüne ita'ate devam eder ve yararlı iş yaparsa ona da mükafatını iki kez veririz ve onun için bol bir rızık hazırlamışızdır

Elmalılı Hamdi YazırYine sizden her kim Allah'a ve Resulü'ne boyun eğer, salih bir amel işlerse, ona da mükâfatını iki kat veririz. Hem onun için bol bir rızık hazırlamışızdır

33:32 📚 2
يَٰنِسَآءَ ٱلنَّبِيِّ لَسۡتُنَّ كَأَحَدࣲ مِّنَ ٱلنِّسَآءِ إِنِ ٱتَّقَيۡتُنَّۚ فَلَا تَخۡضَعۡنَ بِٱلۡقَوۡلِ فَيَطۡمَعَ ٱلَّذِي فِي قَلۡبِهِۦ مَرَضࣱ وَقُلۡنَ قَوۡلࣰ ا مَّعۡرُوفࣰ ا
يَـٰنِسَآءَ
ey kadınları
ٱلنَّبِىِّ
peygamber
لَسْتُنَّ
siz değilsiniz
كَأَحَدٍۢ
herhangi biri gibi
مِّنَ
kadınlardan
ٱلنِّسَآءِ ۚ
the women
إِنِ
eğer
ٱتَّقَيْتُنَّ
(Allah'tan) sakınıyorsanız
فَلَا
yumuşak bir eda yapmayın
تَخْضَعْنَ
be soft
بِٱلْقَوْلِ
sözlerinizde
فَيَطْمَعَ
böylece tamah etmesin
ٱلَّذِى
bulunan
فِى
kalbinde
قَلْبِهِۦ
his heart
مَرَضٌۭ
hastalık
وَقُلْنَ
ve söyleyin
قَوْلًۭا
bir söz
مَّعْرُوفًۭا
güzel

Süleyman AteşEy peygamber kadınları, siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer (Allah'ın buyruğuna karşı gelmekten) korunuyorsanız, sözü yumuşak (kıvrak) bir eda ile söylemeyin ki, kalbinde hastalık bulunan kimse tamah etmesin; güzel, (kuşkudan uzak bir biçimde) söz söyleyin

Elmalılı Hamdi YazırEy peygamberin hanımları! Siz kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer takva ile korunacaksanız, konuşurken kırıtmayın da kalbinde bir hastalık bulunan kimse tamaha düşmesin. Güzel ve dosdoğru söz söyleyin

33:33 📚 8
وَقَرۡنَ فِي بُيُوتِكُنَّ وَلَا تَبَرَّجۡنَ تَبَرُّجَ ٱلۡجَٰهِلِيَّةِ ٱلۡأُولَىٰۖ وَأَقِمۡنَ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتِينَ ٱلزَّكَوٰةَ وَأَطِعۡنَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥٓۚ إِنَّمَا يُرِيدُ ٱللَّهُ لِيُذۡهِبَ عَنكُمُ ٱلرِّجۡسَ أَهۡلَ ٱلۡبَيۡتِ وَيُطَهِّرَكُمۡ تَطۡهِيرࣰ ا
وَقَرْنَ
ve vakarla oturun
فِى
evlerinizde
بُيُوتِكُنَّ
your houses
وَلَا
asla
تَبَرَّجْنَ
açılıp kırıtmayın
تَبَرُّجَ
açılıp kırıtması gibi
ٱلْجَـٰهِلِيَّةِ
cahiliyenin
ٱلْأُولَىٰ ۖ
ilk
وَأَقِمْنَ
ve kılın
ٱلصَّلَوٰةَ
namazı
وَءَاتِينَ
ve verin
ٱلزَّكَوٰةَ
zekatı
وَأَطِعْنَ
ve ita'at edin
ٱللَّهَ
Allah'a
وَرَسُولَهُۥٓ ۚ
ve Resulüne
إِنَّمَا
şüphesiz
يُرِيدُ
istiyor
ٱللَّهُ
Allah
لِيُذْهِبَ
gidermek
عَنكُمُ
sizden
ٱلرِّجْسَ
kiri
أَهْلَ
(ey) Ehl-i
ٱلْبَيْتِ
Beyt
وَيُطَهِّرَكُمْ
ve sizi temizlemek
تَطْهِيرًۭا
tertemiz

Süleyman AteşEvlerinizde oturun, ilk cahiliye(çağı kadınları)nın açılıp kırıtması gibi açılıp kırıtmayın. Namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve Resulüne ita'at edin. Ey Ehl-i Beyt (ey peygamberin ev halkı), Allah sizden, kiri gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor

Elmalılı Hamdi YazırHem vakarınızla evlerinizde durun da önceki cahiliyet devrinde olduğu gibi süslenip çıkmayın. Namazı kılın, zekatı verin. Allah ve Resulü'ne itaat edin. Ey ehli beyt! Allah sizden kiri gidermek ve sizi tertemiz, pampak yapmak istiyor

33:34 📚 4
وَٱذۡكُرۡنَ مَا يُتۡلَىٰ فِي بُيُوتِكُنَّ مِنۡ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ وَٱلۡحِكۡمَةِۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ لَطِيفًا خَبِيرًا
وَٱذْكُرْنَ
ve hatırlayın
مَا
okunanı
يُتْلَىٰ
is recited
فِى
evlerinizde
بُيُوتِكُنَّ
your houses
مِنْ
ayetlerinden
ءَايَـٰتِ
(the) Verses
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَٱلْحِكْمَةِ ۚ
ve hikmeti
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
كَانَ
latiftir
لَطِيفًا
All-Subtle
خَبِيرًا
haber alandır

Süleyman AteşEvlerinizde okunan Allah ayetlerini ve hikmeti hatırlayın. Şüphesiz Allah latiftir, haber alandır

Elmalılı Hamdi YazırOturun da evlerinizde okunan Allah'ın âyetlerini ve hikmeti anın. Şüphe yok ki Allah lütuf sahibidir ve her şeyden haberdardır

33:35
إِنَّ ٱلۡمُسۡلِمِينَ وَٱلۡمُسۡلِمَٰتِ وَٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَٱلۡمُؤۡمِنَٰتِ وَٱلۡقَٰنِتِينَ وَٱلۡقَٰنِتَٰتِ وَٱلصَّٰدِقِينَ وَٱلصَّٰدِقَٰتِ وَٱلصَّٰبِرِينَ وَٱلصَّٰبِرَٰتِ وَٱلۡخَٰشِعِينَ وَٱلۡخَٰشِعَٰتِ وَٱلۡمُتَصَدِّقِينَ وَٱلۡمُتَصَدِّقَٰتِ وَٱلصَّٰٓئِمِينَ وَٱلصَّٰٓئِمَٰتِ وَٱلۡحَٰفِظِينَ فُرُوجَهُمۡ وَٱلۡحَٰفِظَٰتِ وَٱلذَّٰكِرِينَ ٱللَّهَ كَثِيرࣰ ا وَٱلذَّٰكِرَٰتِ أَعَدَّ ٱللَّهُ لَهُم مَّغۡفِرَةࣰ وَأَجۡرًا عَظِيمࣰ ا
إِنَّ
şüphesiz
ٱلْمُسْلِمِينَ
müslüman erkekler
وَٱلْمُسْلِمَـٰتِ
ve müslüman kadınlar
وَٱلْمُؤْمِنِينَ
mü'min erkekler
وَٱلْمُؤْمِنَـٰتِ
ve mü'min kadınlar
وَٱلْقَـٰنِتِينَ
ta'ate devam eden erkekler
وَٱلْقَـٰنِتَـٰتِ
ve ta'ate devam eden kadınlar
وَٱلصَّـٰدِقِينَ
doğru erkekler
وَٱلصَّـٰدِقَـٰتِ
ve doğru kadınlar
وَٱلصَّـٰبِرِينَ
sabreden erkekler
وَٱلصَّـٰبِرَٰتِ
ve sabreden kadınlar
وَٱلْخَـٰشِعِينَ
saygılı erkekler
وَٱلْخَـٰشِعَـٰتِ
ve saygılı kadınlar
وَٱلْمُتَصَدِّقِينَ
sadaka veren erkekler
وَٱلْمُتَصَدِّقَـٰتِ
ve sadaka veren kadınlar
وَٱلصَّـٰٓئِمِينَ
oruç tutan erkekler
وَٱلصَّـٰٓئِمَـٰتِ
ve oruç tutan kadınlar
وَٱلْحَـٰفِظِينَ
koruyan erkekler
فُرُوجَهُمْ
ırzlarını
وَٱلْحَـٰفِظَـٰتِ
ve koruyan kadınlar
وَٱلذَّٰكِرِينَ
zikreden erkekler
ٱللَّهَ
Allah'ı
كَثِيرًۭا
çok
وَٱلذَّٰكِرَٰتِ
ve zikreden kadınlar
أَعَدَّ
hazırlamıştır
ٱللَّهُ
Allah
لَهُم
bunlar için
مَّغْفِرَةًۭ
bağışlanma
وَأَجْرًا
ve bir mükafat
عَظِيمًۭا
büyük

Süleyman AteşMüslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mü'min erkekler ve mü'min kadınlar, ta'ate devam eden erkekler ve ta'ate devam eden kadınlar, doğru erkekler ve doğru kadınlar; sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, (Allah'a) saygılı erkekler ve saygılı kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah'ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar; (İşte) Allah bunlar için bağış ve büyük bir mükafat hazırlamıştır

Elmalılı Hamdi YazırŞüphe yok ki müslüman erkeklerle müslüman kadınlar, mümin erkeklerle mümin kadınlar, itaat eden erkeklerle itaat eden kadınlar, sadık erkeklerle sadık kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, mütevazi erkeklerle mütevazi kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkeklerle ırzlarını koruyan kadınlar, Allah'ı çok zikreden erkeklerle Allah'ı çok zikreden kadınlar var ya, işte onlar için Allah bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır

33:36 📚 10
وَمَا كَانَ لِمُؤۡمِنࣲ وَلَا مُؤۡمِنَةٍ إِذَا قَضَى ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥٓ أَمۡرًا أَن يَكُونَ لَهُمُ ٱلۡخِيَرَةُ مِنۡ أَمۡرِهِمۡۗ وَمَن يَعۡصِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ فَقَدۡ ضَلَّ ضَلَٰلࣰ ا مُّبِينࣰ ا
وَمَا
artık yoktur
كَانَ
inanmış bir erkek için
لِمُؤْمِنٍۢ
for a believing man
وَلَا
ve
مُؤْمِنَةٍ
inanmış kadın (için)
إِذَا
zaman
قَضَى
hüküm verdiği
ٱللَّهُ
Allah
وَرَسُولُهُۥٓ
ve Resulü
أَمْرًا
bir işte
أَن
olması
يَكُونَ
(there) should be
لَهُمُ
onlar için
ٱلْخِيَرَةُ
seçme hakkı
مِنْ
o işi
أَمْرِهِمْ ۗ
their affair
وَمَن
ve kim
يَعْصِ
karşı gelirse
ٱللَّهَ
Allah'a
وَرَسُولَهُۥ
ve Resulüne
فَقَدْ
elbette
ضَلَّ
sapıklığa düşer
ضَلَـٰلًۭا
bir sapkınlıkla
مُّبِينًۭا
apaçık

Süleyman AteşAllah ve Resulü, bir işte hüküm verdiği zaman, artık inanmış bir erkek ve kadının, o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Resulüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur

Elmalılı Hamdi YazırBununla beraber Allah ve Resulü bir işe hükmettiği zaman, gerek mümin bir erkek ve gerekse mümin bir kadın için, o işlerinde başka bir tercih hakkı yoktur. Her kim de Allah ve Resulüne âşi olursa açık bir sapıklık etmiş olur

33:37 📚 8
وَإِذۡ تَقُولُ لِلَّذِيٓ أَنۡعَمَ ٱللَّهُ عَلَيۡهِ وَأَنۡعَمۡتَ عَلَيۡهِ أَمۡسِكۡ عَلَيۡكَ زَوۡجَكَ وَٱتَّقِ ٱللَّهَ وَتُخۡفِي فِي نَفۡسِكَ مَا ٱللَّهُ مُبۡدِيهِ وَتَخۡشَى ٱلنَّاسَ وَٱللَّهُ أَحَقُّ أَن تَخۡشَىٰهُۖ فَلَمَّا قَضَىٰ زَيۡدࣱ مِّنۡهَا وَطَرࣰ ا زَوَّجۡنَٰكَهَا لِكَيۡ لَا يَكُونَ عَلَى ٱلۡمُؤۡمِنِينَ حَرَجࣱ فِيٓ أَزۡوَٰجِ أَدۡعِيَآئِهِمۡ إِذَا قَضَوۡاْ مِنۡهُنَّ وَطَرࣰ اۚ وَكَانَ أَمۡرُ ٱللَّهِ مَفۡعُولࣰ ا
وَإِذْ
ve hani
تَقُولُ
diyordun
لِلَّذِىٓ
kimseye
أَنْعَمَ
ni'met verdiği
ٱللَّهُ
Allah'ın
عَلَيْهِ
ona
وَأَنْعَمْتَ
ve senin ni'met verdiğin
عَلَيْهِ
kendisine
أَمْسِكْ
tut
عَلَيْكَ
yanında
زَوْجَكَ
eşini
وَٱتَّقِ
ve kork
ٱللَّهَ
Allah'tan
وَتُخْفِى
fakat gizliyordun
فِى
içinde
نَفْسِكَ
yourself
مَا
şeyi
ٱللَّهُ
Allah'ın
مُبْدِيهِ
açığa vuracağı
وَتَخْشَى
ve çekiniyordun
ٱلنَّاسَ
insanlardan
وَٱللَّهُ
Allah'tır
أَحَقُّ
layık olan
أَن
çekinmene
تَخْشَىٰهُ ۖ
you (should) fear Him
فَلَمَّا
ne zaman ki
قَضَىٰ
kesince
زَيْدٌۭ
Zeyd
مِّنْهَا
o kadından
وَطَرًۭا
ilişiğini
زَوَّجْنَـٰكَهَا
biz onu sana nikahladık
لِكَىْ
için
لَا
olmaması
يَكُونَ
there be
عَلَى
üzerine
ٱلْمُؤْمِنِينَ
mü'minler
حَرَجٌۭ
bir güçlük
فِىٓ
hususunda
أَزْوَٰجِ
evlenmek
أَدْعِيَآئِهِمْ
evlatlıkları
إِذَا
zaman
قَضَوْا۟
kestikleri
مِنْهُنَّ
kadınlarıyle
وَطَرًۭا ۚ
ilişkilerini
وَكَانَ
ve
أَمْرُ
buyruğu
ٱللَّهِ
Allah'ın
مَفْعُولًۭا
yerine getirilmiştir

Süleyman AteşAllah'ın ni'met verdiği; senin de kendisine ni'met ver(ip hürriyete kavuştur)duğun kimseye: "Eşini yanında tut, Allah'tan kork" diyordun, fakat Allah'ın açığa vuracağı şeyi içinde gizliyordun, insanlardan çekiniyordun; oysa asıl çekinmene layık olan, Allah idi. Zeyd, o kadından ilişiğini kesince biz onu sana nikahladık ki (bundan böyle) evlatlıkları, kadınlarıyle ilişkilerini kestikleri zaman o kadınlarla evlenmek hususunda mü'minlere bir güçlük olmasın. Allah'ın buyruğu (her zaman) yerine getirilmiştir

Elmalılı Hamdi YazırHem hatırla o vakti ki, o kendisine Allah'ın nimet verdiği ve senin de ikramda bulunduğun kimseye: "Hanımını kendine sıkı tut ve Allah'tan kork" diyordun da nefsinde Allah'ın açacağı şeyi gizliyordun. İnsanlardan çekiniyordun. Halbuki Allah kendisini saymana daha lâyıktı. Sonra Zeyd o kadından ilişiğini kestiği zaman, biz onu sana eş yaptık ki, oğulluklarının ilişkilerini kestikleri hanımlarını nikâhlamada müminlere bir darlık olmasın. Allah'ın emri de yerine getirilmiştir

33:38 📚 3
مَّا كَانَ عَلَى ٱلنَّبِيِّ مِنۡ حَرَجࣲ فِيمَا فَرَضَ ٱللَّهُ لَهُۥۖ سُنَّةَ ٱللَّهِ فِي ٱلَّذِينَ خَلَوۡاْ مِن قَبۡلُۚ وَكَانَ أَمۡرُ ٱللَّهِ قَدَرࣰ ا مَّقۡدُورًا
مَّا
yoktur
كَانَ
üzerine
عَلَى
upon
ٱلنَّبِىِّ
Peygamber
مِنْ
herhangi
حَرَجٍۢ
bir güçlük
فِيمَا
bir şeyde
فَرَضَ
takdir ettiği;
ٱللَّهُ
Allah'ın
لَهُۥ ۖ
kendisine
سُنَّةَ
yasasıdır
ٱللَّهِ
Allah'ın
فِى
arasında
ٱلَّذِينَ
geçenler
خَلَوْا۟
passed away
مِن
sizden önce
قَبْلُ ۚ
before
وَكَانَ
ve
أَمْرُ
emri
ٱللَّهِ
Allah'ın
قَدَرًۭا
bir kaderdir
مَّقْدُورًا
takdir edilmiş

Süleyman AteşAllah'n kendisine takdir ettiği bir şeyi yerine getirmekte, Peygambere herhangi bir güçlük yoktur. Sizden önce geçenler arasında da Allah'ın yasası böyle idi. Allah'ın emri, olup bitmiş bir şeydir

Elmalılı Hamdi YazırPeygambere Allah'ın takdir ettiği, mübah kıldığı şeyde bir darlık yoktur. Bundan önce geçen bütün peygamberler hakkında Allah'ın sünneti böyledir. Allah'ın emri ise biçilmiş bir kaderdir

33:39
ٱلَّذِينَ يُبَلِّغُونَ رِسَٰلَٰتِ ٱللَّهِ وَيَخۡشَوۡنَهُۥ وَلَا يَخۡشَوۡنَ أَحَدًا إِلَّا ٱللَّهَۗ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ حَسِيبࣰ ا
ٱلَّذِينَ
onlar ki
يُبَلِّغُونَ
duyururlar
رِسَـٰلَـٰتِ
elçiliğini
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَيَخْشَوْنَهُۥ
ve O'ndan korkarlar
وَلَا
ve
يَخْشَوْنَ
korkmazlar
أَحَدًا
kimseden
إِلَّا
başka
ٱللَّهَ ۗ
Allah'dan
وَكَفَىٰ
ve yeter
بِٱللَّهِ
Allah
حَسِيبًۭا
hesap görücü olarak

Süleyman Ateş(O peygamberler), Allah'ın mesajlarını duyururlar, Allah'tan korkarlar ve O'ndan başka kimseden korkmazlardı. Hesap görücü olarak Allah yeter

Elmalılı Hamdi YazırOnlar, Allah'ın gönderdiklerini tebliğ ederler ve O'ndan korkarlar, Allah'tan başka kimseden korkmazlardı. Hesap görücü olarak da Allah yeter

33:40 📚 3
مَّا كَانَ مُحَمَّدٌ أَبَآ أَحَدࣲ مِّن رِّجَالِكُمۡ وَلَٰكِن رَّسُولَ ٱللَّهِ وَخَاتَمَ ٱلنَّبِيِّـۧنَۗ وَكَانَ ٱللَّهُ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمࣰ ا
مَّا
değildir
كَانَ
Muhammed
مُحَمَّدٌ
Muhammad
أَبَآ
babası
أَحَدٍۢ
birinin
مِّن
sizin erkeklerinizden
رِّجَالِكُمْ
your men
وَلَـٰكِن
fakat
رَّسُولَ
Elçisidir
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَخَاتَمَ
ve sonuncusudur
ٱلنَّبِيِّـۧنَ ۗ
peygamberlerin
وَكَانَ
ve
ٱللَّهُ
Allah
بِكُلِّ
her
شَىْءٍ
şeyi
عَلِيمًۭا
bilendir

Süleyman AteşMuhammed, sizin erkeklerinizden birinin babası değil, falat Allah'ın Elçisi ve peygamberlerin hatemidir. Allah her şeyi bilendir

Elmalılı Hamdi YazırMuhammed, sizin adamlarınızdan hiçbirinin babası değildir. Ama Allah'ın Resulü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkiyle bilendir

33:41
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱذۡكُرُواْ ٱللَّهَ ذِكۡرࣰ ا كَثِيرࣰ ا
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
ٱذْكُرُوا۟
anın
ٱللَّهَ
Allah'ı
ذِكْرًۭا
anışla
كَثِيرًۭا
çok

Süleyman AteşEy inananlar, Allah'ı çok anın

Elmalılı Hamdi YazırEy iman edenler! Allah'ı çokça anın

33:42 📚 3
وَسَبِّحُوهُ بُكۡرَةࣰ وَأَصِيلًا
وَسَبِّحُوهُ
ve O'nu tesbih edin
بُكْرَةًۭ
sabah
وَأَصِيلًا
akşam

Süleyman AteşVe O'nu sabah akşam tesbih edin

Elmalılı Hamdi YazırVe O'nu sabah akşam tesbih edin

33:43
هُوَ ٱلَّذِي يُصَلِّي عَلَيۡكُمۡ وَمَلَٰٓئِكَتُهُۥ لِيُخۡرِجَكُم مِّنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِۚ وَكَانَ بِٱلۡمُؤۡمِنِينَ رَحِيمࣰ ا
هُوَ
O
ٱلَّذِى
(Allah) ki
يُصَلِّى
rahmet eder
عَلَيْكُمْ
üzerinize
وَمَلَـٰٓئِكَتُهُۥ
ve melekleri
لِيُخْرِجَكُم
sizi çıkarmak için
مِّنَ
karanlıklardan
ٱلظُّلُمَـٰتِ
the darkness[es]
إِلَى
aydınlığa
ٱلنُّورِ ۚ
the light
وَكَانَ
ve
بِٱلْمُؤْمِنِينَ
inananlara karşı
رَحِيمًۭا
çok esirgeyendir

Süleyman AteşO(Allah)dır ki, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için üzerinize rahmet eder, melekleri de (size acıyıp mağfiret dilerler. Allah) inananlara karşı çok esirgeyendir

Elmalılı Hamdi YazırSizleri karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için melekleri ile birlikte üzerinize rahmet ve bereket indiren O'dur ve O, müminlere çok merhametlidir

33:44
تَحِيَّتُهُمۡ يَوۡمَ يَلۡقَوۡنَهُۥ سَلَٰمࣱۚ وَأَعَدَّ لَهُمۡ أَجۡرࣰ ا كَرِيمࣰ ا
تَحِيَّتُهُمْ
karşılanırlar
يَوْمَ
gün
يَلْقَوْنَهُۥ
kendisine kavuştukları
سَلَـٰمٌۭ ۚ
selam ile
وَأَعَدَّ
ve hazırlanmıştır
لَهُمْ
onlara
أَجْرًۭا
bir mükafat
كَرِيمًۭا
güzel

Süleyman AteşKendisine kavuştukları gün, selam ile karşılanırlar. (Allah) Onlara güzel bir mükafat hazırlamıştır

Elmalılı Hamdi YazırO'na kavuşacakları gün müminlere esenlik dileği selâmdır. (Allah) onlar için cömertçe bir mükafat hazırlamıştır

33:45
يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِيُّ إِنَّآ أَرۡسَلۡنَٰكَ شَٰهِدࣰ ا وَمُبَشِّرࣰ ا وَنَذِيرࣰ ا
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلنَّبِىُّ
peygamber
إِنَّآ
elbette biz
أَرْسَلْنَـٰكَ
seni gönderdik
شَـٰهِدًۭا
şahid
وَمُبَشِّرًۭا
ve müjdeci
وَنَذِيرًۭا
ve uyarıcı

Süleyman AteşEy peygamber, biz seni şahid, müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik

Elmalılı Hamdi YazırEy peygamber! Biz seni hem bir şahit, hem bir müjdeci, hem bir uyarıcı olarak gönderdik

33:46
وَدَاعِيًا إِلَى ٱللَّهِ بِإِذۡنِهِۦ وَسِرَاجࣰ ا مُّنِيرࣰ ا
وَدَاعِيًا
ve da'vetçi
إِلَى
Allah'a
ٱللَّهِ
Allah
بِإِذْنِهِۦ
izniyle
وَسِرَاجًۭا
ve bir lamba
مُّنِيرًۭا
aydınlatıcı

Süleyman AteşVe izniyle, Allah'a da'vetçi ve aydınlatıcı bir lamba olarak (gönderdik)

Elmalılı Hamdi YazırVe hem de izniyle Allah'a bir davetçi ve nurlar saçan bir kandil (olarak gönderdik)

33:47
وَبَشِّرِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ بِأَنَّ لَهُم مِّنَ ٱللَّهِ فَضۡلࣰ ا كَبِيرࣰ ا
وَبَشِّرِ
ve müjdele
ٱلْمُؤْمِنِينَ
mü'minlere
بِأَنَّ
ki gerçekten
لَهُم
onlara vardır
مِّنَ
Allahtan
ٱللَّهِ
Allah
فَضْلًۭا
bir lutuf
كَبِيرًۭا
büyük

Süleyman AteşMü'minlere, Allah'tan büyük bir lutuf bulunduğunu müjdele

Elmalılı Hamdi YazırMüminlere müjdele! Onlara Allah'tan bir mükafat vardır

33:48
وَلَا تُطِعِ ٱلۡكَٰفِرِينَ وَٱلۡمُنَٰفِقِينَ وَدَعۡ أَذَىٰهُمۡ وَتَوَكَّلۡ عَلَى ٱللَّهِۚ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ وَكِيلࣰ ا
وَلَا
ve asla
تُطِعِ
ita'at etme
ٱلْكَـٰفِرِينَ
kafirlere
وَٱلْمُنَـٰفِقِينَ
ve münafıklara
وَدَعْ
ve aldırma
أَذَىٰهُمْ
onların eziyetlerine
وَتَوَكَّلْ
ve dayan
عَلَى
Allah'a
ٱللَّهِ ۚ
Allah
وَكَفَىٰ
ve yeter
بِٱللَّهِ
Allah
وَكِيلًۭا
vekil olarak

Süleyman AteşKafirlere ve münafıklara ita'at etme. Onların eziyetlerine aldırma, Allah'a dayan; vekil (koruyucu) olarak Allah yeter

Elmalılı Hamdi YazırKâfirlere ve münafıklara itaat etme, onların ezalarını bırak (aldırma) da Allah'a tevekkül et. Allah vekil olarak hepsine yeter

33:49 📚 7
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِذَا نَكَحۡتُمُ ٱلۡمُؤۡمِنَٰتِ ثُمَّ طَلَّقۡتُمُوهُنَّ مِن قَبۡلِ أَن تَمَسُّوهُنَّ فَمَا لَكُمۡ عَلَيۡهِنَّ مِنۡ عِدَّةࣲ تَعۡتَدُّونَهَاۖ فَمَتِّعُوهُنَّ وَسَرِّحُوهُنَّ سَرَاحࣰ ا جَمِيلࣰ ا
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوٓا۟
inanan(lar)
إِذَا
zaman
نَكَحْتُمُ
nikahladığınız
ٱلْمُؤْمِنَـٰتِ
inanan kadınları
ثُمَّ
sonra
طَلَّقْتُمُوهُنَّ
boşarsanız
مِن
önce
قَبْلِ
before
أَن
onlara dokunmadan
تَمَسُّوهُنَّ
you have touched them
فَمَا
yoktur
لَكُمْ
size
عَلَيْهِنَّ
onların üzerinde
مِنْ
bir iddet (hakkınız)
عِدَّةٍۢ
waiting period
تَعْتَدُّونَهَا ۖ
sayacağınız
فَمَتِّعُوهُنَّ
hemen geçimliklerini verin
وَسَرِّحُوهُنَّ
ve onları serbest bırakın
سَرَاحًۭا
bir bırakışla
جَمِيلًۭا
güzel

Süleyman AteşEy inananlar, inanan kadınları nikahlayıp da henüz onlara dokunmadan boşarsanız, onların üzerinde sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur. Hemen müt'alarını verin (biraz geçimlik verip memnun edin) ve onları güzellike serbest bırakın

Elmalılı Hamdi YazırEy iman edenler! Mümin kadınları nikâh edip de sonra onlara dokunmadan boşadığınız zaman, sizin için üzerlerinde sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur. Derhal müt'alarını (mehirleri belirlenmediği takdirde yararlanacakları bir mal) verip onları güzel bir şekilde salıverin

33:50 📚 12
يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِيُّ إِنَّآ أَحۡلَلۡنَا لَكَ أَزۡوَٰجَكَ ٱلَّٰتِيٓ ءَاتَيۡتَ أُجُورَهُنَّ وَمَا مَلَكَتۡ يَمِينُكَ مِمَّآ أَفَآءَ ٱللَّهُ عَلَيۡكَ وَبَنَاتِ عَمِّكَ وَبَنَاتِ عَمَّٰتِكَ وَبَنَاتِ خَالِكَ وَبَنَاتِ خَٰلَٰتِكَ ٱلَّٰتِي هَاجَرۡنَ مَعَكَ وَٱمۡرَأَةࣰ مُّؤۡمِنَةً إِن وَهَبَتۡ نَفۡسَهَا لِلنَّبِيِّ إِنۡ أَرَادَ ٱلنَّبِيُّ أَن يَسۡتَنكِحَهَا خَالِصَةࣰ لَّكَ مِن دُونِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَۗ قَدۡ عَلِمۡنَا مَا فَرَضۡنَا عَلَيۡهِمۡ فِيٓ أَزۡوَٰجِهِمۡ وَمَا مَلَكَتۡ أَيۡمَٰنُهُمۡ لِكَيۡلَا يَكُونَ عَلَيۡكَ حَرَجࣱۗ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورࣰ ا رَّحِيمࣰ ا
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلنَّبِىُّ
peygamber
إِنَّآ
şüphesiz biz
أَحْلَلْنَا
helal kıldık
لَكَ
sana
أَزْوَٰجَكَ
eşlerini
ٱلَّـٰتِىٓ
verdiğin
ءَاتَيْتَ
you have given
أُجُورَهُنَّ
ücretlerini (mehirlerini)
وَمَا
ve
مَلَكَتْ
bulunanları
يَمِينُكَ
elinde
مِمَّآ
ganimet verdiğinden
أَفَآءَ
Allah has given
ٱللَّهُ
Allah'ın
عَلَيْكَ
sana
وَبَنَاتِ
ve kızlarını
عَمِّكَ
amcanın
وَبَنَاتِ
ve kızlarını
عَمَّـٰتِكَ
halalarının
وَبَنَاتِ
ve kızlarını
خَالِكَ
dayının
وَبَنَاتِ
ve kızlarını
خَـٰلَـٰتِكَ
teyzelerinin
ٱلَّـٰتِى
hicret eden
هَاجَرْنَ
emigrated
مَعَكَ
seninle beraber
وَٱمْرَأَةًۭ
ve kadını
مُّؤْمِنَةً
inanmış
إِن
eğer
وَهَبَتْ
hibe ederse
نَفْسَهَا
kendisini
لِلنَّبِىِّ
peygambere
إِنْ
eğer
أَرَادَ
dilediyse
ٱلنَّبِىُّ
peygamberi
أَن
kendisini nikahlamayı
يَسْتَنكِحَهَا
marry her
خَالِصَةًۭ
mahsus olarak
لَّكَ
sana
مِن
dışında
دُونِ
excluding
ٱلْمُؤْمِنِينَ ۗ
mü'minlerin
قَدْ
elbette
عَلِمْنَا
biz biliyoruz
مَا
şeyi
فَرَضْنَا
gerekli kıldığımız
عَلَيْهِمْ
onlara
فِىٓ
hakkında
أَزْوَٰجِهِمْ
eşleri
وَمَا
ve
مَلَكَتْ
bulunanlar
أَيْمَـٰنُهُمْ
ellerinin
لِكَيْلَا
için
يَكُونَ
olmaması
عَلَيْكَ
sana
حَرَجٌۭ ۗ
bir zorluk
وَكَانَ
ve
ٱللَّهُ
Allah
غَفُورًۭا
çok bağışlayan
رَّحِيمًۭا
çok esirgeyendir

Süleyman AteşEy peygamber, biz, ücretlerini (mehirlerini) verdiğin eşlerini; Allah'ın sana ganimet olarak verdiğ(i savaş esir)lerinden elinin altında bulunan(cariye)leri; amcanın, halalarının, dayının ve teyzelerinin seninle beraber göç eden kızlarını sana helal kıldık. Bir de kendisini (mehirsiz olarak) peygambere hibe eden ve peygamberin de kendisini almak dilediği inanmış kadını, diğer mü'minlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere (helal kıldık). Biz, eşleri ve ellerinin altında bulunan(cariye)leri hakkında mü'minlere yapmalarını gerekli kıldığımız şeyi bil(dir)dik. (onların bu hususta ne yapması lazım geldiğini de daha önce açıkladık) ki, sana bir zorluk olmasın, (sen bir sıkıntıya, güç bir duruma düşmeyesin). Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir

Elmalılı Hamdi YazırEy peygamber! Biz bilhassa sana şunları helâl kıldık: Mehirlerini vermiş olduğun eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak ihsan buyurduklarından sahip olduğun cariyeleri, amcalarının kızlarından, halalarının kızlarından, dayılarının kızlarından, teyzelerinin kızlarından seninle beraber hicret etmiş olanları, bir de mümin bir kadın kendini peygambere hibe ederse, peygamber nikâh etmek istediği takdirde, onu başka müminlere değil de sadece sana mahsus olmak üzere helâl kıldık. Onlara eşleri ve cariyeleri hakkında neyi farz kıldığımızı biliyoruz. Bunlar sana hiçbir darlık olmaması içindir. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir

33:51 📚 1
۞تُرۡجِي مَن تَشَآءُ مِنۡهُنَّ وَتُـٔۡوِيٓ إِلَيۡكَ مَن تَشَآءُۖ وَمَنِ ٱبۡتَغَيۡتَ مِمَّنۡ عَزَلۡتَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيۡكَۚ ذَٰلِكَ أَدۡنَىٰٓ أَن تَقَرَّ أَعۡيُنُهُنَّ وَلَا يَحۡزَنَّ وَيَرۡضَيۡنَ بِمَآ ءَاتَيۡتَهُنَّ كُلُّهُنَّۚ وَٱللَّهُ يَعۡلَمُ مَا فِي قُلُوبِكُمۡۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَلِيمࣰ ا
۞ تُرْجِى
geri bırakır
مَن
kimseyi
تَشَآءُ
dilediği
مِنْهُنَّ
onlardan
وَتُـْٔوِىٓ
ve alırsın
إِلَيْكَ
yanına
مَن
kimseyi
تَشَآءُ ۖ
dilediğin
وَمَنِ
ve kimseye
ٱبْتَغَيْتَ
arzu ettiği(ne dönmekte)
مِمَّنْ
ayrıldıklarından
عَزَلْتَ
you (had) set aside
فَلَا
yoktur
جُنَاحَ
bir günah
عَلَيْكَ ۚ
senin üzerine
ذَٰلِكَ
budur
أَدْنَىٰٓ
en elverişli olan
أَن
aydınlanmasına
تَقَرَّ
may be cooled
أَعْيُنُهُنَّ
onların gözlerinin
وَلَا
ve
يَحْزَنَّ
tasalanmamalarına
وَيَرْضَيْنَ
ve razı olmalarına
بِمَآ
senin verdiklerine
ءَاتَيْتَهُنَّ
you have given them
كُلُّهُنَّ ۚ
hepsinin
وَٱللَّهُ
Allah
يَعْلَمُ
bilir
مَا
olanı
فِى
sizin kalblerinizde
قُلُوبِكُمْ ۚ
your hearts
وَكَانَ
ve
ٱللَّهُ
Allah
عَلِيمًا
bilendir
حَلِيمًۭا
halimdir

Süleyman AteşOnlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini yanına alırsın. (Geçici olarak) Ayrıldıklarından (tekrar birleşmeyi) arzu ettiğine (dönmekte) senin üzerine bir günah yoktur. Onların gözlerinin aydınlanıp tasalanmamalarına ve hepsinin, senin verdiklerine razı olmalarına en elverişli olan budur. Allah sizin kalblerinizde olanı bilir. Allah bilendir, halimdir (birden öfkeye kapılıp ceza vermez)

Elmalılı Hamdi YazırOnlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini yanına alırsın. Sırasını geri bıraktığın kadınlardan dilediğini yanına almanda da sana bir günah yoktur. Onların gözleri aydın olup üzülmemelerine ve kendilerine verdiğin ile hepsinin hoşnut olmalarına en elverişli olan budur. Allah kalblerinizdekini bilir. Allah her şeyi bilir ve yumuşak davranır

33:52 📚 1
لَّا يَحِلُّ لَكَ ٱلنِّسَآءُ مِنۢ بَعۡدُ وَلَآ أَن تَبَدَّلَ بِهِنَّ مِنۡ أَزۡوَٰجࣲ وَلَوۡ أَعۡجَبَكَ حُسۡنُهُنَّ إِلَّا مَا مَلَكَتۡ يَمِينُكَۗ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ رَّقِيبࣰ ا
لَّا
değildir
يَحِلُّ
helal
لَكَ
sana
ٱلنِّسَآءُ
(başka) kadınlar
مِنۢ
bundan sonra
بَعْدُ
after (this)
وَلَآ
ve yoktur
أَن
değiştirmen
تَبَدَّلَ
exchange
بِهِنَّ
bunları
مِنْ
başka eşlerle
أَزْوَٰجٍۢ
(other) wives
وَلَوْ
şayet
أَعْجَبَكَ
çok hoşuna gitse de
حُسْنُهُنَّ
güzellikleri
إِلَّا
bunun dışındadır
مَا
bulunanlar (cariyeler)
مَلَكَتْ
you rightfully possess
يَمِينُكَ ۗ
elinde
وَكَانَ
ve
ٱللَّهُ
Allah
عَلَىٰ
üzerine
كُلِّ
her
شَىْءٍۢ
şey
رَّقِيبًۭا
gözetleyicidir

Süleyman AteşBundan sonra artık sana (başka) kadınlar(la evlenmek), güzellikleri çok hoşuna giden kadınlar olsa da, bunları başka eşlerle değiştirmek helal değildir. Yalnız elinin altında bulunan(cariye)ler bunun dışındadır. Allah, her şeyi gözetleyicidir

Elmalılı Hamdi YazırBundan başka kadınlar sana helâl olmaz. Bunları başka eşlerle değiştirmek de olmaz. İsterse güzellikleri hoşuna gitsin. Ancak sahip olduğun cariyen başka. Allah her şeye gözcü bulunuyor

33:53 📚 4
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَدۡخُلُواْ بُيُوتَ ٱلنَّبِيِّ إِلَّآ أَن يُؤۡذَنَ لَكُمۡ إِلَىٰ طَعَامٍ غَيۡرَ نَٰظِرِينَ إِنَىٰهُ وَلَٰكِنۡ إِذَا دُعِيتُمۡ فَٱدۡخُلُواْ فَإِذَا طَعِمۡتُمۡ فَٱنتَشِرُواْ وَلَا مُسۡتَـٔۡنِسِينَ لِحَدِيثٍۚ إِنَّ ذَٰلِكُمۡ كَانَ يُؤۡذِي ٱلنَّبِيَّ فَيَسۡتَحۡيِۦ مِنكُمۡۖ وَٱللَّهُ لَا يَسۡتَحۡيِۦ مِنَ ٱلۡحَقِّۚ وَإِذَا سَأَلۡتُمُوهُنَّ مَتَٰعࣰ ا فَسۡـَٔلُوهُنَّ مِن وَرَآءِ حِجَابࣲۚ ذَٰلِكُمۡ أَطۡهَرُ لِقُلُوبِكُمۡ وَقُلُوبِهِنَّۚ وَمَا كَانَ لَكُمۡ أَن تُؤۡذُواْ رَسُولَ ٱللَّهِ وَلَآ أَن تَنكِحُوٓاْ أَزۡوَٰجَهُۥ مِنۢ بَعۡدِهِۦٓ أَبَدًاۚ إِنَّ ذَٰلِكُمۡ كَانَ عِندَ ٱللَّهِ عَظِيمًا
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
لَا
girmeyin
تَدْخُلُوا۟
enter
بُيُوتَ
evlerine
ٱلنَّبِىِّ
Peygamber'in
إِلَّآ
ancak hariçtir
أَن
izin verilmesi
يُؤْذَنَ
permission is given
لَكُمْ
size
إِلَىٰ
yemeğe
طَعَامٍ
a meal
غَيْرَ
olmadan
نَـٰظِرِينَ
gözetleyiciler
إِنَىٰهُ
vaktini
وَلَـٰكِنْ
fakat
إِذَا
zaman
دُعِيتُمْ
çağrıldığınız
فَٱدْخُلُوا۟
girin
فَإِذَا
yemeği yeyince
طَعِمْتُمْ
you have eaten
فَٱنتَشِرُوا۟
dağılın
وَلَا
dalmayın
مُسْتَـْٔنِسِينَ
seeking to remain
لِحَدِيثٍ ۚ
söze
إِنَّ
çünkü
ذَٰلِكُمْ
bu
كَانَ
incitiyordu
يُؤْذِى
troubling
ٱلنَّبِىَّ
Peygamberi
فَيَسْتَحْىِۦ
fakat o utanıyordu
مِنكُمْ ۖ
sizden
وَٱللَّهُ
fakat Allah
لَا
utanmaz
يَسْتَحْىِۦ
is not shy
مِنَ
gerçek(i söylemek)ten
ٱلْحَقِّ ۚ
the truth
وَإِذَا
zaman
سَأَلْتُمُوهُنَّ
onlarda istediğiniz
مَتَـٰعًۭا
bir şey
فَسْـَٔلُوهُنَّ
isteyin
مِن
arkasından
وَرَآءِ
behind
حِجَابٍۢ ۚ
perde
ذَٰلِكُمْ
bu
أَطْهَرُ
daha temizdir
لِقُلُوبِكُمْ
sizin kalbleriniz için
وَقُلُوبِهِنَّ ۚ
ve onların kalbleri için
وَمَا
ve olamaz
كَانَ
sizin
لَكُمْ
for you
أَن
incitmeniz
تُؤْذُوا۟
you trouble
رَسُولَ
Elçisini
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَلَآ
ve olamaz
أَن
nikahlamanız
تَنكِحُوٓا۟
you should marry
أَزْوَٰجَهُۥ
onun eşlerini
مِنۢ
kendisinden sonra
بَعْدِهِۦٓ
after him
أَبَدًا ۚ
asla
إِنَّ
çünkü
ذَٰلِكُمْ
bu
كَانَ
katında
عِندَ
near
ٱللَّهِ
Allah
عَظِيمًا
büyük(bir günah)tır

Süleyman AteşEy inananlar, (rastgele) Peygamber'in evlerine girmeyin. Ancak yemek için size izin verilir de girerseniz (erkenden gelip) yemeğin pişmesini beklemeyin. Çağrıldığınız zaman girin; yemeği yeyince dağılın, söze dalmayın. Çünkü bu (davranışınız) Peygamberi incitiyor, fakat o, (size bunu söylemekten) utanıyordu. Ama Allah, gerçek(i söylemek)ten utanmaz. Onlardan (yani peygamberin hanımlarından) bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Bu, hem sizin kalbleriniz, hem de onların kalbleri için daha temizdir. Sizin, Allah'ın Elçisini incitmeniz ve kendisinden sonra onun eşlerini nikahlamanız asla olamaz. Çünkü bu, Allah katında büyük(bir günah)tır

Elmalılı Hamdi YazırEy iman edenler! Peygamberin evlerine vaktine bakmaksızın ve yemeğe izin verilmedikçe girmeyin. Fakat çağırıldığınız vakit girin. Yemeği yediğinizde de hemen dağılın. Sohbet etmek için de izinsiz girmeyin. Çünkü bu haliniz peygambere eziyet veriyor, ama o sizden utanıyor. Fakat Allah gerçeği söylemekten utanmaz. Hem O'nun hanımlarına bir ihtiyaç soracağınız vakit de perde arkasından sorun. Böyle yapmanız hem sizin kalbleriniz ve hem de onların kalbleri için daha temizdir. Hem sizin Resulullah'a eziyet etmeye hakkınız yoktur. Ondan sonra hanımlarını da ebediyyen nikâh edemezsiniz. Çünkü bu Allah katında çok büyük bir günahtır

33:54
إِن تُبۡدُواْ شَيۡـًٔا أَوۡ تُخۡفُوهُ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمࣰ ا
إِن
eğer
تُبْدُوا۟
açığa vursanız
شَيْـًٔا
bir şeyi
أَوْ
yahut
تُخْفُوهُ
onu gizleseniz
فَإِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
كَانَ
her
بِكُلِّ
of all
شَىْءٍ
şeyi
عَلِيمًۭا
bilmektedir

Süleyman AteşBir şeyi açığa vursanız da, yahut onu gizleseniz de (fark etmez), Allah her şeyi gayet iyi bilmektedir

Elmalılı Hamdi YazırSiz bir şeyi açıklasanız da gizleseniz de şüphe yok ki Allah her şeyi bilmektedir

33:55 📚 1
لَّا جُنَاحَ عَلَيۡهِنَّ فِيٓ ءَابَآئِهِنَّ وَلَآ أَبۡنَآئِهِنَّ وَلَآ إِخۡوَٰنِهِنَّ وَلَآ أَبۡنَآءِ إِخۡوَٰنِهِنَّ وَلَآ أَبۡنَآءِ أَخَوَٰتِهِنَّ وَلَا نِسَآئِهِنَّ وَلَا مَا مَلَكَتۡ أَيۡمَٰنُهُنَّۗ وَٱتَّقِينَ ٱللَّهَۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ شَهِيدًا
لَّا
yoktur
جُنَاحَ
bir günah
عَلَيْهِنَّ
onlara
فِىٓ
hakkında
ءَابَآئِهِنَّ
babaları
وَلَآ
ve yoktur
أَبْنَآئِهِنَّ
oğulları
وَلَآ
ve yoktur
إِخْوَٰنِهِنَّ
kardeşleri
وَلَآ
ve yoktur
أَبْنَآءِ
oğulları
إِخْوَٰنِهِنَّ
kardeşlerinin
وَلَآ
ve yoktur
أَبْنَآءِ
oğulları
أَخَوَٰتِهِنَّ
kızkardeşlerinin
وَلَا
ve yoktur
نِسَآئِهِنَّ
kadınları
وَلَا
ve yoktur
مَا
bulunan(köle)leri
مَلَكَتْ
they rightfully possess
أَيْمَـٰنُهُنَّ ۗ
ellerinde
وَٱتَّقِينَ
ve korkun
ٱللَّهَ ۚ
Allah'tan
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
كَانَ
üzerine
عَلَىٰ
over
كُلِّ
her
شَىْءٍۢ
şey
شَهِيدًا
şahittir

Süleyman AteşOnlara (yani Peygamberin hanımlarına) ne babaları, ne oğulları, ne kardeşleri, ne kardeşlerinin oğulları, ne kızkardeşlerinin oğulları, ne kadınları ve ne de ellerinin altında bulunan(köle)leri hakkında bir günah yoktur, (bunlara karşı örtünmeleri gerekmez. Ey Peygamberin hanımları) Allah'tan korkun; şüphesiz Allah, her şeyi görmektedir

Elmalılı Hamdi YazırOnlar (peygamberin eşleri) için babaları, oğulları, kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (kadın dostları) ve sahip oldukları köleleri hakkında bir günah yoktur. Bununla beraber (ey Peygamberin hanımları) Allah'tan korkun. Çünkü Allah her şeye şahit bulunuyor

33:56
إِنَّ ٱللَّهَ وَمَلَٰٓئِكَتَهُۥ يُصَلُّونَ عَلَى ٱلنَّبِيِّۚ يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ صَلُّواْ عَلَيۡهِ وَسَلِّمُواْ تَسۡلِيمًا
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
وَمَلَـٰٓئِكَتَهُۥ
ve melekleri
يُصَلُّونَ
salat etmektedir
عَلَى
üzerine
ٱلنَّبِىِّ ۚ
Peygamber
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
صَلُّوا۟
siz de salat edin
عَلَيْهِ
ona
وَسَلِّمُوا۟
ve selam edin
تَسْلِيمًا
içtenlikle

Süleyman AteşAllah'ı ve melekleri, Peygambere salat etmekte(onun şerefini gözetmeğe, şanını yüceltmeğe özen göstermekte)dir. Ey inananlar, siz de ona salat edin, (onun şanını yüceltmeğe özen gösterin); içtenlikle selam edin (ona esenlik dileyin)

Elmalılı Hamdi YazırGerçekten Allah ve melekleri Peygambere salât ederler. Ey iman edenler! siz de ona teslimiyetle salât ve selâm edin

33:57 📚 3
إِنَّ ٱلَّذِينَ يُؤۡذُونَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ لَعَنَهُمُ ٱللَّهُ فِي ٱلدُّنۡيَا وَٱلۡأٓخِرَةِ وَأَعَدَّ لَهُمۡ عَذَابࣰ ا مُّهِينࣰ ا
إِنَّ
şüphesiz
ٱلَّذِينَ
incitenler
يُؤْذُونَ
annoy
ٱللَّهَ
Allah'ı
وَرَسُولَهُۥ
ve Elçisini
لَعَنَهُمُ
onlara la'net etmiştir
ٱللَّهُ
Allah
فِى
dünyada
ٱلدُّنْيَا
the world
وَٱلْـَٔاخِرَةِ
ve ahirette
وَأَعَدَّ
ve hazırlamıştır
لَهُمْ
onlar için
عَذَابًۭا
bir azab
مُّهِينًۭا
alçaltıcı

Süleyman AteşAllah'ı ve Elçisini incitenler var ya, işte Allah onlara dünyada ve ahirette la'net etmiş ve onlar için alçaltıcı bir azab hazırlamıştır

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz ki Allah'a ve Resulü'ne eziyet verenlere Allah hem dünyada, hem ahirette lânet etmiştir. Onlara aşağılayıcı bir azab hazırlamıştır

33:58
وَٱلَّذِينَ يُؤۡذُونَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَٱلۡمُؤۡمِنَٰتِ بِغَيۡرِ مَا ٱكۡتَسَبُواْ فَقَدِ ٱحۡتَمَلُواْ بُهۡتَٰنࣰ ا وَإِثۡمࣰ ا مُّبِينࣰ ا
وَٱلَّذِينَ
incitenler
يُؤْذُونَ
harm
ٱلْمُؤْمِنِينَ
mü'min erkekleri
وَٱلْمُؤْمِنَـٰتِ
ve mü'min kadınları
بِغَيْرِ
dışındaki
مَا
bir şeyle
ٱكْتَسَبُوا۟
yaptıklarının
فَقَدِ
elbette
ٱحْتَمَلُوا۟
yüklenmişlerdir
بُهْتَـٰنًۭا
bir iftira
وَإِثْمًۭا
ve bir günah
مُّبِينًۭا
açık

Süleyman AteşMü'min erkekleri ve mü'min kadınları yapmadıkları bir şeyle (suçlayıp) incitenler bir iftira ve açık bir günah yüklenmişlerdir

Elmalılı Hamdi YazırMümin erkeklere ve mümin kadınlara yapmadıkları bir şeyden dolayı eziyet edenler de bir iftira ve açık bir günah yüklenmişlerdir

33:59
يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِيُّ قُل لِّأَزۡوَٰجِكَ وَبَنَاتِكَ وَنِسَآءِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ يُدۡنِينَ عَلَيۡهِنَّ مِن جَلَٰبِيبِهِنَّۚ ذَٰلِكَ أَدۡنَىٰٓ أَن يُعۡرَفۡنَ فَلَا يُؤۡذَيۡنَۗ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورࣰ ا رَّحِيمࣰ ا
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلنَّبِىُّ
Peygamber
قُل
söyle
لِّأَزْوَٰجِكَ
eşlerine
وَبَنَاتِكَ
ve kızlarına
وَنِسَآءِ
ve kadınlarına
ٱلْمُؤْمِنِينَ
inananların
يُدْنِينَ
salsınlar
عَلَيْهِنَّ
üstlerine
مِن
örtülerini
جَلَـٰبِيبِهِنَّ ۚ
their outer garments
ذَٰلِكَ
budur
أَدْنَىٰٓ
en elverişli olan
أَن
onların tanınması için
يُعْرَفْنَ
they should be known
فَلَا
incitilmemesi için
يُؤْذَيْنَ ۗ
harmed
وَكَانَ
ve
ٱللَّهُ
Allah
غَفُورًۭا
çok bağışlayandır
رَّحِيمًۭا
çok esirgeyendir

Süleyman AteşEy Peygamber, eşlerine, kızlarına ve inananların kadınlarına söyle: (Bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) örtülerini üstlerine salsınlar; onların tanınıp incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir

Elmalılı Hamdi YazırEy peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına hep söyle de cilbablarından (dış elbiselerinden) üzerlerini sımsıkı örtsünler. Bu onların tanınmalarına, tanınıp da eziyet edilmemelerine en elverişli olandır. Bununla beraber Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir

33:60 📚 1
۞لَّئِن لَّمۡ يَنتَهِ ٱلۡمُنَٰفِقُونَ وَٱلَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضࣱ وَٱلۡمُرۡجِفُونَ فِي ٱلۡمَدِينَةِ لَنُغۡرِيَنَّكَ بِهِمۡ ثُمَّ لَا يُجَاوِرُونَكَ فِيهَآ إِلَّا قَلِيلࣰ ا
۞ لَّئِن
andolsun eğer
لَّمْ
vazgeçmezlerse
يَنتَهِ
cease
ٱلْمُنَـٰفِقُونَ
iki yüzlüler
وَٱلَّذِينَ
ve
فِى
bulunanlar
قُلُوبِهِم
kalblerinde
مَّرَضٌۭ
bir hastalık
وَٱلْمُرْجِفُونَ
kötü haberler yayanlar
فِى
şehirde
ٱلْمَدِينَةِ
the city
لَنُغْرِيَنَّكَ
seni üstüne süreriz
بِهِمْ
onların
ثُمَّ
sonra
لَا
senin yanında kalamazlar
يُجَاوِرُونَكَ
they will remain your neighbors
فِيهَآ
orada
إِلَّا
dışında
قَلِيلًۭا
az bir zaman

Süleyman AteşAndolsun, iki yüzlüler, kalblerinde hastalık bulunanlar, şehirde kötü haberler yayanlar (bu yaptıklarından) vazgeçmezlerse seni onların üstüne süreriz (onlarla savaşmanı ve onları şehirden sürüp çıkarmanı sana emrederiz); sonra orada, senin yanında ancak az bir zaman kalabilirler

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki, eğer münafıklar ve kalblerinde bir hastalık olanlar ve Medine'de dedikodu yapanlar, bu yaptıklarından vaz geçmezlerse, mutlaka seni onlara musallat ederiz. Sonra seninle orada az bir zamandan fazla komşu kalamazlar

33:61
مَّلۡعُونِينَۖ أَيۡنَمَا ثُقِفُوٓاْ أُخِذُواْ وَقُتِّلُواْ تَقۡتِيلࣰ ا
مَّلْعُونِينَ ۖ
la'netlenirler
أَيْنَمَا
nerede
ثُقِفُوٓا۟
rastlansalar
أُخِذُوا۟
yakalanırlar
وَقُتِّلُوا۟
ve öldürülürler
تَقْتِيلًۭا
şiddetle

Süleyman AteşLa'netlenirler; nerede rastlansalar yakalanıp; öldürülürler

Elmalılı Hamdi YazırMelun olarak nerede bulunurlarsa yakalanırlar ve öldürülürler

33:62 📚 1
سُنَّةَ ٱللَّهِ فِي ٱلَّذِينَ خَلَوۡاْ مِن قَبۡلُۖ وَلَن تَجِدَ لِسُنَّةِ ٱللَّهِ تَبۡدِيلࣰ ا
سُنَّةَ
sünneti (yasası) budur
ٱللَّهِ
Allah'ın
فِى
arasındaki
ٱلَّذِينَ
geçen(millet)ler
خَلَوْا۟
passed away
مِن
önceden
قَبْلُ ۖ
before
وَلَن
ve
تَجِدَ
(imkan) bulamazsın
لِسُنَّةِ
sünnetini (yasasını)
ٱللَّهِ
Allah'ın
تَبْدِيلًۭا
değiştirmeğe

Süleyman AteşAllah'ın önceden geçen(millet)ler arasında (uygulanan) yasası budur. (Peygamberlere karşı iki yüzlülük edenler öldürülürler). Allah'ın yasasını değiştirme(ğe imkan) bulamazsın

Elmalılı Hamdi YazırAllah'ın bundan önce geçenler hakkındaki kanunu budur. Ve sen Allah'ın kanununu değiştirmeye asla çare bulamazsın

33:63 📚 2
يَسۡـَٔلُكَ ٱلنَّاسُ عَنِ ٱلسَّاعَةِۖ قُلۡ إِنَّمَا عِلۡمُهَا عِندَ ٱللَّهِۚ وَمَا يُدۡرِيكَ لَعَلَّ ٱلسَّاعَةَ تَكُونُ قَرِيبًا
يَسْـَٔلُكَ
sana soruyorlar
ٱلنَّاسُ
insanlar
عَنِ
sa'atten
ٱلسَّاعَةِ ۖ
the Hour
قُلْ
de ki
إِنَّمَا
şüphesiz
عِلْمُهَا
onun bilgisi
عِندَ
yanındadır
ٱللَّهِ ۚ
Allah'ın
وَمَا
ve ne?
يُدْرِيكَ
bilirsin
لَعَلَّ
belki
ٱلسَّاعَةَ
sa'at
تَكُونُ
olur
قَرِيبًا
yakın

Süleyman Ateşİnsanlar sana O sa'atten soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi Allah'ın yanındadır." Ne bilirsin belki o sa'at yakın olur

Elmalılı Hamdi Yazırİnsanlar sana kıyamet saaatini soruyorlar. De ki: "Onun ilmi ancak Allah'ın nezdindedir. Ne bilirsin belki kıyamet yakında olur

33:64
إِنَّ ٱللَّهَ لَعَنَ ٱلۡكَٰفِرِينَ وَأَعَدَّ لَهُمۡ سَعِيرًا
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
لَعَنَ
la'net etmiştir
ٱلْكَـٰفِرِينَ
kafirlere
وَأَعَدَّ
ve hazırlamıştır
لَهُمْ
onlar için
سَعِيرًا
çılgın bir ateş

Süleyman AteşAllah kafirlere la'net etmiş ve onlar için çılgın bir ateş hazırlamıştır

Elmalılı Hamdi YazırŞu muhakkak ki, Allah kâfirleri lânetlemiş ve onlara çılgın bir ateş hazırlamıştır

33:65
خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدࣰ اۖ لَّا يَجِدُونَ وَلِيࣰّ ا وَلَا نَصِيرࣰ ا
خَـٰلِدِينَ
kalacaklardır
فِيهَآ
orada
أَبَدًۭا ۖ
ebediyyen
لَّا
bulamayacaklardır
يَجِدُونَ
they will find
وَلِيًّۭا
bir dost
وَلَا
ve ne de
نَصِيرًۭا
yardımcı

Süleyman AteşOrada ebedi olarak kalacaklar; (kendilerini koruyacak) bir dost ve yardımcı bulamayacaklardır

Elmalılı Hamdi Yazır(Onlar) orada ebedî kalırlar ve ne bir dost bulabilirler, ne de bir yardımcı

33:66 📚 2
يَوۡمَ تُقَلَّبُ وُجُوهُهُمۡ فِي ٱلنَّارِ يَقُولُونَ يَٰلَيۡتَنَآ أَطَعۡنَا ٱللَّهَ وَأَطَعۡنَا ٱلرَّسُولَا۠
يَوْمَ
gün
تُقَلَّبُ
çevrildiği
وُجُوهُهُمْ
yüzleri
فِى
içinde
ٱلنَّارِ
ateşin
يَقُولُونَ
derler ki
يَـٰلَيْتَنَآ
ey(vah) keşke biz
أَطَعْنَا
ita'at etseydik
ٱللَّهَ
Allah'a
وَأَطَعْنَا
ve ita'at etseydik
ٱلرَّسُولَا۠
elçiye

Süleyman AteşYüzleri ateşin içinde çevrildiği gün: "Eyvah bize! Keşke Allah'a ita'at etseydik, Elçiye ita'at etseydik!" derler

Elmalılı Hamdi YazırO gün yüzleri ateş içinde çevirilirken: "Ah keşke Allah'a itaat etseydik, peygambere itaat etseydik!" derler

33:67
وَقَالُواْ رَبَّنَآ إِنَّآ أَطَعۡنَا سَادَتَنَا وَكُبَرَآءَنَا فَأَضَلُّونَا ٱلسَّبِيلَا۠
وَقَالُوا۟
ve dediler ki
رَبَّنَآ
rabbimiz
إِنَّآ
şüphesiz biz
أَطَعْنَا
uyduk
سَادَتَنَا
beylerimize
وَكُبَرَآءَنَا
ve büyüklerimize
فَأَضَلُّونَا
bizi saptırdılar
ٱلسَّبِيلَا۠
yoldan

Süleyman AteşVe dediler ki: "Rabbimiz, biz beylerimize ve büyüklerimize uyduk da bizi yoldan saptırdılar

Elmalılı Hamdi YazırYine derler ki: "Ey Rabbimiz! Biz beylerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yanlış yola götürdüler

33:68
رَبَّنَآ ءَاتِهِمۡ ضِعۡفَيۡنِ مِنَ ٱلۡعَذَابِ وَٱلۡعَنۡهُمۡ لَعۡنࣰ ا كَبِيرࣰ ا
رَبَّنَآ
rabbimiz
ءَاتِهِمْ
onlara ver
ضِعْفَيْنِ
iki kat
مِنَ
azabdan
ٱلْعَذَابِ
punishment
وَٱلْعَنْهُمْ
ve onlara la'net eyle
لَعْنًۭا
bir la'netle
كَبِيرًۭا
büyük

Süleyman AteşRabbimiz, onlara iki kat azab ver ve onlara büyük bir la'net eyle

Elmalılı Hamdi YazırEy Rabbimiz! Onlara azabın iki katını ver ve kendilerini büyük bir lânet ile lânetle

33:69
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَكُونُواْ كَٱلَّذِينَ ءَاذَوۡاْ مُوسَىٰ فَبَرَّأَهُ ٱللَّهُ مِمَّا قَالُواْۚ وَكَانَ عِندَ ٱللَّهِ وَجِيهࣰ ا
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
لَا
olmayın
تَكُونُوا۟
be
كَٱلَّذِينَ
kimseler gibi
ءَاذَوْا۟
eziyet eden
مُوسَىٰ
Musa'ya
فَبَرَّأَهُ
onu beraat ettirdi
ٱللَّهُ
Allah
مِمَّا
onların dediklerinden
قَالُوا۟ ۚ
they said
وَكَانَ
ve idi
عِندَ
yanında
ٱللَّهِ
Allah
وَجِيهًۭا
itibarlı

Süleyman AteşEy inananlar, şu kimseler gibi olmayın ki, Musa'ya eziyet ettiler de Allah onu onların dediklerinden beraat ettirdi; o, Allah yanında vecih (gözde, itibarlı bir kul) idi

Elmalılı Hamdi YazırEy iman edenler: Sizler Musa'ya eziyet edenler gibi olmayın. Eziyet ettiler de Allah onu, onların söylediklerinden temize çıkardı. O, Allah yanında mevki sahibi idi

33:70
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَقُولُواْ قَوۡلࣰ ا سَدِيدࣰ ا
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
ٱتَّقُوا۟
korkun
ٱللَّهَ
Allah'tan
وَقُولُوا۟
ve söyleyin
قَوْلًۭا
söz
سَدِيدًۭا
doğru

Süleyman AteşEy inananlar, Allah'tan korkun ve doğru söz söyleyin

Elmalılı Hamdi YazırEy iman edenler! Allah'tan korkun ve sağlam söz söyleyin

33:71 📚 3
يُصۡلِحۡ لَكُمۡ أَعۡمَٰلَكُمۡ وَيَغۡفِرۡ لَكُمۡ ذُنُوبَكُمۡۗ وَمَن يُطِعِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ فَقَدۡ فَازَ فَوۡزًا عَظِيمًا
يُصْلِحْ
düzeltsin
لَكُمْ
sizin
أَعْمَـٰلَكُمْ
işlerinizi
وَيَغْفِرْ
ve bağışlasın
لَكُمْ
sizin
ذُنُوبَكُمْ ۗ
günahlarınızı
وَمَن
ve kim
يُطِعِ
ita'at ederse
ٱللَّهَ
Allah'a
وَرَسُولَهُۥ
ve Resulüne
فَقَدْ
elbette
فَازَ
ermiş olur
فَوْزًا
bir başarıya
عَظِيمًا
büyük

Süleyman AteşKi (Allah) işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah'a ve Resulüne ita'at ederse, büyük bir başarıya ermiş olur

Elmalılı Hamdi YazırKi (Allah) işlerinizi yoluna koysun ve günahlarınızı bağışlasın. Her kim Allah'a ve Resulü'ne itaat ederse, o gerçekten büyük murada ermiştir

33:72 📚 9
إِنَّا عَرَضۡنَا ٱلۡأَمَانَةَ عَلَى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَٱلۡجِبَالِ فَأَبَيۡنَ أَن يَحۡمِلۡنَهَا وَأَشۡفَقۡنَ مِنۡهَا وَحَمَلَهَا ٱلۡإِنسَٰنُۖ إِنَّهُۥ كَانَ ظَلُومࣰ ا جَهُولࣰ ا
إِنَّا
şüphesiz biz
عَرَضْنَا
sunduk
ٱلْأَمَانَةَ
emaneti
عَلَى
göklere
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
the heavens
وَٱلْأَرْضِ
ve yere
وَٱلْجِبَالِ
ve dağlara
فَأَبَيْنَ
fakat kaçındılar
أَن
onu yüklenmekten
يَحْمِلْنَهَا
bear it
وَأَشْفَقْنَ
ve korktular
مِنْهَا
ondan
وَحَمَلَهَا
ve onu yüklendi
ٱلْإِنسَـٰنُ ۖ
insan
إِنَّهُۥ
doğrusu o
كَانَ
çok zalimdir
ظَلُومًۭا
unjust
جَهُولًۭا
çok cahildir

Süleyman AteşBiz emaneti, göklere, yere ve dağlara sunduk; onu yüklenmekten kaçındılar, on(un sorumluluğun)dan korktular; onu insan yüklendi; (fakat onun ağır sorumluluğunu tam kavrayamadı) doğrusu o, çok zalim, çok cahildir

Elmalılı Hamdi YazırBiz o emaneti göklere, yere ve dağlara arz ettik, onlar, onu yüklenmeye yanaşmadılar, ondan korktular da onu insan yüklendi. O gerçekten çok zalim ve çok cahildir

33:73
لِّيُعَذِّبَ ٱللَّهُ ٱلۡمُنَٰفِقِينَ وَٱلۡمُنَٰفِقَٰتِ وَٱلۡمُشۡرِكِينَ وَٱلۡمُشۡرِكَٰتِ وَيَتُوبَ ٱللَّهُ عَلَى ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَٱلۡمُؤۡمِنَٰتِۗ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورࣰ ا رَّحِيمَۢا
لِّيُعَذِّبَ
azab etsin diye
ٱللَّهُ
Allah
ٱلْمُنَـٰفِقِينَ
iki yüzlü erkeklere
وَٱلْمُنَـٰفِقَـٰتِ
ve iki yüzlü kadınlara
وَٱلْمُشْرِكِينَ
ve ortak koşan erkeklere
وَٱلْمُشْرِكَـٰتِ
ve ortak koşan kadınlara
وَيَتُوبَ
ve bağışlasın diye
ٱللَّهُ
Allah
عَلَى
inanan erkekleri
ٱلْمُؤْمِنِينَ
the believing men
وَٱلْمُؤْمِنَـٰتِ ۗ
ve inanan kadınları
وَكَانَ
ve
ٱللَّهُ
Allah
غَفُورًۭا
çok bağışlayandır
رَّحِيمًۢا
çok esirgeyendir

Süleyman Ateş(Allah bu emaneti insana vermiştir) Ki iki yüzlü erkeklere ve iki yüzlü kadınlara, ortak koşan erkeklere ve ortak koşan kadınlara azab etsin; inanan erkekleri ve inanan kadınları da bağışlasın. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü Allah münafık erkeklerle münafık kadınlara, müşrik erkeklerle müşrik kadınlara azab edecek, mümin erkeklerle mümin kadınların da tevbelerini kabul edecektir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir

← Önceki Sonraki →

33. Al-Ahzaab Suresi | Anlam Arayışı