☪ Anlam Arayışı

35. Faatir سُورَةُ فَاطِرٍ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri

● Med● Kalkale● Ğunne● İhfâ● İdğâm (ğunneli)● İdğâm (ğunnesiz)● İklâb● Okunmayan harf

Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
35:1 📚 2
ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ فَاطِرِ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلْأَرْضِ جَاعِلِ ٱلْمَلَـٰٓئِكَةِ رُسُلاً أُوْلِىٓ أَجْنِحَةٍ مَّثْنَىٰ وَثُلَـٰثَ وَرُبَـٰعَۚ يَزِيدُ فِى ٱلْخَلْقِ مَا يَشَآءُۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ
ٱلْحَمْدُ
hamd olsun
لِلَّهِ
Allah'a
فَاطِرِ
yoktan var eden
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
gökleri
وَٱلْأَرْضِ
ve yeri
جَاعِلِ
yapan
ٱلْمَلَـٰٓئِكَةِ
melekleri
رُسُلًا
elçiler
أُو۟لِىٓ
sahibi
أَجْنِحَةٍۢ
kanatlar
مَّثْنَىٰ
ikişer
وَثُلَـٰثَ
ve üçer
وَرُبَـٰعَ ۚ
ve dörder
يَزِيدُ
artırır
فِى
yaratmada
ٱلْخَلْقِ
the creation
مَا
ne kadar
يَشَآءُ ۚ
dilerse
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
عَلَىٰ
her
كُلِّ
every
شَىْءٍۢ
şeyi
قَدِيرٌۭ
yapabilendir

Saheeh International[All] praise is [due] to Allah, Creator of the heavens and the earth, [who] made the angels messengers having wings, two or three or four. He increases in creation what He wills. Indeed, Allah is over all things competent

Ali BulaçHamd, gökleri ve yeri yaratan, ikişer, üçer ve dörder kanatlı melekleri elçiler kılan Allah'ındır; O, yaratmada dilediğini arttırır. Şüphesiz Allah, herşeye güç yetirendir

35:2 📚 10
مَّا يَفْتَحِ ٱللَّهُ لِلنَّاسِ مِن رَّحْمَةٍ فَلَا مُمْسِكَ لَهَاۖ وَمَا يُمْسِكْ فَلَا مُرْسِلَ لَهُۥ مِنۢ بَعْدِهِۚۦ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ
مَّا
ne ki
يَفْتَحِ
(Allah) açar
ٱللَّهُ
Allah
لِلنَّاسِ
insanlar için
مِن
rahmetten
رَّحْمَةٍۢ
Mercy
فَلَا
olamaz
مُمْسِكَ
tutan
لَهَا ۖ
onu
وَمَا
ve ne ki
يُمْسِكْ
(Allah) tutar
فَلَا
olmaz
مُرْسِلَ
salıverecek
لَهُۥ
onu
مِنۢ
O'ndan sonra
بَعْدِهِۦ ۚ
thereafter
وَهُوَ
ve O
ٱلْعَزِيزُ
üstündür
ٱلْحَكِيمُ
hüküm ve hikmet sahibidir

Saheeh InternationalWhatever Allah grants to people of mercy - none can withhold it; and whatever He withholds - none can release it thereafter. And He is the Exalted in Might, the Wise

Ali BulaçAllah, insanlar için rahmetinden her neyi açacak olsa, artık onu kısıp-tutacak yoktur; her neyi kısar-tutarsa, artık onu da ondan sonra salıverecek yoktur. O, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir

35:3 📚 3
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱذْكُرُواْ نِعْمَتَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْۚ هَلْ مِنْ خَـٰلِقٍ غَيْرُ ٱللَّهِ يَرْزُقُكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِۚ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَۖ فَأَنَّىٰ تُؤْفَكُونَ
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلنَّاسُ
insanlar
ٱذْكُرُوا۟
hatırlayın
نِعْمَتَ
ni'metini
ٱللَّهِ
Allah'ın
عَلَيْكُمْ ۚ
size olan
هَلْ
var mı?
مِنْ
hiç
خَـٰلِقٍ
yaratıcı
غَيْرُ
Allahtan başka
ٱللَّهِ
other (than) Allah
يَرْزُقُكُم
size rızık verecek
مِّنَ
gökten
ٱلسَّمَآءِ
the sky
وَٱلْأَرْضِ ۚ
ve yerden
لَآ
yoktur
إِلَـٰهَ
tanrı
إِلَّا
başka
هُوَ ۖ
O'ndan
فَأَنَّىٰ
nasıl oluyor da?
تُؤْفَكُونَ
çevriliyorsunuz

Saheeh InternationalO mankind, remember the favor of Allah upon you. Is there any creator other than Allah who provides for you from the heaven and earth? There is no deity except Him, so how are you deluded

Ali BulaçEy insanlar, Allah'ın üzerinizdeki nimetini anın. Gökten ve yerden sizi rızıklandıran Allah'ın dışında bir başka Yaratıcı var mı? O'ndan başka İlah yoktur. Öyleyse nasıl olur da çevriliyorsunuz

35:4 📚 2
وَإِن يُكَذِّبُوكَ فَقَدْ كُذِّبَتْ رُسُلٌ مِّن قَبْلِكَۚ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرْجَعُ ٱلْأُمُورُ
وَإِن
ve eğer
يُكَذِّبُوكَ
seni yalanlıyorlarsa
فَقَدْ
elbette
كُذِّبَتْ
yalanlanmıştır
رُسُلٌۭ
elçiler (de)
مِّن
senden önceki
قَبْلِكَ ۚ
before you
وَإِلَى
ve
ٱللَّهِ
Allah'a
تُرْجَعُ
döndürülecektir
ٱلْأُمُورُ
bütün işler

Saheeh InternationalAnd if they deny you, [O Muhammad] - already were messengers denied before you. And to Allah are returned [all] matters

Ali BulaçEğer seni yalanlıyorlarsa, senden önceki elçiler de yalanlandı. (En sonunda bütün) İşler Allah'a döndürülür

35:5 📚 10
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّۖ فَلَا تَغُرَّنَّكُمُ ٱلْحَيَوٲةُ ٱلدُّنْيَاۖ وَلَا يَغُرَّنَّكُم بِٱللَّهِ ٱلْغَرُورُ
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلنَّاسُ
insanlar
إِنَّ
elbette
وَعْدَ
va'di
ٱللَّهِ
Allah'ın
حَقٌّۭ ۖ
gerçektir
فَلَا
asla
تَغُرَّنَّكُمُ
sizi aldatmasın
ٱلْحَيَوٰةُ
hayatı
ٱلدُّنْيَا ۖ
dünya
وَلَا
ve
يَغُرَّنَّكُم
sizi aldatmasın
بِٱللَّهِ
Allah ile
ٱلْغَرُورُ
o aldatıcı

Saheeh InternationalO mankind, indeed the promise of Allah is truth, so let not the worldly life delude you and be not deceived about Allah by the Deceiver

Ali BulaçEy insanlar, hiç şüphesiz Allah'ın va'di haktır; öyleyse dünya hayatı sizi aldatmasın ve aldatıcı(lar) da, sizi Allah ile (Allah'ın adını kullanarak) aldatmasın

35:6 📚 2
إِنَّ ٱلشَّيْطَـٰنَ لَكُمْ عَدُوٌّ فَٱتَّخِذُوهُ عَدُوًّاۚ إِنَّمَا يَدْعُواْ حِزْبَهُۥ لِيَكُونُواْ مِنْ أَصْحَـٰبِ ٱلسَّعِيرِ
إِنَّ
şüphesiz
ٱلشَّيْطَـٰنَ
şeytan
لَكُمْ
size
عَدُوٌّۭ
düşmandır
فَٱتَّخِذُوهُ
siz de onu edinin
عَدُوًّا ۚ
düşman
إِنَّمَا
şüphesiz o
يَدْعُوا۟
çağırır
حِزْبَهُۥ
taraftarlarını
لِيَكُونُوا۟
olmağa
مِنْ
halkından
أَصْحَـٰبِ
(the) companions
ٱلسَّعِيرِ
alevli ateşin

Saheeh InternationalIndeed, Satan is an enemy to you; so take him as an enemy. He only invites his party to be among the companions of the Blaze

Ali BulaçGerçek şu ki, şeytan sizin düşmanınızdır, öyleyse siz de onu düşman edinin. O, kendi grubunu, ancak çılgınca yanan ateşin halkından olmağa çağırır

35:7
ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌۖ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ لَهُم مَّغْفِرَةٌ وَأَجْرٌ كَبِيرٌ
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
لَهُمْ
onlar için vardır
عَذَابٌۭ
bir azab
شَدِيدٌۭ ۖ
çetin
وَٱلَّذِينَ
kimseler ise
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
وَعَمِلُوا۟
ve yapanlar
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
iyi işler
لَهُم
onlara vardır
مَّغْفِرَةٌۭ
mağfiret
وَأَجْرٌۭ
ve bir mükafat
كَبِيرٌ
büyük

Saheeh InternationalThose who disbelieve will have a severe punishment, and those who believe and do righteous deeds will have forgiveness and great reward

Ali BulaçO inkar edenler; onlar için şiddetli bir azap vardır. İman edip salih amellerde bulunanlar ise; onlar için de bir bağışlanma ve büyük bir ecir vardır

35:8 📚 6
أَفَمَن زُيِّنَ لَهُۥ سُوٓءُ عَمَلِهِۦ فَرَءَاهُ حَسَنًاۖ فَإِنَّ ٱللَّهَ يُضِلُّ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُۖ فَلَا تَذْهَبْ نَفْسُكَ عَلَيْهِمْ حَسَرَٲتٍۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمُۢ بِمَا يَصْنَعُونَ
أَفَمَن
kimse (de) mi?
زُيِّنَ
süslendirilen
لَهُۥ
kendisine
سُوٓءُ
kötü
عَمَلِهِۦ
işi
فَرَءَاهُ
ve onu gören
حَسَنًۭا ۖ
güzel
فَإِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
يُضِلُّ
sapıklık içinde bırakır
مَن
kimseyi
يَشَآءُ
dilediği
وَيَهْدِى
ve yola iletir
مَن
kimseyi
يَشَآءُ ۖ
dilediği
فَلَا
asla
تَذْهَبْ
gitmesin
نَفْسُكَ
canın
عَلَيْهِمْ
onlar için
حَسَرَٰتٍ ۚ
hasretlere
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
عَلِيمٌۢ
biliyor
بِمَا
şeyleri
يَصْنَعُونَ
onların yaptıkları

Saheeh InternationalThen is one to whom the evil of his deed has been made attractive so he considers it good [like one rightly guided]? For indeed, Allah sends astray whom He wills and guides whom He wills. So do not let yourself perish over them in regret. Indeed, Allah is Knowing of what they do

Ali BulaçKötü olarak işledikleri kendisine çekici-süslü kılınıp da onu güzel gören mi (Allah Katında kabul görecek)? Artık şüphesiz Allah, dilediğini saptırır, dilediğini hidayete eriştirir. Öyleyse, onlara karşı nefsin hasretlere kapılıp gitmesin. Gerçekten Allah, yaptıklarını bilendir

35:9 📚 1
وَٱللَّهُ ٱلَّذِىٓ أَرْسَلَ ٱلرِّيَـٰحَ فَتُثِيرُ سَحَابًا فَسُقْنَـٰهُ إِلَىٰ بَلَدٍ مَّيِّتٍ فَأَحْيَيْنَا بِهِ ٱلْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَاۚ كَذَٲلِكَ ٱلنُّشُورُ
وَٱللَّهُ
Allah'tır ki
ٱلَّذِىٓ
gönderir
أَرْسَلَ
sends
ٱلرِّيَـٰحَ
rüzgarları
فَتُثِيرُ
ve kaldırır
سَحَابًۭا
bir bulut
فَسُقْنَـٰهُ
böylece onu süreriz
إِلَىٰ
bir ülkeye
بَلَدٍۢ
a land
مَّيِّتٍۢ
ölü
فَأَحْيَيْنَا
ve diriltiriz
بِهِ
onunla
ٱلْأَرْضَ
yeri
بَعْدَ
sonra
مَوْتِهَا ۚ
öldükten
كَذَٰلِكَ
işte böyledir
ٱلنُّشُورُ
diriltme

Saheeh InternationalAnd it is Allah who sends the winds, and they stir the clouds, and We drive them to a dead land and give life thereby to the earth after its lifelessness. Thus is the resurrection

Ali BulaçAllah, rüzgarları gönderir, onlar da bulutu kaldırır, böylece Biz onu ölü bir beldeye sürükleriz, onunla, yeri ölümünden sonra diriltiriz. İşte (ölümden sonra) dirilip- yayılma da böyledir

35:10 📚 4
مَن كَانَ يُرِيدُ ٱلْعِزَّةَ فَلِلَّهِ ٱلْعِزَّةُ جَمِيعًاۚ إِلَيْهِ يَصْعَدُ ٱلْكَلِمُ ٱلطَّيِّبُ وَٱلْعَمَلُ ٱلصَّـٰلِحُ يَرْفَعُهُۚۥ وَٱلَّذِينَ يَمْكُرُونَ ٱلسَّيِّـَٔـاتِ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌۖ وَمَكْرُ أُوْلَـٰٓئِكَ هُوَ يَبُورُ
مَن
kim
كَانَ
ise
يُرِيدُ
istiyor
ٱلْعِزَّةَ
şeref
فَلِلَّهِ
Allah'ındır
ٱلْعِزَّةُ
şeref
جَمِيعًا ۚ
tamamen
إِلَيْهِ
O'na
يَصْعَدُ
çıkar
ٱلْكَلِمُ
söz
ٱلطَّيِّبُ
güzel
وَٱلْعَمَلُ
ve amel
ٱلصَّـٰلِحُ
iyi
يَرْفَعُهُۥ ۚ
onu yükseltir
وَٱلَّذِينَ
(gelince)
يَمْكُرُونَ
tuzak kuranlara
ٱلسَّيِّـَٔاتِ
kötü şeyleri
لَهُمْ
onlar için vardır
عَذَابٌۭ
bir azab
شَدِيدٌۭ ۖ
çetin
وَمَكْرُ
ve tuzağı
أُو۟لَـٰٓئِكَ
onların
هُوَ
o
يَبُورُ
bozulacaktır

Saheeh InternationalWhoever desires honor [through power] - then to Allah belongs all honor. To Him ascends good speech, and righteous work raises it. But they who plot evil deeds will have a severe punishment, and the plotting of those - it will perish

Ali BulaçKim izzeti istiyorsa, artık bütün izzet Allah'ındır. Güzel söz O'na yükselir, salih amel de onu yükseltir. Kötülükleri tasarlayıp düzenleyenler ise; onlar için şiddetli bir azap vardır. Onların tasarladıkları 'boşa çıkıp bozulur

35:11 📚 8
وَٱللَّهُ خَلَقَكُم مِّن تُرَابٍ ثُمَّ مِن نُّطْفَةٍ ثُمَّ جَعَلَكُمْ أَزْوَٲجًاۚ وَمَا تَحْمِلُ مِنْ أُنثَىٰ وَلَا تَضَعُ إِلَّا بِعِلْمِهِۚۦ وَمَا يُعَمَّرُ مِن مُّعَمَّرٍ وَلَا يُنقَصُ مِنْ عُمُرِهِۦٓ إِلَّا فِى كِتَـٰبٍۚ إِنَّ ذَٲلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرٌ
وَٱللَّهُ
ve Allah
خَلَقَكُم
sizi yarattı
مِّن
topraktan
تُرَابٍۢ
dust
ثُمَّ
sonra
مِن
nutfe(sperm)den
نُّطْفَةٍۢ
a semen-drop
ثُمَّ
sonra
جَعَلَكُمْ
sizi yaptı
أَزْوَٰجًۭا ۚ
çift çift
وَمَا
gebe kalamaz
تَحْمِلُ
conceives
مِنْ
hiçbir
أُنثَىٰ
dişi
وَلَا
ve
تَضَعُ
doğuramaz
إِلَّا
dışında
بِعِلْمِهِۦ ۚ
O'nun bilgisi
وَمَا
ve verilmez
يُعَمَّرُ
ömür
مِن
hiçbir
مُّعَمَّرٍۢ
canlıya
وَلَا
ve
يُنقَصُ
azaltılmaz
مِنْ
onun ömründen
عُمُرِهِۦٓ
his life
إِلَّا
(yazılmadıkça)
فِى
Kitapta
كِتَـٰبٍ ۚ
a Register
إِنَّ
şüphesiz
ذَٰلِكَ
bu
عَلَى
göre
ٱللَّهِ
Allah'a
يَسِيرٌۭ
kolaydır

Saheeh InternationalAnd Allah created you from dust, then from a sperm-drop; then He made you mates. And no female conceives nor does she give birth except with His knowledge. And no aged person is granted [additional] life nor is his lifespan lessened but that it is in a register. Indeed, that for Allah is easy

Ali BulaçAllah sizi topraktan yarattı, sonra bir damla sudan. Sonra da sizi çift çift kıldı. O'nun bilgisi olmaksızın, hiçbir dişi gebe kalmaz ve doğurmaz da. Ömür sürene, ömür verilmesi ve onun ömründen kısaltılması da mutlaka bir kitapta (yazılı)dır. Gerçekten bu, Allah'a göre kolaydır

35:12 📚 4
وَمَا يَسْتَوِى ٱلْبَحْرَانِ هَـٰذَا عَذْبٌ فُرَاتٌ سَآئِغٌ شَرَابُهُۥ وَهَـٰذَا مِلْحٌ أُجَاجٌۖ وَمِن كُلٍّ تَأْكُلُونَ لَحْمًا طَرِيًّا وَتَسْتَخْرِجُونَ حِلْيَةً تَلْبَسُونَهَاۖ وَتَرَى ٱلْفُلْكَ فِيهِ مَوَاخِرَ لِتَبْتَغُواْ مِن فَضْلِهِۦ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
وَمَا
ve olmaz
يَسْتَوِى
eşit
ٱلْبَحْرَانِ
iki deniz
هَـٰذَا
şu
عَذْبٌۭ
tatlıdır
فُرَاتٌۭ
susuzluğu keser
سَآئِغٌۭ
(boğazdan) kayar
شَرَابُهُۥ
içimi
وَهَـٰذَا
şu da
مِلْحٌ
tuzludur
أُجَاجٌۭ ۖ
acıdır
وَمِن
ve
كُلٍّۢ
hepsinden
تَأْكُلُونَ
yersiniz
لَحْمًۭا
et
طَرِيًّۭا
taze
وَتَسْتَخْرِجُونَ
ve çıkarırsınız
حِلْيَةًۭ
süs
تَلْبَسُونَهَا ۖ
takındığınız
وَتَرَى
ve görürsün
ٱلْفُلْكَ
gemilerin
فِيهِ
orada
مَوَاخِرَ
(denizi) yarıp gittiğini
لِتَبْتَغُوا۟
payınızı aramanız için
مِن
lutfundan
فَضْلِهِۦ
His Bounty
وَلَعَلَّكُمْ
ve umulur ki
تَشْكُرُونَ
şükredersiniz

Saheeh InternationalAnd not alike are the two bodies of water. One is fresh and sweet, palatable for drinking, and one is salty and bitter. And from each you eat tender meat and extract ornaments which you wear, and you see the ships plowing through [them] that you might seek of His bounty; and perhaps you will be grateful

Ali Bulaçİki deniz bir değildir. Şu, tatlı, susuzluğu keser ve içimi kolay; şu da, tuzlu ve acıdır. Ancak her birinden taze et yersiniz ve takınmakta olduğunuz süs eşyalarını çıkarırsınız. O'nun fazlından aramanız ve umulur ki şükretmeniz için gemilerin onda (denizde) suları yara yara akıp gittiğini görürsün

35:13 📚 3
يُولِجُ ٱلَّيْلَ فِى ٱلنَّهَارِ وَيُولِجُ ٱلنَّهَارَ فِى ٱلَّيْلِ وَسَخَّرَ ٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ كُلٌّ يَجْرِى لِأَجَلٍ مُّسَمًّىۚ ذَٲلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمْ لَهُ ٱلْمُلْكُۚ وَٱلَّذِينَ تَدْعُونَ مِن دُونِهِۦ مَا يَمْلِكُونَ مِن قِطْمِيرٍ
يُولِجُ
sokar
ٱلَّيْلَ
geceyi
فِى
içine
ٱلنَّهَارِ
gündüzün
وَيُولِجُ
ve sokar
ٱلنَّهَارَ
gündüzü
فِى
içine
ٱلَّيْلِ
gecenin
وَسَخَّرَ
ve buyruğu altına almıştır
ٱلشَّمْسَ
güneşi
وَٱلْقَمَرَ
ve ayı
كُلٌّۭ
her biri
يَجْرِى
akıp gider
لِأَجَلٍۢ
bir süreye kadar
مُّسَمًّۭى ۚ
belirtilmiş
ذَٰلِكُمُ
işte budur
ٱللَّهُ
Allah
رَبُّكُمْ
Rabbiniz
لَهُ
O'nundur
ٱلْمُلْكُ ۚ
mülk
وَٱلَّذِينَ
yalvardıklarınız
تَدْعُونَ
you invoke
مِن
O'ndan başka
دُونِهِۦ
besides Him
مَا
değillerdir
يَمْلِكُونَ
sahip
مِن
bir çekirdek zarına bile
قِطْمِيرٍ
(as much as) the membrane of a date-seed

Saheeh InternationalHe causes the night to enter the day, and He causes the day to enter the night and has subjected the sun and the moon - each running [its course] for a specified term. That is Allah, your Lord; to Him belongs sovereignty. And those whom you invoke other than Him do not possess [as much as] the membrane of a date seed

Ali Bulaç(Allah) Geceyi gündüze bağlayıp-katar, gündüzü de geceye bağlayıp-katar; güneşi ve ayı emre amade kılmıştır, her biri adı konulmuş bir süreye kadar akıp gitmektedir. İşte bunları (yaratıp düzene koyan) Allah sizin Rabbinizdir; mülk O'nundur. O'ndan başka taptıklarınız ise, 'bir çekirdeğin incecik zarına' bile malik olamazlar

35:14
إِن تَدْعُوهُمْ لَا يَسْمَعُواْ دُعَآءَكُمْ وَلَوْ سَمِعُواْ مَا ٱسْتَجَابُواْ لَكُمْۖ وَيَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ يَكْفُرُونَ بِشِرْكِكُمْۚ وَلَا يُنَبِّئُكَ مِثْلُ خَبِيرٍ
إِن
eğer
تَدْعُوهُمْ
onları çağırsanız
لَا
işitmezler
يَسْمَعُوا۟
they hear
دُعَآءَكُمْ
sizin çağırmanızı
وَلَوْ
şayet
سَمِعُوا۟
işitseler bile
مَا
cevap veremezler
ٱسْتَجَابُوا۟
they (would) respond
لَكُمْ ۖ
size
وَيَوْمَ
ve günü
ٱلْقِيَـٰمَةِ
kıyamet
يَكْفُرُونَ
inkar ederler
بِشِرْكِكُمْ ۚ
sizin ortak koşmanızı
وَلَا
ve
يُنَبِّئُكَ
hiç kimse sana haber veremez
مِثْلُ
gibi
خَبِيرٍۢ
herşeyi bilen

Saheeh InternationalIf you invoke them, they do not hear your supplication; and if they heard, they would not respond to you. And on the Day of Resurrection they will deny your association. And none can inform you like [one] Acquainted [with all matters]

Ali BulaçEğer onlara dua ederseniz, duanızı işitmezler, işitseler bile size cevap veremezler. Kıyamet gününde ise, sizin şirk koşmanızı tanımayacaklardır. (Bunu herşeyden) Haberi olan Allah gibi sana (hiç kimse) haber vermez

35:15 📚 2
۞ يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ أَنتُمُ ٱلْفُقَرَآءُ إِلَى ٱللَّهِۖ وَٱللَّهُ هُوَ ٱلْغَنِىُّ ٱلْحَمِيدُ
۞ يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلنَّاسُ
insanlar
أَنتُمُ
siz
ٱلْفُقَرَآءُ
muhtaçsınız
إِلَى
Allah'a
ٱللَّهِ ۖ
Allah
وَٱللَّهُ
Allah ise
هُوَ
O'dur
ٱلْغَنِىُّ
zengin olan
ٱلْحَمِيدُ
ve hamde layık olan

Saheeh InternationalO mankind, you are those in need of Allah, while Allah is the Free of need, the Praiseworthy

Ali BulaçEy insanlar, siz Allah'a (karşı fakir olan) muhtaçlarsınız; Allah ise, Ğaniy (hiçbir şeye ihtiyacı olmayan)dır, Hamid (övülmeye layık)tır

35:16 📚 1
إِن يَشَأْ يُذْهِبْكُمْ وَيَأْتِ بِخَلْقٍ جَدِيدٍ
إِن
eğer
يَشَأْ
dilese
يُذْهِبْكُمْ
sizi götürür
وَيَأْتِ
ve getirir
بِخَلْقٍۢ
bir halk
جَدِيدٍۢ
yeni

Saheeh InternationalIf He wills, He can do away with you and bring forth a new creation

Ali BulaçDileyecek olsa, sizi giderir (yok eder) ve yepyeni bir halk getirir

35:17 📚 5
وَمَا ذَٲلِكَ عَلَى ٱللَّهِ بِعَزِيزٍ
وَمَا
ve değildir'
ذَٰلِكَ
bu
عَلَى
üzerine
ٱللَّهِ
Allah
بِعَزِيزٍۢ
zorlu

Saheeh InternationalAnd that is for Allah not difficult

Ali BulaçBu, Allah'a göre güç değildir

35:18 📚 1
وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَىٰۚ وَإِن تَدْعُ مُثْقَلَةٌ إِلَىٰ حِمْلِهَا لَا يُحْمَلْ مِنْهُ شَىْءٌ وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبَىٰٓۗ إِنَّمَا تُنذِرُ ٱلَّذِينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُم بِٱلْغَيْبِ وَأَقَامُواْ ٱلصَّلَوٲةَۚ وَمَن تَزَكَّىٰ فَإِنَّمَا يَتَزَكَّىٰ لِنَفْسِهِۚۦ وَإِلَى ٱللَّهِ ٱلْمَصِيرُ
وَلَا
ve
تَزِرُ
çekmez
وَازِرَةٌۭ
hiçbir günahkar
وِزْرَ
günahını
أُخْرَىٰ ۚ
başkasının
وَإِن
ve eğer
تَدْعُ
(başkalarını) çağırsa
مُثْقَلَةٌ
yükü ağır gelen kimse
إِلَىٰ
onu taşımak için
حِمْلِهَا
(carry) its load
لَا
taşınmaz
يُحْمَلْ
will be carried
مِنْهُ
ondan (yükünden)
شَىْءٌۭ
hiçbir şey
وَلَوْ
ve şayet
كَانَ
(dahi) olsa
ذَا
akrabası
قُرْبَىٰٓ ۗ
akrabası
إِنَّمَا
sen ancak
تُنذِرُ
uyarırsın
ٱلَّذِينَ
korkanları
يَخْشَوْنَ
fear
رَبَّهُم
Rablerinden
بِٱلْغَيْبِ
görmeden
وَأَقَامُوا۟
ve kılanları
ٱلصَّلَوٰةَ ۚ
namazı
وَمَن
ve kim
تَزَكَّىٰ
ma'nen arınıp yücelirse
فَإِنَّمَا
şüphesiz
يَتَزَكَّىٰ
arınmış olur
لِنَفْسِهِۦ ۚ
kendi yararına
وَإِلَى
ve
ٱللَّهِ
Allah'adır
ٱلْمَصِيرُ
dönüş

Saheeh InternationalAnd no bearer of burdens will bear the burden of another. And if a heavily laden soul calls [another] to [carry some of] its load, nothing of it will be carried, even if he should be a close relative. You can only warn those who fear their Lord unseen and have established prayer. And whoever purifies himself only purifies himself for [the benefit of] his soul. And to Allah is the [final] destination

Ali BulaçHiçbir günahkar bir başka günahkarın günahını yüklenemez. Eğer yükü ağır olan kimse (bir başkasını) onu taşımaya çağırsa, -bu, yakın-akrabası da olsa- kendisine ondan hiçbir şey yükletilmez. Sen, yalnızca gayb ile Rablerinden 'içleri titreyerek-korkmakta' olanları ve dosdoğru namazı kılanları uyarırsın. Kim temizlenip-arınırsa, artık o, kendi nefsi için temizlenip-arınmıştır. Sonunda dönüş Allah'adır

35:19 📚 2
وَمَا يَسْتَوِى ٱلْأَعْمَىٰ وَٱلْبَصِيرُ
وَمَا
ve değildir
يَسْتَوِى
eşit
ٱلْأَعْمَىٰ
körle
وَٱلْبَصِيرُ
gören

Saheeh InternationalNot equal are the blind and the seeing

Ali BulaçKör olanla (basiretle) gören bir değildir

35:20
وَلَا ٱلظُّلُمَـٰتُ وَلَا ٱلنُّورُ
وَلَا
ve değildir
ٱلظُّلُمَـٰتُ
karanlıklar
وَلَا
ve ne de
ٱلنُّورُ
aydınlık

Saheeh InternationalNor are the darknesses and the light

Ali BulaçKaranlıklarla aydınlık

35:21 📚 1
وَلَا ٱلظِّلُّ وَلَا ٱلْحَرُورُ
وَلَا
ve değildir
ٱلظِّلُّ
gölge (ile)
وَلَا
ve ne de
ٱلْحَرُورُ
sıcaklık

Saheeh InternationalNor are the shade and the heat

Ali BulaçGölge ile sıcaklık da

35:22 📚 1
وَمَا يَسْتَوِى ٱلْأَحْيَآءُ وَلَا ٱلْأَمْوَٲتُۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُسْمِعُ مَن يَشَآءُۖ وَمَآ أَنتَ بِمُسْمِعٍ مَّن فِى ٱلْقُبُورِ
وَمَا
ve olmaz
يَسْتَوِى
eşit
ٱلْأَحْيَآءُ
dirilerle
وَلَا
ve
ٱلْأَمْوَٰتُ ۚ
ölüler
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
يُسْمِعُ
işittirir
مَن
kimseye
يَشَآءُ ۖ
dilediği
وَمَآ
yoksa değilsin
أَنتَ
sen
بِمُسْمِعٍۢ
işittirecek
مَّن
kimselere
فِى
içindeki
ٱلْقُبُورِ
kabirler

Saheeh InternationalAnd not equal are the living and the dead. Indeed, Allah causes to hear whom He wills, but you cannot make hear those in the graves

Ali BulaçDiri olanlarla ölüler de bir değildir. Gerçekten Allah, dilediğine işittirir; sen ise kabirlerde olanlara işittirecek değilsin

35:23
إِنْ أَنتَ إِلَّا نَذِيرٌ
إِنْ
değilsin
أَنتَ
sen
إِلَّا
başka
نَذِيرٌ
uyarıcı(dan)

Saheeh InternationalYou, [O Muhammad], are not but a warner

Ali BulaçSen, yalnızca bir uyarıcısın

35:24 📚 2
إِنَّآ أَرْسَلْنَـٰكَ بِٱلْحَقِّ بَشِيرًا وَنَذِيرًاۚ وَإِن مِّنْ أُمَّةٍ إِلَّا خَلَا فِيهَا نَذِيرٌ
إِنَّآ
şüphesiz biz
أَرْسَلْنَـٰكَ
seni gönderdik
بِٱلْحَقِّ
gerçek ile
بَشِيرًۭا
müjdeleyici
وَنَذِيرًۭا ۚ
ve uyarıcı
وَإِن
ve yoktur
مِّنْ
hiçbir
أُمَّةٍ
millet
إِلَّا
olmayan
خَلَا
(gelip) geçmiş
فِيهَا
içinde
نَذِيرٌۭ
bir uyarıcı

Saheeh InternationalIndeed, We have sent you with the truth as a bringer of good tidings and a warner. And there was no nation but that there had passed within it a warner

Ali BulaçŞüphesiz Biz seni, hak ile bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Hiçbir ümmet yoktur ki, içinde bir uyarıcı gelip-geçmiş olmasın

35:25
وَإِن يُكَذِّبُوكَ فَقَدْ كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ جَآءَتْهُمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَـٰتِ وَبِٱلزُّبُرِ وَبِٱلْكِتَـٰبِ ٱلْمُنِيرِ
وَإِن
ve eğer
يُكَذِّبُوكَ
seni yalanlıyorlarsa
فَقَدْ
elbette
كَذَّبَ
yalanlamışlardı
ٱلَّذِينَ
kimseler de
مِن
bunlardan önceki
قَبْلِهِمْ
(were) before them
جَآءَتْهُمْ
onlara getirmişlerdi
رُسُلُهُم
elçileri
بِٱلْبَيِّنَـٰتِ
açık kanıtlar
وَبِٱلزُّبُرِ
ve sahifeler
وَبِٱلْكِتَـٰبِ
ve Kitap
ٱلْمُنِيرِ
aydınlatıcı

Saheeh InternationalAnd if they deny you - then already have those before them denied. Their messengers came to them with clear proofs and written ordinances and with the enlightening Scripture

Ali BulaçEğer seni yalanlıyorlarsa, senden öncekiler de yalanlandı; elçileri ise; kendilerine apaçık ayetler, sahifeler ve aydınlatıcı kitaplar getirmişlerdi

35:26
ثُمَّ أَخَذْتُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْۖ فَكَيْفَ كَانَ نَكِيرِ
ثُمَّ
sonra
أَخَذْتُ
ben de yakaladım
ٱلَّذِينَ
kimseleri
كَفَرُوا۟ ۖ
inkar eden(leri)
فَكَيْفَ
nasıl?
كَانَ
oldu
نَكِيرِ
benim inkarım

Saheeh InternationalThen I seized the ones who disbelieved, and how [terrible] was My reproach

Ali BulaçSonra Ben de o inkar edenleri yakalayıverdim. Beni inkarları nasıl oldu (onlar gördüler)

35:27 📚 6
أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَخْرَجْنَا بِهِۦ ثَمَرَٲتٍ مُّخْتَلِفًا أَلْوَٲنُهَاۚ وَمِنَ ٱلْجِبَالِ جُدَدُۢ بِيضٌ وَحُمْرٌ مُّخْتَلِفٌ أَلْوَٲنُهَا وَغَرَابِيبُ سُودٌ
أَلَمْ
görmedin mi
تَرَ
you see
أَنَّ
elbette
ٱللَّهَ
Allah
أَنزَلَ
indirdi
مِنَ
gökten
ٱلسَّمَآءِ
the sky
مَآءًۭ
su
فَأَخْرَجْنَا
böylece çıkardık
بِهِۦ
onunla
ثَمَرَٰتٍۢ
meyvalar
مُّخْتَلِفًا
çeşit çeşit
أَلْوَٰنُهَا ۚ
renkleri
وَمِنَ
ve
ٱلْجِبَالِ
dağlardan
جُدَدٌۢ
yollar
بِيضٌۭ
beyaz
وَحُمْرٌۭ
ve kırmızı
مُّخْتَلِفٌ
değişik
أَلْوَٰنُهَا
renklerde
وَغَرَابِيبُ
ve simsiyah
سُودٌۭ
kara

Saheeh InternationalDo you not see that Allah sends down rain from the sky, and We produce thereby fruits of varying colors? And in the mountains are tracts, white and red of varying shades and [some] extremely black

Ali BulaçAllah'ın gökyüzünden su indirdiğini görmedin mi? Böylece Biz onunla, renkleri değişik olan meyveler çıkardık. Dağlardan da beyaz, kırmızı renkleri değişik ve siyah yollar (kıldık)

35:28 📚 1
وَمِنَ ٱلنَّاسِ وَٱلدَّوَآبِّ وَٱلْأَنْعَـٰمِ مُخْتَلِفٌ أَلْوَٲنُهُۥ كَذَٲلِكَۗ إِنَّمَا يَخْشَى ٱللَّهَ مِنْ عِبَادِهِ ٱلْعُلَمَـٰٓؤُاْۗ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ غَفُورٌ
وَمِنَ
insanlardan vardır
ٱلنَّاسِ
men
وَٱلدَّوَآبِّ
ve hayvanlardan
وَٱلْأَنْعَـٰمِ
ve davarlardan
مُخْتَلِفٌ
türlü
أَلْوَٰنُهُۥ
renkte olanlar
كَذَٰلِكَ ۗ
böyle
إِنَّمَا
ancak
يَخْشَى
(gereğince) korkar
ٱللَّهَ
Allah'tan
مِنْ
içinden
عِبَادِهِ
kulları
ٱلْعُلَمَـٰٓؤُا۟ ۗ
bilginler
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
عَزِيزٌ
daima üstündür
غَفُورٌ
çok bağışlayandır

Saheeh InternationalAnd among people and moving creatures and grazing livestock are various colors similarly. Only those fear Allah, from among His servants, who have knowledge. Indeed, Allah is Exalted in Might and Forgiving

Ali Bulaçİnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da renkleri böyle değişik olanlar vardır. Kulları içinde ise Allah'tan ancak alim olanlar 'içleri titreyerek-korkar'. Şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, bağışlayandır

35:29
إِنَّ ٱلَّذِينَ يَتْلُونَ كِتَـٰبَ ٱللَّهِ وَأَقَامُواْ ٱلصَّلَوٲةَ وَأَنفَقُواْ مِمَّا رَزَقْنَـٰهُمْ سِرًّا وَعَلَانِيَةً يَرْجُونَ تِجَـٰرَةً لَّن تَبُورَ
إِنَّ
şüphesiz
ٱلَّذِينَ
kimseler
يَتْلُونَ
okuyan(lar)
كِتَـٰبَ
Kitabını
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَأَقَامُوا۟
ve kılanlar
ٱلصَّلَوٰةَ
namazı
وَأَنفَقُوا۟
ve infak edenler
مِمَّا
verdiğimiz rızıktan
رَزَقْنَـٰهُمْ
We have provided them
سِرًّۭا
gizli
وَعَلَانِيَةًۭ
ve açık
يَرْجُونَ
umarlar
تِجَـٰرَةًۭ
bir ticaret
لَّن
asla
تَبُورَ
batmayacak

Saheeh InternationalIndeed, those who recite the Book of Allah and establish prayer and spend [in His cause] out of what We have provided them, secretly and publicly, [can] expect a profit that will never perish

Ali BulaçGerçekten Allah'ın Kitab'ını okuyanlar, namazı dosdoğru kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak edenler; kesin olarak zarara uğramayacak bir ticareti umabilirler

35:30 📚 2
لِيُوَفِّيَهُمْ أُجُورَهُمْ وَيَزِيدَهُم مِّن فَضْلِهِۚۦٓ إِنَّهُۥ غَفُورٌ شَكُورٌ
لِيُوَفِّيَهُمْ
onlara tam ödesin diye
أُجُورَهُمْ
ücretlerini
وَيَزِيدَهُم
ve fazlasını vermesi için
مِّن
lutfundan
فَضْلِهِۦٓ ۚ
His Bounty
إِنَّهُۥ
çünkü O
غَفُورٌۭ
çok bağışlayandır
شَكُورٌۭ
çok karşılık verendir

Saheeh InternationalThat He may give them in full their rewards and increase for them of His bounty. Indeed, He is Forgiving and Appreciative

Ali BulaçÇünkü (Allah,) ecirlerini noksansız olarak öder ve Kendi fazlından onlara artırır. Şüphesiz O, bağışlayandır, şükrü kabul edendir

35:31
وَٱلَّذِىٓ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ مِنَ ٱلْكِتَـٰبِ هُوَ ٱلْحَقُّ مُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِۗ إِنَّ ٱللَّهَ بِعِبَادِهِۦ لَخَبِيرُۢ بَصِيرٌ
وَٱلَّذِىٓ
vahyettiğimiz
أَوْحَيْنَآ
We have revealed
إِلَيْكَ
sana
مِنَ
Kitaptan
ٱلْكِتَـٰبِ
the Book
هُوَ
O
ٱلْحَقُّ
gerçektir
مُصَدِّقًۭا
doğrulayan
لِّمَا
kendinden öncekini
بَيْنَ
before it
يَدَيْهِ ۗ
kendinden öncekini
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
بِعِبَادِهِۦ
kullarını
لَخَبِيرٌۢ
haber alandır
بَصِيرٌۭ
görendir

Saheeh InternationalAnd that which We have revealed to you, [O Muhammad], of the Book is the truth, confirming what was before it. Indeed, Allah, of His servants, is Acquainted and Seeing

Ali BulaçKendinden öncekini doğrulayıcı olarak sana Kitap'tan vahyettiğimiz gerçeğin ta kendisidir. Şüphesiz Allah, elbette haber alandır, görendir

35:32 📚 6
ثُمَّ أَوْرَثْنَا ٱلْكِتَـٰبَ ٱلَّذِينَ ٱصْطَفَيْنَا مِنْ عِبَادِنَاۖ فَمِنْهُمْ ظَالِمٌ لِّنَفْسِهِۦ وَمِنْهُم مُّقْتَصِدٌ وَمِنْهُمْ سَابِقُۢ بِٱلْخَيْرَٲتِ بِإِذْنِ ٱللَّهِۚ ذَٲلِكَ هُوَ ٱلْفَضْلُ ٱلْكَبِيرُ
ثُمَّ
sonra
أَوْرَثْنَا
miras verdik
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitabı
ٱلَّذِينَ
seçtiklerimize
ٱصْطَفَيْنَا
We have chosen
مِنْ
(arasın)dan
عِبَادِنَا ۖ
kullarımız
فَمِنْهُمْ
onlardan kimi
ظَالِمٌۭ
zulmedendir
لِّنَفْسِهِۦ
nefsine
وَمِنْهُم
ve kimi
مُّقْتَصِدٌۭ
orta gidendir
وَمِنْهُمْ
ve kimi de
سَابِقٌۢ
öne geçendir
بِٱلْخَيْرَٰتِ
hayırlarda
بِإِذْنِ
izniyle
ٱللَّهِ ۚ
Allah'ın
ذَٰلِكَ
işte budur
هُوَ
O
ٱلْفَضْلُ
lutuf
ٱلْكَبِيرُ
büyük

Saheeh InternationalThen we caused to inherit the Book those We have chosen of Our servants; and among them is he who wrongs himself, and among them is he who is moderate, and among them is he who is foremost in good deeds by permission of Allah. That [inheritance] is what is the great bounty

Ali BulaçSonra Kitab'ı kullarımızdan seçtiklerimize miras kıldık. Artık onlardan kimi kendi nefsine zulmeder, kimi orta bir yoldadır, kimi de Allah'ın izniyle hayırlarda yarışır öne geçer. İşte bu, büyük fazlın kendisidir

35:33 📚 3
جَنَّـٰتُ عَدْنٍ يَدْخُلُونَهَا يُحَلَّوْنَ فِيهَا مِنْ أَسَاوِرَ مِن ذَهَبٍ وَلُؤْلُؤًاۖ وَلِبَاسُهُمْ فِيهَا حَرِيرٌ
جَنَّـٰتُ
cennetleri
عَدْنٍۢ
Adn
يَدْخُلُونَهَا
oraya girerler
يُحَلَّوْنَ
takınırlar
فِيهَا
orada
مِنْ
bilezikler
أَسَاوِرَ
bracelets
مِن
altından
ذَهَبٍۢ
gold
وَلُؤْلُؤًۭا ۖ
ve inci(ler)
وَلِبَاسُهُمْ
ve giysileri
فِيهَا
orada
حَرِيرٌۭ
ipektir

Saheeh International[For them are] gardens of perpetual residence which they will enter. They will be adorned therein with bracelets of gold and pearls, and their garments therein will be silk

Ali BulaçAdn cennetleri (onlarındır); oraya girerler, orada altından bileziklerle ve incilerle süslenirler. Ve orada onların elbiseleri ipek(ten)dir

35:34 📚 7
وَقَالُواْ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِىٓ أَذْهَبَ عَنَّا ٱلْحَزَنَۖ إِنَّ رَبَّنَا لَغَفُورٌ شَكُورٌ
وَقَالُوا۟
ve dediler ki
ٱلْحَمْدُ
hamdolsun
لِلَّهِ
Allah'a
ٱلَّذِىٓ
gideren
أَذْهَبَ
(has) removed
عَنَّا
bizden
ٱلْحَزَنَ ۖ
tasayı
إِنَّ
doğrusu
رَبَّنَا
Rabbimiz
لَغَفُورٌۭ
çok bağışlayandır
شَكُورٌ
çok karşılık verendir

Saheeh InternationalAnd they will say, "Praise to Allah, who has removed from us [all] sorrow. Indeed, our Lord is Forgiving and Appreciative

Ali BulaçDerler ki: "Bizden hüznü giderip yok eden Allah'a hamd olsun; şüphesiz Rabbimiz, gerçekten bağışlayandır, şükrü kabul edendir

35:35 📚 3
ٱلَّذِىٓ أَحَلَّنَا دَارَ ٱلْمُقَامَةِ مِن فَضْلِهِۦ لَا يَمَسُّنَا فِيهَا نَصَبٌ وَلَا يَمَسُّنَا فِيهَا لُغُوبٌ
ٱلَّذِىٓ
O (Rab) ki
أَحَلَّنَا
bizi kondurdu
دَارَ
yurda
ٱلْمُقَامَةِ
durulacak
مِن
lutfuyla
فَضْلِهِۦ
His Bounty
لَا
asla
يَمَسُّنَا
bize dokunmaz
فِيهَا
orada
نَصَبٌۭ
bir yorgunluk
وَلَا
ve ne de
يَمَسُّنَا
bize dokunmaz
فِيهَا
orada
لُغُوبٌۭ
bir usanç

Saheeh InternationalHe who has settled us in the home of duration out of His bounty. There touches us not in it any fatigue, and there touches us not in it weariness [of mind]

Ali BulaçKi O, bizi Kendi fazlından (ebedi olarak) kalınacak bir yurda yerleştirdi; burada bize bir yorgunluk dokunmaz ve burada bize bir bıkkınlık da dokunmaz

35:36 📚 1
وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لَهُمْ نَارُ جَهَنَّمَ لَا يُقْضَىٰ عَلَيْهِمْ فَيَمُوتُواْ وَلَا يُخَفَّفُ عَنْهُم مِّنْ عَذَابِهَاۚ كَذَٲلِكَ نَجْزِى كُلَّ كَفُورٍ
وَٱلَّذِينَ
ve
كَفَرُوا۟
inkar edenler
لَهُمْ
onlara vardır
نَارُ
ateşi
جَهَنَّمَ
cehennem
لَا
hükmedilmez
يُقْضَىٰ
is decreed
عَلَيْهِمْ
onlara
فَيَمُوتُوا۟
ölsünler
وَلَا
ve
يُخَفَّفُ
hafifletilmez
عَنْهُم
onlardan
مِّنْ
onun azabı
عَذَابِهَا ۚ
its torment
كَذَٰلِكَ
işte böyle
نَجْزِى
cezalandırırız
كُلَّ
her
كَفُورٍۢ
nankörü

Saheeh InternationalAnd for those who disbelieve will be the fire of Hell. [Death] is not decreed for them so they may die, nor will its torment be lightened for them. Thus do we recompense every ungrateful one

Ali Bulaçİnkar edenlere gelince, onlar için de cehennem ateşi vardır. Onlar için ne, karar verilir, ki böylece ölüversinler, ne de kendilerine onun azabından (bir şey) hafifletilir. İşte Biz, her nankör olanı böyle cezalandırırız

35:37 📚 5
وَهُمْ يَصْطَرِخُونَ فِيهَا رَبَّنَآ أَخْرِجْنَا نَعْمَلْ صَـٰلِحًا غَيْرَ ٱلَّذِى كُنَّا نَعْمَلُۚ أَوَلَمْ نُعَمِّرْكُم مَّا يَتَذَكَّرُ فِيهِ مَن تَذَكَّرَ وَجَآءَكُمُ ٱلنَّذِيرُۖ فَذُوقُواْ فَمَا لِلظَّـٰلِمِينَ مِن نَّصِيرٍ
وَهُمْ
ve onlar
يَصْطَرِخُونَ
feryadederler
فِيهَا
orada
رَبَّنَآ
Rabbimiz
أَخْرِجْنَا
bizi çıkar
نَعْمَلْ
yapalım
صَـٰلِحًا
iyi işler
غَيْرَ
başka olarak
ٱلَّذِى
olduğumuz
كُنَّا
we used
نَعْمَلُ ۚ
yapmış
أَوَلَمْ
sizi yaşatmadık mı?
نُعَمِّرْكُم
We give you life long enough
مَّا
öğüt alacağı kadar
يَتَذَكَّرُ
(would) receive admonition
فِيهِ
orada
مَن
kimsenin
تَذَكَّرَ
öğüt alacak
وَجَآءَكُمُ
ve size geldi
ٱلنَّذِيرُ ۖ
uyarıcı
فَذُوقُوا۟
öyle ise (azabı) tadın
فَمَا
artık yoktur
لِلظَّـٰلِمِينَ
zalimlerin
مِن
hiçbir
نَّصِيرٍ
yardımcısı

Saheeh InternationalAnd they will cry out therein, "Our Lord, remove us; we will do righteousness - other than what we were doing!" But did We not grant you life enough for whoever would remember therein to remember, and the warner had come to you? So taste [the punishment], for there is not for the wrongdoers any helper

Ali Bulaçİçinde onlar (şöyle) çığlık atarlar: "Rabbimiz, bizi çıkar, yaptığımızdan başka salih bir amelde bulunalım." Size orda (dünyada), öğüt alabilecek olanın öğüt alabileceği kadar ömür vermedik mi? Size uyaran da gelmişti. Öyleyse (azabı) tadın; artık zalimler için bir yardımcı yoktur

35:38
إِنَّ ٱللَّهَ عَـٰلِمُ غَيْبِ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلْأَرْضِۚ إِنَّهُۥ عَلِيمُۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
عَـٰلِمُ
bilendir
غَيْبِ
gaybını
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
göklerin
وَٱلْأَرْضِ ۚ
ve yerin
إِنَّهُۥ
şüphesiz O
عَلِيمٌۢ
bilir
بِذَاتِ
özünü
ٱلصُّدُورِ
göğüslerin

Saheeh InternationalIndeed, Allah is Knower of the unseen [aspects] of the heavens and earth. Indeed, He is Knowing of that within the breasts

Ali BulaçŞüphesiz Allah, göklerin ve yerin gaybını bilendir. Gerçek şu ki O, sinelerin özünde (saklı) olanı bilir

35:39
هُوَ ٱلَّذِى جَعَلَكُمْ خَلَـٰٓئِفَ فِى ٱلْأَرْضِۚ فَمَن كَفَرَ فَعَلَيْهِ كُفْرُهُۖۥ وَلَا يَزِيدُ ٱلْكَـٰفِرِينَ كُفْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ إِلَّا مَقْتًاۖ وَلَا يَزِيدُ ٱلْكَـٰفِرِينَ كُفْرُهُمْ إِلَّا خَسَارًا
هُوَ
O'dur
ٱلَّذِى
sizi yapan
جَعَلَكُمْ
made you
خَلَـٰٓئِفَ
halifeler (yöneticiler)
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ ۚ
the earth
فَمَن
artık kim
كَفَرَ
nankörlük ederse
فَعَلَيْهِ
kendi zararınadır
كُفْرُهُۥ ۖ
nankörlüğü
وَلَا
ve
يَزِيدُ
artırmaz
ٱلْكَـٰفِرِينَ
kafirlerin
كُفْرُهُمْ
küfrü
عِندَ
yanında
رَبِّهِمْ
Rableri
إِلَّا
başka bir şey
مَقْتًۭا ۖ
gazabdan
وَلَا
ve ne de
يَزِيدُ
artırmaz;
ٱلْكَـٰفِرِينَ
kafirlerin
كُفْرُهُمْ
küfrü
إِلَّا
başka bir şey
خَسَارًۭا
ziyandan

Saheeh InternationalIt is He who has made you successors upon the earth. And whoever disbelieves - upon him will be [the consequence of] his disbelief. And the disbelief of the disbelievers does not increase them in the sight of their Lord except in hatred; and the disbelief of the disbelievers does not increase them except in loss

Ali BulaçYeryüzünde sizi halifeler kılan O'dur. Öyleyse kim inkar ederse, artık inkarı kendi aleyhinedir. Rableri Katında kafir olanlara kendi inkarları gazabtan başkasını arttırmaz ve kafir olanlara kendi inkarları kayıptan başkasını arttırmaz

35:40
قُلْ أَرَءَيْتُمْ شُرَكَآءَكُمُ ٱلَّذِينَ تَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَرُونِى مَاذَا خَلَقُواْ مِنَ ٱلْأَرْضِ أَمْ لَهُمْ شِرْكٌ فِى ٱلسَّمَـٰوَٲتِ أَمْ ءَاتَيْنَـٰهُمْ كِتَـٰبًا فَهُمْ عَلَىٰ بَيِّنَتٍ مِّنْهُۚ بَلْ إِن يَعِدُ ٱلظَّـٰلِمُونَ بَعْضُهُم بَعْضًا إِلَّا غُرُورًا
قُلْ
de ki
أَرَءَيْتُمْ
siz gördünüz mü?
شُرَكَآءَكُمُ
ortaklarınızı
ٱلَّذِينَ
yalvardığınız
تَدْعُونَ
you call
مِن
başka
دُونِ
besides
ٱللَّهِ
Allah'tan
أَرُونِى
bana gösterin
مَاذَا
hangi şeyi?
خَلَقُوا۟
yarattılar
مِنَ
yerden
ٱلْأَرْضِ
the earth
أَمْ
yoksa
لَهُمْ
onların var (mı?)
شِرْكٌۭ
ortaklıkları
فِى
göklerde
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
the heavens
أَمْ
yoksa
ءَاتَيْنَـٰهُمْ
biz onlara verdik de
كِتَـٰبًۭا
bir Kitap
فَهُمْ
onlar da
عَلَىٰ
üzerindeler
بَيِّنَتٍۢ
bir delil
مِّنْهُ ۚ
ondan
بَلْ
hayır
إِن
va'detmiyorlar
يَعِدُ
promise
ٱلظَّـٰلِمُونَ
o zalimler
بَعْضُهُم
birbirlerine
بَعْضًا
birbirlerine
إِلَّا
başka bir şey
غُرُورًا
aldatmakdan

Saheeh InternationalSay, "Have you considered your 'partners' whom you invoke besides Allah? Show me what they have created from the earth, or have they partnership [with Him] in the heavens? Or have We given them a book so they are [standing] on evidence therefrom? [No], rather, the wrongdoers do not promise each other except delusion

Ali BulaçDe ki: "Siz, Allah'ın dışında taptığınız ortaklarınızı gördünüz mü? Bana haber verin; yerden neyi yaratmışlardır? Ya da onların göklerde bir ortaklığı mı var? Yoksa Biz onlara bir kitap vermişiz de onlar bundan (dolayı) apaçık bir belge üzerinde midirler? Hayır, zulmedenler, birbirlerine aldatmadan başkasını vadetmiyorlar

35:41 📚 4
۞ إِنَّ ٱللَّهَ يُمْسِكُ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلْأَرْضَ أَن تَزُولَاۚ وَلَئِن زَالَتَآ إِنْ أَمْسَكَهُمَا مِنْ أَحَدٍ مِّنۢ بَعْدِهِۚۦٓ إِنَّهُۥ كَانَ حَلِيمًا غَفُورًا
۞ إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
يُمْسِكُ
tutmaktadır
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
gökleri
وَٱلْأَرْضَ
ve yeri
أَن
yıkılmamaları için
تَزُولَا ۚ
they cease
وَلَئِن
andolsun
زَالَتَآ
ikisi yıkılsa
إِنْ
onları tutamaz
أَمْسَكَهُمَا
can uphold them
مِنْ
hiç
أَحَدٍۢ
kimse
مِّنۢ
ondan sonra
بَعْدِهِۦٓ ۚ
after Him
إِنَّهُۥ
şüphesiz O
كَانَ
halimdir
حَلِيمًا
Most Forbearing
غَفُورًۭا
çok bağışlayandır

Saheeh InternationalIndeed, Allah holds the heavens and the earth, lest they cease. And if they should cease, no one could hold them [in place] after Him. Indeed, He is Forbearing and Forgiving

Ali BulaçŞüphesiz Allah, gökleri ve yeri zeval bulurlar diye (her an kudreti altında) tutuyor. Andolsun, eğer zeval bulacak olurlarsa, Kendisi'nden sonra artık kimse onları tutamaz. Doğrusu O, Halim’dir, bağışlayandır

35:42
وَأَقْسَمُواْ بِٱللَّهِ جَهْدَ أَيْمَـٰنِهِمْ لَئِن جَآءَهُمْ نَذِيرٌ لَّيَكُونُنَّ أَهْدَىٰ مِنْ إِحْدَى ٱلْأُمَمِۖ فَلَمَّا جَآءَهُمْ نَذِيرٌ مَّا زَادَهُمْ إِلَّا نُفُورًا
وَأَقْسَمُوا۟
ve yemin ettiler
بِٱللَّهِ
Allah'a
جَهْدَ
bütün gücüyle
أَيْمَـٰنِهِمْ
yeminlerinin
لَئِن
andolsun eğer
جَآءَهُمْ
kendilerine gelirse
نَذِيرٌۭ
bir uyarıcı (peygamber)
لَّيَكُونُنَّ
olacaklarına
أَهْدَىٰ
daha çok doğru yolda
مِنْ
herbir
إِحْدَى
any
ٱلْأُمَمِ ۖ
milletten
فَلَمَّا
fakat
جَآءَهُمْ
gelince
نَذِيرٌۭ
uyarıcı
مَّا
onların arttırmadı
زَادَهُمْ
it increased them
إِلَّا
başka bir şey
نُفُورًا
nefretten

Saheeh InternationalAnd they swore by Allah their strongest oaths that if a warner came to them, they would be more guided than [any] one of the [previous] nations. But when a warner came to them, it did not increase them except in aversion

Ali BulaçYeminlerinin olanca güçleriyle, kendilerine bir uyarıcı-korkutucu gelecek olsa, ümmetlerinin herhangi birinden mutlaka daha doğru olacaklarına dair, Allah'a and içtiler. Ancak onlara bir uyarıcı-korkutucu geldiğinde (bu,) nefretlerinden başkasını artırmadı

35:43
ٱسْتِكْبَارًا فِى ٱلْأَرْضِ وَمَكْرَ ٱلسَّيِّىِٕۚ وَلَا يَحِيقُ ٱلْمَكْرُ ٱلسَّيِّئُ إِلَّا بِأَهْلِهِۚۦ فَهَلْ يَنظُرُونَ إِلَّا سُنَّتَ ٱلْأَوَّلِينَۚ فَلَن تَجِدَ لِسُنَّتِ ٱللَّهِ تَبْدِيلاًۖ وَلَن تَجِدَ لِسُنَّتِ ٱللَّهِ تَحْوِيلاً
ٱسْتِكْبَارًۭا
büyüklük taslama(larını)
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the land
وَمَكْرَ
ve tuzak(lar) kurma(larını artırdı)
ٱلسَّيِّئِ ۚ
kötü
وَلَا
oysa
يَحِيقُ
dolanmaz
ٱلْمَكْرُ
tuzak
ٱلسَّيِّئُ
kötü
إِلَّا
başkasına
بِأَهْلِهِۦ ۚ
sahibi(nden)
فَهَلْ
bekliyorlar-mı?
يَنظُرُونَ
bekliyorlar
إِلَّا
except
سُنَّتَ
yasasından
ٱلْأَوَّلِينَ ۚ
öncekilerin
فَلَن
halbuki
تَجِدَ
bulamazsın
لِسُنَّتِ
yasasında
ٱللَّهِ
Allah'ın
تَبْدِيلًۭا ۖ
bir değişme
وَلَن
ve
تَجِدَ
bulamazsın
لِسُنَّتِ
yasasında
ٱللَّهِ
Allah'ın
تَحْوِيلًا
bir sapma

Saheeh International[Due to] arrogance in the land and plotting of evil; but the evil plot does not encompass except its own people. Then do they await except the way of the former peoples? But you will never find in the way of Allah any change, and you will never find in the way of Allah any alteration

Ali Bulaç(Hem de) Yeryüzünde büyüklük taslayarak ve kötülüğü tasarlayıp düzenleyerek. Oysa hileli düzen, kendi sahibinden başkasını sarıp-kuşatmaz. Artık onlar öncekilerin sünnetinden başkasını mı gözlemektedirler? Sen, Allah'ın sünnetinde kesinlikle bir değişiklik bulamazsın ve sen, Allah'ın sünnetinde kesinlikle bir dönüşüm de bulamazsın

35:44 📚 2
أَوَلَمْ يَسِيرُواْ فِى ٱلْأَرْضِ فَيَنظُرُواْ كَيْفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَكَانُوٓاْ أَشَدَّ مِنْهُمْ قُوَّۚةً وَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيُعْجِزَهُۥ مِن شَىْءٍ فِى ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَلَا فِى ٱلْأَرْضِۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَلِيمًا قَدِيرًا
أَوَلَمْ
hiç gez(ip dolaş)madılar mı?
يَسِيرُوا۟
traveled
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the land
فَيَنظُرُوا۟
görsünler
كَيْفَ
nasıl
كَانَ
olduğunu
عَـٰقِبَةُ
sonunun
ٱلَّذِينَ
kimselerin
مِن
kendilerinden önceki
قَبْلِهِمْ
(were) before them
وَكَانُوٓا۟
onlar idiler
أَشَدَّ
daha güçlü
مِنْهُمْ
bunlardan
قُوَّةًۭ ۚ
kuvvet bakımından
وَمَا
ve yoktur
كَانَ
Allah'ı
ٱللَّهُ
Allah
لِيُعْجِزَهُۥ
engelleyecek
مِن
hiçbir
شَىْءٍۢ
şey
فِى
göklerde
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
the heavens
وَلَا
ve yoktur
فِى
yerde
ٱلْأَرْضِ ۚ
the earth
إِنَّهُۥ
şüphesiz O
كَانَ
bilendir
عَلِيمًۭا
All-Knower
قَدِيرًۭا
güçlüdür

Saheeh InternationalHave they not traveled through the land and observed how was the end of those before them? And they were greater than them in power. But Allah is not to be caused failure by anything in the heavens or on the earth. Indeed, He is ever Knowing and Competent

Ali BulaçYeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı ki, kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görsünler; üstelik onlar kuvvet bakımından kendilerinden daha güçlüydüler. Göklerde ve yerde Allah'ı aciz bırakacak hiçbir şey yoktur. Şüphesiz O, bilendir, güç yetirendir

35:45 📚 2
وَلَوْ يُؤَاخِذُ ٱللَّهُ ٱلنَّاسَ بِمَا كَسَبُواْ مَا تَرَكَ عَلَىٰ ظَهْرِهَا مِن دَآبَّةٍ وَلَـٰكِن يُؤَخِّرُهُمْ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّىۖ فَإِذَا جَآءَ أَجَلُهُمْ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِعِبَادِهِۦ بَصِيرَۢا
وَلَوْ
ve eğer
يُؤَاخِذُ
cezalandıracak olsaydı
ٱللَّهُ
Allah
ٱلنَّاسَ
insanları
بِمَا
yüzünden
كَسَبُوا۟
yaptıkları işler
مَا
bırakmazdı
تَرَكَ
He would leave
عَلَىٰ
üzerinde (yeryüzünde)
ظَهْرِهَا
onun sırtı
مِن
hiçbir
دَآبَّةٍۢ
canlı
وَلَـٰكِن
fakat
يُؤَخِّرُهُمْ
onları erteliyor
إِلَىٰٓ
kadar
أَجَلٍۢ
bir süreye
مُّسَمًّۭى ۖ
belirtilmiş
فَإِذَا
zaman
جَآءَ
geldiği
أَجَلُهُمْ
süreleri
فَإِنَّ
kuşkusuz
ٱللَّهَ
Allah
كَانَ
kullarını
بِعِبَادِهِۦ
of His slaves
بَصِيرًۢا
görmektedir

Saheeh InternationalAnd if Allah were to impose blame on the people for what they have earned, He would not leave upon the earth any creature. But He defers them for a specified term. And when their time comes, then indeed Allah has ever been, of His servants, Seeing

Ali BulaçEğer Allah, kazandıkları dolayısıyla insanları (azap ile) yakalayıverecek olsaydı, (yerin) sırtı üzerinde hiçbir canlıyı bırakmazdı, ancak onları, adı konulmuş bir süreye kadar ertelemektedir. Sonunda ecelleri geldiği zaman, artık şüphesiz Allah Kendi kullarını görendir

← Önceki Sonraki →

35. Faatir Suresi | Anlam Arayışı