☪ Anlam Arayışı

40. Ghafir سُورَةُ غَافِرٍ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
40:1
حمٓ
حمٓ
Hâ Mîm

Diyanet İşleri MealiHa, Mim

Elmalılı Hamdi YazırHâ Mîm

40:2
تَنزِيلُ ٱلۡكِتَٰبِ مِنَ ٱللَّهِ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡعَلِيمِ
تَنزِيلُ
indirilişi
ٱلْكِتَـٰبِ
Kitabın
مِنَ
tarafındandır
ٱللَّهِ
Allah
ٱلْعَزِيزِ
aziz (daima galib)
ٱلْعَلِيمِ
alim (herşeyi en iyi bilen)

Diyanet İşleri MealiKitap'ın indirilmesi, güçlü ve bilgin olan Allah katındandır

Elmalılı Hamdi YazırBu kitabın indirilişi, çok güçlü ve her şeyi bilen Allah tarafındandır

40:3 📚 10
غَافِرِ ٱلذَّنۢبِ وَقَابِلِ ٱلتَّوۡبِ شَدِيدِ ٱلۡعِقَابِ ذِي ٱلطَّوۡلِۖ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَۖ إِلَيۡهِ ٱلۡمَصِيرُ
غَافِرِ
bağışlayandır
ٱلذَّنۢبِ
günahı
وَقَابِلِ
ve kabul edendir
ٱلتَّوْبِ
tevbeyi
شَدِيدِ
çetin olandır
ٱلْعِقَابِ
azabı
ذِى
sahibidir
ٱلطَّوْلِ ۖ
lutuf
لَآ
yoktur
إِلَـٰهَ
tanrı
إِلَّا
başka
هُوَ ۖ
O'ndan
إِلَيْهِ
O'nadır
ٱلْمَصِيرُ
dönüş

Diyanet İşleri MealiO, günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden, cezası şiddetli, lütfu bol olandır. O'ndan başka tanrı yoktur, dönüş O'nadır

Elmalılı Hamdi YazırO, günah bağışlayıcı, tevbe kabul edici, azabı şiddetli, kerem sahibi Allah'tandır ki O'ndan başka ilâh yoktur. Hem dönüş O'nadır

40:4
مَا يُجَٰدِلُ فِيٓ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ إِلَّا ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ فَلَا يَغۡرُرۡكَ تَقَلُّبُهُمۡ فِي ٱلۡبِلَٰدِ
مَا
mücadele etmez
يُجَـٰدِلُ
dispute
فِىٓ
hakkında
ءَايَـٰتِ
ayetleri
ٱللَّهِ
Allah'ın
إِلَّا
başkası
ٱلَّذِينَ
kimselerden
كَفَرُوا۟
inkar eden(lerden)
فَلَا
o halde
يَغْرُرْكَ
seni aldatmasın
تَقَلُّبُهُمْ
onların dolaşmaları
فِى
şehirlede
ٱلْبِلَـٰدِ
the cities

Diyanet İşleri MealiAllah'ın ayetleri üzerinde, inkar edenlerden başkası tartışmaya girişmez. İnkarcıların memlekette gezip dolaşması seni aldatmasın

Elmalılı Hamdi YazırAllah'ın âyetleri hakkında ancak kâfirler mücadele ederler. Şimdi onların beldeler içinde dönüp dolaşmaları seni aldatmasın

40:5
كَذَّبَتۡ قَبۡلَهُمۡ قَوۡمُ نُوحࣲ وَٱلۡأَحۡزَابُ مِنۢ بَعۡدِهِمۡۖ وَهَمَّتۡ كُلُّ أُمَّةِۭ بِرَسُولِهِمۡ لِيَأۡخُذُوهُۖ وَجَٰدَلُواْ بِٱلۡبَٰطِلِ لِيُدۡحِضُواْ بِهِ ٱلۡحَقَّ فَأَخَذۡتُهُمۡۖ فَكَيۡفَ كَانَ عِقَابِ
كَذَّبَتْ
yalanladı
قَبْلَهُمْ
onlardan önce
قَوْمُ
kavmi
نُوحٍۢ
Nuh
وَٱلْأَحْزَابُ
ve kollar
مِنۢ
onlardan sonraki
بَعْدِهِمْ ۖ
after them
وَهَمَّتْ
ve yeltendi
كُلُّ
her
أُمَّةٍۭ
millet
بِرَسُولِهِمْ
elçisini
لِيَأْخُذُوهُ ۖ
yakalamağa
وَجَـٰدَلُوا۟
ve tartıştılar
بِٱلْبَـٰطِلِ
boş şeyler ileri sürerek
لِيُدْحِضُوا۟
gidermek için
بِهِ
onunla
ٱلْحَقَّ
hakkı
فَأَخَذْتُهُمْ ۖ
bu yüzden onları yakaladım
فَكَيْفَ
nasıl
كَانَ
oldu
عِقَابِ
azabım

Diyanet İşleri MealiOnlardan önce, Nuh milleti, ardından, peygamberlere karşı gelen topluluklar da peygamberlerini yalanlamış; her ümmet, peygamberini cezalandırmaya azmetmişti. Hakkı batılla gidermek için mücadele etmişlerdi. Bunun üzerine Ben onları yakaladım. Cezalandırmam nasılmış

Elmalılı Hamdi YazırOnlardan önce Nuh kavmi, arkalarından da çeşitli topluluklar yalanlamışlardı. Her ümmet, kendi peygamberlerini yakalamak kastında bulundu. Hakkı batılla gidermek için boşuna mücadele ettiler. Ben de onları tuttum, alıverdim. (Bak o zaman) azabım nasıl oldu

40:6
وَكَذَٰلِكَ حَقَّتۡ كَلِمَتُ رَبِّكَ عَلَى ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ أَنَّهُمۡ أَصۡحَٰبُ ٱلنَّارِ
وَكَذَٰلِكَ
ve böylece
حَقَّتْ
yerini buldu
كَلِمَتُ
sözü
رَبِّكَ
Rabbinin
عَلَى
hakkındaki
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَفَرُوٓا۟
inkar eden(ler)
أَنَّهُمْ
onlar ki;
أَصْحَـٰبُ
halkıdır
ٱلنَّارِ
ateş

Diyanet İşleri Mealiİnkar edenlerin cehennemlik olduklarına dair Rabbinin sözü böylece gerçekleşti

Elmalılı Hamdi Yazırİşte o nankörlük eden kâfirlere Rabbinin (azab) sözü öyle hak oldu. Onlar, mutlaka cehennemliktirler

40:7 📚 4
ٱلَّذِينَ يَحۡمِلُونَ ٱلۡعَرۡشَ وَمَنۡ حَوۡلَهُۥ يُسَبِّحُونَ بِحَمۡدِ رَبِّهِمۡ وَيُؤۡمِنُونَ بِهِۦ وَيَسۡتَغۡفِرُونَ لِلَّذِينَ ءَامَنُواْۖ رَبَّنَا وَسِعۡتَ كُلَّ شَيۡءࣲ رَّحۡمَةࣰ وَعِلۡمࣰ ا فَٱغۡفِرۡ لِلَّذِينَ تَابُواْ وَٱتَّبَعُواْ سَبِيلَكَ وَقِهِمۡ عَذَابَ ٱلۡجَحِيمِ
ٱلَّذِينَ
kimseler
يَحْمِلُونَ
taşıyan(lar)
ٱلْعَرْشَ
Arş'ı
وَمَنْ
ve bulunanlar
حَوْلَهُۥ
onun çevresinde
يُسَبِّحُونَ
tesbih ederler
بِحَمْدِ
hamd ile (överek)
رَبِّهِمْ
Rablerini
وَيُؤْمِنُونَ
ve inanırlar
بِهِۦ
O'na
وَيَسْتَغْفِرُونَ
ve mağfiret dilerler
لِلَّذِينَ
kimseler için
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
رَبَّنَا
Rabbimiz
وَسِعْتَ
sen kapladın
كُلَّ
her
شَىْءٍۢ
şeyi
رَّحْمَةًۭ
rahmet ile
وَعِلْمًۭا
ve bilgi ile
فَٱغْفِرْ
bağışla
لِلَّذِينَ
kimseleri
تَابُوا۟
tevbe eden(leri)
وَٱتَّبَعُوا۟
ve uyanları
سَبِيلَكَ
senin yoluna
وَقِهِمْ
ve onları koru
عَذَابَ
azabından
ٱلْجَحِيمِ
cehennem

Diyanet İşleri MealiArşı yüklenen ve çevresinde bulunanlar, Rablerini överek tesbih ederler; O'na inanırlar. Müminler için: "Rabbimiz! İlmin ve rahmetin herşeyi içine almıştır. Tevbe edip Senin yoluna uyanları bağışla; onları cehennemin azabından koru" diye bağışlanma dilerler

Elmalılı Hamdi YazırArşı taşıyanlar ve onun etrafındakiler, Rablerinin hamdiyle tesbih ederler ve O'na inanırlar. İman etmişler için de şöyle bağışlanma dilerler: "Ey Rabbimiz! Rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O, tevbe edip senin yoluna uyanları bağışla, onları cehennem azabından koru

40:8
رَبَّنَا وَأَدۡخِلۡهُمۡ جَنَّٰتِ عَدۡنٍ ٱلَّتِي وَعَدتَّهُمۡ وَمَن صَلَحَ مِنۡ ءَابَآئِهِمۡ وَأَزۡوَٰجِهِمۡ وَذُرِّيَّٰتِهِمۡۚ إِنَّكَ أَنتَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ
رَبَّنَا
Rabbimiz
وَأَدْخِلْهُمْ
ve onları sok
جَنَّـٰتِ
cennetlerine
عَدْنٍ
Adn
ٱلَّتِى
onlara söz verdiğin
وَعَدتَّهُمْ
You have promised them
وَمَن
ve kimseleri
صَلَحَ
iyi olan
مِنْ
babalarından
ءَابَآئِهِمْ
their fathers
وَأَزْوَٰجِهِمْ
ve eşleri(nden)
وَذُرِّيَّـٰتِهِمْ ۚ
ve çocukları(ndan)
إِنَّكَ
şüphesiz sen
أَنتَ
sensin
ٱلْعَزِيزُ
üstün olan
ٱلْحَكِيمُ
hüküm ve hikmet sahibi olan

Diyanet İşleri MealiRabbimiz! Müminleri ve babalarından, eşlerinden, soylarından iyi olanları, kendilerine söz verdiğin Adn cennetlerine koy; şüphesiz güçlü olan, Hakim olan ancak Sensin

Elmalılı Hamdi YazırEy Rabbimiz! Hem onları, hem onların atalarından, zevcelerinden ve zürriyetlerinden iyi olanları kendilerine vaad buyurduğun Adn cennetlerine koy. Şüphesiz çok güçlü, hüküm ve hikmet sahibi olan sensin

40:9
وَقِهِمُ ٱلسَّيِّـَٔاتِۚ وَمَن تَقِ ٱلسَّيِّـَٔاتِ يَوۡمَئِذࣲ فَقَدۡ رَحِمۡتَهُۥۚ وَذَٰلِكَ هُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ
وَقِهِمُ
ve onları koru
ٱلسَّيِّـَٔاتِ ۚ
kötülüklerden
وَمَن
ve kimi
تَقِ
sen korursan
ٱلسَّيِّـَٔاتِ
kötülüklerden
يَوْمَئِذٍۢ
o gün
فَقَدْ
elbette
رَحِمْتَهُۥ ۚ
ona acımışsındır
وَذَٰلِكَ
ve işte budur
هُوَ
o
ٱلْفَوْزُ
başarı
ٱلْعَظِيمُ
büyük

Diyanet İşleri MealiOnları kötülüklerden koru! O gün kötülüklerden kimi korursan, ona şüphesiz rahmet etmiş olursun. Bu büyük kurtuluştur

Elmalılı Hamdi YazırOnları fenalıklardan koru. Sen her kimi fenalıklardan korursan, o gün muhakkak onu rahmetinle yarlığamışsındır. İşte asıl büyük kurtuluş da budur

40:10 📚 2
إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ يُنَادَوۡنَ لَمَقۡتُ ٱللَّهِ أَكۡبَرُ مِن مَّقۡتِكُمۡ أَنفُسَكُمۡ إِذۡ تُدۡعَوۡنَ إِلَى ٱلۡإِيمَٰنِ فَتَكۡفُرُونَ
إِنَّ
şüphesiz
ٱلَّذِينَ
kimselere
كَفَرُوا۟
inkar eden(lere)
يُنَادَوْنَ
(şöyle) seslenilir
لَمَقْتُ
(size) kızması
ٱللَّهِ
Allah'ın
أَكْبَرُ
daha büyüktür
مِن
sizin kızmanızdan
مَّقْتِكُمْ
your hatred
أَنفُسَكُمْ
kendi kendinize
إِذْ
zira
تُدْعَوْنَ
siz çağrılırdınız
إِلَى
imana
ٱلْإِيمَـٰنِ
the faith
فَتَكْفُرُونَ
fakat inkar ederdiniz

Diyanet İşleri MealiAma inkar edenlere, "Allah'ın gazabı, sizin birbirinize olan öfkenizden daha büyüktür; imana çağrıldığınızda inkar ederdiniz" diye seslenilir

Elmalılı Hamdi YazırO kâfirlere mutlaka şöyle bağırılacaktır: "Elbette Allah'ın buğzu, sizin nefislerinize buğzunuzdan daha büyüktür. Çünkü siz imana davet ediliyordunuz da inkâr ediyordunuz

40:11 📚 1
قَالُواْ رَبَّنَآ أَمَتَّنَا ٱثۡنَتَيۡنِ وَأَحۡيَيۡتَنَا ٱثۡنَتَيۡنِ فَٱعۡتَرَفۡنَا بِذُنُوبِنَا فَهَلۡ إِلَىٰ خُرُوجࣲ مِّن سَبِيلࣲ‏
قَالُوا۟
dediler ki
رَبَّنَآ
Rabbimiz
أَمَتَّنَا
bizi öldürdün
ٱثْنَتَيْنِ
iki kez
وَأَحْيَيْتَنَا
ve dirilttin
ٱثْنَتَيْنِ
iki kez
فَٱعْتَرَفْنَا
itiraf ettik
بِذُنُوبِنَا
günahlarımızı
فَهَلْ
var mı?
إِلَىٰ
çıkmak için
خُرُوجٍۢ
get out
مِّن
hiçbir
سَبِيلٍۢ
bir yol

Diyanet İşleri MealiOnlar: "Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Biz de suçlarımızı itiraf ettik, bir daha çıkmağa yol var mıdır?" derler

Elmalılı Hamdi YazırKâfirler diyecekler ki: "Ey Rabbimiz! Sen bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Şimdi günahlarımızı anladık. Fakat çıkmaya bir yol var mı

40:12 📚 2
ذَٰلِكُم بِأَنَّهُۥٓ إِذَا دُعِيَ ٱللَّهُ وَحۡدَهُۥ كَفَرۡتُمۡ وَإِن يُشۡرَكۡ بِهِۦ تُؤۡمِنُواْۚ فَٱلۡحُكۡمُ لِلَّهِ ٱلۡعَلِيِّ ٱلۡكَبِيرِ
ذَٰلِكُم
bu
بِأَنَّهُۥٓ
sebebiyledir
إِذَا
zaman
دُعِىَ
çağrıldığınız
ٱللَّهُ
Allah'a
وَحْدَهُۥ
tek olan
كَفَرْتُمْ ۖ
inkar etmeniz
وَإِن
ve eğer
يُشْرَكْ
ortak koşulursa
بِهِۦ
O'na
تُؤْمِنُوا۟ ۚ
inanmanız
فَٱلْحُكْمُ
artık hüküm
لِلَّهِ
Allah'a aittir
ٱلْعَلِىِّ
yüce
ٱلْكَبِيرِ
ve büyük

Diyanet İşleri MealiOnlara: "Yalnız Allah çağrıldığı zaman inkar ederdiniz de, O'na eş koşulunca inanırdınız. Bugün hüküm, yüce Allah'ındır" denir

Elmalılı Hamdi Yazır(Onlara şöyle cevap verilir): "Bu azab size şu sebeptendir: Siz tek Allah'a davet edildiğiniz zaman inkâr ettiniz. Ama O'na ortak koşulunca inandınız. Artık hüküm, o yüce ve büyük Allah'ındır

40:13
هُوَ ٱلَّذِي يُرِيكُمۡ ءَايَٰتِهِۦ وَيُنَزِّلُ لَكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ رِزۡقࣰ اۚ وَمَا يَتَذَكَّرُ إِلَّا مَن يُنِيبُ
هُوَ
O'dur
ٱلَّذِى
ki
يُرِيكُمْ
size gösteriyor
ءَايَـٰتِهِۦ
ayetlerini
وَيُنَزِّلُ
ve indiriyor
لَكُم
sizin için
مِّنَ
gökten
ٱلسَّمَآءِ
the sky
رِزْقًۭا ۚ
rızık
وَمَا
ve
يَتَذَكَّرُ
öğüt almaz
إِلَّا
başkası
مَن
kimseden
يُنِيبُ
(O'na) yönelen

Diyanet İşleri MealiSize mucizelerini gösteren, size gökten rızık indiren O'dur. Allah'a yönelenden başkası ibret almaz

Elmalılı Hamdi YazırSize âyetlerini gösteren, sizin için gökten bir rızık indiren O'dur. Fakat onları ancak gönül verip düşünenler anlar

40:14 📚 7
فَٱدۡعُواْ ٱللَّهَ مُخۡلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ وَلَوۡ كَرِهَ ٱلۡكَٰفِرُونَ
فَٱدْعُوا۟
o halde çağırın
ٱللَّهَ
Allah'a
مُخْلِصِينَ
halis kılarak
لَهُ
yalnız O'na
ٱلدِّينَ
dini
وَلَوْ
şayet
كَرِهَ
hoşuna gitmese de
ٱلْكَـٰفِرُونَ
kafirlerin

Diyanet İşleri MealiEy inananlar! İnkarcılar istemese de, dini yalnız Allah'a has kılarak O'na yalvarın

Elmalılı Hamdi YazırO halde siz, dini Allah için halis kılarak hep O'na yalvarın. İsterse kâfirler hoşlanmasınlar

40:15 📚 3
رَفِيعُ ٱلدَّرَجَٰتِ ذُو ٱلۡعَرۡشِ يُلۡقِي ٱلرُّوحَ مِنۡ أَمۡرِهِۦ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ مِنۡ عِبَادِهِۦ لِيُنذِرَ يَوۡمَ ٱلتَّلَاقِ
رَفِيعُ
yükselten
ٱلدَّرَجَـٰتِ
dereceleri
ذُو
sahibi
ٱلْعَرْشِ
Arş'ın
يُلْقِى
indirir
ٱلرُّوحَ
ruhu
مِنْ
emrinden olan
أَمْرِهِۦ
His Command
عَلَىٰ
üzerine
مَن
dilediği
يَشَآءُ
He wills
مِنْ
kullarından
عِبَادِهِۦ
His slaves
لِيُنذِرَ
uyarmak için
يَوْمَ
gününe karşı
ٱلتَّلَاقِ
buluşma

Diyanet İşleri MealiArş sahibi, varlıkların en yücesi olan Allah, kavuşma gününü ihtar etmek için kullarından dilediğine emriyle vahyi indirir

Elmalılı Hamdi YazırO dereceleri yükselten Arş'ın sahibi Allah, o buluşma gününün (kıyametin) dehşetini haber vermek için kullarından dilediği kimseye emrinden ruh (melek) indiriyor

40:16 📚 1
يَوۡمَ هُم بَٰرِزُونَۖ لَا يَخۡفَىٰ عَلَى ٱللَّهِ مِنۡهُمۡ شَيۡءࣱۚ لِّمَنِ ٱلۡمُلۡكُ ٱلۡيَوۡمَۖ لِلَّهِ ٱلۡوَٰحِدِ ٱلۡقَهَّارِ
يَوْمَ
o gün
هُم
onlar
بَـٰرِزُونَ ۖ
ortaya çıkarlar
لَا
gizli kalmaz
يَخْفَىٰ
is hidden
عَلَى
Allah'a
ٱللَّهِ
Allah
مِنْهُمْ
onlardan
شَىْءٌۭ ۚ
hiçbir şey
لِّمَنِ
kimindir?
ٱلْمُلْكُ
mülk
ٱلْيَوْمَ ۖ
bugün
لِلَّهِ
Allah'ın
ٱلْوَٰحِدِ
tek
ٱلْقَهَّارِ
ve kahhar

Diyanet İşleri MealiO gün onlar meydana çıkarlar; onların hiçbir şeyi Allah'a gizli kalmaz. "Bugün hükümranlık kimindir?" denir; hepsi: "Gücü herşeye yeten tek Allah'ındır" derler

Elmalılı Hamdi YazırO gün onlar kabirlerinden meydana fırlarlar. Kendilerinin hiçbir şeyi Allah'a karşı gizli kalmaz. "Bugün mülk kimindir?" (diye sorulur. Cevaben): "Tek ve kahhar olan Allah'ındır." (denir)

40:17 📚 4
ٱلۡيَوۡمَ تُجۡزَىٰ كُلُّ نَفۡسِۭ بِمَا كَسَبَتۡۚ لَا ظُلۡمَ ٱلۡيَوۡمَۚ إِنَّ ٱللَّهَ سَرِيعُ ٱلۡحِسَابِ
ٱلْيَوْمَ
bugün
تُجْزَىٰ
cezalanır
كُلُّ
her
نَفْسٍۭ
can
بِمَا
kazandığıyle
كَسَبَتْ ۚ
it earned
لَا
yoktur
ظُلْمَ
zulüm
ٱلْيَوْمَ ۚ
bugün
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
سَرِيعُ
çabuk görendir
ٱلْحِسَابِ
hesabı

Diyanet İşleri MealiBugün herkese, kazandığının karşılığı verilir. Bugün haksızlık yoktur. Doğrusu Allah, hesabı çabuk görendir

Elmalılı Hamdi YazırBugün her nefis kazandığı ile cezalanacaktır. Bugün zulüm yoktur. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir

40:18 📚 3
وَأَنذِرۡهُمۡ يَوۡمَ ٱلۡأٓزِفَةِ إِذِ ٱلۡقُلُوبُ لَدَى ٱلۡحَنَاجِرِ كَٰظِمِينَۚ مَا لِلظَّٰلِمِينَ مِنۡ حَمِيمࣲ وَلَا شَفِيعࣲ يُطَاعُ
وَأَنذِرْهُمْ
ve onları uyar
يَوْمَ
güne (karşı)
ٱلْـَٔازِفَةِ
yaklaşan
إِذِ
zira
ٱلْقُلُوبُ
yürekler
لَدَى
dayanmıştır
ٱلْحَنَاجِرِ
gırtlaklara
كَـٰظِمِينَ ۚ
yutkunur dururlar
مَا
yoktur
لِلظَّـٰلِمِينَ
zalimlerin
مِنْ
hiçbir
حَمِيمٍۢ
dostu
وَلَا
ve yoktur
شَفِيعٍۢ
bir aracıları
يُطَاعُ
sözü tutulur

Diyanet İşleri MealiOnları, yüreklerin ağıza geleceği, tasadan yutkunacakları, yaklaşan kıyamet günü ile uyar. Zalimlerin ne dostu ne de sözü dinlenecek şefaatçisi olur

Elmalılı Hamdi YazırYaklaşmakta olan o felaket (kıyamet) gününü de onlara haber ver. O dem ki yürekler gırtlaklara dayanmıştır, yutkunup dururlar. Zalimler için ne ısınacak bir dost vardır, ne de sözü dinlenecek bir şefaatçi

40:19
يَعۡلَمُ خَآئِنَةَ ٱلۡأَعۡيُنِ وَمَا تُخۡفِي ٱلصُّدُورُ
يَعْلَمُ
bilir
خَآئِنَةَ
hain(bakışlar)ını
ٱلْأَعْيُنِ
gözlerin
وَمَا
ve ne
تُخْفِى
gizliyorlarsa
ٱلصُّدُورُ
göğüslerinde

Diyanet İşleri MealiAllah gözlerin hainliğini ve gönüllerin gizlediğini bilir

Elmalılı Hamdi YazırAllah, gözlerin hain bakışını da bilir, gönüllerin gizlediğini de

40:20
وَٱللَّهُ يَقۡضِي بِٱلۡحَقِّۖ وَٱلَّذِينَ يَدۡعُونَ مِن دُونِهِۦ لَا يَقۡضُونَ بِشَيۡءٍۗ إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡبَصِيرُ
وَٱللَّهُ
Allah
يَقْضِى
hükmeder
بِٱلْحَقِّ ۖ
hak ile
وَٱلَّذِينَ
kimseler ise
يَدْعُونَ
yalvardıkları
مِن
O'ndan başka
دُونِهِۦ
besides Him
لَا
hüküm veremezler
يَقْضُونَ
they judge
بِشَىْءٍ ۗ
hiçbir şeye
إِنَّ
çünkü
ٱللَّهَ
Allah
هُوَ
O
ٱلسَّمِيعُ
işitendir
ٱلْبَصِيرُ
görendir

Diyanet İşleri MealiAllah, gerçekle hükmeder. O'nu bırakıp da yalvardıkları putlar bir şeye hüküm veremez. Şüphesiz Allah işitir ve görür

Elmalılı Hamdi YazırAllah hakkı yerine getirir. Onların O'ndan başka yalvardıkları ise hiçbir şeyi yerine getiremezler. Çünkü hakkıyla işiten ve gören ancak Allah'tır

40:21 📚 3
۞أَوَلَمۡ يَسِيرُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَيَنظُرُواْ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ كَانُواْ مِن قَبۡلِهِمۡۚ كَانُواْ هُمۡ أَشَدَّ مِنۡهُمۡ قُوَّةࣰ وَءَاثَارࣰ ا فِي ٱلۡأَرۡضِ فَأَخَذَهُمُ ٱللَّهُ بِذُنُوبِهِمۡ وَمَا كَانَ لَهُم مِّنَ ٱللَّهِ مِن وَاقࣲ‏
۞ أَوَلَمْ
gezip dolaşmadılar mı?
يَسِيرُوا۟
they travel
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
فَيَنظُرُوا۟
görsünler
كَيْفَ
nasıl
كَانَ
olduğunu
عَـٰقِبَةُ
sonunun
ٱلَّذِينَ
kimselerin
كَانُوا۟
olan
مِن
kendilerinden önceki
قَبْلِهِمْ ۚ
before them
كَانُوا۟
idiler
هُمْ
onlar
أَشَدَّ
daha üstün
مِنْهُمْ
kendilerinden
قُوَّةًۭ
kuvvet bakımından
وَءَاثَارًۭا
ve eserleri bakımından
فِى
yeryüzündeki
ٱلْأَرْضِ
the land
فَأَخَذَهُمُ
fakat onları yakaladı
ٱللَّهُ
Allah
بِذُنُوبِهِمْ
günahları yüzünden
وَمَا
ve
كَانَ
olmadı
لَهُم
onları
مِّنَ
karşı
ٱللَّهِ
Allah'a
مِن
hiçbir
وَاقٍۢ
koruyan

Diyanet İşleri MealiYeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce ve kendilerinden daha kuvvetli olan ve yeryüzünde daha çok eser bırakan kimselerin sonuçlarının nasıl olduğunu görmezler mi? Allah onları suçlarıyla yakalamıştır. Allah'a karşı onları koruyan yoktur

Elmalılı Hamdi YazırYeryüzünde bir gezmediler mi? Baksalar ya kendilerinden öncekilerin sonları nasıl olmuş? Onlar yeryüzünde gerek kuvvetçe ve gerek eserce kendilerinden daha üstündüler. Öyle iken Allah onları günahları sebebiyle tutup alıverdi. Kendilerini Allah'ın azabından koruyacak biri bulunmadı

40:22
ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ كَانَت تَّأۡتِيهِمۡ رُسُلُهُم بِٱلۡبَيِّنَٰتِ فَكَفَرُواْ فَأَخَذَهُمُ ٱللَّهُۚ إِنَّهُۥ قَوِيࣱّ شَدِيدُ ٱلۡعِقَابِ
ذَٰلِكَ
bu
بِأَنَّهُمْ
onların (sebebiyledir)
كَانَت
olmaları
تَّأْتِيهِمْ
onlara getirirdi
رُسُلُهُم
elçileri
بِٱلْبَيِّنَـٰتِ
açık kanıtlar
فَكَفَرُوا۟
ama inkar ediyorlardı
فَأَخَذَهُمُ
bu yüzden onları yakaladı
ٱللَّهُ ۚ
Allah
إِنَّهُۥ
zira O
قَوِىٌّۭ
güçlüdür
شَدِيدُ
çetin olandır
ٱلْعِقَابِ
cezası

Diyanet İşleri MealiBu, kendilerine açık belgelerle gelen peygamberlerini inkar etmelerinden ötürüdür. Allah da onları bunun için yakalamıştır. Doğrusu O, kuvvetlidir, cezalandırması da şiddetlidir

Elmalılı Hamdi YazırO, şundandı: Onlara peygamberleri apaçık delillerle geliyorlardı. Ama onlar inkâr ettiler. Allah da tuttu kendilerini alıverdi. Çünkü O'nun kuvveti çok, azabı şiddetlidir

40:23
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا مُوسَىٰ بِـَٔايَٰتِنَا وَسُلۡطَٰنࣲ مُّبِينٍ
وَلَقَدْ
ve andolsun
أَرْسَلْنَا
biz gönderdik
مُوسَىٰ
Musa'yı
بِـَٔايَـٰتِنَا
ayetlerimizle
وَسُلْطَـٰنٍۢ
ve bir yetki ile
مُّبِينٍ
apaçık

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki Musa'yı, mucizelerimiz ve apaçık delillerle Firavun, Haman ve Karun'a göndermişizdir. Onlar: "Bu, yalancı sihirbazın biridir" demişlerdi

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun Musa'yı âyetlerimizle ve açık bir delil ile gönderdik

40:24
إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ وَهَٰمَٰنَ وَقَٰرُونَ فَقَالُواْ سَٰحِرࣱ كَذَّابࣱ‏
إِلَىٰ
Fir'avn'e
فِرْعَوْنَ
Firaun
وَهَـٰمَـٰنَ
ve Haman'a
وَقَـٰرُونَ
ve Karun'a
فَقَالُوا۟
dediler
سَـٰحِرٌۭ
bir büyücüdür
كَذَّابٌۭ
yalancı

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki Musa'yı, mucizelerimiz ve apaçık delillerle Firavun, Haman ve Karun'a göndermişizdir. Onlar: "Bu, yalancı sihirbazın biridir" demişlerdi

Elmalılı Hamdi YazırFiravun'a, Hâmân'a ve Karun'a da onlar: "Bu bir sihirbaz, bir yalancıdır" dediler

40:25
فَلَمَّا جَآءَهُم بِٱلۡحَقِّ مِنۡ عِندِنَا قَالُواْ ٱقۡتُلُوٓاْ أَبۡنَآءَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مَعَهُۥ وَٱسۡتَحۡيُواْ نِسَآءَهُمۡۚ وَمَا كَيۡدُ ٱلۡكَٰفِرِينَ إِلَّا فِي ضَلَٰلࣲ‏
فَلَمَّا
(Musa) ne zaman ki
جَآءَهُم
onlara gelince
بِٱلْحَقِّ
hakk ile
مِنْ
katımızdan
عِندِنَا
Us
قَالُوا۟
dediler
ٱقْتُلُوٓا۟
öldürün
أَبْنَآءَ
oğullarını
ٱلَّذِينَ
kimselerin
ءَامَنُوا۟
inanan(ların)
مَعَهُۥ
onunla beraber
وَٱسْتَحْيُوا۟
ve sağ bırakın
نِسَآءَهُمْ ۚ
kadınlarını
وَمَا
ve değildir
كَيْدُ
tuzağı
ٱلْكَـٰفِرِينَ
kafirlerin
إِلَّا
başkası
فِى
boşa çıkandan
ضَلَـٰلٍۢ
error

Diyanet İşleri MealiMusa katımızdan onlara gerçeği getirince: "Onunla beraber iman etmiş kimselerin oğullarını öldürün, kadınlarını sağ bırakın" dediler. Ama inkarcıların hilesi elbette boşa gider

Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine Musa, kendilerine tarafımızdan hakkı getirince de: "Onunla beraber iman etmiş olanların oğullarını öldürün, kadınlarını diri tutun." dediler. Fakat o kâfirlerin tuzağı da hep boşa çıkmaktadır

40:26
وَقَالَ فِرۡعَوۡنُ ذَرُونِيٓ أَقۡتُلۡ مُوسَىٰ وَلۡيَدۡعُ رَبَّهُۥٓۖ إِنِّيٓ أَخَافُ أَن يُبَدِّلَ دِينَكُمۡ أَوۡ أَن يُظۡهِرَ فِي ٱلۡأَرۡضِ ٱلۡفَسَادَ
وَقَالَ
ve dedi
فِرْعَوْنُ
Fir'avn
ذَرُونِىٓ
bırakın beni
أَقْتُلْ
öldüreyim
مُوسَىٰ
Musa'yı
وَلْيَدْعُ
ve yalvarsın
رَبَّهُۥٓ ۖ
Rabbine
إِنِّىٓ
çünkü ben
أَخَافُ
korkuyorum
أَن
diye
يُبَدِّلَ
onun değiştirecek
دِينَكُمْ
dininizi
أَوْ
yahut
أَن
diye
يُظْهِرَ
çıkaracak
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the land
ٱلْفَسَادَ
fesad

Diyanet İşleri MealiFiravun: "Beni bırakın da Musa'yı öldüreyim, o, Rabbine yalvaradursun. Onun, sizin dininizi değiştireceğinden veya yeryüzünde bozgun çıkaracağından korkuyorum" dedi

Elmalılı Hamdi YazırBir de Firavun: "Bırakın beni, öldüreyim Musa'yı da o Rabbine dua etsin. Çünkü ben onun, dininizi değiştirmesinden veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmasından korkuyorum" dedi

40:27 📚 1
وَقَالَ مُوسَىٰٓ إِنِّي عُذۡتُ بِرَبِّي وَرَبِّكُم مِّن كُلِّ مُتَكَبِّرࣲ لَّا يُؤۡمِنُ بِيَوۡمِ ٱلۡحِسَابِ
وَقَالَ
ve dedi
مُوسَىٰٓ
Musa
إِنِّى
elbette ben
عُذْتُ
sığındım
بِرَبِّى
benim de Rabbim
وَرَبِّكُم
ve sizin de Rabbinize
مِّن
hepsinden
كُلِّ
every
مُتَكَبِّرٍۢ
kibirlilerin
لَّا
inanmayan
يُؤْمِنُ
who believes
بِيَوْمِ
gününe
ٱلْحِسَابِ
hesap

Diyanet İşleri MealiMusa: "Doğrusu ben, hesap görülecek güne inanmayan böbürlenenlerin hepsinden, benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olan Allah'a sığınırım" dedi

Elmalılı Hamdi YazırMusa da: "Ben hesap gününe inanmayan her kibirliden, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a sığınırım" dedi

40:28 📚 4
وَقَالَ رَجُلࣱ مُّؤۡمِنࣱ مِّنۡ ءَالِ فِرۡعَوۡنَ يَكۡتُمُ إِيمَٰنَهُۥٓ أَتَقۡتُلُونَ رَجُلًا أَن يَقُولَ رَبِّيَ ٱللَّهُ وَقَدۡ جَآءَكُم بِٱلۡبَيِّنَٰتِ مِن رَّبِّكُمۡۖ وَإِن يَكُ كَٰذِبࣰ ا فَعَلَيۡهِ كَذِبُهُۥۖ وَإِن يَكُ صَادِقࣰ ا يُصِبۡكُم بَعۡضُ ٱلَّذِي يَعِدُكُمۡۖ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهۡدِي مَنۡ هُوَ مُسۡرِفࣱ كَذَّابࣱ‏
وَقَالَ
ve (şöyle) dedi
رَجُلٌۭ
bir adam
مُّؤْمِنٌۭ
mü'min
مِّنْ
ailesinden
ءَالِ
(the) family
فِرْعَوْنَ
Fir'avn
يَكْتُمُ
gizleyen
إِيمَـٰنَهُۥٓ
imanını
أَتَقْتُلُونَ
öldürüyor musunuz?
رَجُلًا
bir adamı
أَن
diye
يَقُولَ
diyor
رَبِّىَ
Rabbim
ٱللَّهُ
Allah'tır
وَقَدْ
oysa gerçekten
جَآءَكُم
size gelmiştir
بِٱلْبَيِّنَـٰتِ
kanıtlarla
مِن
Rabbinizden
رَّبِّكُمْ ۖ
your Lord
وَإِن
ve eğer
يَكُ
o ise
كَـٰذِبًۭا
bir yalancı
فَعَلَيْهِ
kendi zararınadır
كَذِبُهُۥ ۖ
yalanı
وَإِن
ve eğer
يَكُ
o ise
صَادِقًۭا
doğru söylüyor
يُصِبْكُم
başınıza gelir
بَعْضُ
bir kısmı
ٱلَّذِى
size va'dettiklerinin
يَعِدُكُمْ ۖ
he threatens you
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
لَا
doğru yola iletmez
يَهْدِى
guide
مَنْ
kimseyi
هُوَ
o
مُسْرِفٌۭ
aşırı giden
كَذَّابٌۭ
yalancı

Diyanet İşleri MealiFiravun ailesinden olup da, inandığını gizleyen bir adam dedi ki: "Rabbim Allah'tır diyen bir adamı mı öldüreceksiniz? Oysa size Rabbinizden belgelerle gelmiştir. Eğer yalancıysa, yalanı kendisinedir; eğer doğru sözlü ise, sizi tehdit ettiklerinin bir kısmı başınıza gelebilir. Doğrusu Allah, aşırı yalancıyı doğru yola eriştirmez

Elmalılı Hamdi YazırFiravun ailesinden imanını saklayan bir adam da şöyle dedi: "Bir adamı, Rabbim Allah dediği için öldürecek misiniz? Halbuki o size Rabbinizden delillerle gelmiştir. Hem o bir yalancı ise çok sürmez, yalanı boynuna geçer. Fakat doğru ise size yaptığı tehditlerin birkısmı olsun başınıza gelir. Şüphe yok ki Allah aşırı giden bir yalancıyı doğru yola çıkarmaz

40:29
يَٰقَوۡمِ لَكُمُ ٱلۡمُلۡكُ ٱلۡيَوۡمَ ظَٰهِرِينَ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَمَن يَنصُرُنَا مِنۢ بَأۡسِ ٱللَّهِ إِن جَآءَنَاۚ قَالَ فِرۡعَوۡنُ مَآ أُرِيكُمۡ إِلَّا مَآ أَرَىٰ وَمَآ أَهۡدِيكُمۡ إِلَّا سَبِيلَ ٱلرَّشَادِ
يَـٰقَوْمِ
ey kavmim
لَكُمُ
sizindir
ٱلْمُلْكُ
mülk
ٱلْيَوْمَ
bugün
ظَـٰهِرِينَ
hakimsiniz
فِى
yeryüzüne
ٱلْأَرْضِ
the land
فَمَن
kim
يَنصُرُنَا
bizi kurtarır?
مِنۢ
hışmından
بَأْسِ
(the) punishment
ٱللَّهِ
Allâh'ın
إِن
eğer
جَآءَنَا ۚ
bize gelirse
قَالَ
dedi
فِرْعَوْنُ
Fir'avn
مَآ
ben size göstermiyorum
أُرِيكُمْ
I show you
إِلَّا
başkasını
مَآ
şeyden
أَرَىٰ
gördüğüm
وَمَآ
ve
أَهْدِيكُمْ
ben sizi iletmem
إِلَّا
başkasına
سَبِيلَ
yoldan
ٱلرَّشَادِ
doğru

Diyanet İşleri MealiEy milletim; Bugün memlekette hükümranlık sizindir, galip olanlar sizsiniz. Ama Allah'ın baskını bize çatınca, O'na karşı bize kim yardım eder?" Firavun: "Ben size kendi görüşümden başkasını söylemiyorum. Ben size ancak doğru yolu gösteriyorum" dedi

Elmalılı Hamdi YazırEy kavmim! Bugün mülk sizindir. Dünyada yüze çıkmış bulunuyorsunuz. Eğer gelecek olursa Allah'ın hışmından bizi kim kurtarır?" Firavun: "Ben size görüşümden başkasını göstermiyorum ve herhalde ben size doğru yolu gösteriyorum" dedi

40:30
وَقَالَ ٱلَّذِيٓ ءَامَنَ يَٰقَوۡمِ إِنِّيٓ أَخَافُ عَلَيۡكُم مِّثۡلَ يَوۡمِ ٱلۡأَحۡزَابِ
وَقَالَ
ve dedi ki
ٱلَّذِىٓ
(adam)
ءَامَنَ
inanan
يَـٰقَوْمِ
ey kavmim
إِنِّىٓ
elbette ben
أَخَافُ
korkuyorum
عَلَيْكُم
üzerinize
مِّثْلَ
mislinden
يَوْمِ
gününün
ٱلْأَحْزَابِ
öncekilerin

Diyanet İşleri Mealiİnanmış olan adam dedi ki: "Ey milletim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum. Allah kullara zulüm dilemez

Elmalılı Hamdi YazırO iman etmiş olan kimse de: "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin hakkınızda Ahzab (önceki çeşitli toplumlar)ın günleri gibi bir günden korkuyorum

40:31
مِثۡلَ دَأۡبِ قَوۡمِ نُوحࣲ وَعَادࣲ وَثَمُودَ وَٱلَّذِينَ مِنۢ بَعۡدِهِمۡۚ وَمَا ٱللَّهُ يُرِيدُ ظُلۡمࣰ ا لِّلۡعِبَادِ
مِثْلَ
gibi
دَأْبِ
durumu
قَوْمِ
kavminin
نُوحٍۢ
Nûh
وَعَادٍۢ
ve 'Ad
وَثَمُودَ
ve Semud'un
وَٱلَّذِينَ
ve
مِنۢ
onlardan sonrakilerin
بَعْدِهِمْ ۚ
after them
وَمَا
ve değildir
ٱللَّهُ
Allah
يُرِيدُ
isteyecek
ظُلْمًۭا
zulmetmek
لِّلْعِبَادِ
kullara

Diyanet İşleri Mealiİnanmış olan adam dedi ki: "Ey milletim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum. Allah kullara zulüm dilemez

Elmalılı Hamdi YazırNuh Kavmi'nin, Âd'ın, Semud'un ve daha sonrakilerin maceraları gibi (bir günün geleceğinden korkuyorum). Allah, kulları için bir zulüm istemez

40:32
وَيَٰقَوۡمِ إِنِّيٓ أَخَافُ عَلَيۡكُمۡ يَوۡمَ ٱلتَّنَادِ
وَيَـٰقَوْمِ
ve ey kavmim
إِنِّىٓ
gerçekten ben
أَخَافُ
korkuyorum
عَلَيْكُمْ
sizin için
يَوْمَ
gününden
ٱلتَّنَادِ
o çağırma

Diyanet İşleri MealiEy milletim! Ahu figan gününden sizin hesabınıza korkuyorum

Elmalılı Hamdi YazırEy kavmim! Ben size gelecek o çağrışma gününden (kıyamet gününden) korkuyorum

40:33
يَوۡمَ تُوَلُّونَ مُدۡبِرِينَ مَا لَكُم مِّنَ ٱللَّهِ مِنۡ عَاصِمࣲۗ وَمَن يُضۡلِلِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِنۡ هَادࣲ‏
يَوْمَ
o gün
تُوَلُّونَ
arkanızı dönüp
مُدْبِرِينَ
kaçarsınız
مَا
ama yoktur
لَكُم
sizin için
مِّنَ
Allahtan
ٱللَّهِ
Allah
مِنْ
hiç;
عَاصِمٍۢ ۗ
kurtaracak kimse
وَمَن
ve kimi
يُضْلِلِ
şaşırtırsa
ٱللَّهُ
Allah
فَمَا
artık olmaz
لَهُۥ
ona
مِنْ
hiçbir
هَادٍۢ
yol gösteren

Diyanet İşleri MealiArkanıza dönüp kaçacağınız gün Allah'a karşı sizi koruyan bulunmaz. Allah'ın saptırdığını doğru yola getirecek yoktur

Elmalılı Hamdi YazırO gün arkanıza dönüp kaçacaksınız. Fakat sizi Allah'tan koruyacak olan yoktur. Her kimi Allah şaşırtırsa, artık ona bir yol gösterici bulunmaz

40:34
وَلَقَدۡ جَآءَكُمۡ يُوسُفُ مِن قَبۡلُ بِٱلۡبَيِّنَٰتِ فَمَا زِلۡتُمۡ فِي شَكࣲّ مِّمَّا جَآءَكُم بِهِۦۖ حَتَّىٰٓ إِذَا هَلَكَ قُلۡتُمۡ لَن يَبۡعَثَ ٱللَّهُ مِنۢ بَعۡدِهِۦ رَسُولࣰ اۚ كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ مَنۡ هُوَ مُسۡرِفࣱ مُّرۡتَابٌ
وَلَقَدْ
ve andolsun
جَآءَكُمْ
size gelmişti
يُوسُفُ
Yusuf
مِن
daha önce
قَبْلُ
before
بِٱلْبَيِّنَـٰتِ
açık kanıtlarla
فَمَا
fakat
زِلْتُمْ
geri durmadınız
فِى
(olmaktan)
شَكٍّۢ
şüphede
مِّمَّا
şeyler hakkında
جَآءَكُم
size getirdikleri
بِهِۦ ۖ
onun
حَتَّىٰٓ
nihayet
إِذَا
zaman
هَلَكَ
öldüğü
قُلْتُمْ
dediniz
لَن
asla
يَبْعَثَ
göndermez
ٱللَّهُ
Allah
مِنۢ
ondan sonra
بَعْدِهِۦ
after him
رَسُولًۭا ۚ
elçi
كَذَٰلِكَ
işte böyle
يُضِلُّ
saptırır
ٱللَّهُ
Allah
مَنْ
kimseleri
هُوَ
o
مُسْرِفٌۭ
aşırı giden
مُّرْتَابٌ
şüpheci

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, Yusuf da, daha önce, size belgelerle gelmişti. Size getirdiği şeylerden şüphelenip durmuştunuz. Sonunda Yusuf ölünce, Allah onun ardından hiçbir peygamber göndermeyecek demiştiniz. Allah, aşırı şüpheciyi işte böylece saptırır

Elmalılı Hamdi YazırBundan önce size delillerle Yusuf gelmişti. O zaman da onun size getirdiği hakikatte şüphe edip durmuştunuz. Nihayet vefat ettiğinde de "Bundan sonra Allah asla peygamber göndermez" dediniz. İşte aşırı şüpheci olanları Allah böyle şaşırtır

40:35 📚 4
ٱلَّذِينَ يُجَٰدِلُونَ فِيٓ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ بِغَيۡرِ سُلۡطَٰنٍ أَتَىٰهُمۡۖ كَبُرَ مَقۡتًا عِندَ ٱللَّهِ وَعِندَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْۚ كَذَٰلِكَ يَطۡبَعُ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ قَلۡبِ مُتَكَبِّرࣲ جَبَّارࣲ‏
ٱلَّذِينَ
onlar ki
يُجَـٰدِلُونَ
tartışırlar
فِىٓ
hakkında
ءَايَـٰتِ
ayetleri
ٱللَّهِ
Allah'ın
بِغَيْرِ
olmadan
سُلْطَـٰنٍ
bir delil
أَتَىٰهُمْ ۖ
kendilerine gelmiş
كَبُرَ
ne büyük
مَقْتًا
bir kızgınlıktır
عِندَ
yanında
ٱللَّهِ
Allah
وَعِندَ
ve yanında
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟ ۚ
inanan(lar)
كَذَٰلِكَ
işte böyle
يَطْبَعُ
mühürler
ٱللَّهُ
Allah
عَلَىٰ
üzerini
كُلِّ
her
قَلْبِ
kalbi
مُتَكَبِّرٍۢ
kibirli
جَبَّارٍۢ
zorbanın

Diyanet İşleri MealiBunlar, Allah'ın ayetleri üzerinde kendilerine gelmiş bir delil bulunmadan tartışırlar. Bu, Allah katında da, inananların yanında da öfkeyi arttırır. Allah, büyüklük taslayan her zorbanın kalbini bundan dolayı mühürler

Elmalılı Hamdi YazırOnlar, kendilerine gelmiş bir delil olmaksızın, Allah'ın âyetleri hakkında mücadele ederler. Bu durum, Allah katında ve iman edenler yanında büyük bir buğzu gerektirir. İşte Allah, her böbürlenen zorbanın kalbini öyle bir tabiat ile mühürler

40:36
وَقَالَ فِرۡعَوۡنُ يَٰهَٰمَٰنُ ٱبۡنِ لِي صَرۡحࣰ ا لَّعَلِّيٓ أَبۡلُغُ ٱلۡأَسۡبَٰبَ
وَقَالَ
ve dedi ki
فِرْعَوْنُ
Fir'avn
يَـٰهَـٰمَـٰنُ
ey Hâmân
ٱبْنِ
yap
لِى
bana
صَرْحًۭا
yüksek bir kule
لَّعَلِّىٓ
belki
أَبْلُغُ
erişirim
ٱلْأَسْبَـٰبَ
sebeplere

Diyanet İşleri MealiFiravun: "Ey Haman! Bana bir kule yap; belki yollara, göklerin yollarına erişirim de Musa'nın Tanrısını görürüm. Doğrusu ben, onu yalancı sanıyorum" dedi. Firavun'a, kötü işi böylece güzel gösterildi ve doğru yoldan alıkondu. Firavun'un hilesi elbette boşa gidecekti

Elmalılı Hamdi YazırFiravun dedi ki: "Ey Hâmân! Bana bir kule yap, belki ben o yollara ulaşabilirim

40:37
أَسۡبَٰبَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ فَأَطَّلِعَ إِلَىٰٓ إِلَٰهِ مُوسَىٰ وَإِنِّي لَأَظُنُّهُۥ كَٰذِبࣰ اۚ وَكَذَٰلِكَ زُيِّنَ لِفِرۡعَوۡنَ سُوٓءُ عَمَلِهِۦ وَصُدَّ عَنِ ٱلسَّبِيلِۚ وَمَا كَيۡدُ فِرۡعَوۡنَ إِلَّا فِي تَبَابࣲ‏
أَسْبَـٰبَ
sebeplerine
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
göklerin
فَأَطَّلِعَ
böylece bakayım
إِلَىٰٓ
tanrısına
إِلَـٰهِ
(the) God
مُوسَىٰ
Musâ'nın
وَإِنِّى
çünkü ben
لَأَظُنُّهُۥ
onu sanıyorum
كَـٰذِبًۭا ۚ
yalancıdır
وَكَذَٰلِكَ
ve böylece
زُيِّنَ
süslü gösterildi
لِفِرْعَوْنَ
Fir'avn'a
سُوٓءُ
kötü
عَمَلِهِۦ
işi
وَصُدَّ
ve çıkarıldı
عَنِ
yoldan
ٱلسَّبِيلِ ۚ
the way
وَمَا
ve değildi
كَيْدُ
tuzağı
فِرْعَوْنَ
Fir'avn'ın
إِلَّا
başka
فِى
hüsrandan
تَبَابٍۢ
ruin

Diyanet İşleri MealiFiravun: "Ey Haman! Bana bir kule yap; belki yollara, göklerin yollarına erişirim de Musa'nın Tanrısını görürüm. Doğrusu ben, onu yalancı sanıyorum" dedi. Firavun'a, kötü işi böylece güzel gösterildi ve doğru yoldan alıkondu. Firavun'un hilesi elbette boşa gidecekti

Elmalılı Hamdi YazırGöklerin yollarına ulaşabilirim de, Musa'nın ilâhının ne olduğunu anlarım. Ben onu mutlaka yalancı sanıyorum." İşte böylece Firavun'a kötü ameli süslü gösterildi de yoldan çıkarıldı. Çünkü Firavun düzeni hep boşa çıkar

40:38
وَقَالَ ٱلَّذِيٓ ءَامَنَ يَٰقَوۡمِ ٱتَّبِعُونِ أَهۡدِكُمۡ سَبِيلَ ٱلرَّشَادِ
وَقَالَ
dedi ki
ٱلَّذِىٓ
(adam)
ءَامَنَ
inanan
يَـٰقَوْمِ
ey kavmim
ٱتَّبِعُونِ
bana uyun
أَهْدِكُمْ
sizi götüreyim
سَبِيلَ
yola
ٱلرَّشَادِ
doğru

Diyanet İşleri MealiO inanan kimse dedi ki: "Ey milletim! Bana uyun, sizi doğru yola eriştireyim

Elmalılı Hamdi YazırO iman etmiş olan kimse dedi ki: "Ey kavmim! Bana uyun ki size doğru yolu göstereyim

40:39
يَٰقَوۡمِ إِنَّمَا هَٰذِهِ ٱلۡحَيَوٰةُ ٱلدُّنۡيَا مَتَٰعࣱ وَإِنَّ ٱلۡأٓخِرَةَ هِيَ دَارُ ٱلۡقَرَارِ
يَـٰقَوْمِ
ey kavmim
إِنَّمَا
gerçekten
هَـٰذِهِ
bu
ٱلْحَيَوٰةُ
hayatı
ٱلدُّنْيَا
dünya
مَتَـٰعٌۭ
bir geçinmedir
وَإِنَّ
ve gerçekten
ٱلْـَٔاخِرَةَ
ahiret
هِىَ
o
دَارُ
yerdir
ٱلْقَرَارِ
ebedi olarak durulacak

Diyanet İşleri MealiEy milletim! Şüphesiz bu dünya hayatı geçicidir, ama ahiret, doğrusu işte o, kalınacak yurttur

Elmalılı Hamdi YazırEy kavmim! Bu dünya hayatı ancak geçici bir menfaatten ibarettir. Ahiret ise durulacak karar yurdudur

40:40 📚 2
مَنۡ عَمِلَ سَيِّئَةࣰ فَلَا يُجۡزَىٰٓ إِلَّا مِثۡلَهَاۖ وَمَنۡ عَمِلَ صَٰلِحࣰ ا مِّن ذَكَرٍ أَوۡ أُنثَىٰ وَهُوَ مُؤۡمِنࣱ فَأُوْلَٰٓئِكَ يَدۡخُلُونَ ٱلۡجَنَّةَ يُرۡزَقُونَ فِيهَا بِغَيۡرِ حِسَابࣲ‏
مَنْ
kim
عَمِلَ
yaparsa
سَيِّئَةًۭ
bir kötülük
فَلَا
cezalandırılmaz
يُجْزَىٰٓ
he will be recompensed
إِلَّا
başkasıyla
مِثْلَهَا ۖ
onun mislinden
وَمَنْ
ve her kim
عَمِلَ
yaparsa
صَـٰلِحًۭا
faydalı bir iş
مِّن
erkekten
ذَكَرٍ
male
أَوْ
veya
أُنثَىٰ
kadın(dan)
وَهُوَ
ve o
مُؤْمِنٌۭ
inanarak
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar
يَدْخُلُونَ
girerler
ٱلْجَنَّةَ
cennete
يُرْزَقُونَ
kendilerine rızık verilir
فِيهَا
orada
بِغَيْرِ
olmaksızın
حِسَابٍۢ
hesabı

Diyanet İşleri MealiKim bir kötülük işlerse ancak onun kadar ceza görür. Kadın veya erkek, kim, inanarak yararlı iş işlerse, işte onlar cennete girerler; orada hesapsız şekilde rızıklanırlar

Elmalılı Hamdi YazırHer kim bir kötülük yaparsa, ona ancak yaptığının bir misli ile ceza verilir. Erkek veya kadın, her kim de mümin olarak iyi bir amel işlerse, işte onlar cennete girerler. Orada kendilerine hesapsız rızık verilir

40:41
۞وَيَٰقَوۡمِ مَا لِيٓ أَدۡعُوكُمۡ إِلَى ٱلنَّجَوٰةِ وَتَدۡعُونَنِيٓ إِلَى ٱلنَّارِ
۞ وَيَـٰقَوْمِ
ve ey kavmim
مَا
ne oluyor?
لِىٓ
bana
أَدْعُوكُمْ
ben sizi çağırıyorum
إِلَى
kurtuluşa
ٱلنَّجَوٰةِ
the salvation
وَتَدْعُونَنِىٓ
ve siz beni çağırıyorsunuz
إِلَى
ateşe
ٱلنَّارِ
the Fire

Diyanet İşleri MealiEy milletim! Nedir başıma gelen? Ben sizi kurtuluşa çağırıyorum, siz beni ateşe çağırıyorsunuz

Elmalılı Hamdi YazırHem ey kavmim! Niçin ben sizi kurtuluşa davet ederken, siz beni ateşe davet ediyorsunuz

40:42
تَدۡعُونَنِي لِأَكۡفُرَ بِٱللَّهِ وَأُشۡرِكَ بِهِۦ مَا لَيۡسَ لِي بِهِۦ عِلۡمࣱ وَأَنَا۠ أَدۡعُوكُمۡ إِلَى ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡغَفَّٰرِ
تَدْعُونَنِى
siz beni çağırıyorsunuz
لِأَكْفُرَ
nankörlük etmeğe
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَأُشْرِكَ
ve ortak koşmağa
بِهِۦ
O'na
مَا
şeyleri
لَيْسَ
olmayan
لِى
benim
بِهِۦ
onun hakkında
عِلْمٌۭ
bilgim
وَأَنَا۠
ben ise
أَدْعُوكُمْ
sizi çağırıyorum
إِلَى
aziz olana
ٱلْعَزِيزِ
the All-Mighty
ٱلْغَفَّـٰرِ
çok bağışlayana

Diyanet İşleri MealiSiz beni Allah'ı inkar etmeye, bilmediğim bir şeyi O'na ortak koşmaya çağırıyorsunuz; ben ise sizi, güçlü olan, çok bağışlayan Allah'a çağırıyorum

Elmalılı Hamdi YazırSiz beni Allah'ı inkâr etmeye ve bence hiç ilimde yeri olmayan şeyleri O'na ortak koşmaya davet ediyorsunuz. Ben ise sizi o çok güçlü ve çok bağışlayıcı olan Allah'a davet ediyorum

40:43
لَا جَرَمَ أَنَّمَا تَدۡعُونَنِيٓ إِلَيۡهِ لَيۡسَ لَهُۥ دَعۡوَةࣱ فِي ٱلدُّنۡيَا وَلَا فِي ٱلۡأٓخِرَةِ وَأَنَّ مَرَدَّنَآ إِلَى ٱللَّهِ وَأَنَّ ٱلۡمُسۡرِفِينَ هُمۡ أَصۡحَٰبُ ٱلنَّارِ
لَا
yok (ki)
جَرَمَ
şüphe
أَنَّمَا
kesinlikle
تَدْعُونَنِىٓ
siz beni çağırıyorsunuz
إِلَيْهِ
ona
لَيْسَ
(oysa) yoktur
لَهُۥ
onun
دَعْوَةٌۭ
du'aya değer tarafı
فِى
dünyada
ٱلدُّنْيَا
the world
وَلَا
ne de
فِى
ahirette
ٱلْـَٔاخِرَةِ
the Hereafter
وَأَنَّ
ve elbette
مَرَدَّنَآ
bizim dönüşümüz
إِلَى
Allah'adır
ٱللَّهِ
Allah
وَأَنَّ
ve elbette
ٱلْمُسْرِفِينَ
aşırı gidenler
هُمْ
işte onlar
أَصْحَـٰبُ
halkıdır
ٱلنَّارِ
ateş

Diyanet İşleri MealiBeni kendisine çağırdığınızın, bu dünyada da ahirette de çağırabilecek kabiliyette olmadığında, hepimizin Allah'a döneceğinde, aşırı gidenlerin ateşlikler olduklarında şüphe yoktur

Elmalılı Hamdi YazırHiç inkâr edilemez ki, gerçekten sizin beni davet ettiğiniz şeyin dünyada da, ahirette de bir davet hakkı yoktur. Hepimizin dönüşü Allah'adır. Şüphesiz haddi aşanların hepsi cehennemliktir

40:44 📚 3
فَسَتَذۡكُرُونَ مَآ أَقُولُ لَكُمۡۚ وَأُفَوِّضُ أَمۡرِيٓ إِلَى ٱللَّهِۚ إِنَّ ٱللَّهَ بَصِيرُۢ بِٱلۡعِبَادِ
فَسَتَذْكُرُونَ
yakında hatırlayacaksınız
مَآ
ne
أَقُولُ
söylediysem
لَكُمْ ۚ
size
وَأُفَوِّضُ
ve bırakıyorum
أَمْرِىٓ
işimi
إِلَى
Allah'a
ٱللَّهِ ۚ
Allah
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
بَصِيرٌۢ
görür
بِٱلْعِبَادِ
kulları

Diyanet İşleri MealiSize söylediğimi hatırlayacaksınız. Ben işimi Allah'a bırakıyorum. Doğrusu Allah, kulları görür

Elmalılı Hamdi YazırSiz benim söylediklerimi sonra anlayacaksınız. Ben işimi Allah'a havale ediyorum. Şüphesiz Allah, kullarını görür, gözetir

40:45
فَوَقَىٰهُ ٱللَّهُ سَيِّـَٔاتِ مَا مَكَرُواْۖ وَحَاقَ بِـَٔالِ فِرۡعَوۡنَ سُوٓءُ ٱلۡعَذَابِ
فَوَقَىٰهُ
onu korudu
ٱللَّهُ
Allah
سَيِّـَٔاتِ
kötülüklerinden
مَا
onların kurdukları tuzakların
مَكَرُوا۟ ۖ
they plotted
وَحَاقَ
ve kuşattı
بِـَٔالِ
ailesini
فِرْعَوْنَ
Fir'avn
سُوٓءُ
en kötüsü
ٱلْعَذَابِ
azabın

Diyanet İşleri MealiAllah o adamı, kurmak istedikleri tuzaktan korudu. Kötü azap Firavun'un adamlarını sardı

Elmalılı Hamdi YazırAllah o mümini, onların kurdukları tuzakların kötülüklerinden korudu. Firavun'un adamlarını ise, o kötü azab kuşattı

40:46
ٱلنَّارُ يُعۡرَضُونَ عَلَيۡهَا غُدُوࣰّ ا وَعَشِيࣰّ اۚ وَيَوۡمَ تَقُومُ ٱلسَّاعَةُ أَدۡخِلُوٓاْ ءَالَ فِرۡعَوۡنَ أَشَدَّ ٱلۡعَذَابِ
ٱلنَّارُ
ateş
يُعْرَضُونَ
sunulurlar
عَلَيْهَا
ona
غُدُوًّۭا
sabah
وَعَشِيًّۭا ۖ
ve akşam
وَيَوْمَ
ve günü
تَقُومُ
koptuğu
ٱلسَّاعَةُ
kıyametin
أَدْخِلُوٓا۟
sokun (denilir)
ءَالَ
ailesini
فِرْعَوْنَ
Fir'avn
أَشَدَّ
en çetinine
ٱلْعَذَابِ
azabın

Diyanet İşleri MealiOnlar, sabah akşam ateşe sunulurlar. Kıyamet çattığı gün, "Firavun'un adamlarını azabın en ağırına sokun"denir

Elmalılı Hamdi YazırOnlar, sabah akşam ateşe arzolunurlar. Kıyamet kopacağı gün de: "Firavun hanedanını azabın en şiddetlisine tıkın!" (denilecektir)

40:47
وَإِذۡ يَتَحَآجُّونَ فِي ٱلنَّارِ فَيَقُولُ ٱلضُّعَفَٰٓؤُاْ لِلَّذِينَ ٱسۡتَكۡبَرُوٓاْ إِنَّا كُنَّا لَكُمۡ تَبَعࣰ ا فَهَلۡ أَنتُم مُّغۡنُونَ عَنَّا نَصِيبࣰ ا مِّنَ ٱلنَّارِ
وَإِذْ
ve
يَتَحَآجُّونَ
birbirleriyle tartışırlarken
فِى
içinde
ٱلنَّارِ
ateşin
فَيَقُولُ
dediler ki
ٱلضُّعَفَـٰٓؤُا۟
zayıf olanlar
لِلَّذِينَ
büyüklük taslayanlara
ٱسْتَكْبَرُوٓا۟
were arrogant
إِنَّا
elbette biz
كُنَّا
idik
لَكُمْ
size
تَبَعًۭا
uymuş
فَهَلْ
siz-misiniz?
أَنتُم
siz
مُّغْنُونَ
avert
عَنَّا
bizden
نَصِيبًۭا
ufak bir parçasını
مِّنَ
ateşin
ٱلنَّارِ
the Fire

Diyanet İşleri MealiAteşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, güçsüzler, büyüklük taslayanlara: "Doğrusu biz size uymuştuk, şimdi ateşin bir parçasını olsun bizden savabilir misiniz?" derler

Elmalılı Hamdi YazırHele ateş içinde birbirlerini protesto ederlerken, zayıf olanlar, büyüklük taslayanlara: "Hani bizler size tabi idik. Şimdi siz bizden bir ateş nöbetini savabiliyor musunuz?" derler

40:48 📚 1
قَالَ ٱلَّذِينَ ٱسۡتَكۡبَرُوٓاْ إِنَّا كُلࣱّ فِيهَآ إِنَّ ٱللَّهَ قَدۡ حَكَمَ بَيۡنَ ٱلۡعِبَادِ
قَالَ
dedi(ler) ki
ٱلَّذِينَ
büyüklük taslayanlar
ٱسْتَكْبَرُوٓا۟
(were) arrogant
إِنَّا
elbette biz
كُلٌّۭ
hepimiz
فِيهَآ
onun içindeyiz
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
قَدْ
elbette
حَكَمَ
hüküm verdi
بَيْنَ
arasında
ٱلْعِبَادِ
kullar

Diyanet İşleri MealiBüyüklük taslayanlar: "Doğrusu hepimiz onun içindeyiz. Allah kullar arasında şüphesiz hüküm vermiştir" derler

Elmalılı Hamdi YazırBüyüklük taslayanlar da şöyle derler: "Evet, hepimiz onun içindeyiz. Allah kulları arasında hükmünü vermiştir

40:49
وَقَالَ ٱلَّذِينَ فِي ٱلنَّارِ لِخَزَنَةِ جَهَنَّمَ ٱدۡعُواْ رَبَّكُمۡ يُخَفِّفۡ عَنَّا يَوۡمࣰ ا مِّنَ ٱلۡعَذَابِ
وَقَالَ
ve dedi(ler) ki
ٱلَّذِينَ
içindekiler
فِى
in
ٱلنَّارِ
ateş
لِخَزَنَةِ
bekçilerine
جَهَنَّمَ
cehennemin
ٱدْعُوا۟
du'a edin
رَبَّكُمْ
Rabbinize
يُخَفِّفْ
hafifletsin
عَنَّا
bizden
يَوْمًۭا
bir gün
مِّنَ
biraz
ٱلْعَذَابِ
azabı

Diyanet İşleri MealiAteşte olanlar, cehennemin bekçilerine: "Rabbinize yalvarın da hiç değilse bir gün, azabımızı hafifletsin" derler

Elmalılı Hamdi YazırAteştekiler, cehennem bekçilerine derler ki: "Rabbinize dua edin de bir gün olsun bizden azabı biraz hafifletsin

40:50
قَالُوٓاْ أَوَلَمۡ تَكُ تَأۡتِيكُمۡ رُسُلُكُم بِٱلۡبَيِّنَٰتِۖ قَالُواْ بَلَىٰۚ قَالُواْ فَٱدۡعُواْۗ وَمَا دُعَٰٓؤُاْ ٱلۡكَٰفِرِينَ إِلَّا فِي ضَلَٰلٍ
قَالُوٓا۟
dediler
أَوَلَمْ
değilmiydi?
تَكُ
Did there not
تَأْتِيكُمْ
size geliyor
رُسُلُكُم
elçileriniz
بِٱلْبَيِّنَـٰتِ ۖ
açık kanıtlarla
قَالُوا۟
dediler
بَلَىٰ ۚ
evet (gelirlerdi)
قَالُوا۟
dediler
فَٱدْعُوا۟ ۗ
öyle ise yalvar(ıp dur)un
وَمَا
fakat değildir
دُعَـٰٓؤُا۟
yalvarması
ٱلْكَـٰفِرِينَ
kafirlerin
إِلَّا
başkası
فِى
dalaletten
ضَلَـٰلٍ
error

Diyanet İşleri MealiBekçiler: "Size, belgelerle peygamberleriniz gelmiş miydi?" derler. Onlar da: "Evet, gelmişti" derler. Bekçiler: "O halde kendiniz yalvarın" derler. İnkarcıların yalvarışı şüphesiz boşunadır

Elmalılı Hamdi YazırBekçiler de: "Size peygamberleriniz mucizelerle gelmiyorlar mıydı?" diye sorarlar. Onlar: "Evet" derler. Bekçiler: "Öyle ise kendiniz dua edin" derler. Kâfirlerin duası ise hep çıkmazdadır

40:51
إِنَّا لَنَنصُرُ رُسُلَنَا وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا وَيَوۡمَ يَقُومُ ٱلۡأَشۡهَٰدُ
إِنَّا
elbette biz
لَنَنصُرُ
yardım ederiz
رُسُلَنَا
elçilerimize
وَٱلَّذِينَ
ve kimselere
ءَامَنُوا۟
inanan(lara)
فِى
hayatında
ٱلْحَيَوٰةِ
the life
ٱلدُّنْيَا
dünya
وَيَوْمَ
ve günde
يَقُومُ
(şahidliğe) duracakları
ٱلْأَشْهَـٰدُ
şahidlerin

Diyanet İşleri MealiDoğrusu Biz, peygamberlerimize ve inananlara dünya hayatında ve şahidlerin şahidlik edecekleri günde yardım ederiz

Elmalılı Hamdi YazırBiz peygamberimize ve inananlara hem dünya hayatında hem de şahitlerin şahitlik edecekleri günde (kıyamette) elbette yardım ederiz

40:52 📚 1
يَوۡمَ لَا يَنفَعُ ٱلظَّٰلِمِينَ مَعۡذِرَتُهُمۡۖ وَلَهُمُ ٱللَّعۡنَةُ وَلَهُمۡ سُوٓءُ ٱلدَّارِ
يَوْمَ
o gün
لَا
fayda vermez
يَنفَعُ
will benefit
ٱلظَّـٰلِمِينَ
zalimlere
مَعْذِرَتُهُمْ ۖ
ma'zeretleri
وَلَهُمُ
ve onlar için vardır
ٱللَّعْنَةُ
la'net
وَلَهُمْ
ve onlara vardır
سُوٓءُ
en kötüsü
ٱلدَّارِ
yurt(lar)ın

Diyanet İşleri MealiO gün zalimlere, özür beyan etmeleri fayda vermez. Lanet onlaradır. Yurdun kötüsü de onlaradır

Elmalılı Hamdi YazırO gün zalimlere özür dilemeleri fayda vermez. Onlara lanet vardır, onlara yurdun kötüsü (cehennem) vardır

40:53
وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَا مُوسَى ٱلۡهُدَىٰ وَأَوۡرَثۡنَا بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ ٱلۡكِتَٰبَ
وَلَقَدْ
ve andolsun
ءَاتَيْنَا
biz verdik
مُوسَى
Musa'ya
ٱلْهُدَىٰ
hidayet
وَأَوْرَثْنَا
ve miras kıldık
بَنِىٓ
oğullarına
إِسْرَٰٓءِيلَ
İsrail
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitabı

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki Biz Musa'ya doğruluk rehberi verdik. İsrailoğullarını da, akıl sahipleri için bir öğüt ve doğruluk rehberi olan Kitap'a, Tevrat'a varis kıldık

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki biz Musa'ya o hidayeti verdik ve İsrailoğullarına o kitabı miras kıldık

40:54
هُدࣰ ى وَذِكۡرَىٰ لِأُوْلِي ٱلۡأَلۡبَٰبِ
هُدًۭى
bir yol göstericidir
وَذِكْرَىٰ
ve öğüttür
لِأُو۟لِى
sahiplerine
ٱلْأَلْبَـٰبِ
sağduyu

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki Biz Musa'ya doğruluk rehberi verdik. İsrailoğullarını da, akıl sahipleri için bir öğüt ve doğruluk rehberi olan Kitap'a, Tevrat'a varis kıldık

Elmalılı Hamdi Yazır(Bunu) Aklı başında olanlara bir yol gösterici ve bir hatırlatma olsun diye (böyle yaptık)

40:55 📚 3
فَٱصۡبِرۡ إِنَّ وَعۡدَ ٱللَّهِ حَقࣱّ وَٱسۡتَغۡفِرۡ لِذَنۢبِكَ وَسَبِّحۡ بِحَمۡدِ رَبِّكَ بِٱلۡعَشِيِّ وَٱلۡإِبۡكَٰرِ
فَٱصْبِرْ
o halde sabret
إِنَّ
mutlaka
وَعْدَ
va'di
ٱللَّهِ
Allah'ın
حَقٌّۭ
gerçektir
وَٱسْتَغْفِرْ
ve istiğfar et
لِذَنۢبِكَ
günahına
وَسَبِّحْ
ve an
بِحَمْدِ
övgü ile
رَبِّكَ
Rabbini
بِٱلْعَشِىِّ
akşam
وَٱلْإِبْكَـٰرِ
sabah

Diyanet İşleri MealiSabret, Allah'ın verdiği söz şüphesiz gerçektir. Suçunun bağışlanmasını dile; Rabbini akşam, sabah, överek tesbih et

Elmalılı Hamdi YazırO halde sabret. Çünkü Allah'ın vaadi haktır. Hem günahından dolayı istiğfar et ve akşam sabah Rabbini hamdiyle tesbih et

40:56 📚 1
إِنَّ ٱلَّذِينَ يُجَٰدِلُونَ فِيٓ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ بِغَيۡرِ سُلۡطَٰنٍ أَتَىٰهُمۡ إِن فِي صُدُورِهِمۡ إِلَّا كِبۡرࣱ مَّا هُم بِبَٰلِغِيهِۚ فَٱسۡتَعِذۡ بِٱللَّهِۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡبَصِيرُ
إِنَّ
şüphesiz
ٱلَّذِينَ
kimseler
يُجَـٰدِلُونَ
tartışan(lar)
فِىٓ
hakkında
ءَايَـٰتِ
ayetleri
ٱللَّهِ
Allah'ın
بِغَيْرِ
olmadan
سُلْطَـٰنٍ
(hiçbir) delil
أَتَىٰهُمْ ۙ
kendilerine gelen
إِن
yoktur
فِى
onların göğüslerinde
صُدُورِهِمْ
their breasts
إِلَّا
başka bir şey
كِبْرٌۭ
büyüklük (taslamaktan)
مَّا
onlar
هُم
they
بِبَـٰلِغِيهِ ۚ
erişemeyecekleri
فَٱسْتَعِذْ
sen sığın
بِٱللَّهِ ۖ
Allah'a
إِنَّهُۥ
çünkü O
هُوَ
O'dur
ٱلسَّمِيعُ
işiten
ٱلْبَصِيرُ
gören

Diyanet İşleri MealiAllah'ın ayetleri üzerinde kendilerine gelen bir delil olmadan tartışanların gönüllerinde, ulaşamayacakları bir büyüklenme vardır. Sen Allah'a sığın. O şüphesiz işitendir, görendir

Elmalılı Hamdi YazırKendilerine gelmiş kesin bir delil olmaksızın, Allah'ın âyetleri hakkında mücadele edenlerin göğüslerinde ancak yetişemeyecekleri bir kibir vardır. Sen hemen Allah'a sığın. Çünkü her şeyi işiten ve gören O'dur

40:57
لَخَلۡقُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ أَكۡبَرُ مِنۡ خَلۡقِ ٱلنَّاسِ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعۡلَمُونَ
لَخَلْقُ
yaratmak
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
gökleri
وَٱلْأَرْضِ
ve yeri
أَكْبَرُ
çok daha zordur
مِنْ
yaratmaktan
خَلْقِ
(the) creation
ٱلنَّاسِ
insanları
وَلَـٰكِنَّ
fakat
أَكْثَرَ
çoğu
ٱلنَّاسِ
insanların
لَا
bilmezler
يَعْلَمُونَ
know

Diyanet İşleri MealiGöklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir. Fakat insanların çoğu bilmezler

Elmalılı Hamdi YazırElbette göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyüktür. Fakat insanların çoğu bilmezler

40:58
وَمَا يَسۡتَوِي ٱلۡأَعۡمَىٰ وَٱلۡبَصِيرُ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَلَا ٱلۡمُسِيٓءُۚ قَلِيلࣰ ا مَّا تَتَذَكَّرُونَ
وَمَا
olmaz
يَسْتَوِى
eşit
ٱلْأَعْمَىٰ
kör
وَٱلْبَصِيرُ
ve gören
وَٱلَّذِينَ
ve kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
وَعَمِلُوا۟
ve yapanlar
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
iyi işler
وَلَا
ve ne de
ٱلْمُسِىٓءُ ۚ
kötülük yapan
قَلِيلًۭا
az
مَّا
ne kadar
تَتَذَكَّرُونَ
düşünüyorsunuz

Diyanet İşleri MealiKörle gören, inanıp yararlı iş işleyenlerle kötülük yapan bir değildir. Ne kadar az düşünüyorsunuz

Elmalılı Hamdi YazırKör ile gören bir olmaz, iman edip salih ameller işleyen kimseler ile kötülük yapan da bir değildir. Ne kadar da az düşünüyorsunuz

40:59
إِنَّ ٱلسَّاعَةَ لَأٓتِيَةࣱ لَّا رَيۡبَ فِيهَا وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يُؤۡمِنُونَ
إِنَّ
mutlaka
ٱلسَّاعَةَ
sa'at
لَـَٔاتِيَةٌۭ
gelecektir
لَّا
asla yoktur
رَيْبَ
şüphe
فِيهَا
bunda
وَلَـٰكِنَّ
fakat
أَكْثَرَ
çoğu
ٱلنَّاسِ
insanların
لَا
inanmazlar
يُؤْمِنُونَ
believe

Diyanet İşleri MealiKıyamet günü mutlaka gelecektir. Bunda şüphe yoktur, fakat, insanların çoğu inanmıyor

Elmalılı Hamdi YazırHerhalde o saat (kıyamet) muhakkak gelecektir. Onda şüphe yok. Fakat insanların çoğu inanmazlar

40:60 📚 7
وَقَالَ رَبُّكُمُ ٱدۡعُونِيٓ أَسۡتَجِبۡ لَكُمۡۚ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَسۡتَكۡبِرُونَ عَنۡ عِبَادَتِي سَيَدۡخُلُونَ جَهَنَّمَ دَاخِرِينَ
وَقَالَ
ve dedi ki
رَبُّكُمُ
Rabbiniz
ٱدْعُونِىٓ
bana du'a edin
أَسْتَجِبْ
kabul edeyim
لَكُمْ ۚ
sizden
إِنَّ
şüphesiz
ٱلَّذِينَ
kimseler
يَسْتَكْبِرُونَ
büyüklenen(ler)
عَنْ
bana kulluk etmeğe
عِبَادَتِى
worship Me
سَيَدْخُلُونَ
gireceklerdir
جَهَنَّمَ
cehenneme
دَاخِرِينَ
aşağılık olarak

Diyanet İşleri MealiRabbiniz: "Bana dua edin ki duanıza icabet edeyim. Bana kulluk etmeyi büyüklüklerine yediremeyenler alçalmış olarak cehenneme gireceklerdir" buyurmuştur

Elmalılı Hamdi YazırHalbuki Rabbiniz: "Bana yalvarın, dua edin ki size karşılık vereyim. Çünkü bana ibadet etmekten kibirlenip yüz çevirenler yarın horlanmış olarak cehenneme gireceklerdir." buyurdu

40:61 📚 3
ٱللَّهُ ٱلَّذِي جَعَلَ لَكُمُ ٱلَّيۡلَ لِتَسۡكُنُواْ فِيهِ وَٱلنَّهَارَ مُبۡصِرًاۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَذُو فَضۡلٍ عَلَى ٱلنَّاسِ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَشۡكُرُونَ
ٱللَّهُ
Allah
ٱلَّذِى
O'dur ki
جَعَلَ
yaptı
لَكُمُ
size
ٱلَّيْلَ
geceyi
لِتَسْكُنُوا۟
istirahat etmeniz için
فِيهِ
içinde
وَٱلنَّهَارَ
ve gündüzü
مُبْصِرًا ۚ
görmeniz için
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
لَذُو
sahibidir
فَضْلٍ
lutuf
عَلَى
karşı
ٱلنَّاسِ
insanlara
وَلَـٰكِنَّ
fakat
أَكْثَرَ
çoğu
ٱلنَّاسِ
insanların
لَا
şükretmezler
يَشْكُرُونَ
give thanks

Diyanet İşleri MealiSize, geceyi dinlenesiniz diye karanlık ve gündüzü aydınlık olarak yaratan Allah'tır. Doğrusu Allah insanlara karşı lütufkardır, ama insanların çoğu şükretmezler

Elmalılı Hamdi Yazırİçinde dinlenesiniz diye geceyi, göz açıcı bir aydınlık olarak da gündüzü sizin için yaratan Allah'tır. Gerçekten Allah insanlara karşı bir lütuf sahibidir. Fakat insanların çoğu şükretmezler

40:62 📚 1
ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمۡ خَٰلِقُ كُلِّ شَيۡءࣲ لَّآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَۖ فَأَنَّىٰ تُؤۡفَكُونَ
ذَٰلِكُمُ
işte budur
ٱللَّهُ
Allah
رَبُّكُمْ
Rabbiniz
خَـٰلِقُ
yaratıcısı olan
كُلِّ
her
شَىْءٍۢ
şeyin
لَّآ
yoktur
إِلَـٰهَ
tanrı
إِلَّا
başka
هُوَ ۖ
O'ndan
فَأَنَّىٰ
nasıl da?
تُؤْفَكُونَ
çevriliyorsunuz

Diyanet İşleri Mealiİşte herşeyin yaratıcısı olan Rabbiniz Allah budur. O'ndan başka tanrı yoktur. Nasıl aldatılıp döndürülürsünüz

Elmalılı Hamdi Yazırİşte Rabbiniz, her şeyin yaratıcısı olan o Allah'tır. O'ndan başka ilâh yoktur. O halde (haktan) nasıl çevrilirsiniz

40:63
كَذَٰلِكَ يُؤۡفَكُ ٱلَّذِينَ كَانُواْ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ يَجۡحَدُونَ
كَذَٰلِكَ
işte böyle
يُؤْفَكُ
çevriliyorlardı
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَانُوا۟
olanlar
بِـَٔايَـٰتِ
ayetlerini
ٱللَّهِ
Allah'ın
يَجْحَدُونَ
kasden inkar etmekte

Diyanet İşleri MealiAllah'ın ayetlerini bile bile inkar edenler böylece döndürülüyorlardı

Elmalılı Hamdi Yazırİşte Allah'ın âyetlerini inkâr edenler böyle çevriliyorlar

40:64 📚 1
ٱللَّهُ ٱلَّذِي جَعَلَ لَكُمُ ٱلۡأَرۡضَ قَرَارࣰ ا وَٱلسَّمَآءَ بِنَآءࣰ وَصَوَّرَكُمۡ فَأَحۡسَنَ صُوَرَكُمۡ وَرَزَقَكُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَٰتِۚ ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمۡۖ فَتَبَارَكَ ٱللَّهُ رَبُّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
ٱللَّهُ
Allah
ٱلَّذِى
O'dur ki
جَعَلَ
yaptı
لَكُمُ
size
ٱلْأَرْضَ
arzı
قَرَارًۭا
durulacak yer
وَٱلسَّمَآءَ
ve göğü
بِنَآءًۭ
bina
وَصَوَّرَكُمْ
ve sizi şekillendirdi
فَأَحْسَنَ
ve güzel yaptı
صُوَرَكُمْ
şekillerinizi
وَرَزَقَكُم
ve sizi besledi
مِّنَ
güzel rızıklarla
ٱلطَّيِّبَـٰتِ ۚ
the good things
ذَٰلِكُمُ
işte budur
ٱللَّهُ
Allah
رَبُّكُمْ ۖ
Rabbiniz
فَتَبَارَكَ
ne yücedir
ٱللَّهُ
Allah
رَبُّ
Rabbi
ٱلْعَـٰلَمِينَ
alemlerin

Diyanet İşleri MealiSizin için yeri durak, göğü bina eden, size şekil verip de, şeklinizi güzel yapan, sizi temiz şeylerle rızıklandıran Allah'tır. İşte Rabbiniz olan Allah budur. Alemlerin Rabbi Allah ne yücedir

Elmalılı Hamdi YazırAllah, O'dur ki sizin için yeri bir karargâh, göğü de bir bina yapmıştır. Size şekil vermiş, sonra şekillerinizi güzelleştirmiştir. Hoş nimetlerden size rızık vermiştir. İşte Rabbiniz o Allah'tır. Âlemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir

40:65 📚 3
هُوَ ٱلۡحَيُّ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ فَٱدۡعُوهُ مُخۡلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَۗ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
هُوَ
O
ٱلْحَىُّ
diridir
لَآ
yoktur
إِلَـٰهَ
tanrı
إِلَّا
başka
هُوَ
O'ndan
فَٱدْعُوهُ
O'na yalvarın
مُخْلِصِينَ
halis kılarak
لَهُ
yalnız kendisine
ٱلدِّينَ ۗ
dini
ٱلْحَمْدُ
hamd
لِلَّهِ
Allah'a mahsustur
رَبِّ
Rabbi
ٱلْعَـٰلَمِينَ
alemlerin

Diyanet İşleri MealiO diridir, O'ndan başka tanrı yoktur. Dini yalnız O'na has kılarak O'na yalvarın. Övgü, Alemlerin Rabbi Allah içindir

Elmalılı Hamdi YazırDaimî bir hayat sahibi ancak O'dur. O'ndan başka ilâh yoktur. Onun için dini halis kılarak O'na, hep O'na yalvarın. Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur

40:66
۞قُلۡ إِنِّي نُهِيتُ أَنۡ أَعۡبُدَ ٱلَّذِينَ تَدۡعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ لَمَّا جَآءَنِيَ ٱلۡبَيِّنَٰتُ مِن رَّبِّي وَأُمِرۡتُ أَنۡ أُسۡلِمَ لِرَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
۞ قُلْ
de ki
إِنِّى
elbette ben
نُهِيتُ
men'olundum
أَنْ
tapmaktan
أَعْبُدَ
worship
ٱلَّذِينَ
sizin yalvardıklarınıza
تَدْعُونَ
you call
مِن
başka
دُونِ
besides
ٱللَّهِ
Allah'tan
لَمَّا
zaman
جَآءَنِىَ
bana geldiği
ٱلْبَيِّنَـٰتُ
açık deliller
مِن
Rabbimden
رَّبِّى
my Lord
وَأُمِرْتُ
ve emrolundum
أَنْ
teslim olmakla
أُسْلِمَ
submit
لِرَبِّ
Rabbine
ٱلْعَـٰلَمِينَ
alemlerin

Diyanet İşleri MealiDe ki: "Sizin, Allah'ı bırakıp da kulluk ettiklerinize kulluk etmek bana yasak kılınmıştır. Zira bana Rabbimden belgeler gelmiştir. Ben, kendimi Alemlerin Rabbine vermekle emrolundum

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Bana Rabbimden apaçık deliller geldiği zaman, ben o sizin Allah'ı bırakıp taptıklarınıza ibadet etmekten kesinlikle men edildim ve bana âlemlerin Rabbine teslim olmam emredildi

40:67 📚 8
هُوَ ٱلَّذِي خَلَقَكُم مِّن تُرَابࣲ ثُمَّ مِن نُّطۡفَةࣲ ثُمَّ مِنۡ عَلَقَةࣲ ثُمَّ يُخۡرِجُكُمۡ طِفۡلࣰ ا ثُمَّ لِتَبۡلُغُوٓاْ أَشُدَّكُمۡ ثُمَّ لِتَكُونُواْ شُيُوخࣰ اۚ وَمِنكُم مَّن يُتَوَفَّىٰ مِن قَبۡلُۖ وَلِتَبۡلُغُوٓاْ أَجَلࣰ ا مُّسَمࣰّ ى وَلَعَلَّكُمۡ تَعۡقِلُونَ
هُوَ
O'dur
ٱلَّذِى
ki
خَلَقَكُم
sizi yarattı
مِّن
topraktan
تُرَابٍۢ
dust
ثُمَّ
sonra
مِن
nutfe(sperm)den
نُّطْفَةٍۢ
a semen-drop
ثُمَّ
sonra
مِنْ
alaka(embriyo)dan
عَلَقَةٍۢ
a clinging substance
ثُمَّ
sonra
يُخْرِجُكُمْ
sizi çıkarıyor
طِفْلًۭا
çocuk olarak
ثُمَّ
sonra
لِتَبْلُغُوٓا۟
ermeniz için
أَشُدَّكُمْ
güçlü çağınıza
ثُمَّ
sonra
لِتَكُونُوا۟
olmanız için
شُيُوخًۭا ۚ
ihtiyarlar
وَمِنكُم
ve içinizden
مَّن
kimi
يُتَوَفَّىٰ
öldürülüyor
مِن
daha önce
قَبْلُ ۖ
before
وَلِتَبْلُغُوٓا۟
ve erişmeniz için
أَجَلًۭا
süreye
مُّسَمًّۭى
belli
وَلَعَلَّكُمْ
ve umulur ki
تَعْقِلُونَ
aklınızı kullanırsınız

Diyanet İşleri MealiSizi topraktan, sonra nutfeden, sonra kan pıhtısından yaratan; sonra erginlik çağına ulaşmanız, sonra da yaşlanmanız için sizi bebek olarak dünyaya çıkaran O'dur. Kiminiz daha önce öldürülür, kiminiz de, belirtilmiş bir süreye ulaşırsınız. Belki artık düşünürsünüz

Elmalılı Hamdi YazırSizi (önce) bir topraktan, sonra bir damla sudan, sonra bir aleka (embriyo)dan yaratan, sonra sizi bir bebek olarak çıkaran, sonra güçlü kuvvetli bir çağa erişmeniz, sonra da ihtiyarlar olmanız için yaşatıp büyüten O'dur. İçinizden kimi de daha önce vefat ettiriliyor. (Bunları Allah) belirli bir süreye ulaşasınız ve aklınızı kullanasınız diye (böyle yapıyor)

40:68
هُوَ ٱلَّذِي يُحۡيِۦ وَيُمِيتُۖ فَإِذَا قَضَىٰٓ أَمۡرࣰ ا فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ
هُوَ
O'dur
ٱلَّذِى
yaşatan
يُحْىِۦ
gives life
وَيُمِيتُ ۖ
ve öldüren
فَإِذَا
zaman
قَضَىٰٓ
hükmettiği
أَمْرًۭا
bir işi
فَإِنَّمَا
sadece
يَقُولُ
der
لَهُۥ
ona
كُن
ol!
فَيَكُونُ
o da olur

Diyanet İşleri MealiDirilten, öldüren O'dur. Bir şeye karar verirse "Ol" der, o da oluverir

Elmalılı Hamdi YazırO, hem yaşatır, hem öldürür. O, bir şey yapmak isteyince ona sadece "ol!" der, o şey de hemen oluverir

40:69
أَلَمۡ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ يُجَٰدِلُونَ فِيٓ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ أَنَّىٰ يُصۡرَفُونَ
أَلَمْ
görmedin mi?
تَرَ
you see
إِلَى
kimseleri
ٱلَّذِينَ
those who
يُجَـٰدِلُونَ
tartışan(ları)
فِىٓ
hakkında
ءَايَـٰتِ
ayetleri
ٱللَّهِ
Allah'ın
أَنَّىٰ
nasıl da?
يُصْرَفُونَ
çevriliyorlar

Diyanet İşleri MealiAllah'ın ayetleri üzerinde tartışanları görmez misin? Nasıl da döndürülüyorlar

Elmalılı Hamdi YazırBakmaz mısın şimdi Allah'ın âyetleri hakkında mücadeleye kalkanlara! (Haktan) nasıl döndürülüyorlar

40:70
ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِٱلۡكِتَٰبِ وَبِمَآ أَرۡسَلۡنَا بِهِۦ رُسُلَنَاۖ فَسَوۡفَ يَعۡلَمُونَ
ٱلَّذِينَ
kimseler
كَذَّبُوا۟
yalanlayan(lar)
بِٱلْكِتَـٰبِ
Kitabı
وَبِمَآ
ve şeyi
أَرْسَلْنَا
gönderdiğimiz
بِهِۦ
onunla
رُسُلَنَا ۖ
elçilerimizi
فَسَوْفَ
fakat yakında
يَعْلَمُونَ
bileceklerdir

Diyanet İşleri MealiKitap'ı ve peygamberlerimize gönderdiklerimizi yalanlayanlar elbette bileceklerdir

Elmalılı Hamdi YazırKitaba ve Resullerimizi gönderdiğimiz şeylere yalan diyenler, artık ilerde bilecekler

40:71
إِذِ ٱلۡأَغۡلَٰلُ فِيٓ أَعۡنَٰقِهِمۡ وَٱلسَّلَٰسِلُ يُسۡحَبُونَ
إِذِ
o zaman
ٱلْأَغْلَـٰلُ
demir halkalar
فِىٓ
boyunlarında
أَعْنَـٰقِهِمْ
their necks
وَٱلسَّلَـٰسِلُ
ve zincirler
يُسْحَبُونَ
sürüklenceklerdir

Diyanet İşleri MealiBoyunlarında halkalar ve zincirler olarak kaynar suya sürülür, sonra ateşte yakılırlar

Elmalılı Hamdi YazırO zaman boyunlarında halkalar ve zincirler olduğu halde sürükleneceklerdir

40:72 📚 3
فِي ٱلۡحَمِيمِ ثُمَّ فِي ٱلنَّارِ يُسۡجَرُونَ
فِى
içinde
ٱلْحَمِيمِ
kaynar su
ثُمَّ
sonra
فِى
ateşte
ٱلنَّارِ
the Fire
يُسْجَرُونَ
yakılacaklardır

Diyanet İşleri MealiBoyunlarında halkalar ve zincirler olarak kaynar suya sürülür, sonra ateşte yakılırlar

Elmalılı Hamdi YazırKaynar suda, sonra da ateşte kaynatılacaklardır

40:73
ثُمَّ قِيلَ لَهُمۡ أَيۡنَ مَا كُنتُمۡ تُشۡرِكُونَ
ثُمَّ
sonra
قِيلَ
denilecektir
لَهُمْ
onlara
أَيْنَ
nerede?
مَا
şeyler
كُنتُمْ
olduğunuz
تُشْرِكُونَ
ortak koşuyor(lar)

Diyanet İşleri MealiSonra onlara: "Allah'ı bırakıp da koştuğunuz ortaklar nerededir?" denir. "Bizden uzaklaştılar; hayır, biz zaten önceleri hiçbir şeye kulluk etmiyorduk" derler. İşte Allah inkarcıları böyle saptırır

Elmalılı Hamdi YazırSonra da onlara: "Nerede o ortak koştuklarınız?" denilecek

40:74
مِن دُونِ ٱللَّهِۖ قَالُواْ ضَلُّواْ عَنَّا بَل لَّمۡ نَكُن نَّدۡعُواْ مِن قَبۡلُ شَيۡـࣰٔ اۚ كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ ٱلۡكَٰفِرِينَ
مِن
başkaları?
دُونِ
Other than
ٱللَّهِ ۖ
Allah'tan
قَالُوا۟
diyecekler ki
ضَلُّوا۟
kayboldular
عَنَّا
bizden
بَل
hayır
لَّمْ
değilmişiz
نَكُن
we used to
نَّدْعُوا۟
biz tapmıyor
مِن
önceden
قَبْلُ
before
شَيْـًۭٔا ۚ
hiçbir şeye
كَذَٰلِكَ
işte böyle
يُضِلُّ
şaşırtır
ٱللَّهُ
Allah
ٱلْكَـٰفِرِينَ
kafirleri

Diyanet İşleri MealiSonra onlara: "Allah'ı bırakıp da koştuğunuz ortaklar nerededir?" denir. "Bizden uzaklaştılar; hayır, biz zaten önceleri hiçbir şeye kulluk etmiyorduk" derler. İşte Allah inkarcıları böyle saptırır

Elmalılı Hamdi YazırO Allah'tan başkaları (nerede denilecek). Onlar da diyecekler ki: "Hepsi bizden uzaklaşıp gittiler. Daha doğrusu biz bundan önce hiçbir şeye ibadet etmiyormuşuz." İşte Allah, o kâfirleri böyle şaşırtır

40:75 📚 1
ذَٰلِكُم بِمَا كُنتُمۡ تَفۡرَحُونَ فِي ٱلۡأَرۡضِ بِغَيۡرِ ٱلۡحَقِّ وَبِمَا كُنتُمۡ تَمۡرَحُونَ
ذَٰلِكُم
bu durum
بِمَا
ötürüdür
كُنتُمْ
sizin
تَفْرَحُونَ
şımarmanızdan
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the earth
بِغَيْرِ
olmaksızın
ٱلْحَقِّ
hakkı
وَبِمَا
ve ötürüdür
كُنتُمْ
olmanızdan
تَمْرَحُونَ
böbürlenmiş

Diyanet İşleri MealiOnlara: "İşte bu, yeryüzünde haksız yere şımarmanız ve böbürlenmenizden ötürüdür. Temelli kalacağınız cehennem kapılarından girin" denir. Büyüklenenlerin durağı ne kötüdür

Elmalılı Hamdi YazırBunun sebebi şudur: Çünkü siz yeryüzünde haksız yere seviniyor ve güveniyordunuz

40:76
ٱدۡخُلُوٓاْ أَبۡوَٰبَ جَهَنَّمَ خَٰلِدِينَ فِيهَاۖ فَبِئۡسَ مَثۡوَى ٱلۡمُتَكَبِّرِينَ
ٱدْخُلُوٓا۟
girin
أَبْوَٰبَ
kapılarından
جَهَنَّمَ
cehennemin
خَـٰلِدِينَ
ebedi kalacaksınız
فِيهَا ۖ
orada
فَبِئْسَ
ne kötüdür
مَثْوَى
yeri
ٱلْمُتَكَبِّرِينَ
kibirlenenlerin

Diyanet İşleri MealiOnlara: "İşte bu, yeryüzünde haksız yere şımarmanız ve böbürlenmenizden ötürüdür. Temelli kalacağınız cehennem kapılarından girin" denir. Büyüklenenlerin durağı ne kötüdür

Elmalılı Hamdi Yazırİçlerinde ebedî olarak kalmak üzere cehennemin kapılarından girin. Bak ne kötü o kibirlenenlerin yeri

40:77 📚 3
فَٱصۡبِرۡ إِنَّ وَعۡدَ ٱللَّهِ حَقࣱّۚ فَإِمَّا نُرِيَنَّكَ بَعۡضَ ٱلَّذِي نَعِدُهُمۡ أَوۡ نَتَوَفَّيَنَّكَ فَإِلَيۡنَا يُرۡجَعُونَ
فَٱصْبِرْ
artık sabret
إِنَّ
şüphesiz
وَعْدَ
va'di (sözü)
ٱللَّهِ
Allah'ın
حَقٌّۭ ۚ
gerçektir
فَإِمَّا
ya
نُرِيَنَّكَ
sana gösteririz
بَعْضَ
bir kısmını
ٱلَّذِى
şeylerin
نَعِدُهُمْ
onları tehdidettiğimiz
أَوْ
yahut
نَتَوَفَّيَنَّكَ
seni vefat ettiririz
فَإِلَيْنَا
sonunda bize
يُرْجَعُونَ
döndürüleceklerdir

Diyanet İşleri MealiSabret; şüphesiz Allah'ın verdiği söz gerçektir. Onlara söz verdiğimiz azabın bir kısmını sana gösteririz veya seni öldürürüz, nasıl olsa onların dönüşü Bizedir

Elmalılı Hamdi YazırEy Muhammed! Sen sabret, şüphesiz Allah'ın vaadi haktır, mutlaka gerçekleşecektir. Onlara yaptığımız tehdidin bir kısmını sana göstersek de veya seni vefat ettirsek de onlar mutlaka döndürülüp bize getirileceklerdir

40:78 📚 2
وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا رُسُلࣰ ا مِّن قَبۡلِكَ مِنۡهُم مَّن قَصَصۡنَا عَلَيۡكَ وَمِنۡهُم مَّن لَّمۡ نَقۡصُصۡ عَلَيۡكَۗ وَمَا كَانَ لِرَسُولٍ أَن يَأۡتِيَ بِـَٔايَةٍ إِلَّا بِإِذۡنِ ٱللَّهِۚ فَإِذَا جَآءَ أَمۡرُ ٱللَّهِ قُضِيَ بِٱلۡحَقِّ وَخَسِرَ هُنَالِكَ ٱلۡمُبۡطِلُونَ
وَلَقَدْ
ve andolsun
أَرْسَلْنَا
biz gönderdik
رُسُلًۭا
elçiler
مِّن
senden önce de
قَبْلِكَ
before you
مِنْهُم
onlardan
مَّن
kimini
قَصَصْنَا
anlattık
عَلَيْكَ
sana
وَمِنْهُم
ve onlardan
مَّن
kimini
لَّمْ
anlatmadık
نَقْصُصْ
We have related
عَلَيْكَ ۗ
sana
وَمَا
ve değildir
كَانَ
mümkün
لِرَسُولٍ
hiçbir elçinin
أَن
getirmesi
يَأْتِىَ
he brings
بِـَٔايَةٍ
bir mu'cize
إِلَّا
dışında
بِإِذْنِ
izni
ٱللَّهِ ۚ
Allah'ın
فَإِذَا
zaman
جَآءَ
geldiği
أَمْرُ
emri
ٱللَّهِ
Allah'ın
قُضِىَ
yerine getirilir
بِٱلْحَقِّ
hak ile
وَخَسِرَ
ve hüsrana uğrarlar
هُنَالِكَ
orada
ٱلْمُبْطِلُونَ
boşa çıkarmağa uğraşanlar

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, senden önce birçok peygamberler gönderdik; sana onların kimini anlattık, kimini anlatmadık; hiçbir peygamber, Allah'ın izni olmadan bir mucize getiremez. Allah'ın buyruğu gelince iş gerçekten biter. İşte o zaman, boşa uğraşanlar hüsranda kalırlar

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki biz senin önünden nice peygamberler göndermişizdir. Onlardan kimini sana anlatmışız, kimini de anlatmamışızdır. Hiçbir peygamber, Allah'ın izni olmaksızın bir mucize getiremez. Allah'ın emri gelince de hak yerine getirilir. Batıl bir dava peşinde koşanlar, işte bu noktada hüsrana uğrarlar

40:79
ٱللَّهُ ٱلَّذِي جَعَلَ لَكُمُ ٱلۡأَنۡعَٰمَ لِتَرۡكَبُواْ مِنۡهَا وَمِنۡهَا تَأۡكُلُونَ
ٱللَّهُ
Allah
ٱلَّذِى
O'dur ki
جَعَلَ
yarattı
لَكُمُ
size
ٱلْأَنْعَـٰمَ
hayvanları
لِتَرْكَبُوا۟
binmeniz için
مِنْهَا
kimine
وَمِنْهَا
ve kiminden
تَأْكُلُونَ
yemeniz için

Diyanet İşleri MealiBinek olarak kullanmanız ve yemeniz için hayvanları sizin için yaratan Allah'tır

Elmalılı Hamdi YazırKimine binesiniz, kimini de yiyesiniz diye sizin için o yumuşak başlı hayvanları yaratan Allah'tır

40:80 📚 1
وَلَكُمۡ فِيهَا مَنَٰفِعُ وَلِتَبۡلُغُواْ عَلَيۡهَا حَاجَةࣰ فِي صُدُورِكُمۡ وَعَلَيۡهَا وَعَلَى ٱلۡفُلۡكِ تُحۡمَلُونَ
وَلَكُمْ
ve sizin için vardır
فِيهَا
onlarda
مَنَـٰفِعُ
faydalar
وَلِتَبْلُغُوا۟
erersiniz
عَلَيْهَا
onların üstünde
حَاجَةًۭ
arzuya
فِى
gönüllerinizdeki
صُدُورِكُمْ
your breasts
وَعَلَيْهَا
ve onların üstünde
وَعَلَى
ve üstünde
ٱلْفُلْكِ
gemilerin
تُحْمَلُونَ
taşınırsınız

Diyanet İşleri MealiOnlarda sizin için daha nice faydalar vardır; gönüllerinizdeki arzulara, onlara binerek ulaşırsınız. Onlarla ve gemilerle taşınırsınız

Elmalılı Hamdi YazırSizin için onlarda daha nice menfaatler vardır. Onların üzerinde gönüllerinizdeki bir arzuya erersiniz. Hem onlar üzerinde, hem de gemiler üzerinde taşınırsınız

40:81
وَيُرِيكُمۡ ءَايَٰتِهِۦ فَأَيَّ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ تُنكِرُونَ
وَيُرِيكُمْ
size gösteriyor
ءَايَـٰتِهِۦ
ayetlerini
فَأَىَّ
hangisini?
ءَايَـٰتِ
ayetlerinden
ٱللَّهِ
Allah'ın
تُنكِرُونَ
inkar ediyorsunuz

Diyanet İşleri MealiAllah size delillerini gösteriyor. Allah'ın delillerinden hangisini inkar edersiniz

Elmalılı Hamdi YazırAllah size âyetlerini gösteriyor. Şimdi Allah'ın âyetlerinin hangisini inkâr edersiniz

40:82
أَفَلَمۡ يَسِيرُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَيَنظُرُواْ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡۚ كَانُوٓاْ أَكۡثَرَ مِنۡهُمۡ وَأَشَدَّ قُوَّةࣰ وَءَاثَارࣰ ا فِي ٱلۡأَرۡضِ فَمَآ أَغۡنَىٰ عَنۡهُم مَّا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ
أَفَلَمْ
gezip dolaşmadılar mı?
يَسِيرُوا۟
travel
فِى
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ
the land
فَيَنظُرُوا۟
görsünler
كَيْفَ
nasıl
كَانَ
olduğunu
عَـٰقِبَةُ
sonunun
ٱلَّذِينَ
kimselerin
مِن
kendilerinden önceki
قَبْلِهِمْ ۚ
(were) before them
كَانُوٓا۟
onlar idiler
أَكْثَرَ
daha çok
مِنْهُمْ
bunlardan
وَأَشَدَّ
ve daha şiddetli
قُوَّةًۭ
kuvvet bakımından
وَءَاثَارًۭا
ve eserleri bakımından
فِى
yeryüzündeki
ٱلْأَرْضِ
the land
فَمَآ
ama hiçbir
أَغْنَىٰ
yarar sağlamadı
عَنْهُم
kendilerine;
مَّا
şeyler
كَانُوا۟
oldukları
يَكْسِبُونَ
kazanıyor(lar)

Diyanet İşleri MealiYeryüzünde dolaşıp, kendilerinden daha çok, daha kuvvetli, yeryüzünde bıraktıkları eserler daha sağlam olan öncekilerin sonuçlarının nasıl olduğunu görmezler mi? Kazandıkları onlara bir fayda vermemiştir

Elmalılı Hamdi YazırDaha yeryüzünde gezip de bir bakmazlar mı? Kendilerinden öncekilerin sonu nasıl olmuş? Onlar kendilerinden hem daha çok, hem de kuvvetçe ve yeryüzündeki eserlerinin sağlamlığı bakımından daha çetindiler. Öyle iken o kazandıkları şeyler, kendilerini kurtaramadı

40:83
فَلَمَّا جَآءَتۡهُمۡ رُسُلُهُم بِٱلۡبَيِّنَٰتِ فَرِحُواْ بِمَا عِندَهُم مِّنَ ٱلۡعِلۡمِ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ
فَلَمَّا
ne zaman ki
جَآءَتْهُمْ
onlara gelince
رُسُلُهُم
elçileri
بِٱلْبَيِّنَـٰتِ
açık kanıtlarla
فَرِحُوا۟
sevindiler
بِمَا
ile
عِندَهُم
yanlarında bulunan
مِّنَ
bilgiden
ٱلْعِلْمِ
the knowledge
وَحَاقَ
sonunda kuşatıverdi
بِهِم
kendilerini
مَّا
şey
كَانُوا۟
oldukları
بِهِۦ
onunla
يَسْتَهْزِءُونَ
alay ediyor(lar)

Diyanet İşleri MealiPeygamberleri onlara belgelerle gelince, kendilerinde olan bilgiden gururlandılar da, alaya aldıkları şey kendilerini sarıverdi

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü onlara peygamberleri, delillerle geldikleri zaman, kendilerinde bulunan ilme güvendiler de o alay ettikleri şey onları kuşatıverdi

40:84 📚 3
فَلَمَّا رَأَوۡاْ بَأۡسَنَا قَالُوٓاْ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَحۡدَهُۥ وَكَفَرۡنَا بِمَا كُنَّا بِهِۦ مُشۡرِكِينَ
فَلَمَّا
ne zaman ki
رَأَوْا۟
gördüler
بَأْسَنَا
hışmımızı
قَالُوٓا۟
dediler
ءَامَنَّا
inandık
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَحْدَهُۥ
tek
وَكَفَرْنَا
ve inkar ettik
بِمَا
şeyleri
كُنَّا
olan
بِهِۦ
O'na
مُشْرِكِينَ
ortak koştuğumuz

Diyanet İşleri MealiŞiddetli azabımızı gördüklerinde: "Yalnız Allah'a inandık; O'na koştuğumuz eşleri inkar ettik" dediler

Elmalılı Hamdi YazırO zaman hışmımızı gördüklerinde: "Allah'ın birliğine inandık ve O'na şirk koştuğumuz şeyleri inkâr ettik" dediler

40:85 📚 2
فَلَمۡ يَكُ يَنفَعُهُمۡ إِيمَٰنُهُمۡ لَمَّا رَأَوۡاْ بَأۡسَنَاۖ سُنَّتَ ٱللَّهِ ٱلَّتِي قَدۡ خَلَتۡ فِي عِبَادِهِۦۖ وَخَسِرَ هُنَالِكَ ٱلۡكَٰفِرُونَ
فَلَمْ
fakat
يَكُ
sağlamadı
يَنفَعُهُمْ
kendilerine bir fayda
إِيمَـٰنُهُمْ
inanmaları
لَمَّا
zaman
رَأَوْا۟
gördükleri
بَأْسَنَا ۖ
hışmımızı
سُنَّتَ
yasası budur
ٱللَّهِ
Allah'ın
ٱلَّتِى
elbette
قَدْ
(has) indeed
خَلَتْ
gelip geçen
فِى
hakkında
عِبَادِهِۦ ۖ
kulları
وَخَسِرَ
ve ziyana uğramışlardır
هُنَالِكَ
orada
ٱلْكَـٰفِرُونَ
kafirler

Diyanet İşleri MealiAma, Bizim şiddetli azabımızı görüp de öyle inanmaları kendilerine fayda vermedi. Bu, Allah'ın kulları hakkında, öteden beri yürürlükte olan yasasıdır. İşte inkarcılar o zaman hüsranda kaldılar

Elmalılı Hamdi YazırAma hışmımızı gördükleri zamanki imanları kendilerine fayda verecek değildi. Allah'ın, kulları hakkındaki geçe gelen kanunu budur. İşte kâfirler bu noktada hüsrana düştüler

← Önceki Sonraki →

40. Ghafir Suresi | Anlam Arayışı