40. Ghafir سُورَةُ غَافِرٍ
Süleyman AteşHa mim
Yusuf AliHa Mim
Elmalılı Hamdi YazırHâ Mîm
Süleyman AteşBu Kitabın indirilişi, aziz (daima galib) ve alim (herşeyi en iyi bilen) Allah tarafındandır
Yusuf AliThe revelation of this Book is from God, Exalted in Power, Full of Knowledge
Elmalılı Hamdi YazırBu kitabın indirilişi, çok güçlü ve her şeyi bilen Allah tarafındandır
Süleyman AteşGünahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden, azabı çetin olan, lutuf sahibi (Allah tarafından). O'ndan başka tanrı yoktur, dönüş O'nadır
Yusuf AliWho forgiveth sin, accepteth repentance, is strict in punishment, and hath a long reach (in all things). there is no god but He: to Him is the final goal
Elmalılı Hamdi YazırO, günah bağışlayıcı, tevbe kabul edici, azabı şiddetli, kerem sahibi Allah'tandır ki O'ndan başka ilâh yoktur. Hem dönüş O'nadır
Süleyman Ateşİnkar edenlerden başkası, Allah'ın ayetleri hakkında mücadele etmez. Onların (öyle) şehirlede dolaşmaları, seni aldatmasın
Yusuf AliNone can dispute about the Signs of God but the Unbelievers. Let not, then, their strutting about through the land deceive thee
Elmalılı Hamdi YazırAllah'ın âyetleri hakkında ancak kâfirler mücadele ederler. Şimdi onların beldeler içinde dönüp dolaşmaları seni aldatmasın
Süleyman AteşOnlardan önce Nuh kavmi ve onlardan sonra gelen kollar da yalanladı. Her millet, elçisini yakalamağa yeltendi; hakkı gidermek için boş şeyler ileri sürerek tartıştılar. Bu yüzden onları yakaladım. (Bak işte) Azabım nasıl oldu
Yusuf AliBut (there were people) before them, who denied (the Signs),- the People of Noah, and the Confederates (of Evil) after them; and every People plotted against their prophet, to seize him, and disputed by means of vanities, therewith to condemn the Truth; but it was I that seized them! and how (terrible) was My Requital
Elmalılı Hamdi YazırOnlardan önce Nuh kavmi, arkalarından da çeşitli topluluklar yalanlamışlardı. Her ümmet, kendi peygamberlerini yakalamak kastında bulundu. Hakkı batılla gidermek için boşuna mücadele ettiler. Ben de onları tuttum, alıverdim. (Bak o zaman) azabım nasıl oldu
Süleyman AteşBöylece Rabbinin inkar edenler hakkındaki "Onlar ateş halkıdır" sözü yerini bulmuş oldu
Yusuf AliThus was the Decree of thy Lord proved true against the Unbelievers; that truly they are Companions of the Fire
Elmalılı Hamdi Yazırİşte o nankörlük eden kâfirlere Rabbinin (azab) sözü öyle hak oldu. Onlar, mutlaka cehennemliktirler
Süleyman AteşArş'ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar, Rablerini överek tesbih ederler. O'na inanırlar ve mü'minler için (şöyle) mağfiret dilerler: "Rabbimiz, Sen rahmet ve bilgi bakımından her şeyi kapladın. Tevbe edip senin yoluna uyanları bağışla, onları cehennem azabından koru
Yusuf AliThose who sustain the Throne (of God) and those around it Sing Glory and Praise to their Lord; believe in Him; and implore Forgiveness for those who believe: "Our Lord! Thy Reach is over all things, in Mercy and Knowledge. Forgive, then, those who turn in Repentance, and follow Thy Path; and preserve them from the Penalty of the Blazing Fire
Elmalılı Hamdi YazırArşı taşıyanlar ve onun etrafındakiler, Rablerinin hamdiyle tesbih ederler ve O'na inanırlar. İman etmişler için de şöyle bağışlanma dilerler: "Ey Rabbimiz! Rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O, tevbe edip senin yoluna uyanları bağışla, onları cehennem azabından koru
Süleyman AteşRabbimiz, onları ve babalarından, eşlerinden, çocuklarından iyi olan kimseleri onlara söz verdiğin Adn cennetlerine sok. Şüphesiz, üstün olan, hüküm ve hikmet sahibi olan sensin sen
Yusuf AliAnd grant, our Lord! that they enter the Gardens of Eternity, which Thou hast promised to them, and to the righteous among their fathers, their wives, and their posterity! For Thou art (He), the Exalted in Might, Full of Wisdom
Elmalılı Hamdi YazırEy Rabbimiz! Hem onları, hem onların atalarından, zevcelerinden ve zürriyetlerinden iyi olanları kendilerine vaad buyurduğun Adn cennetlerine koy. Şüphesiz çok güçlü, hüküm ve hikmet sahibi olan sensin
Süleyman AteşOnları kötülüklerden koru. O gün Sen, kimi kötülüklerden korursan ona acımışsındır. İşte o büyük başarı budur
Yusuf AliAnd preserve them from (all) ills; and any whom Thou dost preserve from ills that Day,- on them wilt Thou have bestowed Mercy indeed: and that will be truly (for them) the highest Achievement
Elmalılı Hamdi YazırOnları fenalıklardan koru. Sen her kimi fenalıklardan korursan, o gün muhakkak onu rahmetinle yarlığamışsındır. İşte asıl büyük kurtuluş da budur
Süleyman Ateşİnkar edenlere de bağırılır: "Allah'ın (size) kızması, sizin kendi kendinize kızmanızdan daha büyüktür. Zira siz imana çağrılırdınız da inkar ederdiniz
Yusuf AliThe Unbelievers will be addressed: "Greater was the aversion of God to you than (is) your aversion to yourselves, seeing that ye were called to the Faith and ye used to refuse
Elmalılı Hamdi YazırO kâfirlere mutlaka şöyle bağırılacaktır: "Elbette Allah'ın buğzu, sizin nefislerinize buğzunuzdan daha büyüktür. Çünkü siz imana davet ediliyordunuz da inkâr ediyordunuz
Süleyman AteşDediler ki: "Rabbimiz, bizi iki kez öldürdün ve iki kez dirilttin. Günahlarımızı itiraf ettik. Şimdi (şu ateşten) çıkmak için (bize) bir yol var mı (acaba)
Yusuf AliThey will say: "Our Lord! twice hast Thou made us without life, and twice hast Thou given us Life! Now have we recognised our sins: Is there any way out (of this)
Elmalılı Hamdi YazırKâfirler diyecekler ki: "Ey Rabbimiz! Sen bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Şimdi günahlarımızı anladık. Fakat çıkmaya bir yol var mı
Süleyman Ateş(Şöyle cevap verilir): Bu(duruma düşmeniz)in sebebi şudur: Tek Allah'a çağrıldığınız zaman inkar ederdiniz. O'na ortak koşulunca inanırdınız. Artık hüküm yüce ve büyük Allah'a aittir
Yusuf Ali(The answer will be:) "This is because, when God was invoked as the Only (object of worship), ye did reject Faith, but when partners were joined to Him, ye believed! the Command is with God, Most High, Most Great
Elmalılı Hamdi Yazır(Onlara şöyle cevap verilir): "Bu azab size şu sebeptendir: Siz tek Allah'a davet edildiğiniz zaman inkâr ettiniz. Ama O'na ortak koşulunca inandınız. Artık hüküm, o yüce ve büyük Allah'ındır
Süleyman AteşO'dur ki, size ayetlerini gösteriyor ve sizin için gökten rızık indiriyor, (rızkın sebebi olan yağmur, güneş ve hava veriyor). Ancak (O'na) yönelen öğüt alır
Yusuf AliHe it is Who showeth you his Signs, and sendeth down sustenance for you from the sky: but only those receive admonition who turn (to God)
Elmalılı Hamdi YazırSize âyetlerini gösteren, sizin için gökten bir rızık indiren O'dur. Fakat onları ancak gönül verip düşünenler anlar
Süleyman AteşKafirlerin hoşuna gitmesede siz, dini yalnız Allah'a halis kılarak O'na çağırın
Yusuf AliCall ye, then, upon God with sincere devotion to Him, even though the Unbelievers may detest it
Elmalılı Hamdi YazırO halde siz, dini Allah için halis kılarak hep O'na yalvarın. İsterse kâfirler hoşlanmasınlar
Süleyman Ateş(O,) Dereceleri yükselten; Arş'ın sahibi (Allah), buluşma gününe karşı uyarmak için, emrinden olan ruhu, kullarından dilediğine indirir
Yusuf AliRaised high above ranks (or degrees), (He is) the Lord of the Throne (of Authority): by His Command doth He send the Spirit (of inspiration) to any of His servants he pleases, that it may warn (men) of the Day of Mutual Meeting
Elmalılı Hamdi YazırO dereceleri yükselten Arş'ın sahibi Allah, o buluşma gününün (kıyametin) dehşetini haber vermek için kullarından dilediği kimseye emrinden ruh (melek) indiriyor
Süleyman AteşO gün onlar, ortaya çıkarlar. Onlardan hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz. (Ve sorulur onlara): "Bugün mülk kimindir? O tek ve kahhar olan Allah'ın
Yusuf AliThe Day whereon they will (all) come forth: not a single thing concerning them is hidden from God. Whose will be the dominion that Day?" That of God, the One the Irresistible
Elmalılı Hamdi YazırO gün onlar kabirlerinden meydana fırlarlar. Kendilerinin hiçbir şeyi Allah'a karşı gizli kalmaz. "Bugün mülk kimindir?" (diye sorulur. Cevaben): "Tek ve kahhar olan Allah'ındır." (denir)
Süleyman AteşBugün her can, kazandığıyle cezalanır. Bugün zulüm yoktur. Allah, hesabı çabuk görendir
Yusuf AliThat Day will every soul be requited for what it earned; no injustice will there be that Day, for God is Swift in taking account
Elmalılı Hamdi YazırBugün her nefis kazandığı ile cezalanacaktır. Bugün zulüm yoktur. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir
Süleyman AteşOnları yaklaşan güne karşı uyar. Zira (o gün) yürekler, (korkudan adeta yerinden sökülüp) gırtlaklara dayanmıştır; (kederlerini) yutkunur dururlar. Zalimlerin ne bir dostu, ne de sözü tutulur bir aracıları yoktur
Yusuf AliWarn them of the Day that is (ever) drawing near, when the hearts will (come) right up to the throats to choke (them); No intimate friend nor intercessor will the wrong-doers have, who could be listened to
Elmalılı Hamdi YazırYaklaşmakta olan o felaket (kıyamet) gününü de onlara haber ver. O dem ki yürekler gırtlaklara dayanmıştır, yutkunup dururlar. Zalimler için ne ısınacak bir dost vardır, ne de sözü dinlenecek bir şefaatçi
Süleyman Ateş(Allah) gözlerin hain(bakışlar)ını ve göğüslerin gizlediği düşünceleri bilir
Yusuf Ali(God) knows of (the tricks) that deceive with the eyes, and all that the hearts (of men) conceal
Elmalılı Hamdi YazırAllah, gözlerin hain bakışını da bilir, gönüllerin gizlediğini de
Süleyman AteşAllah, hak ile hükmeder. O'ndan başka yalvardıkları (tanrılar) ise hiçbir hüküm veremezler. Çünkü işiten, gören yalnız Allah'tır
Yusuf AliAnd God will judge with (justice and) Truth: but those whom (men) invoke besides Him, will not (be in a position) to judge at all. Verily it is God (alone) Who hears and sees (all things)
Elmalılı Hamdi YazırAllah hakkı yerine getirir. Onların O'ndan başka yalvardıkları ise hiçbir şeyi yerine getiremezler. Çünkü hakkıyla işiten ve gören ancak Allah'tır
Süleyman Ateş(Onlar) Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, kendilerinden önce gelenlerin sonunun nasıl olduğunu görsünler. Onlar kuvvet ve yeryüzündeki eserleri bakımından kendilerinden daha üstün idiler. Fakat Allah, onları günahları yüzünden yakaladı. Onları Allah'a karşı koruyan olmadı
Yusuf AliDo they not travel through the earth and see what was the End of those before them? They were even superior to them in strength, and in the traces (they have left) in the land: but God did call them to account for their sins, and none had they to defend them against God
Elmalılı Hamdi YazırYeryüzünde bir gezmediler mi? Baksalar ya kendilerinden öncekilerin sonları nasıl olmuş? Onlar yeryüzünde gerek kuvvetçe ve gerek eserce kendilerinden daha üstündüler. Öyle iken Allah onları günahları sebebiyle tutup alıverdi. Kendilerini Allah'ın azabından koruyacak biri bulunmadı
Süleyman AteşÇünkü onlar (öyle kimselerdi ki) elçileri onlara açık kanıtlar getirirdi ama kabul etmezlerdi. Bu yüzden Allah onları yakaladı. Zira O güçlüdür, cezası çetin olandır
Yusuf AliThat was because there came to them their apostles with Clear (Signs), but they rejected them: So God called them to account: for He is Full of Strength, Strict in Punishment
Elmalılı Hamdi YazırO, şundandı: Onlara peygamberleri apaçık delillerle geliyorlardı. Ama onlar inkâr ettiler. Allah da tuttu kendilerini alıverdi. Çünkü O'nun kuvveti çok, azabı şiddetlidir
Süleyman AteşAndolsun biz Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık bir yetki ile gönderdik
Yusuf AliOf old We sent Moses, with Our Signs and an authority manifest
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun Musa'yı âyetlerimizle ve açık bir delil ile gönderdik
Süleyman AteşFir'avn'e, Haman'a ve Karun'a. "(Bu,) Yalancı bir büyücüdür." dediler
Yusuf AliTo Pharaoh, Haman, and Qarun; but they called (him)" a sorcerer telling lies
Elmalılı Hamdi YazırFiravun'a, Hâmân'a ve Karun'a da onlar: "Bu bir sihirbaz, bir yalancıdır" dediler
Süleyman Ateş(Musa,) Onlara katımızdan hakkı getirince: "Onunla beraber inananların oğullarını öldürün, kadınlarını sağ bırakın!" dediler. Fakat kafirlerin tuzağı hep boşa çıkar
Yusuf AliNow, when he came to them in Truth, from Us, they said, "Slay the sons of those who believe with him, and keep alive their females," but the plots of Unbelievers (end) in nothing but errors (and delusions)
Elmalılı Hamdi YazırBunun üzerine Musa, kendilerine tarafımızdan hakkı getirince de: "Onunla beraber iman etmiş olanların oğullarını öldürün, kadınlarını diri tutun." dediler. Fakat o kâfirlerin tuzağı da hep boşa çıkmaktadır
Süleyman AteşFir'avn dedi: "Bırakın Musa'yı öldüreyim de, Rabbine yalvarsın (bakalım O, Musa'yı kurtaracak mı?) Çünkü ben onun, dininizi değiştireceğinden yahut yeryüzünde fesad çıkaracağından korkuyorum
Yusuf AliSaid Pharaoh: "Leave me to slay Moses; and let him call on his Lord! What I fear is lest he should change your religion, or lest he should cause mischief to appear in the land
Elmalılı Hamdi YazırBir de Firavun: "Bırakın beni, öldüreyim Musa'yı da o Rabbine dua etsin. Çünkü ben onun, dininizi değiştirmesinden veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmasından korkuyorum" dedi
Süleyman AteşMusa dedi: "Ben, hesap gününe inanmayan her kibirliden, benim de Rabbim sizin de Rabbiniz(olan Allah)a sığındım
Yusuf AliMoses said: "I have indeed called upon my Lord and your Lord (for protection) from every arrogant one who believes not in the Day of Account
Elmalılı Hamdi YazırMusa da: "Ben hesap gününe inanmayan her kibirliden, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a sığınırım" dedi
Süleyman AteşFir'avn ailesinden imanını gizleyen mü'min bir adam (şöyle) dedi: "Rabbim Allah'tır dediği için bir adamı öldürüyor musunuz? Oysa o size Rabbinizden kanıtlar getirmiştir. Eğer yalancı ise yalanı kendi zararınadır. Ve eğer doğru söylüyorsa, size va'dettiklerinin bir kısmı başınıza gelir. Şüphesiz Allah aşırı giden, yalancı kimseyi doğru yola iletmez
Yusuf AliA believer, a man from among the people of Pharaoh, who had concealed his faith, said: "Will ye slay a man because he says, 'My Lord is God'?- when he has indeed come to you with Clear (Signs) from your Lord? and if he be a liar, on him is (th e sin of) his lie: but, if he is telling the Truth, then will fall on you something of the (calamity) of which he warns you: Truly God guides not one who transgresses and lies
Elmalılı Hamdi YazırFiravun ailesinden imanını saklayan bir adam da şöyle dedi: "Bir adamı, Rabbim Allah dediği için öldürecek misiniz? Halbuki o size Rabbinizden delillerle gelmiştir. Hem o bir yalancı ise çok sürmez, yalanı boynuna geçer. Fakat doğru ise size yaptığı tehditlerin birkısmı olsun başınıza gelir. Şüphe yok ki Allah aşırı giden bir yalancıyı doğru yola çıkarmaz
Süleyman AteşEy kavmim, bugün mülk sizindir; buraya siz hakimsiniz. Eğer bize (Allah'ın hışmı) gelirse kim bizi ondan kurtarır? Fir'avn dedi: "Ben size yalnız (doğru) gördüğümü gösteriyorum ve ben sizi ancak doğru yola götürüyorum
Yusuf AliO my People! Yours is the dominion this day: Ye have the upper hand in the land: but who will help us from the Punishment of God, should it befall us?" Pharaoh said: "I but point out to you that which I see (myself); Nor do I guide you but to the Path of Right
Elmalılı Hamdi YazırEy kavmim! Bugün mülk sizindir. Dünyada yüze çıkmış bulunuyorsunuz. Eğer gelecek olursa Allah'ın hışmından bizi kim kurtarır?" Firavun: "Ben size görüşümden başkasını göstermiyorum ve herhalde ben size doğru yolu gösteriyorum" dedi
Süleyman Ateşİnanan adam dedi ki: "Ey kavmim, ben üzerinize önceki toplulukların günü gibi bir günün gelmesinden korkuyorum
Yusuf AliThen said the man who believed: "O my people! Truly I do fear for you something like the Day (of disaster) of the Confederates (in sin)
Elmalılı Hamdi YazırO iman etmiş olan kimse de: "Ey kavmim! Doğrusu ben sizin hakkınızda Ahzab (önceki çeşitli toplumlar)ın günleri gibi bir günden korkuyorum
Süleyman AteşNuh kavminin, 'Ad ve Semud'un ve onlardan sonrakilerin durumu gibi (bir durumla karşılaşmanızdan kaygı duyuyorum). Allah kullara zulmetmek istemez, (günahsız kimselere ceza vermez)
Yusuf AliSomething like the fate of the People of Noah, the 'Ad, and the Thamud, and those who came after them: but God never wishes injustice to his Servants
Elmalılı Hamdi YazırNuh Kavmi'nin, Âd'ın, Semud'un ve daha sonrakilerin maceraları gibi (bir günün geleceğinden korkuyorum). Allah, kulları için bir zulüm istemez
Süleyman AteşEy kavmim, sizin için o (Yüce Divana) çağırma (yahut feryadetme) gününden korkuyorum
Yusuf AliAnd O my people! I fear for you a Day when there will be Mutual calling (and wailing)
Elmalılı Hamdi YazırEy kavmim! Ben size gelecek o çağrışma gününden (kıyamet gününden) korkuyorum
Süleyman AteşO gün arkanızı dönüp kaç(mak ist)ersiniz ama sizi Allah(ın azabın)dan kurtaracak kimse yoktur. Allah kimi şaşırtırsa artık ona yol gösteren olmaz
Yusuf AliA Day when ye shall turn your backs and flee: No defender shall ye have from God: Any whom God leaves to stray, there is none to guide
Elmalılı Hamdi YazırO gün arkanıza dönüp kaçacaksınız. Fakat sizi Allah'tan koruyacak olan yoktur. Her kimi Allah şaşırtırsa, artık ona bir yol gösterici bulunmaz
Süleyman AteşDaha önce Yusuf da size açık kanıtlar getirmişti. Onun getirdiklerinden de kuşkulanıp duruyordunuz. Nihayet o ölünce: 'Allah ondan sonra elçi göndermez,' dediniz. İşte Allah, aşırı giden, şüpheci kimseleri böyle saptırır
Yusuf AliAnd to you there came Joseph in times gone by, with Clear Signs, but ye ceased not to doubt of the (Mission) for which he had come: At length, when he died, ye said: 'No apostle will God send after him.' thus doth God leave to stray such as t ransgress and live in doubt
Elmalılı Hamdi YazırBundan önce size delillerle Yusuf gelmişti. O zaman da onun size getirdiği hakikatte şüphe edip durmuştunuz. Nihayet vefat ettiğinde de "Bundan sonra Allah asla peygamber göndermez" dediniz. İşte aşırı şüpheci olanları Allah böyle şaşırtır
Süleyman AteşOnlar ki kendilerine gelmiş bir delil olmadan Allah'ın ayetleri hakkında tartışırlar. (Bu hareketleri) Gerek Allah yanında, gerek inananlar yanında (onlara karşı) ne büyük bir kızgınlık (doğurur)! İşte Allah, her kibirli zorbanın kalbini böyle mühürler
Yusuf Ali(Such) as dispute about the Signs of God, without any authority that hath reached them, grievous and odious (is such conduct) in the sight of God and of the Believers. Thus doth God, seal up every heart - of arrogant and obstinate Transgresso rs
Elmalılı Hamdi YazırOnlar, kendilerine gelmiş bir delil olmaksızın, Allah'ın âyetleri hakkında mücadele ederler. Bu durum, Allah katında ve iman edenler yanında büyük bir buğzu gerektirir. İşte Allah, her böbürlenen zorbanın kalbini öyle bir tabiat ile mühürler
Süleyman AteşFir'avn dedi: "Ey Haman, bana yüksek bir kule yap da o sebeplere (yollara) erişeyim
Yusuf AliPharaoh said: "O Haman! Build me a lofty palace, that I may attain the ways and means
Elmalılı Hamdi YazırFiravun dedi ki: "Ey Hâmân! Bana bir kule yap, belki ben o yollara ulaşabilirim
Süleyman Ateş(Yani) Göklerin yollarına (erişeyim) de çıkıp Musa'nın tanrısına bakayım. Çünkü ben Musa'yı, yalancı sanıyorum. Böylece yaptığı kötü iş, Fir'avn'a süslü gösterildi ve (o), yoldan çıkarıldı. Fir'avn'ın tuzağı, tamamen boşa çıktı
Yusuf AliThe ways and means of (reaching) the heavens, and that I may mount up to the God of Moses: But as far as I am concerned, I think (Moses) is a liar!" Thus was made alluring, in Pharaoh's eyes, the evil of his deeds, and he was hindered from the Path; and the plot of Pharaoh led to nothing but perdition (for him)
Elmalılı Hamdi YazırGöklerin yollarına ulaşabilirim de, Musa'nın ilâhının ne olduğunu anlarım. Ben onu mutlaka yalancı sanıyorum." İşte böylece Firavun'a kötü ameli süslü gösterildi de yoldan çıkarıldı. Çünkü Firavun düzeni hep boşa çıkar
Süleyman Ateşİnanan (adam) dedi ki: "Ey kavmim, bana uyun, sizi doğru yola götüreyim
Yusuf AliThe man who believed said further: "O my people! Follow me: I will lead you to the Path of Right
Elmalılı Hamdi YazırO iman etmiş olan kimse dedi ki: "Ey kavmim! Bana uyun ki size doğru yolu göstereyim
Süleyman AteşEy kavmim, bu dünya hayatı (kısa) bir geçinmedir. Ahiret ise ebedi olarak durulacak yerdir
Yusuf AliO my people! This life of the present is nothing but (temporary) convenience: It is the Hereafter that is the Home that will last
Elmalılı Hamdi YazırEy kavmim! Bu dünya hayatı ancak geçici bir menfaatten ibarettir. Ahiret ise durulacak karar yurdudur
Süleyman AteşKim bir kötülük yaparsa sadece onun (yaptığı kötülük) kadar cezalanır, ama erkek ve kadından her kim inanarak faydalı bir iş yaparsa onlar cennete girerler ve orada kendilerine hesapsız rızık verilir
Yusuf AliHe that works evil will not be requited but by the like thereof: and he that works a righteous deed - whether man or woman - and is a Believer- such will enter the Garden (of Bliss): Therein will they have abundance without measure
Elmalılı Hamdi YazırHer kim bir kötülük yaparsa, ona ancak yaptığının bir misli ile ceza verilir. Erkek veya kadın, her kim de mümin olarak iyi bir amel işlerse, işte onlar cennete girerler. Orada kendilerine hesapsız rızık verilir
Süleyman AteşEy kavmim, neden ben sizi kurtuluşa çağırdığım halde siz beni ateşe çağırıyorsunuz
Yusuf AliAnd O my people! How (strange) it is for me to call you to Salvation while ye call me to the Fire
Elmalılı Hamdi YazırHem ey kavmim! Niçin ben sizi kurtuluşa davet ederken, siz beni ateşe davet ediyorsunuz
Süleyman AteşSiz beni, Allah'a nankörlük etmeğe ve bilmediğim şeyleri O'na ortak koşmağa çağırıyorsunuz; bense sizi O aziz ve çok bağışlayana çağırıyorum
Yusuf AliYe do call upon me to blaspheme against God, and to join with Him partners of whom I have no knowledge; and I call you to the Exalted in Power, Who forgives again and again
Elmalılı Hamdi YazırSiz beni Allah'ı inkâr etmeye ve bence hiç ilimde yeri olmayan şeyleri O'na ortak koşmaya davet ediyorsunuz. Ben ise sizi o çok güçlü ve çok bağışlayıcı olan Allah'a davet ediyorum
Süleyman AteşSizin beni çağırdığınız şeye kesinlikle ne dünyada, ne de ahirette du'a edilemez (onlar kendilerine yapılan du'ayı duymazlar ve ona cevap veremezler). Bizim dönüşümüz Allah'adır. Aşırı gidenler, işte onlar ateş halkıdır
Yusuf AliWithout doubt ye do call me to one who is not fit to be called to, whether in this world, or in the Hereafter; our return will be to God; and the Transgressors will be Companions of the Fire
Elmalılı Hamdi YazırHiç inkâr edilemez ki, gerçekten sizin beni davet ettiğiniz şeyin dünyada da, ahirette de bir davet hakkı yoktur. Hepimizin dönüşü Allah'adır. Şüphesiz haddi aşanların hepsi cehennemliktir
Süleyman AteşBenim size söylediklerimi yakında hatırlayacaksınız. Ben işimi Allah'a bırakıyorum. Şüphesiz Allah, kulları görür
Yusuf AliSoon will ye remember what I say to you (now), My (own) affair I commit to God: for God (ever) watches over His Servants
Elmalılı Hamdi YazırSiz benim söylediklerimi sonra anlayacaksınız. Ben işimi Allah'a havale ediyorum. Şüphesiz Allah, kullarını görür, gözetir
Süleyman AteşAllah onu, onların kurdukları tuzakların kötülüklerinden korudu ve Fir'avn ailesini, azabın en kötüsü kuşattı
Yusuf AliThen God saved him from (every) ill that they plotted (against him), but the burnt of the Penalty encompassed on all sides the People of Pharaoh
Elmalılı Hamdi YazırAllah o mümini, onların kurdukları tuzakların kötülüklerinden korudu. Firavun'un adamlarını ise, o kötü azab kuşattı
Süleyman AteşAteş! Sabah akşam ona sunulurlar. Kıyamet koptuğu gün de: "Fir'avn ailesini azabın en çetinine sokun!" (denilir)
Yusuf AliIn front of the Fire will they be brought, morning and evening: And (the sentence will be) on the Day that Judgment will be established: "Cast ye the People of Pharaoh into the severest Penalty
Elmalılı Hamdi YazırOnlar, sabah akşam ateşe arzolunurlar. Kıyamet kopacağı gün de: "Firavun hanedanını azabın en şiddetlisine tıkın!" (denilecektir)
Süleyman AteşAteşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, zayıf olanlar, büyüklük taslayanlara dediler ki: "Biz size uymuştuk. Şimdi siz, şu ateşin ufak bir parçasını bizden savabilir misiniz
Yusuf AliBehold, they will dispute with each other in the Fire! The weak ones (who followed) will say to those who had been arrogant, "We but followed you: Can ye then take (on yourselves) from us some share of the Fire
Elmalılı Hamdi YazırHele ateş içinde birbirlerini protesto ederlerken, zayıf olanlar, büyüklük taslayanlara: "Hani bizler size tabi idik. Şimdi siz bizden bir ateş nöbetini savabiliyor musunuz?" derler
Süleyman AteşBüyüklük taslayanlar da dediler ki: "Hepimiz de onun içindeyiz. Allah kullar arasında (böyle) hüküm verdi
Yusuf AliThose who had been arrogant will say: "We are all in this (Fire)! Truly, God has judged between (his) Servants
Elmalılı Hamdi YazırBüyüklük taslayanlar da şöyle derler: "Evet, hepimiz onun içindeyiz. Allah kulları arasında hükmünü vermiştir
Süleyman AteşAteştekiler, cehennemin bekçilerine dediler ki: "Rabbinize du'a edin de hiç değilse bir gün, bizden azabı biraz hafifletsin
Yusuf AliThose in the Fire will say to the Keepers of Hell: "Pray to your Lord to lighten us the Penalty for a day (at least)
Elmalılı Hamdi YazırAteştekiler, cehennem bekçilerine derler ki: "Rabbinize dua edin de bir gün olsun bizden azabı biraz hafifletsin
Süleyman Ateş(Bekçiler) Dediler: "Elçileriniz size açık kanıtlar getirmezler miydi?" "Evet (getirirlerdi) dediler. (Bekçiler:) "Öyle ise yalvar(ıp dur)un. Nankörlerin yalvarması hep çıkmazdadır." dediler
Yusuf AliThey will say: "Did there not come to you your apostles with Clear Signs?" They will say, "Yes". They will reply, "Then pray (as ye like)! But the prayer of those without Faith is nothing but (futile wandering) in (mazes of) error
Elmalılı Hamdi YazırBekçiler de: "Size peygamberleriniz mucizelerle gelmiyorlar mıydı?" diye sorarlar. Onlar: "Evet" derler. Bekçiler: "Öyle ise kendiniz dua edin" derler. Kâfirlerin duası ise hep çıkmazdadır
Süleyman AteşElbette biz elçilerimize ve inananlara hem dünya hayatında hem, şahidlerin (şahidliğe) duracakları günde yardım ederiz
Yusuf AliWe will, without doubt, help our apostles and those who believe, (both) in this world's life and on the Day when the Witnesses will stand forth
Elmalılı Hamdi YazırBiz peygamberimize ve inananlara hem dünya hayatında hem de şahitlerin şahitlik edecekleri günde (kıyamette) elbette yardım ederiz
Süleyman AteşO gün zalimlere, ma'zeretleri fayda vermez. Onlar için la'net ve yurt(lar)ın en kötüsü vardır
Yusuf AliThe Day when no profit will it be to Wrong-doers to present their excuses, but they will (only) have the Curse and the Home of Misery
Elmalılı Hamdi YazırO gün zalimlere özür dilemeleri fayda vermez. Onlara lanet vardır, onlara yurdun kötüsü (cehennem) vardır
Süleyman AteşAndolsun biz Musa'ya hidayet verdik ve İsrail oğullarına o Kitabı miras kıldık
Yusuf AliWe did aforetime give Moses the (Book of) Guidance, and We gave the book in inheritance to the Children of Israel
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki biz Musa'ya o hidayeti verdik ve İsrailoğullarına o kitabı miras kıldık
Süleyman Ateş(O,) sağduyu sahiplerine bir yol gösterici ve öğüttür
Yusuf AliA Guide and a Message to men of Understanding
Elmalılı Hamdi Yazır(Bunu) Aklı başında olanlara bir yol gösterici ve bir hatırlatma olsun diye (böyle yaptık)
Süleyman AteşSabret, Allah'ın va'di mutlaka gerçektir. Günahına da istiğfar et ve akşam sabah Rabbini övgü ile an
Yusuf AliPatiently, then, persevere: for the Promise of God is true: and ask forgiveness for thy fault, and celebrate the Praises of thy Lord in the evening and in the morning
Elmalılı Hamdi YazırO halde sabret. Çünkü Allah'ın vaadi haktır. Hem günahından dolayı istiğfar et ve akşam sabah Rabbini hamdiyle tesbih et
Süleyman AteşKendilerine gelmiş hiçbir delil olmadan Allah'ın ayetleri hakkında tartışanlar var ya, onların göğüslerinde, (hiçbir zaman) erişemeyecekleri bir büyüklük taslamaktan başka bir şey yoktur. Sen Allah'a sığın, çünkü işiten, gören O'dur
Yusuf AliThose who dispute about the signs of God without any authority bestowed on them,- there is nothing in their breasts but (the quest of) greatness, which they shall never attain to: seek refuge, then, in God: It is He Who hears and sees (all thi ngs)
Elmalılı Hamdi YazırKendilerine gelmiş kesin bir delil olmaksızın, Allah'ın âyetleri hakkında mücadele edenlerin göğüslerinde ancak yetişemeyecekleri bir kibir vardır. Sen hemen Allah'a sığın. Çünkü her şeyi işiten ve gören O'dur
Süleyman AteşGökleri ve yeri yaratmak, insanları yaratmaktan çok daha zordur. Fakat insanların çoğu bilmezler
Yusuf AliAssuredly the creation of the heavens and the earth is a greater (matter) than the creation of men: Yet most men understand not
Elmalılı Hamdi YazırElbette göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyüktür. Fakat insanların çoğu bilmezler
Süleyman AteşKörle gören bir olmaz. İnanan ve iyi işler yapanlarla kötülük yapan bir olmaz. Ne kadar az düşünüyorsunuz
Yusuf AliNot equal are the blind and those who (clearly) see: Nor are (equal) those who believe and work deeds of righteousness, and those who do evil. Little do ye learn by admonition
Elmalılı Hamdi YazırKör ile gören bir olmaz, iman edip salih ameller işleyen kimseler ile kötülük yapan da bir değildir. Ne kadar da az düşünüyorsunuz
Süleyman Ateş(Duruşma) sa'at(i) mutlaka gelecektir. Bunda asla şüphe yoktur. Fakat insanların çoğu inanmazlar
Yusuf AliThe Hour will certainly come: Therein is no doubt: Yet most men believe not
Elmalılı Hamdi YazırHerhalde o saat (kıyamet) muhakkak gelecektir. Onda şüphe yok. Fakat insanların çoğu inanmazlar
Süleyman AteşRabbiniz buyurdu ki: "Bana du'a edin, du'anızı kabul edeyim. Bana kulluk etmeğe tenezzül etmeyenler, aşağılık olarak cehenneme gireceklerdir
Yusuf AliAnd your Lord says: "Call on Me; I will answer your (Prayer): but those who are too arrogant to serve Me will surely find themselves in Hell - in humiliation
Elmalılı Hamdi YazırHalbuki Rabbiniz: "Bana yalvarın, dua edin ki size karşılık vereyim. Çünkü bana ibadet etmekten kibirlenip yüz çevirenler yarın horlanmış olarak cehenneme gireceklerdir." buyurdu
Süleyman AteşAllah O'dur ki size geceyi, içinde istirahat etmeniz için (serin ve karanlık); gündüzü de (işinizi) görmeniz için aydınlık yaptı. Şüphesiz Allah, insanlara lutufkardır; fakat insanların çoğu şükretmezler
Yusuf AliIt is God Who has made the Night for you, that ye may rest therein, and the days as that which helps (you) to see. Verily God is full of Grace and Bounty to men: yet most men give no thanks
Elmalılı Hamdi Yazırİçinde dinlenesiniz diye geceyi, göz açıcı bir aydınlık olarak da gündüzü sizin için yaratan Allah'tır. Gerçekten Allah insanlara karşı bir lütuf sahibidir. Fakat insanların çoğu şükretmezler
Süleyman Ateşİşte herşeyin yaratıcısı olan Rabbiniz Allah budur. O'ndan başka tanrı yoktur. Nasıl da (O'nu birlemekten) çevriliyorsunuz
Yusuf AliSuch is God, your Lord, the Creator of all things, there is no god but He: Then how ye are deluded away from the Truth
Elmalılı Hamdi Yazırİşte Rabbiniz, her şeyin yaratıcısı olan o Allah'tır. O'ndan başka ilâh yoktur. O halde (haktan) nasıl çevrilirsiniz
Süleyman Ateşİşte Allah'ın ayetlerini kasden inkar edenler de (haktan) böyle çevriliyorlardı
Yusuf AliThus are deluded those who are wont to reject the Signs of God
Elmalılı Hamdi Yazırİşte Allah'ın âyetlerini inkâr edenler böyle çevriliyorlar
Süleyman AteşAllah O'dur ki arzı size durulacak yer, göğü de bina yaptı; sizi şekillendirdi, şekillerinizi de güzel yaptı. Ve sizi güzel rızıklarla besledi. İşte Rabbiniz Allah budur. Bütün alemleri yaratan Allah, ne yücedir
Yusuf AliIt is God Who has made for you the earth as a resting place, and the sky as a canopy, and has given you shape- and made your shapes beautiful,- and has provided for you Sustenance, of things pure and good;- such is God your Lord. So Glory to G od, the Lord of the Worlds
Elmalılı Hamdi YazırAllah, O'dur ki sizin için yeri bir karargâh, göğü de bir bina yapmıştır. Size şekil vermiş, sonra şekillerinizi güzelleştirmiştir. Hoş nimetlerden size rızık vermiştir. İşte Rabbiniz o Allah'tır. Âlemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir
Süleyman AteşO diridir, O'ndan başka tanrı yoktur. Dini yalnız kendisine halis kılarak O'na yalvarın. Hamd, alemlerin Rabbine mahsustur
Yusuf AliHe is the Living (One): There is no god but He: Call upon Him, giving Him sincere devotion. Praise be to God, Lord of the Worlds
Elmalılı Hamdi YazırDaimî bir hayat sahibi ancak O'dur. O'ndan başka ilâh yoktur. Onun için dini halis kılarak O'na, hep O'na yalvarın. Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur
Süleyman AteşDe ki: "Ben, Rabbimden bana açık deliller gelince, sizin Allah'tan başka yalvardıklarınıza tapmaktan men'olundum ve alemlerin Rabbine teslim olmakla emrolundum
Yusuf AliSay: "I have been forbidden to invoke those whom ye invoke besides God,- seeing that the Clear Sings have come to me from my Lord; and I have been commanded to bow (in Islam) to the Lord of the Worlds
Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Bana Rabbimden apaçık deliller geldiği zaman, ben o sizin Allah'ı bırakıp taptıklarınıza ibadet etmekten kesinlikle men edildim ve bana âlemlerin Rabbine teslim olmam emredildi
Süleyman AteşO'dur ki (önce) sizi topraktan, sonra nutfe(sperm)den, sonra alaka(embriyo)dan yarattı. Sonra sizi çocuk olarak (annelerinizin karnından) çıkarıyor. Sonra güçlü çağınıza eresiniz, sonra da ihtiyarlar olasınız diye sizi yaşatıyor. İçinizden kimi de daha önce öldürülüyor. Belli süreye erişmeniz ve aklınızı kullan(ıp Allah'ın bundaki hikmetlerini anla)manız için (böyle yapıyor)
Yusuf AliIt is He Who has created you from dust then from a sperm-drop, then from a leech-like clot; then does he get you out (into the light) as a child: then lets you (grow and) reach your age of full strength; then lets you become old,- though of you there are some who die before;- and lets you reach a Term appointed; in order that ye may learn wisdom
Elmalılı Hamdi YazırSizi (önce) bir topraktan, sonra bir damla sudan, sonra bir aleka (embriyo)dan yaratan, sonra sizi bir bebek olarak çıkaran, sonra güçlü kuvvetli bir çağa erişmeniz, sonra da ihtiyarlar olmanız için yaşatıp büyüten O'dur. İçinizden kimi de daha önce vefat ettiriliyor. (Bunları Allah) belirli bir süreye ulaşasınız ve aklınızı kullanasınız diye (böyle yapıyor)
Süleyman AteşYaşatan ve öldüren O'dur. Bir işin olmasını istedi mi, ona sadece "ol!" der, o da olur
Yusuf AliIt is He Who gives Life and Death; and when He decides upon an affair, He says to it, "Be", and it is
Elmalılı Hamdi YazırO, hem yaşatır, hem öldürür. O, bir şey yapmak isteyince ona sadece "ol!" der, o şey de hemen oluverir
Süleyman AteşBaksana, Allah'ın ayetleri hakkında tartışanlar, nasıl (Hak'tan) çevriliyorlar
Yusuf AliSeest thou not those that dispute concerning the Sings of God? How are they turned away (from Reality)
Elmalılı Hamdi YazırBakmaz mısın şimdi Allah'ın âyetleri hakkında mücadeleye kalkanlara! (Haktan) nasıl döndürülüyorlar
Süleyman AteşO, Kitabı ve elçilerimizi gönderdiğimiz mesajı yalanlayanlar, yakında bileceklerdir
Yusuf AliThose who reject the Book and the (revelations) with which We sent our apostles: but soon shall they know
Elmalılı Hamdi YazırKitaba ve Resullerimizi gönderdiğimiz şeylere yalan diyenler, artık ilerde bilecekler
Süleyman AteşBoyunlarında demir halkalar ve zincirler olduğu halde sürüklenceklerdir
Yusuf AliWhen the yokes (shall be) round their necks, and the chains; they shall be dragged along
Elmalılı Hamdi YazırO zaman boyunlarında halkalar ve zincirler olduğu halde sürükleneceklerdir
Süleyman AteşKaynar su içinde. Sonra da ateşte yakılacaklardır
Yusuf AliIn the boiling fetid fluid: then in the Fire shall they be burned
Elmalılı Hamdi YazırKaynar suda, sonra da ateşte kaynatılacaklardır
Süleyman AteşSonra onlara denilecektir: "Ortak koştuklarınız nerede
Yusuf AliThen shall it be said to them: "Where are the (deities) to which ye gave part- worship
Elmalılı Hamdi YazırSonra da onlara: "Nerede o ortak koştuklarınız?" denilecek
Süleyman AteşAllah'tan başka (taptıklarınız)?" Diyecekler ki: "Bizden (uzaklaşıp) kayboldular; hayır, meğer biz önceden hiçbir şeye tapmıyormuşuz, (taptıklarımız hiçbir şey değilmiş)!" İşte Allah, kafirleri böyle şaşırtır
Yusuf AliIn derogation of God?" They will reply: "They have left us in the lurch: Nay, we invoked not, of old, anything (that had real existence)." Thus does God leave the Unbelievers to stray
Elmalılı Hamdi YazırO Allah'tan başkaları (nerede denilecek). Onlar da diyecekler ki: "Hepsi bizden uzaklaşıp gittiler. Daha doğrusu biz bundan önce hiçbir şeye ibadet etmiyormuşuz." İşte Allah, o kâfirleri böyle şaşırtır
Süleyman AteşBu durum, sizin yeryüzünde haksız olarak şımarmanızdan ve bölürlenmenizden ötürüdür
Yusuf AliThat was because ye were wont to rejoice on the earth in things other than the Truth, and that ye were wont to be insolent
Elmalılı Hamdi YazırBunun sebebi şudur: Çünkü siz yeryüzünde haksız yere seviniyor ve güveniyordunuz
Süleyman AteşCehennemin kapılarından girin, orada ebedi kalacaksınız. Kibirlenenlerin yeri ne kötüdür
Yusuf AliEnter ye the gates of Hell, to dwell therein: and evil is (this) abode of the arrogant
Elmalılı Hamdi Yazırİçlerinde ebedî olarak kalmak üzere cehennemin kapılarından girin. Bak ne kötü o kibirlenenlerin yeri
Süleyman AteşSabret, Allah'ın sözü gerçektir. Onları tehdidettiğimiz şeylerin bir kısmını ya sana gösteririz, yahut seni daha önce vefat ettiririz. (Sonunda) onlar bize döndürülecklerdir
Yusuf AliSo persevere in patience; for the Promise of God is true: and whether We show thee (in this life) some part of what We promise them,- or We take thy soul (to Our Mercy) (before that),-(in any case) it is to Us that they shall (all) return
Elmalılı Hamdi YazırEy Muhammed! Sen sabret, şüphesiz Allah'ın vaadi haktır, mutlaka gerçekleşecektir. Onlara yaptığımız tehdidin bir kısmını sana göstersek de veya seni vefat ettirsek de onlar mutlaka döndürülüp bize getirileceklerdir
Süleyman AteşAndolsun biz, senden önce de elçiler gönderdik. Onlardan kimini sana anlattık, kimini de anlatmadık. Hiçbir elçi, Allah'ın izni olmadan bir mu'cize getiremez. Allah'ın emri geldiği zaman hak yerine getirilir ve işte o zaman (Allah'ın ayetlerini) boşa çıkarmağa uğraşanlar, hüsrana uğrarlar
Yusuf AliWe did aforetime send apostles before thee: of them there are some whose story We have related to thee, and some whose story We have not related to thee. It was not (possible) for any apostle to bring a sign except by the leave of God: but whe n the Command of God issued, the matter was decided in truth and justice, and there perished, there and then those who stood on Falsehoods
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki biz senin önünden nice peygamberler göndermişizdir. Onlardan kimini sana anlatmışız, kimini de anlatmamışızdır. Hiçbir peygamber, Allah'ın izni olmaksızın bir mucize getiremez. Allah'ın emri gelince de hak yerine getirilir. Batıl bir dava peşinde koşanlar, işte bu noktada hüsrana uğrarlar
Süleyman AteşAllah'tır ki kimine binmeniz, kiminden yemeniz için size hayvanları yarattı
Yusuf AliIt is God Who made cattle for you, that ye may use some for riding and some for food
Elmalılı Hamdi YazırKimine binesiniz, kimini de yiyesiniz diye sizin için o yumuşak başlı hayvanları yaratan Allah'tır
Süleyman AteşOnlarda sizin için (sütleri, derileri, tüyleri gibi daha birçok) faydalar var. Onların üstünde gönüllerinizdeki arzuya erersiniz; onların ve gemilerin üstünde taşınırsınız
Yusuf AliAnd there are (other) advantages in them for you (besides); that ye may through them attain to any need (there may be) in your hearts; and on them and on ships ye are carried
Elmalılı Hamdi YazırSizin için onlarda daha nice menfaatler vardır. Onların üzerinde gönüllerinizdeki bir arzuya erersiniz. Hem onlar üzerinde, hem de gemiler üzerinde taşınırsınız
Süleyman Ateş(Allah) Size ayetlerini gösteriyor. Allah'ın ayetlerinden hangisini inkar ediyorsunuz
Yusuf AliAnd He shows you (always) His Signs: then which of the Signs of God will ye deny
Elmalılı Hamdi YazırAllah size âyetlerini gösteriyor. Şimdi Allah'ın âyetlerinin hangisini inkâr edersiniz
Süleyman AteşYeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görsünler? Onlar, bunlardan daha çok, daha kuvvetli ve yeryüzündeki eserleri bakımından daha sağlam idiler. Ama kazandıkları, kendilerine hiçbir yarar sağlamadı
Yusuf AliDo they not travel through the earth and see what was the End of those before them? They were more numerous than these and superior in strength and in the traces (they have left) in the land: Yet all that they accomplished was of no profit to them
Elmalılı Hamdi YazırDaha yeryüzünde gezip de bir bakmazlar mı? Kendilerinden öncekilerin sonu nasıl olmuş? Onlar kendilerinden hem daha çok, hem de kuvvetçe ve yeryüzündeki eserlerinin sağlamlığı bakımından daha çetindiler. Öyle iken o kazandıkları şeyler, kendilerini kurtaramadı
Süleyman AteşElçileri onlara açık kanıtlar getirince, yanlarında bulunan bilgi ile sevin(ip övün)düler (peygamberlerin getirdikleri bilgiye değer vermediler, onlarla alay ettiler). Sonunda alay edegeldikleri şey, kendilerini kuşatıverdi
Yusuf AliFor when their apostles came to them with Clear Signs, they exulted in such knowledge (and skill) as they had; but that very (Wrath) at which they were wont to scoff hemmed them in
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü onlara peygamberleri, delillerle geldikleri zaman, kendilerinde bulunan ilme güvendiler de o alay ettikleri şey onları kuşatıverdi
Süleyman AteşNe zaman ki hışmımızı gördüler: "Tek Allah'a inandık ve O'na ortak koştuğumuz şeyleri inkar ettik." dediler
Yusuf AliBut when they saw Our Punishment, they said: "We believe in God,- the one God - and we reject the partners we used to join with Him
Elmalılı Hamdi YazırO zaman hışmımızı gördüklerinde: "Allah'ın birliğine inandık ve O'na şirk koştuğumuz şeyleri inkâr ettik" dediler
Süleyman AteşFakat hışmımızı gördükleri zaman inanmaları, kendilerine bir fayda sağlamadı. Allah'ın kulları hakkında eskiden beri yürürlükte olan yasası budur. İşte o zaman kafirler ziyana uğramışlardır
Yusuf AliBut their professing the Faith when they (actually) saw Our Punishment was not going to profit them. (Such has been) God's Way of dealing with His Servants (from the most ancient times). And even thus did the Rejecters of God perish (utterly)
Elmalılı Hamdi YazırAma hışmımızı gördükleri zamanki imanları kendilerine fayda verecek değildi. Allah'ın, kulları hakkındaki geçe gelen kanunu budur. İşte kâfirler bu noktada hüsrana düştüler