44. Ad-Dukhaan سُورَةُ الدُّخَانِ
📕 Mushaf görünümünde aç
44:1
حمٓ
Ali BulaçHa, Mim
44:2
وَٱلۡكِتَٰبِ ٱلۡمُبِينِ
وَٱلْكِتَـٰبِ
Kitaba andolsun ki
Ali BulaçApaçık Kitab'a andolsun
44:3
إِنَّآ أَنزَلۡنَٰهُ فِي لَيۡلَةࣲ مُّبَٰرَكَةٍۚ إِنَّا كُنَّا مُنذِرِينَ
أَنزَلْنَـٰهُ
onu indirdik
Ali BulaçGerçekten Biz onu mübarek bir gecede indirdik, gerçekten Biz uyaranlarız
فِيهَا يُفۡرَقُ كُلُّ أَمۡرٍ حَكِيمٍ
Ali BulaçKi onda (o gecede) her hikmetli iş ayrılır
44:5
أَمۡرࣰ ا مِّنۡ عِندِنَآۚ إِنَّا كُنَّا مُرۡسِلِينَ
مُرْسِلِينَ
elçi göndericiyiz
Ali BulaçKatımız'dan bir emir ile; doğrusu Biz, (insanlara elçi) gönderenleriz
44:6
رَحۡمَةࣰ مِّن رَّبِّكَۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ
Ali BulaçRabbinden bir rahmet olarak. Şüphesiz O, işitendir, bilendir
رَبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَآۖ إِن كُنتُم مُّوقِنِينَ
بَيْنَهُمَآ ۖ
ikisi arasında
مُّوقِنِينَ
kesin olarak inanıyor
Ali BulaçEğer kesin bir bilgiyle inanıyorsanız (Allah), göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunanların Rabbidir
44:8
لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ يُحۡيِۦ وَيُمِيتُۖ رَبُّكُمۡ وَرَبُّ ءَابَآئِكُمُ ٱلۡأَوَّلِينَ
رَبُّكُمْ
sizin de Rabbinizdir
ءَابَآئِكُمُ
atalarınızın
Ali BulaçO'ndan başka İlah yoktur; diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbinizdir, geçmiş atalarınızın da Rabbidir
بَلۡ هُمۡ فِي شَكࣲّ يَلۡعَبُونَ
Ali BulaçHayır, onlar şüphe içindedirler; oynayıp-oyalanıyorlar
44:10
فَٱرۡتَقِبۡ يَوۡمَ تَأۡتِي ٱلسَّمَآءُ بِدُخَانࣲ مُّبِينࣲ
فَٱرْتَقِبْ
o halde gözetle
Ali BulaçÖyleyse sen, göğün açıkça bir duman getireceği günü gözle
44:11
يَغۡشَى ٱلنَّاسَۖ هَٰذَا عَذَابٌ أَلِيمࣱ
Ali Bulaç(Bu duman) insanları sarıp-kuşatıverir. İşte bu, acı bir azaptır
44:12
رَّبَّنَا ٱكۡشِفۡ عَنَّا ٱلۡعَذَابَ إِنَّا مُؤۡمِنُونَ
Ali BulaçRabbimiz, azabı üstümüzden açıp-gider; çünkü biz (artık) iman edicileriz
44:13
أَنَّىٰ لَهُمُ ٱلذِّكۡرَىٰ وَقَدۡ جَآءَهُمۡ رَسُولࣱ مُّبِينࣱ
جَآءَهُمْ
kendilerine gelmişti
Ali BulaçOnlar için öğüt alıp-düşünmek nerede? Onlara, açıklayan bir elçi gelmişti
44:14
ثُمَّ تَوَلَّوۡاْ عَنۡهُ وَقَالُواْ مُعَلَّمࣱ مَّجۡنُونٌ
تَوَلَّوْا۟
yüz çevirdiler
Ali BulaçSonra, ondan yüz çevirdiler ve dediler ki: "(Bu,) Öğretilmiştir, bir delidir
44:15
إِنَّا كَاشِفُواْ ٱلۡعَذَابِ قَلِيلًاۚ إِنَّكُمۡ عَآئِدُونَ
Ali BulaçBiz sizden bu azabı biraz açıp-gidereceğiz; (ama yine) dönecek olanlarsınız siz
44:16
يَوۡمَ نَبۡطِشُ ٱلۡبَطۡشَةَ ٱلۡكُبۡرَىٰٓ إِنَّا مُنتَقِمُونَ
Ali BulaçBüyük bir şiddetle yakalayacağımız gün, elbette Biz intikam alacağız
۞وَلَقَدۡ فَتَنَّا قَبۡلَهُمۡ قَوۡمَ فِرۡعَوۡنَ وَجَآءَهُمۡ رَسُولࣱ كَرِيمٌ
وَجَآءَهُمْ
ve onlara geldi
Ali BulaçAndolsun, Biz kendilerinden önce, Firavun'un kavmini de denedik. Onlara kerim bir elçi gelmişti
44:18
أَنۡ أَدُّوٓاْ إِلَيَّ عِبَادَ ٱللَّهِۖ إِنِّي لَكُمۡ رَسُولٌ أَمِينࣱ
Ali BulaçAllah'ın kullarını bana teslim edin; gerçekten ben, sizin için güvenilir bir elçiyim" (demişti)
44:19
وَأَن لَّا تَعۡلُواْ عَلَى ٱللَّهِۖ إِنِّيٓ ءَاتِيكُم بِسُلۡطَٰنࣲ مُّبِينࣲ
تَعْلُوا۟
exalt yourselves
ءَاتِيكُم
size getiriyorum
Ali BulaçAllah'a karşı büyüklenmeyin; şüphesiz size apaçık, bir delil getiriyorum
44:20
وَإِنِّي عُذۡتُ بِرَبِّي وَرَبِّكُمۡ أَن تَرۡجُمُونِ
وَرَبِّكُمْ
ve sizin Rabbiniz olana
أَن
beni taşla(yıp öldür)menizden
Ali BulaçVe doğrusu ben, sizin taşa tutmanızdan benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan (Allah)a sığındım
44:21
وَإِن لَّمۡ تُؤۡمِنُواْ لِي فَٱعۡتَزِلُونِ
فَٱعْتَزِلُونِ
benden uzaklaşın
Ali BulaçEğer bana inanmıyorsanız, bu durumda benden kopup-ayrılın
44:22
فَدَعَا رَبَّهُۥٓ أَنَّ هَٰٓؤُلَآءِ قَوۡمࣱ مُّجۡرِمُونَ
Ali BulaçSonunda Rabbine: "Gerçekten bunlar, suçlu-günahkar bir kavimdirler" diye dua etti
44:23
فَأَسۡرِ بِعِبَادِي لَيۡلًا إِنَّكُم مُّتَّبَعُونَ
مُّتَّبَعُونَ
takibedileceksiniz
Ali Bulaç(Allah da:) "Öyleyse, kullarımı geceleyin yürüyüşe geçir, muhakkak takip edileceksiniz." (diye duasını kabul edip cevap verdi)
44:24
وَٱتۡرُكِ ٱلۡبَحۡرَ رَهۡوًاۖ إِنَّهُمۡ جُندࣱ مُّغۡرَقُونَ
Ali BulaçDenizi durgun ve açık bırak. Çünkü suda boğulacak bir ordudur
44:25
كَمۡ تَرَكُواْ مِن جَنَّٰتࣲ وَعُيُونࣲ
تَرَكُوا۟
onlar geride bıraktılar
وَعُيُونٍۢ
ve çeşmeler(den)
Ali BulaçOnlar nice bahçeler ve pınarlar terk etmişlerdi
44:26
وَزُرُوعࣲ وَمَقَامࣲ كَرِيمࣲ
وَزُرُوعٍۢ
ve ekinler(den)
وَمَقَامٍۢ
ve makamlar(dan)
Ali Bulaç(Nice) Ekinler, güzel konaklar
44:27
وَنَعۡمَةࣲ كَانُواْ فِيهَا فَٰكِهِينَ
وَنَعْمَةٍۢ
ve ni'metler(den)
فَـٰكِهِينَ
zevkü sefa sürüyorlardı
Ali BulaçVe içlerinde 'sevinç ve mutluluk içinde' yaşadıkları nimetler
44:28
كَذَٰلِكَۖ وَأَوۡرَثۡنَٰهَا قَوۡمًا ءَاخَرِينَ
كَذَٰلِكَ ۖ
işte böyle oldu
وَأَوْرَثْنَـٰهَا
ve biz onları miras verdik
Ali Bulaçİşte böyle; Biz bunları başka bir kavme miras olarak verdik
فَمَا بَكَتۡ عَلَيۡهِمُ ٱلسَّمَآءُ وَٱلۡأَرۡضُ وَمَا كَانُواْ مُنظَرِينَ
مُنظَرِينَ
fırsat verilenlerden
Ali BulaçOnlar için ne gök, ne yer ağlamadı ve onlar (ın azabı) ertelenmedi
44:30
وَلَقَدۡ نَجَّيۡنَا بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ مِنَ ٱلۡعَذَابِ ٱلۡمُهِينِ
Ali BulaçAndolsun, Biz İsrailoğulları'nı o alçaltıcı azaptan kurtardık
44:31
مِن فِرۡعَوۡنَۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَالِيࣰ ا مِّنَ ٱلۡمُسۡرِفِينَ
ٱلْمُسْرِفِينَ
the transgressors
Ali BulaçFiravun'dan. Çünkü, o, ölçüyü taşıran bir mütekebbirdi
44:32
وَلَقَدِ ٱخۡتَرۡنَٰهُمۡ عَلَىٰ عِلۡمٍ عَلَى ٱلۡعَٰلَمِينَ
ٱخْتَرْنَـٰهُمْ
biz onları üstün kıldık
Ali BulaçAndolsun, Biz onları bir ilim üzere alemlere üstün kıldık
44:33
وَءَاتَيۡنَٰهُم مِّنَ ٱلۡأٓيَٰتِ مَا فِيهِ بَلَٰٓؤࣱ اْ مُّبِينٌ
وَءَاتَيْنَـٰهُم
ve onlara verdik
Ali BulaçVe onlara, her birinde açık birer imtihan bulunan ayetler verdik
44:34
إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَيَقُولُونَ
Ali BulaçMuhakkak, bunlar da diyorlar ki
44:35
إِنۡ هِيَ إِلَّا مَوۡتَتُنَا ٱلۡأُولَىٰ وَمَا نَحۡنُ بِمُنشَرِينَ
Ali Bulaç(Bütün herşey) Bizim yalnızca ilk ölümümüzdür; biz yeniden diriltilip-kaldırılacak değiliz
44:36
فَأۡتُواْ بِـَٔابَآئِنَآ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ
بِـَٔابَآئِنَآ
babalarımızı
Ali BulaçEğer doğru sözlüyseniz, şu halde atalarımızı getirin bakalım
44:37
أَهُمۡ خَيۡرٌ أَمۡ قَوۡمُ تُبَّعࣲ وَٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡ أَهۡلَكۡنَٰهُمۡۚ إِنَّهُمۡ كَانُواْ مُجۡرِمِينَ
مِن
onlardan öncekiler (mi?)
أَهْلَكْنَـٰهُمْ ۖ
biz onları helak ettik
مُجْرِمِينَ
suç işliyorlar
Ali BulaçOnlar mı hayırlı, yoksa Tübba' kavmi ve onlardan öncekiler mi? Biz onları yıkıma uğrattık. Çünkü onlar, suçlu-günahkardı
44:38
وَمَا خَلَقۡنَا ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ وَمَا بَيۡنَهُمَا لَٰعِبِينَ
بَيْنَهُمَا
bunlar arasında
Ali BulaçBiz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları bir ‘oyun ve oyalanma konusu’ olsun diye yaratmadık
مَا خَلَقۡنَٰهُمَآ إِلَّا بِٱلۡحَقِّ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ
خَلَقْنَـٰهُمَآ
We created both of them
إِلَّا
dışında bir sebeple
بِٱلْحَقِّ
hikmetli bir gaye
Ali BulaçBiz onları yalnızca hak ile yarattık. Ancak onların çoğu bilmezler
44:40
إِنَّ يَوۡمَ ٱلۡفَصۡلِ مِيقَٰتُهُمۡ أَجۡمَعِينَ
مِيقَـٰتُهُمْ
varacağı gündür
Ali BulaçŞüphesiz o (hakkı batıldan, haklıyı haksızdan) ayırma günü, hepsinin (hesaba çekilecekleri) vakitleridir
44:41
يَوۡمَ لَا يُغۡنِي مَوۡلًى عَن مَّوۡلࣰ ى شَيۡـࣰٔ ا وَلَا هُمۡ يُنصَرُونَ
يُنصَرُونَ
yardım edilenlerden
Ali BulaçO gün, bir dost dosttan herhangi bir şeyle yarar sağlayamaz. Ve onlara yardım edilmez
إِلَّا مَن رَّحِمَ ٱللَّهُۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ
Ali BulaçAncak Allah'ın rahmet ettiği başka. Şüphesiz O, üstün ve güçlü olandır, esirgeyendir
إِنَّ شَجَرَتَ ٱلزَّقُّومِ
Ali BulaçDoğrusu, o zakkum ağacı
44:44
طَعَامُ ٱلۡأَثِيمِ
Ali BulaçGünahkar olanın yemeğidir
44:45
كَٱلۡمُهۡلِ يَغۡلِي فِي ٱلۡبُطُونِ
كَٱلْمُهْلِ
erimiş maden gibi
Ali BulaçPota gibi; karınlarda kaynar-durur
44:46
كَغَلۡيِ ٱلۡحَمِيمِ
Ali BulaçKaynar-suyun kaynaması gibi
44:47
خُذُوهُ فَٱعۡتِلُوهُ إِلَىٰ سَوَآءِ ٱلۡجَحِيمِ
Ali BulaçOnu tutun da cehennemin orta yerine sürükleyin
44:48
ثُمَّ صُبُّواْ فَوۡقَ رَأۡسِهِۦ مِنۡ عَذَابِ ٱلۡحَمِيمِ
Ali BulaçSonra kaynar suyun azabından başının üstüne dökün
ذُقۡ إِنَّكَ أَنتَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡكَرِيمُ
Ali Bulaç(Azabı) Tad; çünkü sen, (kendince) üstün, onurluydun
44:50
إِنَّ هَٰذَا مَا كُنتُم بِهِۦ تَمۡتَرُونَ
Ali BulaçGerçekten bu, sizin kuşkuya kapıldığınız şeydir
إِنَّ ٱلۡمُتَّقِينَ فِي مَقَامٍ أَمِينࣲ
Ali BulaçMuttakilere gelince; muhakkak onlar, güvenli bir makamdadırlar
44:52
فِي جَنَّٰتࣲ وَعُيُونࣲ
وَعُيُونٍۢ
ve çeşme başlarında
Ali BulaçCennetlerde ve pınarlarda
44:53
يَلۡبَسُونَ مِن سُندُسࣲ وَإِسۡتَبۡرَقࣲ مُّتَقَٰبِلِينَ
يَلْبَسُونَ
giysiler giyerler
وَإِسْتَبْرَقٍۢ
ve parlak atlastan
مُّتَقَـٰبِلِينَ
karşılıklı otururlar
Ali BulaçHafif ipekten ve ağır işlenmiş atlastan (elbiseler) giyinirler, karşılıklı (otururlar)
44:54
كَذَٰلِكَ وَزَوَّجۡنَٰهُم بِحُورٍ عِينࣲ
وَزَوَّجْنَـٰهُم
onları evlendirmişizdir
Ali Bulaçİşte böyle; ve Biz onları iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir
44:55
يَدۡعُونَ فِيهَا بِكُلِّ فَٰكِهَةٍ ءَامِنِينَ
Ali BulaçOrda, güvenlik içinde her türlü meyveyi istiyorlar
لَا يَذُوقُونَ فِيهَا ٱلۡمَوۡتَ إِلَّا ٱلۡمَوۡتَةَ ٱلۡأُولَىٰۖ وَوَقَىٰهُمۡ عَذَابَ ٱلۡجَحِيمِ
يَذُوقُونَ
they will taste
وَوَقَىٰهُمْ
ve onları korur
Ali BulaçOrda, ilk ölümün dışında başka ölüm tadmazlar. Ve (Allah da) onları cehennem azabından korumuştur
44:57
فَضۡلࣰ ا مِّن رَّبِّكَۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ
Ali BulaçSenin Rabbinden, bir fazl ve (lütuf) olarak. İşte büyük 'mutluluk ve kurtuluş' budur
44:58
فَإِنَّمَا يَسَّرۡنَٰهُ بِلِسَانِكَ لَعَلَّهُمۡ يَتَذَكَّرُونَ
يَسَّرْنَـٰهُ
biz o'nu kolaylaştırdık
يَتَذَكَّرُونَ
düşünüp öğüt alırlar
Ali BulaçBelki onlar öğüt alıp-düşünürler diye, Biz onu (Kur'an'ı), senin dilinle kolaylaştırdık
44:59
فَٱرۡتَقِبۡ إِنَّهُم مُّرۡتَقِبُونَ
مُّرْتَقِبُونَ
beklemektedirler
Ali BulaçÖyleyse sen gözleyip-bekle; elbette onlar da gözleyip-bekliyorlar
← Önceki Sonraki →