44. Ad-Dukhaan سُورَةُ الدُّخَانِ 📕 Mushaf görünümünde aç
▶ Sureyi dinle Okuyan: Mişarî Râşid el-Afâsî Mahmûd Halîl el-Hüsarî Muhammed Siddîk el-Minşâvî Ebû Bekr eş-Şâtırî Mâhir el-Muaykılî Alî el-Huzeyfî Her ayeti bir kez 2 kez 3 kez 5 kez 10 kez oku
44:1 ▶ ⧉ ☆
حمٓ
Süleyman Ateş Ha mim
44:2 ▶ ⧉ ☆
وَٱلۡكِتَٰبِ ٱلۡمُبِينِ
وَٱلْكِتَـٰبِ
Kitaba andolsun ki
Süleyman Ateş Apaçık Kitaba andolsun ki
44:3 ▶ ⧉ ☆
إِنَّآ أَنزَلۡنَٰهُ فِي لَيۡلَةࣲ مُّبَٰرَكَةٍۚ إِنَّا كُنَّا مُنذِرِينَ
أَنزَلْنَـٰهُ
onu indirdik
Süleyman Ateş Biz onu mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz, uyarıcıyız
فِيهَا يُفۡرَقُ كُلُّ أَمۡرٍ حَكِيمٍ
Süleyman Ateş Her hikmetli emir , o gecede ayırdedilir
44:5 ▶ ⧉ ☆
أَمۡرࣰ ا مِّنۡ عِندِنَآۚ إِنَّا كُنَّا مُرۡسِلِينَ
مُرْسِلِينَ
elçi göndericiyiz
Süleyman Ateş Katımızdan (verilen her) emir . Çünkü biz elçi göndericiyiz
44:6 ▶ ⧉ ☆
رَحۡمَةࣰ مِّن رَّبِّكَۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ
Süleyman Ateş Senin Rabbinin acıması gereği olarak (gönderdiğimiz elçilere o gece emirlerimizi açıklar, vahiylerimizi bildiririz). Doğrusu O, işitendir, bilendir
رَبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَآۖ إِن كُنتُم مُّوقِنِينَ
بَيْنَهُمَآ ۖ
ikisi arasında
مُّوقِنِينَ
kesin olarak inanıyor
Süleyman Ateş Eğer kesin olarak inanıyorsanız (bilin ki Allah), göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir
44:8 ▶ ⧉ ☆
لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ يُحۡيِۦ وَيُمِيتُۖ رَبُّكُمۡ وَرَبُّ ءَابَآئِكُمُ ٱلۡأَوَّلِينَ
رَبُّكُمْ
sizin de Rabbinizdir
ءَابَآئِكُمُ
atalarınızın
Süleyman Ateş O'ndan başka tanrı yoktur, yaşatır, öldürür. Sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir
بَلۡ هُمۡ فِي شَكࣲّ يَلۡعَبُونَ
Süleyman Ateş Ama onlar, şüphe içinde oynuyorlar
44:10 ▶ ⧉ ☆
فَٱرۡتَقِبۡ يَوۡمَ تَأۡتِي ٱلسَّمَآءُ بِدُخَانࣲ مُّبِينࣲ
فَٱرْتَقِبْ
o halde gözetle
Süleyman Ateş Göğün, açık bir duman getireceği günü gözetle
44:11 ▶ ⧉ ☆
يَغۡشَى ٱلنَّاسَۖ هَٰذَا عَذَابٌ أَلِيمࣱ
Süleyman Ateş (Duman) İnsanları sarar. Bu, acı bir azabdır
44:12 ▶ ⧉ ☆
رَّبَّنَا ٱكۡشِفۡ عَنَّا ٱلۡعَذَابَ إِنَّا مُؤۡمِنُونَ
Süleyman Ateş Rabbimiz, bizden azabı kaldır, çünkü biz artık inanıyoruz derler
44:13 ▶ ⧉ ☆
أَنَّىٰ لَهُمُ ٱلذِّكۡرَىٰ وَقَدۡ جَآءَهُمۡ رَسُولࣱ مُّبِينࣱ
جَآءَهُمْ
kendilerine gelmişti
Süleyman Ateş Artık onlar nasıl düşünüp öğüt alacaklar (öğüt alma zamanı geçti)? Oysa kendilerine apaçık bir elçi gelmişti
44:14 ▶ ⧉ ☆
ثُمَّ تَوَلَّوۡاْ عَنۡهُ وَقَالُواْ مُعَلَّمࣱ مَّجۡنُونٌ
تَوَلَّوْا۟
yüz çevirdiler
Süleyman Ateş Ondan yüz çevirdiler: "Bu, öğretilmiştir, cinlenmiştir" dediler
44:15 ▶ ⧉ ☆
إِنَّا كَاشِفُواْ ٱلۡعَذَابِ قَلِيلًاۚ إِنَّكُمۡ عَآئِدُونَ
Süleyman Ateş Biz sizden azabı birazcık kaldırırız ama siz yine (inkarınıza) dönersiniz
44:16 ▶ ⧉ ☆
يَوۡمَ نَبۡطِشُ ٱلۡبَطۡشَةَ ٱلۡكُبۡرَىٰٓ إِنَّا مُنتَقِمُونَ
Süleyman Ateş O gün büyük vuruşla vururuz; zira biz öc alıcıyız
۞وَلَقَدۡ فَتَنَّا قَبۡلَهُمۡ قَوۡمَ فِرۡعَوۡنَ وَجَآءَهُمۡ رَسُولࣱ كَرِيمٌ
وَجَآءَهُمْ
ve onlara geldi
Süleyman Ateş Andolsun, onlardan önce Fir'avn toplumunu da (imkanlar vererek) sınadık. Onlara değerli bir elçi geldi, (şöyle diyerek)
44:18 ▶ ⧉ ☆
أَنۡ أَدُّوٓاْ إِلَيَّ عِبَادَ ٱللَّهِۖ إِنِّي لَكُمۡ رَسُولٌ أَمِينࣱ
Süleyman Ateş Allah'ın kullarını bana teslim edin; çünkü ben sizin için güvenilir bir elçiyim
44:19 ▶ ⧉ ☆
وَأَن لَّا تَعۡلُواْ عَلَى ٱللَّهِۖ إِنِّيٓ ءَاتِيكُم بِسُلۡطَٰنࣲ مُّبِينࣲ
تَعْلُوا۟
exalt yourselves
ءَاتِيكُم
size getiriyorum
Süleyman Ateş Allah'a karşı ululanmayın. Ben size apaçık bir delil getiriyorum
44:20 ▶ ⧉ ☆
وَإِنِّي عُذۡتُ بِرَبِّي وَرَبِّكُمۡ أَن تَرۡجُمُونِ
وَرَبِّكُمْ
ve sizin Rabbiniz olana
أَن
beni taşla(yıp öldür)menizden
Süleyman Ateş Ben, beni taşla(yıp öldür)menizden, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan(Allah)a sığındım
44:21 ▶ ⧉ ☆
وَإِن لَّمۡ تُؤۡمِنُواْ لِي فَٱعۡتَزِلُونِ
فَٱعْتَزِلُونِ
benden uzaklaşın
Süleyman Ateş Eğer bana inanmadınızsa bari ben(im yolum)dan çekilin
44:22 ▶ ⧉ ☆
فَدَعَا رَبَّهُۥٓ أَنَّ هَٰٓؤُلَآءِ قَوۡمࣱ مُّجۡرِمُونَ
Süleyman Ateş Sonra (Musa): "Bunlar, suç işleyen bir toplumdur!" diye Rabbine du'a etti
44:23 ▶ ⧉ ☆
فَأَسۡرِ بِعِبَادِي لَيۡلًا إِنَّكُم مُّتَّبَعُونَ
مُّتَّبَعُونَ
takibedileceksiniz
Süleyman Ateş (Allah): "O halde kullarımı geceleyin yürüt. Çünkü takibedileceksiniz" (dedi)
44:24 ▶ ⧉ ☆
وَٱتۡرُكِ ٱلۡبَحۡرَ رَهۡوًاۖ إِنَّهُمۡ جُندࣱ مُّغۡرَقُونَ
Süleyman Ateş Denizi (yarıp toplumunu geçirdikten sonra olduğu gibi) açık bırak. Çünkü onlar boğulacak bir ordudur
44:25 ▶ ⧉ ☆
كَمۡ تَرَكُواْ مِن جَنَّٰتࣲ وَعُيُونࣲ
تَرَكُوا۟
onlar geride bıraktılar
وَعُيُونٍۢ
ve çeşmeler(den)
Süleyman Ateş Onlar geride nice şeyler bıraktılar: Bahçeler, çeşmeler
44:26 ▶ ⧉ ☆
وَزُرُوعࣲ وَمَقَامࣲ كَرِيمࣲ
وَزُرُوعٍۢ
ve ekinler(den)
وَمَقَامٍۢ
ve makamlar(dan)
Süleyman Ateş Ekinler, güzel makamlar
44:27 ▶ ⧉ ☆
وَنَعۡمَةࣲ كَانُواْ فِيهَا فَٰكِهِينَ
وَنَعْمَةٍۢ
ve ni'metler(den)
فَـٰكِهِينَ
zevkü sefa sürüyorlardı
Süleyman Ateş Ve zevkü sefa sürdükleri nice ni'metler
44:28 ▶ ⧉ ☆
كَذَٰلِكَۖ وَأَوۡرَثۡنَٰهَا قَوۡمًا ءَاخَرِينَ
كَذَٰلِكَ ۖ
işte böyle oldu
وَأَوْرَثْنَـٰهَا
ve biz onları miras verdik
Süleyman Ateş İşte böyle oldu ve biz onları başka bir topluma miras verdik
فَمَا بَكَتۡ عَلَيۡهِمُ ٱلسَّمَآءُ وَٱلۡأَرۡضُ وَمَا كَانُواْ مُنظَرِينَ
مُنظَرِينَ
fırsat verilenlerden
Süleyman Ateş Onlara gök ve yer ağlamadı. Ve kendilerine fırsat da verilmedi
44:30 ▶ ⧉ ☆
وَلَقَدۡ نَجَّيۡنَا بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ مِنَ ٱلۡعَذَابِ ٱلۡمُهِينِ
Süleyman Ateş Andolsun biz, İsrail oğullarını o küçültücü azabdan kurtardık
44:31 ▶ ⧉ ☆
مِن فِرۡعَوۡنَۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَالِيࣰ ا مِّنَ ٱلۡمُسۡرِفِينَ
ٱلْمُسْرِفِينَ
the transgressors
Süleyman Ateş Fir'avn'dan. Çünkü o, (insanları ezip) ululanan, sınırı aşanlardan biri idi
44:32 ▶ ⧉ ☆
وَلَقَدِ ٱخۡتَرۡنَٰهُمۡ عَلَىٰ عِلۡمٍ عَلَى ٱلۡعَٰلَمِينَ
ٱخْتَرْنَـٰهُمْ
biz onları üstün kıldık
Süleyman Ateş Andolsun biz, onları bir bilgiye göre alemlere üstün kıldık
44:33 ▶ ⧉ ☆
وَءَاتَيۡنَٰهُم مِّنَ ٱلۡأٓيَٰتِ مَا فِيهِ بَلَٰٓؤࣱ اْ مُّبِينٌ
وَءَاتَيْنَـٰهُم
ve onlara verdik
Süleyman Ateş Onlara, içinde açık bir sınav bulunan ayetler verdik
44:34 ▶ ⧉ ☆
إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَيَقُولُونَ
Süleyman Ateş Şunlar (Kureyş kafirleri) de diyorlar ki
44:35 ▶ ⧉ ☆
إِنۡ هِيَ إِلَّا مَوۡتَتُنَا ٱلۡأُولَىٰ وَمَا نَحۡنُ بِمُنشَرِينَ
Süleyman Ateş İlk ölümümüzden sonra bir şey yoktur. Biz diriltilecek değiliz
44:36 ▶ ⧉ ☆
فَأۡتُواْ بِـَٔابَآئِنَآ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ
بِـَٔابَآئِنَآ
babalarımızı
Süleyman Ateş Doğru söylüyorsanız, babalarımızı getirin
44:37 ▶ ⧉ ☆
أَهُمۡ خَيۡرٌ أَمۡ قَوۡمُ تُبَّعࣲ وَٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡ أَهۡلَكۡنَٰهُمۡۚ إِنَّهُمۡ كَانُواْ مُجۡرِمِينَ
مِن
onlardan öncekiler (mi?)
أَهْلَكْنَـٰهُمْ ۖ
biz onları helak ettik
مُجْرِمِينَ
suç işliyorlar
Süleyman Ateş Onlar mı hayırlı, yoksa Tubba' kavmi ve onlardan önce gelen(kavim)ler mi? Suç işledikleri için biz onların hepsini helak ettik
44:38 ▶ ⧉ ☆
وَمَا خَلَقۡنَا ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ وَمَا بَيۡنَهُمَا لَٰعِبِينَ
بَيْنَهُمَا
bunlar arasında
Süleyman Ateş Biz gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları eğlenmek için yaratmadık
مَا خَلَقۡنَٰهُمَآ إِلَّا بِٱلۡحَقِّ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ
خَلَقْنَـٰهُمَآ
We created both of them
إِلَّا
dışında bir sebeple
بِٱلْحَقِّ
hikmetli bir gaye
Süleyman Ateş Onları sadece gerçek bir sebeple , (hikmetli bir gaye ile) yarattık. Fakat onların çoğu bilmiyorlar
44:40 ▶ ⧉ ☆
إِنَّ يَوۡمَ ٱلۡفَصۡلِ مِيقَٰتُهُمۡ أَجۡمَعِينَ
مِيقَـٰتُهُمْ
varacağı gündür
Süleyman Ateş (Hakkın batıldan ayrılacağı) Hüküm günü, hepsinin varacağı gündür
44:41 ▶ ⧉ ☆
يَوۡمَ لَا يُغۡنِي مَوۡلًى عَن مَّوۡلࣰ ى شَيۡـࣰٔ ا وَلَا هُمۡ يُنصَرُونَ
يُنصَرُونَ
yardım edilenlerden
Süleyman Ateş O gün dost, dostundan bir şey savamaz. Ve onlara yardım da edilmez
إِلَّا مَن رَّحِمَ ٱللَّهُۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ
Süleyman Ateş Ancak Allah'ın acıdığı kimseler (kurtulur). Şüphesiz O, üstündür esirgeyendir
إِنَّ شَجَرَتَ ٱلزَّقُّومِ
Süleyman Ateş Zakkum ağacı
44:44 ▶ ⧉ ☆
طَعَامُ ٱلۡأَثِيمِ
Süleyman Ateş Günahkarların yemeğidir
44:45 ▶ ⧉ ☆
كَٱلۡمُهۡلِ يَغۡلِي فِي ٱلۡبُطُونِ
كَٱلْمُهْلِ
erimiş maden gibi
Süleyman Ateş Pota gibi karınlarda kaynar
44:46 ▶ ⧉ ☆
كَغَلۡيِ ٱلۡحَمِيمِ
Süleyman Ateş Sıcak suyun kaynaması gibi
44:47 ▶ ⧉ ☆
خُذُوهُ فَٱعۡتِلُوهُ إِلَىٰ سَوَآءِ ٱلۡجَحِيمِ
Süleyman Ateş (Allah, zebanilere emreder): "Tutun onu, cehennemin ortasına sürükleyin
44:48 ▶ ⧉ ☆
ثُمَّ صُبُّواْ فَوۡقَ رَأۡسِهِۦ مِنۡ عَذَابِ ٱلۡحَمِيمِ
Süleyman Ateş Sonra başının üstüne kaynar su azabından dökün
ذُقۡ إِنَّكَ أَنتَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡكَرِيمُ
Süleyman Ateş Tad, zira sen kendince üstündün, şerefliydin
44:50 ▶ ⧉ ☆
إِنَّ هَٰذَا مَا كُنتُم بِهِۦ تَمۡتَرُونَ
Süleyman Ateş İşte o kuşkulanıp durduğunuz şey budur
إِنَّ ٱلۡمُتَّقِينَ فِي مَقَامٍ أَمِينࣲ
Süleyman Ateş Korunanlar ise güvenli bir makamdadır
44:52 ▶ ⧉ ☆
فِي جَنَّٰتࣲ وَعُيُونࣲ
وَعُيُونٍۢ
ve çeşme başlarında
Süleyman Ateş Bahçelerde ve çeşme başlarında
44:53 ▶ ⧉ ☆
يَلۡبَسُونَ مِن سُندُسࣲ وَإِسۡتَبۡرَقࣲ مُّتَقَٰبِلِينَ
يَلْبَسُونَ
giysiler giyerler
وَإِسْتَبْرَقٍۢ
ve parlak atlastan
مُّتَقَـٰبِلِينَ
karşılıklı otururlar
Süleyman Ateş İnce ipekten ve parlak atlastan giysiler giyerek karşılıklı otururlar
44:54 ▶ ⧉ ☆
كَذَٰلِكَ وَزَوَّجۡنَٰهُم بِحُورٍ عِينࣲ
وَزَوَّجْنَـٰهُم
onları evlendirmişizdir
Süleyman Ateş Ayrıca onları, iri gözlü hurilerle de evlendirmişizdir
44:55 ▶ ⧉ ☆
يَدۡعُونَ فِيهَا بِكُلِّ فَٰكِهَةٍ ءَامِنِينَ
Süleyman Ateş Orada, güven içinde, her meyveyi isterler
لَا يَذُوقُونَ فِيهَا ٱلۡمَوۡتَ إِلَّا ٱلۡمَوۡتَةَ ٱلۡأُولَىٰۖ وَوَقَىٰهُمۡ عَذَابَ ٱلۡجَحِيمِ
يَذُوقُونَ
they will taste
وَوَقَىٰهُمْ
ve onları korur
Süleyman Ateş Orada ilk ölümden başka ölüm tadmazlar (sürekli yaşarlar). Ve (Allah) onları cehennem azabından korumuştur
44:57 ▶ ⧉ ☆
فَضۡلࣰ ا مِّن رَّبِّكَۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ
Süleyman Ateş Rabbinden bir lutuf olarak (bu ni'metler kendilerine verilmiştir). İşte, o büyük başarı budur
44:58 ▶ ⧉ ☆
فَإِنَّمَا يَسَّرۡنَٰهُ بِلِسَانِكَ لَعَلَّهُمۡ يَتَذَكَّرُونَ
يَسَّرْنَـٰهُ
biz o'nu kolaylaştırdık
يَتَذَكَّرُونَ
düşünüp öğüt alırlar
Süleyman Ateş Biz o(Kur'a)nı senin diline kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar
44:59 ▶ ⧉ ☆
فَٱرۡتَقِبۡ إِنَّهُم مُّرۡتَقِبُونَ
مُّرْتَقِبُونَ
beklemektedirler
Süleyman Ateş Biraz bekle, onlar da beklemektedirler (yakında başlarına neler geleceğini göreceklerdir)
← Önceki Sonraki →