☪ Anlam Arayışı

44. Ad-Dukhaan سُورَةُ الدُّخَانِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
44:1
حمٓ

Yusuf AliHa-Mim

Saheeh InternationalHa, Meem

Diyanet İşleri MealiHa, Mim

44:2
وَٱلۡكِتَٰبِ ٱلۡمُبِينِ

Yusuf AliBy the Book that makes things clear

Saheeh InternationalBy the clear Book

Diyanet İşleri MealiApaçık olan Kitap'a and olsun ki, Biz onu, kutlu bir gecede indirdik. Doğrusu Biz, insanları uyarmaktayız

44:3
إِنَّآ أَنزَلۡنَٰهُ فِي لَيۡلَةࣲ مُّبَٰرَكَةٍۚ إِنَّا كُنَّا مُنذِرِينَ

Yusuf AliWe sent it down during a Blessed Night: for We (ever) wish to warn (against Evil)

Saheeh InternationalIndeed, We sent it down during a blessed night. Indeed, We were to warn [mankind]

Diyanet İşleri MealiApaçık olan Kitap'a and olsun ki, Biz onu, kutlu bir gecede indirdik. Doğrusu Biz, insanları uyarmaktayız

44:4 📚 4
فِيهَا يُفۡرَقُ كُلُّ أَمۡرٍ حَكِيمٍ

Yusuf AliIn the (Night) is made distinct every affair of wisdom

Saheeh InternationalOn that night is made distinct every precise matter

Diyanet İşleri MealiKatımızdan bir buyrukla, her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Doğrusu Biz öteden beri peygamberler göndermekteyiz. Eğer kesin olarak inanırsanız bilin ki, bu senin Rabbinden, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden bir rahmettir. O, işitendir, bilendir

44:5
أَمۡرࣰ ا مِّنۡ عِندِنَآۚ إِنَّا كُنَّا مُرۡسِلِينَ

Yusuf AliBy command, from Our Presence. For We (ever) send (revelations)

Saheeh International[Every] matter [proceeding] from Us. Indeed, We were to send [a messenger]

Diyanet İşleri MealiKatımızdan bir buyrukla, her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Doğrusu Biz öteden beri peygamberler göndermekteyiz. Eğer kesin olarak inanırsanız bilin ki, bu senin Rabbinden, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden bir rahmettir. O, işitendir, bilendir

44:6
رَحۡمَةࣰ مِّن رَّبِّكَۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ

Yusuf AliAs Mercy from thy Lord: for He hears and knows (all things)

Saheeh InternationalAs mercy from your Lord. Indeed, He is the Hearing, the Knowing

Diyanet İşleri MealiKatımızdan bir buyrukla, her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Doğrusu Biz öteden beri peygamberler göndermekteyiz. Eğer kesin olarak inanırsanız bilin ki, bu senin Rabbinden, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden bir rahmettir. O, işitendir, bilendir

44:7 📚 1
رَبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَآۖ إِن كُنتُم مُّوقِنِينَ

Yusuf AliThe Lord of the heavens and the earth and all between them, if ye (but) have an assured faith

Saheeh InternationalLord of the heavens and the earth and that between them, if you would be certain

Diyanet İşleri MealiKatımızdan bir buyrukla, her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Doğrusu Biz öteden beri peygamberler göndermekteyiz. Eğer kesin olarak inanırsanız bilin ki, bu senin Rabbinden, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden bir rahmettir. O, işitendir, bilendir

44:8
لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ يُحۡيِۦ وَيُمِيتُۖ رَبُّكُمۡ وَرَبُّ ءَابَآئِكُمُ ٱلۡأَوَّلِينَ

Yusuf AliThere is no god but He: It is He Who gives life and gives death,- The Lord and Cherisher to you and your earliest ancestors

Saheeh InternationalThere is no deity except Him; He gives life and causes death. [He is] your Lord and the Lord of your first forefathers

Diyanet İşleri MealiO'ndan başka tanrı yoktur; diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbiniz önceki atalarınızın da Rabbidir

44:9 📚 2
بَلۡ هُمۡ فِي شَكࣲّ يَلۡعَبُونَ

Yusuf AliYet they play about in doubt

Saheeh InternationalBut they are in doubt, amusing themselves

Diyanet İşleri MealiAma inkarcılar, dirilmekten şüphededirler, bunu eğlenceye alırlar

44:10
فَٱرۡتَقِبۡ يَوۡمَ تَأۡتِي ٱلسَّمَآءُ بِدُخَانࣲ مُّبِينࣲ‏

Yusuf AliThen watch thou for the Day that the sky will bring forth a kind of smoke (or mist) plainly visible

Saheeh InternationalThen watch for the Day when the sky will bring a visible smoke

Diyanet İşleri MealiGöğün, insanları bürüyecek ve gözle görülecek bir duman çıkaracağı günü bekle; bu, can yakan bir azabdır

44:11
يَغۡشَى ٱلنَّاسَۖ هَٰذَا عَذَابٌ أَلِيمࣱ‏

Yusuf AliEnveloping the people: this will be a Penalty Grievous

Saheeh InternationalCovering the people; this is a painful torment

Diyanet İşleri MealiGöğün, insanları bürüyecek ve gözle görülecek bir duman çıkaracağı günü bekle; bu, can yakan bir azabdır

44:12
رَّبَّنَا ٱكۡشِفۡ عَنَّا ٱلۡعَذَابَ إِنَّا مُؤۡمِنُونَ

Yusuf Ali(They will say:) "Our Lord! remove the Penalty from us, for we do really believe

Saheeh International[They will say], "Our Lord, remove from us the torment; indeed, we are believers

Diyanet İşleri Mealiİnsanlar: "Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır; doğrusu artık biz inananlarız" derler

44:13
أَنَّىٰ لَهُمُ ٱلذِّكۡرَىٰ وَقَدۡ جَآءَهُمۡ رَسُولࣱ مُّبِينࣱ‏

Yusuf AliHow shall the message be (effectual) for them, seeing that an Apostle explaining things clearly has (already) come to them

Saheeh InternationalHow will there be for them a reminder [at that time]? And there had come to them a clear Messenger

Diyanet İşleri MealiNerde onlarda öğüt almak? Kendilerine gerçeği açıklayan bir peygamber gelmişti ve ondan yüz çevirmişler, "Belletilmiş bir deli" demişlerdi

44:14
ثُمَّ تَوَلَّوۡاْ عَنۡهُ وَقَالُواْ مُعَلَّمࣱ مَّجۡنُونٌ

Yusuf AliYet they turn away from him and say: "Tutored (by others), a man possessed

Saheeh InternationalThen they turned away from him and said, "[He was] taught [and is] a madman

Diyanet İşleri MealiNerde onlarda öğüt almak? Kendilerine gerçeği açıklayan bir peygamber gelmişti ve ondan yüz çevirmişler, "Belletilmiş bir deli" demişlerdi

44:15
إِنَّا كَاشِفُواْ ٱلۡعَذَابِ قَلِيلًاۚ إِنَّكُمۡ عَآئِدُونَ

Yusuf AliWe shall indeed remove the Penalty for a while, (but) truly ye will revert (to your ways)

Saheeh InternationalIndeed, We will remove the torment for a little. Indeed, you [disbelievers] will return [to disbelief]

Diyanet İşleri MealiBiz sizden azabı az bir süre için kaldıracağız, siz yine de eski inkarcılığınıza döneceksiniz

44:16
يَوۡمَ نَبۡطِشُ ٱلۡبَطۡشَةَ ٱلۡكُبۡرَىٰٓ إِنَّا مُنتَقِمُونَ

Yusuf AliOne day We shall seize you with a mighty onslaught: We will indeed (then) exact Retribution

Saheeh InternationalThe Day We will strike with the greatest assault, indeed, We will take retribution

Diyanet İşleri MealiOnları çarptıkça çarpacağımız gün öcümüzü şüphesiz alırız

44:17 📚 1
۞وَلَقَدۡ فَتَنَّا قَبۡلَهُمۡ قَوۡمَ فِرۡعَوۡنَ وَجَآءَهُمۡ رَسُولࣱ كَرِيمٌ

Yusuf AliWe did, before them, try the people of Pharaoh: there came to them an apostle most honourable

Saheeh InternationalAnd We had already tried before them the people of Pharaoh, and there came to them a noble messenger

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, onlardan önce, Firavun milletini denemiştik. Onlara gelen değerli bir peygamber demişti ki

44:18
أَنۡ أَدُّوٓاْ إِلَيَّ عِبَادَ ٱللَّهِۖ إِنِّي لَكُمۡ رَسُولٌ أَمِينࣱ‏

Yusuf AliSaying: "Restore to me the Servants of God: I am to you an apostle worthy of all trust

Saheeh International[Saying], "Render to me the servants of Allah. Indeed, I am to you a trustworthy messenger

Diyanet İşleri MealiEy Allah'ın kulları! Bana gelin, doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim

44:19
وَأَن لَّا تَعۡلُواْ عَلَى ٱللَّهِۖ إِنِّيٓ ءَاتِيكُم بِسُلۡطَٰنࣲ مُّبِينࣲ‏

Yusuf AliAnd be not arrogant as against God: for I come to you with authority manifest

Saheeh InternationalAnd [saying], "Be not haughty with Allah. Indeed, I have come to you with clear authority

Diyanet İşleri MealiAllah'a karşı üstün gelmeye kalkışmayın; doğrusu ben size apaçık bir delil getirdim

44:20
وَإِنِّي عُذۡتُ بِرَبِّي وَرَبِّكُمۡ أَن تَرۡجُمُونِ

Yusuf AliFor me, I have sought safety with my Lord and your Lord, against your injuring me

Saheeh InternationalAnd indeed, I have sought refuge in my Lord and your Lord, lest you stone me

Diyanet İşleri MealiBeni taşlamanızdan ötürü, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a sığındım

44:21
وَإِن لَّمۡ تُؤۡمِنُواْ لِي فَٱعۡتَزِلُونِ

Yusuf AliIf ye believe me not, at least keep yourselves away from me

Saheeh InternationalBut if you do not believe me, then leave me alone

Diyanet İşleri MealiBana inanmazsanız, başımdan çekilin

44:22
فَدَعَا رَبَّهُۥٓ أَنَّ هَٰٓؤُلَآءِ قَوۡمࣱ مُّجۡرِمُونَ

Yusuf Ali(But they were aggressive:) then he cried to his Lord: "These are indeed a people given to sin

Saheeh InternationalAnd [finally] he called to his Lord that these were a criminal people

Diyanet İşleri MealiBunlar, suçlu bir millet olduğu için, Rabbine yardım etmesi için yalvardı

44:23
فَأَسۡرِ بِعِبَادِي لَيۡلًا إِنَّكُم مُّتَّبَعُونَ

Yusuf Ali(The reply came:) "March forth with My Servants by night: for ye are sure to be pursued

Saheeh International[Allah said], "Then set out with My servants by night. Indeed, you are to be pursued

Diyanet İşleri MealiAllah da şöyle buyurdu: "Kullarımı geceleyin yola çıkar; şüphesiz takip olunacaksınız

44:24
وَٱتۡرُكِ ٱلۡبَحۡرَ رَهۡوًاۖ إِنَّهُمۡ جُندࣱ مُّغۡرَقُونَ

Yusuf AliAnd leave the sea as a furrow (divided): for they are a host (destined) to be drowned

Saheeh InternationalAnd leave the sea in stillness. Indeed, they are an army to be drowned

Diyanet İşleri MealiDenizi sakin iken geride bırak, doğrusu onlar suda boğulacak bir ordudur

44:25
كَمۡ تَرَكُواْ مِن جَنَّٰتࣲ وَعُيُونࣲ‏

Yusuf AliHow many were the gardens and springs they left behind

Saheeh InternationalHow much they left behind of gardens and springs

Diyanet İşleri MealiOrada nice bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, eğlenip durdukları nimetler bırakmışlardı

44:26
وَزُرُوعࣲ وَمَقَامࣲ كَرِيمࣲ‏

Yusuf AliAnd corn-fields and noble buildings

Saheeh InternationalAnd crops and noble sites

Diyanet İşleri MealiOrada nice bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, eğlenip durdukları nimetler bırakmışlardı

44:27
وَنَعۡمَةࣲ كَانُواْ فِيهَا فَٰكِهِينَ

Yusuf AliAnd wealth (and conveniences of life), wherein they had taken such delight

Saheeh InternationalAnd comfort wherein they were amused

Diyanet İşleri MealiOrada nice bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, eğlenip durdukları nimetler bırakmışlardı

44:28
كَذَٰلِكَۖ وَأَوۡرَثۡنَٰهَا قَوۡمًا ءَاخَرِينَ

Yusuf AliThus (was their end)! And We made other people inherit (those things)

Saheeh InternationalThus. And We caused to inherit it another people

Diyanet İşleri MealiBu böyledir; onları başka bir millete miras bıraktık

44:29 📚 2
فَمَا بَكَتۡ عَلَيۡهِمُ ٱلسَّمَآءُ وَٱلۡأَرۡضُ وَمَا كَانُواْ مُنظَرِينَ

Yusuf AliAnd neither heaven nor earth shed a tear over them: nor were they given a respite (again)

Saheeh InternationalAnd the heaven and earth wept not for them, nor were they reprieved

Diyanet İşleri MealiGök ve yer, onlar için gözyaşı dökmedi, onlar erteye bırakılmamışlardı

44:30
وَلَقَدۡ نَجَّيۡنَا بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ مِنَ ٱلۡعَذَابِ ٱلۡمُهِينِ

Yusuf AliWe did deliver aforetime the Children of Israel from humiliating Punishment

Saheeh InternationalAnd We certainly saved the Children of Israel from the humiliating torment

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, İsrailoğullarını, azgın bir zorba olan Firavun'un alçaltıcı azabından kurtardık

44:31
مِن فِرۡعَوۡنَۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَالِيࣰ ا مِّنَ ٱلۡمُسۡرِفِينَ

Yusuf AliInflicted by Pharaoh, for he was arrogant (even) among inordinate transgressors

Saheeh InternationalFrom Pharaoh. Indeed, he was a haughty one among the transgressors

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, İsrailoğullarını, azgın bir zorba olan Firavun'un alçaltıcı azabından kurtardık

44:32
وَلَقَدِ ٱخۡتَرۡنَٰهُمۡ عَلَىٰ عِلۡمٍ عَلَى ٱلۡعَٰلَمِينَ

Yusuf AliAnd We chose them aforetime above the nations, knowingly

Saheeh InternationalAnd We certainly chose them by knowledge over [all] the worlds

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, onların durumunu bilerek dünyaların üzerinde seçkin kıldık

44:33
وَءَاتَيۡنَٰهُم مِّنَ ٱلۡأٓيَٰتِ مَا فِيهِ بَلَٰٓؤࣱ اْ مُّبِينٌ

Yusuf AliAnd granted them Signs in which there was a manifest trial

Saheeh InternationalAnd We gave them of signs that in which there was a clear trial

Diyanet İşleri MealiOnlara, her birinde açıkça bir imtihan bulunan, mucizeler verdik

44:34
إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَيَقُولُونَ

Yusuf AliAs to these (Quraish), they say forsooth

Saheeh InternationalIndeed, these [disbelievers] are saying

Diyanet İşleri MealiDoğrusu inkarcılar, "Ölum bir defadır, tekrar diriltilmeyeceğiz. Eğer doğru sözlü iseniz bize babalarımızı getirsenize" derler

44:35
إِنۡ هِيَ إِلَّا مَوۡتَتُنَا ٱلۡأُولَىٰ وَمَا نَحۡنُ بِمُنشَرِينَ

Yusuf AliThere is nothing beyond our first death, and we shall not be raised again

Saheeh InternationalThere is not but our first death, and we will not be resurrected

Diyanet İşleri MealiDoğrusu inkarcılar, "Ölum bir defadır, tekrar diriltilmeyeceğiz. Eğer doğru sözlü iseniz bize babalarımızı getirsenize" derler

44:36
فَأۡتُواْ بِـَٔابَآئِنَآ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ

Yusuf AliThen bring (back) our forefathers, if what ye say is true

Saheeh InternationalThen bring [back] our forefathers, if you should be truthful

Diyanet İşleri MealiDoğrusu inkarcılar, "Ölum bir defadır, tekrar diriltilmeyeceğiz. Eğer doğru sözlü iseniz bize babalarımızı getirsenize" derler

44:37
أَهُمۡ خَيۡرٌ أَمۡ قَوۡمُ تُبَّعࣲ وَٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡ أَهۡلَكۡنَٰهُمۡۚ إِنَّهُمۡ كَانُواْ مُجۡرِمِينَ

Yusuf AliWhat! Are they better than the people of Tubba and those who were before them? We destroyed them because they were guilty of sin

Saheeh InternationalAre they better or the people of Tubba' and those before them? We destroyed them, [for] indeed, they were criminals

Diyanet İşleri MealiBunlar mı daha üstün yoksa Tubba milleti ve onlardan öncekiler mi? Onları yok etmişizdir, çünkü onlar suçlu idiler

44:38
وَمَا خَلَقۡنَا ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ وَمَا بَيۡنَهُمَا لَٰعِبِينَ

Yusuf AliWe created not the heavens, the earth, and all between them, merely in (idle) sport

Saheeh InternationalAnd We did not create the heavens and earth and that between them in play

Diyanet İşleri MealiBiz gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları oyun olsun diye yaratmadık

44:39 📚 1
مَا خَلَقۡنَٰهُمَآ إِلَّا بِٱلۡحَقِّ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ

Yusuf AliWe created them not except for just ends: but most of them do not understand

Saheeh InternationalWe did not create them except in truth, but most of them do not know

Diyanet İşleri MealiBiz onları, ancak ve ancak gerektiği gibi yarattık, ama insanların çoğu bilmezler

44:40
إِنَّ يَوۡمَ ٱلۡفَصۡلِ مِيقَٰتُهُمۡ أَجۡمَعِينَ

Yusuf AliVerily the Day of sorting out is the time appointed for all of them

Saheeh InternationalIndeed, the Day of Judgement is the appointed time for them all

Diyanet İşleri MealiDoğrusu hüküm günü hepsinin bir arada bulunacağı gündür

44:41
يَوۡمَ لَا يُغۡنِي مَوۡلًى عَن مَّوۡلࣰ ى شَيۡـࣰٔ ا وَلَا هُمۡ يُنصَرُونَ

Yusuf AliThe Day when no protector can avail his client in aught, and no help can they receive

Saheeh InternationalThe Day when no relation will avail a relation at all, nor will they be helped

Diyanet İşleri MealiO gün, dostun dosta hiçbir faydası olmaz, yardım da görmezler

44:42 📚 1
إِلَّا مَن رَّحِمَ ٱللَّهُۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Yusuf AliExcept such as receive God's Mercy: for He is Exalted in Might, Most Merciful

Saheeh InternationalExcept those [believers] on whom Allah has mercy. Indeed, He is the Exalted in Might, the Merciful

Diyanet İşleri MealiYalnız, Allah'ın merhamet ettiği kimseler bunların dışındadır. O, şüphesiz güçlüdür, merhametlidir

44:43 📚 2
إِنَّ شَجَرَتَ ٱلزَّقُّومِ

Yusuf AliVerily the tree of Zaqqum

Saheeh InternationalIndeed, the tree of zaqqum

Diyanet İşleri MealiDoğrusu günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir

44:44
طَعَامُ ٱلۡأَثِيمِ

Yusuf AliWill be the food of the Sinful

Saheeh InternationalIs food for the sinful

Diyanet İşleri MealiDoğrusu günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir

44:45
كَٱلۡمُهۡلِ يَغۡلِي فِي ٱلۡبُطُونِ

Yusuf AliLike molten brass; it will boil in their insides

Saheeh InternationalLike murky oil, it boils within bellies

Diyanet İşleri MealiDoğrusu günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir

44:46
كَغَلۡيِ ٱلۡحَمِيمِ

Yusuf AliLike the boiling of scalding water

Saheeh InternationalLike the boiling of scalding water

Diyanet İşleri MealiDoğrusu günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir

44:47
خُذُوهُ فَٱعۡتِلُوهُ إِلَىٰ سَوَآءِ ٱلۡجَحِيمِ

Yusuf AliA voice will cry: "Seize ye him and drag him into the midst of the Blazing Fire

Saheeh International[It will be commanded], "Seize him and drag him into the midst of the Hellfire

Diyanet İşleri MealiSuçluyu yakalayın, cehennemin ortasına sürükleyin, sonra başına azap olarak kaynar su dökün" denir, sonra ona: "Tad bakalım, hani şerefli olan, değerli olan yalnız sendin. İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir" denir

44:48
ثُمَّ صُبُّواْ فَوۡقَ رَأۡسِهِۦ مِنۡ عَذَابِ ٱلۡحَمِيمِ

Yusuf AliThen pour over his head the Penalty of Boiling Water

Saheeh InternationalThen pour over his head from the torment of scalding water

Diyanet İşleri MealiSuçluyu yakalayın, cehennemin ortasına sürükleyin, sonra başına azap olarak kaynar su dökün" denir, sonra ona: "Tad bakalım, hani şerefli olan, değerli olan yalnız sendin. İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir" denir

44:49 📚 8
ذُقۡ إِنَّكَ أَنتَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡكَرِيمُ

Yusuf AliTaste thou (this)! Truly wast thou mighty, full of honour

Saheeh International[It will be said], "Taste! Indeed, you are the honored, the noble

Diyanet İşleri MealiSuçluyu yakalayın, cehennemin ortasına sürükleyin, sonra başına azap olarak kaynar su dökün" denir, sonra ona: "Tad bakalım, hani şerefli olan, değerli olan yalnız sendin. İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir" denir

44:50
إِنَّ هَٰذَا مَا كُنتُم بِهِۦ تَمۡتَرُونَ

Yusuf AliTruly this is what ye used to doubt

Saheeh InternationalIndeed, this is what you used to dispute

Diyanet İşleri MealiSuçluyu yakalayın, cehennemin ortasına sürükleyin, sonra başına azap olarak kaynar su dökün" denir, sonra ona: "Tad bakalım, hani şerefli olan, değerli olan yalnız sendin. İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir" denir

44:51 📚 2
إِنَّ ٱلۡمُتَّقِينَ فِي مَقَامٍ أَمِينࣲ‏

Yusuf AliAs to the Righteous (they will be) in a position of Security

Saheeh InternationalIndeed, the righteous will be in a secure place

Diyanet İşleri MealiAllah'a karşı gelmekten sakınmış olanlar ise, güvenli bir yerde, bahçelerde ve pınar başlarındadırlar

44:52
فِي جَنَّٰتࣲ وَعُيُونࣲ‏

Yusuf AliAmong Gardens and Springs

Saheeh InternationalWithin gardens and springs

Diyanet İşleri MealiAllah'a karşı gelmekten sakınmış olanlar ise, güvenli bir yerde, bahçelerde ve pınar başlarındadırlar

44:53
يَلۡبَسُونَ مِن سُندُسࣲ وَإِسۡتَبۡرَقࣲ مُّتَقَٰبِلِينَ

Yusuf AliDressed in fine silk and in rich brocade, they will face each other

Saheeh InternationalWearing [garments of] fine silk and brocade, facing each other

Diyanet İşleri Mealiİnce ipekten ve parlak atlastan giyinerek karşılıklı otururlar

44:54
كَذَٰلِكَ وَزَوَّجۡنَٰهُم بِحُورٍ عِينࣲ‏

Yusuf AliSo; and We shall join them to Companions with beautiful, big, and lustrous eyes

Saheeh InternationalThus. And We will marry them to fair women with large, [beautiful] eyes

Diyanet İşleri MealiBu böyledir; onları iri siyah gözlü hurilerle eşlendiririz

44:55
يَدۡعُونَ فِيهَا بِكُلِّ فَٰكِهَةٍ ءَامِنِينَ

Yusuf AliThere can they call for every kind of fruit in peace and security

Saheeh InternationalThey will call therein for every [kind of] fruit - safe and secure

Diyanet İşleri MealiOrada, güven içinde olarak her yemişi isteyebilirler

44:56 📚 1
لَا يَذُوقُونَ فِيهَا ٱلۡمَوۡتَ إِلَّا ٱلۡمَوۡتَةَ ٱلۡأُولَىٰۖ وَوَقَىٰهُمۡ عَذَابَ ٱلۡجَحِيمِ

Yusuf AliNor will they there taste Death, except the first death; and He will preserve them from the Penalty of the Blazing Fire

Saheeh InternationalThey will not taste death therein except the first death, and He will have protected them from the punishment of Hellfire

Diyanet İşleri MealiOrada, ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Rabbin lütfuyla onları cehennem azabından korumuştur. İşte büyük kurtuluş budur

44:57
فَضۡلࣰ ا مِّن رَّبِّكَۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ

Yusuf AliAs a Bounty from thy Lord! that will be the supreme achievement

Saheeh InternationalAs bounty from your Lord. That is what is the great attainment

Diyanet İşleri MealiOrada, ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Rabbin lütfuyla onları cehennem azabından korumuştur. İşte büyük kurtuluş budur

44:58
فَإِنَّمَا يَسَّرۡنَٰهُ بِلِسَانِكَ لَعَلَّهُمۡ يَتَذَكَّرُونَ

Yusuf AliVerily, We have made this (Qur'an) easy, in thy tongue, in order that they may give heed

Saheeh InternationalAnd indeed, We have eased the Qur'an in your tongue that they might be reminded

Diyanet İşleri MealiBiz, öğüt alırlar diye, Kuran'ı senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık. Sen bekle, onlar da beklemektedirler

44:59
فَٱرۡتَقِبۡ إِنَّهُم مُّرۡتَقِبُونَ

Yusuf AliSo wait thou and watch; for they (too) are waiting

Saheeh InternationalSo watch, [O Muhammad]; indeed, they are watching [for your end]

Diyanet İşleri MealiBiz, öğüt alırlar diye, Kuran'ı senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık. Sen bekle, onlar da beklemektedirler

← Önceki Sonraki →

44. Ad-Dukhaan Suresi | Anlam Arayışı