44. Ad-Dukhaan سُورَةُ الدُّخَانِ
Ali BulaçHa, Mim
Saheeh InternationalHa, Meem
«حم» الله أعلم بمراده به.
Ali BulaçApaçık Kitab'a andolsun
Saheeh InternationalBy the clear Book
«والكتاب» القرآن «المبين» المظهر الحلال من الحرام.
Ali BulaçGerçekten Biz onu mübarek bir gecede indirdik, gerçekten Biz uyaranlarız
Saheeh InternationalIndeed, We sent it down during a blessed night. Indeed, We were to warn [mankind]
«إنا أنزلناه في ليلة مباركة» هي ليلة القدر أو ليلة النصف من شعبان، نزل فيها من أم الكتاب من السماء السابعة إلى سماء الدنيا «إنا كنا منذرين» مخوِّفين به.
Ali BulaçKi onda (o gecede) her hikmetli iş ayrılır
Saheeh InternationalOn that night is made distinct every precise matter
«فيها» أي في ليلة القدر أو ليلة النصف من شعبان «يفرق» يفصل «كل أمر حكيم» محكم من الأرزاق والآجال وغيرهما التي تكون في السنة إلى مثل تلك الليلة.
Ali BulaçKatımız'dan bir emir ile; doğrusu Biz, (insanlara elçi) gönderenleriz
Saheeh International[Every] matter [proceeding] from Us. Indeed, We were to send [a messenger]
«أمراً» فرقاً «من عندنا إنا كنا مرسلين» الرسل محمداً ومن قبله.
Ali BulaçRabbinden bir rahmet olarak. Şüphesiz O, işitendir, bilendir
Saheeh InternationalAs mercy from your Lord. Indeed, He is the Hearing, the Knowing
«رحمة» رأفة بالمرسل إليهم «من ربك إنه هو السميع» لأقوالهم «العليم» بأفعالهم.
Ali BulaçEğer kesin bir bilgiyle inanıyorsanız (Allah), göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunanların Rabbidir
Saheeh InternationalLord of the heavens and the earth and that between them, if you would be certain
«رب السماوات والأرض وما بينهما» برفع رب خبر ثالث وبجره بدل من ربك «إن كنتم» يا أهل مكة «موقنين» بأنه تعالى رب السماوات والأرض فأيقنوا بأن محمداً رسوله.
Ali BulaçO'ndan başka İlah yoktur; diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbinizdir, geçmiş atalarınızın da Rabbidir
Saheeh InternationalThere is no deity except Him; He gives life and causes death. [He is] your Lord and the Lord of your first forefathers
«لا إله إلا هو يحيي ويميت ربكم ورب آبائكم الأولين».
Ali BulaçHayır, onlar şüphe içindedirler; oynayıp-oyalanıyorlar
Saheeh InternationalBut they are in doubt, amusing themselves
(بل هم في شك) من البعث (يلعبون) استهزاء بك يا محمد، فقال: "" اللهم أعني عليهم بسبع كسبع يوسف "".
Ali BulaçÖyleyse sen, göğün açıkça bir duman getireceği günü gözle
Saheeh InternationalThen watch for the Day when the sky will bring a visible smoke
قال تعالى: «فارتقب يوم تأتي السماء بدخان مبين» فأجدبت الأرض واشتد بهم الجوع إلى أن رأوا من شدته كهيئة الدخان بين السماء والأرض.
Ali Bulaç(Bu duman) insanları sarıp-kuşatıverir. İşte bu, acı bir azaptır
Saheeh InternationalCovering the people; this is a painful torment
«يغشى الناس» فقالوا «هذا عذاب أليم».
Ali BulaçRabbimiz, azabı üstümüzden açıp-gider; çünkü biz (artık) iman edicileriz
Saheeh International[They will say], "Our Lord, remove from us the torment; indeed, we are believers
«ربنا اكشف عنا العذاب إنا مؤمنون» مصدقون نبيك.
Ali BulaçOnlar için öğüt alıp-düşünmek nerede? Onlara, açıklayan bir elçi gelmişti
Saheeh InternationalHow will there be for them a reminder [at that time]? And there had come to them a clear Messenger
قال تعالى: «أنَّى لهم الذكرى» أي لا ينفعهم الإيمان عند نزول العذاب «وقد جاءهم رسول مبين» بين الرسالة.
Ali BulaçSonra, ondan yüz çevirdiler ve dediler ki: "(Bu,) Öğretilmiştir, bir delidir
Saheeh InternationalThen they turned away from him and said, "[He was] taught [and is] a madman
«ثم تولوْا عنه وقالوا معلم» أي يعلمه القرآن بشر «مجنون».
Ali BulaçBiz sizden bu azabı biraz açıp-gidereceğiz; (ama yine) dönecek olanlarsınız siz
Saheeh InternationalIndeed, We will remove the torment for a little. Indeed, you [disbelievers] will return [to disbelief]
«إنا كاشفو العذاب» أي الجوع عنكم زمناً «قليلا» فكشف عنهم «إنكم عائدون» إلى كفركم فعادوا إليه.
Ali BulaçBüyük bir şiddetle yakalayacağımız gün, elbette Biz intikam alacağız
Saheeh InternationalThe Day We will strike with the greatest assault, indeed, We will take retribution
اذكر «يوم نبطش البطشة الكبرى» هو يوم بدر «إنا منتقمون» منهم والبطش الأخذ بقوة.
Ali BulaçAndolsun, Biz kendilerinden önce, Firavun'un kavmini de denedik. Onlara kerim bir elçi gelmişti
Saheeh InternationalAnd We had already tried before them the people of Pharaoh, and there came to them a noble messenger
«ولقد فتنا» بلونا «قبلهم قوم فرعون» معه «وجاءهم رسول» هو موسى عليه السلام «كريم» على الله تعالى.
Ali BulaçAllah'ın kullarını bana teslim edin; gerçekten ben, sizin için güvenilir bir elçiyim" (demişti)
Saheeh International[Saying], "Render to me the servants of Allah. Indeed, I am to you a trustworthy messenger
«أن» أي بأن «أدُّوا إليَّ» ما أدعوكم إليه من الإيمان، أي أظهروا إيمانكم لي يا «عباد الله إني لكم رسول أمين» على ما أُرسلت به.
Ali BulaçAllah'a karşı büyüklenmeyin; şüphesiz size apaçık, bir delil getiriyorum
Saheeh InternationalAnd [saying], "Be not haughty with Allah. Indeed, I have come to you with clear authority
«وأن لا تعلوا» تتجبروا «على الله» بترك طاعته «إني آتيكم بسلطان» برهان «مبين» بين على رسالتي فتوعَّدوه بالرجم.
Ali BulaçVe doğrusu ben, sizin taşa tutmanızdan benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan (Allah)a sığındım
Saheeh InternationalAnd indeed, I have sought refuge in my Lord and your Lord, lest you stone me
فقال «وإني عذت بربي وربكم أن ترجمون» بالحجارة.
Ali BulaçEğer bana inanmıyorsanız, bu durumda benden kopup-ayrılın
Saheeh InternationalBut if you do not believe me, then leave me alone
«وإن لم تؤمنوا لي» تصدقوني «فاعتزلون» فاتركوا أذاي فلم يتركوه.
Ali BulaçSonunda Rabbine: "Gerçekten bunlar, suçlu-günahkar bir kavimdirler" diye dua etti
Saheeh InternationalAnd [finally] he called to his Lord that these were a criminal people
«فدعا ربه أن» أي بأن «هؤلاء قوم مجرمون» مشركون.
Ali Bulaç(Allah da:) "Öyleyse, kullarımı geceleyin yürüyüşe geçir, muhakkak takip edileceksiniz." (diye duasını kabul edip cevap verdi)
Saheeh International[Allah said], "Then set out with My servants by night. Indeed, you are to be pursued
فقال تعالى: «فأسر» بقطع الهمزة ووصلها «بعبادي» بنى إسرائيل «ليلاً إنكم متبَعون» يتبعكم فرعون وقومه.
Ali BulaçDenizi durgun ve açık bırak. Çünkü suda boğulacak bir ordudur
Saheeh InternationalAnd leave the sea in stillness. Indeed, they are an army to be drowned
«واترك البحر» إذا قطعته أنت وأصحابك «رهواً» ساكناً منفرجاً حتى يدخله القبط «إنهم جند مغرقون» فاطمأن بذلك فأغرقوا.
Ali BulaçOnlar nice bahçeler ve pınarlar terk etmişlerdi
Saheeh InternationalHow much they left behind of gardens and springs
«كم تركوا من جنات» بساتين «وعيون» تجري.
Ali Bulaç(Nice) Ekinler, güzel konaklar
Saheeh InternationalAnd crops and noble sites
«وزروع ومقام كريم» مجلس حسن.
Ali BulaçVe içlerinde 'sevinç ve mutluluk içinde' yaşadıkları nimetler
Saheeh InternationalAnd comfort wherein they were amused
«ونعمة» متعة «كانوا فيها فاكهين» ناعمين.
Ali Bulaçİşte böyle; Biz bunları başka bir kavme miras olarak verdik
Saheeh InternationalThus. And We caused to inherit it another people
«كذلك» خبر مبتدأ، أي الأمر «وأورثناها» أي أموالهم «قوماً آخرين» أي بني إسرائيل.
Ali BulaçOnlar için ne gök, ne yer ağlamadı ve onlar (ın azabı) ertelenmedi
Saheeh InternationalAnd the heaven and earth wept not for them, nor were they reprieved
«فما بكت عليهم السماء والأرض» بخلاف المؤمنين يبكي عليهم بموتهم مصلاهم من الأرض ومصعد عملهم من السماء «وما كانوا منظرين» مؤخرين للتوبة.
Ali BulaçAndolsun, Biz İsrailoğulları'nı o alçaltıcı azaptan kurtardık
Saheeh InternationalAnd We certainly saved the Children of Israel from the humiliating torment
«ولقد نجينا بني إسرائيل من العذاب المهين» قتل الأبناء واستخدام النساء.
Ali BulaçFiravun'dan. Çünkü, o, ölçüyü taşıran bir mütekebbirdi
Saheeh InternationalFrom Pharaoh. Indeed, he was a haughty one among the transgressors
«من فرعون» قيل بدل من العذاب بتقدير مضاف، أي عذاب، وقيل حال من العذاب «إنه كان عالياً من المسرفين».
Ali BulaçAndolsun, Biz onları bir ilim üzere alemlere üstün kıldık
Saheeh InternationalAnd We certainly chose them by knowledge over [all] the worlds
«ولقد اخترناهم» أي بني إسرائيل «على علم» منا بحالهم «على العالمين» أي عالمي زمانهم أي العقلاء.
Ali BulaçVe onlara, her birinde açık birer imtihan bulunan ayetler verdik
Saheeh InternationalAnd We gave them of signs that in which there was a clear trial
«وآتيانهم من الآيات ما فيه بلاء مبين» نعمة ظاهرة من فلق البحر والمن والسلوى وغيرها.
Ali BulaçMuhakkak, bunlar da diyorlar ki
Saheeh InternationalIndeed, these [disbelievers] are saying
«إن هؤلاء» أي كفار مكة «ليقولون».
Ali Bulaç(Bütün herşey) Bizim yalnızca ilk ölümümüzdür; biz yeniden diriltilip-kaldırılacak değiliz
Saheeh InternationalThere is not but our first death, and we will not be resurrected
«إن هي» ما الموتة التي بعدها الحياة «إلا موتتنا الأولى» أي وهم نطف «وما نحن بمنشرين» بمبعوثين أحياء بعد الثانية.
Ali BulaçEğer doğru sözlüyseniz, şu halde atalarımızı getirin bakalım
Saheeh InternationalThen bring [back] our forefathers, if you should be truthful
«فأتوا بآبائنا» أحياء «إن كنتم صادقين» أنا نبعث بعد موتنا، أي نحيا.
Ali BulaçOnlar mı hayırlı, yoksa Tübba' kavmi ve onlardan öncekiler mi? Biz onları yıkıma uğrattık. Çünkü onlar, suçlu-günahkardı
Saheeh InternationalAre they better or the people of Tubba' and those before them? We destroyed them, [for] indeed, they were criminals
قال تعالى: «أهم خير أم قوم تُبَّع» هو نبي أو رجل صالح «والذين من قبلهم» من الأمم «أهلكناهم» بكفرهم، والمعنى ليسوا أقوى منهم وأهلكوا «إنهم كانوا مجرمين».
Ali BulaçBiz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları bir ‘oyun ve oyalanma konusu’ olsun diye yaratmadık
Saheeh InternationalAnd We did not create the heavens and earth and that between them in play
«وما خلقنا السماوات والأرض وما بينهما لاعبين» بخلق ذلك، حال.
Ali BulaçBiz onları yalnızca hak ile yarattık. Ancak onların çoğu bilmezler
Saheeh InternationalWe did not create them except in truth, but most of them do not know
«ما خلقناهما» وما بينهما «إلا بالحق» أي محقين في ذلك ليستدل به قدرتنا ووحدانيتنا وغير ذلك «ولكن أكثرهم» أي كفرا مكة «لا يعلمون».
Ali BulaçŞüphesiz o (hakkı batıldan, haklıyı haksızdan) ayırma günü, hepsinin (hesaba çekilecekleri) vakitleridir
Saheeh InternationalIndeed, the Day of Judgement is the appointed time for them all
«إن يوم الفصل» يوم القيامة يفصل الله فيه بين العباد «ميقاتهم أجمعين» للعذاب الدائم.
Ali BulaçO gün, bir dost dosttan herhangi bir şeyle yarar sağlayamaz. Ve onlara yardım edilmez
Saheeh InternationalThe Day when no relation will avail a relation at all, nor will they be helped
«يوم لا يغني مولى عن مولى» بقرابة أو صداقة، أي لا يدفع عنه «شيئاً» من العذاب «ولا هم ينصرون» يمنعون منه، ويوم بدل من يوم الفصل.
Ali BulaçAncak Allah'ın rahmet ettiği başka. Şüphesiz O, üstün ve güçlü olandır, esirgeyendir
Saheeh InternationalExcept those [believers] on whom Allah has mercy. Indeed, He is the Exalted in Might, the Merciful
«إلا من رحم الله» وهم المؤمنون فإنه يشفع بعضهم لبعض بإذن الله «إنه هو العزيز» الغالب في انتقامه من الكفار «الرحيم» بالمؤمنين.
Ali BulaçDoğrusu, o zakkum ağacı
Saheeh InternationalIndeed, the tree of zaqqum
«إن شجرة الزقوم» هي من أخبث الشجر المر بتهامة ينبتها الله تعالى في الجحيم.
Ali BulaçGünahkar olanın yemeğidir
Saheeh InternationalIs food for the sinful
«طعام الأثيم» أبي جهل وأصحابه ذوي الإثم الكبير.
Ali BulaçPota gibi; karınlarda kaynar-durur
Saheeh InternationalLike murky oil, it boils within bellies
«كالمهل» أي كدردي الزيت الأسود خبر ثان «تغلي في البطون» بالفوقانية خبر ثالث وبالتحتانية حال من المهل.
Ali BulaçKaynar-suyun kaynaması gibi
Saheeh InternationalLike the boiling of scalding water
«كغلي الحميم» الماء الشديد الحرارة.
Ali BulaçOnu tutun da cehennemin orta yerine sürükleyin
Saheeh International[It will be commanded], "Seize him and drag him into the midst of the Hellfire
«خذوه» يقال للزبانية: خذوا الأثيم «فاعتلوه» بكسر التاء وضمها جروه بغلظة وشدة «إلى سواء الجحيم» وسط النار.
Ali BulaçSonra kaynar suyun azabından başının üstüne dökün
Saheeh InternationalThen pour over his head from the torment of scalding water
(ثم صبوا فوق رأسه من عذاب الحميم) أي من الحميم الذي لا يفارقه العذاب فهو أبلغ مما في آية "" يصب من فوق رؤوسهم الحميم "".
Ali Bulaç(Azabı) Tad; çünkü sen, (kendince) üstün, onurluydun
Saheeh International[It will be said], "Taste! Indeed, you are the honored, the noble
ويقال له: «ذق» أي العذاب «إنك أنت العزيز الكريم» بزعمك وقولك ما بين جبليها أعز وأكرم مني.
Ali BulaçGerçekten bu, sizin kuşkuya kapıldığınız şeydir
Saheeh InternationalIndeed, this is what you used to dispute
وقال لهم: «إن هذا» الذي ترون من العذاب «ما كنتم به تمترون» فيه تشكون.
Ali BulaçMuttakilere gelince; muhakkak onlar, güvenli bir makamdadırlar
Saheeh InternationalIndeed, the righteous will be in a secure place
«إن المتقين في مقام» مجلس «أمين» يؤمن فيه الخوف.
Ali BulaçCennetlerde ve pınarlarda
Saheeh InternationalWithin gardens and springs
«في جنات» بساتين «وعيون».
Ali BulaçHafif ipekten ve ağır işlenmiş atlastan (elbiseler) giyinirler, karşılıklı (otururlar)
Saheeh InternationalWearing [garments of] fine silk and brocade, facing each other
«يلبسون من سندس وإستبرق» أي ما رقَّ من الديباج وما غلظ منه «متقابلين» حال، أي لا ينظر بعضهم إلى قفا بعض لدوران الأسرة بهم.
Ali Bulaçİşte böyle; ve Biz onları iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir
Saheeh InternationalThus. And We will marry them to fair women with large, [beautiful] eyes
«كذلك» يقدر قبله الأمر «وزوجناهم» من التزويج أو قرناهم «بحور عين» بنساء بيض واسعات الأعين حسانها.
Ali BulaçOrda, güvenlik içinde her türlü meyveyi istiyorlar
Saheeh InternationalThey will call therein for every [kind of] fruit - safe and secure
«يدعون» يطلبون الخدم «فيها» أي الجنة أن يأتوا «بكل فاكهة» منها «آمنين» من انقطاعها ومضرتها ومن كل مخوف حال.
Ali BulaçOrda, ilk ölümün dışında başka ölüm tadmazlar. Ve (Allah da) onları cehennem azabından korumuştur
Saheeh InternationalThey will not taste death therein except the first death, and He will have protected them from the punishment of Hellfire
«لا يذوقون فيها الموت إلا الموتة الأولى» أي التي في الدنيا بعد حياتهم فيها، قال بعضهم إلا بمعنى بعد «ووقاهم عذاب الجحيم».
Ali BulaçSenin Rabbinden, bir fazl ve (lütuf) olarak. İşte büyük 'mutluluk ve kurtuluş' budur
Saheeh InternationalAs bounty from your Lord. That is what is the great attainment
«فضلاً» مصدر بمعنى تفضلاً منصوب بتفضل مقدراً «من ربك ذلك هو الفوز العظيم».
Ali BulaçBelki onlar öğüt alıp-düşünürler diye, Biz onu (Kur'an'ı), senin dilinle kolaylaştırdık
Saheeh InternationalAnd indeed, We have eased the Qur'an in your tongue that they might be reminded
«فإنما يسرناه» سهلنا القرآن «بلسانك» بلغتك لتفهمه العرب منك «لعلهم يتذكرون» يتعظون فيؤمنون لكنهم لا يؤمنون.
Ali BulaçÖyleyse sen gözleyip-bekle; elbette onlar da gözleyip-bekliyorlar
Saheeh InternationalSo watch, [O Muhammad]; indeed, they are watching [for your end]
«فارتقب» انتظر هلاكهم «إنهم مرتقبون» هلاكك، وهذا قبل نزول الأمر بجهادهم.