44. Ad-Dukhaan سُورَةُ الدُّخَانِ
Ali BulaçHa, Mim
Süleyman AteşHa mim
Ali BulaçApaçık Kitab'a andolsun
Süleyman AteşApaçık Kitaba andolsun ki
Ali BulaçGerçekten Biz onu mübarek bir gecede indirdik, gerçekten Biz uyaranlarız
Süleyman AteşBiz onu mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz, uyarıcıyız
Ali BulaçKi onda (o gecede) her hikmetli iş ayrılır
Süleyman AteşHer hikmetli emir, o gecede ayırdedilir
Ali BulaçKatımız'dan bir emir ile; doğrusu Biz, (insanlara elçi) gönderenleriz
Süleyman AteşKatımızdan (verilen her) emir. Çünkü biz elçi göndericiyiz
Ali BulaçRabbinden bir rahmet olarak. Şüphesiz O, işitendir, bilendir
Süleyman AteşSenin Rabbinin acıması gereği olarak (gönderdiğimiz elçilere o gece emirlerimizi açıklar, vahiylerimizi bildiririz). Doğrusu O, işitendir, bilendir
Ali BulaçEğer kesin bir bilgiyle inanıyorsanız (Allah), göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunanların Rabbidir
Süleyman AteşEğer kesin olarak inanıyorsanız (bilin ki Allah), göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir
Ali BulaçO'ndan başka İlah yoktur; diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbinizdir, geçmiş atalarınızın da Rabbidir
Süleyman AteşO'ndan başka tanrı yoktur, yaşatır, öldürür. Sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir
Ali BulaçHayır, onlar şüphe içindedirler; oynayıp-oyalanıyorlar
Süleyman AteşAma onlar, şüphe içinde oynuyorlar
Ali BulaçÖyleyse sen, göğün açıkça bir duman getireceği günü gözle
Süleyman AteşGöğün, açık bir duman getireceği günü gözetle
Ali Bulaç(Bu duman) insanları sarıp-kuşatıverir. İşte bu, acı bir azaptır
Süleyman Ateş(Duman) İnsanları sarar. Bu, acı bir azabdır
Ali BulaçRabbimiz, azabı üstümüzden açıp-gider; çünkü biz (artık) iman edicileriz
Süleyman AteşRabbimiz, bizden azabı kaldır, çünkü biz artık inanıyoruz derler
Ali BulaçOnlar için öğüt alıp-düşünmek nerede? Onlara, açıklayan bir elçi gelmişti
Süleyman AteşArtık onlar nasıl düşünüp öğüt alacaklar (öğüt alma zamanı geçti)? Oysa kendilerine apaçık bir elçi gelmişti
Ali BulaçSonra, ondan yüz çevirdiler ve dediler ki: "(Bu,) Öğretilmiştir, bir delidir
Süleyman AteşOndan yüz çevirdiler: "Bu, öğretilmiştir, cinlenmiştir" dediler
Ali BulaçBiz sizden bu azabı biraz açıp-gidereceğiz; (ama yine) dönecek olanlarsınız siz
Süleyman AteşBiz sizden azabı birazcık kaldırırız ama siz yine (inkarınıza) dönersiniz
Ali BulaçBüyük bir şiddetle yakalayacağımız gün, elbette Biz intikam alacağız
Süleyman AteşO gün büyük vuruşla vururuz; zira biz öc alıcıyız
Ali BulaçAndolsun, Biz kendilerinden önce, Firavun'un kavmini de denedik. Onlara kerim bir elçi gelmişti
Süleyman AteşAndolsun, onlardan önce Fir'avn toplumunu da (imkanlar vererek) sınadık. Onlara değerli bir elçi geldi, (şöyle diyerek)
Ali BulaçAllah'ın kullarını bana teslim edin; gerçekten ben, sizin için güvenilir bir elçiyim" (demişti)
Süleyman AteşAllah'ın kullarını bana teslim edin; çünkü ben sizin için güvenilir bir elçiyim
Ali BulaçAllah'a karşı büyüklenmeyin; şüphesiz size apaçık, bir delil getiriyorum
Süleyman AteşAllah'a karşı ululanmayın. Ben size apaçık bir delil getiriyorum
Ali BulaçVe doğrusu ben, sizin taşa tutmanızdan benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan (Allah)a sığındım
Süleyman AteşBen, beni taşla(yıp öldür)menizden, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan(Allah)a sığındım
Ali BulaçEğer bana inanmıyorsanız, bu durumda benden kopup-ayrılın
Süleyman AteşEğer bana inanmadınızsa bari ben(im yolum)dan çekilin
Ali BulaçSonunda Rabbine: "Gerçekten bunlar, suçlu-günahkar bir kavimdirler" diye dua etti
Süleyman AteşSonra (Musa): "Bunlar, suç işleyen bir toplumdur!" diye Rabbine du'a etti
Ali Bulaç(Allah da:) "Öyleyse, kullarımı geceleyin yürüyüşe geçir, muhakkak takip edileceksiniz." (diye duasını kabul edip cevap verdi)
Süleyman Ateş(Allah): "O halde kullarımı geceleyin yürüt. Çünkü takibedileceksiniz" (dedi)
Ali BulaçDenizi durgun ve açık bırak. Çünkü suda boğulacak bir ordudur
Süleyman AteşDenizi (yarıp toplumunu geçirdikten sonra olduğu gibi) açık bırak. Çünkü onlar boğulacak bir ordudur
Ali BulaçOnlar nice bahçeler ve pınarlar terk etmişlerdi
Süleyman AteşOnlar geride nice şeyler bıraktılar: Bahçeler, çeşmeler
Ali Bulaç(Nice) Ekinler, güzel konaklar
Süleyman AteşEkinler, güzel makamlar
Ali BulaçVe içlerinde 'sevinç ve mutluluk içinde' yaşadıkları nimetler
Süleyman AteşVe zevkü sefa sürdükleri nice ni'metler
Ali Bulaçİşte böyle; Biz bunları başka bir kavme miras olarak verdik
Süleyman Ateşİşte böyle oldu ve biz onları başka bir topluma miras verdik
Ali BulaçOnlar için ne gök, ne yer ağlamadı ve onlar (ın azabı) ertelenmedi
Süleyman AteşOnlara gök ve yer ağlamadı. Ve kendilerine fırsat da verilmedi
Ali BulaçAndolsun, Biz İsrailoğulları'nı o alçaltıcı azaptan kurtardık
Süleyman AteşAndolsun biz, İsrail oğullarını o küçültücü azabdan kurtardık
Ali BulaçFiravun'dan. Çünkü, o, ölçüyü taşıran bir mütekebbirdi
Süleyman AteşFir'avn'dan. Çünkü o, (insanları ezip) ululanan, sınırı aşanlardan biri idi
Ali BulaçAndolsun, Biz onları bir ilim üzere alemlere üstün kıldık
Süleyman AteşAndolsun biz, onları bir bilgiye göre alemlere üstün kıldık
Ali BulaçVe onlara, her birinde açık birer imtihan bulunan ayetler verdik
Süleyman AteşOnlara, içinde açık bir sınav bulunan ayetler verdik
Ali BulaçMuhakkak, bunlar da diyorlar ki
Süleyman AteşŞunlar (Kureyş kafirleri) de diyorlar ki
Ali Bulaç(Bütün herşey) Bizim yalnızca ilk ölümümüzdür; biz yeniden diriltilip-kaldırılacak değiliz
Süleyman Ateşİlk ölümümüzden sonra bir şey yoktur. Biz diriltilecek değiliz
Ali BulaçEğer doğru sözlüyseniz, şu halde atalarımızı getirin bakalım
Süleyman AteşDoğru söylüyorsanız, babalarımızı getirin
Ali BulaçOnlar mı hayırlı, yoksa Tübba' kavmi ve onlardan öncekiler mi? Biz onları yıkıma uğrattık. Çünkü onlar, suçlu-günahkardı
Süleyman AteşOnlar mı hayırlı, yoksa Tubba' kavmi ve onlardan önce gelen(kavim)ler mi? Suç işledikleri için biz onların hepsini helak ettik
Ali BulaçBiz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları bir ‘oyun ve oyalanma konusu’ olsun diye yaratmadık
Süleyman AteşBiz gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları eğlenmek için yaratmadık
Ali BulaçBiz onları yalnızca hak ile yarattık. Ancak onların çoğu bilmezler
Süleyman AteşOnları sadece gerçek bir sebeple, (hikmetli bir gaye ile) yarattık. Fakat onların çoğu bilmiyorlar
Ali BulaçŞüphesiz o (hakkı batıldan, haklıyı haksızdan) ayırma günü, hepsinin (hesaba çekilecekleri) vakitleridir
Süleyman Ateş(Hakkın batıldan ayrılacağı) Hüküm günü, hepsinin varacağı gündür
Ali BulaçO gün, bir dost dosttan herhangi bir şeyle yarar sağlayamaz. Ve onlara yardım edilmez
Süleyman AteşO gün dost, dostundan bir şey savamaz. Ve onlara yardım da edilmez
Ali BulaçAncak Allah'ın rahmet ettiği başka. Şüphesiz O, üstün ve güçlü olandır, esirgeyendir
Süleyman AteşAncak Allah'ın acıdığı kimseler (kurtulur). Şüphesiz O, üstündür esirgeyendir
Ali BulaçGünahkar olanın yemeğidir
Süleyman AteşGünahkarların yemeğidir
Ali BulaçPota gibi; karınlarda kaynar-durur
Süleyman AteşPota gibi karınlarda kaynar
Ali BulaçKaynar-suyun kaynaması gibi
Süleyman AteşSıcak suyun kaynaması gibi
Ali BulaçOnu tutun da cehennemin orta yerine sürükleyin
Süleyman Ateş(Allah, zebanilere emreder): "Tutun onu, cehennemin ortasına sürükleyin
Ali BulaçSonra kaynar suyun azabından başının üstüne dökün
Süleyman AteşSonra başının üstüne kaynar su azabından dökün
Ali Bulaç(Azabı) Tad; çünkü sen, (kendince) üstün, onurluydun
Süleyman AteşTad, zira sen kendince üstündün, şerefliydin
Ali BulaçGerçekten bu, sizin kuşkuya kapıldığınız şeydir
Süleyman Ateşİşte o kuşkulanıp durduğunuz şey budur
Ali BulaçMuttakilere gelince; muhakkak onlar, güvenli bir makamdadırlar
Süleyman AteşKorunanlar ise güvenli bir makamdadır
Ali BulaçCennetlerde ve pınarlarda
Süleyman AteşBahçelerde ve çeşme başlarında
Ali BulaçHafif ipekten ve ağır işlenmiş atlastan (elbiseler) giyinirler, karşılıklı (otururlar)
Süleyman Ateşİnce ipekten ve parlak atlastan giysiler giyerek karşılıklı otururlar
Ali Bulaçİşte böyle; ve Biz onları iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir
Süleyman AteşAyrıca onları, iri gözlü hurilerle de evlendirmişizdir
Ali BulaçOrda, güvenlik içinde her türlü meyveyi istiyorlar
Süleyman AteşOrada, güven içinde, her meyveyi isterler
Ali BulaçOrda, ilk ölümün dışında başka ölüm tadmazlar. Ve (Allah da) onları cehennem azabından korumuştur
Süleyman AteşOrada ilk ölümden başka ölüm tadmazlar (sürekli yaşarlar). Ve (Allah) onları cehennem azabından korumuştur
Ali BulaçSenin Rabbinden, bir fazl ve (lütuf) olarak. İşte büyük 'mutluluk ve kurtuluş' budur
Süleyman AteşRabbinden bir lutuf olarak (bu ni'metler kendilerine verilmiştir). İşte, o büyük başarı budur
Ali BulaçBelki onlar öğüt alıp-düşünürler diye, Biz onu (Kur'an'ı), senin dilinle kolaylaştırdık
Süleyman AteşBiz o(Kur'a)nı senin diline kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar
Ali BulaçÖyleyse sen gözleyip-bekle; elbette onlar da gözleyip-bekliyorlar
Süleyman AteşBiraz bekle, onlar da beklemektedirler (yakında başlarına neler geleceğini göreceklerdir)