☪ Anlam Arayışı

44. Ad-Dukhaan سُورَةُ الدُّخَانِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
44:1
حمٓ

Elmalılı Hamdi YazırHâ, mîm

Yusuf AliHa-Mim

Saheeh InternationalHa, Meem

Ali BulaçHa, Mim

44:2
وَٱلۡكِتَٰبِ ٱلۡمُبِينِ

Elmalılı Hamdi YazırO apaçık Kitab'a andolsun ki biz onu gerçekten mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz onunla insanları uyarmaktayız

Yusuf AliBy the Book that makes things clear

Saheeh InternationalBy the clear Book

Ali BulaçApaçık Kitab'a andolsun

44:3
إِنَّآ أَنزَلۡنَٰهُ فِي لَيۡلَةࣲ مُّبَٰرَكَةٍۚ إِنَّا كُنَّا مُنذِرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırO apaçık Kitab'a andolsun ki biz onu gerçekten mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz onunla insanları uyarmaktayız

Yusuf AliWe sent it down during a Blessed Night: for We (ever) wish to warn (against Evil)

Saheeh InternationalIndeed, We sent it down during a blessed night. Indeed, We were to warn [mankind]

Ali BulaçGerçekten Biz onu mübarek bir gecede indirdik, gerçekten Biz uyaranlarız

44:4 📚 4
فِيهَا يُفۡرَقُ كُلُّ أَمۡرٍ حَكِيمٍ

Elmalılı Hamdi YazırO gecede her hikmetli iş tarafımızdan bir emirle ayrılır. Gerçekten biz Rabbin tarafından bir rahmet olarak peygamberler göndeririz. Şüphesiz ki O, herşeyi işitir ve bilir

Yusuf AliIn the (Night) is made distinct every affair of wisdom

Saheeh InternationalOn that night is made distinct every precise matter

Ali BulaçKi onda (o gecede) her hikmetli iş ayrılır

44:5
أَمۡرࣰ ا مِّنۡ عِندِنَآۚ إِنَّا كُنَّا مُرۡسِلِينَ

Elmalılı Hamdi YazırO gecede her hikmetli iş tarafımızdan bir emirle ayrılır. Gerçekten biz Rabbin tarafından bir rahmet olarak peygamberler göndeririz. Şüphesiz ki O, herşeyi işitir ve bilir

Yusuf AliBy command, from Our Presence. For We (ever) send (revelations)

Saheeh International[Every] matter [proceeding] from Us. Indeed, We were to send [a messenger]

Ali BulaçKatımız'dan bir emir ile; doğrusu Biz, (insanlara elçi) gönderenleriz

44:6
رَحۡمَةࣰ مِّن رَّبِّكَۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ

Elmalılı Hamdi YazırO gecede her hikmetli iş tarafımızdan bir emirle ayrılır. Gerçekten biz Rabbin tarafından bir rahmet olarak peygamberler göndeririz. Şüphesiz ki O, herşeyi işitir ve bilir

Yusuf AliAs Mercy from thy Lord: for He hears and knows (all things)

Saheeh InternationalAs mercy from your Lord. Indeed, He is the Hearing, the Knowing

Ali BulaçRabbinden bir rahmet olarak. Şüphesiz O, işitendir, bilendir

44:7 📚 1
رَبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَآۖ إِن كُنتُم مُّوقِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırSiz eğer kesin olarak inanıyorsanız, iyi bilin ki Allah göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir

Yusuf AliThe Lord of the heavens and the earth and all between them, if ye (but) have an assured faith

Saheeh InternationalLord of the heavens and the earth and that between them, if you would be certain

Ali BulaçEğer kesin bir bilgiyle inanıyorsanız (Allah), göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunanların Rabbidir

44:8
لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ يُحۡيِۦ وَيُمِيتُۖ رَبُّكُمۡ وَرَبُّ ءَابَآئِكُمُ ٱلۡأَوَّلِينَ

Elmalılı Hamdi YazırOndan başka hiçbir ilâh yoktur. O hem yaşatır, hem öldürür. O sizin de Rabbiniz, sizden önceki babalarınızın da Rabbidir

Yusuf AliThere is no god but He: It is He Who gives life and gives death,- The Lord and Cherisher to you and your earliest ancestors

Saheeh InternationalThere is no deity except Him; He gives life and causes death. [He is] your Lord and the Lord of your first forefathers

Ali BulaçO'ndan başka İlah yoktur; diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbinizdir, geçmiş atalarınızın da Rabbidir

44:9 📚 2
بَلۡ هُمۡ فِي شَكࣲّ يَلۡعَبُونَ

Elmalılı Hamdi YazırFakat kâfirler bir şüphe içinde oynayıp eğleniyorlar

Yusuf AliYet they play about in doubt

Saheeh InternationalBut they are in doubt, amusing themselves

Ali BulaçHayır, onlar şüphe içindedirler; oynayıp-oyalanıyorlar

44:10
فَٱرۡتَقِبۡ يَوۡمَ تَأۡتِي ٱلسَّمَآءُ بِدُخَانࣲ مُّبِينࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırEy Muhammed! Şimdi sen göğün, insanları bürüyecek açık bir duman getireceği günü gözetle. Bu acı bir azabdır

Yusuf AliThen watch thou for the Day that the sky will bring forth a kind of smoke (or mist) plainly visible

Saheeh InternationalThen watch for the Day when the sky will bring a visible smoke

Ali BulaçÖyleyse sen, göğün açıkça bir duman getireceği günü gözle

44:11
يَغۡشَى ٱلنَّاسَۖ هَٰذَا عَذَابٌ أَلِيمࣱ‏

Elmalılı Hamdi YazırEy Muhammed! Şimdi sen göğün, insanları bürüyecek açık bir duman getireceği günü gözetle. Bu acı bir azabdır

Yusuf AliEnveloping the people: this will be a Penalty Grievous

Saheeh InternationalCovering the people; this is a painful torment

Ali Bulaç(Bu duman) insanları sarıp-kuşatıverir. İşte bu, acı bir azaptır

44:12
رَّبَّنَا ٱكۡشِفۡ عَنَّا ٱلۡعَذَابَ إِنَّا مُؤۡمِنُونَ

Elmalılı Hamdi YazırO gün insanlar: "Ey Rabbimiz! Bizden azabı kaldır. Artık biz inanıyoruz" derler

Yusuf Ali(They will say:) "Our Lord! remove the Penalty from us, for we do really believe

Saheeh International[They will say], "Our Lord, remove from us the torment; indeed, we are believers

Ali BulaçRabbimiz, azabı üstümüzden açıp-gider; çünkü biz (artık) iman edicileriz

44:13
أَنَّىٰ لَهُمُ ٱلذِّكۡرَىٰ وَقَدۡ جَآءَهُمۡ رَسُولࣱ مُّبِينࣱ‏

Elmalılı Hamdi YazırOnlar için bunu düşünüp öğüt almak nerede? Oysa kendilerine gerçeği açıklayan bir de peygamber gelmişti

Yusuf AliHow shall the message be (effectual) for them, seeing that an Apostle explaining things clearly has (already) come to them

Saheeh InternationalHow will there be for them a reminder [at that time]? And there had come to them a clear Messenger

Ali BulaçOnlar için öğüt alıp-düşünmek nerede? Onlara, açıklayan bir elçi gelmişti

44:14
ثُمَّ تَوَلَّوۡاْ عَنۡهُ وَقَالُواْ مُعَلَّمࣱ مَّجۡنُونٌ

Elmalılı Hamdi YazırSonra onlar, o peygamberden yüz çevirdiler ve: "Bu öğretilmiş bir delidir." dediler

Yusuf AliYet they turn away from him and say: "Tutored (by others), a man possessed

Saheeh InternationalThen they turned away from him and said, "[He was] taught [and is] a madman

Ali BulaçSonra, ondan yüz çevirdiler ve dediler ki: "(Bu,) Öğretilmiştir, bir delidir

44:15
إِنَّا كَاشِفُواْ ٱلۡعَذَابِ قَلِيلًاۚ إِنَّكُمۡ عَآئِدُونَ

Elmalılı Hamdi YazırBiz o azabı sizden birazcık kaldırırız. Ama siz mutlaka eski halinize dönersiniz

Yusuf AliWe shall indeed remove the Penalty for a while, (but) truly ye will revert (to your ways)

Saheeh InternationalIndeed, We will remove the torment for a little. Indeed, you [disbelievers] will return [to disbelief]

Ali BulaçBiz sizden bu azabı biraz açıp-gidereceğiz; (ama yine) dönecek olanlarsınız siz

44:16
يَوۡمَ نَبۡطِشُ ٱلۡبَطۡشَةَ ٱلۡكُبۡرَىٰٓ إِنَّا مُنتَقِمُونَ

Elmalılı Hamdi YazırBiz o büyük şiddetle çarptığımız gün mutlaka intikamımızı alırız

Yusuf AliOne day We shall seize you with a mighty onslaught: We will indeed (then) exact Retribution

Saheeh InternationalThe Day We will strike with the greatest assault, indeed, We will take retribution

Ali BulaçBüyük bir şiddetle yakalayacağımız gün, elbette Biz intikam alacağız

44:17 📚 1
۞وَلَقَدۡ فَتَنَّا قَبۡلَهُمۡ قَوۡمَ فِرۡعَوۡنَ وَجَآءَهُمۡ رَسُولࣱ كَرِيمٌ

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki, biz onlardan önce Firavun kavmini de denemiştik. Onlara çok kıymetli bir peygamber gelmişti

Yusuf AliWe did, before them, try the people of Pharaoh: there came to them an apostle most honourable

Saheeh InternationalAnd We had already tried before them the people of Pharaoh, and there came to them a noble messenger

Ali BulaçAndolsun, Biz kendilerinden önce, Firavun'un kavmini de denedik. Onlara kerim bir elçi gelmişti

44:18
أَنۡ أَدُّوٓاْ إِلَيَّ عِبَادَ ٱللَّهِۖ إِنِّي لَكُمۡ رَسُولٌ أَمِينࣱ‏

Elmalılı Hamdi YazırO peygamber onlara şöyle demişti: "Esaretiniz altındaki Allah'ın kullarını bana teslim edin. Çünkü ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim

Yusuf AliSaying: "Restore to me the Servants of God: I am to you an apostle worthy of all trust

Saheeh International[Saying], "Render to me the servants of Allah. Indeed, I am to you a trustworthy messenger

Ali BulaçAllah'ın kullarını bana teslim edin; gerçekten ben, sizin için güvenilir bir elçiyim" (demişti)

44:19
وَأَن لَّا تَعۡلُواْ عَلَى ٱللَّهِۖ إِنِّيٓ ءَاتِيكُم بِسُلۡطَٰنࣲ مُّبِينࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırAllah'a karşı üstünlük taslamayın. Şüphesiz ki ben size apaçık bir delil getiriyorum

Yusuf AliAnd be not arrogant as against God: for I come to you with authority manifest

Saheeh InternationalAnd [saying], "Be not haughty with Allah. Indeed, I have come to you with clear authority

Ali BulaçAllah'a karşı büyüklenmeyin; şüphesiz size apaçık, bir delil getiriyorum

44:20
وَإِنِّي عُذۡتُ بِرَبِّي وَرَبِّكُمۡ أَن تَرۡجُمُونِ

Elmalılı Hamdi YazırGerçekten ben, beni taşlamanızdan dolayı benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a sığındım

Yusuf AliFor me, I have sought safety with my Lord and your Lord, against your injuring me

Saheeh InternationalAnd indeed, I have sought refuge in my Lord and your Lord, lest you stone me

Ali BulaçVe doğrusu ben, sizin taşa tutmanızdan benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan (Allah)a sığındım

44:21
وَإِن لَّمۡ تُؤۡمِنُواْ لِي فَٱعۡتَزِلُونِ

Elmalılı Hamdi YazırEğer siz bana iman etmezseniz hemen yanımdan uzaklaşın

Yusuf AliIf ye believe me not, at least keep yourselves away from me

Saheeh InternationalBut if you do not believe me, then leave me alone

Ali BulaçEğer bana inanmıyorsanız, bu durumda benden kopup-ayrılın

44:22
فَدَعَا رَبَّهُۥٓ أَنَّ هَٰٓؤُلَآءِ قَوۡمࣱ مُّجۡرِمُونَ

Elmalılı Hamdi YazırMusa: "Şüphesiz ki bunlar suçlu bir kavimdir." diyerek yardım etmesi için Rabbine yalvardı

Yusuf Ali(But they were aggressive:) then he cried to his Lord: "These are indeed a people given to sin

Saheeh InternationalAnd [finally] he called to his Lord that these were a criminal people

Ali BulaçSonunda Rabbine: "Gerçekten bunlar, suçlu-günahkar bir kavimdirler" diye dua etti

44:23
فَأَسۡرِ بِعِبَادِي لَيۡلًا إِنَّكُم مُّتَّبَعُونَ

Elmalılı Hamdi YazırAllah buyurdu ki: "Kullarımı geceleyin yürüt. Çünkü siz takib edileceksiniz

Yusuf Ali(The reply came:) "March forth with My Servants by night: for ye are sure to be pursued

Saheeh International[Allah said], "Then set out with My servants by night. Indeed, you are to be pursued

Ali Bulaç(Allah da:) "Öyleyse, kullarımı geceleyin yürüyüşe geçir, muhakkak takip edileceksiniz." (diye duasını kabul edip cevap verdi)

44:24
وَٱتۡرُكِ ٱلۡبَحۡرَ رَهۡوًاۖ إِنَّهُمۡ جُندࣱ مُّغۡرَقُونَ

Elmalılı Hamdi YazırKarşıya geçince denizi olduğu gibi açık bırak. Çünkü onlar suda boğulacak bir ordudur

Yusuf AliAnd leave the sea as a furrow (divided): for they are a host (destined) to be drowned

Saheeh InternationalAnd leave the sea in stillness. Indeed, they are an army to be drowned

Ali BulaçDenizi durgun ve açık bırak. Çünkü suda boğulacak bir ordudur

44:25
كَمۡ تَرَكُواْ مِن جَنَّٰتࣲ وَعُيُونࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırOnlar neler bırakmışlardı, ne bahçeler, ne pınarlar

Yusuf AliHow many were the gardens and springs they left behind

Saheeh InternationalHow much they left behind of gardens and springs

Ali BulaçOnlar nice bahçeler ve pınarlar terk etmişlerdi

44:26
وَزُرُوعࣲ وَمَقَامࣲ كَرِيمࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırNe ekinler, ne güzel kaynaklar

Yusuf AliAnd corn-fields and noble buildings

Saheeh InternationalAnd crops and noble sites

Ali Bulaç(Nice) Ekinler, güzel konaklar

44:27
وَنَعۡمَةࣲ كَانُواْ فِيهَا فَٰكِهِينَ

Elmalılı Hamdi YazırVe içinde eğlenip durdukları nice nimetler ve refah

Yusuf AliAnd wealth (and conveniences of life), wherein they had taken such delight

Saheeh InternationalAnd comfort wherein they were amused

Ali BulaçVe içlerinde 'sevinç ve mutluluk içinde' yaşadıkları nimetler

44:28
كَذَٰلِكَۖ وَأَوۡرَثۡنَٰهَا قَوۡمًا ءَاخَرِينَ

Elmalılı Hamdi Yazırİşte böylece biz onları başka bir kavme miras bıraktık

Yusuf AliThus (was their end)! And We made other people inherit (those things)

Saheeh InternationalThus. And We caused to inherit it another people

Ali Bulaçİşte böyle; Biz bunları başka bir kavme miras olarak verdik

44:29 📚 2
فَمَا بَكَتۡ عَلَيۡهِمُ ٱلسَّمَآءُ وَٱلۡأَرۡضُ وَمَا كَانُواْ مُنظَرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırGök ve yer onların üzerine ağlamadı. Onlara mühlet de verilmedi

Yusuf AliAnd neither heaven nor earth shed a tear over them: nor were they given a respite (again)

Saheeh InternationalAnd the heaven and earth wept not for them, nor were they reprieved

Ali BulaçOnlar için ne gök, ne yer ağlamadı ve onlar (ın azabı) ertelenmedi

44:30
وَلَقَدۡ نَجَّيۡنَا بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ مِنَ ٱلۡعَذَابِ ٱلۡمُهِينِ

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki biz İsrailoğullarını o aşağılayıcı azabdan kurtardık

Yusuf AliWe did deliver aforetime the Children of Israel from humiliating Punishment

Saheeh InternationalAnd We certainly saved the Children of Israel from the humiliating torment

Ali BulaçAndolsun, Biz İsrailoğulları'nı o alçaltıcı azaptan kurtardık

44:31
مِن فِرۡعَوۡنَۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَالِيࣰ ا مِّنَ ٱلۡمُسۡرِفِينَ

Elmalılı Hamdi YazırFiravun'dan da kurtardık çünkü o üstünlük taslayıp haddi aşan bir zorbaydı

Yusuf AliInflicted by Pharaoh, for he was arrogant (even) among inordinate transgressors

Saheeh InternationalFrom Pharaoh. Indeed, he was a haughty one among the transgressors

Ali BulaçFiravun'dan. Çünkü, o, ölçüyü taşıran bir mütekebbirdi

44:32
وَلَقَدِ ٱخۡتَرۡنَٰهُمۡ عَلَىٰ عِلۡمٍ عَلَى ٱلۡعَٰلَمِينَ

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki biz onları bilerek o zamanki alemlere üstün kıldık

Yusuf AliAnd We chose them aforetime above the nations, knowingly

Saheeh InternationalAnd We certainly chose them by knowledge over [all] the worlds

Ali BulaçAndolsun, Biz onları bir ilim üzere alemlere üstün kıldık

44:33
وَءَاتَيۡنَٰهُم مِّنَ ٱلۡأٓيَٰتِ مَا فِيهِ بَلَٰٓؤࣱ اْ مُّبِينٌ

Elmalılı Hamdi YazırBiz onlara içinde apaçık bir imtihan bulunan mucizeler verdik

Yusuf AliAnd granted them Signs in which there was a manifest trial

Saheeh InternationalAnd We gave them of signs that in which there was a clear trial

Ali BulaçVe onlara, her birinde açık birer imtihan bulunan ayetler verdik

44:34
إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَيَقُولُونَ

Elmalılı Hamdi YazırGerçekten şu kâfirler diyorlar ki

Yusuf AliAs to these (Quraish), they say forsooth

Saheeh InternationalIndeed, these [disbelievers] are saying

Ali BulaçMuhakkak, bunlar da diyorlar ki

44:35
إِنۡ هِيَ إِلَّا مَوۡتَتُنَا ٱلۡأُولَىٰ وَمَا نَحۡنُ بِمُنشَرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBizim ilk ölümümüzden başka bir şey yoktur. Biz tekrar diriltilecek değiliz

Yusuf AliThere is nothing beyond our first death, and we shall not be raised again

Saheeh InternationalThere is not but our first death, and we will not be resurrected

Ali Bulaç(Bütün herşey) Bizim yalnızca ilk ölümümüzdür; biz yeniden diriltilip-kaldırılacak değiliz

44:36
فَأۡتُواْ بِـَٔابَآئِنَآ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ

Elmalılı Hamdi YazırEğer siz doğru söyleyen kimselerseniz babalarınızı bize getirin

Yusuf AliThen bring (back) our forefathers, if what ye say is true

Saheeh InternationalThen bring [back] our forefathers, if you should be truthful

Ali BulaçEğer doğru sözlüyseniz, şu halde atalarımızı getirin bakalım

44:37
أَهُمۡ خَيۡرٌ أَمۡ قَوۡمُ تُبَّعࣲ وَٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡ أَهۡلَكۡنَٰهُمۡۚ إِنَّهُمۡ كَانُواْ مُجۡرِمِينَ

Elmalılı Hamdi YazırOnlar mı daha hayırlıdır, yoksa Tükba kavmi ile onlardan öncekiler mi? Biz onların hepsini de helak ettik. Çünkü onlar suçluydular

Yusuf AliWhat! Are they better than the people of Tubba and those who were before them? We destroyed them because they were guilty of sin

Saheeh InternationalAre they better or the people of Tubba' and those before them? We destroyed them, [for] indeed, they were criminals

Ali BulaçOnlar mı hayırlı, yoksa Tübba' kavmi ve onlardan öncekiler mi? Biz onları yıkıma uğrattık. Çünkü onlar, suçlu-günahkardı

44:38
وَمَا خَلَقۡنَا ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ وَمَا بَيۡنَهُمَا لَٰعِبِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBiz gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri bir oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık

Yusuf AliWe created not the heavens, the earth, and all between them, merely in (idle) sport

Saheeh InternationalAnd We did not create the heavens and earth and that between them in play

Ali BulaçBiz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları bir ‘oyun ve oyalanma konusu’ olsun diye yaratmadık

44:39 📚 1
مَا خَلَقۡنَٰهُمَآ إِلَّا بِٱلۡحَقِّ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ

Elmalılı Hamdi YazırBiz onları hak ve hikmetle yarattık. Fakat onların çoğu bunu bilmezler

Yusuf AliWe created them not except for just ends: but most of them do not understand

Saheeh InternationalWe did not create them except in truth, but most of them do not know

Ali BulaçBiz onları yalnızca hak ile yarattık. Ancak onların çoğu bilmezler

44:40
إِنَّ يَوۡمَ ٱلۡفَصۡلِ مِيقَٰتُهُمۡ أَجۡمَعِينَ

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz ki hakkı batıldan ayırd etme günü onların hepsinin bir araya toplanacağı gündür

Yusuf AliVerily the Day of sorting out is the time appointed for all of them

Saheeh InternationalIndeed, the Day of Judgement is the appointed time for them all

Ali BulaçŞüphesiz o (hakkı batıldan, haklıyı haksızdan) ayırma günü, hepsinin (hesaba çekilecekleri) vakitleridir

44:41
يَوۡمَ لَا يُغۡنِي مَوۡلًى عَن مَّوۡلࣰ ى شَيۡـࣰٔ ا وَلَا هُمۡ يُنصَرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırO gün dostun dosta hiçbir faydası olmaz. Onlara yardım da edilmez

Yusuf AliThe Day when no protector can avail his client in aught, and no help can they receive

Saheeh InternationalThe Day when no relation will avail a relation at all, nor will they be helped

Ali BulaçO gün, bir dost dosttan herhangi bir şeyle yarar sağlayamaz. Ve onlara yardım edilmez

44:42 📚 1
إِلَّا مَن رَّحِمَ ٱللَّهُۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Elmalılı Hamdi YazırAncak Allah'ın merhamet ettiği kimseler böyle değildir. Şüphesiz ki Allah çok güçlüdür, çok merhamet edicidir

Yusuf AliExcept such as receive God's Mercy: for He is Exalted in Might, Most Merciful

Saheeh InternationalExcept those [believers] on whom Allah has mercy. Indeed, He is the Exalted in Might, the Merciful

Ali BulaçAncak Allah'ın rahmet ettiği başka. Şüphesiz O, üstün ve güçlü olandır, esirgeyendir

44:43 📚 2
إِنَّ شَجَرَتَ ٱلزَّقُّومِ

Elmalılı Hamdi YazırGerçekten zakkum ağacı

Yusuf AliVerily the tree of Zaqqum

Saheeh InternationalIndeed, the tree of zaqqum

Ali BulaçDoğrusu, o zakkum ağacı

44:44
طَعَامُ ٱلۡأَثِيمِ

Elmalılı Hamdi YazırGünahkârların yemeğidir

Yusuf AliWill be the food of the Sinful

Saheeh InternationalIs food for the sinful

Ali BulaçGünahkar olanın yemeğidir

44:45
كَٱلۡمُهۡلِ يَغۡلِي فِي ٱلۡبُطُونِ

Elmalılı Hamdi YazırO pota gibi karınlarda kaynar

Yusuf AliLike molten brass; it will boil in their insides

Saheeh InternationalLike murky oil, it boils within bellies

Ali BulaçPota gibi; karınlarda kaynar-durur

44:46
كَغَلۡيِ ٱلۡحَمِيمِ

Elmalılı Hamdi YazırO, kızgın bir sıvının kaynaması gibidir

Yusuf AliLike the boiling of scalding water

Saheeh InternationalLike the boiling of scalding water

Ali BulaçKaynar-suyun kaynaması gibi

44:47
خُذُوهُ فَٱعۡتِلُوهُ إِلَىٰ سَوَآءِ ٱلۡجَحِيمِ

Elmalılı Hamdi YazırAllah meleklere şöyle emreder. "Şunu tutun da Cehennem'in ortasına sürükleyin

Yusuf AliA voice will cry: "Seize ye him and drag him into the midst of the Blazing Fire

Saheeh International[It will be commanded], "Seize him and drag him into the midst of the Hellfire

Ali BulaçOnu tutun da cehennemin orta yerine sürükleyin

44:48
ثُمَّ صُبُّواْ فَوۡقَ رَأۡسِهِۦ مِنۡ عَذَابِ ٱلۡحَمِيمِ

Elmalılı Hamdi YazırSonra onun başının üstüne kaynar su azabından dökün

Yusuf AliThen pour over his head the Penalty of Boiling Water

Saheeh InternationalThen pour over his head from the torment of scalding water

Ali BulaçSonra kaynar suyun azabından başının üstüne dökün

44:49 📚 8
ذُقۡ إِنَّكَ أَنتَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡكَرِيمُ

Elmalılı Hamdi YazırOna şöyle denir! "Tat bakalım azabı! hani sen kendine göre çok güçlü ve çok üstündün

Yusuf AliTaste thou (this)! Truly wast thou mighty, full of honour

Saheeh International[It will be said], "Taste! Indeed, you are the honored, the noble

Ali Bulaç(Azabı) Tad; çünkü sen, (kendince) üstün, onurluydun

44:50
إِنَّ هَٰذَا مَا كُنتُم بِهِۦ تَمۡتَرُونَ

Elmalılı Hamdi Yazırİşte sizin inkâr edip durduğunuz şey budur

Yusuf AliTruly this is what ye used to doubt

Saheeh InternationalIndeed, this is what you used to dispute

Ali BulaçGerçekten bu, sizin kuşkuya kapıldığınız şeydir

44:51 📚 2
إِنَّ ٱلۡمُتَّقِينَ فِي مَقَامٍ أَمِينࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz ki kötülükten sakınanlar güvenli bir makamdadırlar

Yusuf AliAs to the Righteous (they will be) in a position of Security

Saheeh InternationalIndeed, the righteous will be in a secure place

Ali BulaçMuttakilere gelince; muhakkak onlar, güvenli bir makamdadırlar

44:52
فِي جَنَّٰتࣲ وَعُيُونࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırBahçelerde ve pınar başlarındadırlar

Yusuf AliAmong Gardens and Springs

Saheeh InternationalWithin gardens and springs

Ali BulaçCennetlerde ve pınarlarda

44:53
يَلۡبَسُونَ مِن سُندُسࣲ وَإِسۡتَبۡرَقࣲ مُّتَقَٰبِلِينَ

Elmalılı Hamdi YazırOnlar ince ipekten ve parlak atlastan elbiseler giyerek karşılıklı olarak otururlar

Yusuf AliDressed in fine silk and in rich brocade, they will face each other

Saheeh InternationalWearing [garments of] fine silk and brocade, facing each other

Ali BulaçHafif ipekten ve ağır işlenmiş atlastan (elbiseler) giyinirler, karşılıklı (otururlar)

44:54
كَذَٰلِكَ وَزَوَّجۡنَٰهُم بِحُورٍ عِينࣲ‏

Elmalılı Hamdi Yazırİşte böyle, biz onları ayrıca iri siyah gözlü hurilerle evlendiririz

Yusuf AliSo; and We shall join them to Companions with beautiful, big, and lustrous eyes

Saheeh InternationalThus. And We will marry them to fair women with large, [beautiful] eyes

Ali Bulaçİşte böyle; ve Biz onları iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir

44:55
يَدۡعُونَ فِيهَا بِكُلِّ فَٰكِهَةٍ ءَامِنِينَ

Elmalılı Hamdi YazırOnlar orada güven içinde her çeşit meyveyi isteyebilirler

Yusuf AliThere can they call for every kind of fruit in peace and security

Saheeh InternationalThey will call therein for every [kind of] fruit - safe and secure

Ali BulaçOrda, güvenlik içinde her türlü meyveyi istiyorlar

44:56 📚 1
لَا يَذُوقُونَ فِيهَا ٱلۡمَوۡتَ إِلَّا ٱلۡمَوۡتَةَ ٱلۡأُولَىٰۖ وَوَقَىٰهُمۡ عَذَابَ ٱلۡجَحِيمِ

Elmalılı Hamdi YazırOnlar orada ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Allah onları cehennem azabından korumuştur

Yusuf AliNor will they there taste Death, except the first death; and He will preserve them from the Penalty of the Blazing Fire

Saheeh InternationalThey will not taste death therein except the first death, and He will have protected them from the punishment of Hellfire

Ali BulaçOrda, ilk ölümün dışında başka ölüm tadmazlar. Ve (Allah da) onları cehennem azabından korumuştur

44:57
فَضۡلࣰ ا مِّن رَّبِّكَۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ

Elmalılı Hamdi Yazır(Bunların hepsi) Rabbinden bir lütuf olarak (verilmiştir.) İşte büyük kurtuluş budur

Yusuf AliAs a Bounty from thy Lord! that will be the supreme achievement

Saheeh InternationalAs bounty from your Lord. That is what is the great attainment

Ali BulaçSenin Rabbinden, bir fazl ve (lütuf) olarak. İşte büyük 'mutluluk ve kurtuluş' budur

44:58
فَإِنَّمَا يَسَّرۡنَٰهُ بِلِسَانِكَ لَعَلَّهُمۡ يَتَذَكَّرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırBiz Kur'ân'ı senin dilinle indirip kolaylaştırdık. Umulur ki onlar öğüt alırlar

Yusuf AliVerily, We have made this (Qur'an) easy, in thy tongue, in order that they may give heed

Saheeh InternationalAnd indeed, We have eased the Qur'an in your tongue that they might be reminded

Ali BulaçBelki onlar öğüt alıp-düşünürler diye, Biz onu (Kur'an'ı), senin dilinle kolaylaştırdık

44:59
فَٱرۡتَقِبۡ إِنَّهُم مُّرۡتَقِبُونَ

Elmalılı Hamdi YazırArtık sen onların başlarına gelecekleri bekle: Çünkü onlar da bekleyip durmaktadırlar

Yusuf AliSo wait thou and watch; for they (too) are waiting

Saheeh InternationalSo watch, [O Muhammad]; indeed, they are watching [for your end]

Ali BulaçÖyleyse sen gözleyip-bekle; elbette onlar da gözleyip-bekliyorlar

← Önceki Sonraki →

44. Ad-Dukhaan Suresi | Anlam Arayışı