☪ Anlam Arayışı

45. Al-Jaathiya سُورَةُ الجَاثِيَةِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
45:1
حمٓ
حمٓ
Hâ Mîm

Saheeh InternationalHa, Meem

Süleyman AteşHa mim

45:2
تَنزِيلُ ٱلۡكِتَٰبِ مِنَ ٱللَّهِ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡحَكِيمِ
تَنزِيلُ
indirilmesi
ٱلْكِتَـٰبِ
Kitabın
مِنَ
(tarafın)dandır
ٱللَّهِ
Allah
ٱلْعَزِيزِ
üstün
ٱلْحَكِيمِ
hüküm ve hikmet sahibi

Saheeh InternationalThe revelation of the Book is from Allah, the Exalted in Might, the Wise

Süleyman AteşKitabın indirilmesi, o üstün, hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafındandır

45:3
إِنَّ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ لَأٓيَٰتࣲ لِّلۡمُؤۡمِنِينَ
إِنَّ
şüphesiz
فِى
göklerde
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
the heavens
وَٱلْأَرْضِ
ve yerde
لَـَٔايَـٰتٍۢ
ibretler vardır
لِّلْمُؤْمِنِينَ
inananlar için

Saheeh InternationalIndeed, within the heavens and earth are signs for the believers

Süleyman AteşŞüphesiz göklerde ve yerde, inananlar için ibretler vardır

45:4 📚 2
وَفِي خَلۡقِكُمۡ وَمَا يَبُثُّ مِن دَآبَّةٍ ءَايَٰتࣱ لِّقَوۡمࣲ يُوقِنُونَ
وَفِى
ve
خَلْقِكُمْ
sizin yaratılışınızda
وَمَا
ve
يَبُثُّ
yaymakta olduğunda
مِن
canlılardan
دَآبَّةٍ
(the) moving creatures
ءَايَـٰتٌۭ
ibretler vardır
لِّقَوْمٍۢ
kavimler için
يُوقِنُونَ
kesin olarak inanan

Saheeh InternationalAnd in the creation of yourselves and what He disperses of moving creatures are signs for people who are certain [in faith]

Süleyman AteşSizin yaratılışınızda ve (yeryüzünde) yaymakta olduğu canlılarda, kesin olarak inananlar için ibretler vardır

45:5 📚 6
وَٱخۡتِلَٰفِ ٱلَّيۡلِ وَٱلنَّهَارِ وَمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مِن رِّزۡقࣲ فَأَحۡيَا بِهِ ٱلۡأَرۡضَ بَعۡدَ مَوۡتِهَا وَتَصۡرِيفِ ٱلرِّيَٰحِ ءَايَٰتࣱ لِّقَوۡمࣲ يَعۡقِلُونَ
وَٱخْتِلَـٰفِ
ve değişmesinde
ٱلَّيْلِ
gecenin
وَٱلنَّهَارِ
ve gündüzün
وَمَآ
ve
أَنزَلَ
indirmesinde
ٱللَّهُ
Allah'ın
مِنَ
gökten
ٱلسَّمَآءِ
the sky
مِن
(sebebi)
رِّزْقٍۢ
rızık
فَأَحْيَا
ve diriltmesinde
بِهِ
onunla
ٱلْأَرْضَ
yeri
بَعْدَ
sonra
مَوْتِهَا
ölümünden
وَتَصْرِيفِ
ve estirmesinde
ٱلرِّيَـٰحِ
rüzgarları
ءَايَـٰتٌۭ
ibretler vardır
لِّقَوْمٍۢ
bir toplum için
يَعْقِلُونَ
düşünen

Saheeh InternationalAnd [in] the alternation of night and day and [in] what Allah sends down from the sky of provision and gives life thereby to the earth after its lifelessness and [in His] directing of the winds are signs for a people who reason

Süleyman AteşGecenin ve gündüzün değişmesinde, Allah'ın gökten rızık (sebebi) indirip onunla ölümünden sonra yeri diriltmesinde, rüzgarları estirmesinde düşünen bir toplum için ibretler vardır

45:6
تِلۡكَ ءَايَٰتُ ٱللَّهِ نَتۡلُوهَا عَلَيۡكَ بِٱلۡحَقِّۖ فَبِأَيِّ حَدِيثِۭ بَعۡدَ ٱللَّهِ وَءَايَٰتِهِۦ يُؤۡمِنُونَ
تِلْكَ
işte şunlar
ءَايَـٰتُ
ayetleridir
ٱللَّهِ
Allah'ın
نَتْلُوهَا
onları okuyoruz
عَلَيْكَ
sana
بِٱلْحَقِّ ۖ
gerçek ile
فَبِأَىِّ
hangi
حَدِيثٍۭ
söze
بَعْدَ
sonra
ٱللَّهِ
Allah'tan
وَءَايَـٰتِهِۦ
ve O'nun ayetlerinden
يُؤْمِنُونَ
inanacaklar

Saheeh InternationalThese are the verses of Allah which We recite to you in truth. Then in what statement after Allah and His verses will they believe

Süleyman Ateşİşte şunlar, Allah'ın ayetleridir, onları sana gerçek ile okuyoruz. Allah'tan ve O'nun ayetlerinden sonra hangi hadise (söze) inanacaklar

45:7
وَيۡلࣱ لِّكُلِّ أَفَّاكٍ أَثِيمࣲ‏
وَيْلٌۭ
yuh olsun
لِّكُلِّ
her
أَفَّاكٍ
yalancı
أَثِيمٍۢ
günah yüklü kimseye

Saheeh InternationalWoe to every sinful liar

Süleyman AteşHer yalancı, günah yüklü kimseye yuh olsun

45:8
يَسۡمَعُ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ تُتۡلَىٰ عَلَيۡهِ ثُمَّ يُصِرُّ مُسۡتَكۡبِرࣰ ا كَأَن لَّمۡ يَسۡمَعۡهَاۖ فَبَشِّرۡهُ بِعَذَابٍ أَلِيمࣲ‏
يَسْمَعُ
o işitir
ءَايَـٰتِ
ayetlerinin
ٱللَّهِ
Allah'ın
تُتْلَىٰ
okunduğunu
عَلَيْهِ
kendisine
ثُمَّ
sonra
يُصِرُّ
direnir
مُسْتَكْبِرًۭا
büyüklük taslar
كَأَن
sanki
لَّمْ
hiç onları işitmemiş
يَسْمَعْهَا ۖ
he heard them
فَبَشِّرْهُ
onu müjdele
بِعَذَابٍ
bir azab ile
أَلِيمٍۢ
acı

Saheeh InternationalWho hears the verses of Allah recited to him, then persists arrogantly as if he had not heard them. So give him tidings of a painful punishment

Süleyman AteşO, Allah'ın ayetlerinin kendisine okunduğunu işitir de sonra büyüklük taslayarak sanki hiç onları işitmemiş gibi (küfründe) direnir. Onu, acı bir azab ile müjdele

45:9
وَإِذَا عَلِمَ مِنۡ ءَايَٰتِنَا شَيۡـًٔا ٱتَّخَذَهَا هُزُوًاۚ أُوْلَٰٓئِكَ لَهُمۡ عَذَابࣱ مُّهِينࣱ‏
وَإِذَا
zaman
عَلِمَ
öğrendiği
مِنْ
bizim ayetlerimizden
ءَايَـٰتِنَا
Our Verses
شَيْـًٔا
bir şey
ٱتَّخَذَهَا
onu edinir
هُزُوًا ۚ
alay konusu
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
لَهُمْ
öyleleri için vardır
عَذَابٌۭ
bir azab
مُّهِينٌۭ
alçaltıcı

Saheeh InternationalAnd when he knows anything of Our verses, he takes them in ridicule. Those will have a humiliating punishment

Süleyman AteşO, bizim ayetlerimizden bir şey öğrendiği zaman onunla alay eder. İşte öyleleri için alçaltıcı bir azab vardır

45:10
مِّن وَرَآئِهِمۡ جَهَنَّمُۖ وَلَا يُغۡنِي عَنۡهُم مَّا كَسَبُواْ شَيۡـࣰٔ ا وَلَا مَا ٱتَّخَذُواْ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَوۡلِيَآءَۖ وَلَهُمۡ عَذَابٌ عَظِيمٌ
مِّن
ötelerinden de
وَرَآئِهِمْ
Before them
جَهَنَّمُ ۖ
cehennem
وَلَا
ve
يُغْنِى
bir yarar sağlamaz
عَنْهُم
kendilerine
مَّا
kazandıkları
كَسَبُوا۟
they had earned
شَيْـًۭٔا
şeyler
وَلَا
ve (sağlamaz)
مَا
şeyler
ٱتَّخَذُوا۟
edindikleri
مِن
başka
دُونِ
besides
ٱللَّهِ
Allah'tan
أَوْلِيَآءَ ۖ
veliler
وَلَهُمْ
ve onlar için vardır
عَذَابٌ
bir azab
عَظِيمٌ
büyük

Saheeh InternationalBefore them is Hell, and what they had earned will not avail them at all nor what they had taken besides Allah as allies. And they will have a great punishment

Süleyman AteşÖtelerinden de cehennem (onları beklemektedir). Ne kazandıkları ve ne de Allah'tan başka edindikleri veliler kendilerine bir yarar sağlayabilir. Onlar için büyük bir azab vardır

45:11
هَٰذَا هُدࣰ ىۖ وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِمۡ لَهُمۡ عَذَابࣱ مِّن رِّجۡزٍ أَلِيمٌ
هَـٰذَا
işte budur
هُدًۭى ۖ
yol gösterici
وَٱلَّذِينَ
ve kimseler
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
بِـَٔايَـٰتِ
ayetlerini
رَبِّهِمْ
Rablerinin
لَهُمْ
onlar için vardır
عَذَابٌۭ
bir azab
مِّن
çok çetin
رِّجْزٍ
filth
أَلِيمٌ
incitici

Saheeh InternationalThis [Qur'an] is guidance. And those who have disbelieved in the verses of their Lord will have a painful punishment of foul nature

Süleyman Ateşİşte yol gösterici, bu(Kur'an)dır. Rablerinin ayetlerini tanımayanlar için çok çetin bir azab vardır

45:12 📚 2
۞ٱللَّهُ ٱلَّذِي سَخَّرَ لَكُمُ ٱلۡبَحۡرَ لِتَجۡرِيَ ٱلۡفُلۡكُ فِيهِ بِأَمۡرِهِۦ وَلِتَبۡتَغُواْ مِن فَضۡلِهِۦ وَلَعَلَّكُمۡ تَشۡكُرُونَ
۞ ٱللَّهُ
Allah'tır
ٱلَّذِى
O ki
سَخَّرَ
boyun eğdirdi
لَكُمُ
size
ٱلْبَحْرَ
denizi
لِتَجْرِىَ
akıp gitsin diye
ٱلْفُلْكُ
gemiler
فِيهِ
onun içinde
بِأَمْرِهِۦ
buyruğuyla
وَلِتَبْتَغُوا۟
ve payınızı arayasınız diye
مِن
O'nun lutfundan
فَضْلِهِۦ
His Bounty
وَلَعَلَّكُمْ
ve umulur ki
تَشْكُرُونَ
şükredersiniz

Saheeh InternationalIt is Allah who subjected to you the sea so that ships may sail upon it by His command and that you may seek of His bounty; and perhaps you will be grateful

Süleyman AteşAllah'tır ki denizi size boyun eğdirdi, ta ki gemiler buyruğuyla denizin içinde akıp gitsin de, siz bu sayede O'nun lutfundan payınızı arayasınız ve şükredesiniz

45:13
وَسَخَّرَ لَكُم مَّا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِ جَمِيعࣰ ا مِّنۡهُۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتࣲ لِّقَوۡمࣲ يَتَفَكَّرُونَ
وَسَخَّرَ
ve boyun eğdirdi
لَكُم
size
مَّا
bulunan şeyleri
فِى
göklerde
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
the heavens
وَمَا
ve bulunan şeyleri
فِى
yerde
ٱلْأَرْضِ
the earth
جَمِيعًۭا
hepsini
مِّنْهُ ۚ
kendisinden
إِنَّ
elbette
فِى
vardır
ذَٰلِكَ
bunda
لَـَٔايَـٰتٍۢ
ibretler
لِّقَوْمٍۢ
bir toplum için
يَتَفَكَّرُونَ
düşünen

Saheeh InternationalAnd He has subjected to you whatever is in the heavens and whatever is on the earth - all from Him. Indeed in that are signs for a people who give thought

Süleyman AteşGöklerde ve yerde bulunan şeyleri kendisinden (bir lutuf olarak) size boyun eğdirdi. Elbette bunda, düşünen bir toplum için ibretler vardır

45:14 📚 3
قُل لِّلَّذِينَ ءَامَنُواْ يَغۡفِرُواْ لِلَّذِينَ لَا يَرۡجُونَ أَيَّامَ ٱللَّهِ لِيَجۡزِيَ قَوۡمَۢا بِمَا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ
قُل
söyle
لِّلَّذِينَ
kimselere
ءَامَنُوا۟
inanan(lara)
يَغْفِرُوا۟
affetsinler
لِلَّذِينَ
kimseleri
لَا
ummayan(ları)
يَرْجُونَ
hope
أَيَّامَ
günlerini
ٱللَّهِ
Allah'ın
لِيَجْزِىَ
cezalandırması için
قَوْمًۢا
bir toplumu
بِمَا
sebebiyle
كَانُوا۟
oldukları
يَكْسِبُونَ
yapıyorlar

Saheeh InternationalSay, [O Muhammad], to those who have believed that they [should] forgive those who expect not the days of Allah so that He may recompense a people for what they used to earn

Süleyman Ateşİnananlara söyle: Allah'ın (ceza) günlerinin geleceğini ummayanları affetsinler ki (Allah), bir toplumu, yaptıklarıyle cezalandırsın

45:15 📚 1
مَنۡ عَمِلَ صَٰلِحࣰ ا فَلِنَفۡسِهِۦۖ وَمَنۡ أَسَآءَ فَعَلَيۡهَاۖ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّكُمۡ تُرۡجَعُونَ
مَنْ
kim
عَمِلَ
yaparsa
صَـٰلِحًۭا
iyi bir iş
فَلِنَفْسِهِۦ ۖ
yararı kendisinedir
وَمَنْ
ve kim
أَسَآءَ
kötülük yaparsa
فَعَلَيْهَا ۖ
zararı kendisinedir
ثُمَّ
sonunda
إِلَىٰ
Rabbinize
رَبِّكُمْ
your Lord
تُرْجَعُونَ
döndürüleceksiniz

Saheeh InternationalWhoever does a good deed - it is for himself; and whoever does evil - it is against the self. Then to your Lord you will be returned

Süleyman AteşKim iyi bir iş yaparsa yararı kendisinedir, kim de kötülük yaparsa zararı kendisinedir. Sonunda Rabbinize döndürüleceksiniz

45:16
وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَا بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ ٱلۡكِتَٰبَ وَٱلۡحُكۡمَ وَٱلنُّبُوَّةَ وَرَزَقۡنَٰهُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ وَفَضَّلۡنَٰهُمۡ عَلَى ٱلۡعَٰلَمِينَ
وَلَقَدْ
ve andolsun
ءَاتَيْنَا
biz verdik
بَنِىٓ
oğullarına
إِسْرَٰٓءِيلَ
İsrail
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitap
وَٱلْحُكْمَ
ve hüküm
وَٱلنُّبُوَّةَ
ve peygamberlik
وَرَزَقْنَـٰهُم
ve onları besledik
مِّنَ
güzel rızıklarla
ٱلطَّيِّبَـٰتِ
the good things
وَفَضَّلْنَـٰهُمْ
ve onları üstün kıldık
عَلَى
üzerine
ٱلْعَـٰلَمِينَ
alemler

Saheeh InternationalAnd We did certainly give the Children of Israel the Scripture and judgement and prophethood, and We provided them with good things and preferred them over the worlds

Süleyman AteşAndolsun biz, İsrail oğullarına Kitap, hüküm (hikmet, hükümranlık) ve peygamberlik verdik, onları güzel rızıklarla besledik ve onları alemlere üstün kıldık

45:17 📚 2
وَءَاتَيۡنَٰهُم بَيِّنَٰتࣲ مِّنَ ٱلۡأَمۡرِۖ فَمَا ٱخۡتَلَفُوٓاْ إِلَّا مِنۢ بَعۡدِ مَا جَآءَهُمُ ٱلۡعِلۡمُ بَغۡيَۢا بَيۡنَهُمۡۚ إِنَّ رَبَّكَ يَقۡضِي بَيۡنَهُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ فِيمَا كَانُواْ فِيهِ يَخۡتَلِفُونَ
وَءَاتَيْنَـٰهُم
ve onlara verdik
بَيِّنَـٰتٍۢ
açık deliller
مِّنَ
bu işde
ٱلْأَمْرِ ۖ
the matter
فَمَا
onlar ayrılığa düşmediler
ٱخْتَلَفُوٓا۟
they differed
إِلَّا
sadece (yüzünden)
مِنۢ
sonra
بَعْدِ
after
مَا
kendilerine geldikten
جَآءَهُمُ
came to them
ٱلْعِلْمُ
bilgi
بَغْيًۢا
çekememezlik
بَيْنَهُمْ ۚ
aralarındaki
إِنَّ
şüphesiz
رَبَّكَ
Rabbin
يَقْضِى
hüküm verecektir
بَيْنَهُمْ
onlar arasında
يَوْمَ
günü
ٱلْقِيَـٰمَةِ
kıyamet
فِيمَا
şeylerde
كَانُوا۟
oldukları
فِيهِ
onda
يَخْتَلِفُونَ
ayrılığa düşüyor(lar)

Saheeh InternationalAnd We gave them clear proofs of the matter [of religion]. And they did not differ except after knowledge had come to them - out of jealous animosity between themselves. Indeed, your Lord will judge between them on the Day of Resurrection concerning that over which they used to differ

Süleyman AteşVe onlara bu (din) iş(in)de açık deliller verdik. Onlar kendilerine bilgi geldikten sonra sadece aralarındaki çekememezlik yüzünden ayrılığa düştüler. Şüphesiz, Rabbin kıyamet günü, ayrılığa düştükleri şeylerde onlar arasında hüküm verecektir

45:18 📚 2
ثُمَّ جَعَلۡنَٰكَ عَلَىٰ شَرِيعَةࣲ مِّنَ ٱلۡأَمۡرِ فَٱتَّبِعۡهَا وَلَا تَتَّبِعۡ أَهۡوَآءَ ٱلَّذِينَ لَا يَعۡلَمُونَ
ثُمَّ
sonra
جَعَلْنَـٰكَ
seni koyduk
عَلَىٰ
üzerine
شَرِيعَةٍۢ
bir şeriat
مِّنَ
emrimizden
ٱلْأَمْرِ
the matter
فَٱتَّبِعْهَا
sen ona uy
وَلَا
ve
تَتَّبِعْ
uyma
أَهْوَآءَ
keyiflerine
ٱلَّذِينَ
kimselerin
لَا
bilmeyen(lerin)
يَعْلَمُونَ
know

Saheeh InternationalThen We put you, [O Muhammad], on an ordained way concerning the matter [of religion]; so follow it and do not follow the inclinations of those who do not know

Süleyman AteşSonra seni de buyruk(umuz)dan bir şeriate (bir hukuk düzenine) koyduk. Sen ona uy, bilmeyenlerin keyiflerine uyma

45:19 📚 2
إِنَّهُمۡ لَن يُغۡنُواْ عَنكَ مِنَ ٱللَّهِ شَيۡـࣰٔ اۚ وَإِنَّ ٱلظَّٰلِمِينَ بَعۡضُهُمۡ أَوۡلِيَآءُ بَعۡضࣲۖ وَٱللَّهُ وَلِيُّ ٱلۡمُتَّقِينَ
إِنَّهُمْ
çünkü onlar
لَن
asla
يُغْنُوا۟
savamazlar
عَنكَ
senden
مِنَ
Allahtan
ٱللَّهِ
Allah
شَيْـًۭٔا ۚ
hiçbir şeyi
وَإِنَّ
ve şüphesiz
ٱلظَّـٰلِمِينَ
zalimler
بَعْضُهُمْ
bir kısmı
أَوْلِيَآءُ
velisidirler
بَعْضٍۢ ۖ
diğerinin
وَٱللَّهُ
Allah ise
وَلِىُّ
velisidir
ٱلْمُتَّقِينَ
muttakilerin

Saheeh InternationalIndeed, they will never avail you against Allah at all. And indeed, the wrongdoers are allies of one another; but Allah is the protector of the righteous

Süleyman AteşÇünkü onlar, Allah'tan (gelecek) hiçbir şeyi senden savamazlar. Zalimler birbirlerinin velisidirler. Allah ise korunanların velisidir

45:20
هَٰذَا بَصَٰٓئِرُ لِلنَّاسِ وَهُدࣰ ى وَرَحۡمَةࣱ لِّقَوۡمࣲ يُوقِنُونَ
هَـٰذَا
bu (Kur'an)
بَصَـٰٓئِرُ
kanıtlar(sunmakta)dır
لِلنَّاسِ
insanlara
وَهُدًۭى
ve yol göstericidir
وَرَحْمَةٌۭ
ve rahmettir
لِّقَوْمٍۢ
kavimler için
يُوقِنُونَ
kesin olarak inanan

Saheeh InternationalThis [Qur'an] is enlightenment for mankind and guidance and mercy for a people who are certain [in faith]

Süleyman AteşBu (Kur'an), insanlara kanıtlar(sunmakta)dır; kesin olarak inananlara yol gösterici ve rahmettir

45:21 📚 3
أَمۡ حَسِبَ ٱلَّذِينَ ٱجۡتَرَحُواْ ٱلسَّيِّـَٔاتِ أَن نَّجۡعَلَهُمۡ كَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ سَوَآءࣰ مَّحۡيَاهُمۡ وَمَمَاتُهُمۡۚ سَآءَ مَا يَحۡكُمُونَ
أَمْ
yoksa
حَسِبَ
sandılar (mı ki?)
ٱلَّذِينَ
kimseler
ٱجْتَرَحُوا۟
işleyen
ٱلسَّيِّـَٔاتِ
kötülükleri
أَن
onları yapacağımızı
نَّجْعَلَهُمْ
We will make them
كَٱلَّذِينَ
kimseler gibi
ءَامَنُوا۟
inanan
وَعَمِلُوا۟
ve yapan
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
iyi ameller
سَوَآءًۭ
bir olacak (öyle mi?)
مَّحْيَاهُمْ
yaşamaları
وَمَمَاتُهُمْ ۚ
ve ölümleri
سَآءَ
ne kötü
مَا
hüküm veriyorlar
يَحْكُمُونَ
they judge

Saheeh InternationalOr do those who commit evils think We will make them like those who have believed and done righteous deeds - [make them] equal in their life and their death? Evil is that which they judge

Süleyman AteşYoksa kötülükleri işleyen kimseler, kendilerini, inanıp iyi ameller işleyen kimseler gibi yapacağımızı mı sandılar? Yaşamaları ve ölümleri onlarla bir olacak öyle mi? Ne kötü hüküm veriyorlar

45:22 📚 1
وَخَلَقَ ٱللَّهُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ بِٱلۡحَقِّ وَلِتُجۡزَىٰ كُلُّ نَفۡسِۭ بِمَا كَسَبَتۡ وَهُمۡ لَا يُظۡلَمُونَ
وَخَلَقَ
ve yaratmıştır
ٱللَّهُ
Allah
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
gökleri
وَٱلْأَرْضَ
ve yeri
بِٱلْحَقِّ
gerçek olarak
وَلِتُجْزَىٰ
cezalandırılsın diye
كُلُّ
her
نَفْسٍۭ
can
بِمَا
şey ile
كَسَبَتْ
kazandığı
وَهُمْ
ve onlara
لَا
asla
يُظْلَمُونَ
haksızlık edilmesin

Saheeh InternationalAnd Allah created the heavens and earth in truth and so that every soul may be recompensed for what it has earned, and they will not be wronged

Süleyman AteşAllah, gökleri ve yeri gerçek olarak yaratmıştır ki her can, kazandığıyle cezalandırılsın, kimseye haksızlık edilmez

45:23 📚 2
أَفَرَءَيۡتَ مَنِ ٱتَّخَذَ إِلَٰهَهُۥ هَوَىٰهُ وَأَضَلَّهُ ٱللَّهُ عَلَىٰ عِلۡمࣲ وَخَتَمَ عَلَىٰ سَمۡعِهِۦ وَقَلۡبِهِۦ وَجَعَلَ عَلَىٰ بَصَرِهِۦ غِشَٰوَةࣰ فَمَن يَهۡدِيهِ مِنۢ بَعۡدِ ٱللَّهِۚ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ
أَفَرَءَيْتَ
gördün mü?
مَنِ
kimseyi
ٱتَّخَذَ
edinen
إِلَـٰهَهُۥ
tanrı
هَوَىٰهُ
keyfini
وَأَضَلَّهُ
ve saptırdığı
ٱللَّهُ
Allah'ın
عَلَىٰ
bir bilgiye göre
عِلْمٍۢ
knowingly
وَخَتَمَ
ve mühürlediği
عَلَىٰ
üzerini
سَمْعِهِۦ
kulağının
وَقَلْبِهِۦ
ve kalbini
وَجَعَلَ
ve çektiği
عَلَىٰ
üstüne
بَصَرِهِۦ
gözünün
غِشَـٰوَةًۭ
perde
فَمَن
şimdi kim?
يَهْدِيهِ
ona doğru yolu gösterecek
مِنۢ
sonra
بَعْدِ
after
ٱللَّهِ ۚ
Allah'tan
أَفَلَا
düşünmüyor musunuz?
تَذَكَّرُونَ
you receive admonition

Saheeh InternationalHave you seen he who has taken as his god his [own] desire, and Allah has sent him astray due to knowledge and has set a seal upon his hearing and his heart and put over his vision a veil? So who will guide him after Allah? Then will you not be reminded

Süleyman AteşKeyfini tanrı edinen ve Allah'ın bir bilgiye göre saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünün üstüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi ona Allah'tan sonra kim doğru yolu gösterecek? Düşünmüyor musunuz

45:24
وَقَالُواْ مَا هِيَ إِلَّا حَيَاتُنَا ٱلدُّنۡيَا نَمُوتُ وَنَحۡيَا وَمَا يُهۡلِكُنَآ إِلَّا ٱلدَّهۡرُۚ وَمَا لَهُم بِذَٰلِكَ مِنۡ عِلۡمٍۖ إِنۡ هُمۡ إِلَّا يَظُنُّونَ
وَقَالُوا۟
ve dediler ki
مَا
yoktur
هِىَ
başka bir şey
إِلَّا
(is) but
حَيَاتُنَا
hayatımızdan
ٱلدُّنْيَا
dünya
نَمُوتُ
ölürüz
وَنَحْيَا
ve yaşarız
وَمَا
ve
يُهْلِكُنَآ
bizi helak etmiyor
إِلَّا
başkası
ٱلدَّهْرُ ۚ
zamandan
وَمَا
fakat yoktur
لَهُم
onların
بِذَٰلِكَ
bu hususta
مِنْ
hiçbir
عِلْمٍ ۖ
bilgileri
إِنْ
(hayır)
هُمْ
onlar
إِلَّا
sadece
يَظُنُّونَ
zannediyorlar

Saheeh InternationalAnd they say, "There is not but our worldly life; we die and live, and nothing destroys us except time." And they have of that no knowledge; they are only assuming

Süleyman AteşDediler ki: "Ne varsa dünya hayatımızdır, başka bir şey yoktur. Ölürüz, yaşarız. Bizi zamandan başkası helak etmiyor." Fakat onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece zannediyorlar

45:25
وَإِذَا تُتۡلَىٰ عَلَيۡهِمۡ ءَايَٰتُنَا بَيِّنَٰتࣲ مَّا كَانَ حُجَّتَهُمۡ إِلَّآ أَن قَالُواْ ٱئۡتُواْ بِـَٔابَآئِنَآ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ
وَإِذَا
ve zaman
تُتْلَىٰ
okunduğu
عَلَيْهِمْ
onlara
ءَايَـٰتُنَا
ayetlerimiz
بَيِّنَـٰتٍۢ
açık açık
مَّا
olmamıştır
كَانَ
is
حُجَّتَهُمْ
bir delilleri
إِلَّآ
başka
أَن
demelerinden
قَالُوا۟
they say
ٱئْتُوا۟
getirin
بِـَٔابَآئِنَآ
babalarımızı
إِن
eğer
كُنتُمْ
iseniz
صَـٰدِقِينَ
doğrular(dan)

Saheeh InternationalAnd when Our verses are recited to them as clear evidences, their argument is only that they say, "Bring [back] our forefathers, if you should be truthful

Süleyman AteşOnlara açık açık ayetlerimiz okunduğu zaman: "Doğru iseniz, babalarımızı getirin" demelerinden başka bir delilleri olmamıştır

45:26
قُلِ ٱللَّهُ يُحۡيِيكُمۡ ثُمَّ يُمِيتُكُمۡ ثُمَّ يَجۡمَعُكُمۡ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِ لَا رَيۡبَ فِيهِ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعۡلَمُونَ
قُلِ
de ki
ٱللَّهُ
Allah
يُحْيِيكُمْ
sizi yaşatıyor
ثُمَّ
sonra
يُمِيتُكُمْ
sizi öldürüyor
ثُمَّ
sonra
يَجْمَعُكُمْ
sizi toplayıp getirecektir
إِلَىٰ
gününe
يَوْمِ
(the) Day
ٱلْقِيَـٰمَةِ
kıyamet
لَا
asla
رَيْبَ
şüphe yoktur
فِيهِ
bunda
وَلَـٰكِنَّ
ama
أَكْثَرَ
çoğu
ٱلنَّاسِ
insanların
لَا
bilmezler
يَعْلَمُونَ
know

Saheeh InternationalSay, "Allah causes you to live, then causes you to die; then He will assemble you for the Day of Resurrection, about which there is no doubt, but most of the people do not know

Süleyman AteşDe ki: "Allah sizi yaşatıyor, sonra sizi öldürüyor. Sonra sizi, toplayıp duruşma gününe getirecektir. Bunda asla şüphe yoktur, ama insanların çoğu bilmezler

45:27
وَلِلَّهِ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ وَيَوۡمَ تَقُومُ ٱلسَّاعَةُ يَوۡمَئِذࣲ يَخۡسَرُ ٱلۡمُبۡطِلُونَ
وَلِلَّهِ
Allah'ındır
مُلْكُ
mülkü
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
göklerin
وَٱلْأَرْضِ ۚ
ve yerin
وَيَوْمَ
ve gün
تَقُومُ
başladığı
ٱلسَّاعَةُ
sa'at
يَوْمَئِذٍۢ
işte o gün
يَخْسَرُ
hüsrana uğrayacaktır
ٱلْمُبْطِلُونَ
iptalciler

Saheeh InternationalAnd to Allah belongs the dominion of the heavens and the earth. And the Day the Hour appears - that Day the falsifiers will lose

Süleyman AteşGöklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. O sa'at başladığı gün, işte o gün (Allah'ın ayetlerini etkisiz bırakmağa çalışan) iptalciler hüsrana uğrayacaktır

45:28
وَتَرَىٰ كُلَّ أُمَّةࣲ جَاثِيَةࣰۚ كُلُّ أُمَّةࣲ تُدۡعَىٰٓ إِلَىٰ كِتَٰبِهَا ٱلۡيَوۡمَ تُجۡزَوۡنَ مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
وَتَرَىٰ
ve görürsün
كُلَّ
her
أُمَّةٍۢ
ümmeti
جَاثِيَةًۭ ۚ
toplanmış
كُلُّ
her
أُمَّةٍۢ
ümmet
تُدْعَىٰٓ
çağırılır
إِلَىٰ
kendi Kitabına
كِتَـٰبِهَا
its record
ٱلْيَوْمَ
bugün
تُجْزَوْنَ
cezalandırılacaksınız
مَا
şeylerle
كُنتُمْ
olduğunuz
تَعْمَلُونَ
yapıyor(lar)

Saheeh InternationalAnd you will see every nation kneeling [from fear]. Every nation will be called to its record [and told], "Today you will be recompensed for what you used to do

Süleyman Ateş(O gün) Her ümmeti (Allah'ın huzurunda) toplanmış görürsün. Her ümmet, kendi Kitabına (yaptığı işlerin tutanağı olan amel defterine) çağırılır: "Bugün yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız

45:29 📚 1
هَٰذَا كِتَٰبُنَا يَنطِقُ عَلَيۡكُم بِٱلۡحَقِّۚ إِنَّا كُنَّا نَسۡتَنسِخُ مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
هَـٰذَا
işte
كِتَـٰبُنَا
Kitabımız
يَنطِقُ
söylüyor
عَلَيْكُم
aleyhinize
بِٱلْحَقِّ ۚ
gerçeği
إِنَّا
çünkü biz
كُنَّا
idik
نَسْتَنسِخُ
yazıyor
مَا
şeyleri
كُنتُمْ
olduğunuz
تَعْمَلُونَ
yapıyor(lar)

Saheeh InternationalThis, Our record, speaks about you in truth. Indeed, We were having transcribed whatever you used to do

Süleyman Ateşİşte Kitabımız, aleyhinize gerçeği söylüyor. Çünkü biz, yaptıklarınızı yazıyorduk

45:30
فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ فَيُدۡخِلُهُمۡ رَبُّهُمۡ فِي رَحۡمَتِهِۦۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡمُبِينُ
فَأَمَّا
gelince
ٱلَّذِينَ
kimselere
ءَامَنُوا۟
inanan(lara)
وَعَمِلُوا۟
ve yapanlara
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
iyi işler
فَيُدْخِلُهُمْ
onları sokar
رَبُّهُمْ
Rableri
فِى
rahmetine
رَحْمَتِهِۦ ۚ
His mercy
ذَٰلِكَ
işte
هُوَ
budur
ٱلْفَوْزُ
başarı
ٱلْمُبِينُ
apaçık

Saheeh InternationalSo as for those who believed and did righteous deeds, their Lord will admit them into His mercy. That is what is the clear attainment

Süleyman Ateşİnanıp iyi işler yapanlar; Rableri onları rahmetine sokar. İşte apaçık başarı budur

45:31
وَأَمَّا ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ أَفَلَمۡ تَكُنۡ ءَايَٰتِي تُتۡلَىٰ عَلَيۡكُمۡ فَٱسۡتَكۡبَرۡتُمۡ وَكُنتُمۡ قَوۡمࣰ ا مُّجۡرِمِينَ
وَأَمَّا
ama gelince
ٱلَّذِينَ
kimselere
كَفَرُوٓا۟
inkar eden(lere)
أَفَلَمْ
değil mi?
تَكُنْ
Then were not
ءَايَـٰتِى
ayetlerim
تُتْلَىٰ
okunurdu
عَلَيْكُمْ
size
فَٱسْتَكْبَرْتُمْ
fakat siz büyüklük tasladınız
وَكُنتُمْ
ve oldunuz
قَوْمًۭا
bir toplum
مُّجْرِمِينَ
suçlulardan

Saheeh InternationalBut as for those who disbelieved, [it will be said], "Were not Our verses recited to you, but you were arrogant and became a people of criminals

Süleyman AteşAma inkar edenlere gelince (onlara da şöyle denir): "Ayetlerim size okunurdu, fakat siz büyüklük tasladınız ve suçlu bir toplum oldunuz değil mi

45:32
وَإِذَا قِيلَ إِنَّ وَعۡدَ ٱللَّهِ حَقࣱّ وَٱلسَّاعَةُ لَا رَيۡبَ فِيهَا قُلۡتُم مَّا نَدۡرِي مَا ٱلسَّاعَةُ إِن نَّظُنُّ إِلَّا ظَنࣰّ ا وَمَا نَحۡنُ بِمُسۡتَيۡقِنِينَ
وَإِذَا
ve zaman
قِيلَ
dendiği
إِنَّ
şüphesiz
وَعْدَ
va'di
ٱللَّهِ
Allah'ın
حَقٌّۭ
gerçektir
وَٱلسَّاعَةُ
ve sa'atte
لَا
yoktur
رَيْبَ
şüphe
فِيهَا
onda
قُلْتُم
demiştiniz
مَّا
bilmiyoruz
نَدْرِى
we know
مَا
nedir
ٱلسَّاعَةُ
Sa'at
إِن
(hayır)
نَّظُنُّ
sanıyoruz ki
إِلَّا
sadece
ظَنًّۭا
bir kuruntudur
وَمَا
ve değiliz
نَحْنُ
biz
بِمُسْتَيْقِنِينَ
inananlardan

Saheeh InternationalAnd when it was said, 'Indeed, the promise of Allah is truth and the Hour [is coming] - no doubt about it,' you said, 'We know not what is the Hour. We assume only assumption, and we are not convinced

Süleyman AteşAllah'ın va'di gerçektir, (Duruşma) sa'at(inin geleceğin)de şüphe yoktur dendiği zaman: "Sa'at nedir, bilmiyoruz, (onu) sadece (bir kuruntu) sanıyoruz biz ona inanmıyoruz" demiştiniz ha

45:33 📚 1
وَبَدَا لَهُمۡ سَيِّـَٔاتُ مَا عَمِلُواْ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ
وَبَدَا
ve göründü
لَهُمْ
onlara
سَيِّـَٔاتُ
kötülükleri
مَا
şeylerin
عَمِلُوا۟
yaptıkları
وَحَاقَ
ve kuşattı
بِهِم
onları
مَّا
şey
كَانُوا۟
oldukları
بِهِۦ
onunla
يَسْتَهْزِءُونَ
alay ediyor(lar)

Saheeh InternationalAnd the evil consequences of what they did will appear to them, and they will be enveloped by what they used to ridicule

Süleyman AteşYaptıklarının kötülükleri onlara göründü ve alay edip durdukları şey onları kuşattı

45:34
وَقِيلَ ٱلۡيَوۡمَ نَنسَىٰكُمۡ كَمَا نَسِيتُمۡ لِقَآءَ يَوۡمِكُمۡ هَٰذَا وَمَأۡوَىٰكُمُ ٱلنَّارُ وَمَا لَكُم مِّن نَّٰصِرِينَ
وَقِيلَ
ve denildi
ٱلْيَوْمَ
bugün
نَنسَىٰكُمْ
sizi unuttuk
كَمَا
gibi
نَسِيتُمْ
unuttuğunuz
لِقَآءَ
karşılaşmayı
يَوْمِكُمْ
gününüzle
هَـٰذَا
bu
وَمَأْوَىٰكُمُ
ve yeriniz
ٱلنَّارُ
ateştir
وَمَا
ve yoktur
لَكُم
sizin için
مِّن
hiçbir
نَّـٰصِرِينَ
yardımcınız

Saheeh InternationalAnd it will be said, "Today We will forget you as you forgot the meeting of this Day of yours, and your refuge is the Fire, and for you there are no helpers

Süleyman AteşVe (kendilerine şöyle) denildi: "Siz, bu gününüzle karşılaşmayı nasıl unuttunuzsa biz de bugün sizi unuttuk. Yeriniz ateştir. Hiçbir yardımcınız da yoktur

45:35 📚 1
ذَٰلِكُم بِأَنَّكُمُ ٱتَّخَذۡتُمۡ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ هُزُوࣰ ا وَغَرَّتۡكُمُ ٱلۡحَيَوٰةُ ٱلدُّنۡيَاۚ فَٱلۡيَوۡمَ لَا يُخۡرَجُونَ مِنۡهَا وَلَا هُمۡ يُسۡتَعۡتَبُونَ
ذَٰلِكُم
böyledir
بِأَنَّكُمُ
çünkü siz
ٱتَّخَذْتُمْ
edindiniz
ءَايَـٰتِ
ayetlerini
ٱللَّهِ
Allah'ın
هُزُوًۭا
eğlence
وَغَرَّتْكُمُ
ve sizi aldattı
ٱلْحَيَوٰةُ
hayatı
ٱلدُّنْيَا ۚ
dünya
فَٱلْيَوْمَ
artık bugün
لَا
onlar çıkarılmazlar
يُخْرَجُونَ
they will be brought forth
مِنْهَا
ondan (ateşten)
وَلَا
ve olmaz
هُمْ
onlar
يُسْتَعْتَبُونَ
mazeret istenenlerden

Saheeh InternationalThat is because you took the verses of Allah in ridicule, and worldly life deluded you." So that Day they will not be removed from it, nor will they be asked to appease [Allah]

Süleyman AteşBöyledir, çünkü siz Allah'ın ayetlerini eğlence yaptınız; dünya hayatı sizi aldattı. Artık bugün onlar ne ateşten çıkarılırlar ve ne de kendilerinden Allah'ı memnun etmeğe çalışmaları istenir

45:36
فَلِلَّهِ ٱلۡحَمۡدُ رَبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَرَبِّ ٱلۡأَرۡضِ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
فَلِلَّهِ
Allah'a mahsustur
ٱلْحَمْدُ
hamd
رَبِّ
Rabbi
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
göklerin
وَرَبِّ
ve Rabbi
ٱلْأَرْضِ
yerin
رَبِّ
Rabbi
ٱلْعَـٰلَمِينَ
bütün alemlerin

Saheeh InternationalThen, to Allah belongs [all] praise - Lord of the heavens and Lord of the earth, Lord of the worlds

Süleyman AteşHamd, göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve bütün alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur

45:37
وَلَهُ ٱلۡكِبۡرِيَآءُ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ
وَلَهُ
yalnız O'na aittir
ٱلْكِبْرِيَآءُ
ululuk
فِى
göklerde
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
the heavens
وَٱلْأَرْضِ ۖ
ve yerde
وَهُوَ
ve O
ٱلْعَزِيزُ
azizdir
ٱلْحَكِيمُ
hakimdir

Saheeh InternationalAnd to Him belongs [all] grandeur within the heavens and the earth, and He is the Exalted in Might, the Wise

Süleyman AteşGöklerde ve yerde ululuk, yalnız O'na aittir. O, azizdir hakimdir

← Önceki Sonraki →

45. Al-Jaathiya Suresi | Anlam Arayışı