☪ Anlam Arayışı

45. Al-Jaathiya سُورَةُ الجَاثِيَةِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
45:1
حمٓ
حمٓ
Hâ Mîm

Diyanet İşleri MealiHa, Mim

Saheeh InternationalHa, Meem

Ali BulaçHa, Mim

45:2
تَنزِيلُ ٱلۡكِتَٰبِ مِنَ ٱللَّهِ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡحَكِيمِ
تَنزِيلُ
indirilmesi
ٱلْكِتَـٰبِ
Kitabın
مِنَ
(tarafın)dandır
ٱللَّهِ
Allah
ٱلْعَزِيزِ
üstün
ٱلْحَكِيمِ
hüküm ve hikmet sahibi

Diyanet İşleri MealiKitap'ın indirilmesi, güçlü ve Hakim olan Allah katındandır

Saheeh InternationalThe revelation of the Book is from Allah, the Exalted in Might, the Wise

Ali BulaçKitab'ın indirilmesi, üstün ve güçlü olan, hüküm ve hikmet sahibi Allah'tandır

45:3
إِنَّ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ لَأٓيَٰتࣲ لِّلۡمُؤۡمِنِينَ
إِنَّ
şüphesiz
فِى
göklerde
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
the heavens
وَٱلْأَرْضِ
ve yerde
لَـَٔايَـٰتٍۢ
ibretler vardır
لِّلْمُؤْمِنِينَ
inananlar için

Diyanet İşleri MealiGöklerde ve yerde inananlara nice dersler vardır

Saheeh InternationalIndeed, within the heavens and earth are signs for the believers

Ali BulaçŞüphesiz, mü'minler için göklerde ve yerde ayetler vardır

45:4 📚 2
وَفِي خَلۡقِكُمۡ وَمَا يَبُثُّ مِن دَآبَّةٍ ءَايَٰتࣱ لِّقَوۡمࣲ يُوقِنُونَ
وَفِى
ve
خَلْقِكُمْ
sizin yaratılışınızda
وَمَا
ve
يَبُثُّ
yaymakta olduğunda
مِن
canlılardan
دَآبَّةٍ
(the) moving creatures
ءَايَـٰتٌۭ
ibretler vardır
لِّقَوْمٍۢ
kavimler için
يُوقِنُونَ
kesin olarak inanan

Diyanet İşleri MealiEy insanlar! Sizin yaratılmanızda ve canlıların yeryüzünde yayılmasında, kesin olarak inanan kimseler için ibretler vardır

Saheeh InternationalAnd in the creation of yourselves and what He disperses of moving creatures are signs for people who are certain [in faith]

Ali BulaçSizin yaratılışınızda ve türetip-yaydığı canlılarda kesin bilgiyle inanan bir kavim için ayetler vardır

45:5 📚 6
وَٱخۡتِلَٰفِ ٱلَّيۡلِ وَٱلنَّهَارِ وَمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مِن رِّزۡقࣲ فَأَحۡيَا بِهِ ٱلۡأَرۡضَ بَعۡدَ مَوۡتِهَا وَتَصۡرِيفِ ٱلرِّيَٰحِ ءَايَٰتࣱ لِّقَوۡمࣲ يَعۡقِلُونَ
وَٱخْتِلَـٰفِ
ve değişmesinde
ٱلَّيْلِ
gecenin
وَٱلنَّهَارِ
ve gündüzün
وَمَآ
ve
أَنزَلَ
indirmesinde
ٱللَّهُ
Allah'ın
مِنَ
gökten
ٱلسَّمَآءِ
the sky
مِن
(sebebi)
رِّزْقٍۢ
rızık
فَأَحْيَا
ve diriltmesinde
بِهِ
onunla
ٱلْأَرْضَ
yeri
بَعْدَ
sonra
مَوْتِهَا
ölümünden
وَتَصْرِيفِ
ve estirmesinde
ٱلرِّيَـٰحِ
rüzgarları
ءَايَـٰتٌۭ
ibretler vardır
لِّقَوْمٍۢ
bir toplum için
يَعْقِلُونَ
düşünen

Diyanet İşleri MealiGece ile gündüzün birbiri ardından gelmesinde, gökten, Allah'ın rızık vermek için yağmur indirip, yeri onunla, ölümünden sonra diriltmesinde, rüzgarları yönetmesinde, akleden kimseler için dersler vardır

Saheeh InternationalAnd [in] the alternation of night and day and [in] what Allah sends down from the sky of provision and gives life thereby to the earth after its lifelessness and [in His] directing of the winds are signs for a people who reason

Ali BulaçGece ile gündüzün ardarda gelişinde (veya aykırılığında), Allah'ın gökten rızık indirip ölümünden sonra yeryüzünü diriltmesinde ve rüzgarları (belli bir düzen içinde) yönetmesinde aklını kullanan bir kavim için ayetler vardır

45:6
تِلۡكَ ءَايَٰتُ ٱللَّهِ نَتۡلُوهَا عَلَيۡكَ بِٱلۡحَقِّۖ فَبِأَيِّ حَدِيثِۭ بَعۡدَ ٱللَّهِ وَءَايَٰتِهِۦ يُؤۡمِنُونَ
تِلْكَ
işte şunlar
ءَايَـٰتُ
ayetleridir
ٱللَّهِ
Allah'ın
نَتْلُوهَا
onları okuyoruz
عَلَيْكَ
sana
بِٱلْحَقِّ ۖ
gerçek ile
فَبِأَىِّ
hangi
حَدِيثٍۭ
söze
بَعْدَ
sonra
ٱللَّهِ
Allah'tan
وَءَايَـٰتِهِۦ
ve O'nun ayetlerinden
يُؤْمِنُونَ
inanacaklar

Diyanet İşleri Mealiİşte sana gerçek olarak anlattığımız bunlar, Allah'ın varlığının delilleridir. Artık Allah'tan ve O'nun delillerinden sonra hangi söze inanırlar

Saheeh InternationalThese are the verses of Allah which We recite to you in truth. Then in what statement after Allah and His verses will they believe

Ali Bulaçİşte bunlar, Allah'ın ayetleridir; sana bunları hak olmak üzere okuyoruz. Öyleyse onlar, Allah'tan ve O'nun ayetlerinden sonra hangi söze iman edecekler

45:7
وَيۡلࣱ لِّكُلِّ أَفَّاكٍ أَثِيمࣲ‏
وَيْلٌۭ
yuh olsun
لِّكُلِّ
her
أَفَّاكٍ
yalancı
أَثِيمٍۢ
günah yüklü kimseye

Diyanet İşleri MealiKendine okunan Allah'ın ayetlerini dinleyip, sonra, onları hiç duymamış gibi büyüklük taslamakta direnen, yalancı ve günahkar kişinin vay haline! Ona can yakıcı bir azap müjdele

Saheeh InternationalWoe to every sinful liar

Ali BulaçGerçeği sürekli ters yüz eden, günaha düşkün olan herkesin vay haline

45:8
يَسۡمَعُ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ تُتۡلَىٰ عَلَيۡهِ ثُمَّ يُصِرُّ مُسۡتَكۡبِرࣰ ا كَأَن لَّمۡ يَسۡمَعۡهَاۖ فَبَشِّرۡهُ بِعَذَابٍ أَلِيمࣲ‏
يَسْمَعُ
o işitir
ءَايَـٰتِ
ayetlerinin
ٱللَّهِ
Allah'ın
تُتْلَىٰ
okunduğunu
عَلَيْهِ
kendisine
ثُمَّ
sonra
يُصِرُّ
direnir
مُسْتَكْبِرًۭا
büyüklük taslar
كَأَن
sanki
لَّمْ
hiç onları işitmemiş
يَسْمَعْهَا ۖ
he heard them
فَبَشِّرْهُ
onu müjdele
بِعَذَابٍ
bir azab ile
أَلِيمٍۢ
acı

Diyanet İşleri MealiKendine okunan Allah'ın ayetlerini dinleyip, sonra, onları hiç duymamış gibi büyüklük taslamakta direnen, yalancı ve günahkar kişinin vay haline! Ona can yakıcı bir azap müjdele

Saheeh InternationalWho hears the verses of Allah recited to him, then persists arrogantly as if he had not heard them. So give him tidings of a painful punishment

Ali BulaçKendisine Allah'ın ayetleri okunurken işitir, sonra müstekbirce (inatla büyüklük taslayarak) sanki işitmemiş gibi ısrar eder. Artık sen onu acı bir azapla müjdele

45:9
وَإِذَا عَلِمَ مِنۡ ءَايَٰتِنَا شَيۡـًٔا ٱتَّخَذَهَا هُزُوًاۚ أُوْلَٰٓئِكَ لَهُمۡ عَذَابࣱ مُّهِينࣱ‏
وَإِذَا
zaman
عَلِمَ
öğrendiği
مِنْ
bizim ayetlerimizden
ءَايَـٰتِنَا
Our Verses
شَيْـًٔا
bir şey
ٱتَّخَذَهَا
onu edinir
هُزُوًا ۚ
alay konusu
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
لَهُمْ
öyleleri için vardır
عَذَابٌۭ
bir azab
مُّهِينٌۭ
alçaltıcı

Diyanet İşleri MealiAyetlerimizden bir şey öğrendiğinde onu alaya alır. İşte bunlara alçaltıcı bir azap ve ardından da cehennem vardır. Kazandıkları şeyler de, Allah'ı bırakıp edindikleri dostlar da onlara bir fayda vermez. Büyük azap onlaradır

Saheeh InternationalAnd when he knows anything of Our verses, he takes them in ridicule. Those will have a humiliating punishment

Ali BulaçAyetlerimizden bir şey öğrendiği zaman, alay konusu edinir. İşte onlar için aşağılatıcı bir azap vardır

45:10
مِّن وَرَآئِهِمۡ جَهَنَّمُۖ وَلَا يُغۡنِي عَنۡهُم مَّا كَسَبُواْ شَيۡـࣰٔ ا وَلَا مَا ٱتَّخَذُواْ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَوۡلِيَآءَۖ وَلَهُمۡ عَذَابٌ عَظِيمٌ
مِّن
ötelerinden de
وَرَآئِهِمْ
Before them
جَهَنَّمُ ۖ
cehennem
وَلَا
ve
يُغْنِى
bir yarar sağlamaz
عَنْهُم
kendilerine
مَّا
kazandıkları
كَسَبُوا۟
they had earned
شَيْـًۭٔا
şeyler
وَلَا
ve (sağlamaz)
مَا
şeyler
ٱتَّخَذُوا۟
edindikleri
مِن
başka
دُونِ
besides
ٱللَّهِ
Allah'tan
أَوْلِيَآءَ ۖ
veliler
وَلَهُمْ
ve onlar için vardır
عَذَابٌ
bir azab
عَظِيمٌ
büyük

Diyanet İşleri MealiAyetlerimizden bir şey öğrendiğinde onu alaya alır. İşte bunlara alçaltıcı bir azap ve ardından da cehennem vardır. Kazandıkları şeyler de, Allah'ı bırakıp edindikleri dostlar da onlara bir fayda vermez. Büyük azap onlaradır

Saheeh InternationalBefore them is Hell, and what they had earned will not avail them at all nor what they had taken besides Allah as allies. And they will have a great punishment

Ali BulaçArkalarından cehennem (onları izlemektedir). Kazandıkları şeyler, onlara hiçbir yarar sağlamaz. Allah'tan başka edindikleri veliler de. Onlar için büyük bir azap vardır

45:11
هَٰذَا هُدࣰ ىۖ وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِمۡ لَهُمۡ عَذَابࣱ مِّن رِّجۡزٍ أَلِيمٌ
هَـٰذَا
işte budur
هُدًۭى ۖ
yol gösterici
وَٱلَّذِينَ
ve kimseler
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
بِـَٔايَـٰتِ
ayetlerini
رَبِّهِمْ
Rablerinin
لَهُمْ
onlar için vardır
عَذَابٌۭ
bir azab
مِّن
çok çetin
رِّجْزٍ
filth
أَلِيمٌ
incitici

Diyanet İşleri Mealiİşte bu Kuran doğruluk rehberidir. Rablerinin ayetlerini inkar edenlere, onlara, tiksindiren, can yakan bir azap vardır

Saheeh InternationalThis [Qur'an] is guidance. And those who have disbelieved in the verses of their Lord will have a painful punishment of foul nature

Ali Bulaçİşte bu (Kur'an) bir hidayettir. Rablerinin ayetlerini inkar edenler ise, onlar için, (en) iğrenç olanından acı bir azap vardır

45:12 📚 2
۞ٱللَّهُ ٱلَّذِي سَخَّرَ لَكُمُ ٱلۡبَحۡرَ لِتَجۡرِيَ ٱلۡفُلۡكُ فِيهِ بِأَمۡرِهِۦ وَلِتَبۡتَغُواْ مِن فَضۡلِهِۦ وَلَعَلَّكُمۡ تَشۡكُرُونَ
۞ ٱللَّهُ
Allah'tır
ٱلَّذِى
O ki
سَخَّرَ
boyun eğdirdi
لَكُمُ
size
ٱلْبَحْرَ
denizi
لِتَجْرِىَ
akıp gitsin diye
ٱلْفُلْكُ
gemiler
فِيهِ
onun içinde
بِأَمْرِهِۦ
buyruğuyla
وَلِتَبْتَغُوا۟
ve payınızı arayasınız diye
مِن
O'nun lutfundan
فَضْلِهِۦ
His Bounty
وَلَعَلَّكُمْ
ve umulur ki
تَشْكُرُونَ
şükredersiniz

Diyanet İşleri MealiEmri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri, lütfedip verdiği rızkı aramanız için denizi buyruğunuz altına veren Allah'tır, belki artık şükredersiniz

Saheeh InternationalIt is Allah who subjected to you the sea so that ships may sail upon it by His command and that you may seek of His bounty; and perhaps you will be grateful

Ali BulaçAllah; Kendi emriyle gemiler akıp gitsin ve O'nun fazlından ararsınız diye, sizin için denize boyun eğdirdi. Umulur ki şükredersiniz

45:13
وَسَخَّرَ لَكُم مَّا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِ جَمِيعࣰ ا مِّنۡهُۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتࣲ لِّقَوۡمࣲ يَتَفَكَّرُونَ
وَسَخَّرَ
ve boyun eğdirdi
لَكُم
size
مَّا
bulunan şeyleri
فِى
göklerde
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
the heavens
وَمَا
ve bulunan şeyleri
فِى
yerde
ٱلْأَرْضِ
the earth
جَمِيعًۭا
hepsini
مِّنْهُ ۚ
kendisinden
إِنَّ
elbette
فِى
vardır
ذَٰلِكَ
bunda
لَـَٔايَـٰتٍۢ
ibretler
لِّقَوْمٍۢ
bir toplum için
يَتَفَكَّرُونَ
düşünen

Diyanet İşleri MealiGöklerde olanları, yerde olanları, hepsini sizin buyruğunuz altına vermiştir. Doğrusu bunlarda, düşünen kimseler için dersler vardır

Saheeh InternationalAnd He has subjected to you whatever is in the heavens and whatever is on the earth - all from Him. Indeed in that are signs for a people who give thought

Ali BulaçKendinden (bir nimet olarak) göklerde ve yerde olanların tümüne sizin için boyun eğdirdi. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir kavim için gerçekten ayetler vardır

45:14 📚 3
قُل لِّلَّذِينَ ءَامَنُواْ يَغۡفِرُواْ لِلَّذِينَ لَا يَرۡجُونَ أَيَّامَ ٱللَّهِ لِيَجۡزِيَ قَوۡمَۢا بِمَا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ
قُل
söyle
لِّلَّذِينَ
kimselere
ءَامَنُوا۟
inanan(lara)
يَغْفِرُوا۟
affetsinler
لِلَّذِينَ
kimseleri
لَا
ummayan(ları)
يَرْجُونَ
hope
أَيَّامَ
günlerini
ٱللَّهِ
Allah'ın
لِيَجْزِىَ
cezalandırması için
قَوْمًۢا
bir toplumu
بِمَا
sebebiyle
كَانُوا۟
oldukları
يَكْسِبُونَ
yapıyorlar

Diyanet İşleri Mealiİnanmışlara de ki: Allah'ın bir milleti yaptıklarına karşılık cezalandıracağı günlerin geleceğini ummayanları şimdilik bağışlasınlar

Saheeh InternationalSay, [O Muhammad], to those who have believed that they [should] forgive those who expect not the days of Allah so that He may recompense a people for what they used to earn

Ali Bulaçİman edenlere de ki: "(Allah'ın) Onları kazandıklarıyla cezalandırması için, Allah'ın günlerini ummayanları (şimdilik) bağışlasınlar

45:15 📚 1
مَنۡ عَمِلَ صَٰلِحࣰ ا فَلِنَفۡسِهِۦۖ وَمَنۡ أَسَآءَ فَعَلَيۡهَاۖ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّكُمۡ تُرۡجَعُونَ
مَنْ
kim
عَمِلَ
yaparsa
صَـٰلِحًۭا
iyi bir iş
فَلِنَفْسِهِۦ ۖ
yararı kendisinedir
وَمَنْ
ve kim
أَسَآءَ
kötülük yaparsa
فَعَلَيْهَا ۖ
zararı kendisinedir
ثُمَّ
sonunda
إِلَىٰ
Rabbinize
رَبِّكُمْ
your Lord
تُرْجَعُونَ
döndürüleceksiniz

Diyanet İşleri MealiKim yararlı iş işlerse kendinedir; kim kötülük yaparsa kendi aleyhinedir. Sonra Rabbinize döndürülürsünüz

Saheeh InternationalWhoever does a good deed - it is for himself; and whoever does evil - it is against the self. Then to your Lord you will be returned

Ali BulaçKim salih bir amelde bulunursa, kendi lehinedir, kim kötülük yaparsa, artık o da kendi aleyhinedir. Sonra siz Rabbinize döndürüleceksiniz

45:16
وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَا بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ ٱلۡكِتَٰبَ وَٱلۡحُكۡمَ وَٱلنُّبُوَّةَ وَرَزَقۡنَٰهُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ وَفَضَّلۡنَٰهُمۡ عَلَى ٱلۡعَٰلَمِينَ
وَلَقَدْ
ve andolsun
ءَاتَيْنَا
biz verdik
بَنِىٓ
oğullarına
إِسْرَٰٓءِيلَ
İsrail
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitap
وَٱلْحُكْمَ
ve hüküm
وَٱلنُّبُوَّةَ
ve peygamberlik
وَرَزَقْنَـٰهُم
ve onları besledik
مِّنَ
güzel rızıklarla
ٱلطَّيِّبَـٰتِ
the good things
وَفَضَّلْنَـٰهُمْ
ve onları üstün kıldık
عَلَى
üzerine
ٱلْعَـٰلَمِينَ
alemler

Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki Biz, İsrailoğullarına Kitap, hüküm ve peygamberlik verdik; onları temiz şeylerle rızıklandırdık; onları dünyalara üstün kıldık

Saheeh InternationalAnd We did certainly give the Children of Israel the Scripture and judgement and prophethood, and We provided them with good things and preferred them over the worlds

Ali BulaçAndolsun, Biz İsrailoğulları'na kitap, hüküm ve peygamberlik verdik, onları temiz ve güzel şeylerle rızıklandırdık ve onları alemlere üstün kıldık

45:17 📚 2
وَءَاتَيۡنَٰهُم بَيِّنَٰتࣲ مِّنَ ٱلۡأَمۡرِۖ فَمَا ٱخۡتَلَفُوٓاْ إِلَّا مِنۢ بَعۡدِ مَا جَآءَهُمُ ٱلۡعِلۡمُ بَغۡيَۢا بَيۡنَهُمۡۚ إِنَّ رَبَّكَ يَقۡضِي بَيۡنَهُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ فِيمَا كَانُواْ فِيهِ يَخۡتَلِفُونَ
وَءَاتَيْنَـٰهُم
ve onlara verdik
بَيِّنَـٰتٍۢ
açık deliller
مِّنَ
bu işde
ٱلْأَمْرِ ۖ
the matter
فَمَا
onlar ayrılığa düşmediler
ٱخْتَلَفُوٓا۟
they differed
إِلَّا
sadece (yüzünden)
مِنۢ
sonra
بَعْدِ
after
مَا
kendilerine geldikten
جَآءَهُمُ
came to them
ٱلْعِلْمُ
bilgi
بَغْيًۢا
çekememezlik
بَيْنَهُمْ ۚ
aralarındaki
إِنَّ
şüphesiz
رَبَّكَ
Rabbin
يَقْضِى
hüküm verecektir
بَيْنَهُمْ
onlar arasında
يَوْمَ
günü
ٱلْقِيَـٰمَةِ
kıyamet
فِيمَا
şeylerde
كَانُوا۟
oldukları
فِيهِ
onda
يَخْتَلِفُونَ
ayrılığa düşüyor(lar)

Diyanet İşleri MealiDin konusunda, onlara belgeler verdik; ancak, kendilerine ilim geldikten sonra birbirini çekememezlikten ayrılığa düştüler. Rabbin kıyamet günü, ayrılığa düştükleri şeyler hakkında şüphesiz aralarında hükmedecektir

Saheeh InternationalAnd We gave them clear proofs of the matter [of religion]. And they did not differ except after knowledge had come to them - out of jealous animosity between themselves. Indeed, your Lord will judge between them on the Day of Resurrection concerning that over which they used to differ

Ali BulaçVe onlara bu emirden açık belgeler verdik. Fakat onlar, kendilerine ilim geldikten sonra, yalnızca aralarındaki 'hakka tecavüz ve azgınlıktan' dolayı ihtilafa düştüler. Şüphesiz Rabbin, hakkında ihtilafa düştükleri şeyde kıyamet günü aralarında hüküm verecektir

45:18 📚 2
ثُمَّ جَعَلۡنَٰكَ عَلَىٰ شَرِيعَةࣲ مِّنَ ٱلۡأَمۡرِ فَٱتَّبِعۡهَا وَلَا تَتَّبِعۡ أَهۡوَآءَ ٱلَّذِينَ لَا يَعۡلَمُونَ
ثُمَّ
sonra
جَعَلْنَـٰكَ
seni koyduk
عَلَىٰ
üzerine
شَرِيعَةٍۢ
bir şeriat
مِّنَ
emrimizden
ٱلْأَمْرِ
the matter
فَٱتَّبِعْهَا
sen ona uy
وَلَا
ve
تَتَّبِعْ
uyma
أَهْوَآءَ
keyiflerine
ٱلَّذِينَ
kimselerin
لَا
bilmeyen(lerin)
يَعْلَمُونَ
know

Diyanet İşleri MealiSonra seni de din konusunda bir şeriat sahibi kıldık, ona uy; bilmeyenlerin heveslerine uyma

Saheeh InternationalThen We put you, [O Muhammad], on an ordained way concerning the matter [of religion]; so follow it and do not follow the inclinations of those who do not know

Ali BulaçSonra seni de bu emirden bir şeriat üzerine kıldık; öyleyse sen ona uy ve bilmeyenlerin heva (istek ve tutku)larına uyma

45:19 📚 2
إِنَّهُمۡ لَن يُغۡنُواْ عَنكَ مِنَ ٱللَّهِ شَيۡـࣰٔ اۚ وَإِنَّ ٱلظَّٰلِمِينَ بَعۡضُهُمۡ أَوۡلِيَآءُ بَعۡضࣲۖ وَٱللَّهُ وَلِيُّ ٱلۡمُتَّقِينَ
إِنَّهُمْ
çünkü onlar
لَن
asla
يُغْنُوا۟
savamazlar
عَنكَ
senden
مِنَ
Allahtan
ٱللَّهِ
Allah
شَيْـًۭٔا ۚ
hiçbir şeyi
وَإِنَّ
ve şüphesiz
ٱلظَّـٰلِمِينَ
zalimler
بَعْضُهُمْ
bir kısmı
أَوْلِيَآءُ
velisidirler
بَعْضٍۢ ۖ
diğerinin
وَٱللَّهُ
Allah ise
وَلِىُّ
velisidir
ٱلْمُتَّقِينَ
muttakilerin

Diyanet İşleri MealiŞüphesiz onlar, seni Allah'tan müstağni kılamazlar. Doğrusu zalimler birbirlerinin dostudurlar. Sakınanların dostu ise Allah'tır

Saheeh InternationalIndeed, they will never avail you against Allah at all. And indeed, the wrongdoers are allies of one another; but Allah is the protector of the righteous

Ali BulaçÇünkü onlar, Allah'tan (gelecek) hiçbir şeyi senden savamazlar. Şüphesiz zalimler, birbirlerinin velisidirler. Allah ise, muttakilerin velisidir

45:20
هَٰذَا بَصَٰٓئِرُ لِلنَّاسِ وَهُدࣰ ى وَرَحۡمَةࣱ لِّقَوۡمࣲ يُوقِنُونَ
هَـٰذَا
bu (Kur'an)
بَصَـٰٓئِرُ
kanıtlar(sunmakta)dır
لِلنَّاسِ
insanlara
وَهُدًۭى
ve yol göstericidir
وَرَحْمَةٌۭ
ve rahmettir
لِّقَوْمٍۢ
kavimler için
يُوقِنُونَ
kesin olarak inanan

Diyanet İşleri MealiBu Kuran, insanlar için açık belgeler; kesin olarak inanan millet için doğruluk rehberi ve rahmettir

Saheeh InternationalThis [Qur'an] is enlightenment for mankind and guidance and mercy for a people who are certain [in faith]

Ali BulaçBu (Kur'an), insanlar için basiret (nuruyla Allah'a yönelten ayet)lerdir, kesin bilgiyle inanan bir kavim için de bir hidayet ve bir rahmettir

45:21 📚 3
أَمۡ حَسِبَ ٱلَّذِينَ ٱجۡتَرَحُواْ ٱلسَّيِّـَٔاتِ أَن نَّجۡعَلَهُمۡ كَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ سَوَآءࣰ مَّحۡيَاهُمۡ وَمَمَاتُهُمۡۚ سَآءَ مَا يَحۡكُمُونَ
أَمْ
yoksa
حَسِبَ
sandılar (mı ki?)
ٱلَّذِينَ
kimseler
ٱجْتَرَحُوا۟
işleyen
ٱلسَّيِّـَٔاتِ
kötülükleri
أَن
onları yapacağımızı
نَّجْعَلَهُمْ
We will make them
كَٱلَّذِينَ
kimseler gibi
ءَامَنُوا۟
inanan
وَعَمِلُوا۟
ve yapan
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
iyi ameller
سَوَآءًۭ
bir olacak (öyle mi?)
مَّحْيَاهُمْ
yaşamaları
وَمَمَاتُهُمْ ۚ
ve ölümleri
سَآءَ
ne kötü
مَا
hüküm veriyorlar
يَحْكُمُونَ
they judge

Diyanet İşleri MealiYoksa, kötülük işleyen kimseler, ölümlerinde ve diriliklerinde kendilerini, inanıp yararlı iş işleyen kimseler ile bir mi tutacağımızı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar

Saheeh InternationalOr do those who commit evils think We will make them like those who have believed and done righteous deeds - [make them] equal in their life and their death? Evil is that which they judge

Ali BulaçYoksa kötülüklere batıp-yara alanlar, kendilerini iman edip salih amellerde bulunanlar gibi kılacağımızı mı sandılar? Hayatları ve ölümleri bir mi (olacak)? Ne kötü hüküm veriyorlar

45:22 📚 1
وَخَلَقَ ٱللَّهُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ بِٱلۡحَقِّ وَلِتُجۡزَىٰ كُلُّ نَفۡسِۭ بِمَا كَسَبَتۡ وَهُمۡ لَا يُظۡلَمُونَ
وَخَلَقَ
ve yaratmıştır
ٱللَّهُ
Allah
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
gökleri
وَٱلْأَرْضَ
ve yeri
بِٱلْحَقِّ
gerçek olarak
وَلِتُجْزَىٰ
cezalandırılsın diye
كُلُّ
her
نَفْسٍۭ
can
بِمَا
şey ile
كَسَبَتْ
kazandığı
وَهُمْ
ve onlara
لَا
asla
يُظْلَمُونَ
haksızlık edilmesin

Diyanet İşleri MealiAllah gökleri ve yeri gerçekle yaratmıştır; her cana, kazandığının karşılığı verilir, onlara zulmedilmez

Saheeh InternationalAnd Allah created the heavens and earth in truth and so that every soul may be recompensed for what it has earned, and they will not be wronged

Ali BulaçAllah, gökleri ve yeri hak olarak yarattı; öyle ki, her nefis kazandıklarıyla karşılık görsün. Onlara zulmedilmez

45:23 📚 2
أَفَرَءَيۡتَ مَنِ ٱتَّخَذَ إِلَٰهَهُۥ هَوَىٰهُ وَأَضَلَّهُ ٱللَّهُ عَلَىٰ عِلۡمࣲ وَخَتَمَ عَلَىٰ سَمۡعِهِۦ وَقَلۡبِهِۦ وَجَعَلَ عَلَىٰ بَصَرِهِۦ غِشَٰوَةࣰ فَمَن يَهۡدِيهِ مِنۢ بَعۡدِ ٱللَّهِۚ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ
أَفَرَءَيْتَ
gördün mü?
مَنِ
kimseyi
ٱتَّخَذَ
edinen
إِلَـٰهَهُۥ
tanrı
هَوَىٰهُ
keyfini
وَأَضَلَّهُ
ve saptırdığı
ٱللَّهُ
Allah'ın
عَلَىٰ
bir bilgiye göre
عِلْمٍۢ
knowingly
وَخَتَمَ
ve mühürlediği
عَلَىٰ
üzerini
سَمْعِهِۦ
kulağının
وَقَلْبِهِۦ
ve kalbini
وَجَعَلَ
ve çektiği
عَلَىٰ
üstüne
بَصَرِهِۦ
gözünün
غِشَـٰوَةًۭ
perde
فَمَن
şimdi kim?
يَهْدِيهِ
ona doğru yolu gösterecek
مِنۢ
sonra
بَعْدِ
after
ٱللَّهِ ۚ
Allah'tan
أَفَلَا
düşünmüyor musunuz?
تَذَكَّرُونَ
you receive admonition

Diyanet İşleri MealiHeva ve hevesini tanrı edinen, bilgisi olduğu halde Allah'ın şaşırttığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünü perdelediği kimseyi gördün mü? Onu Allah'tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Ey insanlar! Anlamaz mısınız

Saheeh InternationalHave you seen he who has taken as his god his [own] desire, and Allah has sent him astray due to knowledge and has set a seal upon his hearing and his heart and put over his vision a veil? So who will guide him after Allah? Then will you not be reminded

Ali BulaçŞimdi sen, kendi hevasını ilah edinen ve Allah'ın bir ilim üzere kendisini saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği ve gözü üstüne bir perde çektiği kimseyi gördün mü? Artık Allah'tan sonra ona kim hidayet verecektir? Siz yine de öğüt alıp-düşünmüyor musunuz

45:24
وَقَالُواْ مَا هِيَ إِلَّا حَيَاتُنَا ٱلدُّنۡيَا نَمُوتُ وَنَحۡيَا وَمَا يُهۡلِكُنَآ إِلَّا ٱلدَّهۡرُۚ وَمَا لَهُم بِذَٰلِكَ مِنۡ عِلۡمٍۖ إِنۡ هُمۡ إِلَّا يَظُنُّونَ
وَقَالُوا۟
ve dediler ki
مَا
yoktur
هِىَ
başka bir şey
إِلَّا
(is) but
حَيَاتُنَا
hayatımızdan
ٱلدُّنْيَا
dünya
نَمُوتُ
ölürüz
وَنَحْيَا
ve yaşarız
وَمَا
ve
يُهْلِكُنَآ
bizi helak etmiyor
إِلَّا
başkası
ٱلدَّهْرُ ۚ
zamandan
وَمَا
fakat yoktur
لَهُم
onların
بِذَٰلِكَ
bu hususta
مِنْ
hiçbir
عِلْمٍ ۖ
bilgileri
إِنْ
(hayır)
هُمْ
onlar
إِلَّا
sadece
يَظُنُّونَ
zannediyorlar

Diyanet İşleri MealiHayat, ancak bu dünyadaki hayatımızdır. Ölürüz ve yaşarız; bizi ancak zamanın geçişi yokluğa sürükler" derler. Onların bu hususta bir bilgisi yoktur, sadece böyle sanırlar

Saheeh InternationalAnd they say, "There is not but our worldly life; we die and live, and nothing destroys us except time." And they have of that no knowledge; they are only assuming

Ali BulaçDediler ki: "(Bütün olup biten,) Bu dünya hayatımızdan başkası değildir, ölürüz ve diriliriz; bizi "kesintisi olmayan zaman' (dehrin akışın)dan başkası yıkıma (helake) uğratmıyor." Oysa onların bununla ilgili hiçbir bilgileri yoktur; yalnızca zannediyorlar

45:25
وَإِذَا تُتۡلَىٰ عَلَيۡهِمۡ ءَايَٰتُنَا بَيِّنَٰتࣲ مَّا كَانَ حُجَّتَهُمۡ إِلَّآ أَن قَالُواْ ٱئۡتُواْ بِـَٔابَآئِنَآ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ
وَإِذَا
ve zaman
تُتْلَىٰ
okunduğu
عَلَيْهِمْ
onlara
ءَايَـٰتُنَا
ayetlerimiz
بَيِّنَـٰتٍۢ
açık açık
مَّا
olmamıştır
كَانَ
is
حُجَّتَهُمْ
bir delilleri
إِلَّآ
başka
أَن
demelerinden
قَالُوا۟
they say
ٱئْتُوا۟
getirin
بِـَٔابَآئِنَآ
babalarımızı
إِن
eğer
كُنتُمْ
iseniz
صَـٰدِقِينَ
doğrular(dan)

Diyanet İşleri MealiAyetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman, delilleri yalnızca: "Doğru sözlü iseniz babalarımızı getirin bakalım" demek olur

Saheeh InternationalAnd when Our verses are recited to them as clear evidences, their argument is only that they say, "Bring [back] our forefathers, if you should be truthful

Ali BulaçOnlara açık belgeler olarak ayetlerimiz okunduğu zaman, onların (sözde) delilleri: "Eğer doğru sözlüler iseniz, atalarımızı (diriltip) getirin" demekten başkası değildir

45:26
قُلِ ٱللَّهُ يُحۡيِيكُمۡ ثُمَّ يُمِيتُكُمۡ ثُمَّ يَجۡمَعُكُمۡ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِ لَا رَيۡبَ فِيهِ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعۡلَمُونَ
قُلِ
de ki
ٱللَّهُ
Allah
يُحْيِيكُمْ
sizi yaşatıyor
ثُمَّ
sonra
يُمِيتُكُمْ
sizi öldürüyor
ثُمَّ
sonra
يَجْمَعُكُمْ
sizi toplayıp getirecektir
إِلَىٰ
gününe
يَوْمِ
(the) Day
ٱلْقِيَـٰمَةِ
kıyamet
لَا
asla
رَيْبَ
şüphe yoktur
فِيهِ
bunda
وَلَـٰكِنَّ
ama
أَكْثَرَ
çoğu
ٱلنَّاسِ
insanların
لَا
bilmezler
يَعْلَمُونَ
know

Diyanet İşleri MealiDe ki: "Sizi Allah diriltir, sonra öldürür, sonra sizi şüphe götürmeyen kıyamet gününde toplar. Ama insanların çoğu bilmezler

Saheeh InternationalSay, "Allah causes you to live, then causes you to die; then He will assemble you for the Day of Resurrection, about which there is no doubt, but most of the people do not know

Ali BulaçDe ki: "Allah sizi diriltiyor, sonra sizi öldürüyor, sonra kendisinde hiçbir kuşku olmayan kıyamet günü O sizi biraraya getirip-toplayacaktır. Ancak insanların çoğu bilmezler

45:27
وَلِلَّهِ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ وَيَوۡمَ تَقُومُ ٱلسَّاعَةُ يَوۡمَئِذࣲ يَخۡسَرُ ٱلۡمُبۡطِلُونَ
وَلِلَّهِ
Allah'ındır
مُلْكُ
mülkü
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
göklerin
وَٱلْأَرْضِ ۚ
ve yerin
وَيَوْمَ
ve gün
تَقُومُ
başladığı
ٱلسَّاعَةُ
sa'at
يَوْمَئِذٍۢ
işte o gün
يَخْسَرُ
hüsrana uğrayacaktır
ٱلْمُبْطِلُونَ
iptalciler

Diyanet İşleri MealiGöklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Kıyamet kopacağı gün, işte o gün, batıl sözlere uymuş olanlar hüsranda kalırlar

Saheeh InternationalAnd to Allah belongs the dominion of the heavens and the earth. And the Day the Hour appears - that Day the falsifiers will lose

Ali BulaçGöklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Kıyamet-saatinin kopacağı gün, (işte) o gün, batılda olanlar hüsrana uğrayacaklardır

45:28
وَتَرَىٰ كُلَّ أُمَّةࣲ جَاثِيَةࣰۚ كُلُّ أُمَّةࣲ تُدۡعَىٰٓ إِلَىٰ كِتَٰبِهَا ٱلۡيَوۡمَ تُجۡزَوۡنَ مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
وَتَرَىٰ
ve görürsün
كُلَّ
her
أُمَّةٍۢ
ümmeti
جَاثِيَةًۭ ۚ
toplanmış
كُلُّ
her
أُمَّةٍۢ
ümmet
تُدْعَىٰٓ
çağırılır
إِلَىٰ
kendi Kitabına
كِتَـٰبِهَا
its record
ٱلْيَوْمَ
bugün
تُجْزَوْنَ
cezalandırılacaksınız
مَا
şeylerle
كُنتُمْ
olduğunuz
تَعْمَلُونَ
yapıyor(lar)

Diyanet İşleri MealiHer ümmeti diz üstü çökmüş olarak görürsün. Her ümmet kitabına çağrılır. Onlara denir ki: "Bugün, size işlediğinizin karşılığı verilecektir

Saheeh InternationalAnd you will see every nation kneeling [from fear]. Every nation will be called to its record [and told], "Today you will be recompensed for what you used to do

Ali BulaçO gün sen, her ümmeti diz üstü çökmüş (veya toplanmış) olarak görürsün. Her ümmet, kendi kitabına çağrılır. "Bugün yaptıklarınızla karşılık göreceksiniz

45:29 📚 1
هَٰذَا كِتَٰبُنَا يَنطِقُ عَلَيۡكُم بِٱلۡحَقِّۚ إِنَّا كُنَّا نَسۡتَنسِخُ مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ
هَـٰذَا
işte
كِتَـٰبُنَا
Kitabımız
يَنطِقُ
söylüyor
عَلَيْكُم
aleyhinize
بِٱلْحَقِّ ۚ
gerçeği
إِنَّا
çünkü biz
كُنَّا
idik
نَسْتَنسِخُ
yazıyor
مَا
şeyleri
كُنتُمْ
olduğunuz
تَعْمَلُونَ
yapıyor(lar)

Diyanet İşleri MealiBu kitabımız gerçekten sizin aleyhinize konuşur. Biz yaptıklarınızı şüphesiz bir bir kaydediyorduk

Saheeh InternationalThis, Our record, speaks about you in truth. Indeed, We were having transcribed whatever you used to do

Ali BulaçBu Bizim kitabımızdır; sizin aleyhinizde hak ile konuşuyor. Gerçekten Biz, sizin yaptıklarınızı yazıyorduk

45:30
فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ فَيُدۡخِلُهُمۡ رَبُّهُمۡ فِي رَحۡمَتِهِۦۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡمُبِينُ
فَأَمَّا
gelince
ٱلَّذِينَ
kimselere
ءَامَنُوا۟
inanan(lara)
وَعَمِلُوا۟
ve yapanlara
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
iyi işler
فَيُدْخِلُهُمْ
onları sokar
رَبُّهُمْ
Rableri
فِى
rahmetine
رَحْمَتِهِۦ ۚ
His mercy
ذَٰلِكَ
işte
هُوَ
budur
ٱلْفَوْزُ
başarı
ٱلْمُبِينُ
apaçık

Diyanet İşleri Mealiİnanıp, yararlı iş işleyenlere gelince, Rableri onları rahmetine garkeder. İşte bu, apaçık kurtuluştur

Saheeh InternationalSo as for those who believed and did righteous deeds, their Lord will admit them into His mercy. That is what is the clear attainment

Ali BulaçArtık iman edip salih amellerde bulunanlara gelince; Rableri onları Kendi rahmetine sokar. İşte apaçık olan 'büyük mutluluk ve kurtuluş' budur

45:31
وَأَمَّا ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ أَفَلَمۡ تَكُنۡ ءَايَٰتِي تُتۡلَىٰ عَلَيۡكُمۡ فَٱسۡتَكۡبَرۡتُمۡ وَكُنتُمۡ قَوۡمࣰ ا مُّجۡرِمِينَ
وَأَمَّا
ama gelince
ٱلَّذِينَ
kimselere
كَفَرُوٓا۟
inkar eden(lere)
أَفَلَمْ
değil mi?
تَكُنْ
Then were not
ءَايَـٰتِى
ayetlerim
تُتْلَىٰ
okunurdu
عَلَيْكُمْ
size
فَٱسْتَكْبَرْتُمْ
fakat siz büyüklük tasladınız
وَكُنتُمْ
ve oldunuz
قَوْمًۭا
bir toplum
مُّجْرِمِينَ
suçlulardan

Diyanet İşleri MealiAma, inkar eden kimselere denir ki: "Ayetlerim size okunmuş, siz de büyüklenip suçlu bir millet olmuştunuz değil mi

Saheeh InternationalBut as for those who disbelieved, [it will be said], "Were not Our verses recited to you, but you were arrogant and became a people of criminals

Ali Bulaçİnkar edenlere gelince; "Size karşı ayetlerim okunduğunda büyüklük taslayan (müstekbir olan)lar ve suçlu-günahkar bir kavim olanlar sizler değil miydiniz

45:32
وَإِذَا قِيلَ إِنَّ وَعۡدَ ٱللَّهِ حَقࣱّ وَٱلسَّاعَةُ لَا رَيۡبَ فِيهَا قُلۡتُم مَّا نَدۡرِي مَا ٱلسَّاعَةُ إِن نَّظُنُّ إِلَّا ظَنࣰّ ا وَمَا نَحۡنُ بِمُسۡتَيۡقِنِينَ
وَإِذَا
ve zaman
قِيلَ
dendiği
إِنَّ
şüphesiz
وَعْدَ
va'di
ٱللَّهِ
Allah'ın
حَقٌّۭ
gerçektir
وَٱلسَّاعَةُ
ve sa'atte
لَا
yoktur
رَيْبَ
şüphe
فِيهَا
onda
قُلْتُم
demiştiniz
مَّا
bilmiyoruz
نَدْرِى
we know
مَا
nedir
ٱلسَّاعَةُ
Sa'at
إِن
(hayır)
نَّظُنُّ
sanıyoruz ki
إِلَّا
sadece
ظَنًّۭا
bir kuruntudur
وَمَا
ve değiliz
نَحْنُ
biz
بِمُسْتَيْقِنِينَ
inananlardan

Diyanet İşleri MealiDoğrusu Allah'ın verdiği söz gerçektir, kıyamet saati şüphe götürmez" dendiği zaman: "Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz, yalnız yoktur sanıyoruz, buna dair kesin bir bilgi elde etmiş değiliz" derdiniz

Saheeh InternationalAnd when it was said, 'Indeed, the promise of Allah is truth and the Hour [is coming] - no doubt about it,' you said, 'We know not what is the Hour. We assume only assumption, and we are not convinced

Ali BulaçGerçekten Allah'ın va'di haktır, kıyamet-saatinde hiçbir kuşku yoktur" denildiği zaman, siz: "Kıyamet-saati de neymiş, biz bilmiyoruz; biz yalnızca bir zan (ve tahmin)da bulunup zannediyoruz; biz, kesin bir bilgiyle inanmakta olanlar değiliz" demiştiniz

45:33 📚 1
وَبَدَا لَهُمۡ سَيِّـَٔاتُ مَا عَمِلُواْ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ
وَبَدَا
ve göründü
لَهُمْ
onlara
سَيِّـَٔاتُ
kötülükleri
مَا
şeylerin
عَمِلُوا۟
yaptıkları
وَحَاقَ
ve kuşattı
بِهِم
onları
مَّا
şey
كَانُوا۟
oldukları
بِهِۦ
onunla
يَسْتَهْزِءُونَ
alay ediyor(lar)

Diyanet İşleri Mealiİşledikleri kötülükler kendilerine belli oldu ve onları, alaya aldıkları şeyler kuşatıp mahvetti

Saheeh InternationalAnd the evil consequences of what they did will appear to them, and they will be enveloped by what they used to ridicule

Ali BulaçOnların yaptıkları şeylerin kötülüğü kendileri için açığa çıktı ve alay konusu edindikleri de onları sarıp-kuşattı

45:34
وَقِيلَ ٱلۡيَوۡمَ نَنسَىٰكُمۡ كَمَا نَسِيتُمۡ لِقَآءَ يَوۡمِكُمۡ هَٰذَا وَمَأۡوَىٰكُمُ ٱلنَّارُ وَمَا لَكُم مِّن نَّٰصِرِينَ
وَقِيلَ
ve denildi
ٱلْيَوْمَ
bugün
نَنسَىٰكُمْ
sizi unuttuk
كَمَا
gibi
نَسِيتُمْ
unuttuğunuz
لِقَآءَ
karşılaşmayı
يَوْمِكُمْ
gününüzle
هَـٰذَا
bu
وَمَأْوَىٰكُمُ
ve yeriniz
ٱلنَّارُ
ateştir
وَمَا
ve yoktur
لَكُم
sizin için
مِّن
hiçbir
نَّـٰصِرِينَ
yardımcınız

Diyanet İşleri MealiOnlara denir ki: "Bugüne kavuşacağınızı unuttuğunuz gibi Biz de sizi unuttuk; varacağınız yer ateştir, yardımcılarınız da yoktur

Saheeh InternationalAnd it will be said, "Today We will forget you as you forgot the meeting of this Day of yours, and your refuge is the Fire, and for you there are no helpers

Ali BulaçDenildi ki: "Bugününüzle karşılaşmayı unuttuğunuz gibi, Biz de sizi bugün unutuyoruz. Barınma yeriniz ateştir. Ve sizin için hiçbir yardımcı yoktur

45:35 📚 1
ذَٰلِكُم بِأَنَّكُمُ ٱتَّخَذۡتُمۡ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ هُزُوࣰ ا وَغَرَّتۡكُمُ ٱلۡحَيَوٰةُ ٱلدُّنۡيَاۚ فَٱلۡيَوۡمَ لَا يُخۡرَجُونَ مِنۡهَا وَلَا هُمۡ يُسۡتَعۡتَبُونَ
ذَٰلِكُم
böyledir
بِأَنَّكُمُ
çünkü siz
ٱتَّخَذْتُمْ
edindiniz
ءَايَـٰتِ
ayetlerini
ٱللَّهِ
Allah'ın
هُزُوًۭا
eğlence
وَغَرَّتْكُمُ
ve sizi aldattı
ٱلْحَيَوٰةُ
hayatı
ٱلدُّنْيَا ۚ
dünya
فَٱلْيَوْمَ
artık bugün
لَا
onlar çıkarılmazlar
يُخْرَجُونَ
they will be brought forth
مِنْهَا
ondan (ateşten)
وَلَا
ve olmaz
هُمْ
onlar
يُسْتَعْتَبُونَ
mazeret istenenlerden

Diyanet İşleri MealiBu, Allah'ın ayetlerini alaya almanızdan ve dünya hayatının sizi aldatmış olmasından ötürüdür." O gün, ne oradan çıkarılırlar ve ne de özürleri dinlenir

Saheeh InternationalThat is because you took the verses of Allah in ridicule, and worldly life deluded you." So that Day they will not be removed from it, nor will they be asked to appease [Allah]

Ali BulaçBunun nedeni şudur: Çünkü siz Allah'ın ayetlerini alay konusu edindiniz; dünya hayatı da sizi aldattı." Böylece ne ordan (ateşten) çıkarılırlar, ne (Allah'tan) hoşnutluk dilekleri kabul edilir

45:36
فَلِلَّهِ ٱلۡحَمۡدُ رَبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَرَبِّ ٱلۡأَرۡضِ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
فَلِلَّهِ
Allah'a mahsustur
ٱلْحَمْدُ
hamd
رَبِّ
Rabbi
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
göklerin
وَرَبِّ
ve Rabbi
ٱلْأَرْضِ
yerin
رَبِّ
Rabbi
ٱلْعَـٰلَمِينَ
bütün alemlerin

Diyanet İşleri MealiÖvülmek, göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve alemlerin Rabbi olan Allah içindir

Saheeh InternationalThen, to Allah belongs [all] praise - Lord of the heavens and Lord of the earth, Lord of the worlds

Ali BulaçŞu halde hamd, göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve alemlerin Rabbi Allah'ındır

45:37
وَلَهُ ٱلۡكِبۡرِيَآءُ فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ
وَلَهُ
yalnız O'na aittir
ٱلْكِبْرِيَآءُ
ululuk
فِى
göklerde
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
the heavens
وَٱلْأَرْضِ ۖ
ve yerde
وَهُوَ
ve O
ٱلْعَزِيزُ
azizdir
ٱلْحَكِيمُ
hakimdir

Diyanet İşleri MealiGöklerde ve yerde azamet O'nundur, O, güçlüdür, Hakim'dir

Saheeh InternationalAnd to Him belongs [all] grandeur within the heavens and the earth, and He is the Exalted in Might, the Wise

Ali BulaçGöklerde ve yerde büyüklük O'nundur. O, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir

← Önceki Sonraki →

45. Al-Jaathiya Suresi | Anlam Arayışı