☪ Anlam Arayışı

45. Al-Jaathiya سُورَةُ الجَاثِيَةِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri

● Med● Kalkale● Ğunne● İhfâ● İdğâm (ğunneli)● İdğâm (ğunnesiz)● İklâb● Okunmayan harf

Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
45:1
حمٓ
حمٓ
Hâ Mîm

Elmalılı Hamdi YazırHâ, mîm

45:2
تَنزِيلُ ٱلْكِتَـٰبِ مِنَ ٱللَّهِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَكِيمِ
تَنزِيلُ
indirilmesi
ٱلْكِتَـٰبِ
Kitabın
مِنَ
(tarafın)dandır
ٱللَّهِ
Allah
ٱلْعَزِيزِ
üstün
ٱلْحَكِيمِ
hüküm ve hikmet sahibi

Elmalılı Hamdi YazırBu kitap, Azîz ve Hakîm olan Allah tarafından indirilmiştir

45:3
إِنَّ فِى ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلْأَرْضِ لَأَيَـٰتٍ لِّلْمُؤْمِنِينَ
إِنَّ
şüphesiz
فِى
göklerde
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
the heavens
وَٱلْأَرْضِ
ve yerde
لَـَٔايَـٰتٍۢ
ibretler vardır
لِّلْمُؤْمِنِينَ
inananlar için

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz göklerde ve yerde müminler için birçok âyetler vardır

45:4 📚 2
وَفِى خَلْقِكُمْ وَمَا يَبُثُّ مِن دَآبَّةٍ ءَايَـٰتٌ لِّقَوْمٍ يُوقِنُونَ
وَفِى
ve
خَلْقِكُمْ
sizin yaratılışınızda
وَمَا
ve
يَبُثُّ
yaymakta olduğunda
مِن
canlılardan
دَآبَّةٍ
(the) moving creatures
ءَايَـٰتٌۭ
ibretler vardır
لِّقَوْمٍۢ
kavimler için
يُوقِنُونَ
kesin olarak inanan

Elmalılı Hamdi YazırSizin yaratılışınızda ve çeşitli canlıları yeryüzüne yaymasında kesin olarak inanan kimseler için ibretler vardır

45:5 📚 6
وَٱخْتِلَـٰفِ ٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ وَمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مِن رِّزْقٍ فَأَحْيَا بِهِ ٱلْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَتَصْرِيفِ ٱلرِّيَـٰحِ ءَايَـٰتٌ لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ
وَٱخْتِلَـٰفِ
ve değişmesinde
ٱلَّيْلِ
gecenin
وَٱلنَّهَارِ
ve gündüzün
وَمَآ
ve
أَنزَلَ
indirmesinde
ٱللَّهُ
Allah'ın
مِنَ
gökten
ٱلسَّمَآءِ
the sky
مِن
(sebebi)
رِّزْقٍۢ
rızık
فَأَحْيَا
ve diriltmesinde
بِهِ
onunla
ٱلْأَرْضَ
yeri
بَعْدَ
sonra
مَوْتِهَا
ölümünden
وَتَصْرِيفِ
ve estirmesinde
ٱلرِّيَـٰحِ
rüzgarları
ءَايَـٰتٌۭ
ibretler vardır
لِّقَوْمٍۢ
bir toplum için
يَعْقِلُونَ
düşünen

Elmalılı Hamdi YazırGece ile gündüzün değişmesinde ve Allah'ın gökten bir rızık sebebi olan yağmuru indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde ve rüzgârları yönlendirmesinde aklını kullanan bir topluluk için nice deliller vardır

45:6
تِلْكَ ءَايَـٰتُ ٱللَّهِ نَتْلُوهَا عَلَيْكَ بِٱلْحَقِّ‌ۖ فَبِأَىِّ حَدِيثِۭ بَعْدَ ٱللَّهِ وَءَايَـٰتِهِۦ يُؤْمِنُونَ
تِلْكَ
işte şunlar
ءَايَـٰتُ
ayetleridir
ٱللَّهِ
Allah'ın
نَتْلُوهَا
onları okuyoruz
عَلَيْكَ
sana
بِٱلْحَقِّ ۖ
gerçek ile
فَبِأَىِّ
hangi
حَدِيثٍۭ
söze
بَعْدَ
sonra
ٱللَّهِ
Allah'tan
وَءَايَـٰتِهِۦ
ve O'nun ayetlerinden
يُؤْمِنُونَ
inanacaklar

Elmalılı Hamdi Yazırİşte bunlar, Allah'ın âyetleridir. Sana onları hakkıyla okuyoruz. Artık Allah'a ve âyetlerine inanmadıktan sonra hangi söze inanacaklar

45:7
وَيْلٌ لِّكُلِّ أَفَّاكٍ أَثِيمٍ
وَيْلٌۭ
yuh olsun
لِّكُلِّ
her
أَفَّاكٍ
yalancı
أَثِيمٍۢ
günah yüklü kimseye

Elmalılı Hamdi YazırHer günahkâr kişinin vay haline

45:8
يَسْمَعُ ءَايَـٰتِ ٱللَّهِ تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ثُمَّ يُصِرُّ مُسْتَكْبِرًا كَأَن لَّمْ يَسْمَعْهَا‌ۖ فَبَشِّرْهُ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
يَسْمَعُ
o işitir
ءَايَـٰتِ
ayetlerinin
ٱللَّهِ
Allah'ın
تُتْلَىٰ
okunduğunu
عَلَيْهِ
kendisine
ثُمَّ
sonra
يُصِرُّ
direnir
مُسْتَكْبِرًۭا
büyüklük taslar
كَأَن
sanki
لَّمْ
hiç onları işitmemiş
يَسْمَعْهَا ۖ
he heard them
فَبَشِّرْهُ
onu müjdele
بِعَذَابٍ
bir azab ile
أَلِيمٍۢ
acı

Elmalılı Hamdi YazırO kimse Allah'ın kendisine okunan âyetlerini işitir de, sonra sanki kibrinden hiç işitmemiş gibi ısrar eder. İşte sen onu, can yakıcı bir azabla müjdele

45:9
وَإِذَا عَلِمَ مِنْ ءَايَـٰتِنَا شَيْــًٔا ٱتَّخَذَهَا هُزُوًا‌ۚ أُوْلَـٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مُّهِينٌ
وَإِذَا
zaman
عَلِمَ
öğrendiği
مِنْ
bizim ayetlerimizden
ءَايَـٰتِنَا
Our Verses
شَيْـًٔا
bir şey
ٱتَّخَذَهَا
onu edinir
هُزُوًا ۚ
alay konusu
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
لَهُمْ
öyleleri için vardır
عَذَابٌۭ
bir azab
مُّهِينٌۭ
alçaltıcı

Elmalılı Hamdi YazırÂyetlerimizden birşey öğrendiği zaman, onu alaya alıyor. İşte onlar için rezil ve rüsvay edici bir azap vardır

45:10
مِّن وَرَآئِهِمْ جَهَنَّمُ‌ۖ وَلَا يُغْنِى عَنْهُم مَّا كَسَبُواْ شَيْــًٔا وَلَا مَا ٱتَّخَذُواْ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَوْلِيَآءَ‌ۖ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ
مِّن
ötelerinden de
وَرَآئِهِمْ
Before them
جَهَنَّمُ ۖ
cehennem
وَلَا
ve
يُغْنِى
bir yarar sağlamaz
عَنْهُم
kendilerine
مَّا
kazandıkları
كَسَبُوا۟
they had earned
شَيْـًۭٔا
şeyler
وَلَا
ve (sağlamaz)
مَا
şeyler
ٱتَّخَذُوا۟
edindikleri
مِن
başka
دُونِ
besides
ٱللَّهِ
Allah'tan
أَوْلِيَآءَ ۖ
veliler
وَلَهُمْ
ve onlar için vardır
عَذَابٌ
bir azab
عَظِيمٌ
büyük

Elmalılı Hamdi YazırÖtelerinde cehennem var. Ne kazandıkları şeyler, ne de Allah'tan başka edindikleri dostlar, kendilerinden hiçbir şeyi (azabı) kaldıramaz. Onlar için büyük bir azab vardır

45:11
هَـٰذَا هُدًى‌ۖ وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِـَٔـايَـٰتِ رَبِّهِمْ لَهُمْ عَذَابٌ مِّن رِّجْزٍ أَلِيمٌ
هَـٰذَا
işte budur
هُدًۭى ۖ
yol gösterici
وَٱلَّذِينَ
ve kimseler
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
بِـَٔايَـٰتِ
ayetlerini
رَبِّهِمْ
Rablerinin
لَهُمْ
onlar için vardır
عَذَابٌۭ
bir azab
مِّن
çok çetin
رِّجْزٍ
filth
أَلِيمٌ
incitici

Elmalılı Hamdi YazırBu Kur'an bir hidâyettir. Rablerinin âyetlerini inkâr edenlere ise, en şiddetlisinden acıklı bir azab vardır

45:12 📚 2
۞ ٱللَّهُ ٱلَّذِى سَخَّرَ لَكُمُ ٱلْبَحْرَ لِتَجْرِىَ ٱلْفُلْكُ فِيهِ بِأَمْرِهِۦ وَلِتَبْتَغُواْ مِن فَضْلِهِۦ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
۞ ٱللَّهُ
Allah'tır
ٱلَّذِى
O ki
سَخَّرَ
boyun eğdirdi
لَكُمُ
size
ٱلْبَحْرَ
denizi
لِتَجْرِىَ
akıp gitsin diye
ٱلْفُلْكُ
gemiler
فِيهِ
onun içinde
بِأَمْرِهِۦ
buyruğuyla
وَلِتَبْتَغُوا۟
ve payınızı arayasınız diye
مِن
O'nun lutfundan
فَضْلِهِۦ
His Bounty
وَلَعَلَّكُمْ
ve umulur ki
تَشْكُرُونَ
şükredersiniz

Elmalılı Hamdi YazırAllah O (yüce) zâttır ki, emriyle içinde gemilerin seyretmesi, sizin de O'nun lütfundan rızık aramanız ve şükretmeniz için denizi emrinize vermiştir

45:13
وَسَخَّرَ لَكُم مَّا فِى ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًا مِّنْهُ‌ۚ إِنَّ فِى ذَٲلِكَ لَأَيَـٰتٍ لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ
وَسَخَّرَ
ve boyun eğdirdi
لَكُم
size
مَّا
bulunan şeyleri
فِى
göklerde
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
the heavens
وَمَا
ve bulunan şeyleri
فِى
yerde
ٱلْأَرْضِ
the earth
جَمِيعًۭا
hepsini
مِّنْهُ ۚ
kendisinden
إِنَّ
elbette
فِى
vardır
ذَٰلِكَ
bunda
لَـَٔايَـٰتٍۢ
ibretler
لِّقَوْمٍۢ
bir toplum için
يَتَفَكَّرُونَ
düşünen

Elmalılı Hamdi YazırO, göklerde ve yerde bulunan herşeyi kendinden bir lütuf olarak sizin hizmetinize vermiştir. Şüphesiz bunda düşünen topluluklar için ibret ve deliller vardır

45:14 📚 3
قُل لِّلَّذِينَ ءَامَنُواْ يَغْفِرُواْ لِلَّذِينَ لَا يَرْجُونَ أَيَّامَ ٱللَّهِ لِيَجْزِىَ قَوْمَۢا بِمَا كَانُواْ يَكْسِبُونَ
قُل
söyle
لِّلَّذِينَ
kimselere
ءَامَنُوا۟
inanan(lara)
يَغْفِرُوا۟
affetsinler
لِلَّذِينَ
kimseleri
لَا
ummayan(ları)
يَرْجُونَ
hope
أَيَّامَ
günlerini
ٱللَّهِ
Allah'ın
لِيَجْزِىَ
cezalandırması için
قَوْمًۢا
bir toplumu
بِمَا
sebebiyle
كَانُوا۟
oldukları
يَكْسِبُونَ
yapıyorlar

Elmalılı Hamdi YazırEy Muhammed! İman edenlere söyle: Allah'ın cezalandıracağı günlerin geleceğini ummayanları şimdilik bağışlasınlar. Çünkü Allah her kavmi kazandıklarıyla cezalandıracaktır

45:15 📚 1
مَنْ عَمِلَ صَـٰلِحًا فَلِنَفْسِهِۦ‌ۖ وَمَنْ أَسَآءَ فَعَلَيْهَا‌ۖ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّكُمْ تُرْجَعُونَ
مَنْ
kim
عَمِلَ
yaparsa
صَـٰلِحًۭا
iyi bir iş
فَلِنَفْسِهِۦ ۖ
yararı kendisinedir
وَمَنْ
ve kim
أَسَآءَ
kötülük yaparsa
فَعَلَيْهَا ۖ
zararı kendisinedir
ثُمَّ
sonunda
إِلَىٰ
Rabbinize
رَبِّكُمْ
your Lord
تُرْجَعُونَ
döndürüleceksiniz

Elmalılı Hamdi YazırHer kim iyi bir iş yaparsa onun faydası kendisinedir. Kim de kötülük yaparsa zararı yine kendinedir. Sonra hep Rabbinize döndürüleceksiniz

45:16
وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا بَنِىٓ إِسْرَٲٓءِيلَ ٱلْكِتَـٰبَ وَٱلْحُكْمَ وَٱلنُّبُوَّةَ وَرَزَقْنَـٰهُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَـٰتِ وَفَضَّلْنَـٰهُمْ عَلَى ٱلْعَـٰلَمِينَ
وَلَقَدْ
ve andolsun
ءَاتَيْنَا
biz verdik
بَنِىٓ
oğullarına
إِسْرَٰٓءِيلَ
İsrail
ٱلْكِتَـٰبَ
Kitap
وَٱلْحُكْمَ
ve hüküm
وَٱلنُّبُوَّةَ
ve peygamberlik
وَرَزَقْنَـٰهُم
ve onları besledik
مِّنَ
güzel rızıklarla
ٱلطَّيِّبَـٰتِ
the good things
وَفَضَّلْنَـٰهُمْ
ve onları üstün kıldık
عَلَى
üzerine
ٱلْعَـٰلَمِينَ
alemler

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki biz, vaktiyle İsrailoğulları'na kitap, hüküm ve peygamberlik vermiştik. Onları temiz rızıklarla rızıklandırmıştık. Ve onları âlemlerden üstün kılmıştık

45:17 📚 2
وَءَاتَيْنَـٰهُم بَيِّنَـٰتٍ مِّنَ ٱلْأَمْرِ‌ۖ فَمَا ٱخْتَلَفُوٓاْ إِلَّا مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَهُمُ ٱلْعِلْمُ بَغْيَۢا بَيْنَهُمْ‌ۚ إِنَّ رَبَّكَ يَقْضِى بَيْنَهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ فِيمَا كَانُواْ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ
وَءَاتَيْنَـٰهُم
ve onlara verdik
بَيِّنَـٰتٍۢ
açık deliller
مِّنَ
bu işde
ٱلْأَمْرِ ۖ
the matter
فَمَا
onlar ayrılığa düşmediler
ٱخْتَلَفُوٓا۟
they differed
إِلَّا
sadece (yüzünden)
مِنۢ
sonra
بَعْدِ
after
مَا
kendilerine geldikten
جَآءَهُمُ
came to them
ٱلْعِلْمُ
bilgi
بَغْيًۢا
çekememezlik
بَيْنَهُمْ ۚ
aralarındaki
إِنَّ
şüphesiz
رَبَّكَ
Rabbin
يَقْضِى
hüküm verecektir
بَيْنَهُمْ
onlar arasında
يَوْمَ
günü
ٱلْقِيَـٰمَةِ
kıyamet
فِيمَا
şeylerde
كَانُوا۟
oldukları
فِيهِ
onda
يَخْتَلِفُونَ
ayrılığa düşüyor(lar)

Elmalılı Hamdi YazırDin hususunda onlara apaçık deliller verdik. Fakat onlar, kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki çekememezlik ve düşmanlık yüzünden ayrılığa düşmüşlerdi. Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düştükleri şeylerde, kıyâmet günü aralarında hükmedecektir

45:18 📚 2
ثُمَّ جَعَلْنَـٰكَ عَلَىٰ شَرِيعَةٍ مِّنَ ٱلْأَمْرِ فَٱتَّبِعْهَا وَلَا تَتَّبِعْ أَهْوَآءَ ٱلَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ
ثُمَّ
sonra
جَعَلْنَـٰكَ
seni koyduk
عَلَىٰ
üzerine
شَرِيعَةٍۢ
bir şeriat
مِّنَ
emrimizden
ٱلْأَمْرِ
the matter
فَٱتَّبِعْهَا
sen ona uy
وَلَا
ve
تَتَّبِعْ
uyma
أَهْوَآءَ
keyiflerine
ٱلَّذِينَ
kimselerin
لَا
bilmeyen(lerin)
يَعْلَمُونَ
know

Elmalılı Hamdi YazırSonra (Ey Muhammed) seni din hususunda apaçık bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy, bilmeyenlerin hevâ ve heveslerine uyma

45:19 📚 2
إِنَّهُمْ لَن يُغْنُواْ عَنكَ مِنَ ٱللَّهِ شَيْــًٔا‌ۚ وَإِنَّ ٱلظَّـٰلِمِينَ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَآءُ بَعْضٍ‌ۖ وَٱللَّهُ وَلِىُّ ٱلْمُتَّقِينَ
إِنَّهُمْ
çünkü onlar
لَن
asla
يُغْنُوا۟
savamazlar
عَنكَ
senden
مِنَ
Allahtan
ٱللَّهِ
Allah
شَيْـًۭٔا ۚ
hiçbir şeyi
وَإِنَّ
ve şüphesiz
ٱلظَّـٰلِمِينَ
zalimler
بَعْضُهُمْ
bir kısmı
أَوْلِيَآءُ
velisidirler
بَعْضٍۢ ۖ
diğerinin
وَٱللَّهُ
Allah ise
وَلِىُّ
velisidir
ٱلْمُتَّقِينَ
muttakilerin

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü onlar Allah'tan gelecek hiçbir şeyi senden uzaklaştıramazlar. Şüphesiz zâlimler, birbirlerinin dostlarıdır. Allah ise müttakilerin dostudur

45:20
هَـٰذَا بَصَـٰٓئِرُ لِلنَّاسِ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِّقَوْمٍ يُوقِنُونَ
هَـٰذَا
bu (Kur'an)
بَصَـٰٓئِرُ
kanıtlar(sunmakta)dır
لِلنَّاسِ
insanlara
وَهُدًۭى
ve yol göstericidir
وَرَحْمَةٌۭ
ve rahmettir
لِّقَوْمٍۢ
kavimler için
يُوقِنُونَ
kesin olarak inanan

Elmalılı Hamdi YazırBu (Kur'an) insanların kalb gözünü açan bir nur, kesin bilgi edinmek isteyen bir toplum için de hidâyet ve rahmettir

45:21 📚 3
أَمْ حَسِبَ ٱلَّذِينَ ٱجْتَرَحُواْ ٱلسَّيِّـَٔـاتِ أَن نَّجْعَلَهُمْ كَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ سَوَآءً مَّحْيَاهُمْ وَمَمَاتُهُمْ‌ۚ سَآءَ مَا يَحْكُمُونَ
أَمْ
yoksa
حَسِبَ
sandılar (mı ki?)
ٱلَّذِينَ
kimseler
ٱجْتَرَحُوا۟
işleyen
ٱلسَّيِّـَٔاتِ
kötülükleri
أَن
onları yapacağımızı
نَّجْعَلَهُمْ
We will make them
كَٱلَّذِينَ
kimseler gibi
ءَامَنُوا۟
inanan
وَعَمِلُوا۟
ve yapan
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
iyi ameller
سَوَآءًۭ
bir olacak (öyle mi?)
مَّحْيَاهُمْ
yaşamaları
وَمَمَاتُهُمْ ۚ
ve ölümleri
سَآءَ
ne kötü
مَا
hüküm veriyorlar
يَحْكُمُونَ
they judge

Elmalılı Hamdi YazırYoksa, kötülük işleyenler, hayatlarında ve ölümlerinde kendilerini, iman edip iyi ameller işleyen kimselerle bir tutacağımızı mı zannettiler? Ne kötü hüküm veriyorlar

45:22 📚 1
وَخَلَقَ ٱللَّهُ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلْأَرْضَ بِٱلْحَقِّ وَلِتُجْزَىٰ كُلُّ نَفْسِۭ بِمَا كَسَبَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ
وَخَلَقَ
ve yaratmıştır
ٱللَّهُ
Allah
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
gökleri
وَٱلْأَرْضَ
ve yeri
بِٱلْحَقِّ
gerçek olarak
وَلِتُجْزَىٰ
cezalandırılsın diye
كُلُّ
her
نَفْسٍۭ
can
بِمَا
şey ile
كَسَبَتْ
kazandığı
وَهُمْ
ve onlara
لَا
asla
يُظْلَمُونَ
haksızlık edilmesin

Elmalılı Hamdi YazırHalbuki Allah, gökleri ve yeri hak ile yarattı. Hem de herkese yaptığının karşılığı verilmek üzere, onlara asla haksızlık edilmez

45:23 📚 2
أَفَرَءَيْتَ مَنِ ٱتَّخَذَ إِلَـٰهَهُۥ هَوَٮٰهُ وَأَضَلَّهُ ٱللَّهُ عَلَىٰ عِلْمٍ وَخَتَمَ عَلَىٰ سَمْعِهِۦ وَقَلْبِهِۦ وَجَعَلَ عَلَىٰ بَصَرِهِۦ غِشَـٰوَةً فَمَن يَهْدِيهِ مِنۢ بَعْدِ ٱللَّهِ‌ۚ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ
أَفَرَءَيْتَ
gördün mü?
مَنِ
kimseyi
ٱتَّخَذَ
edinen
إِلَـٰهَهُۥ
tanrı
هَوَىٰهُ
keyfini
وَأَضَلَّهُ
ve saptırdığı
ٱللَّهُ
Allah'ın
عَلَىٰ
bir bilgiye göre
عِلْمٍۢ
knowingly
وَخَتَمَ
ve mühürlediği
عَلَىٰ
üzerini
سَمْعِهِۦ
kulağının
وَقَلْبِهِۦ
ve kalbini
وَجَعَلَ
ve çektiği
عَلَىٰ
üstüne
بَصَرِهِۦ
gözünün
غِشَـٰوَةًۭ
perde
فَمَن
şimdi kim?
يَهْدِيهِ
ona doğru yolu gösterecek
مِنۢ
sonra
بَعْدِ
after
ٱللَّهِ ۚ
Allah'tan
أَفَلَا
düşünmüyor musunuz?
تَذَكَّرُونَ
you receive admonition

Elmalılı Hamdi Yazır(Ey Muhammed!) Hevâ ve hevesini kendine ilâh edinen, Allah'ın kendi ilmi dahilinde saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürleyip gözüne perde çektiği kimseyi görüyor musun? Şimdi onu Allah'tan başka kim hidâyete erdirebilir? Hala düşünmez misiniz

45:24
وَقَالُواْ مَا هِىَ إِلَّا حَيَاتُنَا ٱلدُّنْيَا نَمُوتُ وَنَحْيَا وَمَا يُهْلِكُنَآ إِلَّا ٱلدَّهْرُ‌ۚ وَمَا لَهُم بِذَٲلِكَ مِنْ عِلْمٍ‌ۖ إِنْ هُمْ إِلَّا يَظُنُّونَ
وَقَالُوا۟
ve dediler ki
مَا
yoktur
هِىَ
başka bir şey
إِلَّا
(is) but
حَيَاتُنَا
hayatımızdan
ٱلدُّنْيَا
dünya
نَمُوتُ
ölürüz
وَنَحْيَا
ve yaşarız
وَمَا
ve
يُهْلِكُنَآ
bizi helak etmiyor
إِلَّا
başkası
ٱلدَّهْرُ ۚ
zamandan
وَمَا
fakat yoktur
لَهُم
onların
بِذَٰلِكَ
bu hususta
مِنْ
hiçbir
عِلْمٍ ۖ
bilgileri
إِنْ
(hayır)
هُمْ
onlar
إِلَّا
sadece
يَظُنُّونَ
zannediyorlar

Elmalılı Hamdi YazırHem müşrikler dediler ki: "Hayat, ancak bu dünya hayatımızdan ibarettir. Ölürüz ve yaşarız. Bizi ancak geçen zaman yokluğa sürükler. Halbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar, sadece böyle zannederler

45:25
وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ءَايَـٰتُنَا بَيِّنَـٰتٍ مَّا كَانَ حُجَّتَهُمْ إِلَّآ أَن قَالُواْ ٱئْتُواْ بِـَٔـابَآئِنَآ إِن كُنتُمْ صَـٰدِقِينَ
وَإِذَا
ve zaman
تُتْلَىٰ
okunduğu
عَلَيْهِمْ
onlara
ءَايَـٰتُنَا
ayetlerimiz
بَيِّنَـٰتٍۢ
açık açık
مَّا
olmamıştır
كَانَ
is
حُجَّتَهُمْ
bir delilleri
إِلَّآ
başka
أَن
demelerinden
قَالُوا۟
they say
ٱئْتُوا۟
getirin
بِـَٔابَآئِنَآ
babalarımızı
إِن
eğer
كُنتُمْ
iseniz
صَـٰدِقِينَ
doğrular(dan)

Elmalılı Hamdi YazırKendilerine âyetlerimiz açıkça okunduğu zaman; "Eğer sözünüzde doğru iseniz atalarımızı diriltip getirin." demekten başka söylenecek hiçbir delil yoktur

45:26
قُلِ ٱللَّهُ يُحْيِيكُمْ ثُمَّ يُمِيتُكُمْ ثُمَّ يَجْمَعُكُمْ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَـٰمَةِ لَا رَيْبَ فِيهِ وَلَـٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ
قُلِ
de ki
ٱللَّهُ
Allah
يُحْيِيكُمْ
sizi yaşatıyor
ثُمَّ
sonra
يُمِيتُكُمْ
sizi öldürüyor
ثُمَّ
sonra
يَجْمَعُكُمْ
sizi toplayıp getirecektir
إِلَىٰ
gününe
يَوْمِ
(the) Day
ٱلْقِيَـٰمَةِ
kıyamet
لَا
asla
رَيْبَ
şüphe yoktur
فِيهِ
bunda
وَلَـٰكِنَّ
ama
أَكْثَرَ
çoğu
ٱلنَّاسِ
insanların
لَا
bilmezler
يَعْلَمُونَ
know

Elmalılı Hamdi Yazır(Ey Muhammed!) De ki: "Allah sizi diriltir. Sonra sizi o öldürür, sonra da geleceğinde şüphe olmayan kıyamet gününde (diriltip) bir araya toplar. Fakat insanların çoğu bilmezler

45:27
وَلِلَّهِ مُلْكُ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلْأَرْضِ‌ۚ وَيَوْمَ تَقُومُ ٱلسَّاعَةُ يَوْمَئِذٍ يَخْسَرُ ٱلْمُبْطِلُونَ
وَلِلَّهِ
Allah'ındır
مُلْكُ
mülkü
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
göklerin
وَٱلْأَرْضِ ۚ
ve yerin
وَيَوْمَ
ve gün
تَقُومُ
başladığı
ٱلسَّاعَةُ
sa'at
يَوْمَئِذٍۢ
işte o gün
يَخْسَرُ
hüsrana uğrayacaktır
ٱلْمُبْطِلُونَ
iptalciler

Elmalılı Hamdi YazırGöklerin ve yerin mülkü sadece Allah'ındır. Kıyâmetin kapacağı gün varya, işte o gün batıla sapanlar hep hüsrana düşecekler

45:28
وَتَرَىٰ كُلَّ أُمَّةٍ جَاثِيَةً‌ۚ كُلُّ أُمَّةٍ تُدْعَىٰٓ إِلَىٰ كِتَـٰبِهَا ٱلْيَوْمَ تُجْزَوْنَ مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
وَتَرَىٰ
ve görürsün
كُلَّ
her
أُمَّةٍۢ
ümmeti
جَاثِيَةًۭ ۚ
toplanmış
كُلُّ
her
أُمَّةٍۢ
ümmet
تُدْعَىٰٓ
çağırılır
إِلَىٰ
kendi Kitabına
كِتَـٰبِهَا
its record
ٱلْيَوْمَ
bugün
تُجْزَوْنَ
cezalandırılacaksınız
مَا
şeylerle
كُنتُمْ
olduğunuz
تَعْمَلُونَ
yapıyor(lar)

Elmalılı Hamdi YazırO gün her ümmeti, diz çökmüş görürsün. Her ümmet, kendi kitabına çağırılır, onlara: "Bugün yaptığınız amellerin cezası verilecektir

45:29 📚 1
هَـٰذَا كِتَـٰبُنَا يَنطِقُ عَلَيْكُم بِٱلْحَقِّ‌ۚ إِنَّا كُنَّا نَسْتَنسِخُ مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
هَـٰذَا
işte
كِتَـٰبُنَا
Kitabımız
يَنطِقُ
söylüyor
عَلَيْكُم
aleyhinize
بِٱلْحَقِّ ۚ
gerçeği
إِنَّا
çünkü biz
كُنَّا
idik
نَسْتَنسِخُ
yazıyor
مَا
şeyleri
كُنتُمْ
olduğunuz
تَعْمَلُونَ
yapıyor(lar)

Elmalılı Hamdi Yazırİşte kitabınız, yüzünüze karşı hakkı söylüyor, çünkü biz sizin yaptıklarnızı hep kaydediyorduk." (denir)

45:30
فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ فَيُدْخِلُهُمْ رَبُّهُمْ فِى رَحْمَتِهِۦ‌ۚ ذَٲلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْمُبِينُ
فَأَمَّا
gelince
ٱلَّذِينَ
kimselere
ءَامَنُوا۟
inanan(lara)
وَعَمِلُوا۟
ve yapanlara
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
iyi işler
فَيُدْخِلُهُمْ
onları sokar
رَبُّهُمْ
Rableri
فِى
rahmetine
رَحْمَتِهِۦ ۚ
His mercy
ذَٰلِكَ
işte
هُوَ
budur
ٱلْفَوْزُ
başarı
ٱلْمُبِينُ
apaçık

Elmalılı Hamdi Yazırİman edip iyi işler yapanlara gelince; Rableri onları rahmeti içine koyacaktır. İşte apaçık kurtuluş budur

45:31
وَأَمَّا ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ أَفَلَمْ تَكُنْ ءَايَـٰتِى تُتْلَىٰ عَلَيْكُمْ فَٱسْتَكْبَرْتُمْ وَكُنتُمْ قَوْمًا مُّجْرِمِينَ
وَأَمَّا
ama gelince
ٱلَّذِينَ
kimselere
كَفَرُوٓا۟
inkar eden(lere)
أَفَلَمْ
değil mi?
تَكُنْ
Then were not
ءَايَـٰتِى
ayetlerim
تُتْلَىٰ
okunurdu
عَلَيْكُمْ
size
فَٱسْتَكْبَرْتُمْ
fakat siz büyüklük tasladınız
وَكُنتُمْ
ve oldunuz
قَوْمًۭا
bir toplum
مُّجْرِمِينَ
suçlulardan

Elmalılı Hamdi YazırAma kâfirlere gelince; onlara da denilir ki; "Size âyetlerim okunmadı mı? Siz büyüklük tasladınız ve günah işleyen bir kavim oldunuz değil mi

45:32
وَإِذَا قِيلَ إِنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ وَٱلسَّاعَةُ لَا رَيْبَ فِيهَا قُلْتُم مَّا نَدْرِى مَا ٱلسَّاعَةُ إِن نَّظُنُّ إِلَّا ظَنًّا وَمَا نَحْنُ بِمُسْتَيْقِنِينَ
وَإِذَا
ve zaman
قِيلَ
dendiği
إِنَّ
şüphesiz
وَعْدَ
va'di
ٱللَّهِ
Allah'ın
حَقٌّۭ
gerçektir
وَٱلسَّاعَةُ
ve sa'atte
لَا
yoktur
رَيْبَ
şüphe
فِيهَا
onda
قُلْتُم
demiştiniz
مَّا
bilmiyoruz
نَدْرِى
we know
مَا
nedir
ٱلسَّاعَةُ
Sa'at
إِن
(hayır)
نَّظُنُّ
sanıyoruz ki
إِلَّا
sadece
ظَنًّۭا
bir kuruntudur
وَمَا
ve değiliz
نَحْنُ
biz
بِمُسْتَيْقِنِينَ
inananlardan

Elmalılı Hamdi YazırAllah'ın vaadi gerçektir. "O kıyâmetin geleceğinde şüphe yoktur." denildiğinde "Kıyamet nedir bilmiyoruz." Yalnız bir zandan ibârettir sanıyoruz. Fakat bu hususta kesin bir bilgimiz yok." derdiniz

45:33 📚 1
وَبَدَا لَهُمْ سَيِّـَٔـاتُ مَا عَمِلُواْ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ
وَبَدَا
ve göründü
لَهُمْ
onlara
سَيِّـَٔاتُ
kötülükleri
مَا
şeylerin
عَمِلُوا۟
yaptıkları
وَحَاقَ
ve kuşattı
بِهِم
onları
مَّا
şey
كَانُوا۟
oldukları
بِهِۦ
onunla
يَسْتَهْزِءُونَ
alay ediyor(lar)

Elmalılı Hamdi YazırDerken yaptıkları amellerin kötülüğü gözlerinin önüne serildi, alay edip durdukları şey onları kuşatıverdi

45:34
وَقِيلَ ٱلْيَوْمَ نَنسَـٰكُمْ كَمَا نَسِيتُمْ لِقَآءَ يَوْمِكُمْ هَـٰذَا وَمَأْوَٮٰكُمُ ٱلنَّارُ وَمَا لَكُم مِّن نَّـٰصِرِينَ
وَقِيلَ
ve denildi
ٱلْيَوْمَ
bugün
نَنسَىٰكُمْ
sizi unuttuk
كَمَا
gibi
نَسِيتُمْ
unuttuğunuz
لِقَآءَ
karşılaşmayı
يَوْمِكُمْ
gününüzle
هَـٰذَا
bu
وَمَأْوَىٰكُمُ
ve yeriniz
ٱلنَّارُ
ateştir
وَمَا
ve yoktur
لَكُم
sizin için
مِّن
hiçbir
نَّـٰصِرِينَ
yardımcınız

Elmalılı Hamdi YazırO gün kâfirlere şöyle denilir; "Siz, dünyada bugüne kavuşmayı nasıl unuttuysanız, biz de bugün sizi öylece unutacağız. Yeriniz ateştir ve sizin için yardımcılardan bir kimse de yoktur

45:35 📚 1
ذَٲلِكُم بِأَنَّكُمُ ٱتَّخَذْتُمْ ءَايَـٰتِ ٱللَّهِ هُزُوًا وَغَرَّتْكُمُ ٱلْحَيَوٲةُ ٱلدُّنْيَا‌ۚ فَٱلْيَوْمَ لَا يُخْرَجُونَ مِنْهَا وَلَا هُمْ يُسْتَعْتَبُونَ
ذَٰلِكُم
böyledir
بِأَنَّكُمُ
çünkü siz
ٱتَّخَذْتُمْ
edindiniz
ءَايَـٰتِ
ayetlerini
ٱللَّهِ
Allah'ın
هُزُوًۭا
eğlence
وَغَرَّتْكُمُ
ve sizi aldattı
ٱلْحَيَوٰةُ
hayatı
ٱلدُّنْيَا ۚ
dünya
فَٱلْيَوْمَ
artık bugün
لَا
onlar çıkarılmazlar
يُخْرَجُونَ
they will be brought forth
مِنْهَا
ondan (ateşten)
وَلَا
ve olmaz
هُمْ
onlar
يُسْتَعْتَبُونَ
mazeret istenenlerden

Elmalılı Hamdi YazırBunun sebebi şudur; Siz Allah'ın âyetlerini alaya aldınız, dünya hayatı sizi aldattı. Artık bugün onlar, ateşten çıkarılmayacaklar ve kendilerinden özür dilemeleri de kabul edilmeyecektir

45:36
فَلِلَّهِ ٱلْحَمْدُ رَبِّ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَرَبِّ ٱلْأَرْضِ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ
فَلِلَّهِ
Allah'a mahsustur
ٱلْحَمْدُ
hamd
رَبِّ
Rabbi
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
göklerin
وَرَبِّ
ve Rabbi
ٱلْأَرْضِ
yerin
رَبِّ
Rabbi
ٱلْعَـٰلَمِينَ
bütün alemlerin

Elmalılı Hamdi YazırHamd, göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur

45:37
وَلَهُ ٱلْكِبْرِيَآءُ فِى ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلْأَرْضِ‌ۖ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ
وَلَهُ
yalnız O'na aittir
ٱلْكِبْرِيَآءُ
ululuk
فِى
göklerde
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
the heavens
وَٱلْأَرْضِ ۖ
ve yerde
وَهُوَ
ve O
ٱلْعَزِيزُ
azizdir
ٱلْحَكِيمُ
hakimdir

Elmalılı Hamdi YazırGöklerde ve yerde büyüklük ve hâkimiyet O'nundur. O, Aziz'dir (herşeye galiptir); Hakîm'dir (hüküm ve hikmet sahibidir)

← Önceki Sonraki →

45. Al-Jaathiya Suresi | Anlam Arayışı