☪ Anlam Arayışı

49. Al-Hujuraat سُورَةُ الحُجُرَاتِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
49:1 📚 8
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تُقَدِّمُواْ بَيۡنَ يَدَيِ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦۖ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَۚ إِنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمࣱ‏
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
لَا
geçmeyin
تُقَدِّمُوا۟
put (yourselves) forward
بَيْنَ
önüne
يَدَىِ
önüne
ٱللَّهِ
Allah'ın
وَرَسُولِهِۦ ۖ
ve Elçisinin
وَٱتَّقُوا۟
ve korkun
ٱللَّهَ ۚ
Allah'tan
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
سَمِيعٌ
işitendir
عَلِيمٌۭ
bilendir

Elmalılı Hamdi YazırEy iman edenler! Allah'ın ve Resulünün huzurunda öne geçmeyin. Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah işitendir, bilendir

Yusuf AliO Ye who believe! Put not yourselves forward before God and His Apostle; but fear God: for God is He Who hears and knows all things

49:2 📚 2
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَرۡفَعُوٓاْ أَصۡوَٰتَكُمۡ فَوۡقَ صَوۡتِ ٱلنَّبِيِّ وَلَا تَجۡهَرُواْ لَهُۥ بِٱلۡقَوۡلِ كَجَهۡرِ بَعۡضِكُمۡ لِبَعۡضٍ أَن تَحۡبَطَ أَعۡمَٰلُكُمۡ وَأَنتُمۡ لَا تَشۡعُرُونَ
يَـٰٓأَيُّهَا
Ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
لَا
yükseltmeyin
تَرْفَعُوٓا۟
raise
أَصْوَٰتَكُمْ
seslerinizi
فَوْقَ
üstüne
صَوْتِ
sesinin
ٱلنَّبِىِّ
Peygamberin
وَلَا
ve
تَجْهَرُوا۟
yüksek sesle konuşmayın
لَهُۥ
onunla
بِٱلْقَوْلِ
sözü
كَجَهْرِ
yüksek sesle konuştuğunuz gibi
بَعْضِكُمْ
bir kısmınız
لِبَعْضٍ
diğeriyle
أَن
yoksa boşa gider
تَحْبَطَ
become worthless
أَعْمَـٰلُكُمْ
amelleriniz
وَأَنتُمْ
ve siz
لَا
farkında olmazsınız
تَشْعُرُونَ
perceive

Elmalılı Hamdi YazırEy iman edenler! Seslerinizi Peygamber'in sesinden fazla yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygamber'e yüksek sesle bağırmayın. Öyle yaparsanız, siz farkına varmadan amelleriniz boşa gider

Yusuf AliO ye who believe! Raise not your voices above the voice of the Prophet, nor speak aloud to him in talk, as ye may speak aloud to one another, lest your deeds become vain and ye perceive not

49:3 📚 1
إِنَّ ٱلَّذِينَ يَغُضُّونَ أَصۡوَٰتَهُمۡ عِندَ رَسُولِ ٱللَّهِ أُوْلَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ ٱمۡتَحَنَ ٱللَّهُ قُلُوبَهُمۡ لِلتَّقۡوَىٰۚ لَهُم مَّغۡفِرَةࣱ وَأَجۡرٌ عَظِيمٌ
إِنَّ
şüphesiz
ٱلَّذِينَ
kimseler
يَغُضُّونَ
kısan(lar)
أَصْوَٰتَهُمْ
seslerini
عِندَ
huzurunda
رَسُولِ
elçisinin
ٱللَّهِ
Allah'ın
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar
ٱلَّذِينَ
imtihan etmiştir
ٱمْتَحَنَ
Allah has tested
ٱللَّهُ
Allah
قُلُوبَهُمْ
onların kalblerini
لِلتَّقْوَىٰ ۚ
takva için
لَهُم
onlar için vardır
مَّغْفِرَةٌۭ
mağfiret
وَأَجْرٌ
ve bir mükafat
عَظِيمٌ
büyük

Elmalılı Hamdi YazırAllah'ın elçisinin huzurunda seslerini kısanlar, şüphesiz Allah'ın kalplerini takva ile imtihan ettiği kimselerdir. Onlara mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır

Yusuf AliThose that lower their voices in the presence of God's Apostle,- their hearts has God tested for piety: for them is Forgiveness and a great Reward

49:4
إِنَّ ٱلَّذِينَ يُنَادُونَكَ مِن وَرَآءِ ٱلۡحُجُرَٰتِ أَكۡثَرُهُمۡ لَا يَعۡقِلُونَ
إِنَّ
şüphesiz
ٱلَّذِينَ
sana bağıranların
يُنَادُونَكَ
call you
مِن
arkasından
وَرَآءِ
behind
ٱلْحُجُرَٰتِ
odaların
أَكْثَرُهُمْ
çoğu
لَا
akıl etmezler
يَعْقِلُونَ
understand

Elmalılı Hamdi Yazır(Resülüm!) Sana odaların arkasından bağıranların çokları, aklı ermez kimselerdir

Yusuf AliThose who shout out to thee from without the inner apartments - most of them lack understanding

49:5 📚 1
وَلَوۡ أَنَّهُمۡ صَبَرُواْ حَتَّىٰ تَخۡرُجَ إِلَيۡهِمۡ لَكَانَ خَيۡرࣰ ا لَّهُمۡۚ وَٱللَّهُ غَفُورࣱ رَّحِيمࣱ‏
وَلَوْ
ve şayet
أَنَّهُمْ
onlar
صَبَرُوا۟
bekleselerdi
حَتَّىٰ
kadar
تَخْرُجَ
sen çıkıncaya
إِلَيْهِمْ
kendilerinin yanına
لَكَانَ
elbette olurdu
خَيْرًۭا
daha iyi
لَّهُمْ ۚ
kendileri için
وَٱللَّهُ
Allah
غَفُورٌۭ
bağışlayandır
رَّحِيمٌۭ
esirgeyendir

Elmalılı Hamdi YazırEğer onlar, sen yanlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi, elbette kendileri için daha iyi olurdu. Bununla beraber Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir

Yusuf AliIf only they had patience until thou couldst come out to them, it would be best for them: but God is Oft-Forgiving, Most Merciful

49:6 📚 6
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِن جَآءَكُمۡ فَاسِقُۢ بِنَبَإࣲ فَتَبَيَّنُوٓاْ أَن تُصِيبُواْ قَوۡمَۢا بِجَهَٰلَةࣲ فَتُصۡبِحُواْ عَلَىٰ مَا فَعَلۡتُمۡ نَٰدِمِينَ
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوٓا۟
inanan(lar)
إِن
size gelirse
جَآءَكُمْ
comes to you
فَاسِقٌۢ
bir fasık
بِنَبَإٍۢ
bir haberle
فَتَبَيَّنُوٓا۟
onu araştırın
أَن
yoksa kötülük edersiniz
تُصِيبُوا۟
you harm
قَوْمًۢا
bir topluluğa karşı
بِجَهَـٰلَةٍۢ
bilmeyerek
فَتُصْبِحُوا۟
sonra olursunuz
عَلَىٰ
üzerine
مَا
şey
فَعَلْتُمْ
yaptığınız
نَـٰدِمِينَ
pişman

Elmalılı Hamdi YazırEy iman edenler! Eğer fasıkın biri size bir haber getirirsen onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa sataşırsınız da sonra yaptığınızdan pişman olursunuz

Yusuf AliO ye who believe! If a wicked person comes to you with any news, ascertain the truth, lest ye harm people unwittingly, and afterwards become full of repentance for what ye have done

49:7 📚 4
وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ فِيكُمۡ رَسُولَ ٱللَّهِۚ لَوۡ يُطِيعُكُمۡ فِي كَثِيرࣲ مِّنَ ٱلۡأَمۡرِ لَعَنِتُّمۡ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ حَبَّبَ إِلَيۡكُمُ ٱلۡإِيمَٰنَ وَزَيَّنَهُۥ فِي قُلُوبِكُمۡ وَكَرَّهَ إِلَيۡكُمُ ٱلۡكُفۡرَ وَٱلۡفُسُوقَ وَٱلۡعِصۡيَانَۚ أُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلرَّٰشِدُونَ
وَٱعْلَمُوٓا۟
ve bilin ki
أَنَّ
elbette
فِيكُمْ
içinizdedir
رَسُولَ
Elçisi
ٱللَّهِ ۚ
Allah'ın
لَوْ
şayet
يُطِيعُكُمْ
size uysaydı
فِى
birçok
كَثِيرٍۢ
much
مِّنَ
işte
ٱلْأَمْرِ
the matter
لَعَنِتُّمْ
sıkıntıya düşerdiniz
وَلَـٰكِنَّ
fakat
ٱللَّهَ
Allah
حَبَّبَ
sevdirdi
إِلَيْكُمُ
size
ٱلْإِيمَـٰنَ
imanı
وَزَيَّنَهُۥ
ve onu süsledi
فِى
sizin kalblerinizde
قُلُوبِكُمْ
your hearts
وَكَرَّهَ
ve çirkin gösterdi
إِلَيْكُمُ
size
ٱلْكُفْرَ
küfrü
وَٱلْفُسُوقَ
ve fıskı
وَٱلْعِصْيَانَ ۚ
ve isyanı
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
هُمُ
bunlardır
ٱلرَّٰشِدُونَ
doğru yolda olanlar

Elmalılı Hamdi YazırHem bilin ki, içinizde Allah'ın elçisi vardır. Şayet o, birçok işlerde size uysaydı, sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah size imanı sevdirmiş ve onu kalplerinize zinet yapmıştır. Küfrü, fasıklığı ve isyanı da size çirkin göstermiştir. İşte doğru yolda olanlar bunlardır

Yusuf AliAnd know that among you is God's Apostle: were he, in many matters, to follow your (wishes), ye would certainly fall into misfortune: But God has endeared the Faith to you, and has made it beautiful in your hearts, and He has made hateful to y ou Unbelief, wickedness, and rebellion: such indeed are those who walk in righteousness

49:8
فَضۡلࣰ ا مِّنَ ٱللَّهِ وَنِعۡمَةࣰۚ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمࣱ‏
فَضْلًۭا
bir lutuftur
مِّنَ
Allahtan
ٱللَّهِ
from Allah
وَنِعْمَةًۭ ۚ
ve ni'metdir
وَٱللَّهُ
ve Allah
عَلِيمٌ
bilendir
حَكِيمٌۭ
hakimdir

Elmalılı Hamdi YazırBu, Allah'tan bir lütuf ve nimettir. Allah herşeyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir

Yusuf AliA Grace and Favour from God; and God is full of Knowledge and Wisdom

49:9 📚 10
وَإِن طَآئِفَتَانِ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ٱقۡتَتَلُواْ فَأَصۡلِحُواْ بَيۡنَهُمَاۖ فَإِنۢ بَغَتۡ إِحۡدَىٰهُمَا عَلَى ٱلۡأُخۡرَىٰ فَقَٰتِلُواْ ٱلَّتِي تَبۡغِي حَتَّىٰ تَفِيٓءَ إِلَىٰٓ أَمۡرِ ٱللَّهِۚ فَإِن فَآءَتۡ فَأَصۡلِحُواْ بَيۡنَهُمَا بِٱلۡعَدۡلِ وَأَقۡسِطُوٓاْۖ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلۡمُقۡسِطِينَ
وَإِن
ve eğer
طَآئِفَتَانِ
iki grup
مِنَ
inananlardan
ٱلْمُؤْمِنِينَ
the believers
ٱقْتَتَلُوا۟
vuruşurlarsa
فَأَصْلِحُوا۟
düzeltin
بَيْنَهُمَا ۖ
onların arasını
فَإِنۢ
şayet
بَغَتْ
saldırırsa
إِحْدَىٰهُمَا
biri
عَلَى
üzerine
ٱلْأُخْرَىٰ
öteki
فَقَـٰتِلُوا۟
vuruşun
ٱلَّتِى
saldıran tarafla
تَبْغِى
oppresses
حَتَّىٰ
kadar
تَفِىٓءَ
dönünceye
إِلَىٰٓ
buyruğuna
أَمْرِ
(the) command
ٱللَّهِ ۚ
Allah'ın
فَإِن
eğer
فَآءَتْ
dönerse
فَأَصْلِحُوا۟
artık düzeltin
بَيْنَهُمَا
onların arasını
بِٱلْعَدْلِ
adaletle
وَأَقْسِطُوٓا۟ ۖ
ve daima adil olun
إِنَّ
çünkü
ٱللَّهَ
Allah
يُحِبُّ
sever
ٱلْمُقْسِطِينَ
adalet yapanları

Elmalılı Hamdi YazırEğer müminlerden iki grup birbirleriyle vuruşurlarsa aralarını düzeltin. Şayet biri ötekine saldırırsa, Allah'ın buyruğuna dönünceye kadar saldıran tarafla savaşın. Eğer dönerse aralarını adaletle düzeltin ve (her işte) adaletli davranın. Şüphesiz ki Allah, adil davrananları sever

Yusuf AliIf two parties among the Believers fall into a quarrel, make ye peace between them: but if one of them transgresses beyond bounds against the other, then fight ye (all) against the one that transgresses until it complies with the command of Allah; But if it complies, then make peace between them with justice, and be fair: For Allah loves those who are fair (and just)

49:10
إِنَّمَا ٱلۡمُؤۡمِنُونَ إِخۡوَةࣱ فَأَصۡلِحُواْ بَيۡنَ أَخَوَيۡكُمۡۚ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمۡ تُرۡحَمُونَ
إِنَّمَا
muhakkak
ٱلْمُؤْمِنُونَ
mü'minler
إِخْوَةٌۭ
kardeştirler
فَأَصْلِحُوا۟
o halde düzeltin
بَيْنَ
arasını
أَخَوَيْكُمْ ۚ
kardeşlerinizin
وَٱتَّقُوا۟
ve korkun
ٱللَّهَ
Allah'tan
لَعَلَّكُمْ
umulur ki
تُرْحَمُونَ
size rahmet edilsin

Elmalılı Hamdi YazırMüminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki rahmete eresiniz

Yusuf AliThe Believers are but a single Brotherhood: So make peace and reconciliation between your two (contending) brothers; and fear God, that ye may receive Mercy

49:11 📚 3
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا يَسۡخَرۡ قَوۡمࣱ مِّن قَوۡمٍ عَسَىٰٓ أَن يَكُونُواْ خَيۡرࣰ ا مِّنۡهُمۡ وَلَا نِسَآءࣱ مِّن نِّسَآءٍ عَسَىٰٓ أَن يَكُنَّ خَيۡرࣰ ا مِّنۡهُنَّۖ وَلَا تَلۡمِزُوٓاْ أَنفُسَكُمۡ وَلَا تَنَابَزُواْ بِٱلۡأَلۡقَٰبِۖ بِئۡسَ ٱلِٱسۡمُ ٱلۡفُسُوقُ بَعۡدَ ٱلۡإِيمَٰنِۚ وَمَن لَّمۡ يَتُبۡ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
لَا
alay etmesin
يَسْخَرْ
ridicule
قَوْمٌۭ
bir topluluk
مِّن
(başka bir)
قَوْمٍ
toplulukla
عَسَىٰٓ
belki
أَن
olurlar
يَكُونُوا۟
they may be
خَيْرًۭا
daha iyi
مِّنْهُمْ
kendilerinden
وَلَا
ve ne de
نِسَآءٌۭ
kadınlar
مِّن
(başka)
نِّسَآءٍ
kadınlarla
عَسَىٰٓ
belki
أَن
olurlar
يَكُنَّ
they may be
خَيْرًۭا
daha iyi
مِّنْهُنَّ ۖ
onlar kendilerinden
وَلَا
ve
تَلْمِزُوٓا۟
kusur aramayın
أَنفُسَكُمْ
birbirinizde
وَلَا
ve
تَنَابَزُوا۟
birbirinizi çağırmayın
بِٱلْأَلْقَـٰبِ ۖ
kötü lakaplarla
بِئْسَ
ne kötü bir şeydir
ٱلِٱسْمُ
adı
ٱلْفُسُوقُ
fısk
بَعْدَ
sonra
ٱلْإِيمَـٰنِ ۚ
inandıktan
وَمَن
ve kim
لَّمْ
tevbe etmezse
يَتُبْ
repent
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
هُمُ
onlar
ٱلظَّـٰلِمُونَ
zalimdirler

Elmalılı Hamdi YazırEy iman edenler! Bir topluluk diğer bir toplulukla alay etmesin. Belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sora fâsıklık ne kötü bir isimdir! Kim de tevbe etmezse işte bu kimseler zalimlerdir

Yusuf AliO ye who believe! Let not some men among you laugh at others: It may be that the (latter) are better than the (former): Nor let some women laugh at others: It may be that the (latter are better than the (former): Nor defame nor be sarcastic to each other, nor call each other by (offensive) nicknames: Ill-seeming is a name connoting wickedness, (to be used of one) after he has believed: And those who do not desist are (indeed) doing wrong

49:12 📚 15
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱجۡتَنِبُواْ كَثِيرࣰ ا مِّنَ ٱلظَّنِّ إِنَّ بَعۡضَ ٱلظَّنِّ إِثۡمࣱۖ وَلَا تَجَسَّسُواْ وَلَا يَغۡتَب بَّعۡضُكُم بَعۡضًاۚ أَيُحِبُّ أَحَدُكُمۡ أَن يَأۡكُلَ لَحۡمَ أَخِيهِ مَيۡتࣰ ا فَكَرِهۡتُمُوهُۚ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَۚ إِنَّ ٱللَّهَ تَوَّابࣱ رَّحِيمࣱ‏
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلَّذِينَ
kimseler
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
ٱجْتَنِبُوا۟
sakının
كَثِيرًۭا
çok
مِّنَ
zandan
ٱلظَّنِّ
the assumption
إِنَّ
zira
بَعْضَ
bir kısmı
ٱلظَّنِّ
zannın
إِثْمٌۭ ۖ
günahtır
وَلَا
ve
تَجَسَّسُوا۟
merak etmeyin
وَلَا
ve
يَغْتَب
arkasından çekiştirmesin
بَّعْضُكُم
biriniz
بَعْضًا ۚ
diğerinizi
أَيُحِبُّ
sever mi?
أَحَدُكُمْ
biriniz
أَن
yemeği
يَأْكُلَ
eat
لَحْمَ
etini
أَخِيهِ
kardeşinin
مَيْتًۭا
ölmüş
فَكَرِهْتُمُوهُ ۚ
işte bundan iğrendiniz
وَٱتَّقُوا۟
o halde korkun
ٱللَّهَ ۚ
Allah'tan
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
تَوَّابٌۭ
tevbeyi çok kabul edendir
رَّحِيمٌۭ
çok esirgeyendir

Elmalılı Hamdi YazırEy iman edenler! Zannın bir çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerini arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir

Yusuf AliO ye who believe! Avoid suspicion as much (as possible): for suspicion in some cases is a sin: And spy not on each other behind their backs. Would any of you like to eat the flesh of his dead brother? Nay, ye would abhor it...But fear God: For God is Oft-Returning, Most Merciful

49:13 📚 1
يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِنَّا خَلَقۡنَٰكُم مِّن ذَكَرࣲ وَأُنثَىٰ وَجَعَلۡنَٰكُمۡ شُعُوبࣰ ا وَقَبَآئِلَ لِتَعَارَفُوٓاْۚ إِنَّ أَكۡرَمَكُمۡ عِندَ ٱللَّهِ أَتۡقَىٰكُمۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌ خَبِيرࣱ‏
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
ٱلنَّاسُ
insanlar
إِنَّا
elbette biz
خَلَقْنَـٰكُم
sizi yarattık
مِّن
bir erkekten
ذَكَرٍۢ
a male
وَأُنثَىٰ
ve bir kadın(dan)
وَجَعَلْنَـٰكُمْ
ve ayırdık sizi
شُعُوبًۭا
milletlere
وَقَبَآئِلَ
ve kabilelere
لِتَعَارَفُوٓا۟ ۚ
birbirinizi tanımanız için
إِنَّ
şüphesiz
أَكْرَمَكُمْ
en üstün olanınız
عِندَ
yanında
ٱللَّهِ
Allah
أَتْقَىٰكُمْ ۚ
en çok korunanınızdır
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
عَلِيمٌ
bilendir
خَبِيرٌۭ
haber alandır

Elmalılı Hamdi YazırEy insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli ve en üstününüz O'ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, herşeyden haberdar olandır

Yusuf AliO mankind! We created you from a single (pair) of a male and a female, and made you into nations and tribes, that ye may know each other (not that ye may despise (each other). Verily the most honoured of you in the sight of God is (he who is) the most righteous of you. And God has full knowledge and is well acquainted (with all things)

49:14
۞قَالَتِ ٱلۡأَعۡرَابُ ءَامَنَّاۖ قُل لَّمۡ تُؤۡمِنُواْ وَلَٰكِن قُولُوٓاْ أَسۡلَمۡنَا وَلَمَّا يَدۡخُلِ ٱلۡإِيمَٰنُ فِي قُلُوبِكُمۡۖ وَإِن تُطِيعُواْ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ لَا يَلِتۡكُم مِّنۡ أَعۡمَٰلِكُمۡ شَيۡـًٔاۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورࣱ رَّحِيمٌ
۞ قَالَتِ
dediler
ٱلْأَعْرَابُ
araplar
ءَامَنَّا ۖ
inandık
قُل
de ki
لَّمْ
inanmadınız
تُؤْمِنُوا۟
you believe
وَلَـٰكِن
fakat
قُولُوٓا۟
deyin
أَسْلَمْنَا
islam olduk
وَلَمَّا
henüz
يَدْخُلِ
girmedi
ٱلْإِيمَـٰنُ
iman
فِى
kalblerinize
قُلُوبِكُمْ ۖ
your hearts
وَإِن
ve eğer
تُطِيعُوا۟
ita'at ederseniz
ٱللَّهَ
Allah'a
وَرَسُولَهُۥ
ve Elçisine
لَا
size eksiltmez
يَلِتْكُم
He will deprive you
مِّنْ
amellerinizden
أَعْمَـٰلِكُمْ
your deeds
شَيْـًٔا ۚ
hiçbir şeyi
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
غَفُورٌۭ
çok bağışlayandır
رَّحِيمٌ
çok esirgeyendir

Elmalılı Hamdi YazırBedevîler "inandık" dediler. De ki: Siz iman etmediniz ama "İslâm olduk." deyin. Henüz iman kalplerinize yerleşmedi. Eğer Allah'a ve Resulüne itaat ederseniz, Allah işlerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Çünkü Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir

Yusuf AliThe desert Arabs say, "We believe." Say, "Ye have no faith; but ye (only)say, 'We have submitted our wills to God,' For not yet has Faith entered your hearts. But if ye obey God and His Apostle, He will not belittle aught of your deeds: for Go d is Oft-Forgiving, Most Merciful

49:15
إِنَّمَا ٱلۡمُؤۡمِنُونَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ ثُمَّ لَمۡ يَرۡتَابُواْ وَجَٰهَدُواْ بِأَمۡوَٰلِهِمۡ وَأَنفُسِهِمۡ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِۚ أُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلصَّٰدِقُونَ
إِنَّمَا
şüphesiz
ٱلْمُؤْمِنُونَ
Mü'minler
ٱلَّذِينَ
kimselerdir
ءَامَنُوا۟
iman eden(lerdir)
بِٱللَّهِ
Allah'a
وَرَسُولِهِۦ
ve Elçisine
ثُمَّ
sonra
لَمْ
şüphe etmeyenlerdir
يَرْتَابُوا۟
doubt
وَجَـٰهَدُوا۟
ve cihad edenlerdir
بِأَمْوَٰلِهِمْ
mallarıyle
وَأَنفُسِهِمْ
ve canlarıyle
فِى
yolunda
سَبِيلِ
(the) way
ٱللَّهِ ۚ
Allah
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
هُمُ
onlardır
ٱلصَّـٰدِقُونَ
doğru olanlar

Elmalılı Hamdi YazırGerçek müminler ancak Allah'a ve Resulüne iman eden, ondan sonra asla şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla savaşanlardır. İşte doğrular ancak onlardır

Yusuf AliOnly those are Believers who have believed in God and His Apostle, and have never since doubted, but have striven with their belongings and their persons in the Cause of God: Such are the sincere ones, Were We then weary with the first Creatio n, that they should be in confused doubt about a new Creation

49:16 📚 1
قُلۡ أَتُعَلِّمُونَ ٱللَّهَ بِدِينِكُمۡ وَٱللَّهُ يَعۡلَمُ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِۚ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمࣱ‏
قُلْ
de ki
أَتُعَلِّمُونَ
siz mi öğreteceksiniz?
ٱللَّهَ
Allah'a
بِدِينِكُمْ
dininizi
وَٱللَّهُ
Allah
يَعْلَمُ
bilir
مَا
olanları
فِى
göklerde
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
the heavens
وَمَا
ve olanları
فِى
yerde
ٱلْأَرْضِ ۚ
the earth
وَٱللَّهُ
Allah
بِكُلِّ
her
شَىْءٍ
şeyi
عَلِيمٌۭ
bilendir

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: Siz dininizi Allah'a mı öğretiyorsunuz? Oysa Allah göklerde olanları da bilir, yerde olanları da. Allah herşeyi hakkıyla bilendir

Yusuf AliSay: "What! Will ye instruct God about your religion? But God knows all that is in the heavens and on earth: He has full knowledge of all things

49:17 📚 6
يَمُنُّونَ عَلَيۡكَ أَنۡ أَسۡلَمُواْۖ قُل لَّا تَمُنُّواْ عَلَيَّ إِسۡلَٰمَكُمۖ بَلِ ٱللَّهُ يَمُنُّ عَلَيۡكُمۡ أَنۡ هَدَىٰكُمۡ لِلۡإِيمَٰنِ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ
يَمُنُّونَ
başına kakıyorlar
عَلَيْكَ
senin
أَنْ
İslam olmalarını
أَسْلَمُوا۟ ۖ
they have accepted Islam
قُل
de ki
لَّا
başıma kakmayın
تَمُنُّوا۟
consider a favor
عَلَىَّ
benim
إِسْلَـٰمَكُم ۖ
müslüman olmanızı
بَلِ
tersine
ٱللَّهُ
Allah
يَمُنُّ
minnet eder
عَلَيْكُمْ
size
أَنْ
size hidayeti nedeniyle
هَدَىٰكُمْ
He has guided you
لِلْإِيمَـٰنِ
imana
إِن
eğer
كُنتُمْ
iseniz
صَـٰدِقِينَ
doğrulardan

Elmalılı Hamdi YazırOnlar İslâm'a girdikleri için sana minnet ediyorlar. De ki: Müslümanlığınızı benim başıma kakmayın. Bilakis sizi imana erdirdiği için Allah sizin başınıza kakar. Eğer doğrulardan iseniz (Allah'a minnettar olmanız gerekir)

Yusuf AliThey impress on thee as a favour that they have embraced Islam. Say, "Count not your Islam as a favour upon me: Nay, God has conferred a favour upon you that He has guided you to the faith, if ye be true and sincere

49:18
إِنَّ ٱللَّهَ يَعۡلَمُ غَيۡبَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ وَٱللَّهُ بَصِيرُۢ بِمَا تَعۡمَلُونَ
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
يَعْلَمُ
bilir
غَيْبَ
gizlisini
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
göklerin
وَٱلْأَرْضِ ۚ
ve yerin
وَٱللَّهُ
ve Allah
بَصِيرٌۢ
görmektedir
بِمَا
yaptıklarınızı
تَعْمَلُونَ
you do

Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz Allah, göklerin ve yerin görülmeyen esrarını bilir. Allah yaptıklarınızı görür

Yusuf AliVerily God knows the secrets of the heavens and the earth: and God Sees well all that ye do

← Önceki Sonraki →

49. Al-Hujuraat Suresi | Anlam Arayışı