50. Qaaf سُورَةُ قٓ
Süleyman AteşKaf. Zikir'li (uyarıcı, şerefli) Kur'an'a andolsun
Saheeh InternationalQaf. By the honored Qur'an
«ق» الله أعلم بمراده به «والقرآن المجيد» الكريم ما آمن كفار مكة بمحمد صلى الله عليه وسلم.
Süleyman Ateşİçlerinden bir uyarıcı gelmesine şaştılar da, o kafirler: "Bu tuhaf bir şeydir" dediler
Saheeh InternationalBut they wonder that there has come to them a warner from among themselves, and the disbelievers say, "This is an amazing thing
«بل عجبوا أن جاءهم منذر منهم» رسول من أنفسهم يخوّفهم بالنار بعد البعث «فقال الكافرون هذا» الإنذار «شيء عجيب».
Süleyman AteşBiz öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı (tekrar bedene döneceğiz)? Bu, uzak bir dönüştür
Saheeh InternationalWhen we have died and have become dust, [we will return to life]? That is a distant return
«أإذا» بتحقيق الهمزتين وتسهيل الثانية وإدخال ألف بينهما على الوجهين «متنا وكنا ترابا» نرجع «ذلك رجع بعيد» في غاية البعد.
Süleyman AteşBiz yerin, onlar(ın cesetlerin)den ne eksilttiğini bilmişizdir. Yanımızda (her şeyi) zapteden bir Kitap vardır
Saheeh InternationalWe know what the earth diminishes of them, and with Us is a retaining record
«قد علمنا ما تنقص الأرض» تأكل «منهم وعندنا كتاب حفيظ» هو اللوح المحفوظ فيه جميع الأشياء المقدرة.
Süleyman AteşDoğrusu onlar, hak kendilerine gelince onu yalanladılar. Şimdi onlar çalkantılı bir durumun içindedirler
Saheeh InternationalBut they denied the truth when it came to them, so they are in a confused condition
«بل كذبوا بالحق» بالقرآن «لما جاءهم فهم» في شأن النبي صلى الله عليه وسلم والقرآن «في أمر مريج» مضطرب قالوا مرة: ساحر وسحر، ومرة: شاعر وشعر، ومرة: كاهن وكهانة.
Süleyman AteşÜstlerindeki göğe bakmadılar mı, onu nasıl yaptık, süsledik, hiçbir çatlağı yoktur
Saheeh InternationalHave they not looked at the heaven above them - how We structured it and adorned it and [how] it has no rifts
«أفلم ينظروا» بعيونهم معتبرين بعقولهم حين أنكروا البعث «إلى السماء» كائنة «فوقهم كيف بنيناها» بلا عمد «وزيناها» بالكواكب «وما لها من فروج» شقوق تعيبها.
Süleyman AteşArzı nasıl yaydık, ona sağlam dağlar attık, onda her güzel çifti bitirdik
Saheeh InternationalAnd the earth - We spread it out and cast therein firmly set mountains and made grow therein [something] of every beautiful kind
«والأرض» معطوف على موضع إلى السماء، كيف «مددناها» دحوناها على وجه الماء «وألقينا فيها رواسي» جبالا تثبتها «وأنبتنا فيها من كل زوج» صنف «بهيج» يبهج به لحسنه.
Süleyman Ateş(Bütün bunları) Allah'a yönelen her kulun, gönül gözünü açmak için ve (ona) ibret vermek için (yaptık)
Saheeh InternationalGiving insight and a reminder for every servant who turns [to Allah]
«تبصرة» مفعول له، أي فعلنا ذلك تبصيرا منا «وذكرى» تذكيرا «لكل عبد منيب» رجّاع إلى طاعتنا.
Süleyman AteşGökten bereketli bir su indirdik, onunla bahçeler ve biçilecek dane(li ekin)ler bitirdik
Saheeh InternationalAnd We have sent down blessed rain from the sky and made grow thereby gardens and grain from the harvest
«ونزلنا من السماء ماءً مباركا» كثير البركة «فأنبتنا به جنات» بساتين «وحب» الزرع «الحصيد» المحصود.
Süleyman AteşBirbirine girmiş kat kat tomurcukları olan yüksek hurma ağaçları yetiştirdik
Saheeh InternationalAnd lofty palm trees having fruit arranged in layers
«والنخل باسقات» طوالا حال مقدرة «لها طلع نضيد» متراكب بعضه فوق بعض.
Süleyman AteşKullara rızık olması için. Ve o su ile, ölü bir ülkeye can verdik. İşte çıkış da öyledir
Saheeh InternationalAs provision for the servants, and We have given life thereby to a dead land. Thus is the resurrection
«رزقا للعباد» مفعول له «وأحيينا به بلدة ميتا» يستوي فيه المذكر والمؤنث «كذلك» أي مثل هذا الإحياء «الخروج» من القبور فكيف تنكرونه والاستفهام للتقرير والمعنى أنهم نظروا وعلموا ما ذكر.
Süleyman AteşOnlardan önce Nuh kavmi, Resliler ve Semud (kavmi) de yalanlamıştı
Saheeh InternationalThe people of Noah denied before them, and the companions of the well and Thamud
«كذبت قبلهم قوم نوح» تأنيث الفعل بمعنى قوم «وأصحاب الرس» هي بئر كانوا مقيمين عليها بمواشيهم يعبدون الأصنام ونبيهم: قيل حنظلة بن صفوان وقيل غيره «وثمود» قوم صالح.
Süleyman AteşAd, Fir'avn ve Lut'un kardeşleri (durumundaki kavmi)
Saheeh InternationalAnd 'Aad and Pharaoh and the brothers of Lot
«وعاد» قوم هود «وفرعون وإخوان لوط».
Süleyman AteşEyke halkı ve Tubba' kavmi. Bunların hepsi elçileri yalanlayıp, uyardığım(azab)ı hak ettiler
Saheeh InternationalAnd the companions of the thicket and the people of Tubba'. All denied the messengers, so My threat was justly fulfilled
«وأصحاب الأيكة» الغيضة قوم شعيب «وقوم تُبَّع» هو ملك كان باليمن أسلم ودعا قومه إلى الإسلام فكذبوه «كل» من المذكورين «كذب الرسل» كقريش «فحق وعيد» وجب نزول العذاب على الجميع فلا يضيق صدرك من كفر قريش بك.
Süleyman Ateşİlk yaratmadan aciz mi kaldık ki (yeniden yaratamayalım)? Doğrusu onlar yeni bir yaratmadan kuşku içindedirler
Saheeh InternationalDid We fail in the first creation? But they are in confusion over a new creation
«أفعيينا بالخلق الأول» أي لم نعي به فلا نعيا بالإعادة «بل هم في لبس» شك «من خلق جديد» وهو البعث.
Süleyman AteşAndolsun insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne fısıldadığını biliriz, çünkü biz ona şah damarından daha yakınız
Saheeh InternationalAnd We have already created man and know what his soul whispers to him, and We are closer to him than [his] jugular vein
«ولقد خلقنا الإنسان ونعلم» حال بتقدير نحن «ما» مصدرية «توسوس» تحدث «به» الباء زائدة أو للتعدية والضمير للإنسان «نفسه ونحن أقرب إليه» بالعلم «من حبل الوريد» الإضافة للبيان والوريدان عرقان بصفحتي العنق.
Süleyman AteşOnun sağında ve solunda oturan iki alıcı (melek, onun sözlerini ve işlerini) kaydetmektedir
Saheeh InternationalWhen the two receivers receive, seated on the right and on the left
«إذ» منصوبة باذكر مقدرا «يتلقى» يأخذ ويثبت «المتلقيان» الملكان الموكلان بالإنسان ما يعمله «عن اليمين وعن الشمال» منه «قعيد» أي قاعدان وهو مبتدأ خبره ما قبله.
Süleyman Ateş(İnsan,) Hiçbir söz söylemez ki yanında kendisini gözetleyen, dediklerini zapteden (bir melek) hazır bulunmasın
Saheeh InternationalMan does not utter any word except that with him is an observer prepared [to record]
«ما يلفظ من قول إلا لديه رقيب» حافظ «عتيد» حاضر وكل منهما بمعنى المثنى.
Süleyman AteşÖlüm sarhoşluğu gerçekten geldi. İşte (ey insan) bu, senin öteden beri kaçtığın şeydir
Saheeh InternationalAnd the intoxication of death will bring the truth; that is what you were trying to avoid
«وجاءت سكرة الموت» غمرته وشدته «بالحق» من أمر الآخرة حتى المنكر لها عيانا وهو نفس الشدة «ذلك» أي الموت «ما كنت منه تحيد» تهرب وتفزع.
Süleyman AteşSur'a üflendi. İşte bu, kendisine karşı uyarılan gündür
Saheeh InternationalAnd the Horn will be blown. That is the Day of [carrying out] the threat
«ونفخ في الصور» للبعث «ذلك» أي يوم النفخ «يوم الوعيد» للكفار بالعذاب.
Süleyman AteşHer can, yanında bir sürücü ve şahidle geldi
Saheeh InternationalAnd every soul will come, with it a driver and a witness
«وجاءت» فيه «كل نفس» إلى المحشر «معها سائق» ملك يسوقها إليه «وشهيد» يشهد عليها بعملها وهو الأيدي والأرجل وغيرها ويقال للكافر.
Süleyman Ateş(Allah ona): "Andolsun, sen bundan gaflet içinde idin. Biz sen(in gözün)den perdeni açtık; bugün artık gözün keskindir" (dedi)
Saheeh International[It will be said], "You were certainly in unmindfulness of this, and We have removed from you your cover, so your sight, this Day, is sharp
«لقد كنت» في الدنيا «في غفلة من هذا» النازل بك اليوم «فكشفنا عنك غطاءك» أزلنا غفلتك بما تشاهده اليوم «فبصرُك اليوم حديد» حاد تدرك به ما أنكرته في الدنيا.
Süleyman AteşYanındaki arkadaşı: "İşte yanımdaki hazır" dedi
Saheeh InternationalAnd his companion, [the angel], will say, "This [record] is what is with me, prepared
«وقال قرينه» الملك الموكل به «هذا ما» أي الذي «لديَّ عتيد» حاضر فيقال لمالك.
Süleyman Ateş(Allah sürücü ve şahide buyurdu ki): "Haydi ikiniz, atın cehenneme her inatçı nankörü
Saheeh International[Allah will say], "Throw into Hell every obstinate disbeliever
«ألقيا في جهنم» أي: ألق ألق أو ألقين وبه قرأ الحسن فأبدلت النون ألفا «كلَّ كفار عنيد» معاند للحق.
Süleyman AteşHayra engel olan, saldırgan, şüpheciyi
Saheeh InternationalPreventer of good, aggressor, and doubter
«منَّاع للخير» كالزكاة «معتد» ظالم «مريب» شاك في دينه.
Süleyman AteşO ki Allah ile beraber başka tanrılar edindi, bundan dolayı onu çetin bir azaba atın
Saheeh InternationalWho made [as equal] with Allah another deity; then throw him into the severe punishment
«الذي جعل مع الله إلها آخر» مبتدأ ضُمن معنى الشرط خبره «فألقياه في العذاب الشديد» تفسيره مثل ما تقدم.
Süleyman AteşYanındaki arkadaşı dedi ki: "Rabbimiz, ben onu azdırmadım, zaten o kendisi derin bir sapıklık içinde idi
Saheeh InternationalHis [devil] companion will say, "Our Lord, I did not make him transgress, but he [himself] was in extreme error
«قال قرينه» الشيطان «ربنا ما أطغيته» أضللته «ولكن كان في ضلال بعيد» فدعوته فاستجاب لي، وقال هو أطغاني بدعائه له.
Süleyman Ateş(Allah) Buyurdu ki: "Huzurumda çekişmeyin. Ben size daha önce uyarı göndermiştim
Saheeh International[Allah] will say, "Do not dispute before Me, while I had already presented to you the warning
«قال» تعالى «لا تختصموا لديَّ» أي ما ينفع الخصام هنا «وقد قدمت إليكم» في الدنيا «بالوعيد» بالعذاب في الآخرة لو لم تؤمنوا ولا بد منه.
Süleyman AteşBenim huzurumda söz değiştirilmez ve ben kullara zulmedici değilim
Saheeh InternationalThe word will not be changed with Me, and never will I be unjust to the servants
(ما يبدل) يغير (القول لدي) في ذلك (وما أنا بظلام للعبيد) فأعذبهم بغير جرم، وظلام بمعنى ذي ظلم لقوله "" لا ظلم "".
Süleyman AteşO gün cehenneme: "Doldun mu?" deriz. "Daha yok mu" der
Saheeh InternationalOn the Day We will say to Hell, "Have you been filled?" and it will say, "Are there some more
«يوم» ناصبه ظلام «نقول» بالنون والياء «لجهنم هل امتلأت» استفهام لوعده بمثلها «وتقول» بصورة الاستفهام كالسؤال «هل من مزيد» أي لا أسع غير ما امتلأت به، أي قد امتلأت.
Süleyman AteşCennet de korunanlara yaklaştırılmıştır, uzak değildir
Saheeh InternationalAnd Paradise will be brought near to the righteous, not far
«وأزلفت الجنة» قربت «للمتقين» مكانا «غير بعيد» منهم فيرونها ويقال لهم.
Süleyman Ateşİşte size va'dedilen budur. Daima Allah'a yüz tutan (O'nun buyruklarını) koruyan, (And it is said): That is that which ye were promised. (It is) for every penitent and heedful one
Saheeh International[It will be said], "This is what you were promised - for every returner [to Allah] and keeper [of His covenant]
«هذا» المرئي «ما توعدون» بالتاء والياء في الدنيا ويبدل من للمتقين قوله «لكل أوَّاب» رجّاع إلى طاعة الله «حفيظ» حافظ لحدوده.
Süleyman AteşGörmeden Rahman'a saygı gösteren ve (Hakka) dönük bir yürek getiren herkesin (mükafatı budur)
Saheeh InternationalWho feared the Most Merciful unseen and came with a heart returning [in repentance]
«من خشي الرحمن بالغيب» خافه ولم يره «وجاء بقلب منيب» مقبل على طاعته، ويقال للمتقين أيضا.
Süleyman AteşOna selam (esenlik) ile girin. Bu, süreklilik günüdür
Saheeh InternationalEnter it in peace. This is the Day of Eternity
«ادخلوها بسلام» سالمين من كل مخوف أو مع سلام، أي سلموا وادخلوا «ذلك» اليوم الذي حصل فيه الدخول «يومُ الخلود» الدوام في الجنة.
Süleyman AteşOrada onlara istedikleri herşey vardır. Katımızda daha fazlası da vardır
Saheeh InternationalThey will have whatever they wish therein, and with Us is more
«لهم ما يشاءُون فيها ولدينا مزيد» زيادة على ما عملوا وطلبوا.
Süleyman AteşBunlardan önce nice kuşakları helak etmiştik ki onların tutuşu, bunlardan daha kuvvetli idi, yakalaması daha güçlü idi. Ülkelerde gezip dolaşmışlardı, ama bir kurtuluş buldular mı
Saheeh InternationalAnd how many a generation before them did We destroy who were greater than them in [striking] power and had explored throughout the lands. Is there any place of escape
«وكم أهلكنا قبلهم من قرن» أي أهلكنا قبل كفار قريش قرونا كثيرة من الكفار «هم أشد منهم بطشا» قوة «فنقبوا» فتشوا «في البلاد هل من محيص» لهم أو لغيرهم من الموت فلم يجدوا.
Süleyman AteşMuhakkak ki bunda, kalbi olan, yahut şahid olarak (zihnini toplayarak dikkatle) kulak veren kimse için bir öğüt vardır
Saheeh InternationalIndeed in that is a reminder for whoever has a heart or who listens while he is present [in mind]
«إن في ذلك» المذكور «لذكرى» لعظة «لمن كان له قلب» عقل «أو ألقى السمع» استمع الوعظ «وهو شهيد» حاضر بالقلب.
Süleyman AteşAndolsun, biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde yarattık, bize hiçbir yorgunluk dokunmadı
Saheeh InternationalAnd We did certainly create the heavens and earth and what is between them in six days, and there touched Us no weariness
(ولقد خلقنا السماوات والأرض وما بينهما في ستة أيام) أولها الأحد وآخرها الجمعة (وما مسنا من لغوب) تعب، نزل ردا على اليهود في قولهم: إن الله استراح يوم السبت وانتفاء التعب عنه لتنزهه تعالى عن صفات المخلوقين ولعدم المماثلة بينه وبين غيره "" إنما أمره إذا أراد شيئا أن يقول له كن فيكون "".
Süleyman AteşOnların dediklerine sabret ve Rabbini övgü ile an: güneş doğmadan önce, batmadan önce
Saheeh InternationalSo be patient, [O Muhammad], over what they say and exalt [Allah] with praise of your Lord before the rising of the sun and before its setting
«فاصبر» خطاب للنبي صلى الله عليه وسلم «على ما يقولون» أي اليهود وغيرهم من التشبيه والتكذيب «وسبح بحمد ربك» صل حامدا «قبل طلوع الشمس» أي صلاة الصبح «وقبل الغروب» أي صلاة الظهر والعصر.
Süleyman AteşGecenin bir kısmında ve secde arkalarında O'nu tesbih et
Saheeh InternationalAnd [in part] of the night exalt Him and after prostration
«ومن الليل فسبحه» أي صل العشاءين «وأَِدبار السجود» بفتح الهمزة جمع دبر وكسرها مصدر أدبر، أي صل النوافل المسنونة عقب الفرائض وقيل المراد حقيقة التسبيح في هذه الأوقات ملابسا للحمد.
Süleyman AteşDinle, o gün o ünleyici, yakın bir yerden çağırır
Saheeh InternationalAnd listen on the Day when the Caller will call out from a place that is near
«واستمع» يا مخاطب مقولي «يوم يناد المناد» هو إسرافيل «من مكان قريب» من السماء وهو صخرة بيت المقدس أقرب موضع من الأرض إلى السماء يقول: أيتها العظام البالية والأوصال المتقطعة واللحوم المتمزقة والشعور المتفرقة إن الله يأمركن أن تجتمعن لفصل القضاء.
Süleyman AteşO gün o çağrıyı gerçek olarak duyarlar. İşte bu, (dirilip) çıkış günüdür
Saheeh InternationalThe Day they will hear the blast [of the Horn] in truth. That is the Day of Emergence [from the graves]
«يوم» بدل من يوم قبله «يسمعون» أي الخلق كلهم «الصيحة بالحق» بالبعث وهي النفخة الثانية من إسرافيل ويحتمل أن تكون قبل ندائه وبعده «ذلك» أي يوم النداء والسماع «يوم الخروج» من القبور وناصب يوم ينادي مقدرا، أي يعلمون عاقبة تكذيبهم.
Süleyman AteşYaşatan ve öldüren ancak biziz, biz. Dönüş de bizedir
Saheeh InternationalIndeed, it is We who give life and cause death, and to Us is the destination
«إنا نحن نحيي ونميت وإلينا المصير».
Süleyman AteşO gün yer onlar(ın üstün)den yarıl(ıp açıl)ır, (çağırana doğru) sür'atle koşarlar. İşte bu, toplamadır; bize göre kolaydır
Saheeh InternationalOn the Day the earth breaks away from them [and they emerge] rapidly; that is a gathering easy for Us
«يوم» بدل من يوم قبله وما بينهما اعتراض «تشقق» بتخفيف الشين وتشديدها بإدغام التاء الثانية في الأصل فيها «الأرض عنهم سراعا» جمع سريع حال من مقدر، أي فيخرجون مسرعين «ذلك حشر علينا يسير» فيه فصل بين الموصوف والصفة بمتعلقها للاختصاص وهو لا يضر وذلك إشارة إلى معنى الحشر المخبر به عنه، وهو الإحياء بعد الفناء والجمع للعرض والحساب.
Süleyman AteşBiz onların ne dediklerini biliyoruz. Sen onların üstünde bir zorlayıcı değilsin, sadece tehdidimden korkanlara Kur'an ile öğüt ver
Saheeh InternationalWe are most knowing of what they say, and you are not over them a tyrant. But remind by the Qur'an whoever fears My threat
«نحن أعلم بما يقولون» أي كفار قريش «وما أنت عليهم بجبار» تجبرهم على الإيمان وهذا قبل الأمر بالجهاد «فذكِّر بالقرآن من يخاف وعيد» وهم المؤمنون.