50. Qaaf سُورَةُ قٓ
Süleyman AteşKaf. Zikir'li (uyarıcı, şerefli) Kur'an'a andolsun
Elmalılı Hamdi YazırKâf. Şanlı ve şerefli Kur'an'a andolsun ki
Ali BulaçKaf. 'Şerefli üstün' Kur'an'a andolsun
Süleyman Ateşİçlerinden bir uyarıcı gelmesine şaştılar da, o kafirler: "Bu tuhaf bir şeydir" dediler
Elmalılı Hamdi YazırDoğrusu kâfirler kendi içlerinden uyarıcı bir peygamber geldiğine şaşırdılar da dediler ki: "Bu şaşılacak bir şeydir
Ali BulaçHayır, onlara kendilerinden bir uyarıcı gelmesine şaştılar da, o kafirler: "Bu şaşılacak bir şey" dediler
Süleyman AteşBiz öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı (tekrar bedene döneceğiz)? Bu, uzak bir dönüştür
Elmalılı Hamdi YazırÖldüğümüz ve bir toprak olduğumuz vakit mi (tekrar) dirileceğiz? bu dönüş çok uzaktır
Ali BulaçBiz öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı (yeniden diriltilecek mişiz)? Bu uzak bir dönüş (iddiasıdır)
Süleyman AteşBiz yerin, onlar(ın cesetlerin)den ne eksilttiğini bilmişizdir. Yanımızda (her şeyi) zapteden bir Kitap vardır
Elmalılı Hamdi YazırFakat biz toprağın onlardan neyi eksilttiğini elbette biliyoruz. Yanımızda herşeyi kaydedip muhafaza eden bir kitap vardır
Ali BulaçDoğrusu Biz, yerin onlardan ne eksilttiğini bilmişizdir. Katımız'da (bütün bunları) saklayıp-koruyan bir kitap vardır
Süleyman AteşDoğrusu onlar, hak kendilerine gelince onu yalanladılar. Şimdi onlar çalkantılı bir durumun içindedirler
Elmalılı Hamdi YazırDoğrusu hak kendilerine geldiği zaman yalanladılar da şimdi karmakarışık bir ıztırap içindeler
Ali BulaçHayır, hak kendilerine gelince yalanladılar. Şimdi onlar, derin bir sarsıntı içinde bulunuyorlar
Süleyman AteşÜstlerindeki göğe bakmadılar mı, onu nasıl yaptık, süsledik, hiçbir çatlağı yoktur
Elmalılı Hamdi YazırArtık üstlerindeki göğe bakmazlar mı ki, onu nasıl bina etmiş ve süslemişiz, onun hiç bir çatlağı yoktur
Ali BulaçÜzerlerindeki göğe bakmıyorlar mı? Biz, onu nasıl bina ettik ve onu nasıl süsledik? Onun hiçbir çatlağı yok
Süleyman AteşArzı nasıl yaydık, ona sağlam dağlar attık, onda her güzel çifti bitirdik
Elmalılı Hamdi YazırYeri de nasıl uzatmış, üzerine sabit dağlar oturtmuşuz. Orada görünüşü güzel her çeşit bitkiden çiftler yetiştirdik
Ali BulaçYeri de (nasıl) döşeyip-yaydık? Onda sarsılmaz dağlar bıraktık ve onda 'göz alıcı ve iç açıcı' her çiftten (nice bitkiler) bitirdik
Süleyman Ateş(Bütün bunları) Allah'a yönelen her kulun, gönül gözünü açmak için ve (ona) ibret vermek için (yaptık)
Elmalılı Hamdi YazırBunlar, Allah'a yönelen her kula gönül gözünü açmak ve ona ibret vermek içindir
Ali Bulaç(Bunlar,) 'İçten Allah'a yönelen' her kul için 'hikmetle bakan bir iç göz' ve bir zikirdir
Süleyman AteşGökten bereketli bir su indirdik, onunla bahçeler ve biçilecek dane(li ekin)ler bitirdik
Elmalılı Hamdi YazırBir de gökten bereketli bir su indirip de onunla bağlar, bahçeler ve biçilecek taneler bitirmekteyiz
Ali BulaçVe gökten mübarek (bereket ve rahmet yüklü) su indirdik; böylece onunla bahçeler ve biçilecek taneler bitirdik
Süleyman AteşBirbirine girmiş kat kat tomurcukları olan yüksek hurma ağaçları yetiştirdik
Elmalılı Hamdi YazırTomurcukları birbiri üzerine dizilmiş uzun boylu hurma ağaçları yetiştirdik
Ali BulaçVe birbiri üstüne dizilmiş tomurcuk yüklü yüksek hurma ağaçları da
Süleyman AteşKullara rızık olması için. Ve o su ile, ölü bir ülkeye can verdik. İşte çıkış da öyledir
Elmalılı Hamdi YazırBunları kullara rızık olması için (yetiştirmekteyiz). O su ile ölü bir toprağa can verdik, işte hayata çıkış da böyledir
Ali BulaçKullara rızık olmak üzere. Ve onunla (o suyla) ölü bir şehri dirilttik. İşte (ölümden sonra) diriliş de böyledir
Süleyman AteşOnlardan önce Nuh kavmi, Resliler ve Semud (kavmi) de yalanlamıştı
Elmalılı Hamdi YazırOnlardan önce Nuh'un kavmi, Ress halkı ve Semûd da yalanlamıştı
Ali BulaçOnlardan önce Nuh kavmi, Ress halkı ve Semud (kavmi) de yalanladı
Süleyman AteşAd, Fir'avn ve Lut'un kardeşleri (durumundaki kavmi)
Elmalılı Hamdi YazırÂd, Firavun, Lût'un kardeşleri de (yalanladılar)
Ali BulaçAd, Firavun ve Lut'un kardeşleri
Süleyman AteşEyke halkı ve Tubba' kavmi. Bunların hepsi elçileri yalanlayıp, uyardığım(azab)ı hak ettiler
Elmalılı Hamdi YazırEyke halkı ve Tübbâ kavmi de, bunların hepsi peygamberleri yalanladılar da (onlara) azabım hak oldu
Ali BulaçEyke halkı ve Tubba' kavmi de. Hepsi elçileri yalanladı; böylece Benim tehdidim (onların üzerine) hak oldu
Süleyman Ateşİlk yaratmadan aciz mi kaldık ki (yeniden yaratamayalım)? Doğrusu onlar yeni bir yaratmadan kuşku içindedirler
Elmalılı Hamdi YazırBiz ilk yaratmada acizlik mi gösterdik? Doğrusu, onlar yeni bir yaratılıştan şüphe içindedirler
Ali BulaçYa, Biz ilk yaratılışta güçsüz mü düştük? Hayır, onlar 'karmaşık bir kuşku' içindedirler
Süleyman AteşAndolsun insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne fısıldadığını biliriz, çünkü biz ona şah damarından daha yakınız
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun insanı biz yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz. Ve biz ona şah damarından daha yakınız
Ali BulaçAndolsun, insanı Biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından daha yakınız
Süleyman AteşOnun sağında ve solunda oturan iki alıcı (melek, onun sözlerini ve işlerini) kaydetmektedir
Elmalılı Hamdi YazırOnun sağında ve solunda oturmuş iki melek zabıt tutarken
Ali BulaçOnun sağında ve solunda oturan iki yazıcı kaydederlerken
Süleyman Ateş(İnsan,) Hiçbir söz söylemez ki yanında kendisini gözetleyen, dediklerini zapteden (bir melek) hazır bulunmasın
Elmalılı Hamdi Yazırİnsan hiçbir söz söylemez ki yanında (onu) gözetleyen, dediklerini zapteden bir melek hazır bulunmasın
Ali BulaçO, söz olarak (herhangi bir şey) söylemeyiversin, mutlaka yanında hazır bir gözetleyici vardır
Süleyman AteşÖlüm sarhoşluğu gerçekten geldi. İşte (ey insan) bu, senin öteden beri kaçtığın şeydir
Elmalılı Hamdi YazırÖlüm sarhoşluğu gerçekten geldiğinde, "Ey insan! İşte bu senin öteden beri kaçtığın şeydir." denir
Ali BulaçO, ölüm sarhoşluğu, bir gerçek olarak gelip de, (insana) "İşte bu, senin yan çizip-kaçmakta olduğun şeydir" (denildiği zaman da)
Süleyman AteşSur'a üflendi. İşte bu, kendisine karşı uyarılan gündür
Elmalılı Hamdi YazırSur'a üfürülür, işte bu, tehdid(in gerçekleşme) günüdür
Ali BulaçSur'a da üfürülmüştür. İşte bu, tehdidin (gerçekleştiği) gündür
Süleyman AteşHer can, yanında bir sürücü ve şahidle geldi
Elmalılı Hamdi YazırHer can, kendisiyle beraber bir sevk memuru ve bir şahid bulunduğu halde gelir
Ali Bulaç(Artık) Her bir nefis, yanında bir sürücü ve bir şahid ile gelmiştir
Süleyman Ateş(Allah ona): "Andolsun, sen bundan gaflet içinde idin. Biz sen(in gözün)den perdeni açtık; bugün artık gözün keskindir" (dedi)
Elmalılı Hamdi Yazır(Allah ona) "Andolsun sen bundan gaflet içinde idin. Şimdi senden gaflet perdesini kaldırdık. Bugün artık gözün keskindir." der
Ali BulaçAndolsun, sen bundan gaflet içindeydin; işte Biz de senin üzerindeki örtüyü açıp-kaldırdık. Artık bugün görüş-gücün keskindir
Süleyman AteşYanındaki arkadaşı: "İşte yanımdaki hazır" dedi
Elmalılı Hamdi YazırBeraberindeki melek "işte yanımdaki hazır" der
Ali BulaçOnun yakını olan (ve yanından ayrılmayan melek) dedi ki: "İşte bu, yanımda hazır durumda olan şey
Süleyman Ateş(Allah sürücü ve şahide buyurdu ki): "Haydi ikiniz, atın cehenneme her inatçı nankörü
Elmalılı Hamdi Yazır(Allah iki meleğe buyurur ki:) "Haydi ikiniz, atın cehenneme her inatçı nankörü
Ali BulaçSiz ikiniz (ey melekler), her inatçı nankörü atın cehennemin içine
Süleyman AteşHayra engel olan, saldırgan, şüpheciyi
Elmalılı Hamdi Yazırİyiliklere (sürekli) engel olan, saldırgan, şüpheciyi
Ali BulaçHayra engel olan, saldırgan şüpheciyi
Süleyman AteşO ki Allah ile beraber başka tanrılar edindi, bundan dolayı onu çetin bir azaba atın
Elmalılı Hamdi YazırO ki Allah'ın yanında başka ilâh edinmiştir. Haydi ikiniz birlikte onu şiddetli azaba atın
Ali BulaçKi o, Allah'la beraber başka bir İlah edinmişti. Artık ikiniz, onu en şiddetli olan azabın içine atın
Süleyman AteşYanındaki arkadaşı dedi ki: "Rabbimiz, ben onu azdırmadım, zaten o kendisi derin bir sapıklık içinde idi
Elmalılı Hamdi YazırYanındaki arkadaşı (şeytan) der ki: "Rabbimiz! Ben onu azdırmadım. Fakat kendisi derin bir sapıklık içindeydi
Ali BulaçOnun yakın-dostu (saptırıcı) dedi ki: "Rabbimiz, ben onu kışkırtıp-azdırdım. Ancak kendisi (haktan) uzak bir sapıklık içindeydi
Süleyman Ateş(Allah) Buyurdu ki: "Huzurumda çekişmeyin. Ben size daha önce uyarı göndermiştim
Elmalılı Hamdi YazırAllah buyurur ki: "Huzurumda çekişmeyin! Ben size daha önce uyarıcı göndermiştim
Ali Bulaç(Allah buyurur:) "Benim Huzurumda çekişip-durmayın. Ben size daha önce 'kesin bir uyarı' göndermiştim
Süleyman AteşBenim huzurumda söz değiştirilmez ve ben kullara zulmedici değilim
Elmalılı Hamdi YazırBenim huzurumda söz değiştirilmez. Ve ben kullara asla zulmedici değilim
Ali BulaçHuzurumda söz değişikliğe uğratılmaz ve Ben kullara zulmedici değilim
Süleyman AteşO gün cehenneme: "Doldun mu?" deriz. "Daha yok mu" der
Elmalılı Hamdi YazırBiz O gün cehenneme: "Doldun mu?" diyeceğiz. O da: "Daha fazla var mı?" diyecektir
Ali BulaçO gün cehenneme diyeceğiz: "Doldun mu?" O da: "Daha fazlası var mı?" diyecek
Süleyman AteşCennet de korunanlara yaklaştırılmıştır, uzak değildir
Elmalılı Hamdi YazırCennet de kötülükten sakınanlara yaklaştırılır. Zaten uzak değildir
Ali BulaçCennet de, muttakiler için, uzakta değildir, (o gün) yakınlaştırılmıştır
Süleyman Ateşİşte size va'dedilen budur. Daima Allah'a yüz tutan (O'nun buyruklarını) koruyan, (And it is said): That is that which ye were promised. (It is) for every penitent and heedful one
Elmalılı Hamdi YazırOnlara denir ki: "İşte size vaad edilen bu cennet, Allah'a yönelen, O'nun emirlerine riayet eden, görmediği halde Rahman olan Allah'tan korkan ve O'na yönelen bir kalple gelenlere mahsustur
Ali BulaçBu, size vadolunandır; (gönülden Allah'a) yönelip-dönen (İslam'ın hükümlerini) koruyan
Süleyman AteşGörmeden Rahman'a saygı gösteren ve (Hakka) dönük bir yürek getiren herkesin (mükafatı budur)
Elmalılı Hamdi YazırOnlara denir ki: "İşte size vaad edilen bu cennet, Allah'a yönelen, O'nun emirlerine riayet eden, görmediği halde Rahman olan Allah'tan korkan ve O'na yönelen bir kalple gelenlere mahsustur
Ali BulaçGörmediği halde Rahman'a karşı 'içi titreyerek korku duyan' ve 'içten Allah'a yönelmiş' bir kalp ile gelen içindir
Süleyman AteşOna selam (esenlik) ile girin. Bu, süreklilik günüdür
Elmalılı Hamdi YazırŞimdi selam ve selametle oraya girin. İşte sonsuzluk günü budur
Ali BulaçOna 'esenlik ve barış (selam)la' girin. Bu, ebedilik günüdür
Süleyman AteşOrada onlara istedikleri herşey vardır. Katımızda daha fazlası da vardır
Elmalılı Hamdi YazırOrada onlara ne isterlerse vardır. Katımızda daha fazlası da vardır
Ali BulaçOrda diledikleri herşey onlarındır; Katımız'da daha fazlası da var
Süleyman AteşBunlardan önce nice kuşakları helak etmiştik ki onların tutuşu, bunlardan daha kuvvetli idi, yakalaması daha güçlü idi. Ülkelerde gezip dolaşmışlardı, ama bir kurtuluş buldular mı
Elmalılı Hamdi YazırEy Muhammed! Biz onlardan önce kendilerinden daha kuvvetli olan ve beldeleri delik deşik eden nice nesilleri helak ettik, hiç kurtuluş var mı
Ali BulaçBiz bunlardan önce nice nesiller yıkıma uğrattık ki onlar, zorbaca yakalamak (yakıp-yıkmak, baskı ve şiddetle yönetmek, sindirmek) bakımından kendilerinden daha üstündüler; şehirlerde (yerin üstünü altına getirip, sayısız kazı, inşaat ve araştırmalarla her yanı) delik-deşik etmişlerdi. (Ama) kaçacak bir yer var mı
Süleyman AteşMuhakkak ki bunda, kalbi olan, yahut şahid olarak (zihnini toplayarak dikkatle) kulak veren kimse için bir öğüt vardır
Elmalılı Hamdi YazırŞüphesiz ki bunda kalbi olan ve hazır bulunup kulak veren kimse için elbette bir öğüt vardır
Ali BulaçHiç şüphesiz, bunda, kalbi olan ya da bir şahid olarak kulak veren kimse için elbette bir öğüt (zikir) vardır
Süleyman AteşAndolsun, biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde yarattık, bize hiçbir yorgunluk dokunmadı
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun ki biz gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı günde yarattık, Bize hiçbir yorgunluk da dokunmadı
Ali BulaçAndolsun, Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde yarattık; Bize hiçbir yorgunluk dokunmadı
Süleyman AteşOnların dediklerine sabret ve Rabbini övgü ile an: güneş doğmadan önce, batmadan önce
Elmalılı Hamdi YazırEy Muhammed! Onların söylediklerine karşı sabret. Güneşin doğuşundan önce (sabah namazını) ve batışından önce de (öğle ve ikindi namazalarını kılarak) Rabbini Hamd ile tesbih et
Ali BulaçÖyleyse sen, onların dediklerine karşılık sabret ve Rabbini güneşin doğuşundan önce ve batışından önce hamd ile tesbih et
Süleyman AteşGecenin bir kısmında ve secde arkalarında O'nu tesbih et
Elmalılı Hamdi YazırGeceleyin (akşam ve yatsı namazlarını kılarak), namazlardan sonra da (vitir ve nafile kılarak) O'nu tesbih et
Ali BulaçGecenin bir bölümünde ve secdelerin arkasından da O'nu tesbih et
Süleyman AteşDinle, o gün o ünleyici, yakın bir yerden çağırır
Elmalılı Hamdi YazırBir münadinin yakın bir yerden sesleneceği güne kulak ver
Ali BulaçÇağırıcının, yakın bir yerden çağrıda bulunacağı güne kulak ver
Süleyman AteşO gün o çağrıyı gerçek olarak duyarlar. İşte bu, (dirilip) çıkış günüdür
Elmalılı Hamdi YazırO gün insanlar, o çağrıyı gerçek olarak duyarlar. İşte bugün, kabirlerden çıkış günüdür
Ali BulaçO gün, o çığlığı bir gerçek (hak) olarak işitirler. İşte bu, (dirilip kabirlerden) çıkış günüdür
Süleyman AteşYaşatan ve öldüren ancak biziz, biz. Dönüş de bizedir
Elmalılı Hamdi YazırGerçekten biz hem yaşatırız, hem öldürürüz. Sonunda dönüş yalnız bizedir
Ali BulaçGerçek şu ki, dirilten ve öldüren Biziz, Biz. Ve dönüş de Bizedir
Süleyman AteşO gün yer onlar(ın üstün)den yarıl(ıp açıl)ır, (çağırana doğru) sür'atle koşarlar. İşte bu, toplamadır; bize göre kolaydır
Elmalılı Hamdi YazırO gün yer yarılır, insanlar kabirlerinden çabucak çıkarlar. İşte bu, sadece bize göre kolay bir toplanmadır
Ali BulaçO gün yer, onlardan çatlayıp-ayrılır da (onlar,) hızla koşarlar. İşte bu, Bize göre oldukça-kolay olan bir haşir (sizi birarada toplama)dır
Süleyman AteşBiz onların ne dediklerini biliyoruz. Sen onların üstünde bir zorlayıcı değilsin, sadece tehdidimden korkanlara Kur'an ile öğüt ver
Elmalılı Hamdi YazırBiz onların söylediklerini daha iyi biliriz. Sen onlara karşı zor kullanacak değilsin. O halde sen, benim tehdidimden korkanlara bu Kur'ân ile öğüt ver
Ali BulaçBiz onların neler söylediklerini daha iyi biliriz. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin; şu halde, Benim kesin tehdidimden korkanlara Kur'an ile öğüt ver