56. Al-Waaqia سُورَةُ الوَاقِعَةِ 📕 Mushaf görünümünde aç
▶ Sureyi dinle Okuyan: Mişarî Râşid el-Afâsî Mahmûd Halîl el-Hüsarî Muhammed Siddîk el-Minşâvî Ebû Bekr eş-Şâtırî Mâhir el-Muaykılî Alî el-Huzeyfî Her ayeti bir kez 2 kez 3 kez 5 kez 10 kez oku
إِذَا وَقَعَتِ ٱلۡوَاقِعَةُ
Ali Bulaç Vakıa (kesin bir gerçek olan kıyamet ) vuku bulduğu zaman
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «إذا وقعت الواقعة» قامت القيامة.
🌐 Türkçeye çevir
لَيۡسَ لِوَقۡعَتِهَا كَاذِبَةٌ
لِوَقْعَتِهَا
onun oluşunu
Ali Bulaç Onun vukuuna (gerçekleşmesine artık) yalan diyecek yoktur
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «ليس لوقعتها كاذبة» نفس تكذب بأن تنفيها كما نفتها في الدنيا.
🌐 Türkçeye çevir
56:3 ▶ ⧉ ☆
خَافِضَةࣱ رَّافِعَةٌ
خَافِضَةٌۭ
o alçaltıcıdır;
Ali Bulaç O aşağılatıcı, yücelticidir
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «خافضة رافعة» أي هي مظهرة لخفض أقوام بدخولهم النار ولرفع آخرين بدخولهم الجنة.
🌐 Türkçeye çevir
56:4 ▶ ⧉ ☆
إِذَا رُجَّتِ ٱلۡأَرۡضُ رَجࣰّ ا
رَجًّۭا
şiddetle sarsılarak
Ali Bulaç Yer, şiddetli bir sarsıntıyla sarsıldığı
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «إذا رجت الأرض رجا» حركت حركة شديدة.
🌐 Türkçeye çevir
56:5 ▶ ⧉ ☆
وَبُسَّتِ ٱلۡجِبَالُ بَسࣰّ ا
وَبُسَّتِ
ve serpildiği (zaman)
Ali Bulaç Ve dağlar darmadağın olup ufalandığı
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «وبست الجبال بسا» فتتت.
🌐 Türkçeye çevir
56:6 ▶ ⧉ ☆
فَكَانَتۡ هَبَآءࣰ مُّنۢبَثࣰّ ا
فَكَانَتْ
haline geldiği (zaman)
Ali Bulaç Derken toz duman halinde dağılıp-savrulduğu
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فكانت هباءً» غبارا «منبثا» منتشرا، وإذا الثانية بدل من الأولى.
🌐 Türkçeye çevir
56:7 ▶ ⧉ ☆
وَكُنتُمۡ أَزۡوَٰجࣰ ا ثَلَٰثَةࣰ
وَكُنتُمْ
ve sizler olduğunuz (zaman)
Ali Bulaç Ve sizler de üç sınıf olduğunuz zaman
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «وكنتم» في القيامة «أزواجا» أصنافا «ثلاثة».
🌐 Türkçeye çevir
56:8 ▶ ⧉ ☆
فَأَصۡحَٰبُ ٱلۡمَيۡمَنَةِ مَآ أَصۡحَٰبُ ٱلۡمَيۡمَنَةِ
Ali Bulaç İşte o "Ashab-ı Meymene", ne (kutludur o) "Ashab-ı Meymene
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فأصحاب الميمنة» وهم الذين يؤتون كتبهم بإيمانهم مبتدأ خبره «ما أصحاب الميمنة» تعظيم لشأنهم بدخولهم الجنة.
🌐 Türkçeye çevir
56:9 ▶ ⧉ ☆
وَأَصۡحَٰبُ ٱلۡمَشۡـَٔمَةِ مَآ أَصۡحَٰبُ ٱلۡمَشۡـَٔمَةِ
Ali Bulaç Ashab-ı Meş'eme" ne (mutsuz ve uğursuzdur o) "Ashab-ı Meş'eme
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «وأصحاب المشأمة» أي الشمال بأن يؤتى كل منهم كتابه بشماله «ما أصحاب المشأمة» تحقير لشأنهم بدخولهم النار.
🌐 Türkçeye çevir
56:10 ▶ ⧉ ☆
وَٱلسَّٰبِقُونَ ٱلسَّٰبِقُونَ
وَٱلسَّـٰبِقُونَ
ve öne geçenler ise
ٱلسَّـٰبِقُونَ
öne geçenler
Ali Bulaç Yarışıp öne geçenler de, öne geçmiş öncülerdir
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «والسابقون» إلى الخير وهم الأنبياء مبتدأ «السابقون» تأكيد لتعظيم شأنهم.
🌐 Türkçeye çevir
56:11 ▶ ⧉ ☆
أُوْلَٰٓئِكَ ٱلۡمُقَرَّبُونَ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlardır
ٱلْمُقَرَّبُونَ
yaklaştırılanlar
Ali Bulaç İşte onlar, yakınlaştırılmış (mukarreb) olanlardır
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «أولئك المقربون».
🌐 Türkçeye çevir
56:12 ▶ ⧉ ☆
فِي جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ
Ali Bulaç Nimetlerle -donatılmış cennetler içinde
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «في جنات النعيم».
🌐 Türkçeye çevir
ثُلَّةࣱ مِّنَ ٱلۡأَوَّلِينَ
ثُلَّةٌۭ
çoğu bir ümmettir
ٱلْأَوَّلِينَ
the former (people)
Ali Bulaç Birçoğu geçmiş (ümmet )lerden
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «ثلة من الأولين» مبتدأ، أي جماعة من الأمم الماضية.
🌐 Türkçeye çevir
وَقَلِيلࣱ مِّنَ ٱلۡأٓخِرِينَ
ٱلْـَٔاخِرِينَ
the later (people)
Ali Bulaç Birazı da sonrakilerden
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «وقليل من الآخرين» من أمة محمد صلى الله عليه وسلم وهم السابقون من الأمم الماضية وهذه الأمة والخبر.
🌐 Türkçeye çevir
عَلَىٰ سُرُرࣲ مَّوۡضُونَةࣲ
مَّوْضُونَةٍۢ
altın ve cevahirle işlenmiş
Ali Bulaç Özenle işlenmiş mücevher' tahtlar üzerindedirler
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «على سرر موضونة» منسوجة بقضبان الذهب والجواهر.
🌐 Türkçeye çevir
56:16 ▶ ⧉ ☆
مُّتَّكِـِٔينَ عَلَيۡهَا مُتَقَٰبِلِينَ
مُّتَّكِـِٔينَ
yaslanırlar
عَلَيْهَا
onların üzerinde
مُتَقَـٰبِلِينَ
karşılıklı
Ali Bulaç Karşılıklı yaslanmışlardır
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «متكئين عليها متقابلين» حالان من الضمير في الخبر.
🌐 Türkçeye çevir
56:17 ▶ ⧉ ☆
يَطُوفُ عَلَيۡهِمۡ وِلۡدَٰنࣱ مُّخَلَّدُونَ
مُّخَلَّدُونَ
ebedi yaşamağa erdirilmiş
Ali Bulaç Çevrelerinde ölümsüzlüğe ulaşmış gençler dönüp dolaşır
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «يطوف عليهم» للخدمة «ولدان مخلدون» على شكل الأولاد لا يهرمون.
🌐 Türkçeye çevir
بِأَكۡوَابࣲ وَأَبَارِيقَ وَكَأۡسࣲ مِّن مَّعِينࣲ
مِّن
kaynağından doldurulmuş
مَّعِينٍۢ
a flowing stream
Ali Bulaç Kaynağından (doldurulmuş) testiler, ibrikler ve kadehler
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «بأكواب» أقداح لا عرى لها «وأباريق» لها عرى وخراطيم «وكأس» إناء شرب الخمر «من معين» أي خمر جارية من منبع لا ينقطع أبدا.
🌐 Türkçeye çevir
لَّا يُصَدَّعُونَ عَنۡهَا وَلَا يُنزِفُونَ
يُصَدَّعُونَ
they will get headache
يُنزِفُونَ
akılları gidermeyen
Ali Bulaç Ki bundan ne başlarını bir ağrı tutar, ne de kendilerinden geçip akılları çelinir
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «لا يصدعون عنها ولا ينزَِفون» بفتح الزاي وكسرها من نزف الشارب وأنزف، أي لا يحصل لهم منها صداع ولا ذهاب عقل بخلاف خمر الدنيا.
🌐 Türkçeye çevir
56:20 ▶ ⧉ ☆
وَفَٰكِهَةࣲ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ
وَفَـٰكِهَةٍۢ
ve meyva(lar)
يَتَخَيَّرُونَ
beğendikleri
Ali Bulaç Arzulayıp-seçecekleri meyveler
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «وفاكهة مما يتخيرون».
🌐 Türkçeye çevir
وَلَحۡمِ طَيۡرࣲ مِّمَّا يَشۡتَهُونَ
مِّمَّا
canlarının çektiği
Ali Bulaç Canlarının çektiği kuş eti
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «ولحم طير مما يشتهون و» لهم للاستمتاع.
🌐 Türkçeye çevir
56:22 ▶ ⧉ ☆
وَحُورٌ عِينࣱ
Ali Bulaç Ve iri gözlü huriler
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «وحور» نساء شديدات سواد العيون وبياضها «عين» ضخام العيون كسرت عينه بدل ضمها لمجانسة الياء ومفرده عيناء كحمراء وفي قراءة بجر حور عين.
🌐 Türkçeye çevir
56:23 ▶ ⧉ ☆
كَأَمۡثَٰلِ ٱللُّؤۡلُوِٕ ٱلۡمَكۡنُونِ
Ali Bulaç Sanki saklı inciler gibi
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «كأمثال اللؤلؤ المكنون» المصون.
🌐 Türkçeye çevir
جَزَآءَۢ بِمَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ
Ali Bulaç Yaptıklarına bir karşılık olmak üzere (onlara sunulur)
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «جزاءً» مفعول له أو مصدر والعامل المقدر أي جعلنا لهم ما ذكر للجزاء أو جزيناهم «بما كانوا يعملون».
🌐 Türkçeye çevir
56:25 ▶ ⧉ ☆
لَا يَسۡمَعُونَ فِيهَا لَغۡوࣰ ا وَلَا تَأۡثِيمًا
يَسْمَعُونَ
they will hear
تَأْثِيمًا
günaha sokan bir laf
Ali Bulaç Orada, ne 'saçma ve boş bir söz' işitirler, ne günaha sokma
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «لا يسمعون فيها» في الجنة «لغوا» فاحشا من الكلام «ولا تأثيما» ما يؤثم.
🌐 Türkçeye çevir
56:26 ▶ ⧉ ☆
إِلَّا قِيلࣰ ا سَلَٰمࣰ ا سَلَٰمࣰ ا
Ali Bulaç Yalnızca bir söz (işitirler:) "Selam, selam
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «إلا» لكن «قيلا» قولا «سلاما» سلاما بدل من قيلا فإنهم يسمعونه.
🌐 Türkçeye çevir
56:27 ▶ ⧉ ☆
وَأَصۡحَٰبُ ٱلۡيَمِينِ مَآ أَصۡحَٰبُ ٱلۡيَمِينِ
Ali Bulaç Ashab-ı Yemin", ne (kutludur o) "Ashab-ı Yemin
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «وأصحاب اليمين ما أصحاب اليمين».
🌐 Türkçeye çevir
فِي سِدۡرࣲ مَّخۡضُودࣲ
Ali Bulaç Yüklü dalları bükülmüş kiraz (ağaçları)
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «في سدر» شجر النبق «مخضود» لا شوك فيه.
🌐 Türkçeye çevir
56:29 ▶ ⧉ ☆
وَطَلۡحࣲ مَّنضُودࣲ
مَّنضُودٍۢ
meyvaları dizili
Ali Bulaç Üstüste dizili meyveleri sarkmış muz ağaçları
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «وطلح» شجر الموز «منضود» بالحمل من أسفله إلى أعلاه.
🌐 Türkçeye çevir
56:30 ▶ ⧉ ☆
وَظِلࣲّ مَّمۡدُودࣲ
Ali Bulaç Yayılıp-uzanmış gölgeler
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «وظل ممدود» دائم.
🌐 Türkçeye çevir
56:31 ▶ ⧉ ☆
وَمَآءࣲ مَّسۡكُوبࣲ
Ali Bulaç Durmaksızın akan su(lar)
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «وماء مسكوب» جار دائما.
🌐 Türkçeye çevir
56:32 ▶ ⧉ ☆
وَفَٰكِهَةࣲ كَثِيرَةࣲ
Ali Bulaç Ve (daha) birçok meyveler arasında
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «وفاكهة كثيرة».
🌐 Türkçeye çevir
لَّا مَقۡطُوعَةࣲ وَلَا مَمۡنُوعَةࣲ
مَمْنُوعَةٍۢ
yasaklanmayan
Ali Bulaç Kesilip-eksilmeyen ve yasaklanmayan (meyveler)
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «لا مقطوعة» في زمن «ولا ممنوعة» بثمن.
🌐 Türkçeye çevir
56:34 ▶ ⧉ ☆
وَفُرُشࣲ مَّرۡفُوعَةٍ
وَفُرُشٍۢ
ve döşekler (üstündedirler)
Ali Bulaç Yükseklere-kurulmuş döşekler (sedirler)
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «وفرش مرفوعة» على السرر.
🌐 Türkçeye çevir
56:35 ▶ ⧉ ☆
إِنَّآ أَنشَأۡنَٰهُنَّ إِنشَآءࣰ
أَنشَأْنَـٰهُنَّ
kadınları inşa' etmişizdir
إِنشَآءًۭ
(yeni bir) inşa' ile
Ali Bulaç Gerçek şu ki, Biz onları yeni bir inşa (yaratma) ile inşa edip-yarattık
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «إنا أنشأناهن إنشاءً» أي الحور العين من غير ولادة.
🌐 Türkçeye çevir
56:36 ▶ ⧉ ☆
فَجَعَلۡنَٰهُنَّ أَبۡكَارًا
فَجَعَلْنَـٰهُنَّ
onları yapmışızdır
Ali Bulaç Onları hep bakireler olarak kıldık
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فجعلناهن أبكارا» عذارى كلما أتاهن أزواجهن وجدوهن عذارى ولا وجع.
🌐 Türkçeye çevir
56:37 ▶ ⧉ ☆
عُرُبًا أَتۡرَابࣰ ا
Ali Bulaç Eşlerine sevgiyle tutkun (ve) hep yaşıt
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «عرُْبا» بضم الراء وسكونها جمع عروب وهي المتحببة إلى زوجها عشقا له «أترابا» جمع ترب، أي مستويات في السن.
🌐 Türkçeye çevir
56:38 ▶ ⧉ ☆
لِّأَصۡحَٰبِ ٱلۡيَمِينِ
لِّأَصْحَـٰبِ
adamları için
Ali Bulaç Ashab-ı Yemin" olanlar için
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «لأصحاب اليمين» صلة أنشأناهن أو جعلناهن وهم.
🌐 Türkçeye çevir
ثُلَّةࣱ مِّنَ ٱلۡأَوَّلِينَ
ٱلْأَوَّلِينَ
the former people
Ali Bulaç (Bunların) Birçoğu geçmiş (ümmet )lerden
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «ثلة من الأولين».
🌐 Türkçeye çevir
وَثُلَّةࣱ مِّنَ ٱلۡأٓخِرِينَ
ٱلْـَٔاخِرِينَ
the later people
Ali Bulaç Birçoğu da sonrakilerdendir
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «وثلة من الآخرين».
🌐 Türkçeye çevir
56:41 ▶ ⧉ ☆
وَأَصۡحَٰبُ ٱلشِّمَالِ مَآ أَصۡحَٰبُ ٱلشِّمَالِ
Ali Bulaç Ashab-ı Şimal", ne (mutsuzdur o) "Ashab-ı Şimal
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «وأصحاب الشمال ما أصحاب الشمال».
🌐 Türkçeye çevir
56:42 ▶ ⧉ ☆
فِي سَمُومࣲ وَحَمِيمࣲ
سَمُومٍۢ
iliklere işleyen bir ateş
Ali Bulaç Hücrelere işleyen kavurucu bir sıcaklık ve kaynar su
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «في سموم» ريح جارة من النار تنفذ في المسام «وحميم» ماء شديد الحرارة.
🌐 Türkçeye çevir
56:43 ▶ ⧉ ☆
وَظِلࣲّ مِّن يَحۡمُومࣲ
Ali Bulaç Ve kapkara dumandan bir gölge içindedirler
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «وظل من يحموم» دخان شديد السواد.
🌐 Türkçeye çevir
56:44 ▶ ⧉ ☆
لَّا بَارِدࣲ وَلَا كَرِيمٍ
Ali Bulaç Ki o, ne serindir, ne ferahlatıcı (kerim)
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «لا بارد» كغيره من الظلال «ولا كريم» حسن المنظر.
🌐 Türkçeye çevir
56:45 ▶ ⧉ ☆
إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَبۡلَ ذَٰلِكَ مُتۡرَفِينَ
مُتْرَفِينَ
varlık içinde şımartılmış
Ali Bulaç Çünkü onlar, bundan önce varlık içinde şımartılmış olanlardı
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «إنهم كانوا قبل ذلك» في الدنيا «مترفين» منعمين لا يتعبون في الطاعة.
🌐 Türkçeye çevir
56:46 ▶ ⧉ ☆
وَكَانُواْ يُصِرُّونَ عَلَى ٱلۡحِنثِ ٱلۡعَظِيمِ
Ali Bulaç Onlar, büyük günah üzerinde ısrarlı davrananlardı
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «وكانوا يصرون على الحنث» الذنب «العظيم» أي الشرك.
🌐 Türkçeye çevir
56:47 ▶ ⧉ ☆
وَكَانُواْ يَقُولُونَ أَئِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابࣰ ا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ
وَعِظَـٰمًا
ve kemik yığını
لَمَبْعُوثُونَ
bir daha diriltileceğiz
Ali Bulaç Ve derlerdi ki: "Biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuzda mı, gerçekten biz mi diriltilecekmişiz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «وكانوا يقولون أئذا متنا وكنا ترابا وعظاما أئنا لمبعوثون» في الهمزتين في الموضوعين التحقيق وتسهيل الثانية وإدخال ألف بينهما على الوجهين.
🌐 Türkçeye çevir
56:48 ▶ ⧉ ☆
أَوَءَابَآؤُنَا ٱلۡأَوَّلُونَ
أَوَءَابَآؤُنَا
atalarımız da mı?
Ali Bulaç Önceden gelip-geçmiş atalarımız da mı
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «أو آباؤنا الأولون» بفتح الواو للعطف والهمزة للاستفهام وهو في ذلك وفيما قبله للاستبعاد وفي قراءة بسكون الواو عطفا بأو والمعطوف عليه محل إن واسمها.
🌐 Türkçeye çevir
56:49 ▶ ⧉ ☆
قُلۡ إِنَّ ٱلۡأَوَّلِينَ وَٱلۡأٓخِرِينَ
ٱلْأَوَّلِينَ
öncekiler de
وَٱلْـَٔاخِرِينَ
ve sonrakiler de
Ali Bulaç De ki: "Şüphesiz, öncekiler de ve sonrakiler de
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «قل إن الأولين والآخرين».
🌐 Türkçeye çevir
56:50 ▶ ⧉ ☆
لَمَجۡمُوعُونَ إِلَىٰ مِيقَٰتِ يَوۡمࣲ مَّعۡلُومࣲ
لَمَجْمُوعُونَ
mutlaka toplanacaklardır
Ali Bulaç Bilinen bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «لمجموعون إلى ميقات» لوقت «يوم معلوم» أي يوم القيامة.
🌐 Türkçeye çevir
ثُمَّ إِنَّكُمۡ أَيُّهَا ٱلضَّآلُّونَ ٱلۡمُكَذِّبُونَ
ٱلْمُكَذِّبُونَ
yalanlayıcılar
Ali Bulaç Sonra gerçekten siz, ey sapık olan yalanlayıcılar
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «ثم إنكم أيها الضالون المكذبون».
🌐 Türkçeye çevir
لَأٓكِلُونَ مِن شَجَرࣲ مِّن زَقُّومࣲ
لَـَٔاكِلُونَ
mutlaka yiyecekler
Ali Bulaç Şüphesiz zakkum olan bir ağaçtan yiyeceksiniz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «لآكلون من شجر من زقوم» بيان للشجر.
🌐 Türkçeye çevir
56:53 ▶ ⧉ ☆
فَمَالِـُٔونَ مِنۡهَا ٱلۡبُطُونَ
فَمَالِـُٔونَ
dolduracaklar
Ali Bulaç Böylece karınları(nızı) ondan dolduracaksınız
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فمالئون منها» من الشجر «البطون».
🌐 Türkçeye çevir
56:54 ▶ ⧉ ☆
فَشَٰرِبُونَ عَلَيۡهِ مِنَ ٱلۡحَمِيمِ
فَشَـٰرِبُونَ
sonra içecekler
ٱلْحَمِيمِ
the scalding water
Ali Bulaç Onun üzerine de alabildiğine kaynar sudan içeceksiniz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فشاربون عليه» أي الزقوم المأكول «من الحميم».
🌐 Türkçeye çevir
56:55 ▶ ⧉ ☆
فَشَٰرِبُونَ شُرۡبَ ٱلۡهِيمِ
فَشَـٰرِبُونَ
ve içecekler
Ali Bulaç Üstelik 'içtikçe susayan hasta develerin' içişi gibi içeceksiniz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فشاربون شَُرب» بفتح الشين وضمها مصدر «الهيم» الإبل العطاش جمع هيمان للذكر وهيمى للأنثى، كعطشان وعطشى.
🌐 Türkçeye çevir
56:56 ▶ ⧉ ☆
هَٰذَا نُزُلُهُمۡ يَوۡمَ ٱلدِّينِ
نُزُلُهُمْ
onların ağırlanışı
Ali Bulaç İşte bu, onların din (hesap ve ceza) gününde şölenleridir
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «هذا نزلهم» ما أعد لهم «يوم الدين» يوم القيامة.
🌐 Türkçeye çevir
56:57 ▶ ⧉ ☆
نَحۡنُ خَلَقۡنَٰكُمۡ فَلَوۡلَا تُصَدِّقُونَ
خَلَقْنَـٰكُمْ
sizi yarattık
Ali Bulaç Sizleri Biz yarattık, yine de tasdik etmeyecek misiniz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «نحن خلقناكم» أوجدناكم من عدم «فلولا» هلا «تصدقون» بالبعث إذ القادر على الإنشاء قادر على الإعادة.
🌐 Türkçeye çevir
56:58 ▶ ⧉ ☆
أَفَرَءَيۡتُم مَّا تُمۡنُونَ
أَفَرَءَيْتُم
gördünüz mü?
Ali Bulaç Şimdi (rahimlere) dökmekte olduğunuz meniyi gördünüz mü
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «أفرأيتم ما تمنون» تريقون من المني في أرحام النساء.
🌐 Türkçeye çevir
56:59 ▶ ⧉ ☆
ءَأَنتُمۡ تَخۡلُقُونَهُۥٓ أَمۡ نَحۡنُ ٱلۡخَٰلِقُونَ
تَخْلُقُونَهُۥٓ
onu yaratıyorsunuz
ٱلْخَـٰلِقُونَ
yaratıcılar
Ali Bulaç Onu sizler mi yaratıyorsunuz, yoksa Yaratıcı Biz miyiz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «أأنتم» بتحقيق الهمزتين وإبدال الثانية ألفا وتسهيلها وإدخال ألف بين المسهلة والأخرى وتركه في المواضع الأخرى «تخلقونه» أي المني بشرا «أم نحن الخالقون».
🌐 Türkçeye çevir
نَحۡنُ قَدَّرۡنَا بَيۡنَكُمُ ٱلۡمَوۡتَ وَمَا نَحۡنُ بِمَسۡبُوقِينَ
بِمَسْبُوقِينَ
önümüze geçilmiş
Ali Bulaç Sizin aranızda ölümü takdir eden Biziz ve Bizim önümüze geçilmiş değildir
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «نحن قدَّرنا» بالتشديد والتخفيف «بينكم الموت وما نحن بمسبوقين» بعاجزين.
🌐 Türkçeye çevir
56:61 ▶ ⧉ ☆
عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ أَمۡثَٰلَكُمۡ وَنُنشِئَكُمۡ فِي مَا لَا تَعۡلَمُونَ
نُّبَدِّلَ
sizin yerinize getirelim
أَمْثَـٰلَكُمْ
benzerlerinizi
وَنُنشِئَكُمْ
ve sizi yeniden inşa' edelim
Ali Bulaç (Yerinize) Benzerlerinizi getirip-değiştirme ve sizi şimdi bilemeyeceğiniz bir şekilde-inşa etme konusunda
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «على» عن «أن نبدل» نجعل «أمثالكم» مكانكم «وننشئكم» نخلقكم «في مالا تعلمون» من الصور كالقردة والخنازير.
🌐 Türkçeye çevir
وَلَقَدۡ عَلِمۡتُمُ ٱلنَّشۡأَةَ ٱلۡأُولَىٰ فَلَوۡلَا تَذَكَّرُونَ
فَلَوْلَا
düşünüp ibret almazmısınız?
تَذَكَّرُونَ
you take heed
Ali Bulaç Andolsun, ilk inşa (yaratma)yı bildiniz; ama öğüt alıp-düşünmeniz gerekmez mi
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «ولقد علمتم النّشاءَةَ الأولى» وفي قراءة بسكون الشين «فلولا تذكرون» فيه إدغام التاء الثانية في الأصل في الذال.
🌐 Türkçeye çevir
56:63 ▶ ⧉ ☆
أَفَرَءَيۡتُم مَّا تَحۡرُثُونَ
أَفَرَءَيْتُم
gördünüz mü?
Ali Bulaç Şimdi ekmekte olduğunuz (tohum)u gördünüz mü
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «أفرأيتم ما تحرثون» تثيرون في الأرض وتلقون البذر فيها.
🌐 Türkçeye çevir
56:64 ▶ ⧉ ☆
ءَأَنتُمۡ تَزۡرَعُونَهُۥٓ أَمۡ نَحۡنُ ٱلزَّٰرِعُونَ
تَزْرَعُونَهُۥٓ
onu bitiyorsunuz
Ali Bulaç Onu sizler mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren Biz miyiz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «أأنتم تزرعونه» تنبتونه «أم نحن الزارعون».
🌐 Türkçeye çevir
56:65 ▶ ⧉ ☆
لَوۡ نَشَآءُ لَجَعَلۡنَٰهُ حُطَٰمࣰ ا فَظَلۡتُمۡ تَفَكَّهُونَ
لَجَعَلْنَـٰهُ
onu yapardık
Ali Bulaç Eğer dilemiş olsaydık, gerçekten onu bir ot kırıntısı kılardık; böylelikle şaşar-kalırdınız
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «لو نشاء لجعلناه حطاما» نباتا يابسا لا حب فيه «فظلتم» أصله ظللتم بكسر اللام حذفت تخفيفا أي أقمتم نهارا «تفكهون» حذفت منه إحدى التاءين في الأصل تعجبون من ذلك وتقولون.
🌐 Türkçeye çevir
56:66 ▶ ⧉ ☆
إِنَّا لَمُغۡرَمُونَ
Ali Bulaç (Şöyle de sızlanırdınız:) "Doğrusu biz, ağır bir borç altına girip-zorlandık
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «إنا لمغرمون» نفقة زرعنا.
🌐 Türkçeye çevir
بَلۡ نَحۡنُ مَحۡرُومُونَ
مَحْرُومُونَ
yoksun bırakıldık
Ali Bulaç Hayır, biz büsbütün yoksun bırakıldık
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «بل نحن محرومون» ممنوعون رزقنا.
🌐 Türkçeye çevir
56:68 ▶ ⧉ ☆
أَفَرَءَيۡتُمُ ٱلۡمَآءَ ٱلَّذِي تَشۡرَبُونَ
أَفَرَءَيْتُمُ
baktınız mı?
Ali Bulaç Şimdi siz, içmekte olduğunuz suyu gördünüz mü
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «أفرأيتم الماء الذي تشربون».
🌐 Türkçeye çevir
ءَأَنتُمۡ أَنزَلۡتُمُوهُ مِنَ ٱلۡمُزۡنِ أَمۡ نَحۡنُ ٱلۡمُنزِلُونَ
أَنزَلْتُمُوهُ
onu indirdiniz
Ali Bulaç Onu sizler mi buluttan indiriyorsunuz, yoksa indiren Biz miyiz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «أأنتم أنزلتموه من المزن» السحاب جمع مزنة «أم نحن المنزلون».
🌐 Türkçeye çevir
56:70 ▶ ⧉ ☆
لَوۡ نَشَآءُ جَعَلۡنَٰهُ أُجَاجࣰ ا فَلَوۡلَا تَشۡكُرُونَ
فَلَوْلَا
şüketmezmisiniz?
تَشْكُرُونَ
then why are you not grateful
Ali Bulaç Eğer dilemiş olsaydık onu tuzlu kılardık; şükretmeniz gerekmez mi
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «لو نشاء جعلناه أجاجا» ملحا لا يمكن شربه «فلولا» هلا «تشكرون».
🌐 Türkçeye çevir
56:71 ▶ ⧉ ☆
أَفَرَءَيۡتُمُ ٱلنَّارَ ٱلَّتِي تُورُونَ
أَفَرَءَيْتُمُ
gördünüz mü?
Ali Bulaç Şimdi yakmakta olduğunuz ateşi gördünüz mü
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «أفرأيتم النار التي تورون» تُخرجون من الشجر الأخضر.
🌐 Türkçeye çevir
56:72 ▶ ⧉ ☆
ءَأَنتُمۡ أَنشَأۡتُمۡ شَجَرَتَهَآ أَمۡ نَحۡنُ ٱلۡمُنشِـُٔونَ
Ali Bulaç Onun ağacını sizler mi inşa ettiniz (yarattınız), yoksa onu inşa eden Biz miyiz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «أأنتم أنشأتم شجرتها» كالمرخ والعفار والكلخ «أم نحن المنشئون».
🌐 Türkçeye çevir
56:73 ▶ ⧉ ☆
نَحۡنُ جَعَلۡنَٰهَا تَذۡكِرَةࣰ وَمَتَٰعࣰ ا لِّلۡمُقۡوِينَ
لِّلْمُقْوِينَ
çölden gelip geçenlere
Ali Bulaç Biz onu hem bir öğüt ve hatırlatma (konusu), hem ihtiyacı olanlara bir meta kıldık
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «نحن جعلناها تذكرة» لنار جهنم «ومتاعا» بُلْغَة «للمقوين» للمسافرين من أقوى القوم: أي صاروا بالقوى بالقصر والمد أي القفر وهو مفازة لا نبات فيها ولا ماء.
🌐 Türkçeye çevir
فَسَبِّحۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلۡعَظِيمِ
Ali Bulaç Şu halde büyük Rabbini ismiyle tesbih et
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فسبح» نزه «باسم» زائدة «ربك العظيم» الله.
🌐 Türkçeye çevir
56:75 ▶ ⧉ ☆
۞فَلَآ أُقۡسِمُ بِمَوَٰقِعِ ٱلنُّجُومِ
Ali Bulaç Hayır, yıldızların yer (mevki)lerine yemin ederim
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فلا أقسم» لا زائدة «بمواقع النجوم» بمساقطها لغروبها.
🌐 Türkçeye çevir
وَإِنَّهُۥ لَقَسَمࣱ لَّوۡ تَعۡلَمُونَ عَظِيمٌ
Ali Bulaç Şüphesiz bu, eğer bilirseniz gerçekten büyük bir yemindir
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «وإنه» أي القسم بها «لقسم لو تعلمون عظيم» لو كنتم من ذوي العلم لعلمتم عظم هذا القسم.
🌐 Türkçeye çevir
56:77 ▶ ⧉ ☆
إِنَّهُۥ لَقُرۡءَانࣱ كَرِيمࣱ
لَقُرْءَانٌۭ
kesinlikle bir Kur'an'dır
Ali Bulaç Elbette bu, bir Kur'an-ı Kerim'dir
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «إنه» أي المتلو عليكم «لقرآن كريم».
🌐 Türkçeye çevir
56:78 ▶ ⧉ ☆
فِي كِتَٰبࣲ مَّكۡنُونࣲ
Ali Bulaç Saklanmış-korunmuş bir Kitap'ta (yazılı)dır
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «في كتاب» مكتوب «مكنون» مصون وهو المصحف.
🌐 Türkçeye çevir
لَّا يَمَسُّهُۥٓ إِلَّا ٱلۡمُطَهَّرُونَ
ٱلْمُطَهَّرُونَ
temizlerden
Ali Bulaç Ona, temizlenip-arınmış olanlardan başkası dokunamaz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «لايمسّه» خبر بمعنى النهي «إلا المطهرون» الذين طهروا أنفسهم من الأحداث.
🌐 Türkçeye çevir
56:80 ▶ ⧉ ☆
تَنزِيلࣱ مِّن رَّبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
Ali Bulaç Alemlerin Rabbinden indirilmedir
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «تنزيل» منزل «من رب العالمين».
🌐 Türkçeye çevir
أَفَبِهَٰذَا ٱلۡحَدِيثِ أَنتُم مُّدۡهِنُونَ
أَفَبِهَـٰذَا
şimdi bunu mu?
مُّدْهِنُونَ
küçümsüyorsunuz
Ali Bulaç Şimdi siz bu sözü mü hor görüp-küçümsüyorsunuz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «أفبهذا الحديث» القرآن «أنتم مدهنون» متهاونون مكذبون.
🌐 Türkçeye çevir
وَتَجۡعَلُونَ رِزۡقَكُمۡ أَنَّكُمۡ تُكَذِّبُونَ
وَتَجْعَلُونَ
ve kılıyorsunuz?
تُكَذِّبُونَ
yalanlamanızdan (ibaret)
Ali Bulaç Ve rızkınızı (Kur'an'dan yararlanma nimetini bırakıp onu) mutlaka yalan saymaktan ibaret mi kılıyorsunuz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «وتجعلون رزقكم» من المطر، أي شكره «أنكم تكذبون» بسقيا الله حيث قلتم مطرنا بنوء كذا.
🌐 Türkçeye çevir
فَلَوۡلَآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلۡحُلۡقُومَ
Ali Bulaç Hele can boğaza gelip dayandığında
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فلولا» فهلا «إذا بلغت» الروح وقت النزع «الحلقوم» هو مجرى الطعام.
🌐 Türkçeye çevir
56:84 ▶ ⧉ ☆
وَأَنتُمۡ حِينَئِذࣲ تَنظُرُونَ
تَنظُرُونَ
bakıp durursunuz
Ali Bulaç Ki o sırada siz (sadece) bakıp-durursunuz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «وأنتم» يا حاضري الميت «حينئذ تنظرون» إليه.
🌐 Türkçeye çevir
وَنَحۡنُ أَقۡرَبُ إِلَيۡهِ مِنكُمۡ وَلَٰكِن لَّا تُبۡصِرُونَ
تُبْصِرُونَ
you (do) not see
Ali Bulaç Biz ona sizden daha yakınız; ancak görmezsiniz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «ونحن أقرب إليه منكم» بالعلم «ولكن لا تبصرون» من البصيرة، أي لا تعلمون ذلك.
🌐 Türkçeye çevir
فَلَوۡلَآ إِن كُنتُمۡ غَيۡرَ مَدِينِينَ
غَيْرَ
cezalandırılmayacak
مَدِينِينَ
to be recompensed
Ali Bulaç İşte o vakit, eğer ceza görmeyecek iseniz
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فلولا» فهلا «إن كنتم غير مدينين» مجزيين بأن تبعثوا، أي غير مبعوثين بزعمكم.
🌐 Türkçeye çevir
56:87 ▶ ⧉ ☆
تَرۡجِعُونَهَآ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ
تَرْجِعُونَهَآ
onu geri döndürsenize
Ali Bulaç Eğer doğru söylüyorsanız, onu, (çıkmakta olan canı) geri çevirsenize
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «ترجعونها» تردون الروح إلى الجسد بعد بلوغ الحلقوم «إن كنتم صادقين» فيما زعمتم فلولا الثانية تأكيد للأولى وإذا ظرف لترجعون المتعلق به الشرطان والمعنى: هلا ترجعونها إن نفيتم البعث صادقين في نفيه، أي لينتفي عن محلها الموت كالبعث.
🌐 Türkçeye çevir
فَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلۡمُقَرَّبِينَ
ٱلْمُقَرَّبِينَ
those brought near
Ali Bulaç Eğer o (ölecek kişi), yakın kılınan (mukarreb olan)lardan ise
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فأما إن كان» الميت «من المقربين».
🌐 Türkçeye çevir
56:89 ▶ ⧉ ☆
فَرَوۡحࣱ وَرَيۡحَانࣱ وَجَنَّتُ نَعِيمࣲ
فَرَوْحٌۭ
(O'na) rahatlık (vardır)
وَرَيْحَانٌۭ
ve güzel rızık (vardır)
وَجَنَّتُ
ve cenneti (vardır)
Ali Bulaç Bu durumda rahatlık, güzel rızık ve nimetlerle donatılmış cennet (onundur)
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فروْح» أي فله استراحة «وريحان» رزق حسن «وجنة نعيم» وهل الجواب لأما أو لإن أو لهما؟ أقوال.
🌐 Türkçeye çevir
56:90 ▶ ⧉ ☆
وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنۡ أَصۡحَٰبِ ٱلۡيَمِينِ
أَصْحَـٰبِ
(the) companions
Ali Bulaç Ve eğer "Ashab-ı Yemin"den ise
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «وأما إن كان من أصحاب اليمين».
🌐 Türkçeye çevir
56:91 ▶ ⧉ ☆
فَسَلَٰمࣱ لَّكَ مِنۡ أَصۡحَٰبِ ٱلۡيَمِينِ
أَصْحَـٰبِ
(the) companions
Ali Bulaç Artık, "Ashab-ı Yemin"den selam sana
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فسلام لك» أي له السلامة من العذاب «من أصحاب اليمين» من جهة أنه منهم.
🌐 Türkçeye çevir
وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلۡمُكَذِّبِينَ ٱلضَّآلِّينَ
ٱلْمُكَذِّبِينَ
the deniers
Ali Bulaç Ve eğer o, yalanlayan sapıklardan ise
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «وأما إن كان من المكذبين الضالين».
🌐 Türkçeye çevir
فَنُزُلࣱ مِّنۡ حَمِيمࣲ
حَمِيمٍۢ
(the) scalding water
Ali Bulaç Artık (onun için) alabildiğine kaynar sudan bir şölen vardır
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) (فنزل من حميم) من إضافة الموصوف إلى صفته.
🌐 Türkçeye çevir
56:94 ▶ ⧉ ☆
وَتَصۡلِيَةُ جَحِيمٍ
وَتَصْلِيَةُ
ve atılma (vardır)
Ali Bulaç Ve çılgınca yanan ateşe bir atılma da
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) (وتصلية جحيم) من إضافة الموصوف إلى صفته.
🌐 Türkçeye çevir
56:95 ▶ ⧉ ☆
إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ حَقُّ ٱلۡيَقِينِ
Ali Bulaç Şüphesiz bu, kesin bilgi ifade eden bir gerçektir (Hakku'l-Yakin)
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «إن هذا لهو حق اليقين» من إضافة الموصوف إلى صفته.
🌐 Türkçeye çevir
فَسَبِّحۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلۡعَظِيمِ
فَسَبِّحْ
öyleyse tesbih et
Ali Bulaç Öyleyse büyük Rabbini ismiyle tesbih et
Tefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî) «فسبح باسم ربك العظيم» تقدم.
🌐 Türkçeye çevir
← Önceki Sonraki →