56. Al-Waaqia سُورَةُ الوَاقِعَةِ 📕 Mushaf görünümünde aç
▶ Sureyi dinle Okuyan: Mişarî Râşid el-Afâsî Mahmûd Halîl el-Hüsarî Muhammed Siddîk el-Minşâvî Ebû Bekr eş-Şâtırî Mâhir el-Muaykılî Alî el-Huzeyfî Her ayeti bir kez 2 kez 3 kez 5 kez 10 kez oku
إِذَا وَقَعَتِ ٱلۡوَاقِعَةُ
Süleyman Ateş Olacak vak'a olduğu (kıyamet koptuğu) zaman
لَيۡسَ لِوَقۡعَتِهَا كَاذِبَةٌ
لِوَقْعَتِهَا
onun oluşunu
Süleyman Ateş Onun oluşunu yalanlayacak yoktur
56:3 ▶ ⧉ ☆
خَافِضَةࣱ رَّافِعَةٌ
خَافِضَةٌۭ
o alçaltıcıdır;
Süleyman Ateş O alçaltıcı, yükselticidir (yerleri alt üst eder)
56:4 ▶ ⧉ ☆
إِذَا رُجَّتِ ٱلۡأَرۡضُ رَجࣰّ ا
رَجًّۭا
şiddetle sarsılarak
Süleyman Ateş Yer şiddetliesarsıldığı
56:5 ▶ ⧉ ☆
وَبُسَّتِ ٱلۡجِبَالُ بَسࣰّ ا
وَبُسَّتِ
ve serpildiği (zaman)
Süleyman Ateş Dağlar serpildikçe serpildiği
56:6 ▶ ⧉ ☆
فَكَانَتۡ هَبَآءࣰ مُّنۢبَثࣰّ ا
فَكَانَتْ
haline geldiği (zaman)
Süleyman Ateş Dağılan toz duman haline geldiği
56:7 ▶ ⧉ ☆
وَكُنتُمۡ أَزۡوَٰجࣰ ا ثَلَٰثَةࣰ
وَكُنتُمْ
ve sizler olduğunuz (zaman)
Süleyman Ateş Ve sizler üç sınıf olduğunuz zaman
56:8 ▶ ⧉ ☆
فَأَصۡحَٰبُ ٱلۡمَيۡمَنَةِ مَآ أَصۡحَٰبُ ٱلۡمَيۡمَنَةِ
Süleyman Ateş Sağın adamları (amel defterleri sağ tarafından verilenler), ne uğurlulardır onlar
56:9 ▶ ⧉ ☆
وَأَصۡحَٰبُ ٱلۡمَشۡـَٔمَةِ مَآ أَصۡحَٰبُ ٱلۡمَشۡـَٔمَةِ
Süleyman Ateş Solun adamları (amel defterleri sol tarafından verilenler), ne uğursuzlardır onlar
56:10 ▶ ⧉ ☆
وَٱلسَّٰبِقُونَ ٱلسَّٰبِقُونَ
وَٱلسَّـٰبِقُونَ
ve öne geçenler ise
ٱلسَّـٰبِقُونَ
öne geçenler
Süleyman Ateş Ve o sabıklar, sabıklar
56:11 ▶ ⧉ ☆
أُوْلَٰٓئِكَ ٱلۡمُقَرَّبُونَ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlardır
ٱلْمُقَرَّبُونَ
yaklaştırılanlar
Süleyman Ateş İşte, onlardır (Allah'a) yaklaştırılanlar
56:12 ▶ ⧉ ☆
فِي جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ
Süleyman Ateş Ni'met cennetlerinde
ثُلَّةࣱ مِّنَ ٱلۡأَوَّلِينَ
ثُلَّةٌۭ
çoğu bir ümmettir
ٱلْأَوَّلِينَ
the former (people)
Süleyman Ateş Çoğu öncekilerden
وَقَلِيلࣱ مِّنَ ٱلۡأٓخِرِينَ
ٱلْـَٔاخِرِينَ
the later (people)
Süleyman Ateş Birazı da sonrakilerden (olan bu insanlar)
عَلَىٰ سُرُرࣲ مَّوۡضُونَةࣲ
مَّوْضُونَةٍۢ
altın ve cevahirle işlenmiş
Süleyman Ateş Altın ve cevahirle işlenmiş tahtlar üzerindedirler
56:16 ▶ ⧉ ☆
مُّتَّكِـِٔينَ عَلَيۡهَا مُتَقَٰبِلِينَ
مُّتَّكِـِٔينَ
yaslanırlar
عَلَيْهَا
onların üzerinde
مُتَقَـٰبِلِينَ
karşılıklı
Süleyman Ateş Onların üzerinde karşılıklı yaslanırlar
56:17 ▶ ⧉ ☆
يَطُوفُ عَلَيۡهِمۡ وِلۡدَٰنࣱ مُّخَلَّدُونَ
مُّخَلَّدُونَ
ebedi yaşamağa erdirilmiş
Süleyman Ateş Çevrelerinde, ebedi yaşamağa erdirilmiş gençler dolaşır
بِأَكۡوَابࣲ وَأَبَارِيقَ وَكَأۡسࣲ مِّن مَّعِينࣲ
مِّن
kaynağından doldurulmuş
مَّعِينٍۢ
a flowing stream
Süleyman Ateş Akıp giden şarap kaynağından doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehlerle
لَّا يُصَدَّعُونَ عَنۡهَا وَلَا يُنزِفُونَ
يُصَدَّعُونَ
they will get headache
يُنزِفُونَ
akılları gidermeyen
Süleyman Ateş (Bir şarap ki) Ondan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir
56:20 ▶ ⧉ ☆
وَفَٰكِهَةࣲ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ
وَفَـٰكِهَةٍۢ
ve meyva(lar)
يَتَخَيَّرُونَ
beğendikleri
Süleyman Ateş Beğendikleri meyva(lar)
وَلَحۡمِ طَيۡرࣲ مِّمَّا يَشۡتَهُونَ
مِّمَّا
canlarının çektiği
Süleyman Ateş Canlarının çektiği kuş et(ler)i
56:22 ▶ ⧉ ☆
وَحُورٌ عِينࣱ
Süleyman Ateş İri gözlü huriler
56:23 ▶ ⧉ ☆
كَأَمۡثَٰلِ ٱللُّؤۡلُوِٕ ٱلۡمَكۡنُونِ
Süleyman Ateş Saklı inciler gibi
جَزَآءَۢ بِمَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ
Süleyman Ateş Yaptıklarına karşılık olarak
56:25 ▶ ⧉ ☆
لَا يَسۡمَعُونَ فِيهَا لَغۡوࣰ ا وَلَا تَأۡثِيمًا
يَسْمَعُونَ
they will hear
تَأْثِيمًا
günaha sokan bir laf
Süleyman Ateş Orada ne boş bir söz ve ne de günaha sokan bir laf işitirler
56:26 ▶ ⧉ ☆
إِلَّا قِيلࣰ ا سَلَٰمࣰ ا سَلَٰمࣰ ا
Süleyman Ateş Duydukları söz, yalnız "Selam, selam" dır
56:27 ▶ ⧉ ☆
وَأَصۡحَٰبُ ٱلۡيَمِينِ مَآ أَصۡحَٰبُ ٱلۡيَمِينِ
Süleyman Ateş Sağın adamları, nedir o sağın adamları
فِي سِدۡرࣲ مَّخۡضُودࣲ
Süleyman Ateş (Onlar) Dikensiz kirazlar
56:29 ▶ ⧉ ☆
وَطَلۡحࣲ مَّنضُودࣲ
مَّنضُودٍۢ
meyvaları dizili
Süleyman Ateş (Kökünden tepesine kadar) meyva dizili muzlar
56:30 ▶ ⧉ ☆
وَظِلࣲّ مَّمۡدُودࣲ
Süleyman Ateş Uzamış gölge(ler)
56:31 ▶ ⧉ ☆
وَمَآءࣲ مَّسۡكُوبࣲ
Süleyman Ateş Fışkıran sular
56:32 ▶ ⧉ ☆
وَفَٰكِهَةࣲ كَثِيرَةࣲ
Süleyman Ateş Pek çok mevya arasında
لَّا مَقۡطُوعَةࣲ وَلَا مَمۡنُوعَةࣲ
مَمْنُوعَةٍۢ
yasaklanmayan
Süleyman Ateş Tükenmeyen ve yasaklanmayan
56:34 ▶ ⧉ ☆
وَفُرُشࣲ مَّرۡفُوعَةٍ
وَفُرُشٍۢ
ve döşekler (üstündedirler)
Süleyman Ateş Ve yükseltilmiş döşekler üstündedirler
56:35 ▶ ⧉ ☆
إِنَّآ أَنشَأۡنَٰهُنَّ إِنشَآءࣰ
أَنشَأْنَـٰهُنَّ
kadınları inşa' etmişizdir
إِنشَآءًۭ
(yeni bir) inşa' ile
Süleyman Ateş Biz (oradaki) kadınları da yeniden bir güzel inşa' etmişiz
56:36 ▶ ⧉ ☆
فَجَعَلۡنَٰهُنَّ أَبۡكَارًا
فَجَعَلْنَـٰهُنَّ
onları yapmışızdır
Süleyman Ateş Onları bakireler yapmışızdır
56:37 ▶ ⧉ ☆
عُرُبًا أَتۡرَابࣰ ا
Süleyman Ateş Hep yaşıt sevgililer
56:38 ▶ ⧉ ☆
لِّأَصۡحَٰبِ ٱلۡيَمِينِ
لِّأَصْحَـٰبِ
adamları için
Süleyman Ateş Sağın adamları için
ثُلَّةࣱ مِّنَ ٱلۡأَوَّلِينَ
ٱلْأَوَّلِينَ
the former people
Süleyman Ateş (Bu sağcıların) Bir bölümü öncekilerdendir
وَثُلَّةࣱ مِّنَ ٱلۡأٓخِرِينَ
ٱلْـَٔاخِرِينَ
the later people
Süleyman Ateş Bir bölümü de sonrakilerdendir
56:41 ▶ ⧉ ☆
وَأَصۡحَٰبُ ٱلشِّمَالِ مَآ أَصۡحَٰبُ ٱلشِّمَالِ
Süleyman Ateş Solun adamları (amel defterleri, sol tarafından verilenler), nedir o solcular
56:42 ▶ ⧉ ☆
فِي سَمُومࣲ وَحَمِيمࣲ
سَمُومٍۢ
iliklere işleyen bir ateş
Süleyman Ateş (Onlar) Delikçiklere işleyen bir ateş ve kaynar su içinde
56:43 ▶ ⧉ ☆
وَظِلࣲّ مِّن يَحۡمُومࣲ
Süleyman Ateş Kara dumandan bir gölge altında
56:44 ▶ ⧉ ☆
لَّا بَارِدࣲ وَلَا كَرِيمٍ
Süleyman Ateş Ki ne serindir, ne faydalı
56:45 ▶ ⧉ ☆
إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَبۡلَ ذَٰلِكَ مُتۡرَفِينَ
مُتْرَفِينَ
varlık içinde şımartılmış
Süleyman Ateş Çünkü onlar bundan önce varlık içinde şımartılmışlardı
56:46 ▶ ⧉ ☆
وَكَانُواْ يُصِرُّونَ عَلَى ٱلۡحِنثِ ٱلۡعَظِيمِ
Süleyman Ateş Büyük günahı işlemekte ısrar ediyorlardı
56:47 ▶ ⧉ ☆
وَكَانُواْ يَقُولُونَ أَئِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابࣰ ا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ
وَعِظَـٰمًا
ve kemik yığını
لَمَبْعُوثُونَ
bir daha diriltileceğiz
Süleyman Ateş Ve diyorlardı ki: "Biz öldükten, toprak ve kemik yığını olduktan sonra, biz mi bir daha diriltileceğiz
56:48 ▶ ⧉ ☆
أَوَءَابَآؤُنَا ٱلۡأَوَّلُونَ
أَوَءَابَآؤُنَا
atalarımız da mı?
Süleyman Ateş Önceki atalarımız da mı
56:49 ▶ ⧉ ☆
قُلۡ إِنَّ ٱلۡأَوَّلِينَ وَٱلۡأٓخِرِينَ
ٱلْأَوَّلِينَ
öncekiler de
وَٱلْـَٔاخِرِينَ
ve sonrakiler de
Süleyman Ateş De ki: "Öncekiler de sonrakiler de
56:50 ▶ ⧉ ☆
لَمَجۡمُوعُونَ إِلَىٰ مِيقَٰتِ يَوۡمࣲ مَّعۡلُومࣲ
لَمَجْمُوعُونَ
mutlaka toplanacaklardır
Süleyman Ateş Belli bir günün buluşma vakti için mutlaka toplanacaklardır
ثُمَّ إِنَّكُمۡ أَيُّهَا ٱلضَّآلُّونَ ٱلۡمُكَذِّبُونَ
ٱلْمُكَذِّبُونَ
yalanlayıcılar
Süleyman Ateş Sonra siz de, ey sapık yalanlayıcılar (o zaman toplanacaksınız)
لَأٓكِلُونَ مِن شَجَرࣲ مِّن زَقُّومࣲ
لَـَٔاكِلُونَ
mutlaka yiyecekler
Süleyman Ateş (Suçlular) Mutlaka bir Zakkum ağacından yiyecekler
56:53 ▶ ⧉ ☆
فَمَالِـُٔونَ مِنۡهَا ٱلۡبُطُونَ
فَمَالِـُٔونَ
dolduracaklar
Süleyman Ateş Onunla karınları(nı) dolduracaklar
56:54 ▶ ⧉ ☆
فَشَٰرِبُونَ عَلَيۡهِ مِنَ ٱلۡحَمِيمِ
فَشَـٰرِبُونَ
sonra içecekler
ٱلْحَمِيمِ
the scalding water
Süleyman Ateş Üzerine de kaynar su içeceklerdir
56:55 ▶ ⧉ ☆
فَشَٰرِبُونَ شُرۡبَ ٱلۡهِيمِ
فَشَـٰرِبُونَ
ve içecekler
Süleyman Ateş Susuzluk hastalığına tutulmuş develerin içişi gibi içeceklerdir
56:56 ▶ ⧉ ☆
هَٰذَا نُزُلُهُمۡ يَوۡمَ ٱلدِّينِ
نُزُلُهُمْ
onların ağırlanışı
Süleyman Ateş İşte ceza gününde onların ağırlanışı böyledir
56:57 ▶ ⧉ ☆
نَحۡنُ خَلَقۡنَٰكُمۡ فَلَوۡلَا تُصَدِّقُونَ
خَلَقْنَـٰكُمْ
sizi yarattık
Süleyman Ateş Biz sizi yarattık; doğrulamanız gerekmez mi
56:58 ▶ ⧉ ☆
أَفَرَءَيۡتُم مَّا تُمۡنُونَ
أَفَرَءَيْتُم
gördünüz mü?
Süleyman Ateş Akıttığınız meniyi gördünüz mü
56:59 ▶ ⧉ ☆
ءَأَنتُمۡ تَخۡلُقُونَهُۥٓ أَمۡ نَحۡنُ ٱلۡخَٰلِقُونَ
تَخْلُقُونَهُۥٓ
onu yaratıyorsunuz
ٱلْخَـٰلِقُونَ
yaratıcılar
Süleyman Ateş Siz mi onu yaratıyorsunuz, yoksa yaratıcılar biz miyiz
نَحۡنُ قَدَّرۡنَا بَيۡنَكُمُ ٱلۡمَوۡتَ وَمَا نَحۡنُ بِمَسۡبُوقِينَ
بِمَسْبُوقِينَ
önümüze geçilmiş
Süleyman Ateş Aranızda ölümü takdir eden biziz ve bizim önümüze geçilmiş değildir (kimse ölüme engel olamaz)
56:61 ▶ ⧉ ☆
عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ أَمۡثَٰلَكُمۡ وَنُنشِئَكُمۡ فِي مَا لَا تَعۡلَمُونَ
نُّبَدِّلَ
sizin yerinize getirelim
أَمْثَـٰلَكُمْ
benzerlerinizi
وَنُنشِئَكُمْ
ve sizi yeniden inşa' edelim
Süleyman Ateş (Size böyle ölümü takdir ettik) Ki sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi, bilmediğiniz bir biçimde yeniden inşa' edelim
وَلَقَدۡ عَلِمۡتُمُ ٱلنَّشۡأَةَ ٱلۡأُولَىٰ فَلَوۡلَا تَذَكَّرُونَ
فَلَوْلَا
düşünüp ibret almazmısınız?
تَذَكَّرُونَ
you take heed
Süleyman Ateş Andolsun, ilk yaratmayı bildiniz, (bunu) düşünüp ibret almanız gerekmez mi
56:63 ▶ ⧉ ☆
أَفَرَءَيۡتُم مَّا تَحۡرُثُونَ
أَفَرَءَيْتُم
gördünüz mü?
Süleyman Ateş Ektiğinizi gördünüz mü
56:64 ▶ ⧉ ☆
ءَأَنتُمۡ تَزۡرَعُونَهُۥٓ أَمۡ نَحۡنُ ٱلزَّٰرِعُونَ
تَزْرَعُونَهُۥٓ
onu bitiyorsunuz
Süleyman Ateş Siz mi onu bitiyorsunuz, yoksa bitirenler biz miyiz
56:65 ▶ ⧉ ☆
لَوۡ نَشَآءُ لَجَعَلۡنَٰهُ حُطَٰمࣰ ا فَظَلۡتُمۡ تَفَكَّهُونَ
لَجَعَلْنَـٰهُ
onu yapardık
Süleyman Ateş Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık, sızlanıp dururdunuz
56:66 ▶ ⧉ ☆
إِنَّا لَمُغۡرَمُونَ
Süleyman Ateş Biz borçlandık, (yaptığmız masraflar boşa gitti)
بَلۡ نَحۡنُ مَحۡرُومُونَ
مَحْرُومُونَ
yoksun bırakıldık
Süleyman Ateş Doğrusu, biz yoksun bırakıldık! (derdiniz)
56:68 ▶ ⧉ ☆
أَفَرَءَيۡتُمُ ٱلۡمَآءَ ٱلَّذِي تَشۡرَبُونَ
أَفَرَءَيْتُمُ
baktınız mı?
Süleyman Ateş İçtiğiniz suya baktınız mı
ءَأَنتُمۡ أَنزَلۡتُمُوهُ مِنَ ٱلۡمُزۡنِ أَمۡ نَحۡنُ ٱلۡمُنزِلُونَ
أَنزَلْتُمُوهُ
onu indirdiniz
Süleyman Ateş Siz mi onu buluttan indirdiniz, yoksa indirenler biz miyiz
56:70 ▶ ⧉ ☆
لَوۡ نَشَآءُ جَعَلۡنَٰهُ أُجَاجࣰ ا فَلَوۡلَا تَشۡكُرُونَ
فَلَوْلَا
şüketmezmisiniz?
تَشْكُرُونَ
then why are you not grateful
Süleyman Ateş Dileseydik onu tuzlu yapardık. Şüketmeniz gerekmez mi
56:71 ▶ ⧉ ☆
أَفَرَءَيۡتُمُ ٱلنَّارَ ٱلَّتِي تُورُونَ
أَفَرَءَيْتُمُ
gördünüz mü?
Süleyman Ateş (İki dalı birbirine sürterek) Çıkardığınız ateşi gördünüz mü
56:72 ▶ ⧉ ☆
ءَأَنتُمۡ أَنشَأۡتُمۡ شَجَرَتَهَآ أَمۡ نَحۡنُ ٱلۡمُنشِـُٔونَ
Süleyman Ateş Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratanlar biz miyiz
56:73 ▶ ⧉ ☆
نَحۡنُ جَعَلۡنَٰهَا تَذۡكِرَةࣰ وَمَتَٰعࣰ ا لِّلۡمُقۡوِينَ
لِّلْمُقْوِينَ
çölden gelip geçenlere
Süleyman Ateş Biz onu bir ibret ve çölden gelip geçenlere bir fayda yaptık
فَسَبِّحۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلۡعَظِيمِ
Süleyman Ateş Öyleyse büyük Rabbinin adını yücelt
56:75 ▶ ⧉ ☆
۞فَلَآ أُقۡسِمُ بِمَوَٰقِعِ ٱلنُّجُومِ
Süleyman Ateş Yoo, yıldızların yerlerine yemin ederim
وَإِنَّهُۥ لَقَسَمࣱ لَّوۡ تَعۡلَمُونَ عَظِيمٌ
Süleyman Ateş Bilirseniz, bu büyük bir yemindir
56:77 ▶ ⧉ ☆
إِنَّهُۥ لَقُرۡءَانࣱ كَرِيمࣱ
لَقُرْءَانٌۭ
kesinlikle bir Kur'an'dır
Süleyman Ateş O, elbette değerli bir Kur'an'dır
56:78 ▶ ⧉ ☆
فِي كِتَٰبࣲ مَّكۡنُونࣲ
Süleyman Ateş Saklı bir Kitaptadır
لَّا يَمَسُّهُۥٓ إِلَّا ٱلۡمُطَهَّرُونَ
ٱلْمُطَهَّرُونَ
temizlerden
Süleyman Ateş Ki ona temizlerden başkası dokunmaz
56:80 ▶ ⧉ ☆
تَنزِيلࣱ مِّن رَّبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ
Süleyman Ateş Alemlerin Rabbinden indirilmiştir
أَفَبِهَٰذَا ٱلۡحَدِيثِ أَنتُم مُّدۡهِنُونَ
أَفَبِهَـٰذَا
şimdi bunu mu?
مُّدْهِنُونَ
küçümsüyorsunuz
Süleyman Ateş Şimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz
وَتَجۡعَلُونَ رِزۡقَكُمۡ أَنَّكُمۡ تُكَذِّبُونَ
وَتَجْعَلُونَ
ve kılıyorsunuz?
تُكَذِّبُونَ
yalanlamanızdan (ibaret)
Süleyman Ateş (Kur'an'dan istifade edeceğiniz yerde) Rızkınızı, yalanlamanızdan ibaret mi kılıyorsunuz (sizin ondan elde ettiğiniz nasib, sadece onu yalanlamanız mıdır)
فَلَوۡلَآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلۡحُلۡقُومَ
Süleyman Ateş Ya can boğaza dayandığı zaman
56:84 ▶ ⧉ ☆
وَأَنتُمۡ حِينَئِذࣲ تَنظُرُونَ
تَنظُرُونَ
bakıp durursunuz
Süleyman Ateş Ki siz de o zaman (can çekişen kimseye) bakıp durursunuz
وَنَحۡنُ أَقۡرَبُ إِلَيۡهِ مِنكُمۡ وَلَٰكِن لَّا تُبۡصِرُونَ
تُبْصِرُونَ
you (do) not see
Süleyman Ateş Biz ona sizden daha yakınız, fakat siz görmezsiniz
فَلَوۡلَآ إِن كُنتُمۡ غَيۡرَ مَدِينِينَ
غَيْرَ
cezalandırılmayacak
مَدِينِينَ
to be recompensed
Süleyman Ateş Eğer (öldükten sonra) cezalandırılmayacaksanız
56:87 ▶ ⧉ ☆
تَرۡجِعُونَهَآ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ
تَرْجِعُونَهَآ
onu geri döndürsenize
Süleyman Ateş (Bu sözünüzde doğru iseniz) o(çıkmakta olan ca)nı geri döndürsenize
فَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلۡمُقَرَّبِينَ
ٱلْمُقَرَّبِينَ
those brought near
Süleyman Ateş (O can, Allah'a) Yaklaştırılanlardan ise
56:89 ▶ ⧉ ☆
فَرَوۡحࣱ وَرَيۡحَانࣱ وَجَنَّتُ نَعِيمࣲ
فَرَوْحٌۭ
(O'na) rahatlık (vardır)
وَرَيْحَانٌۭ
ve güzel rızık (vardır)
وَجَنَّتُ
ve cenneti (vardır)
Süleyman Ateş O'na rahatlık, güzel rızık ve ni'met cenneti var
56:90 ▶ ⧉ ☆
وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنۡ أَصۡحَٰبِ ٱلۡيَمِينِ
أَصْحَـٰبِ
(the) companions
Süleyman Ateş Eğer sağcılardan (amel defteri sağ tarafından verilenlerden) ise
56:91 ▶ ⧉ ☆
فَسَلَٰمࣱ لَّكَ مِنۡ أَصۡحَٰبِ ٱلۡيَمِينِ
أَصْحَـٰبِ
(the) companions
Süleyman Ateş (Ey sağcı) Sana sağcılardan selam var
وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلۡمُكَذِّبِينَ ٱلضَّآلِّينَ
ٱلْمُكَذِّبِينَ
the deniers
Süleyman Ateş Ama yalanlayıcı sapıklardan ise
فَنُزُلࣱ مِّنۡ حَمِيمࣲ
حَمِيمٍۢ
(the) scalding water
Süleyman Ateş Kaynar sudan bir ziyafet
56:94 ▶ ⧉ ☆
وَتَصۡلِيَةُ جَحِيمٍ
وَتَصْلِيَةُ
ve atılma (vardır)
Süleyman Ateş Ve cehenneme atılma var
56:95 ▶ ⧉ ☆
إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ حَقُّ ٱلۡيَقِينِ
Süleyman Ateş Kesin gerçek budur işte
فَسَبِّحۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلۡعَظِيمِ
فَسَبِّحْ
öyleyse tesbih et
Süleyman Ateş Öyleyse büyük Rabbinin adını tesbih et (O'nu, kendisine layık olmayan sıfatlardan tenzih eyle)
← Önceki Sonraki →