56. Al-Waaqia سُورَةُ الوَاقِعَةِ
Yusuf AliWhen the Event inevitable cometh to pass
Saheeh InternationalWhen the Occurrence occurs
Diyanet İşleri MealiKıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır
Yusuf AliThen will no (soul) entertain falsehood concerning its coming
Saheeh InternationalThere is, at its occurrence, no denial
Diyanet İşleri MealiKıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır
Yusuf Ali(Many) will it bring low; (many) will it exalt
Saheeh InternationalIt will bring down [some] and raise up [others]
Diyanet İşleri MealiKıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır
Yusuf AliWhen the earth shall be shaken to its depths
Saheeh InternationalWhen the earth is shaken with convulsion
Diyanet İşleri MealiEy insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz
Yusuf AliAnd the mountains shall be crumbled to atoms
Saheeh InternationalAnd the mountains are broken down, crumbling
Diyanet İşleri MealiEy insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz
Yusuf AliBecoming dust scattered abroad
Saheeh InternationalAnd become dust dispersing
Diyanet İşleri MealiEy insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz
Yusuf AliAnd ye shall be sorted out into three classes
Saheeh InternationalAnd you become [of] three kinds
Diyanet İşleri MealiEy insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz
Yusuf AliThen (there will be) the Companions of the Right Hand;- What will be the Companions of the Right Hand
Saheeh InternationalThen the companions of the right - what are the companions of the right
Diyanet İşleri Mealiİyi işler işlediklerini belirtmek için, amel defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara
Yusuf AliAnd the Companions of the Left Hand,- what will be the Companions of the Left Hand
Saheeh InternationalAnd the companions of the left - what are the companions of the left
Diyanet İşleri MealiKötülük işlediklerini belirtmek üzere, amel defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara
Yusuf AliAnd those Foremost (in Faith) will be Foremost (in the Hereafter)
Saheeh InternationalAnd the forerunners, the forerunners
Diyanet İşleri Mealiİyilik işlemekte önde olanlar, karşılıklarını almakta da önde olanlardır
Yusuf AliThese will be those Nearest to God
Saheeh InternationalThose are the ones brought near [to Allah]
Diyanet İşleri MealiNaim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır
Yusuf AliIn Gardens of Bliss
Saheeh InternationalIn the Gardens of Pleasure
Diyanet İşleri MealiNaim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır
Yusuf AliA number of people from those of old
Saheeh InternationalA [large] company of the former peoples
Diyanet İşleri MealiOnların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir
Yusuf AliAnd a few from those of later times
Saheeh InternationalAnd a few of the later peoples
Diyanet İşleri MealiOnların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir
Yusuf Ali(They will be) on Thrones encrusted (with gold and precious stones)
Saheeh InternationalOn thrones woven [with ornament]
Diyanet İşleri MealiMücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar
Yusuf AliReclining on them, facing each other
Saheeh InternationalReclining on them, facing each other
Diyanet İşleri MealiMücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar
Yusuf AliRound about them will (serve) youths of perpetual (freshness)
Saheeh InternationalThere will circulate among them young boys made eternal
Diyanet İşleri MealiÖlümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar
Yusuf AliWith goblets, (shining) beakers, and cups (filled) out of clear-flowing fountains
Saheeh InternationalWith vessels, pitchers and a cup [of wine] from a flowing spring
Diyanet İşleri MealiÖlümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar
Yusuf AliNo after-ache will they receive therefrom, nor will they suffer intoxication
Saheeh InternationalNo headache will they have therefrom, nor will they be intoxicated
Diyanet İşleri MealiÖlümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar
Yusuf AliAnd with fruits, any that they may select
Saheeh InternationalAnd fruit of what they select
Diyanet İşleri MealiÖlümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar
Yusuf AliAnd the flesh of fowls, any that they may desire
Saheeh InternationalAnd the meat of fowl, from whatever they desire
Diyanet İşleri MealiÖlümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar
Yusuf AliAnd (there will be) Companions with beautiful, big, and lustrous eyes
Saheeh InternationalAnd [for them are] fair women with large, [beautiful] eyes
Diyanet İşleri Mealiİşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar
Yusuf AliLike unto Pearls well-guarded
Saheeh InternationalThe likenesses of pearls well-protected
Diyanet İşleri Mealiİşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar
Yusuf AliA Reward for the deeds of their past (life)
Saheeh InternationalAs reward for what they used to do
Diyanet İşleri Mealiİşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar
Yusuf AliNot frivolity will they hear therein, nor any taint of ill
Saheeh InternationalThey will not hear therein ill speech or commission of sin
Diyanet İşleri MealiSadece selama karşılık selam sözü işitirler
Yusuf AliOnly the saying, "Peace! Peace
Saheeh InternationalOnly a saying: "Peace, peace
Diyanet İşleri MealiDefterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara
Yusuf AliThe Companions of the Right Hand,- what will be the Companions of the Right Hand
Saheeh InternationalThe companions of the right - what are the companions of the right
Diyanet İşleri MealiOnlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
Yusuf Ali(They will be) among Lote-trees without thorns
Saheeh International[They will be] among lote trees with thorns removed
Diyanet İşleri MealiOnlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
Yusuf AliAmong Talh trees with flowers (or fruits) piled one above another
Saheeh InternationalAnd [banana] trees layered [with fruit]
Diyanet İşleri MealiOnlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
Yusuf AliIn shade long-extended
Saheeh InternationalAnd shade extended
Diyanet İşleri MealiOnlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
Yusuf AliBy water flowing constantly
Saheeh InternationalAnd water poured out
Diyanet İşleri MealiOnlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
Yusuf AliAnd fruit in abundance
Saheeh InternationalAnd fruit, abundant [and varied]
Diyanet İşleri MealiOnlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
Yusuf AliWhose season is not limited, nor (supply) forbidden
Saheeh InternationalNeither limited [to season] nor forbidden
Diyanet İşleri MealiOnlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
Yusuf AliAnd on Thrones (of Dignity), raised high
Saheeh InternationalAnd [upon] beds raised high
Diyanet İşleri MealiOnlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
Yusuf AliWe have created (their Companions) of special creation
Saheeh InternationalIndeed, We have produced the women of Paradise in a [new] creation
Diyanet İşleri MealiBiz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır
Yusuf AliAnd made them virgin - pure (and undefiled)
Saheeh InternationalAnd made them virgins
Diyanet İşleri MealiBiz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır
Yusuf AliBeloved (by nature), equal in age
Saheeh InternationalDevoted [to their husbands] and of equal age
Diyanet İşleri MealiBiz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır
Yusuf AliFor the Companions of the Right Hand
Saheeh InternationalFor the companions of the right [who are]
Diyanet İşleri MealiBiz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır
Yusuf AliA (goodly) number from those of old
Saheeh InternationalA company of the former peoples
Diyanet İşleri MealiBunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir
Yusuf AliAnd a (goodly) number from those of later times
Saheeh InternationalAnd a company of the later peoples
Diyanet İşleri MealiBunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir
Yusuf AliThe Companions of the Left Hand,- what will be the Companions of the Left Hand
Saheeh InternationalAnd the companions of the left - what are the companions of the left
Diyanet İşleri MealiDefterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara
Yusuf Ali(They will be) in the midst of a Fierce Blast of Fire and in Boiling Water
Saheeh International[They will be] in scorching fire and scalding water
Diyanet İşleri Mealiİnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar
Yusuf AliAnd in the shades of Black Smoke
Saheeh InternationalAnd a shade of black smoke
Diyanet İşleri Mealiİnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar
Yusuf AliNothing (will there be) to refresh, nor to please
Saheeh InternationalNeither cool nor beneficial
Diyanet İşleri Mealiİnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar
Yusuf AliFor that they were wont to be indulged, before that, in wealth (and luxury)
Saheeh InternationalIndeed they were, before that, indulging in affluence
Diyanet İşleri MealiÇünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı
Yusuf AliAnd persisted obstinately in wickedness supreme
Saheeh InternationalAnd they used to persist in the great violation
Diyanet İşleri MealiÇünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı
Yusuf AliAnd they used to say, "What! when we die and become dust and bones, shall we then indeed be raised up again
Saheeh InternationalAnd they used to say, "When we die and become dust and bones, are we indeed to be resurrected
Diyanet İşleri MealiŞöyle söylerlerdi: "Öldüğümüzde, toprak ve kemik yığını olduğumuzda mı, biz mi tekrar dirileceğiz
Yusuf Ali(We) and our fathers of old
Saheeh InternationalAnd our forefathers [as well]
Diyanet İşleri MealiÖnce gelip geçmiş babalarımız da mı
Yusuf AliSay: "Yea, those of old and those of later times
Saheeh InternationalSay, [O Muhammad], "Indeed, the former and the later peoples
Diyanet İşleri MealiDe ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır
Yusuf AliAll will certainly be gathered together for the meeting appointed for a Day well-known
Saheeh InternationalAre to be gathered together for the appointment of a known Day
Diyanet İşleri MealiDe ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır
Yusuf AliThen will ye truly,- O ye that go wrong, and treat (Truth) as Falsehood
Saheeh InternationalThen indeed you, O those astray [who are] deniers
Diyanet İşleri MealiSonra, siz ey sapıklar, yalanlayanlar
Yusuf AliYe will surely taste of the Tree of Zaqqum
Saheeh InternationalWill be eating from trees of zaqqum
Diyanet İşleri MealiDoğrusu bir zakkum ağacından yiyeceksiniz
Yusuf AliThen will ye fill your insides therewith
Saheeh InternationalAnd filling with it your bellies
Diyanet İşleri MealiKarınlarınızı onunla dolduracaksınız
Yusuf AliAnd drink Boiling Water on top of it
Saheeh InternationalAnd drinking on top of it from scalding water
Diyanet İşleri MealiOnun üzerine kaynar su içeceksiniz
Yusuf AliIndeed ye shall drink like diseased camels raging with thirst
Saheeh InternationalAnd will drink as the drinking of thirsty camels
Diyanet İşleri MealiHem de susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz
Yusuf AliSuch will be their entertainment on the Day of Requital
Saheeh InternationalThat is their accommodation on the Day of Recompense
Diyanet İşleri Mealiİşte onlara, ceza günü sunulacak konukluk budur
Yusuf AliIt is We Who have created you: why will ye not witness the Truth
Saheeh InternationalWe have created you, so why do you not believe
Diyanet İşleri MealiSizi yaratan Biziz; hala tasdik etmez misiniz
Yusuf AliDo ye then see?- The (human Seed) that ye throw out
Saheeh InternationalHave you seen that which you emit
Diyanet İşleri MealiSöyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız
Yusuf AliIs it ye who create it, or are We the Creators
Saheeh InternationalIs it you who creates it, or are We the Creator
Diyanet İşleri MealiSöyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız
Yusuf AliWe have decreed Death to be your common lot, and We are not to be frustrated
Saheeh InternationalWe have decreed death among you, and We are not to be outdone
Diyanet İşleri MealiÖlümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez
Yusuf Alifrom changing your Forms and creating you (again) in (forms) that ye know not
Saheeh InternationalIn that We will change your likenesses and produce you in that [form] which you do not know
Diyanet İşleri MealiÖlümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez
Yusuf AliAnd ye certainly know already the first form of creation: why then do ye not celebrate His praises
Saheeh InternationalAnd you have already known the first creation, so will you not remember
Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, ilk yaratmayı bilirsiniz, yine de düşünmez misiniz
Yusuf AliSee ye the seed that ye sow in the ground
Saheeh InternationalAnd have you seen that [seed] which you sow
Diyanet İşleri MealiSöyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz
Yusuf AliIs it ye that cause it to grow, or are We the Cause
Saheeh InternationalIs it you who makes it grow, or are We the grower
Diyanet İşleri MealiSöyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz
Yusuf AliWere it Our Will, We could crumble it to dry powder, and ye would be left in wonderment
Saheeh InternationalIf We willed, We could make it [dry] debris, and you would remain in wonder
Diyanet İşleri MealiDilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık
Yusuf Ali(Saying), "We are indeed left with debts (for nothing)
Saheeh International[Saying], "Indeed, we are [now] in debt
Diyanet İşleri MealiDilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık
Yusuf AliIndeed are we shut out (of the fruits of our labour)
Saheeh InternationalRather, we have been deprived
Diyanet İşleri MealiDilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık
Yusuf AliSee ye the water which ye drink
Saheeh InternationalAnd have you seen the water that you drink
Diyanet İşleri MealiSöyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz
Yusuf AliDo ye bring it down (in rain) from the cloud or do We
Saheeh InternationalIs it you who brought it down from the clouds, or is it We who bring it down
Diyanet İşleri MealiSöyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz
Yusuf AliWere it Our Will, We could make it salt (and unpalatable): then why do ye not give thanks
Saheeh InternationalIf We willed, We could make it bitter, so why are you not grateful
Diyanet İşleri MealiDileseydik onu acılaştırırdık; hala şükretmez misiniz
Yusuf AliSee ye the Fire which ye kindle
Saheeh InternationalAnd have you seen the fire that you ignite
Diyanet İşleri MealiSöyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz
Yusuf AliIs it ye who grow the tree which feeds the fire, or do We grow it
Saheeh InternationalIs it you who produced its tree, or are We the producer
Diyanet İşleri MealiSöyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz
Yusuf AliWe have made it a memorial (of Our handiwork), and an article of comfort and convenience for the denizens of deserts
Saheeh InternationalWe have made it a reminder and provision for the travelers
Diyanet İşleri MealiBiz onu bir ibret ve çölde konaklayanlar için yararlı kıldık
Yusuf AliThen celebrate with praises the name of thy Lord, the Supreme
Saheeh InternationalSo exalt the name of your Lord, the Most Great
Diyanet İşleri MealiÖyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et
Yusuf AliFurthermore I call to witness the setting of the Stars
Saheeh InternationalThen I swear by the setting of the stars
Diyanet İşleri MealiHayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz
Yusuf AliAnd that is indeed a mighty adjuration if ye but knew
Saheeh InternationalAnd indeed, it is an oath - if you could know - [most] great
Diyanet İşleri MealiHayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz
Yusuf AliThat this is indeed a qur'an Most Honourable
Saheeh InternationalIndeed, it is a noble Qur'an
Diyanet İşleri MealiDoğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir
Yusuf AliIn Book well-guarded
Saheeh InternationalIn a Register well-protected
Diyanet İşleri MealiDoğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir
Yusuf AliWhich none shall touch but those who are clean
Saheeh InternationalNone touch it except the purified
Diyanet İşleri MealiDoğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir
Yusuf AliA Revelation from the Lord of the Worlds
Saheeh International[It is] a revelation from the Lord of the worlds
Diyanet İşleri MealiDoğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir
Yusuf AliIs it such a Message that ye would hold in light esteem
Saheeh InternationalThen is it to this statement that you are indifferent
Diyanet İşleri MealiSiz bu sözü mü hor görüyorsunuz
Yusuf AliAnd have ye made it your livelihood that ye should declare it false
Saheeh InternationalAnd make [the thanks for] your provision that you deny [the Provider]
Diyanet İşleri MealiRızkınıza şükredeceğiniz yere onu vereni mi yalanlıyorsunuz
Yusuf AliThen why do ye not (intervene) when (the soul of the dying man) reaches the throat
Saheeh InternationalThen why, when the soul at death reaches the throat
Diyanet İşleri MealiKişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz
Yusuf AliAnd ye the while (sit) looking on
Saheeh InternationalAnd you are at that time looking on
Diyanet İşleri MealiKişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz
Yusuf AliBut We are nearer to him than ye, and yet see not
Saheeh InternationalAnd Our angels are nearer to him than you, but you do not see
Diyanet İşleri MealiKişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz
Yusuf AliThen why do ye not,- If you are exempt from (future) account
Saheeh InternationalThen why do you not, if you are not to be recompensed
Diyanet İşleri MealiSiz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize
Yusuf AliCall back the soul, if ye are true (in the claim of independence)
Saheeh InternationalBring it back, if you should be truthful
Diyanet İşleri MealiSiz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize
Yusuf AliThus, then, if he be of those Nearest to God
Saheeh InternationalAnd if the deceased was of those brought near to Allah
Diyanet İşleri MealiEğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur
Yusuf Ali(There is for him) Rest and Satisfaction, and a Garden of Delights
Saheeh InternationalThen [for him is] rest and bounty and a garden of pleasure
Diyanet İşleri MealiEğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur
Yusuf AliAnd if he be of the Companions of the Right Hand
Saheeh InternationalAnd if he was of the companions of the right
Diyanet İşleri MealiEğer defteri sağdan verilenlerden ise
Yusuf Ali(For him is the salutation), "Peace be unto thee", from the Companions of the Right Hand
Saheeh InternationalThen [the angels will say], "Peace for you; [you are] from the companions of the right
Diyanet İşleri MealiEy sağcılardan olan kişi, sana selam olsun!" denir
Yusuf AliAnd if he be of those who treat (Truth) as Falsehood, who go wrong
Saheeh InternationalBut if he was of the deniers [who were] astray
Diyanet İşleri MealiEğer, sapık yalancılardan ise
Yusuf AliFor him is Entertainment with Boiling Water
Saheeh InternationalThen [for him is] accommodation of scalding water
Diyanet İşleri MealiOna kaynar sudan konukluk sunulur
Yusuf AliAnd burning in Hell-Fire
Saheeh InternationalAnd burning in Hellfire
Diyanet İşleri MealiCehenneme sokulur
Yusuf AliVerily, this is the Very Truth and Certainly
Saheeh InternationalIndeed, this is the true certainty
Diyanet İşleri MealiDoğrusu kesin gerçek budur
Yusuf AliSo celebrate with praises the name of thy Lord, the Supreme
Saheeh InternationalSo exalt the name of your Lord, the Most Great
Diyanet İşleri MealiÖyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et