56. Al-Waaqia سُورَةُ الوَاقِعَةِ
Diyanet İşleri MealiKıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır
Saheeh InternationalWhen the Occurrence occurs
Yusuf AliWhen the Event inevitable cometh to pass
«إذا وقعت الواقعة» قامت القيامة.
Diyanet İşleri MealiKıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır
Saheeh InternationalThere is, at its occurrence, no denial
Yusuf AliThen will no (soul) entertain falsehood concerning its coming
«ليس لوقعتها كاذبة» نفس تكذب بأن تنفيها كما نفتها في الدنيا.
Diyanet İşleri MealiKıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır
Saheeh InternationalIt will bring down [some] and raise up [others]
Yusuf Ali(Many) will it bring low; (many) will it exalt
«خافضة رافعة» أي هي مظهرة لخفض أقوام بدخولهم النار ولرفع آخرين بدخولهم الجنة.
Diyanet İşleri MealiEy insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz
Saheeh InternationalWhen the earth is shaken with convulsion
Yusuf AliWhen the earth shall be shaken to its depths
«إذا رجت الأرض رجا» حركت حركة شديدة.
Diyanet İşleri MealiEy insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz
Saheeh InternationalAnd the mountains are broken down, crumbling
Yusuf AliAnd the mountains shall be crumbled to atoms
«وبست الجبال بسا» فتتت.
Diyanet İşleri MealiEy insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz
Saheeh InternationalAnd become dust dispersing
Yusuf AliBecoming dust scattered abroad
«فكانت هباءً» غبارا «منبثا» منتشرا، وإذا الثانية بدل من الأولى.
Diyanet İşleri MealiEy insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz
Saheeh InternationalAnd you become [of] three kinds
Yusuf AliAnd ye shall be sorted out into three classes
«وكنتم» في القيامة «أزواجا» أصنافا «ثلاثة».
Diyanet İşleri Mealiİyi işler işlediklerini belirtmek için, amel defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara
Saheeh InternationalThen the companions of the right - what are the companions of the right
Yusuf AliThen (there will be) the Companions of the Right Hand;- What will be the Companions of the Right Hand
«فأصحاب الميمنة» وهم الذين يؤتون كتبهم بإيمانهم مبتدأ خبره «ما أصحاب الميمنة» تعظيم لشأنهم بدخولهم الجنة.
Diyanet İşleri MealiKötülük işlediklerini belirtmek üzere, amel defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara
Saheeh InternationalAnd the companions of the left - what are the companions of the left
Yusuf AliAnd the Companions of the Left Hand,- what will be the Companions of the Left Hand
«وأصحاب المشأمة» أي الشمال بأن يؤتى كل منهم كتابه بشماله «ما أصحاب المشأمة» تحقير لشأنهم بدخولهم النار.
Diyanet İşleri Mealiİyilik işlemekte önde olanlar, karşılıklarını almakta da önde olanlardır
Saheeh InternationalAnd the forerunners, the forerunners
Yusuf AliAnd those Foremost (in Faith) will be Foremost (in the Hereafter)
«والسابقون» إلى الخير وهم الأنبياء مبتدأ «السابقون» تأكيد لتعظيم شأنهم.
Diyanet İşleri MealiNaim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır
Saheeh InternationalThose are the ones brought near [to Allah]
Yusuf AliThese will be those Nearest to God
«أولئك المقربون».
Diyanet İşleri MealiNaim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır
Saheeh InternationalIn the Gardens of Pleasure
Yusuf AliIn Gardens of Bliss
«في جنات النعيم».
Diyanet İşleri MealiOnların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir
Saheeh InternationalA [large] company of the former peoples
Yusuf AliA number of people from those of old
«ثلة من الأولين» مبتدأ، أي جماعة من الأمم الماضية.
Diyanet İşleri MealiOnların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir
Saheeh InternationalAnd a few of the later peoples
Yusuf AliAnd a few from those of later times
«وقليل من الآخرين» من أمة محمد صلى الله عليه وسلم وهم السابقون من الأمم الماضية وهذه الأمة والخبر.
Diyanet İşleri MealiMücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar
Saheeh InternationalOn thrones woven [with ornament]
Yusuf Ali(They will be) on Thrones encrusted (with gold and precious stones)
«على سرر موضونة» منسوجة بقضبان الذهب والجواهر.
Diyanet İşleri MealiMücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar
Saheeh InternationalReclining on them, facing each other
Yusuf AliReclining on them, facing each other
«متكئين عليها متقابلين» حالان من الضمير في الخبر.
Diyanet İşleri MealiÖlümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar
Saheeh InternationalThere will circulate among them young boys made eternal
Yusuf AliRound about them will (serve) youths of perpetual (freshness)
«يطوف عليهم» للخدمة «ولدان مخلدون» على شكل الأولاد لا يهرمون.
Diyanet İşleri MealiÖlümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar
Saheeh InternationalWith vessels, pitchers and a cup [of wine] from a flowing spring
Yusuf AliWith goblets, (shining) beakers, and cups (filled) out of clear-flowing fountains
«بأكواب» أقداح لا عرى لها «وأباريق» لها عرى وخراطيم «وكأس» إناء شرب الخمر «من معين» أي خمر جارية من منبع لا ينقطع أبدا.
Diyanet İşleri MealiÖlümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar
Saheeh InternationalNo headache will they have therefrom, nor will they be intoxicated
Yusuf AliNo after-ache will they receive therefrom, nor will they suffer intoxication
«لا يصدعون عنها ولا ينزَِفون» بفتح الزاي وكسرها من نزف الشارب وأنزف، أي لا يحصل لهم منها صداع ولا ذهاب عقل بخلاف خمر الدنيا.
Diyanet İşleri MealiÖlümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar
Saheeh InternationalAnd fruit of what they select
Yusuf AliAnd with fruits, any that they may select
«وفاكهة مما يتخيرون».
Diyanet İşleri MealiÖlümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar
Saheeh InternationalAnd the meat of fowl, from whatever they desire
Yusuf AliAnd the flesh of fowls, any that they may desire
«ولحم طير مما يشتهون و» لهم للاستمتاع.
Diyanet İşleri Mealiİşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar
Saheeh InternationalAnd [for them are] fair women with large, [beautiful] eyes
Yusuf AliAnd (there will be) Companions with beautiful, big, and lustrous eyes
«وحور» نساء شديدات سواد العيون وبياضها «عين» ضخام العيون كسرت عينه بدل ضمها لمجانسة الياء ومفرده عيناء كحمراء وفي قراءة بجر حور عين.
Diyanet İşleri Mealiİşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar
Saheeh InternationalThe likenesses of pearls well-protected
Yusuf AliLike unto Pearls well-guarded
«كأمثال اللؤلؤ المكنون» المصون.
Diyanet İşleri Mealiİşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar
Saheeh InternationalAs reward for what they used to do
Yusuf AliA Reward for the deeds of their past (life)
«جزاءً» مفعول له أو مصدر والعامل المقدر أي جعلنا لهم ما ذكر للجزاء أو جزيناهم «بما كانوا يعملون».
Diyanet İşleri MealiSadece selama karşılık selam sözü işitirler
Saheeh InternationalThey will not hear therein ill speech or commission of sin
Yusuf AliNot frivolity will they hear therein, nor any taint of ill
«لا يسمعون فيها» في الجنة «لغوا» فاحشا من الكلام «ولا تأثيما» ما يؤثم.
Diyanet İşleri MealiDefterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara
Saheeh InternationalOnly a saying: "Peace, peace
Yusuf AliOnly the saying, "Peace! Peace
«إلا» لكن «قيلا» قولا «سلاما» سلاما بدل من قيلا فإنهم يسمعونه.
Diyanet İşleri MealiOnlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
Saheeh InternationalThe companions of the right - what are the companions of the right
Yusuf AliThe Companions of the Right Hand,- what will be the Companions of the Right Hand
«وأصحاب اليمين ما أصحاب اليمين».
Diyanet İşleri MealiOnlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
Saheeh International[They will be] among lote trees with thorns removed
Yusuf Ali(They will be) among Lote-trees without thorns
«في سدر» شجر النبق «مخضود» لا شوك فيه.
Diyanet İşleri MealiOnlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
Saheeh InternationalAnd [banana] trees layered [with fruit]
Yusuf AliAmong Talh trees with flowers (or fruits) piled one above another
«وطلح» شجر الموز «منضود» بالحمل من أسفله إلى أعلاه.
Diyanet İşleri MealiOnlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
Saheeh InternationalAnd shade extended
Yusuf AliIn shade long-extended
«وظل ممدود» دائم.
Diyanet İşleri MealiOnlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
Saheeh InternationalAnd water poured out
Yusuf AliBy water flowing constantly
«وماء مسكوب» جار دائما.
Diyanet İşleri MealiOnlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
Saheeh InternationalAnd fruit, abundant [and varied]
Yusuf AliAnd fruit in abundance
«وفاكهة كثيرة».
Diyanet İşleri MealiOnlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
Saheeh InternationalNeither limited [to season] nor forbidden
Yusuf AliWhose season is not limited, nor (supply) forbidden
«لا مقطوعة» في زمن «ولا ممنوعة» بثمن.
Diyanet İşleri MealiOnlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
Saheeh InternationalAnd [upon] beds raised high
Yusuf AliAnd on Thrones (of Dignity), raised high
«وفرش مرفوعة» على السرر.
Diyanet İşleri MealiBiz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır
Saheeh InternationalIndeed, We have produced the women of Paradise in a [new] creation
Yusuf AliWe have created (their Companions) of special creation
«إنا أنشأناهن إنشاءً» أي الحور العين من غير ولادة.
Diyanet İşleri MealiBiz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır
Saheeh InternationalAnd made them virgins
Yusuf AliAnd made them virgin - pure (and undefiled)
«فجعلناهن أبكارا» عذارى كلما أتاهن أزواجهن وجدوهن عذارى ولا وجع.
Diyanet İşleri MealiBiz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır
Saheeh InternationalDevoted [to their husbands] and of equal age
Yusuf AliBeloved (by nature), equal in age
«عرُْبا» بضم الراء وسكونها جمع عروب وهي المتحببة إلى زوجها عشقا له «أترابا» جمع ترب، أي مستويات في السن.
Diyanet İşleri MealiBiz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır
Saheeh InternationalFor the companions of the right [who are]
Yusuf AliFor the Companions of the Right Hand
«لأصحاب اليمين» صلة أنشأناهن أو جعلناهن وهم.
Diyanet İşleri MealiBunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir
Saheeh InternationalA company of the former peoples
Yusuf AliA (goodly) number from those of old
«ثلة من الأولين».
Diyanet İşleri MealiBunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir
Saheeh InternationalAnd a company of the later peoples
Yusuf AliAnd a (goodly) number from those of later times
«وثلة من الآخرين».
Diyanet İşleri MealiDefterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara
Saheeh InternationalAnd the companions of the left - what are the companions of the left
Yusuf AliThe Companions of the Left Hand,- what will be the Companions of the Left Hand
«وأصحاب الشمال ما أصحاب الشمال».
Diyanet İşleri Mealiİnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar
Saheeh International[They will be] in scorching fire and scalding water
Yusuf Ali(They will be) in the midst of a Fierce Blast of Fire and in Boiling Water
«في سموم» ريح جارة من النار تنفذ في المسام «وحميم» ماء شديد الحرارة.
Diyanet İşleri Mealiİnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar
Saheeh InternationalAnd a shade of black smoke
Yusuf AliAnd in the shades of Black Smoke
«وظل من يحموم» دخان شديد السواد.
Diyanet İşleri Mealiİnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar
Saheeh InternationalNeither cool nor beneficial
Yusuf AliNothing (will there be) to refresh, nor to please
«لا بارد» كغيره من الظلال «ولا كريم» حسن المنظر.
Diyanet İşleri MealiÇünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı
Saheeh InternationalIndeed they were, before that, indulging in affluence
Yusuf AliFor that they were wont to be indulged, before that, in wealth (and luxury)
«إنهم كانوا قبل ذلك» في الدنيا «مترفين» منعمين لا يتعبون في الطاعة.
Diyanet İşleri MealiÇünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı
Saheeh InternationalAnd they used to persist in the great violation
Yusuf AliAnd persisted obstinately in wickedness supreme
«وكانوا يصرون على الحنث» الذنب «العظيم» أي الشرك.
Diyanet İşleri MealiŞöyle söylerlerdi: "Öldüğümüzde, toprak ve kemik yığını olduğumuzda mı, biz mi tekrar dirileceğiz
Saheeh InternationalAnd they used to say, "When we die and become dust and bones, are we indeed to be resurrected
Yusuf AliAnd they used to say, "What! when we die and become dust and bones, shall we then indeed be raised up again
«وكانوا يقولون أئذا متنا وكنا ترابا وعظاما أئنا لمبعوثون» في الهمزتين في الموضوعين التحقيق وتسهيل الثانية وإدخال ألف بينهما على الوجهين.
Diyanet İşleri MealiÖnce gelip geçmiş babalarımız da mı
Saheeh InternationalAnd our forefathers [as well]
Yusuf Ali(We) and our fathers of old
«أو آباؤنا الأولون» بفتح الواو للعطف والهمزة للاستفهام وهو في ذلك وفيما قبله للاستبعاد وفي قراءة بسكون الواو عطفا بأو والمعطوف عليه محل إن واسمها.
Diyanet İşleri MealiDe ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır
Saheeh InternationalSay, [O Muhammad], "Indeed, the former and the later peoples
Yusuf AliSay: "Yea, those of old and those of later times
«قل إن الأولين والآخرين».
Diyanet İşleri MealiDe ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır
Saheeh InternationalAre to be gathered together for the appointment of a known Day
Yusuf AliAll will certainly be gathered together for the meeting appointed for a Day well-known
«لمجموعون إلى ميقات» لوقت «يوم معلوم» أي يوم القيامة.
Diyanet İşleri MealiSonra, siz ey sapıklar, yalanlayanlar
Saheeh InternationalThen indeed you, O those astray [who are] deniers
Yusuf AliThen will ye truly,- O ye that go wrong, and treat (Truth) as Falsehood
«ثم إنكم أيها الضالون المكذبون».
Diyanet İşleri MealiDoğrusu bir zakkum ağacından yiyeceksiniz
Saheeh InternationalWill be eating from trees of zaqqum
Yusuf AliYe will surely taste of the Tree of Zaqqum
«لآكلون من شجر من زقوم» بيان للشجر.
Diyanet İşleri MealiKarınlarınızı onunla dolduracaksınız
Saheeh InternationalAnd filling with it your bellies
Yusuf AliThen will ye fill your insides therewith
«فمالئون منها» من الشجر «البطون».
Diyanet İşleri MealiOnun üzerine kaynar su içeceksiniz
Saheeh InternationalAnd drinking on top of it from scalding water
Yusuf AliAnd drink Boiling Water on top of it
«فشاربون عليه» أي الزقوم المأكول «من الحميم».
Diyanet İşleri MealiHem de susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz
Saheeh InternationalAnd will drink as the drinking of thirsty camels
Yusuf AliIndeed ye shall drink like diseased camels raging with thirst
«فشاربون شَُرب» بفتح الشين وضمها مصدر «الهيم» الإبل العطاش جمع هيمان للذكر وهيمى للأنثى، كعطشان وعطشى.
Diyanet İşleri Mealiİşte onlara, ceza günü sunulacak konukluk budur
Saheeh InternationalThat is their accommodation on the Day of Recompense
Yusuf AliSuch will be their entertainment on the Day of Requital
«هذا نزلهم» ما أعد لهم «يوم الدين» يوم القيامة.
Diyanet İşleri MealiSizi yaratan Biziz; hala tasdik etmez misiniz
Saheeh InternationalWe have created you, so why do you not believe
Yusuf AliIt is We Who have created you: why will ye not witness the Truth
«نحن خلقناكم» أوجدناكم من عدم «فلولا» هلا «تصدقون» بالبعث إذ القادر على الإنشاء قادر على الإعادة.
Diyanet İşleri MealiSöyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız
Saheeh InternationalHave you seen that which you emit
Yusuf AliDo ye then see?- The (human Seed) that ye throw out
«أفرأيتم ما تمنون» تريقون من المني في أرحام النساء.
Diyanet İşleri MealiSöyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız
Saheeh InternationalIs it you who creates it, or are We the Creator
Yusuf AliIs it ye who create it, or are We the Creators
«أأنتم» بتحقيق الهمزتين وإبدال الثانية ألفا وتسهيلها وإدخال ألف بين المسهلة والأخرى وتركه في المواضع الأخرى «تخلقونه» أي المني بشرا «أم نحن الخالقون».
Diyanet İşleri MealiÖlümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez
Saheeh InternationalWe have decreed death among you, and We are not to be outdone
Yusuf AliWe have decreed Death to be your common lot, and We are not to be frustrated
«نحن قدَّرنا» بالتشديد والتخفيف «بينكم الموت وما نحن بمسبوقين» بعاجزين.
Diyanet İşleri MealiÖlümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez
Saheeh InternationalIn that We will change your likenesses and produce you in that [form] which you do not know
Yusuf Alifrom changing your Forms and creating you (again) in (forms) that ye know not
«على» عن «أن نبدل» نجعل «أمثالكم» مكانكم «وننشئكم» نخلقكم «في مالا تعلمون» من الصور كالقردة والخنازير.
Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, ilk yaratmayı bilirsiniz, yine de düşünmez misiniz
Saheeh InternationalAnd you have already known the first creation, so will you not remember
Yusuf AliAnd ye certainly know already the first form of creation: why then do ye not celebrate His praises
«ولقد علمتم النّشاءَةَ الأولى» وفي قراءة بسكون الشين «فلولا تذكرون» فيه إدغام التاء الثانية في الأصل في الذال.
Diyanet İşleri MealiSöyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz
Saheeh InternationalAnd have you seen that [seed] which you sow
Yusuf AliSee ye the seed that ye sow in the ground
«أفرأيتم ما تحرثون» تثيرون في الأرض وتلقون البذر فيها.
Diyanet İşleri MealiSöyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz
Saheeh InternationalIs it you who makes it grow, or are We the grower
Yusuf AliIs it ye that cause it to grow, or are We the Cause
«أأنتم تزرعونه» تنبتونه «أم نحن الزارعون».
Diyanet İşleri MealiDilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık
Saheeh InternationalIf We willed, We could make it [dry] debris, and you would remain in wonder
Yusuf AliWere it Our Will, We could crumble it to dry powder, and ye would be left in wonderment
«لو نشاء لجعلناه حطاما» نباتا يابسا لا حب فيه «فظلتم» أصله ظللتم بكسر اللام حذفت تخفيفا أي أقمتم نهارا «تفكهون» حذفت منه إحدى التاءين في الأصل تعجبون من ذلك وتقولون.
Diyanet İşleri MealiDilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık
Saheeh International[Saying], "Indeed, we are [now] in debt
Yusuf Ali(Saying), "We are indeed left with debts (for nothing)
«إنا لمغرمون» نفقة زرعنا.
Diyanet İşleri MealiDilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık
Saheeh InternationalRather, we have been deprived
Yusuf AliIndeed are we shut out (of the fruits of our labour)
«بل نحن محرومون» ممنوعون رزقنا.
Diyanet İşleri MealiSöyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz
Saheeh InternationalAnd have you seen the water that you drink
Yusuf AliSee ye the water which ye drink
«أفرأيتم الماء الذي تشربون».
Diyanet İşleri MealiSöyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz
Saheeh InternationalIs it you who brought it down from the clouds, or is it We who bring it down
Yusuf AliDo ye bring it down (in rain) from the cloud or do We
«أأنتم أنزلتموه من المزن» السحاب جمع مزنة «أم نحن المنزلون».
Diyanet İşleri MealiDileseydik onu acılaştırırdık; hala şükretmez misiniz
Saheeh InternationalIf We willed, We could make it bitter, so why are you not grateful
Yusuf AliWere it Our Will, We could make it salt (and unpalatable): then why do ye not give thanks
«لو نشاء جعلناه أجاجا» ملحا لا يمكن شربه «فلولا» هلا «تشكرون».
Diyanet İşleri MealiSöyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz
Saheeh InternationalAnd have you seen the fire that you ignite
Yusuf AliSee ye the Fire which ye kindle
«أفرأيتم النار التي تورون» تُخرجون من الشجر الأخضر.
Diyanet İşleri MealiSöyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz
Saheeh InternationalIs it you who produced its tree, or are We the producer
Yusuf AliIs it ye who grow the tree which feeds the fire, or do We grow it
«أأنتم أنشأتم شجرتها» كالمرخ والعفار والكلخ «أم نحن المنشئون».
Diyanet İşleri MealiBiz onu bir ibret ve çölde konaklayanlar için yararlı kıldık
Saheeh InternationalWe have made it a reminder and provision for the travelers
Yusuf AliWe have made it a memorial (of Our handiwork), and an article of comfort and convenience for the denizens of deserts
«نحن جعلناها تذكرة» لنار جهنم «ومتاعا» بُلْغَة «للمقوين» للمسافرين من أقوى القوم: أي صاروا بالقوى بالقصر والمد أي القفر وهو مفازة لا نبات فيها ولا ماء.
Diyanet İşleri MealiÖyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et
Saheeh InternationalSo exalt the name of your Lord, the Most Great
Yusuf AliThen celebrate with praises the name of thy Lord, the Supreme
«فسبح» نزه «باسم» زائدة «ربك العظيم» الله.
Diyanet İşleri MealiHayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz
Saheeh InternationalThen I swear by the setting of the stars
Yusuf AliFurthermore I call to witness the setting of the Stars
«فلا أقسم» لا زائدة «بمواقع النجوم» بمساقطها لغروبها.
Diyanet İşleri MealiHayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz
Saheeh InternationalAnd indeed, it is an oath - if you could know - [most] great
Yusuf AliAnd that is indeed a mighty adjuration if ye but knew
«وإنه» أي القسم بها «لقسم لو تعلمون عظيم» لو كنتم من ذوي العلم لعلمتم عظم هذا القسم.
Diyanet İşleri MealiDoğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir
Saheeh InternationalIndeed, it is a noble Qur'an
Yusuf AliThat this is indeed a qur'an Most Honourable
«إنه» أي المتلو عليكم «لقرآن كريم».
Diyanet İşleri MealiDoğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir
Saheeh InternationalIn a Register well-protected
Yusuf AliIn Book well-guarded
«في كتاب» مكتوب «مكنون» مصون وهو المصحف.
Diyanet İşleri MealiDoğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir
Saheeh InternationalNone touch it except the purified
Yusuf AliWhich none shall touch but those who are clean
«لايمسّه» خبر بمعنى النهي «إلا المطهرون» الذين طهروا أنفسهم من الأحداث.
Diyanet İşleri MealiDoğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir
Saheeh International[It is] a revelation from the Lord of the worlds
Yusuf AliA Revelation from the Lord of the Worlds
«تنزيل» منزل «من رب العالمين».
Diyanet İşleri MealiSiz bu sözü mü hor görüyorsunuz
Saheeh InternationalThen is it to this statement that you are indifferent
Yusuf AliIs it such a Message that ye would hold in light esteem
«أفبهذا الحديث» القرآن «أنتم مدهنون» متهاونون مكذبون.
Diyanet İşleri MealiRızkınıza şükredeceğiniz yere onu vereni mi yalanlıyorsunuz
Saheeh InternationalAnd make [the thanks for] your provision that you deny [the Provider]
Yusuf AliAnd have ye made it your livelihood that ye should declare it false
«وتجعلون رزقكم» من المطر، أي شكره «أنكم تكذبون» بسقيا الله حيث قلتم مطرنا بنوء كذا.
Diyanet İşleri MealiKişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz
Saheeh InternationalThen why, when the soul at death reaches the throat
Yusuf AliThen why do ye not (intervene) when (the soul of the dying man) reaches the throat
«فلولا» فهلا «إذا بلغت» الروح وقت النزع «الحلقوم» هو مجرى الطعام.
Diyanet İşleri MealiKişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz
Saheeh InternationalAnd you are at that time looking on
Yusuf AliAnd ye the while (sit) looking on
«وأنتم» يا حاضري الميت «حينئذ تنظرون» إليه.
Diyanet İşleri MealiKişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz
Saheeh InternationalAnd Our angels are nearer to him than you, but you do not see
Yusuf AliBut We are nearer to him than ye, and yet see not
«ونحن أقرب إليه منكم» بالعلم «ولكن لا تبصرون» من البصيرة، أي لا تعلمون ذلك.
Diyanet İşleri MealiSiz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize
Saheeh InternationalThen why do you not, if you are not to be recompensed
Yusuf AliThen why do ye not,- If you are exempt from (future) account
«فلولا» فهلا «إن كنتم غير مدينين» مجزيين بأن تبعثوا، أي غير مبعوثين بزعمكم.
Diyanet İşleri MealiSiz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize
Saheeh InternationalBring it back, if you should be truthful
Yusuf AliCall back the soul, if ye are true (in the claim of independence)
«ترجعونها» تردون الروح إلى الجسد بعد بلوغ الحلقوم «إن كنتم صادقين» فيما زعمتم فلولا الثانية تأكيد للأولى وإذا ظرف لترجعون المتعلق به الشرطان والمعنى: هلا ترجعونها إن نفيتم البعث صادقين في نفيه، أي لينتفي عن محلها الموت كالبعث.
Diyanet İşleri MealiEğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur
Saheeh InternationalAnd if the deceased was of those brought near to Allah
Yusuf AliThus, then, if he be of those Nearest to God
«فأما إن كان» الميت «من المقربين».
Diyanet İşleri MealiEğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur
Saheeh InternationalThen [for him is] rest and bounty and a garden of pleasure
Yusuf Ali(There is for him) Rest and Satisfaction, and a Garden of Delights
«فروْح» أي فله استراحة «وريحان» رزق حسن «وجنة نعيم» وهل الجواب لأما أو لإن أو لهما؟ أقوال.
Diyanet İşleri MealiEğer defteri sağdan verilenlerden ise
Saheeh InternationalAnd if he was of the companions of the right
Yusuf AliAnd if he be of the Companions of the Right Hand
«وأما إن كان من أصحاب اليمين».
Diyanet İşleri MealiEy sağcılardan olan kişi, sana selam olsun!" denir
Saheeh InternationalThen [the angels will say], "Peace for you; [you are] from the companions of the right
Yusuf Ali(For him is the salutation), "Peace be unto thee", from the Companions of the Right Hand
«فسلام لك» أي له السلامة من العذاب «من أصحاب اليمين» من جهة أنه منهم.
Diyanet İşleri MealiEğer, sapık yalancılardan ise
Saheeh InternationalBut if he was of the deniers [who were] astray
Yusuf AliAnd if he be of those who treat (Truth) as Falsehood, who go wrong
«وأما إن كان من المكذبين الضالين».
Diyanet İşleri MealiOna kaynar sudan konukluk sunulur
Saheeh InternationalThen [for him is] accommodation of scalding water
Yusuf AliFor him is Entertainment with Boiling Water
(فنزل من حميم) من إضافة الموصوف إلى صفته.
Diyanet İşleri MealiCehenneme sokulur
Saheeh InternationalAnd burning in Hellfire
Yusuf AliAnd burning in Hell-Fire
(وتصلية جحيم) من إضافة الموصوف إلى صفته.
Diyanet İşleri MealiDoğrusu kesin gerçek budur
Saheeh InternationalIndeed, this is the true certainty
Yusuf AliVerily, this is the Very Truth and Certainly
«إن هذا لهو حق اليقين» من إضافة الموصوف إلى صفته.
Diyanet İşleri MealiÖyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et
Saheeh InternationalSo exalt the name of your Lord, the Most Great
Yusuf AliSo celebrate with praises the name of thy Lord, the Supreme
«فسبح باسم ربك العظيم» تقدم.