56. Al-Waaqia سُورَةُ الوَاقِعَةِ
Elmalılı Hamdi YazırOlacak vak'a olduğu zaman
Ali BulaçVakıa (kesin bir gerçek olan kıyamet) vuku bulduğu zaman
Diyanet İşleri MealiKıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır
Elmalılı Hamdi YazırOnun oluşunu yalanlayacak kimse yoktur
Ali BulaçOnun vukuuna (gerçekleşmesine artık) yalan diyecek yoktur
Diyanet İşleri MealiKıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır
Elmalılı Hamdi YazırO, alçaltıcıdır, yükselticidir
Ali BulaçO aşağılatıcı, yücelticidir
Diyanet İşleri MealiKıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır
Elmalılı Hamdi YazırYer şiddetle sarsıldığı
Ali BulaçYer, şiddetli bir sarsıntıyla sarsıldığı
Diyanet İşleri MealiEy insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz
Elmalılı Hamdi YazırDağlar serpildikçe serpildiği
Ali BulaçVe dağlar darmadağın olup ufalandığı
Diyanet İşleri MealiEy insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz
Elmalılı Hamdi YazırDağılıp toz duman haline geldiği
Ali BulaçDerken toz duman halinde dağılıp-savrulduğu
Diyanet İşleri MealiEy insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz
Elmalılı Hamdi YazırVe sizler üç sınıf olduğunuz zaman
Ali BulaçVe sizler de üç sınıf olduğunuz zaman
Diyanet İşleri MealiEy insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz
Elmalılı Hamdi YazırSağın adamları (var ya) ne mutludurlar onlar
Ali Bulaçİşte o "Ashab-ı Meymene", ne (kutludur o) "Ashab-ı Meymene
Diyanet İşleri Mealiİyi işler işlediklerini belirtmek için, amel defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara
Elmalılı Hamdi YazırSolun adamları ise ne uğursuzdurlar onlar
Ali BulaçAshab-ı Meş'eme" ne (mutsuz ve uğursuzdur o) "Ashab-ı Meş'eme
Diyanet İşleri MealiKötülük işlediklerini belirtmek üzere, amel defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara
Elmalılı Hamdi YazırÖnde olanlar (var ya), onlar öncüdürler
Ali BulaçYarışıp öne geçenler de, öne geçmiş öncülerdir
Diyanet İşleri Mealiİyilik işlemekte önde olanlar, karşılıklarını almakta da önde olanlardır
Elmalılı Hamdi Yazırİşte o yaklaştırılanlar
Ali Bulaçİşte onlar, yakınlaştırılmış (mukarreb) olanlardır
Diyanet İşleri MealiNaim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır
Elmalılı Hamdi YazırNimet cennetlerindedirler
Ali BulaçNimetlerle-donatılmış cennetler içinde
Diyanet İşleri MealiNaim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır
Elmalılı Hamdi YazırÇoğu önceki ümmetlerden
Ali BulaçBirçoğu geçmiş (ümmet)lerden
Diyanet İşleri MealiOnların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir
Elmalılı Hamdi YazırBirazı da sonrakilerden
Ali BulaçBirazı da sonrakilerden
Diyanet İşleri MealiOnların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir
Elmalılı Hamdi Yazır(Onlar) cevherlerle işlenmiş tahtlar üzerindedirler
Ali BulaçÖzenle işlenmiş mücevher' tahtlar üzerindedirler
Diyanet İşleri MealiMücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar
Elmalılı Hamdi YazırKarşılıklı olarak onların üzerinde yaslanırlar
Ali BulaçKarşılıklı yaslanmışlardır
Diyanet İşleri MealiMücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar
Elmalılı Hamdi YazırÇevrelerinde, ölümsüzlüğe ulaşmış gençler dolaşırlar
Ali BulaçÇevrelerinde ölümsüzlüğe ulaşmış gençler dönüp dolaşır
Diyanet İşleri MealiÖlümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar
Elmalılı Hamdi YazırKaynağından doldurulmuş, testiler, ibrikler ve kadehlerle
Ali BulaçKaynağından (doldurulmuş) testiler, ibrikler ve kadehler
Diyanet İşleri MealiÖlümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar
Elmalılı Hamdi YazırOndan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir
Ali BulaçKi bundan ne başlarını bir ağrı tutar, ne de kendilerinden geçip akılları çelinir
Diyanet İşleri MealiÖlümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar
Elmalılı Hamdi YazırBeğendikleri meyvalar
Ali BulaçArzulayıp-seçecekleri meyveler
Diyanet İşleri MealiÖlümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar
Elmalılı Hamdi YazırCanlarının çektiği kuş etleri
Ali BulaçCanlarının çektiği kuş eti
Diyanet İşleri MealiÖlümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar
Elmalılı Hamdi Yazırİri gözlü hûriler
Ali BulaçVe iri gözlü huriler
Diyanet İşleri Mealiİşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar
Elmalılı Hamdi YazırSaklı inciler gibi
Ali BulaçSanki saklı inciler gibi
Diyanet İşleri Mealiİşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar
Elmalılı Hamdi YazırYaptıklarına karşılık olarak verilir
Ali BulaçYaptıklarına bir karşılık olmak üzere (onlara sunulur)
Diyanet İşleri Mealiİşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar
Elmalılı Hamdi YazırOrada boş bir söz ve günaha sokan bir laf işitmezler
Ali BulaçOrada, ne 'saçma ve boş bir söz' işitirler, ne günaha sokma
Diyanet İşleri MealiSadece selama karşılık selam sözü işitirler
Elmalılı Hamdi YazırDuydukları söz, yalnız "selam", "selam" dır
Ali BulaçYalnızca bir söz (işitirler:) "Selam, selam
Diyanet İşleri MealiDefterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara
Elmalılı Hamdi YazırSağın adamları, nedir o sağın adamları
Ali BulaçAshab-ı Yemin", ne (kutludur o) "Ashab-ı Yemin
Diyanet İşleri MealiOnlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
Elmalılı Hamdi YazırDalbastı kirazlar
Ali BulaçYüklü dalları bükülmüş kiraz (ağaçları)
Diyanet İşleri MealiOnlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
Elmalılı Hamdi YazırMeyva dizili muzlar
Ali BulaçÜstüste dizili meyveleri sarkmış muz ağaçları
Diyanet İşleri MealiOnlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
Elmalılı Hamdi YazırUzamış gölgeler
Ali BulaçYayılıp-uzanmış gölgeler
Diyanet İşleri MealiOnlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
Elmalılı Hamdi YazırFışkıran sular
Ali BulaçDurmaksızın akan su(lar)
Diyanet İşleri MealiOnlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
Elmalılı Hamdi YazırPek çok meyva arasında
Ali BulaçVe (daha) birçok meyveler arasında
Diyanet İşleri MealiOnlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
Elmalılı Hamdi YazırTükenmeyen ve yasaklanmayan
Ali BulaçKesilip-eksilmeyen ve yasaklanmayan (meyveler)
Diyanet İşleri MealiOnlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
Elmalılı Hamdi YazırVe yükseltilmiş döşekler üstündedirler
Ali BulaçYükseklere-kurulmuş döşekler (sedirler)
Diyanet İşleri MealiOnlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler
Elmalılı Hamdi YazırBiz kadınları yeniden inşa ettik (yarattık)
Ali BulaçGerçek şu ki, Biz onları yeni bir inşa (yaratma) ile inşa edip-yarattık
Diyanet İşleri MealiBiz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır
Elmalılı Hamdi YazırOnları bâkireler yaptık
Ali BulaçOnları hep bakireler olarak kıldık
Diyanet İşleri MealiBiz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır
Elmalılı Hamdi YazırHep yaşıt sevgililer
Ali BulaçEşlerine sevgiyle tutkun (ve) hep yaşıt
Diyanet İşleri MealiBiz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır
Elmalılı Hamdi YazırSağın adamları içindir
Ali BulaçAshab-ı Yemin" olanlar için
Diyanet İşleri MealiBiz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır
Elmalılı Hamdi YazırBir çoğu öncekilerdendir
Ali Bulaç(Bunların) Birçoğu geçmiş (ümmet)lerden
Diyanet İşleri MealiBunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir
Elmalılı Hamdi YazırBir çoğu da sonrakilerdendir
Ali BulaçBirçoğu da sonrakilerdendir
Diyanet İşleri MealiBunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir
Elmalılı Hamdi YazırSolun adamları, nedir o solcular
Ali BulaçAshab-ı Şimal", ne (mutsuzdur o) "Ashab-ı Şimal
Diyanet İşleri MealiDefterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara
Elmalılı Hamdi Yazırİçlerine işleyen bir ateş ve kaynar şu içinde
Ali BulaçHücrelere işleyen kavurucu bir sıcaklık ve kaynar su
Diyanet İşleri Mealiİnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar
Elmalılı Hamdi YazırKapkara dumandan bir gölge altındadırlar
Ali BulaçVe kapkara dumandan bir gölge içindedirler
Diyanet İşleri Mealiİnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar
Elmalılı Hamdi YazırKi ne serindir, ne de faydalı
Ali BulaçKi o, ne serindir, ne ferahlatıcı (kerim)
Diyanet İşleri Mealiİnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü onlar bundan önce varlık içinde sefâhete dalmışlardı
Ali BulaçÇünkü onlar, bundan önce varlık içinde şımartılmış olanlardı
Diyanet İşleri MealiÇünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı
Elmalılı Hamdi YazırBüyük günahı işlemekte ısrar ediyorlardı
Ali BulaçOnlar, büyük günah üzerinde ısrarlı davrananlardı
Diyanet İşleri MealiÇünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı
Elmalılı Hamdi YazırVe diyorlardı ki: "Biz ölüp, toprak ve kemik yığını olduktan sonra, biz mi bir daha diriltileceğiz
Ali BulaçVe derlerdi ki: "Biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuzda mı, gerçekten biz mi diriltilecekmişiz
Diyanet İşleri MealiŞöyle söylerlerdi: "Öldüğümüzde, toprak ve kemik yığını olduğumuzda mı, biz mi tekrar dirileceğiz
Elmalılı Hamdi YazırÖnceki atalarımızda mı
Ali BulaçÖnceden gelip-geçmiş atalarımız da mı
Diyanet İşleri MealiÖnce gelip geçmiş babalarımız da mı
Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Öncekiler ve sonrakiler
Ali BulaçDe ki: "Şüphesiz, öncekiler de ve sonrakiler de
Diyanet İşleri MealiDe ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır
Elmalılı Hamdi YazırBelli bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır
Ali BulaçBilinen bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır
Diyanet İşleri MealiDe ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır
Elmalılı Hamdi YazırSonra siz, ey sapık yalanlayıcılar
Ali BulaçSonra gerçekten siz, ey sapık olan yalanlayıcılar
Diyanet İşleri MealiSonra, siz ey sapıklar, yalanlayanlar
Elmalılı Hamdi YazırElbette bir ağaçtan, zakkum ağacından yiyeceksiniz
Ali BulaçŞüphesiz zakkum olan bir ağaçtan yiyeceksiniz
Diyanet İşleri MealiDoğrusu bir zakkum ağacından yiyeceksiniz
Elmalılı Hamdi YazırKarınlarınızı hep onunla dolduracaksınız
Ali BulaçBöylece karınları(nızı) ondan dolduracaksınız
Diyanet İşleri MealiKarınlarınızı onunla dolduracaksınız
Elmalılı Hamdi YazırÜstüne de kaynar su içeceksiniz
Ali BulaçOnun üzerine de alabildiğine kaynar sudan içeceksiniz
Diyanet İşleri MealiOnun üzerine kaynar su içeceksiniz
Elmalılı Hamdi YazırSusuzluk illetine tutulmuş develerin içişi gibi içeceksiniz
Ali BulaçÜstelik 'içtikçe susayan hasta develerin' içişi gibi içeceksiniz
Diyanet İşleri MealiHem de susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz
Elmalılı Hamdi Yazırİşte ceza gününde onlara sunulacak ziyafet budur
Ali Bulaçİşte bu, onların din (hesap ve ceza) gününde şölenleridir
Diyanet İşleri Mealiİşte onlara, ceza günü sunulacak konukluk budur
Elmalılı Hamdi YazırBiz sizi yarattık; tasdik etmeniz gerekmez mi
Ali BulaçSizleri Biz yarattık, yine de tasdik etmeyecek misiniz
Diyanet İşleri MealiSizi yaratan Biziz; hala tasdik etmez misiniz
Elmalılı Hamdi YazırAttığınız meniyi gördünüz mü
Ali BulaçŞimdi (rahimlere) dökmekte olduğunuz meniyi gördünüz mü
Diyanet İşleri MealiSöyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız
Elmalılı Hamdi YazırOnu siz mi yaratıyorsunuz yoksa yaratan biz miyiz
Ali BulaçOnu sizler mi yaratıyorsunuz, yoksa Yaratıcı Biz miyiz
Diyanet İşleri MealiSöyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız
Elmalılı Hamdi YazırAranızda ölümü takdir eden biziz ve bizim önümüze geçilmez
Ali BulaçSizin aranızda ölümü takdir eden Biziz ve Bizim önümüze geçilmiş değildir
Diyanet İşleri MealiÖlümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez
Elmalılı Hamdi YazırBöylece sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediğiniz bir yaratılışta tekrar var edelim diye (böyle yapıyoruz)
Ali Bulaç(Yerinize) Benzerlerinizi getirip-değiştirme ve sizi şimdi bilemeyeceğiniz bir şekilde-inşa etme konusunda
Diyanet İşleri MealiÖlümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun, ilk yaratılışı bildiniz. Düşünüp ibret almanız gerekmez mi
Ali BulaçAndolsun, ilk inşa (yaratma)yı bildiniz; ama öğüt alıp-düşünmeniz gerekmez mi
Diyanet İşleri MealiAnd olsun ki, ilk yaratmayı bilirsiniz, yine de düşünmez misiniz
Elmalılı Hamdi YazırEktiğinizi gördünüz mü
Ali BulaçŞimdi ekmekte olduğunuz (tohum)u gördünüz mü
Diyanet İşleri MealiSöyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz
Elmalılı Hamdi YazırOnu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz
Ali BulaçOnu sizler mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren Biz miyiz
Diyanet İşleri MealiSöyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz
Elmalılı Hamdi YazırDileseydik, onu kuru bir çöp yapardık. Hayret eder dururdunuz
Ali BulaçEğer dilemiş olsaydık, gerçekten onu bir ot kırıntısı kılardık; böylelikle şaşar-kalırdınız
Diyanet İşleri MealiDilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık
Elmalılı Hamdi YazırDoğrusu borç altına girdik
Ali Bulaç(Şöyle de sızlanırdınız:) "Doğrusu biz, ağır bir borç altına girip-zorlandık
Diyanet İşleri MealiDilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık
Elmalılı Hamdi YazırDoğrusu, biz yoksul bırakıldık" (derdiniz)
Ali BulaçHayır, biz büsbütün yoksun bırakıldık
Diyanet İşleri MealiDilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık
Elmalılı Hamdi Yazırİçtiğiniz suya baktınız mı
Ali BulaçŞimdi siz, içmekte olduğunuz suyu gördünüz mü
Diyanet İşleri MealiSöyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz
Elmalılı Hamdi YazırBuluttan onu siz mi indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz
Ali BulaçOnu sizler mi buluttan indiriyorsunuz, yoksa indiren Biz miyiz
Diyanet İşleri MealiSöyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz
Elmalılı Hamdi YazırDileseydik onu tuzlu yapardık. O halde şükretseniz ya
Ali BulaçEğer dilemiş olsaydık onu tuzlu kılardık; şükretmeniz gerekmez mi
Diyanet İşleri MealiDileseydik onu acılaştırırdık; hala şükretmez misiniz
Elmalılı Hamdi YazırYaktığınız ateşi gördünüz mü
Ali BulaçŞimdi yakmakta olduğunuz ateşi gördünüz mü
Diyanet İşleri MealiSöyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz
Elmalılı Hamdi YazırOnun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz
Ali BulaçOnun ağacını sizler mi inşa ettiniz (yarattınız), yoksa onu inşa eden Biz miyiz
Diyanet İşleri MealiSöyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz
Elmalılı Hamdi YazırBiz onu bir ibret ve çölden gelip geçenlere bir fayda yaptık
Ali BulaçBiz onu hem bir öğüt ve hatırlatma (konusu), hem ihtiyacı olanlara bir meta kıldık
Diyanet İşleri MealiBiz onu bir ibret ve çölde konaklayanlar için yararlı kıldık
Elmalılı Hamdi YazırÖyleyse büyük Rabbinin adını yücelt
Ali BulaçŞu halde büyük Rabbini ismiyle tesbih et
Diyanet İşleri MealiÖyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et
Elmalılı Hamdi YazırHayır, yıldızların yerlerine yemin ederim
Ali BulaçHayır, yıldızların yer (mevki)lerine yemin ederim
Diyanet İşleri MealiHayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz
Elmalılı Hamdi YazırBilirseniz bu büyük bir yemindir
Ali BulaçŞüphesiz bu, eğer bilirseniz gerçekten büyük bir yemindir
Diyanet İşleri MealiHayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz
Elmalılı Hamdi YazırO, elbette şerefli bir Kur'ân'dır
Ali BulaçElbette bu, bir Kur'an-ı Kerim'dir
Diyanet İşleri MealiDoğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir
Elmalılı Hamdi YazırKorunmuş bir kitaptadır
Ali BulaçSaklanmış-korunmuş bir Kitap'ta (yazılı)dır
Diyanet İşleri MealiDoğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir
Elmalılı Hamdi YazırOna temizlenenlerden başkası el süremez
Ali BulaçOna, temizlenip-arınmış olanlardan başkası dokunamaz
Diyanet İşleri MealiDoğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir
Elmalılı Hamdi Yazırâlemlerin Rabbinden indirilmiştir
Ali BulaçAlemlerin Rabbinden indirilmedir
Diyanet İşleri MealiDoğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir
Elmalılı Hamdi YazırŞimdi siz bu sözü mü küçümsüyorsunuz
Ali BulaçŞimdi siz bu sözü mü hor görüp-küçümsüyorsunuz
Diyanet İşleri MealiSiz bu sözü mü hor görüyorsunuz
Elmalılı Hamdi YazırRızkınızı, yalanlamanızdan ibaret mi kılıyorsunuz
Ali BulaçVe rızkınızı (Kur'an'dan yararlanma nimetini bırakıp onu) mutlaka yalan saymaktan ibaret mi kılıyorsunuz
Diyanet İşleri MealiRızkınıza şükredeceğiniz yere onu vereni mi yalanlıyorsunuz
Elmalılı Hamdi YazırCan boğaza dayandığı zaman
Ali BulaçHele can boğaza gelip dayandığında
Diyanet İşleri MealiKişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz
Elmalılı Hamdi YazırKi o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz
Ali BulaçKi o sırada siz (sadece) bakıp-durursunuz
Diyanet İşleri MealiKişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz
Elmalılı Hamdi YazırBiz ona sizden daha yakınız, fakat siz görmezsiniz
Ali BulaçBiz ona sizden daha yakınız; ancak görmezsiniz
Diyanet İşleri MealiKişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz
Elmalılı Hamdi YazırEğer cezalandırılmayacak iseniz
Ali Bulaçİşte o vakit, eğer ceza görmeyecek iseniz
Diyanet İşleri MealiSiz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize
Elmalılı Hamdi YazırOnu geri çevirsenize; şayet iddianızda doğru iseniz
Ali BulaçEğer doğru söylüyorsanız, onu, (çıkmakta olan canı) geri çevirsenize
Diyanet İşleri MealiSiz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize
Elmalılı Hamdi YazırFakat ölen kişiye gelince, eğer o rahmete yaklaştırılanlardan ise
Ali BulaçEğer o (ölecek kişi), yakın kılınan (mukarreb olan)lardan ise
Diyanet İşleri MealiEğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur
Elmalılı Hamdi YazırOna rahatlık, güzel rızık ve Naîm cenneti vardır
Ali BulaçBu durumda rahatlık, güzel rızık ve nimetlerle donatılmış cennet (onundur)
Diyanet İşleri MealiEğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur
Elmalılı Hamdi YazırEğer O, sağın adamlarından ise
Ali BulaçVe eğer "Ashab-ı Yemin"den ise
Diyanet İşleri MealiEğer defteri sağdan verilenlerden ise
Elmalılı Hamdi Yazır(Ey sağcı), sana sağcılardan selam
Ali BulaçArtık, "Ashab-ı Yemin"den selam sana
Diyanet İşleri MealiEy sağcılardan olan kişi, sana selam olsun!" denir
Elmalılı Hamdi YazırAma yalanlayıcı sapıklardan ise
Ali BulaçVe eğer o, yalanlayan sapıklardan ise
Diyanet İşleri MealiEğer, sapık yalancılardan ise
Elmalılı Hamdi Yazırİşte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır
Ali BulaçArtık (onun için) alabildiğine kaynar sudan bir şölen vardır
Diyanet İşleri MealiOna kaynar sudan konukluk sunulur
Elmalılı Hamdi YazırVe cehenneme atılma vardır
Ali BulaçVe çılgınca yanan ateşe bir atılma da
Diyanet İşleri MealiCehenneme sokulur
Elmalılı Hamdi YazırKesin gerçek budur işte
Ali BulaçŞüphesiz bu, kesin bilgi ifade eden bir gerçektir (Hakku'l-Yakin)
Diyanet İşleri MealiDoğrusu kesin gerçek budur
Elmalılı Hamdi YazırÖyle ise Rabbini o büyük ismiyle tesbih et
Ali BulaçÖyleyse büyük Rabbini ismiyle tesbih et
Diyanet İşleri MealiÖyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et