☪ Anlam Arayışı

56. Al-Waaqia سُورَةُ الوَاقِعَةِ

📕 Mushaf görünümünde aç

Kelime kelime meal🎨 Tecvid renkleri
Diyanet İşleri MealiElmalılı Hamdi YazırSüleyman AteşAli BulaçSaheeh InternationalYusuf Ali
Tefsir:YokTefsîru'l-Celâleyn (Mahallî & Suyûtî)Tefsîru'l-KurtubîTefsîru'l-Begavî
56:1 📚 1
إِذَا وَقَعَتِ ٱلۡوَاقِعَةُ

Elmalılı Hamdi YazırOlacak vak'a olduğu zaman

Ali BulaçVakıa (kesin bir gerçek olan kıyamet) vuku bulduğu zaman

Süleyman AteşOlacak vak'a olduğu (kıyamet koptuğu) zaman

56:2 📚 2
لَيۡسَ لِوَقۡعَتِهَا كَاذِبَةٌ

Elmalılı Hamdi YazırOnun oluşunu yalanlayacak kimse yoktur

Ali BulaçOnun vukuuna (gerçekleşmesine artık) yalan diyecek yoktur

Süleyman AteşOnun oluşunu yalanlayacak yoktur

56:3
خَافِضَةࣱ رَّافِعَةٌ

Elmalılı Hamdi YazırO, alçaltıcıdır, yükselticidir

Ali BulaçO aşağılatıcı, yücelticidir

Süleyman AteşO alçaltıcı, yükselticidir (yerleri alt üst eder)

56:4
إِذَا رُجَّتِ ٱلۡأَرۡضُ رَجࣰّ ا

Elmalılı Hamdi YazırYer şiddetle sarsıldığı

Ali BulaçYer, şiddetli bir sarsıntıyla sarsıldığı

Süleyman AteşYer şiddetliesarsıldığı

56:5
وَبُسَّتِ ٱلۡجِبَالُ بَسࣰّ ا

Elmalılı Hamdi YazırDağlar serpildikçe serpildiği

Ali BulaçVe dağlar darmadağın olup ufalandığı

Süleyman AteşDağlar serpildikçe serpildiği

56:6
فَكَانَتۡ هَبَآءࣰ مُّنۢبَثࣰّ ا

Elmalılı Hamdi YazırDağılıp toz duman haline geldiği

Ali BulaçDerken toz duman halinde dağılıp-savrulduğu

Süleyman AteşDağılan toz duman haline geldiği

56:7
وَكُنتُمۡ أَزۡوَٰجࣰ ا ثَلَٰثَةࣰ‏

Elmalılı Hamdi YazırVe sizler üç sınıf olduğunuz zaman

Ali BulaçVe sizler de üç sınıf olduğunuz zaman

Süleyman AteşVe sizler üç sınıf olduğunuz zaman

56:8
فَأَصۡحَٰبُ ٱلۡمَيۡمَنَةِ مَآ أَصۡحَٰبُ ٱلۡمَيۡمَنَةِ

Elmalılı Hamdi YazırSağın adamları (var ya) ne mutludurlar onlar

Ali Bulaçİşte o "Ashab-ı Meymene", ne (kutludur o) "Ashab-ı Meymene

Süleyman AteşSağın adamları (amel defterleri sağ tarafından verilenler), ne uğurlulardır onlar

56:9
وَأَصۡحَٰبُ ٱلۡمَشۡـَٔمَةِ مَآ أَصۡحَٰبُ ٱلۡمَشۡـَٔمَةِ

Elmalılı Hamdi YazırSolun adamları ise ne uğursuzdurlar onlar

Ali BulaçAshab-ı Meş'eme" ne (mutsuz ve uğursuzdur o) "Ashab-ı Meş'eme

Süleyman AteşSolun adamları (amel defterleri sol tarafından verilenler), ne uğursuzlardır onlar

56:10
وَٱلسَّٰبِقُونَ ٱلسَّٰبِقُونَ

Elmalılı Hamdi YazırÖnde olanlar (var ya), onlar öncüdürler

Ali BulaçYarışıp öne geçenler de, öne geçmiş öncülerdir

Süleyman AteşVe o sabıklar, sabıklar

56:11
أُوْلَٰٓئِكَ ٱلۡمُقَرَّبُونَ

Elmalılı Hamdi Yazırİşte o yaklaştırılanlar

Ali Bulaçİşte onlar, yakınlaştırılmış (mukarreb) olanlardır

Süleyman Ateşİşte, onlardır (Allah'a) yaklaştırılanlar

56:12
فِي جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ

Elmalılı Hamdi YazırNimet cennetlerindedirler

Ali BulaçNimetlerle-donatılmış cennetler içinde

Süleyman AteşNi'met cennetlerinde

56:13 📚 7
ثُلَّةࣱ مِّنَ ٱلۡأَوَّلِينَ

Elmalılı Hamdi YazırÇoğu önceki ümmetlerden

Ali BulaçBirçoğu geçmiş (ümmet)lerden

Süleyman AteşÇoğu öncekilerden

56:14 📚 2
وَقَلِيلࣱ مِّنَ ٱلۡأٓخِرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBirazı da sonrakilerden

Ali BulaçBirazı da sonrakilerden

Süleyman AteşBirazı da sonrakilerden (olan bu insanlar)

56:15 📚 1
عَلَىٰ سُرُرࣲ مَّوۡضُونَةࣲ‏

Elmalılı Hamdi Yazır(Onlar) cevherlerle işlenmiş tahtlar üzerindedirler

Ali BulaçÖzenle işlenmiş mücevher' tahtlar üzerindedirler

Süleyman AteşAltın ve cevahirle işlenmiş tahtlar üzerindedirler

56:16
مُّتَّكِـِٔينَ عَلَيۡهَا مُتَقَٰبِلِينَ

Elmalılı Hamdi YazırKarşılıklı olarak onların üzerinde yaslanırlar

Ali BulaçKarşılıklı yaslanmışlardır

Süleyman AteşOnların üzerinde karşılıklı yaslanırlar

56:17
يَطُوفُ عَلَيۡهِمۡ وِلۡدَٰنࣱ مُّخَلَّدُونَ

Elmalılı Hamdi YazırÇevrelerinde, ölümsüzlüğe ulaşmış gençler dolaşırlar

Ali BulaçÇevrelerinde ölümsüzlüğe ulaşmış gençler dönüp dolaşır

Süleyman AteşÇevrelerinde, ebedi yaşamağa erdirilmiş gençler dolaşır

56:18 📚 1
بِأَكۡوَابࣲ وَأَبَارِيقَ وَكَأۡسࣲ مِّن مَّعِينࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırKaynağından doldurulmuş, testiler, ibrikler ve kadehlerle

Ali BulaçKaynağından (doldurulmuş) testiler, ibrikler ve kadehler

Süleyman AteşAkıp giden şarap kaynağından doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehlerle

56:19 📚 2
لَّا يُصَدَّعُونَ عَنۡهَا وَلَا يُنزِفُونَ

Elmalılı Hamdi YazırOndan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir

Ali BulaçKi bundan ne başlarını bir ağrı tutar, ne de kendilerinden geçip akılları çelinir

Süleyman Ateş(Bir şarap ki) Ondan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir

56:20
وَفَٰكِهَةࣲ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırBeğendikleri meyvalar

Ali BulaçArzulayıp-seçecekleri meyveler

Süleyman AteşBeğendikleri meyva(lar)

56:21 📚 2
وَلَحۡمِ طَيۡرࣲ مِّمَّا يَشۡتَهُونَ

Elmalılı Hamdi YazırCanlarının çektiği kuş etleri

Ali BulaçCanlarının çektiği kuş eti

Süleyman AteşCanlarının çektiği kuş et(ler)i

56:22
وَحُورٌ عِينࣱ‏

Elmalılı Hamdi Yazırİri gözlü hûriler

Ali BulaçVe iri gözlü huriler

Süleyman Ateşİri gözlü huriler

56:23
كَأَمۡثَٰلِ ٱللُّؤۡلُوِٕ ٱلۡمَكۡنُونِ

Elmalılı Hamdi YazırSaklı inciler gibi

Ali BulaçSanki saklı inciler gibi

Süleyman AteşSaklı inciler gibi

56:24 📚 19
جَزَآءَۢ بِمَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ

Elmalılı Hamdi YazırYaptıklarına karşılık olarak verilir

Ali BulaçYaptıklarına bir karşılık olmak üzere (onlara sunulur)

Süleyman AteşYaptıklarına karşılık olarak

56:25
لَا يَسۡمَعُونَ فِيهَا لَغۡوࣰ ا وَلَا تَأۡثِيمًا

Elmalılı Hamdi YazırOrada boş bir söz ve günaha sokan bir laf işitmezler

Ali BulaçOrada, ne 'saçma ve boş bir söz' işitirler, ne günaha sokma

Süleyman AteşOrada ne boş bir söz ve ne de günaha sokan bir laf işitirler

56:26
إِلَّا قِيلࣰ ا سَلَٰمࣰ ا سَلَٰمࣰ ا

Elmalılı Hamdi YazırDuydukları söz, yalnız "selam", "selam" dır

Ali BulaçYalnızca bir söz (işitirler:) "Selam, selam

Süleyman AteşDuydukları söz, yalnız "Selam, selam" dır

56:27
وَأَصۡحَٰبُ ٱلۡيَمِينِ مَآ أَصۡحَٰبُ ٱلۡيَمِينِ

Elmalılı Hamdi YazırSağın adamları, nedir o sağın adamları

Ali BulaçAshab-ı Yemin", ne (kutludur o) "Ashab-ı Yemin

Süleyman AteşSağın adamları, nedir o sağın adamları

56:28 📚 5
فِي سِدۡرࣲ مَّخۡضُودࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırDalbastı kirazlar

Ali BulaçYüklü dalları bükülmüş kiraz (ağaçları)

Süleyman Ateş(Onlar) Dikensiz kirazlar

56:29
وَطَلۡحࣲ مَّنضُودࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırMeyva dizili muzlar

Ali BulaçÜstüste dizili meyveleri sarkmış muz ağaçları

Süleyman Ateş(Kökünden tepesine kadar) meyva dizili muzlar

56:30
وَظِلࣲّ مَّمۡدُودࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırUzamış gölgeler

Ali BulaçYayılıp-uzanmış gölgeler

Süleyman AteşUzamış gölge(ler)

56:31
وَمَآءࣲ مَّسۡكُوبࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırFışkıran sular

Ali BulaçDurmaksızın akan su(lar)

Süleyman AteşFışkıran sular

56:32
وَفَٰكِهَةࣲ كَثِيرَةࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırPek çok meyva arasında

Ali BulaçVe (daha) birçok meyveler arasında

Süleyman AteşPek çok mevya arasında

56:33 📚 8
لَّا مَقۡطُوعَةࣲ وَلَا مَمۡنُوعَةࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırTükenmeyen ve yasaklanmayan

Ali BulaçKesilip-eksilmeyen ve yasaklanmayan (meyveler)

Süleyman AteşTükenmeyen ve yasaklanmayan

56:34
وَفُرُشࣲ مَّرۡفُوعَةٍ

Elmalılı Hamdi YazırVe yükseltilmiş döşekler üstündedirler

Ali BulaçYükseklere-kurulmuş döşekler (sedirler)

Süleyman AteşVe yükseltilmiş döşekler üstündedirler

56:35
إِنَّآ أَنشَأۡنَٰهُنَّ إِنشَآءࣰ‏

Elmalılı Hamdi YazırBiz kadınları yeniden inşa ettik (yarattık)

Ali BulaçGerçek şu ki, Biz onları yeni bir inşa (yaratma) ile inşa edip-yarattık

Süleyman AteşBiz (oradaki) kadınları da yeniden bir güzel inşa' etmişiz

56:36
فَجَعَلۡنَٰهُنَّ أَبۡكَارًا

Elmalılı Hamdi YazırOnları bâkireler yaptık

Ali BulaçOnları hep bakireler olarak kıldık

Süleyman AteşOnları bakireler yapmışızdır

56:37
عُرُبًا أَتۡرَابࣰ ا

Elmalılı Hamdi YazırHep yaşıt sevgililer

Ali BulaçEşlerine sevgiyle tutkun (ve) hep yaşıt

Süleyman AteşHep yaşıt sevgililer

56:38
لِّأَصۡحَٰبِ ٱلۡيَمِينِ

Elmalılı Hamdi YazırSağın adamları içindir

Ali BulaçAshab-ı Yemin" olanlar için

Süleyman AteşSağın adamları için

56:39 📚 7
ثُلَّةࣱ مِّنَ ٱلۡأَوَّلِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBir çoğu öncekilerdendir

Ali Bulaç(Bunların) Birçoğu geçmiş (ümmet)lerden

Süleyman Ateş(Bu sağcıların) Bir bölümü öncekilerdendir

56:40 📚 5
وَثُلَّةࣱ مِّنَ ٱلۡأٓخِرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBir çoğu da sonrakilerdendir

Ali BulaçBirçoğu da sonrakilerdendir

Süleyman AteşBir bölümü de sonrakilerdendir

56:41
وَأَصۡحَٰبُ ٱلشِّمَالِ مَآ أَصۡحَٰبُ ٱلشِّمَالِ

Elmalılı Hamdi YazırSolun adamları, nedir o solcular

Ali BulaçAshab-ı Şimal", ne (mutsuzdur o) "Ashab-ı Şimal

Süleyman AteşSolun adamları (amel defterleri, sol tarafından verilenler), nedir o solcular

56:42
فِي سَمُومࣲ وَحَمِيمࣲ‏

Elmalılı Hamdi Yazırİçlerine işleyen bir ateş ve kaynar şu içinde

Ali BulaçHücrelere işleyen kavurucu bir sıcaklık ve kaynar su

Süleyman Ateş(Onlar) Delikçiklere işleyen bir ateş ve kaynar su içinde

56:43
وَظِلࣲّ مِّن يَحۡمُومࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırKapkara dumandan bir gölge altındadırlar

Ali BulaçVe kapkara dumandan bir gölge içindedirler

Süleyman AteşKara dumandan bir gölge altında

56:44
لَّا بَارِدࣲ وَلَا كَرِيمٍ

Elmalılı Hamdi YazırKi ne serindir, ne de faydalı

Ali BulaçKi o, ne serindir, ne ferahlatıcı (kerim)

Süleyman AteşKi ne serindir, ne faydalı

56:45
إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَبۡلَ ذَٰلِكَ مُتۡرَفِينَ

Elmalılı Hamdi YazırÇünkü onlar bundan önce varlık içinde sefâhete dalmışlardı

Ali BulaçÇünkü onlar, bundan önce varlık içinde şımartılmış olanlardı

Süleyman AteşÇünkü onlar bundan önce varlık içinde şımartılmışlardı

56:46
وَكَانُواْ يُصِرُّونَ عَلَى ٱلۡحِنثِ ٱلۡعَظِيمِ

Elmalılı Hamdi YazırBüyük günahı işlemekte ısrar ediyorlardı

Ali BulaçOnlar, büyük günah üzerinde ısrarlı davrananlardı

Süleyman AteşBüyük günahı işlemekte ısrar ediyorlardı

56:47
وَكَانُواْ يَقُولُونَ أَئِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابࣰ ا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ

Elmalılı Hamdi YazırVe diyorlardı ki: "Biz ölüp, toprak ve kemik yığını olduktan sonra, biz mi bir daha diriltileceğiz

Ali BulaçVe derlerdi ki: "Biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuzda mı, gerçekten biz mi diriltilecekmişiz

Süleyman AteşVe diyorlardı ki: "Biz öldükten, toprak ve kemik yığını olduktan sonra, biz mi bir daha diriltileceğiz

56:48
أَوَءَابَآؤُنَا ٱلۡأَوَّلُونَ

Elmalılı Hamdi YazırÖnceki atalarımızda mı

Ali BulaçÖnceden gelip-geçmiş atalarımız da mı

Süleyman AteşÖnceki atalarımız da mı

56:49
قُلۡ إِنَّ ٱلۡأَوَّلِينَ وَٱلۡأٓخِرِينَ

Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Öncekiler ve sonrakiler

Ali BulaçDe ki: "Şüphesiz, öncekiler de ve sonrakiler de

Süleyman AteşDe ki: "Öncekiler de sonrakiler de

56:50
لَمَجۡمُوعُونَ إِلَىٰ مِيقَٰتِ يَوۡمࣲ مَّعۡلُومࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırBelli bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır

Ali BulaçBilinen bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır

Süleyman AteşBelli bir günün buluşma vakti için mutlaka toplanacaklardır

56:51 📚 1
ثُمَّ إِنَّكُمۡ أَيُّهَا ٱلضَّآلُّونَ ٱلۡمُكَذِّبُونَ

Elmalılı Hamdi YazırSonra siz, ey sapık yalanlayıcılar

Ali BulaçSonra gerçekten siz, ey sapık olan yalanlayıcılar

Süleyman AteşSonra siz de, ey sapık yalanlayıcılar (o zaman toplanacaksınız)

56:52 📚 2
لَأٓكِلُونَ مِن شَجَرࣲ مِّن زَقُّومࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırElbette bir ağaçtan, zakkum ağacından yiyeceksiniz

Ali BulaçŞüphesiz zakkum olan bir ağaçtan yiyeceksiniz

Süleyman Ateş(Suçlular) Mutlaka bir Zakkum ağacından yiyecekler

56:53
فَمَالِـُٔونَ مِنۡهَا ٱلۡبُطُونَ

Elmalılı Hamdi YazırKarınlarınızı hep onunla dolduracaksınız

Ali BulaçBöylece karınları(nızı) ondan dolduracaksınız

Süleyman AteşOnunla karınları(nı) dolduracaklar

56:54
فَشَٰرِبُونَ عَلَيۡهِ مِنَ ٱلۡحَمِيمِ

Elmalılı Hamdi YazırÜstüne de kaynar su içeceksiniz

Ali BulaçOnun üzerine de alabildiğine kaynar sudan içeceksiniz

Süleyman AteşÜzerine de kaynar su içeceklerdir

56:55
فَشَٰرِبُونَ شُرۡبَ ٱلۡهِيمِ

Elmalılı Hamdi YazırSusuzluk illetine tutulmuş develerin içişi gibi içeceksiniz

Ali BulaçÜstelik 'içtikçe susayan hasta develerin' içişi gibi içeceksiniz

Süleyman AteşSusuzluk hastalığına tutulmuş develerin içişi gibi içeceklerdir

56:56
هَٰذَا نُزُلُهُمۡ يَوۡمَ ٱلدِّينِ

Elmalılı Hamdi Yazırİşte ceza gününde onlara sunulacak ziyafet budur

Ali Bulaçİşte bu, onların din (hesap ve ceza) gününde şölenleridir

Süleyman Ateşİşte ceza gününde onların ağırlanışı böyledir

56:57
نَحۡنُ خَلَقۡنَٰكُمۡ فَلَوۡلَا تُصَدِّقُونَ

Elmalılı Hamdi YazırBiz sizi yarattık; tasdik etmeniz gerekmez mi

Ali BulaçSizleri Biz yarattık, yine de tasdik etmeyecek misiniz

Süleyman AteşBiz sizi yarattık; doğrulamanız gerekmez mi

56:58
أَفَرَءَيۡتُم مَّا تُمۡنُونَ

Elmalılı Hamdi YazırAttığınız meniyi gördünüz mü

Ali BulaçŞimdi (rahimlere) dökmekte olduğunuz meniyi gördünüz mü

Süleyman AteşAkıttığınız meniyi gördünüz mü

56:59
ءَأَنتُمۡ تَخۡلُقُونَهُۥٓ أَمۡ نَحۡنُ ٱلۡخَٰلِقُونَ

Elmalılı Hamdi YazırOnu siz mi yaratıyorsunuz yoksa yaratan biz miyiz

Ali BulaçOnu sizler mi yaratıyorsunuz, yoksa Yaratıcı Biz miyiz

Süleyman AteşSiz mi onu yaratıyorsunuz, yoksa yaratıcılar biz miyiz

56:60 📚 1
نَحۡنُ قَدَّرۡنَا بَيۡنَكُمُ ٱلۡمَوۡتَ وَمَا نَحۡنُ بِمَسۡبُوقِينَ

Elmalılı Hamdi YazırAranızda ölümü takdir eden biziz ve bizim önümüze geçilmez

Ali BulaçSizin aranızda ölümü takdir eden Biziz ve Bizim önümüze geçilmiş değildir

Süleyman AteşAranızda ölümü takdir eden biziz ve bizim önümüze geçilmiş değildir (kimse ölüme engel olamaz)

56:61
عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ أَمۡثَٰلَكُمۡ وَنُنشِئَكُمۡ فِي مَا لَا تَعۡلَمُونَ

Elmalılı Hamdi YazırBöylece sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediğiniz bir yaratılışta tekrar var edelim diye (böyle yapıyoruz)

Ali Bulaç(Yerinize) Benzerlerinizi getirip-değiştirme ve sizi şimdi bilemeyeceğiniz bir şekilde-inşa etme konusunda

Süleyman Ateş(Size böyle ölümü takdir ettik) Ki sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi, bilmediğiniz bir biçimde yeniden inşa' edelim

56:62 📚 1
وَلَقَدۡ عَلِمۡتُمُ ٱلنَّشۡأَةَ ٱلۡأُولَىٰ فَلَوۡلَا تَذَكَّرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırAndolsun, ilk yaratılışı bildiniz. Düşünüp ibret almanız gerekmez mi

Ali BulaçAndolsun, ilk inşa (yaratma)yı bildiniz; ama öğüt alıp-düşünmeniz gerekmez mi

Süleyman AteşAndolsun, ilk yaratmayı bildiniz, (bunu) düşünüp ibret almanız gerekmez mi

56:63
أَفَرَءَيۡتُم مَّا تَحۡرُثُونَ

Elmalılı Hamdi YazırEktiğinizi gördünüz mü

Ali BulaçŞimdi ekmekte olduğunuz (tohum)u gördünüz mü

Süleyman AteşEktiğinizi gördünüz mü

56:64
ءَأَنتُمۡ تَزۡرَعُونَهُۥٓ أَمۡ نَحۡنُ ٱلزَّٰرِعُونَ

Elmalılı Hamdi YazırOnu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz

Ali BulaçOnu sizler mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren Biz miyiz

Süleyman AteşSiz mi onu bitiyorsunuz, yoksa bitirenler biz miyiz

56:65
لَوۡ نَشَآءُ لَجَعَلۡنَٰهُ حُطَٰمࣰ ا فَظَلۡتُمۡ تَفَكَّهُونَ

Elmalılı Hamdi YazırDileseydik, onu kuru bir çöp yapardık. Hayret eder dururdunuz

Ali BulaçEğer dilemiş olsaydık, gerçekten onu bir ot kırıntısı kılardık; böylelikle şaşar-kalırdınız

Süleyman AteşDileseydik, onu kuru bir çöp yapardık, sızlanıp dururdunuz

56:66
إِنَّا لَمُغۡرَمُونَ

Elmalılı Hamdi YazırDoğrusu borç altına girdik

Ali Bulaç(Şöyle de sızlanırdınız:) "Doğrusu biz, ağır bir borç altına girip-zorlandık

Süleyman AteşBiz borçlandık, (yaptığmız masraflar boşa gitti)

56:67 📚 1
بَلۡ نَحۡنُ مَحۡرُومُونَ

Elmalılı Hamdi YazırDoğrusu, biz yoksul bırakıldık" (derdiniz)

Ali BulaçHayır, biz büsbütün yoksun bırakıldık

Süleyman AteşDoğrusu, biz yoksun bırakıldık! (derdiniz)

56:68
أَفَرَءَيۡتُمُ ٱلۡمَآءَ ٱلَّذِي تَشۡرَبُونَ

Elmalılı Hamdi Yazırİçtiğiniz suya baktınız mı

Ali BulaçŞimdi siz, içmekte olduğunuz suyu gördünüz mü

Süleyman Ateşİçtiğiniz suya baktınız mı

56:69 📚 1
ءَأَنتُمۡ أَنزَلۡتُمُوهُ مِنَ ٱلۡمُزۡنِ أَمۡ نَحۡنُ ٱلۡمُنزِلُونَ

Elmalılı Hamdi YazırBuluttan onu siz mi indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz

Ali BulaçOnu sizler mi buluttan indiriyorsunuz, yoksa indiren Biz miyiz

Süleyman AteşSiz mi onu buluttan indirdiniz, yoksa indirenler biz miyiz

56:70
لَوۡ نَشَآءُ جَعَلۡنَٰهُ أُجَاجࣰ ا فَلَوۡلَا تَشۡكُرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırDileseydik onu tuzlu yapardık. O halde şükretseniz ya

Ali BulaçEğer dilemiş olsaydık onu tuzlu kılardık; şükretmeniz gerekmez mi

Süleyman AteşDileseydik onu tuzlu yapardık. Şüketmeniz gerekmez mi

56:71
أَفَرَءَيۡتُمُ ٱلنَّارَ ٱلَّتِي تُورُونَ

Elmalılı Hamdi YazırYaktığınız ateşi gördünüz mü

Ali BulaçŞimdi yakmakta olduğunuz ateşi gördünüz mü

Süleyman Ateş(İki dalı birbirine sürterek) Çıkardığınız ateşi gördünüz mü

56:72
ءَأَنتُمۡ أَنشَأۡتُمۡ شَجَرَتَهَآ أَمۡ نَحۡنُ ٱلۡمُنشِـُٔونَ

Elmalılı Hamdi YazırOnun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz

Ali BulaçOnun ağacını sizler mi inşa ettiniz (yarattınız), yoksa onu inşa eden Biz miyiz

Süleyman AteşOnun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratanlar biz miyiz

56:73
نَحۡنُ جَعَلۡنَٰهَا تَذۡكِرَةࣰ وَمَتَٰعࣰ ا لِّلۡمُقۡوِينَ

Elmalılı Hamdi YazırBiz onu bir ibret ve çölden gelip geçenlere bir fayda yaptık

Ali BulaçBiz onu hem bir öğüt ve hatırlatma (konusu), hem ihtiyacı olanlara bir meta kıldık

Süleyman AteşBiz onu bir ibret ve çölden gelip geçenlere bir fayda yaptık

56:74 📚 1
فَسَبِّحۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلۡعَظِيمِ

Elmalılı Hamdi YazırÖyleyse büyük Rabbinin adını yücelt

Ali BulaçŞu halde büyük Rabbini ismiyle tesbih et

Süleyman AteşÖyleyse büyük Rabbinin adını yücelt

56:75
۞فَلَآ أُقۡسِمُ بِمَوَٰقِعِ ٱلنُّجُومِ

Elmalılı Hamdi YazırHayır, yıldızların yerlerine yemin ederim

Ali BulaçHayır, yıldızların yer (mevki)lerine yemin ederim

Süleyman AteşYoo, yıldızların yerlerine yemin ederim

56:76 📚 4
وَإِنَّهُۥ لَقَسَمࣱ لَّوۡ تَعۡلَمُونَ عَظِيمٌ

Elmalılı Hamdi YazırBilirseniz bu büyük bir yemindir

Ali BulaçŞüphesiz bu, eğer bilirseniz gerçekten büyük bir yemindir

Süleyman AteşBilirseniz, bu büyük bir yemindir

56:77
إِنَّهُۥ لَقُرۡءَانࣱ كَرِيمࣱ‏

Elmalılı Hamdi YazırO, elbette şerefli bir Kur'ân'dır

Ali BulaçElbette bu, bir Kur'an-ı Kerim'dir

Süleyman AteşO, elbette değerli bir Kur'an'dır

56:78
فِي كِتَٰبࣲ مَّكۡنُونࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırKorunmuş bir kitaptadır

Ali BulaçSaklanmış-korunmuş bir Kitap'ta (yazılı)dır

Süleyman AteşSaklı bir Kitaptadır

56:79 📚 7
لَّا يَمَسُّهُۥٓ إِلَّا ٱلۡمُطَهَّرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırOna temizlenenlerden başkası el süremez

Ali BulaçOna, temizlenip-arınmış olanlardan başkası dokunamaz

Süleyman AteşKi ona temizlerden başkası dokunmaz

56:80
تَنزِيلࣱ مِّن رَّبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Elmalılı Hamdi Yazırâlemlerin Rabbinden indirilmiştir

Ali BulaçAlemlerin Rabbinden indirilmedir

Süleyman AteşAlemlerin Rabbinden indirilmiştir

56:81 📚 1
أَفَبِهَٰذَا ٱلۡحَدِيثِ أَنتُم مُّدۡهِنُونَ

Elmalılı Hamdi YazırŞimdi siz bu sözü mü küçümsüyorsunuz

Ali BulaçŞimdi siz bu sözü mü hor görüp-küçümsüyorsunuz

Süleyman AteşŞimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz

56:82 📚 4
وَتَجۡعَلُونَ رِزۡقَكُمۡ أَنَّكُمۡ تُكَذِّبُونَ

Elmalılı Hamdi YazırRızkınızı, yalanlamanızdan ibaret mi kılıyorsunuz

Ali BulaçVe rızkınızı (Kur'an'dan yararlanma nimetini bırakıp onu) mutlaka yalan saymaktan ibaret mi kılıyorsunuz

Süleyman Ateş(Kur'an'dan istifade edeceğiniz yerde) Rızkınızı, yalanlamanızdan ibaret mi kılıyorsunuz (sizin ondan elde ettiğiniz nasib, sadece onu yalanlamanız mıdır)

56:83 📚 2
فَلَوۡلَآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلۡحُلۡقُومَ

Elmalılı Hamdi YazırCan boğaza dayandığı zaman

Ali BulaçHele can boğaza gelip dayandığında

Süleyman AteşYa can boğaza dayandığı zaman

56:84
وَأَنتُمۡ حِينَئِذࣲ تَنظُرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırKi o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz

Ali BulaçKi o sırada siz (sadece) bakıp-durursunuz

Süleyman AteşKi siz de o zaman (can çekişen kimseye) bakıp durursunuz

56:85 📚 1
وَنَحۡنُ أَقۡرَبُ إِلَيۡهِ مِنكُمۡ وَلَٰكِن لَّا تُبۡصِرُونَ

Elmalılı Hamdi YazırBiz ona sizden daha yakınız, fakat siz görmezsiniz

Ali BulaçBiz ona sizden daha yakınız; ancak görmezsiniz

Süleyman AteşBiz ona sizden daha yakınız, fakat siz görmezsiniz

56:86 📚 1
فَلَوۡلَآ إِن كُنتُمۡ غَيۡرَ مَدِينِينَ

Elmalılı Hamdi YazırEğer cezalandırılmayacak iseniz

Ali Bulaçİşte o vakit, eğer ceza görmeyecek iseniz

Süleyman AteşEğer (öldükten sonra) cezalandırılmayacaksanız

56:87
تَرۡجِعُونَهَآ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ

Elmalılı Hamdi YazırOnu geri çevirsenize; şayet iddianızda doğru iseniz

Ali BulaçEğer doğru söylüyorsanız, onu, (çıkmakta olan canı) geri çevirsenize

Süleyman Ateş(Bu sözünüzde doğru iseniz) o(çıkmakta olan ca)nı geri döndürsenize

56:88 📚 7
فَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلۡمُقَرَّبِينَ

Elmalılı Hamdi YazırFakat ölen kişiye gelince, eğer o rahmete yaklaştırılanlardan ise

Ali BulaçEğer o (ölecek kişi), yakın kılınan (mukarreb olan)lardan ise

Süleyman Ateş(O can, Allah'a) Yaklaştırılanlardan ise

56:89
فَرَوۡحࣱ وَرَيۡحَانࣱ وَجَنَّتُ نَعِيمࣲ‏

Elmalılı Hamdi YazırOna rahatlık, güzel rızık ve Naîm cenneti vardır

Ali BulaçBu durumda rahatlık, güzel rızık ve nimetlerle donatılmış cennet (onundur)

Süleyman AteşO'na rahatlık, güzel rızık ve ni'met cenneti var

56:90
وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنۡ أَصۡحَٰبِ ٱلۡيَمِينِ

Elmalılı Hamdi YazırEğer O, sağın adamlarından ise

Ali BulaçVe eğer "Ashab-ı Yemin"den ise

Süleyman AteşEğer sağcılardan (amel defteri sağ tarafından verilenlerden) ise

56:91
فَسَلَٰمࣱ لَّكَ مِنۡ أَصۡحَٰبِ ٱلۡيَمِينِ

Elmalılı Hamdi Yazır(Ey sağcı), sana sağcılardan selam

Ali BulaçArtık, "Ashab-ı Yemin"den selam sana

Süleyman Ateş(Ey sağcı) Sana sağcılardan selam var

56:92 📚 1
وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلۡمُكَذِّبِينَ ٱلضَّآلِّينَ

Elmalılı Hamdi YazırAma yalanlayıcı sapıklardan ise

Ali BulaçVe eğer o, yalanlayan sapıklardan ise

Süleyman AteşAma yalanlayıcı sapıklardan ise

56:93 📚 1
فَنُزُلࣱ مِّنۡ حَمِيمࣲ‏

Elmalılı Hamdi Yazırİşte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır

Ali BulaçArtık (onun için) alabildiğine kaynar sudan bir şölen vardır

Süleyman AteşKaynar sudan bir ziyafet

56:94
وَتَصۡلِيَةُ جَحِيمٍ

Elmalılı Hamdi YazırVe cehenneme atılma vardır

Ali BulaçVe çılgınca yanan ateşe bir atılma da

Süleyman AteşVe cehenneme atılma var

56:95
إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ حَقُّ ٱلۡيَقِينِ

Elmalılı Hamdi YazırKesin gerçek budur işte

Ali BulaçŞüphesiz bu, kesin bilgi ifade eden bir gerçektir (Hakku'l-Yakin)

Süleyman AteşKesin gerçek budur işte

56:96 📚 1
فَسَبِّحۡ بِٱسۡمِ رَبِّكَ ٱلۡعَظِيمِ

Elmalılı Hamdi YazırÖyle ise Rabbini o büyük ismiyle tesbih et

Ali BulaçÖyleyse büyük Rabbini ismiyle tesbih et

Süleyman AteşÖyleyse büyük Rabbinin adını tesbih et (O'nu, kendisine layık olmayan sıfatlardan tenzih eyle)

← Önceki Sonraki →

56. Al-Waaqia Suresi | Anlam Arayışı