56. Al-Waaqia سُورَةُ الوَاقِعَةِ
Elmalılı Hamdi YazırOlacak vak'a olduğu zaman
Süleyman AteşOlacak vak'a olduğu (kıyamet koptuğu) zaman
Ali BulaçVakıa (kesin bir gerçek olan kıyamet) vuku bulduğu zaman
Elmalılı Hamdi YazırOnun oluşunu yalanlayacak kimse yoktur
Süleyman AteşOnun oluşunu yalanlayacak yoktur
Ali BulaçOnun vukuuna (gerçekleşmesine artık) yalan diyecek yoktur
Elmalılı Hamdi YazırO, alçaltıcıdır, yükselticidir
Süleyman AteşO alçaltıcı, yükselticidir (yerleri alt üst eder)
Ali BulaçO aşağılatıcı, yücelticidir
Elmalılı Hamdi YazırYer şiddetle sarsıldığı
Süleyman AteşYer şiddetliesarsıldığı
Ali BulaçYer, şiddetli bir sarsıntıyla sarsıldığı
Elmalılı Hamdi YazırDağlar serpildikçe serpildiği
Süleyman AteşDağlar serpildikçe serpildiği
Ali BulaçVe dağlar darmadağın olup ufalandığı
Elmalılı Hamdi YazırDağılıp toz duman haline geldiği
Süleyman AteşDağılan toz duman haline geldiği
Ali BulaçDerken toz duman halinde dağılıp-savrulduğu
Elmalılı Hamdi YazırVe sizler üç sınıf olduğunuz zaman
Süleyman AteşVe sizler üç sınıf olduğunuz zaman
Ali BulaçVe sizler de üç sınıf olduğunuz zaman
Elmalılı Hamdi YazırSağın adamları (var ya) ne mutludurlar onlar
Süleyman AteşSağın adamları (amel defterleri sağ tarafından verilenler), ne uğurlulardır onlar
Ali Bulaçİşte o "Ashab-ı Meymene", ne (kutludur o) "Ashab-ı Meymene
Elmalılı Hamdi YazırSolun adamları ise ne uğursuzdurlar onlar
Süleyman AteşSolun adamları (amel defterleri sol tarafından verilenler), ne uğursuzlardır onlar
Ali BulaçAshab-ı Meş'eme" ne (mutsuz ve uğursuzdur o) "Ashab-ı Meş'eme
Elmalılı Hamdi YazırÖnde olanlar (var ya), onlar öncüdürler
Süleyman AteşVe o sabıklar, sabıklar
Ali BulaçYarışıp öne geçenler de, öne geçmiş öncülerdir
Elmalılı Hamdi Yazırİşte o yaklaştırılanlar
Süleyman Ateşİşte, onlardır (Allah'a) yaklaştırılanlar
Ali Bulaçİşte onlar, yakınlaştırılmış (mukarreb) olanlardır
Elmalılı Hamdi YazırNimet cennetlerindedirler
Süleyman AteşNi'met cennetlerinde
Ali BulaçNimetlerle-donatılmış cennetler içinde
Elmalılı Hamdi YazırÇoğu önceki ümmetlerden
Süleyman AteşÇoğu öncekilerden
Ali BulaçBirçoğu geçmiş (ümmet)lerden
Elmalılı Hamdi YazırBirazı da sonrakilerden
Süleyman AteşBirazı da sonrakilerden (olan bu insanlar)
Ali BulaçBirazı da sonrakilerden
Elmalılı Hamdi Yazır(Onlar) cevherlerle işlenmiş tahtlar üzerindedirler
Süleyman AteşAltın ve cevahirle işlenmiş tahtlar üzerindedirler
Ali BulaçÖzenle işlenmiş mücevher' tahtlar üzerindedirler
Elmalılı Hamdi YazırKarşılıklı olarak onların üzerinde yaslanırlar
Süleyman AteşOnların üzerinde karşılıklı yaslanırlar
Ali BulaçKarşılıklı yaslanmışlardır
Elmalılı Hamdi YazırÇevrelerinde, ölümsüzlüğe ulaşmış gençler dolaşırlar
Süleyman AteşÇevrelerinde, ebedi yaşamağa erdirilmiş gençler dolaşır
Ali BulaçÇevrelerinde ölümsüzlüğe ulaşmış gençler dönüp dolaşır
Elmalılı Hamdi YazırKaynağından doldurulmuş, testiler, ibrikler ve kadehlerle
Süleyman AteşAkıp giden şarap kaynağından doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehlerle
Ali BulaçKaynağından (doldurulmuş) testiler, ibrikler ve kadehler
Elmalılı Hamdi YazırOndan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir
Süleyman Ateş(Bir şarap ki) Ondan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir
Ali BulaçKi bundan ne başlarını bir ağrı tutar, ne de kendilerinden geçip akılları çelinir
Elmalılı Hamdi YazırBeğendikleri meyvalar
Süleyman AteşBeğendikleri meyva(lar)
Ali BulaçArzulayıp-seçecekleri meyveler
Elmalılı Hamdi YazırCanlarının çektiği kuş etleri
Süleyman AteşCanlarının çektiği kuş et(ler)i
Ali BulaçCanlarının çektiği kuş eti
Elmalılı Hamdi Yazırİri gözlü hûriler
Süleyman Ateşİri gözlü huriler
Ali BulaçVe iri gözlü huriler
Elmalılı Hamdi YazırSaklı inciler gibi
Süleyman AteşSaklı inciler gibi
Ali BulaçSanki saklı inciler gibi
Elmalılı Hamdi YazırYaptıklarına karşılık olarak verilir
Süleyman AteşYaptıklarına karşılık olarak
Ali BulaçYaptıklarına bir karşılık olmak üzere (onlara sunulur)
Elmalılı Hamdi YazırOrada boş bir söz ve günaha sokan bir laf işitmezler
Süleyman AteşOrada ne boş bir söz ve ne de günaha sokan bir laf işitirler
Ali BulaçOrada, ne 'saçma ve boş bir söz' işitirler, ne günaha sokma
Elmalılı Hamdi YazırDuydukları söz, yalnız "selam", "selam" dır
Süleyman AteşDuydukları söz, yalnız "Selam, selam" dır
Ali BulaçYalnızca bir söz (işitirler:) "Selam, selam
Elmalılı Hamdi YazırSağın adamları, nedir o sağın adamları
Süleyman AteşSağın adamları, nedir o sağın adamları
Ali BulaçAshab-ı Yemin", ne (kutludur o) "Ashab-ı Yemin
Elmalılı Hamdi YazırDalbastı kirazlar
Süleyman Ateş(Onlar) Dikensiz kirazlar
Ali BulaçYüklü dalları bükülmüş kiraz (ağaçları)
Elmalılı Hamdi YazırMeyva dizili muzlar
Süleyman Ateş(Kökünden tepesine kadar) meyva dizili muzlar
Ali BulaçÜstüste dizili meyveleri sarkmış muz ağaçları
Elmalılı Hamdi YazırUzamış gölgeler
Süleyman AteşUzamış gölge(ler)
Ali BulaçYayılıp-uzanmış gölgeler
Elmalılı Hamdi YazırFışkıran sular
Süleyman AteşFışkıran sular
Ali BulaçDurmaksızın akan su(lar)
Elmalılı Hamdi YazırPek çok meyva arasında
Süleyman AteşPek çok mevya arasında
Ali BulaçVe (daha) birçok meyveler arasında
Elmalılı Hamdi YazırTükenmeyen ve yasaklanmayan
Süleyman AteşTükenmeyen ve yasaklanmayan
Ali BulaçKesilip-eksilmeyen ve yasaklanmayan (meyveler)
Elmalılı Hamdi YazırVe yükseltilmiş döşekler üstündedirler
Süleyman AteşVe yükseltilmiş döşekler üstündedirler
Ali BulaçYükseklere-kurulmuş döşekler (sedirler)
Elmalılı Hamdi YazırBiz kadınları yeniden inşa ettik (yarattık)
Süleyman AteşBiz (oradaki) kadınları da yeniden bir güzel inşa' etmişiz
Ali BulaçGerçek şu ki, Biz onları yeni bir inşa (yaratma) ile inşa edip-yarattık
Elmalılı Hamdi YazırOnları bâkireler yaptık
Süleyman AteşOnları bakireler yapmışızdır
Ali BulaçOnları hep bakireler olarak kıldık
Elmalılı Hamdi YazırHep yaşıt sevgililer
Süleyman AteşHep yaşıt sevgililer
Ali BulaçEşlerine sevgiyle tutkun (ve) hep yaşıt
Elmalılı Hamdi YazırSağın adamları içindir
Süleyman AteşSağın adamları için
Ali BulaçAshab-ı Yemin" olanlar için
Elmalılı Hamdi YazırBir çoğu öncekilerdendir
Süleyman Ateş(Bu sağcıların) Bir bölümü öncekilerdendir
Ali Bulaç(Bunların) Birçoğu geçmiş (ümmet)lerden
Elmalılı Hamdi YazırBir çoğu da sonrakilerdendir
Süleyman AteşBir bölümü de sonrakilerdendir
Ali BulaçBirçoğu da sonrakilerdendir
Elmalılı Hamdi YazırSolun adamları, nedir o solcular
Süleyman AteşSolun adamları (amel defterleri, sol tarafından verilenler), nedir o solcular
Ali BulaçAshab-ı Şimal", ne (mutsuzdur o) "Ashab-ı Şimal
Elmalılı Hamdi Yazırİçlerine işleyen bir ateş ve kaynar şu içinde
Süleyman Ateş(Onlar) Delikçiklere işleyen bir ateş ve kaynar su içinde
Ali BulaçHücrelere işleyen kavurucu bir sıcaklık ve kaynar su
Elmalılı Hamdi YazırKapkara dumandan bir gölge altındadırlar
Süleyman AteşKara dumandan bir gölge altında
Ali BulaçVe kapkara dumandan bir gölge içindedirler
Elmalılı Hamdi YazırKi ne serindir, ne de faydalı
Süleyman AteşKi ne serindir, ne faydalı
Ali BulaçKi o, ne serindir, ne ferahlatıcı (kerim)
Elmalılı Hamdi YazırÇünkü onlar bundan önce varlık içinde sefâhete dalmışlardı
Süleyman AteşÇünkü onlar bundan önce varlık içinde şımartılmışlardı
Ali BulaçÇünkü onlar, bundan önce varlık içinde şımartılmış olanlardı
Elmalılı Hamdi YazırBüyük günahı işlemekte ısrar ediyorlardı
Süleyman AteşBüyük günahı işlemekte ısrar ediyorlardı
Ali BulaçOnlar, büyük günah üzerinde ısrarlı davrananlardı
Elmalılı Hamdi YazırVe diyorlardı ki: "Biz ölüp, toprak ve kemik yığını olduktan sonra, biz mi bir daha diriltileceğiz
Süleyman AteşVe diyorlardı ki: "Biz öldükten, toprak ve kemik yığını olduktan sonra, biz mi bir daha diriltileceğiz
Ali BulaçVe derlerdi ki: "Biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuzda mı, gerçekten biz mi diriltilecekmişiz
Elmalılı Hamdi YazırÖnceki atalarımızda mı
Süleyman AteşÖnceki atalarımız da mı
Ali BulaçÖnceden gelip-geçmiş atalarımız da mı
Elmalılı Hamdi YazırDe ki: "Öncekiler ve sonrakiler
Süleyman AteşDe ki: "Öncekiler de sonrakiler de
Ali BulaçDe ki: "Şüphesiz, öncekiler de ve sonrakiler de
Elmalılı Hamdi YazırBelli bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır
Süleyman AteşBelli bir günün buluşma vakti için mutlaka toplanacaklardır
Ali BulaçBilinen bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır
Elmalılı Hamdi YazırSonra siz, ey sapık yalanlayıcılar
Süleyman AteşSonra siz de, ey sapık yalanlayıcılar (o zaman toplanacaksınız)
Ali BulaçSonra gerçekten siz, ey sapık olan yalanlayıcılar
Elmalılı Hamdi YazırElbette bir ağaçtan, zakkum ağacından yiyeceksiniz
Süleyman Ateş(Suçlular) Mutlaka bir Zakkum ağacından yiyecekler
Ali BulaçŞüphesiz zakkum olan bir ağaçtan yiyeceksiniz
Elmalılı Hamdi YazırKarınlarınızı hep onunla dolduracaksınız
Süleyman AteşOnunla karınları(nı) dolduracaklar
Ali BulaçBöylece karınları(nızı) ondan dolduracaksınız
Elmalılı Hamdi YazırÜstüne de kaynar su içeceksiniz
Süleyman AteşÜzerine de kaynar su içeceklerdir
Ali BulaçOnun üzerine de alabildiğine kaynar sudan içeceksiniz
Elmalılı Hamdi YazırSusuzluk illetine tutulmuş develerin içişi gibi içeceksiniz
Süleyman AteşSusuzluk hastalığına tutulmuş develerin içişi gibi içeceklerdir
Ali BulaçÜstelik 'içtikçe susayan hasta develerin' içişi gibi içeceksiniz
Elmalılı Hamdi Yazırİşte ceza gününde onlara sunulacak ziyafet budur
Süleyman Ateşİşte ceza gününde onların ağırlanışı böyledir
Ali Bulaçİşte bu, onların din (hesap ve ceza) gününde şölenleridir
Elmalılı Hamdi YazırBiz sizi yarattık; tasdik etmeniz gerekmez mi
Süleyman AteşBiz sizi yarattık; doğrulamanız gerekmez mi
Ali BulaçSizleri Biz yarattık, yine de tasdik etmeyecek misiniz
Elmalılı Hamdi YazırAttığınız meniyi gördünüz mü
Süleyman AteşAkıttığınız meniyi gördünüz mü
Ali BulaçŞimdi (rahimlere) dökmekte olduğunuz meniyi gördünüz mü
Elmalılı Hamdi YazırOnu siz mi yaratıyorsunuz yoksa yaratan biz miyiz
Süleyman AteşSiz mi onu yaratıyorsunuz, yoksa yaratıcılar biz miyiz
Ali BulaçOnu sizler mi yaratıyorsunuz, yoksa Yaratıcı Biz miyiz
Elmalılı Hamdi YazırAranızda ölümü takdir eden biziz ve bizim önümüze geçilmez
Süleyman AteşAranızda ölümü takdir eden biziz ve bizim önümüze geçilmiş değildir (kimse ölüme engel olamaz)
Ali BulaçSizin aranızda ölümü takdir eden Biziz ve Bizim önümüze geçilmiş değildir
Elmalılı Hamdi YazırBöylece sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediğiniz bir yaratılışta tekrar var edelim diye (böyle yapıyoruz)
Süleyman Ateş(Size böyle ölümü takdir ettik) Ki sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi, bilmediğiniz bir biçimde yeniden inşa' edelim
Ali Bulaç(Yerinize) Benzerlerinizi getirip-değiştirme ve sizi şimdi bilemeyeceğiniz bir şekilde-inşa etme konusunda
Elmalılı Hamdi YazırAndolsun, ilk yaratılışı bildiniz. Düşünüp ibret almanız gerekmez mi
Süleyman AteşAndolsun, ilk yaratmayı bildiniz, (bunu) düşünüp ibret almanız gerekmez mi
Ali BulaçAndolsun, ilk inşa (yaratma)yı bildiniz; ama öğüt alıp-düşünmeniz gerekmez mi
Elmalılı Hamdi YazırEktiğinizi gördünüz mü
Süleyman AteşEktiğinizi gördünüz mü
Ali BulaçŞimdi ekmekte olduğunuz (tohum)u gördünüz mü
Elmalılı Hamdi YazırOnu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz
Süleyman AteşSiz mi onu bitiyorsunuz, yoksa bitirenler biz miyiz
Ali BulaçOnu sizler mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren Biz miyiz
Elmalılı Hamdi YazırDileseydik, onu kuru bir çöp yapardık. Hayret eder dururdunuz
Süleyman AteşDileseydik, onu kuru bir çöp yapardık, sızlanıp dururdunuz
Ali BulaçEğer dilemiş olsaydık, gerçekten onu bir ot kırıntısı kılardık; böylelikle şaşar-kalırdınız
Elmalılı Hamdi YazırDoğrusu borç altına girdik
Süleyman AteşBiz borçlandık, (yaptığmız masraflar boşa gitti)
Ali Bulaç(Şöyle de sızlanırdınız:) "Doğrusu biz, ağır bir borç altına girip-zorlandık
Elmalılı Hamdi YazırDoğrusu, biz yoksul bırakıldık" (derdiniz)
Süleyman AteşDoğrusu, biz yoksun bırakıldık! (derdiniz)
Ali BulaçHayır, biz büsbütün yoksun bırakıldık
Elmalılı Hamdi Yazırİçtiğiniz suya baktınız mı
Süleyman Ateşİçtiğiniz suya baktınız mı
Ali BulaçŞimdi siz, içmekte olduğunuz suyu gördünüz mü
Elmalılı Hamdi YazırBuluttan onu siz mi indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz
Süleyman AteşSiz mi onu buluttan indirdiniz, yoksa indirenler biz miyiz
Ali BulaçOnu sizler mi buluttan indiriyorsunuz, yoksa indiren Biz miyiz
Elmalılı Hamdi YazırDileseydik onu tuzlu yapardık. O halde şükretseniz ya
Süleyman AteşDileseydik onu tuzlu yapardık. Şüketmeniz gerekmez mi
Ali BulaçEğer dilemiş olsaydık onu tuzlu kılardık; şükretmeniz gerekmez mi
Elmalılı Hamdi YazırYaktığınız ateşi gördünüz mü
Süleyman Ateş(İki dalı birbirine sürterek) Çıkardığınız ateşi gördünüz mü
Ali BulaçŞimdi yakmakta olduğunuz ateşi gördünüz mü
Elmalılı Hamdi YazırOnun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz
Süleyman AteşOnun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratanlar biz miyiz
Ali BulaçOnun ağacını sizler mi inşa ettiniz (yarattınız), yoksa onu inşa eden Biz miyiz
Elmalılı Hamdi YazırBiz onu bir ibret ve çölden gelip geçenlere bir fayda yaptık
Süleyman AteşBiz onu bir ibret ve çölden gelip geçenlere bir fayda yaptık
Ali BulaçBiz onu hem bir öğüt ve hatırlatma (konusu), hem ihtiyacı olanlara bir meta kıldık
Elmalılı Hamdi YazırÖyleyse büyük Rabbinin adını yücelt
Süleyman AteşÖyleyse büyük Rabbinin adını yücelt
Ali BulaçŞu halde büyük Rabbini ismiyle tesbih et
Elmalılı Hamdi YazırHayır, yıldızların yerlerine yemin ederim
Süleyman AteşYoo, yıldızların yerlerine yemin ederim
Ali BulaçHayır, yıldızların yer (mevki)lerine yemin ederim
Elmalılı Hamdi YazırBilirseniz bu büyük bir yemindir
Süleyman AteşBilirseniz, bu büyük bir yemindir
Ali BulaçŞüphesiz bu, eğer bilirseniz gerçekten büyük bir yemindir
Elmalılı Hamdi YazırO, elbette şerefli bir Kur'ân'dır
Süleyman AteşO, elbette değerli bir Kur'an'dır
Ali BulaçElbette bu, bir Kur'an-ı Kerim'dir
Elmalılı Hamdi YazırKorunmuş bir kitaptadır
Süleyman AteşSaklı bir Kitaptadır
Ali BulaçSaklanmış-korunmuş bir Kitap'ta (yazılı)dır
Elmalılı Hamdi YazırOna temizlenenlerden başkası el süremez
Süleyman AteşKi ona temizlerden başkası dokunmaz
Ali BulaçOna, temizlenip-arınmış olanlardan başkası dokunamaz
Elmalılı Hamdi Yazırâlemlerin Rabbinden indirilmiştir
Süleyman AteşAlemlerin Rabbinden indirilmiştir
Ali BulaçAlemlerin Rabbinden indirilmedir
Elmalılı Hamdi YazırŞimdi siz bu sözü mü küçümsüyorsunuz
Süleyman AteşŞimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz
Ali BulaçŞimdi siz bu sözü mü hor görüp-küçümsüyorsunuz
Elmalılı Hamdi YazırRızkınızı, yalanlamanızdan ibaret mi kılıyorsunuz
Süleyman Ateş(Kur'an'dan istifade edeceğiniz yerde) Rızkınızı, yalanlamanızdan ibaret mi kılıyorsunuz (sizin ondan elde ettiğiniz nasib, sadece onu yalanlamanız mıdır)
Ali BulaçVe rızkınızı (Kur'an'dan yararlanma nimetini bırakıp onu) mutlaka yalan saymaktan ibaret mi kılıyorsunuz
Elmalılı Hamdi YazırCan boğaza dayandığı zaman
Süleyman AteşYa can boğaza dayandığı zaman
Ali BulaçHele can boğaza gelip dayandığında
Elmalılı Hamdi YazırKi o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz
Süleyman AteşKi siz de o zaman (can çekişen kimseye) bakıp durursunuz
Ali BulaçKi o sırada siz (sadece) bakıp-durursunuz
Elmalılı Hamdi YazırBiz ona sizden daha yakınız, fakat siz görmezsiniz
Süleyman AteşBiz ona sizden daha yakınız, fakat siz görmezsiniz
Ali BulaçBiz ona sizden daha yakınız; ancak görmezsiniz
Elmalılı Hamdi YazırEğer cezalandırılmayacak iseniz
Süleyman AteşEğer (öldükten sonra) cezalandırılmayacaksanız
Ali Bulaçİşte o vakit, eğer ceza görmeyecek iseniz
Elmalılı Hamdi YazırOnu geri çevirsenize; şayet iddianızda doğru iseniz
Süleyman Ateş(Bu sözünüzde doğru iseniz) o(çıkmakta olan ca)nı geri döndürsenize
Ali BulaçEğer doğru söylüyorsanız, onu, (çıkmakta olan canı) geri çevirsenize
Elmalılı Hamdi YazırFakat ölen kişiye gelince, eğer o rahmete yaklaştırılanlardan ise
Süleyman Ateş(O can, Allah'a) Yaklaştırılanlardan ise
Ali BulaçEğer o (ölecek kişi), yakın kılınan (mukarreb olan)lardan ise
Elmalılı Hamdi YazırOna rahatlık, güzel rızık ve Naîm cenneti vardır
Süleyman AteşO'na rahatlık, güzel rızık ve ni'met cenneti var
Ali BulaçBu durumda rahatlık, güzel rızık ve nimetlerle donatılmış cennet (onundur)
Elmalılı Hamdi YazırEğer O, sağın adamlarından ise
Süleyman AteşEğer sağcılardan (amel defteri sağ tarafından verilenlerden) ise
Ali BulaçVe eğer "Ashab-ı Yemin"den ise
Elmalılı Hamdi Yazır(Ey sağcı), sana sağcılardan selam
Süleyman Ateş(Ey sağcı) Sana sağcılardan selam var
Ali BulaçArtık, "Ashab-ı Yemin"den selam sana
Elmalılı Hamdi YazırAma yalanlayıcı sapıklardan ise
Süleyman AteşAma yalanlayıcı sapıklardan ise
Ali BulaçVe eğer o, yalanlayan sapıklardan ise
Elmalılı Hamdi Yazırİşte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır
Süleyman AteşKaynar sudan bir ziyafet
Ali BulaçArtık (onun için) alabildiğine kaynar sudan bir şölen vardır
Elmalılı Hamdi YazırVe cehenneme atılma vardır
Süleyman AteşVe cehenneme atılma var
Ali BulaçVe çılgınca yanan ateşe bir atılma da
Elmalılı Hamdi YazırKesin gerçek budur işte
Süleyman AteşKesin gerçek budur işte
Ali BulaçŞüphesiz bu, kesin bilgi ifade eden bir gerçektir (Hakku'l-Yakin)
Elmalılı Hamdi YazırÖyle ise Rabbini o büyük ismiyle tesbih et
Süleyman AteşÖyleyse büyük Rabbinin adını tesbih et (O'nu, kendisine layık olmayan sıfatlardan tenzih eyle)
Ali BulaçÖyleyse büyük Rabbini ismiyle tesbih et