56. Al-Waaqia سُورَةُ الوَاقِعَةِ
Süleyman AteşOlacak vak'a olduğu (kıyamet koptuğu) zaman
Saheeh InternationalWhen the Occurrence occurs
«إذا وقعت الواقعة» قامت القيامة.
Süleyman AteşOnun oluşunu yalanlayacak yoktur
Saheeh InternationalThere is, at its occurrence, no denial
«ليس لوقعتها كاذبة» نفس تكذب بأن تنفيها كما نفتها في الدنيا.
Süleyman AteşO alçaltıcı, yükselticidir (yerleri alt üst eder)
Saheeh InternationalIt will bring down [some] and raise up [others]
«خافضة رافعة» أي هي مظهرة لخفض أقوام بدخولهم النار ولرفع آخرين بدخولهم الجنة.
Süleyman AteşYer şiddetliesarsıldığı
Saheeh InternationalWhen the earth is shaken with convulsion
«إذا رجت الأرض رجا» حركت حركة شديدة.
Süleyman AteşDağlar serpildikçe serpildiği
Saheeh InternationalAnd the mountains are broken down, crumbling
«وبست الجبال بسا» فتتت.
Süleyman AteşDağılan toz duman haline geldiği
Saheeh InternationalAnd become dust dispersing
«فكانت هباءً» غبارا «منبثا» منتشرا، وإذا الثانية بدل من الأولى.
Süleyman AteşVe sizler üç sınıf olduğunuz zaman
Saheeh InternationalAnd you become [of] three kinds
«وكنتم» في القيامة «أزواجا» أصنافا «ثلاثة».
Süleyman AteşSağın adamları (amel defterleri sağ tarafından verilenler), ne uğurlulardır onlar
Saheeh InternationalThen the companions of the right - what are the companions of the right
«فأصحاب الميمنة» وهم الذين يؤتون كتبهم بإيمانهم مبتدأ خبره «ما أصحاب الميمنة» تعظيم لشأنهم بدخولهم الجنة.
Süleyman AteşSolun adamları (amel defterleri sol tarafından verilenler), ne uğursuzlardır onlar
Saheeh InternationalAnd the companions of the left - what are the companions of the left
«وأصحاب المشأمة» أي الشمال بأن يؤتى كل منهم كتابه بشماله «ما أصحاب المشأمة» تحقير لشأنهم بدخولهم النار.
Süleyman AteşVe o sabıklar, sabıklar
Saheeh InternationalAnd the forerunners, the forerunners
«والسابقون» إلى الخير وهم الأنبياء مبتدأ «السابقون» تأكيد لتعظيم شأنهم.
Süleyman Ateşİşte, onlardır (Allah'a) yaklaştırılanlar
Saheeh InternationalThose are the ones brought near [to Allah]
«أولئك المقربون».
Süleyman AteşNi'met cennetlerinde
Saheeh InternationalIn the Gardens of Pleasure
«في جنات النعيم».
Süleyman AteşÇoğu öncekilerden
Saheeh InternationalA [large] company of the former peoples
«ثلة من الأولين» مبتدأ، أي جماعة من الأمم الماضية.
Süleyman AteşBirazı da sonrakilerden (olan bu insanlar)
Saheeh InternationalAnd a few of the later peoples
«وقليل من الآخرين» من أمة محمد صلى الله عليه وسلم وهم السابقون من الأمم الماضية وهذه الأمة والخبر.
Süleyman AteşAltın ve cevahirle işlenmiş tahtlar üzerindedirler
Saheeh InternationalOn thrones woven [with ornament]
«على سرر موضونة» منسوجة بقضبان الذهب والجواهر.
Süleyman AteşOnların üzerinde karşılıklı yaslanırlar
Saheeh InternationalReclining on them, facing each other
«متكئين عليها متقابلين» حالان من الضمير في الخبر.
Süleyman AteşÇevrelerinde, ebedi yaşamağa erdirilmiş gençler dolaşır
Saheeh InternationalThere will circulate among them young boys made eternal
«يطوف عليهم» للخدمة «ولدان مخلدون» على شكل الأولاد لا يهرمون.
Süleyman AteşAkıp giden şarap kaynağından doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehlerle
Saheeh InternationalWith vessels, pitchers and a cup [of wine] from a flowing spring
«بأكواب» أقداح لا عرى لها «وأباريق» لها عرى وخراطيم «وكأس» إناء شرب الخمر «من معين» أي خمر جارية من منبع لا ينقطع أبدا.
Süleyman Ateş(Bir şarap ki) Ondan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir
Saheeh InternationalNo headache will they have therefrom, nor will they be intoxicated
«لا يصدعون عنها ولا ينزَِفون» بفتح الزاي وكسرها من نزف الشارب وأنزف، أي لا يحصل لهم منها صداع ولا ذهاب عقل بخلاف خمر الدنيا.
Süleyman AteşBeğendikleri meyva(lar)
Saheeh InternationalAnd fruit of what they select
«وفاكهة مما يتخيرون».
Süleyman AteşCanlarının çektiği kuş et(ler)i
Saheeh InternationalAnd the meat of fowl, from whatever they desire
«ولحم طير مما يشتهون و» لهم للاستمتاع.
Süleyman Ateşİri gözlü huriler
Saheeh InternationalAnd [for them are] fair women with large, [beautiful] eyes
«وحور» نساء شديدات سواد العيون وبياضها «عين» ضخام العيون كسرت عينه بدل ضمها لمجانسة الياء ومفرده عيناء كحمراء وفي قراءة بجر حور عين.
Süleyman AteşSaklı inciler gibi
Saheeh InternationalThe likenesses of pearls well-protected
«كأمثال اللؤلؤ المكنون» المصون.
Süleyman AteşYaptıklarına karşılık olarak
Saheeh InternationalAs reward for what they used to do
«جزاءً» مفعول له أو مصدر والعامل المقدر أي جعلنا لهم ما ذكر للجزاء أو جزيناهم «بما كانوا يعملون».
Süleyman AteşOrada ne boş bir söz ve ne de günaha sokan bir laf işitirler
Saheeh InternationalThey will not hear therein ill speech or commission of sin
«لا يسمعون فيها» في الجنة «لغوا» فاحشا من الكلام «ولا تأثيما» ما يؤثم.
Süleyman AteşDuydukları söz, yalnız "Selam, selam" dır
Saheeh InternationalOnly a saying: "Peace, peace
«إلا» لكن «قيلا» قولا «سلاما» سلاما بدل من قيلا فإنهم يسمعونه.
Süleyman AteşSağın adamları, nedir o sağın adamları
Saheeh InternationalThe companions of the right - what are the companions of the right
«وأصحاب اليمين ما أصحاب اليمين».
Süleyman Ateş(Onlar) Dikensiz kirazlar
Saheeh International[They will be] among lote trees with thorns removed
«في سدر» شجر النبق «مخضود» لا شوك فيه.
Süleyman Ateş(Kökünden tepesine kadar) meyva dizili muzlar
Saheeh InternationalAnd [banana] trees layered [with fruit]
«وطلح» شجر الموز «منضود» بالحمل من أسفله إلى أعلاه.
Süleyman AteşUzamış gölge(ler)
Saheeh InternationalAnd shade extended
«وظل ممدود» دائم.
Süleyman AteşFışkıran sular
Saheeh InternationalAnd water poured out
«وماء مسكوب» جار دائما.
Süleyman AteşPek çok mevya arasında
Saheeh InternationalAnd fruit, abundant [and varied]
«وفاكهة كثيرة».
Süleyman AteşTükenmeyen ve yasaklanmayan
Saheeh InternationalNeither limited [to season] nor forbidden
«لا مقطوعة» في زمن «ولا ممنوعة» بثمن.
Süleyman AteşVe yükseltilmiş döşekler üstündedirler
Saheeh InternationalAnd [upon] beds raised high
«وفرش مرفوعة» على السرر.
Süleyman AteşBiz (oradaki) kadınları da yeniden bir güzel inşa' etmişiz
Saheeh InternationalIndeed, We have produced the women of Paradise in a [new] creation
«إنا أنشأناهن إنشاءً» أي الحور العين من غير ولادة.
Süleyman AteşOnları bakireler yapmışızdır
Saheeh InternationalAnd made them virgins
«فجعلناهن أبكارا» عذارى كلما أتاهن أزواجهن وجدوهن عذارى ولا وجع.
Süleyman AteşHep yaşıt sevgililer
Saheeh InternationalDevoted [to their husbands] and of equal age
«عرُْبا» بضم الراء وسكونها جمع عروب وهي المتحببة إلى زوجها عشقا له «أترابا» جمع ترب، أي مستويات في السن.
Süleyman AteşSağın adamları için
Saheeh InternationalFor the companions of the right [who are]
«لأصحاب اليمين» صلة أنشأناهن أو جعلناهن وهم.
Süleyman Ateş(Bu sağcıların) Bir bölümü öncekilerdendir
Saheeh InternationalA company of the former peoples
«ثلة من الأولين».
Süleyman AteşBir bölümü de sonrakilerdendir
Saheeh InternationalAnd a company of the later peoples
«وثلة من الآخرين».
Süleyman AteşSolun adamları (amel defterleri, sol tarafından verilenler), nedir o solcular
Saheeh InternationalAnd the companions of the left - what are the companions of the left
«وأصحاب الشمال ما أصحاب الشمال».
Süleyman Ateş(Onlar) Delikçiklere işleyen bir ateş ve kaynar su içinde
Saheeh International[They will be] in scorching fire and scalding water
«في سموم» ريح جارة من النار تنفذ في المسام «وحميم» ماء شديد الحرارة.
Süleyman AteşKara dumandan bir gölge altında
Saheeh InternationalAnd a shade of black smoke
«وظل من يحموم» دخان شديد السواد.
Süleyman AteşKi ne serindir, ne faydalı
Saheeh InternationalNeither cool nor beneficial
«لا بارد» كغيره من الظلال «ولا كريم» حسن المنظر.
Süleyman AteşÇünkü onlar bundan önce varlık içinde şımartılmışlardı
Saheeh InternationalIndeed they were, before that, indulging in affluence
«إنهم كانوا قبل ذلك» في الدنيا «مترفين» منعمين لا يتعبون في الطاعة.
Süleyman AteşBüyük günahı işlemekte ısrar ediyorlardı
Saheeh InternationalAnd they used to persist in the great violation
«وكانوا يصرون على الحنث» الذنب «العظيم» أي الشرك.
Süleyman AteşVe diyorlardı ki: "Biz öldükten, toprak ve kemik yığını olduktan sonra, biz mi bir daha diriltileceğiz
Saheeh InternationalAnd they used to say, "When we die and become dust and bones, are we indeed to be resurrected
«وكانوا يقولون أئذا متنا وكنا ترابا وعظاما أئنا لمبعوثون» في الهمزتين في الموضوعين التحقيق وتسهيل الثانية وإدخال ألف بينهما على الوجهين.
Süleyman AteşÖnceki atalarımız da mı
Saheeh InternationalAnd our forefathers [as well]
«أو آباؤنا الأولون» بفتح الواو للعطف والهمزة للاستفهام وهو في ذلك وفيما قبله للاستبعاد وفي قراءة بسكون الواو عطفا بأو والمعطوف عليه محل إن واسمها.
Süleyman AteşDe ki: "Öncekiler de sonrakiler de
Saheeh InternationalSay, [O Muhammad], "Indeed, the former and the later peoples
«قل إن الأولين والآخرين».
Süleyman AteşBelli bir günün buluşma vakti için mutlaka toplanacaklardır
Saheeh InternationalAre to be gathered together for the appointment of a known Day
«لمجموعون إلى ميقات» لوقت «يوم معلوم» أي يوم القيامة.
Süleyman AteşSonra siz de, ey sapık yalanlayıcılar (o zaman toplanacaksınız)
Saheeh InternationalThen indeed you, O those astray [who are] deniers
«ثم إنكم أيها الضالون المكذبون».
Süleyman Ateş(Suçlular) Mutlaka bir Zakkum ağacından yiyecekler
Saheeh InternationalWill be eating from trees of zaqqum
«لآكلون من شجر من زقوم» بيان للشجر.
Süleyman AteşOnunla karınları(nı) dolduracaklar
Saheeh InternationalAnd filling with it your bellies
«فمالئون منها» من الشجر «البطون».
Süleyman AteşÜzerine de kaynar su içeceklerdir
Saheeh InternationalAnd drinking on top of it from scalding water
«فشاربون عليه» أي الزقوم المأكول «من الحميم».
Süleyman AteşSusuzluk hastalığına tutulmuş develerin içişi gibi içeceklerdir
Saheeh InternationalAnd will drink as the drinking of thirsty camels
«فشاربون شَُرب» بفتح الشين وضمها مصدر «الهيم» الإبل العطاش جمع هيمان للذكر وهيمى للأنثى، كعطشان وعطشى.
Süleyman Ateşİşte ceza gününde onların ağırlanışı böyledir
Saheeh InternationalThat is their accommodation on the Day of Recompense
«هذا نزلهم» ما أعد لهم «يوم الدين» يوم القيامة.
Süleyman AteşBiz sizi yarattık; doğrulamanız gerekmez mi
Saheeh InternationalWe have created you, so why do you not believe
«نحن خلقناكم» أوجدناكم من عدم «فلولا» هلا «تصدقون» بالبعث إذ القادر على الإنشاء قادر على الإعادة.
Süleyman AteşAkıttığınız meniyi gördünüz mü
Saheeh InternationalHave you seen that which you emit
«أفرأيتم ما تمنون» تريقون من المني في أرحام النساء.
Süleyman AteşSiz mi onu yaratıyorsunuz, yoksa yaratıcılar biz miyiz
Saheeh InternationalIs it you who creates it, or are We the Creator
«أأنتم» بتحقيق الهمزتين وإبدال الثانية ألفا وتسهيلها وإدخال ألف بين المسهلة والأخرى وتركه في المواضع الأخرى «تخلقونه» أي المني بشرا «أم نحن الخالقون».
Süleyman AteşAranızda ölümü takdir eden biziz ve bizim önümüze geçilmiş değildir (kimse ölüme engel olamaz)
Saheeh InternationalWe have decreed death among you, and We are not to be outdone
«نحن قدَّرنا» بالتشديد والتخفيف «بينكم الموت وما نحن بمسبوقين» بعاجزين.
Süleyman Ateş(Size böyle ölümü takdir ettik) Ki sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi, bilmediğiniz bir biçimde yeniden inşa' edelim
Saheeh InternationalIn that We will change your likenesses and produce you in that [form] which you do not know
«على» عن «أن نبدل» نجعل «أمثالكم» مكانكم «وننشئكم» نخلقكم «في مالا تعلمون» من الصور كالقردة والخنازير.
Süleyman AteşAndolsun, ilk yaratmayı bildiniz, (bunu) düşünüp ibret almanız gerekmez mi
Saheeh InternationalAnd you have already known the first creation, so will you not remember
«ولقد علمتم النّشاءَةَ الأولى» وفي قراءة بسكون الشين «فلولا تذكرون» فيه إدغام التاء الثانية في الأصل في الذال.
Süleyman AteşEktiğinizi gördünüz mü
Saheeh InternationalAnd have you seen that [seed] which you sow
«أفرأيتم ما تحرثون» تثيرون في الأرض وتلقون البذر فيها.
Süleyman AteşSiz mi onu bitiyorsunuz, yoksa bitirenler biz miyiz
Saheeh InternationalIs it you who makes it grow, or are We the grower
«أأنتم تزرعونه» تنبتونه «أم نحن الزارعون».
Süleyman AteşDileseydik, onu kuru bir çöp yapardık, sızlanıp dururdunuz
Saheeh InternationalIf We willed, We could make it [dry] debris, and you would remain in wonder
«لو نشاء لجعلناه حطاما» نباتا يابسا لا حب فيه «فظلتم» أصله ظللتم بكسر اللام حذفت تخفيفا أي أقمتم نهارا «تفكهون» حذفت منه إحدى التاءين في الأصل تعجبون من ذلك وتقولون.
Süleyman AteşBiz borçlandık, (yaptığmız masraflar boşa gitti)
Saheeh International[Saying], "Indeed, we are [now] in debt
«إنا لمغرمون» نفقة زرعنا.
Süleyman AteşDoğrusu, biz yoksun bırakıldık! (derdiniz)
Saheeh InternationalRather, we have been deprived
«بل نحن محرومون» ممنوعون رزقنا.
Süleyman Ateşİçtiğiniz suya baktınız mı
Saheeh InternationalAnd have you seen the water that you drink
«أفرأيتم الماء الذي تشربون».
Süleyman AteşSiz mi onu buluttan indirdiniz, yoksa indirenler biz miyiz
Saheeh InternationalIs it you who brought it down from the clouds, or is it We who bring it down
«أأنتم أنزلتموه من المزن» السحاب جمع مزنة «أم نحن المنزلون».
Süleyman AteşDileseydik onu tuzlu yapardık. Şüketmeniz gerekmez mi
Saheeh InternationalIf We willed, We could make it bitter, so why are you not grateful
«لو نشاء جعلناه أجاجا» ملحا لا يمكن شربه «فلولا» هلا «تشكرون».
Süleyman Ateş(İki dalı birbirine sürterek) Çıkardığınız ateşi gördünüz mü
Saheeh InternationalAnd have you seen the fire that you ignite
«أفرأيتم النار التي تورون» تُخرجون من الشجر الأخضر.
Süleyman AteşOnun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratanlar biz miyiz
Saheeh InternationalIs it you who produced its tree, or are We the producer
«أأنتم أنشأتم شجرتها» كالمرخ والعفار والكلخ «أم نحن المنشئون».
Süleyman AteşBiz onu bir ibret ve çölden gelip geçenlere bir fayda yaptık
Saheeh InternationalWe have made it a reminder and provision for the travelers
«نحن جعلناها تذكرة» لنار جهنم «ومتاعا» بُلْغَة «للمقوين» للمسافرين من أقوى القوم: أي صاروا بالقوى بالقصر والمد أي القفر وهو مفازة لا نبات فيها ولا ماء.
Süleyman AteşÖyleyse büyük Rabbinin adını yücelt
Saheeh InternationalSo exalt the name of your Lord, the Most Great
«فسبح» نزه «باسم» زائدة «ربك العظيم» الله.
Süleyman AteşYoo, yıldızların yerlerine yemin ederim
Saheeh InternationalThen I swear by the setting of the stars
«فلا أقسم» لا زائدة «بمواقع النجوم» بمساقطها لغروبها.
Süleyman AteşBilirseniz, bu büyük bir yemindir
Saheeh InternationalAnd indeed, it is an oath - if you could know - [most] great
«وإنه» أي القسم بها «لقسم لو تعلمون عظيم» لو كنتم من ذوي العلم لعلمتم عظم هذا القسم.
Süleyman AteşO, elbette değerli bir Kur'an'dır
Saheeh InternationalIndeed, it is a noble Qur'an
«إنه» أي المتلو عليكم «لقرآن كريم».
Süleyman AteşSaklı bir Kitaptadır
Saheeh InternationalIn a Register well-protected
«في كتاب» مكتوب «مكنون» مصون وهو المصحف.
Süleyman AteşKi ona temizlerden başkası dokunmaz
Saheeh InternationalNone touch it except the purified
«لايمسّه» خبر بمعنى النهي «إلا المطهرون» الذين طهروا أنفسهم من الأحداث.
Süleyman AteşAlemlerin Rabbinden indirilmiştir
Saheeh International[It is] a revelation from the Lord of the worlds
«تنزيل» منزل «من رب العالمين».
Süleyman AteşŞimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz
Saheeh InternationalThen is it to this statement that you are indifferent
«أفبهذا الحديث» القرآن «أنتم مدهنون» متهاونون مكذبون.
Süleyman Ateş(Kur'an'dan istifade edeceğiniz yerde) Rızkınızı, yalanlamanızdan ibaret mi kılıyorsunuz (sizin ondan elde ettiğiniz nasib, sadece onu yalanlamanız mıdır)
Saheeh InternationalAnd make [the thanks for] your provision that you deny [the Provider]
«وتجعلون رزقكم» من المطر، أي شكره «أنكم تكذبون» بسقيا الله حيث قلتم مطرنا بنوء كذا.
Süleyman AteşYa can boğaza dayandığı zaman
Saheeh InternationalThen why, when the soul at death reaches the throat
«فلولا» فهلا «إذا بلغت» الروح وقت النزع «الحلقوم» هو مجرى الطعام.
Süleyman AteşKi siz de o zaman (can çekişen kimseye) bakıp durursunuz
Saheeh InternationalAnd you are at that time looking on
«وأنتم» يا حاضري الميت «حينئذ تنظرون» إليه.
Süleyman AteşBiz ona sizden daha yakınız, fakat siz görmezsiniz
Saheeh InternationalAnd Our angels are nearer to him than you, but you do not see
«ونحن أقرب إليه منكم» بالعلم «ولكن لا تبصرون» من البصيرة، أي لا تعلمون ذلك.
Süleyman AteşEğer (öldükten sonra) cezalandırılmayacaksanız
Saheeh InternationalThen why do you not, if you are not to be recompensed
«فلولا» فهلا «إن كنتم غير مدينين» مجزيين بأن تبعثوا، أي غير مبعوثين بزعمكم.
Süleyman Ateş(Bu sözünüzde doğru iseniz) o(çıkmakta olan ca)nı geri döndürsenize
Saheeh InternationalBring it back, if you should be truthful
«ترجعونها» تردون الروح إلى الجسد بعد بلوغ الحلقوم «إن كنتم صادقين» فيما زعمتم فلولا الثانية تأكيد للأولى وإذا ظرف لترجعون المتعلق به الشرطان والمعنى: هلا ترجعونها إن نفيتم البعث صادقين في نفيه، أي لينتفي عن محلها الموت كالبعث.
Süleyman Ateş(O can, Allah'a) Yaklaştırılanlardan ise
Saheeh InternationalAnd if the deceased was of those brought near to Allah
«فأما إن كان» الميت «من المقربين».
Süleyman AteşO'na rahatlık, güzel rızık ve ni'met cenneti var
Saheeh InternationalThen [for him is] rest and bounty and a garden of pleasure
«فروْح» أي فله استراحة «وريحان» رزق حسن «وجنة نعيم» وهل الجواب لأما أو لإن أو لهما؟ أقوال.
Süleyman AteşEğer sağcılardan (amel defteri sağ tarafından verilenlerden) ise
Saheeh InternationalAnd if he was of the companions of the right
«وأما إن كان من أصحاب اليمين».
Süleyman Ateş(Ey sağcı) Sana sağcılardan selam var
Saheeh InternationalThen [the angels will say], "Peace for you; [you are] from the companions of the right
«فسلام لك» أي له السلامة من العذاب «من أصحاب اليمين» من جهة أنه منهم.
Süleyman AteşAma yalanlayıcı sapıklardan ise
Saheeh InternationalBut if he was of the deniers [who were] astray
«وأما إن كان من المكذبين الضالين».
Süleyman AteşKaynar sudan bir ziyafet
Saheeh InternationalThen [for him is] accommodation of scalding water
(فنزل من حميم) من إضافة الموصوف إلى صفته.
Süleyman AteşVe cehenneme atılma var
Saheeh InternationalAnd burning in Hellfire
(وتصلية جحيم) من إضافة الموصوف إلى صفته.
Süleyman AteşKesin gerçek budur işte
Saheeh InternationalIndeed, this is the true certainty
«إن هذا لهو حق اليقين» من إضافة الموصوف إلى صفته.
Süleyman AteşÖyleyse büyük Rabbinin adını tesbih et (O'nu, kendisine layık olmayan sıfatlardan tenzih eyle)
Saheeh InternationalSo exalt the name of your Lord, the Most Great
«فسبح باسم ربك العظيم» تقدم.